Kılıçdaroğlu: Ben Adalet diyorum, o atlet diyor! (23.8.17)

Başlatan bozadi, 24 Ağustos 2017, 03:08:52

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

23 Ağustos 2017

Kılıçdaroğlu: Ben Adalet diyorum, o atlet diyor!


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV kanalında katıldığı canlı yayında gündemdeki konulara dair açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü sırasında çekilen ve Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından eleştirilen 'atletli fotoğrafı' için, "O fotoğrafta bir toplu iğne başı kadar yapmacıklık göremezsiniz. O fotoğraf Anadolu'dan bir ailenin fotoğrafıdır. Kızımla huzur içinde yemek yiyorum. Ben adalet diyorum o atlet diyor' dedi.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

Şükrü Kızılot'la 40 yıllık bir dostluğumuz vardı. Gerçekten hayatta kimseye kötülük yapmayı düşünmeyen, saygılı bir insandı. Allah rahmet eylesin.

"ZAAFI VAR KILIÇDAROĞLU"

Erdoğan ilginç bir insan aslında, ama bir zaafı var Kılıçdaroğlu hastalığına muzdarip. Hayatım boyunca doğruları söyledim söylemeye devam edeceğim. Bence bu hastalıktan kurtulması lazım. Bu ülkede demokrasi olacaksa, kesinlikle ben olacağım. 20 Temmuz'daki sivil darbeyi demokrasiyi kaldıracağım noktasına taşırsa o ayrı bir şey. Becerebilir mi? O ayrı bir şey.

"CESARETİN VARSA KARŞILAŞIRIZ"

Benim her söylediğime laf yetiştiriyor, bundan şikayetçi değilim. O konuşmasa havuz medyasında yer almayacağım. O gazeteleri okuyanlar, Kılıçdaroğlu'nun ne kadar haklı olduğunu görüyor. Ey Erdoğan gel karşıma, oturup konuşalım. Kılıçdaroğlu burada, cesaretin varsa gelirsin buraya, karşılaşırız. Ey Erdoğan, korkak değilsen, ödlek değilsen gel karşıma. İki insan karşılıkla konuşalım.

MİT TIR'LARI DEVLET DEĞİL BİRİLERİNİN SIRRIDIR"

Enis Berberoğlu şu anda radyodan bizi dinliyor. Enis Berberoğlu suç işlemedi, rehin alındı. MİT TIR'ları olayı devlet sırrı değildir. TIR'ların geçtiği yollardan valilerin haberi yok. Devlet sırrı değildir, birilerinin sırrıdır. Can Dündar diyor ki "Ben flash diski solcu bir milletvekilinden aldım." E o zamanlarda Enis Berberoğlu milletvekili değil ki. Bu ülkede, bakın tekrar tekrar söylüyorum, bu ülkede adalet yoktur. Bu ülkede hiçbir vatandaşın can ve mal güvenliği yoktur.

KOZMİK ODA'YI FETÖ'YE KİM AÇTI?

Kozmik Oda'yı FETÖ'ye açan kimdi? Bunu yapan kimdi? Asıl casuslar bunlar değil mi. Bir terör örgütüne devletin Kozmik Oda'yı nasıl açarsınız.

'ERDOĞAN'IN İZLEDİĞİ MİLLETVEKİLİ GÖRÜNTÜLERİ...'

Bir gazete "Kılıçdaroğlu bu görüntüleri izlemiş" diyor, evet o görüntüleri daha önce izledim. Ben anamuhalefet partisinin Genel Başkanı'yım. Ben Erdoğan'ın izlediği milletvekili görüntülerini Erdoğan'ın da görüntüye alındığı görüntüleri izledim. Ama bana verilmedi. Basın toplantısı yapar açıklardım. Gizli bir olay değil ki.

"NASIL OPERASYON YAPARIZ DİYE DÜŞÜNÜYORLAR"

CHP'ye nasıl operasyon yaparız diye düşünüyorlar. Sivil darbe dönemini yaşıyoruz. Adalet yürüyüşünde ezberlerin tümü bozuldu. Türkiye'nin %73'ü adalete güvenmiyor.

