İran'da 29 kadın başörtüsünü çıkardığı için tutuklandı (02.02.2018)

Başlatan bozadi, 03 Şubat 2018, 14:04:51

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

02 Şubat 2018

İran'da 29 kadın başörtüsünü çıkardığı için tutuklandı


Şeriatla yönetilen İran'da kadınların başlattığı başörtüsü çıkarma eylemleriyle ilgili 29 protestocu kadın tutuklandı.




İran'da başörtüsü zorunluluğuna karşı çıkan kadınların sayısı artıyor. Başkent Tahran'da kamuya açık alanda takılması zorunlu olan başörtüsünü protesto amacıyla çıkaran 29 kadın tutuklandı. Fars, İLNA ve Tasnim haber ajansları İran polisinin kadınları kamu düzenine aykırı davranmaktan tutuklandığını bildirdi.

Kadınlar İran İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana geçerli olan kıyafet kurallarını son yıllarda giderek daha esnetiyor ve zorluyor.

Ahlak polisi bir zamanlar bu kuralları gayet katı şekilde uygulatmak için çalışırdı fakat Hasan Ruhani'nin devlet başkanı seçildiği 2013 yılından bu yana bu konuda bir gevşeme görülüyor.

Aralık ayından bu yana İran'ın farklı kentlerinde kadınların başörtülerini çıkararak tek kişilik eylem yaptığına dair fotoğraf ve görüntüler sosyal medyada paylaşılıyor.

Eylemlere, başörtüsünü bir sopanın ucuna bağlayarak Tahran'da bir elektrik dağıtım kutusunun üzerine çıkan Vida Movahed önayak olmuştu. İranlı insan hakları avukatı Nesin Sotudeh genç kadının bir ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldığını duyurmuştu. Movadeh tutuksuz yargılanacak.

Başsavcı önemsemiyor

Sotudeh, hafta başında protesto eylemine katılan bir kadının ise hâlâ cezaevinde olduğunu ve serbest bırakılması için 90 bin Euro kefalet talep edildiğini söyledi. İranlı avukat, protestocu kadın alıkonmak istendiğinden kefaletin yüksek tutulduğunu belirtti.

İran Başsavcısı Muhammed Cafer Montazeri kadınların başlattıkları protesto eylemlerini "çocukça" ve "önemsiz" bulduğunu söyledi. Endişeye mahal olmadığını belirten Montazeri "birkaç göstericinin bilgisizlikten ve muhtemelen yabancıların etkisiyle böyle hareket ettiğini" dile getirdi.

Başsavcı Montazeri "hicab" diye adlandırılan örtünme ve giyim kurallarını ihlal edenlerin yabancılar tarafından teşvik ediliyor olması gerektiğini söyledi.

Başsavcı bu nedenle bu "suçu" ilk kez işleyenlerin cezalandırılmak yerine uyarılmasının daha yerinde olacağını da kaydetti.

Fakat protesto gösterilerine sosyal medyada koyu dindar ve muhafazakar İranlılardan bile destek geldi ve bir çok kişi dini kuralları uygulamanın kişisel tercih olması gerektiğini söyledi.

İranlı kadınların başları açık fotoğraflarını koydukları "Benim Gizli Özgürlüğüm" (My Stealthy Freedom) sitesi ve Facebook sayfasının yöneticisi Masih Alinejad, BBC.2ye yaptığı açıklamada kadınların başını açmasının sembolik olarak hayatlarında daha geniş anlamda dinin etkisini reddetmek anlamına geldiğini yazdı ve "Baskının en görünür sembölüne karşı mücadele ediyoruz" dedi.

Parlamentoda tartışılıyor

Gösteriler parlamento içinde de tartışma yaratıyor. Reformcu milletvekillerinden Süheyla Celodarzade, protestoların geçmişte izlenen sert politikalara bir tepki olduğunu söyledi.

ILNA ajansına konuşan Celodarzade, "Bir zamanlar kadınlara kısıtlamalar getirip onlara gereksiz baskılar yaptık. Kadınların sokakta başını açtığı gösterileri kışkırtan şey budur. Geçmiş hatalarımızın bir sonucu bu" ifadelerini kullandı. 

Kaynak: A24


bozadi

İran'da şeriat gerekçesiyle başörtüsünün "yasal olarak zorunlu" olmasının bir insan hakkı ihlali olduğunu düşünüyorum. Başörtü takmanın da, takmamanın da kişilerin özgür iradesine bırakılması gerekir.

fidelista

İran abd ile savaşıyor ama kendi içinde antidemokratik bir din devleti ve fırsat bulsa emperyalist olur ruhunda var.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

İran abd ile savaşıyor ama kendi içinde antidemokratik bir din devleti ve fırsat bulsa emperyalist olur ruhunda var.
Evet, katılıyorum, İran da masum/egosuz bir devlet değil sonuçta. Veya örneğin Rusya geçmişi itibariyle masum bir devlet değil. Muhtemelen hiçbir devletin de masum olmadığı gibi. Ama KH'ye en yoğun düzeyde adanan egemen global güçler, bu daha düşük KH düzeylerindeki devletlerin bazılarını kendi aralarında işbirliğine zorlamış oluyor. Adalet arayışına zorluyor.

Yani diyelim ki belki ABD ve İsrail egemen faşizmi olmasa, İran, Rusya ve bizim devletimiz de dahil pek çok ülke, kendi aralarında gayet egosal güç mücadelelerine gireceklerdi. Zaten girdiler de geçmişte ve kısmen devam ediyor bu durum ama hayat tüm bu devletlerin başına öyle bir bela veriyor ki, normalde kendi aralarında hiç anlaşamayacakları halde, bu bela nedeniyle, tüm uzlaşmazlıklarına rağmen gayet etkili işbirliğine zorluyor. Örneğin Rusya normalde İran'la hayatta anlaşabilecek bir devlet değil. Ve Türkiye ikisiyle de anlaşabilecek bir devlet değil. Üçü arasında çok güçlü inançsal zıtlıklar ve çatışma potansiyeli var. Gel gör ki hepsine birden hayatı zindan eden bir kötülük, bu devletleri tüm zıtlıklarına ve uzlaşmazlık potansiyellerine rağmen gayet somut ve ciddi işbirliğine teşvik ediyor. Bir bakıma hayat önce insanlara kolay yoldan kardeşliği, birliği, dayanışmayı öneriyor, kabul etmeyince, şımarınca da aynı sonuca zor yoldan ulaşmayı öğretiyor, tabi yine kabul etmeye, özgür iradeye bağlı, kabul etmezsen daha da kötü sonuçlar. Kasyopyalılar "Tüm düşenler zor yolu öğrenmek zorundadır" derken biraz da böyle bir durumu kastediyor olabilirler.

Devletler ve dolaylı olarak milletler egolarını yenip baştan kardeşliğe meyletseler, böyle zor ve belalı yollarla işbirliğini öğrenmeye mecbur kalmayacaklardı muhtemelen. Gerçi hala çok etkili bir işbirliği oluşmuş değil egemen global faşist güçler karşısında ama o yöndeki ümit son yıllarda Rusya öncülüğünde güçlendi gibi görünüyor.