Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Fatih Altaylı'dan Adnan Oktar çağrısı (21.01.2018)

Başlatan bozadi, 21 Ocak 2018, 18:59:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

21 Ocak 2018

Fatih Altaylı'dan Adnan Oktar çağrısı:
Yok mu bu rezilliğe bir dur diyecek?


Fatih Altaylı, Habertürk'teki köşesinde Adnan Oktar'ı yerden yere vurdu.




Habertürk yazarı Fatih Altaylı, kendisine ait A9 kanalında program yapan Adnan Oktar'a "dur" denilmesini istedi.

Fatih Altaylı, yıllardır Adnan Oktar'a karşı mücadele verdiğini belirterek "Sözde "din" adamı geçinen bu kişi, kendine ait bir televizyon kanalında "din kardeşleri" olduğunu söylediği onlarca kız ya da kadınla erotik şovlar yayınlıyor. ama RTÜK buna engel olamıyor" dedi.

İşte Fatih Altaylı'nın bugünkü yazısından "Yok mu rezilliğe 'dur' diyecek?" başlıklı o bölüm:

YILLAR önce bu Adnan Oktar rezaletiyle yıllar süren bir mücadelem olmuştu.

Bunların genç kızları ve erkekleri kandırarak aileleri parçaladıklarını, kızları tuzaklarına düşürüp şantaj veya bazı alışkanlıklarını kullanarak esir hale getirdiklerini aylar boyunca gündemde tutmuş, sonunda bu adamın mahkemeye çıkmasını ve tutuklanıp cezaevine yollanmasını sağlamıştım.

O dönemde bir çete gibi hareket eden bu grup bana saldırı başlatmış, benimle ilgili türlü ahlaksız iddiayı ortaya atmışlardı.

Ne homoseksüel olduğum kalmıştı, ne kumar borcu için kadın sattığım ne de başka rezillikler.

Sadece bana değil kendileriyle mücadele eden kamu görevlilerine, bazı başka gazetecilere, kimi medya patronlarına da saldırmışlardı.

Şimdi bu "rezalet" başka bir şekilde sürüyor.

Sözde "din" adamı geçinen bu kişi, kendine ait bir televizyon kanalında "din kardeşleri" olduğunu söylediği onlarca kız ya da kadınla erotik şovlar yayınlıyor.

Ve herkes buna seyirci.

RTÜK'e bununla ilgili yüzlerce şikâyet olmuş.

RTÜK'ün eli kolu bağlıymış; çünkü yayın internet üzerinden yapılıyormuş.

Hiçbir yayının durdurulmasını, kimseye sansür uygulanmasını istemem ama Wikipedia'yı bile "yasaklayan" bir ülkede, bu rezaletin yayınlanmasını da bana kimse anlatamaz.

Demek ki göz yumuluyor, demek ki adında "Hoca" olduğu için yol veriliyor.

Neyse ki şimdi bir baba, kızlarını tuzağa düşüren bu kişi hakkında bir dava açmış ve "onurlu" bir mahkeme en azından "uzaklaştırma kararı" vermiş.

Ama devletin diğer kurumlarının da bu grubun üzerine gitmesi gerek.

En azından MASAK bu kirli hayatın nasıl finanse edildiği konusunda bir araştırma yapmalı.

Çünkü her tarafta bir "İsrail bağlantısından" söz ediliyor.

Varsa bu bağlantılar ortaya dökülmeli.

Kaynak: Medya Faresi


bigsenfoni

#1
Adamin deli raporu var.

Yaklaşık 10 yıldan bu yana 5 bine yakın hakaret davası açan Adnan Hoca, bir kısmı sonuçlanan davalardan tazminatlar kazandı. Ancak bir hâkim Adnan Hoca'nın toplum içinde 'deli raporu' olarak bilinen "Cezai ehliyeti yoktur" raporunu hatırlayınca davalar geri çekildi.

http://politikakulvari.com/haber/guncel_1/adnan-oktara-deli-raporu-soku-/1959.html
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

fidelista

#2
İktidar istese tozunu attırır ama dinden bahsedince akan sular duruyor başka izahı yok

bozadi

#3
04 Şubat 2018

Adnan Hoca bahanesiyle internet medyasına büyük sansür geliyor


TBMM'ye önceki gün sevk edilen torba tasarıda, RTÜK'e "internetten yapılan yayınlar" için de lisan verme ve iptal etme yetkisinin tanındığı ortaya çıktı.