"AKINCI İDDİANAMESİNDE 3 PARAGRAF ÇIKARILDI"

Akıncı iddianamesinden 3 paragraf çıkartıldı. Savcılar 15 Temmuz darbesini araştırıyorlar, yazıyorlar. İddianamelere son şeklini Adalet Bakanlığı veriyor. Hepsinin belgesi var. Bir şeyi söylüyorsak gözü kapalı söylemiyoruz.

"ATLET" POLEMİĞİ: SIRADA AİLE FOTOĞRAFI

Adalet Yürüyüşü, birçok kişinin ezberini bozdu. İnanmıyorlardı. Her üç ya da dört gömlek değiştirdim. Yemek yemem gerekiyordu. O fotoğrafta yapmacıklığın toplu iğne ucu kadar bir şey göremezsiniz. Kızımla yemek yiyorum. O fotoğraf, Anadolu'dan bir fotoğraftır. Ben o şartlarda yetiştim, sarayla özenen bir insan değilim. O yemeği kızımla beraber huzur içinde yiyorum. Tarihe not düşüyorum: Hangi koşullardan geldim, milletvekili oldum, o tür koşullardan geldim. Ben halktan birisiyim. Evimde de öyle oturuyorum, dışarıda da öyleyim. Yetiştiğim şartlar böyle.

"BEN ADALET O ATLET DİYOR"

Bu 'Vatandaş Kemal' diye manşete alındı, ben bu ülkenin vatandaşıyım. Kızıyor, köpürüyor. Niye köpürüyorsun? O fotoğrafta ne var? Benim insanım böyle değil, sen zaten kendi insanını unuttun. Sen Türkiye'de sade vatandaşın hangi konumda olduğunu bilmiyorsun. Herkesin sarayının etrafında sana yağ çeken insanlar olduğunu düşünüyorsun, yok öyle bir şey. Gencecik bir adam, işsizlik nedeniyle kendini yaktı ya. Senin haberin var mı? Mizansen değil o fotoğraf. Zaten o karavanda kalıyorum. Ben adalet diyorum, o atlet diyor.

'KILIÇDAROĞLU YOĞURT YİYOR DİYE BOZULMUŞTUR'

Eminim Kılıçdaroğlu yoğurt yiyor diye bozulmuştur.  O fotoğrafta kibir yoktur. Sıradan sade bir vatandaş olmakla gurur duyuyorum. Kalktı bunun üzerinden bir de Atatürk dersi vermeye kalktı. Neyse, en azından o fotoğrafı gördü de Atatürk'ü hatırladı. Ben o sofrada kafasında külah, sabahtan akşama Atatürk'e hakaret eden kişiyi oturtmuyorum.

Biz gardırop Atatürkçüsü değiliz.

"HDP'LİLER BU ÜLKENİN İNSANI DEĞİL Mİ?"

HDP'liler bu ülkenin vatandaşı değil mi? Niye eleştiriliyor? HDP'ye 6 milyon insan oy verdi. Ben insanlara ayrım yapmam, 80 milyon insanın başımın üstünde yeri var. Kürtler adalet demeyecek mi? AKP'den MHP'den gelirse, gelen insana sen falancısın 'adalet' sözcüğünü ağzına alamazsın mı dicez? Hayatımda bu kadar insanlık düşmanı bir şey görmedim.

"ARAMIZA PROVOKATÖRLER SOKULDU"

Yürüyüş (Adalet yürüyüşü) sırasında aramıza provokatörler sokuldu. Onları bulduk senin burada işin yok dedik.

"SABAH AKŞAM FAİZ YÜKSEK DİYORLAR AMA..."

Faizden şikayetçi, sabah -öğle-akşam faizler çok yüksek diyorlar. AKP, 15 yılda dışarıya 142 milyar dolar faiz ödedi. Faiz lobisine çalışan bir hükümet. Bu ülkeyi kim yönetiyor, Fransız mı yönetiyor. Faizin düşmesini istiyorsan düşüreceksin.

MERAL AKŞENER'İN YENİ PARTİSİ

Meral Akşener'in partisinin siyasete olumlu bir gelişme getireceği kanaatindeyim. Ben siyasi tarihimiz açısından önemli buluyorum. Kurmaya çalıştığı alanda boşluk var.

ÖZEL KUVVETLER KOMUTANI ZEKAİ AKSAKALLI'NIN ATAMASI

Zekai Aksakallı'nin pasif bir göreve atandığı doğru. Yenikapı'da konuşurken kışlaya, camiye, adliyeye siyaset girmesin demiştim. Siyaset girmesinin kaldırılmayacağı yerler var. Şu anda 3 yerde de siyaset var.

"HESAP VERMESİ GEREKEN ADAM HESAP SORUYOR"

O davaların başsavcısı nerede? Zekeriya Öz'e makam aracı veren adam nerede? Sonra diyeceksin ki Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ'cü. Hesap vermesi gereken adam, hesap soruyor. Devletin arşivleri, bürokrasisi sende, gel konuşalım. Ben herşeyin hesabını veririm.

2019 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine daha epey vaktimiz var, CHP olarak elbet bir aday çıkartacağız. Bugünden ben adayım demek kadar yanlış birşey yok. Şu anda belirlemeyi doğru bulmuyoruz.

"TANINMIŞ BİRİ ÇIKACAK"

Adayımızı ne zaman açıklayacağımız belli değil. Adayımız saygı duyulan bir isim olmalı. Adayımız tanınmış biri olacak. Toplumun güvendiği, mütevazı, saygılı bir aday çıkacaktır.

"BEN SURİYE'DE BARIŞ İSTİYORUM"

Ben Suriye'de barış istiyorum. Suriye'de barış sonrası sığınmacılar dönmeli.

"FETÖ'NÜN YAPTIĞINA ŞÜPHE YOK"

"Ne istedilerse verdik" dediler ben söylemedim. 15 Temmuz'da FETÖ'nün yaptığına şüphe yok.

ALMAN FOCUS DERGİSİ'NE DEMECİ: "YİNE SÖYLÜYORUM"

Tamamen çarpıtma. "Türkiye'de kimsenin can ve mal güvenliği yok" dediğim için 'vay bunu nasıl dersin' diyorlar. TBMM'de de söyledim, herkes dinledi itiraz da etmedi. Salon toplantılarında, TV programlarında defalarca söyledim. Bugün de söylüyorum. Bir kararnameyle herkesin malvarlığına el konulabilir, yurdışı yasağı getirilebilir. Kaldı ki sizi suçlu ilan ettiler, eşiniz de çıkamıyor. Kolektif suç icat ettiler. Suç şahsidir.

"NE FETÖ'CÜYÜM NE ŞUYUM NE BUYUM BEN..."

Türkiye Cumhuriyeti hapishanelerinde çok sayıda çocuk var. Anneleri hapiste diye. Bu çocuklara yazık değil mi? Ben savunacağım. Ben ne FETÖ'cüyüm ne şuyum buyum. Ben sıradan vatandaşım. Ben kim mazlumsa onun hakkını hukukunu savunurum. "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Susmadığım için beni FETÖ'cülükle suçluyorlar.

"KADRO VERMEMEK İÇİN GEREKÇE UYDURUYORLAR"

Kadrolar var devlette. Kadro vermemek için gerekçe uyduruyorlar. Bunun parasını taşerona veriyorsun. Sen devlet olarak ver. Emekli perişan, memura enflasyonun altında zam verdiler. Ekonomi büyüdü diye alkışlıyorlar. Büyüdü de parayı kim götürdü, kim aldı? 142 milyar dolar bir avuç faiz lobicisine gitti hesabını soran var mı? IMF'ye ödenenin kat kat fazlası verildi. faizler yüksek, evet. Faiz için de KHK çıkarsana, elinden tutan mı var?

"DEVLETİ BİR KİŞİYE TESLİM EDEMEZSİNİZ"

Devleti bir kişiye teslim edemezsiniz. O kişi her şeyde olursa her şey onunla birlikte yıkılır. CHP, kişi partisi değildir.  Şu anda bir zaman yok adayımızın açıklama için. CHP'lilerin aklından geçen pek çok seçeneği vardır. Bütün ayrıntıları düşünmek gerekir. Makul, ortak aklı egemen olan, temiz, saf, halkını seven kucaklayan bir cumhurbaşkanı adayı olmalı. Dünyayla da barışık bir aday olmalı. Bizim amacımız sadece Türkiye'yi yönetmek değil, komşularla da iyi geçinmeli.

"HAYATIMDA BÖYLE BİR DÜZENBAZLIK GÖRMEDİM"

Balyoz, Ergenekon ile orduyu perişan ettiniz. Bunların kumpas olduğu ortaya çıktı, kendileri itiraf etti. İdam olsaydı belki de tamamı idam edilecekti. Bunun hesabını kim verecek. O davaların savcıları hesap verdiler mi? Başsavcı nerede, asıl FETÖ'cü o değil mi? Sonra da diyeceksin Kılıçdaroğlu FETÖ'cü. Hayatımda böyle bir düzenbazlık görmedim. Hesap vermesi gereken adam hesap soruyor.

"ALMANYA TÜM FETÖ'CÜLERİ TESLİM ETMELİ"

AB'nin fasıl açmamasını doğru bulmuyorum. Biz medeni dünyadan kopmak istemiyoruz. Dünya ile barışmak istiyorsanız adres CHP'dir. Almanya tüm FETÖ'cüleri teslim etmeli. Devletin nasıl yönetileceğini bilmiyorlar. Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorundadır.

"BENİM DE OĞLUM ASKERE GİDECEK"

Oğlumu askere göndereceğim. Bedelli askerlik yapabilirdi. Yoksul ailenin çocuğu bedel ödeyemediği için askere gidiyor, ben bedel ödeyebilirim ama halktan birisiysem benim de oğlum askere gidecek. Tarım ve orman işçileri ülkenin en fakir kesimi. Sosyal devlet olma kavramını unuttuk.

"DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINI BU HALE KİM GETİRDİ"

Rıza Sarraf'ın iadesi için 100'ün üzerinden dosya göndermek bize iade etmeyin anlamına geliyor. Devleti nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar. Dışişleri Bakanlığı'na yabancı dil bilmeyenleri aldılar, sonradan da kurs verdiler. FETÖ'cüleri aldılar. Dışişleri Bakanlığı'nın bu hale kim getirdi?

"TÜRKİYE KENDİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK ZORUNDADIR"

Türkiye kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. Bugünü değil yalnızca geleceğini de. Ortadoğu politikasını tek başına belirleyemez, bunun farkında olmak lazım. Ben istediğimi yaparım derseniz bedeli ağır olur. Diplomasinin bir temeli var. Dünya dengelerini iyi bilmek lazım. Suriye demek Rusya demekti, bunu göremediler. Bodoslama girersen bugünkü tablonun sorumlusu olursun.

"ATANAMAYA ÖĞRETMEN ÖLÜMLERİ VAR"

Türkiye'de orman köylüleri ile tarımdaki mevsimlik işçiler her zaman zor durumdalar. Orman köylülerine işveren muamalesi yapılıyor. Tarım işçileri zeytin, pamuk, fındık toplamaya giderler ailecek. Kamyon kasası ya da traktör kasasında giderler. O kazanın da nasıl olduğunu sordum. Bu felaketler başımıza geldiğinde hatırlıyoruz. Ölmeden önce onların sorunlarını çözmeliyiz. Barınma sorunları var. Devlet sosyal devlet olduğunu unuttu. Hakları lütuf gibi veriyorlar. Bunu toplumun her kesimine anlatmalıyız. Uygar bir şekilde tartışabilsek keşke. Her 5 üniversite mezunun biri işsiz. Atanamayan öğretmen ölümleri var. Bunun sorumluları hala koltukta.

Kaynak: Yurt Gazetesi


bozadi


bozadi

Kılıçdaroğlu bu konuda tamamen haklı. Erdoğan "metal yorgunluğunun" ve karşı karşıya olduğu çeşitli başka zorlukların etkisiyle olsa gerek, "çaptan düşme" eğilimleri gösteriyor. Meral Akşener'in kurmakta olduğu partinin ciddi bir yeni muhalefet gücü ortaya koyacağını seziyor olması da stresini artırdı muhtemelen.

Kılıçdaroğlu'nun adalet yürüyüşü sırasında atletle oturduğu sofrada yediği yemeğin fotoğrafına bakıp "Sen hiç Atatürk'ün böyle yemek yediğini gördün mü?" diye sorması bir yönüyle son derece boş bir lafken, bir diğer yönüyle "Atatürk'e" (sevmeyenler normalde "Atatürk" sözcüğünü pek kullanmazlar) dolaylı da olsa bir övgü içeriyor olması bakımından, Erdoğan'ın toplumun genelindeki veya en azından önemli bir bölümündeki "Büyük Atatürk" imajını yıkma çabasının nafile olduğu gerçeğiyle yüzleşmekte olduğuna dair bir işaret sayılabilir belki. Daha önce çok ucuz bir şekilde "ayyaş" diye aşağıladığı "Atatürk" bu.

Erdoğan entelektüel derinlik ve tutarlılık açısından büyük bir çiğlik içinde olageldi. Kısa sayılabilecek süreler içinde taban tabana zıt şeyleri savundu, çelişkiden çelişkiye savruldu durdu. Yine de tüm bunlar Erdoğan'ın bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeylerden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor bence. Erdoğan AKP'si sayesinde toplumun çok daha büyük bir bölümü siyasetle içli-dışlı oldu, iktidar veya muhalefet lehine görüş ve eylem sahibi oldu veya ben öyle algıladım.

Fethullah'ı önce besleyip sonra asmasında da bir hayır görüyorum kendi bakış açımdan. Fethullah'ı Allah'ına kadar desteklediği süreçte Fethullahçıların özgüvenleri tavan yaptı, çok daha rahat hareket ettiler ve mafyatik faaliyetleri çok daha bilinir oldu pek çokları için. Fetoculuğun idam süreci ise aynı sebeple son derece "görünür" bir şekilde gerçekleşmiş oldu. Yani besleme aşaması da, asma aşaması da bir "şov" gibi gerçekleşti, her ne kadar süreçle ilgili bazı belirsizlikler devam etse de. Bütün toplumun gözünün içine soka soka oluyor AKP iktidarındaki herşey, yani istemli veya istemsiz bir "şeffaflık" durumu meydana geldi. Hem olumlu, hem olumsuz icraatler açısından, ki bunun değerli olduğuna inanıyorum. Ve başka hiçbir siyasi/toplumsal güç, global ve ulusal Fethullah mafyasına karşı tek başına bu kadar etkili olamazdı gibi geliyor bana.

Erdoğan AKP'si muhalefet unsurlarını mümkün olduğunca ezip sindirmeye çalıştı ama bu aynı zamanda onlar için büyük ve değerli bir sağlamlık testi olmuş oldu. Ve elbette, bence olumlu yönleri olumsuz yönlerine çok daha baskın olan Gezi gibi eşsiz birşeye imkan yarattı Erdoğan AKP'si. Türkiye'de belki yine pek rastlanmamış bir şekilde, birbirlerine de katı muhalif olan çeşitli muhalif kesimlerin Erdoğan'a karşı işbirliği yapmaya giderek daha sıcak bakması gibi bir süreç meydana geldi. Son derece değerli. Erdoğan muhtemelen hiç bilmeden ve istemeden muhalefet unsurlarına çok değerli deneyimler, yeni bakış açıları yaşattı.

Erdoğan'ın hem olumlu hem de olumsuz yanları, engellenemeyen ilginç bir şeffaflık faktörü nedeniyle pek çok taşı yerinden oynattı, sorgulamalar, ümitler ve karşı koyuşlar yarattı.

Ayrıca son yıllarda, özellikle de Suriye "Yenilgisi" sonrasında ABD'yle ilişkilerin giderek soğuması ve Rusya'yla ittifak eğilimlerinin artması, bu ülkenin başına gelebilecek en beklenmedik ve en güzel şeylerden biriydi bence. Yüz tane akıllının yapamayacağı şeyi yapıyor. Erdoğan ciddi bir cehalet durumu içinde olsa da, cesareti bence onun erdemlerini ve millete faydalarını artırma yönünde etki ediyor daha çok. En büyük hataları bile dolaylı olarak çok faydalı sonuçlara neden olabiliyor. Örneğin Esad'ın karşı karşıya kaldığı amansız saldırıda motivasyonunu artıran başlıca şeylerden biri Erdoğan'dı muhtemelen. Esad'ın Erdoğan'a gıcığı ve onu başarısız/yenik kılma güdüsü eminim ki onu en çok motive eden şeylerden biriydi Suriye Savaşı sürecinde. Erdoğan Ortadoğu'da nereye göz dikip pay koparmaya çalıştıysa, o ülkeyi/milleti daha fazla hakkını korur hale getirmekten başka hiçbir şeye yaramadı bu durum. Eğer Erdoğan bu kadar cahil, bu kadar saf, bu kadar "Şaban" olmasaydı, tüm bu doğrudan ve dolaylı olumlu etkileri de meydana getiremezdi. Evet, tıpkı bir "bebek/çocuk" gibi şahsi çıkarına çok düşkün ama bence saygı duyulabilecek bir cesareti var, toplumun ciddi bir kesiminin ona adeta koşulsuz-kayıtsız gösterdiği desteğin de etkisiyle. Yoksa Türkiye'yi ABD'ye kafa tutacak ve Rusya ve müttefikleriyle yakınlaşacak noktaya getiremezdi. Ve kendimce ısrarla söylüyorum ki, Erdoğan'ın bu konuda "başarmakta" olduğu şeyi tüm muhalefet bir araya gelse başaramazdı, beceremezdi. Erdoğan bunu olup olabilecek en güzel şekilde yapıyor. Ve bence bu kadersel ve çok güzel bir gelişme. Erdoğan'ı Atatürk'le şu veya bu ölçüde benzerleştiren bir faktör bu aynı zamanda. Erdoğan belki imkan olsa Allah'ına kadar emperyalist olurdu, imparator olmak isterdi ama bunun pek mümkün olmadığını görüyor ve uzun zamandır dünyanın faşist imparatorluğuna soyunmuş global güçleri madara etme isteği duyuyor bence. Yani "imparator olamasam da mevcut imparatorun ayağını kaydırabilirim" diye düşünüyor bence ve bunu tek başına beceremeyeceğini bildiği için de aynı amaca sahip diğerleriyle işbirliği yollarını arıyor. Paha biçilmez birşey. Akıllı olup/görünüp ABD'yle ve kirli müttefikleriyle dost olacağına, deli olup bunlara düşman olmak daha erdemlidir bence.

Ve her ne kadar şu anda iktidar ve muhalefet unsurları birbirini yemeye çok istekli görünse de, gelişecek koşullar onları tıpkı büyük bir doğal afet sonrasında olduğu gibi kardeş kardeş işbirliğine yöneltebilir. Bu ülkenin, bu milletin ihtiyaç duyduğu şey de bu. Umarım bunu mümkün olduğunca afetsiz bir şekilde başarabiliriz. Tarafların/kesimlerin hiçbiri yeterince masum değil bence. O yüzden kimse kimseden çok fazla üstün değil ve zaten üstünlük taslamanın bir alemi de yok. İster seve seve, ister söve söve, en nihayetinde şuculuğu-buculuğu aşıp, ortak toplumsal/ailevi çıkarlar doğrultusunda insan gibi işbirliği yapmayı öğrenmemiz gerekiyor.