TBMM'ye önceki gün sevk edilen torba tasarıda, RTÜK'e "internetten yapılan yayınlar" için de lisan verme ve iptal etme yetkisinin tanındığı ortaya çıktı. RTÜK, düzenlemenin yasalaşması durumunda internetten yayın yapan kanalların lisans başvurusunu değerlendirecek ve tıpkı televizyonlar gibi "uygunsuz içerik" halinde lisansı iptal edebilecek. Kulislerde düzenlemenin "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar'ın tartışma yaratan yayınları için önlem amaçlı olarak hazırlandığı iddia ediliyor. Ancak, Odatv'ye konuyu değerlendiren CHP'li RTÜK üyesi İlhan Taşcı, "A9 kılıfıyla sansür uygulaması getirilmek istenmektedir" açıklamasında bulundu.

"VERGİ VE BENZERİ MALİ YÜKÜMLÜLÜKLERDEN KAÇINMAKTADIRLAR"

Meclis'e sevk edilen Torba Kanun'un 73. maddesinde lisanslı yayın kuruluşlarının, internet sitelerinden yayın yapabilmek için RTÜK'ten ayrıca lisans almak zorunda olacağı, lisans almayan ya da lisansı iptal edilen kuruluşların yayınlarının sulh ceza hâkimliği tarafından engellenebilmesi düzenleniyor. Buna göre sulh ceza hâkimi, RTÜK'ün talebini en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacak. Bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilecek. Milliyet'in haberine göre; tasarının gerekçesinde; internet üzerinden radyo ve televizyon yayınlarını sunan kuruluşların üst kurul tarafından herhangi bir şekilde lisanslandırılmadığı belirtilerek, "Dolayısıyla söz konusu kuruluşlar yayın içerik denetiminden kaçındıkları gibi, gerek yurtiçinden çoğunlukla da yurtdışından söz konusu yayınlar nedeniyle elde ettikleri gelirleri nedeniyle vergi ve benzeri mali yükümlülüklerden kaçınmaktadırlar. Belirtilen gerekçelerle sabit ve mobil internet altyapıları üzerinden sunulan radyo ve televizyon içeriklerinin de denetlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır" denildi.

"HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜNE DE DARBE VURUR"

Düzenleme ile Youtube, scope gibi platformlar üzerinden yapılan yayınlar engellenebilecek.

CHP'li RTÜK üyesi İlhan Taşcı Odatv'ye yaptığı açıklamada şunlara dikkat çekti:

"RTÜK'ten lisanslı A9 kanalından yayınlanmış gibi gösterilen Adnan Oktar programı nedeniyle kurula çok sayıda şikayet geldi. İlgili dairemizin talimatımız üzerine yaptığı taramada lisanslı kanaldan böyle bir programın yayınlanmadığı anlaşıldı. Kamuoyunun tepkisini çeken program televizyonda yayınlanmamasına karşın A9 logosu konularak internet üzerinden bu kayıt paylaşılınca sanki televizyonda yayınlanmış gibi algılandı. Bu programın içeriği de toplumda oluşturulmaya çalışılan algı da yöntem de baştan sona sorunlu. Ancak bu gerekçe yapılarak torba kanunla getirilmeye çalışılan düzenleme de en az bu yöntem kadar yanlış ve özgür yayıncılık yapmaya çalışan bağımsız internet programları ile kanallar açısından da tehlikelidir. A9 kılıfıyla sansür uygulaması getirilmek istenmektedir. İnternet üzerinden iletim denildiği an YouTube başta olmak üzere tüm sosyal medya ve iletişim mecralarını kapsar nitelikte sansür, erişimi engelleme sonucu yaratacak bir yaklaşımdır bu.

Düzenlemenin bu haliyle yasalaşması Anayasada tanımlanmış iletişim, haberleşme özgürlüğüne de darbe vurur."

Kaynak: odatv


Astre

#4
Üst mercilerden bağlantıları olduğu için dokunamadıkları çok açık. Bu ülkede tanıdığın yoksa git geber daha iyi..
 

bozadi

#5
17 Temmuz 2018

Gülen ve Oktar arasındaki 6 benzerlik


Pensilvanya'da ikamet eden Fetullah Gülen liderliğindeki Fetullahçı Terör Örgütü ile Adnan Oktar'ın örgütü arasındaki benzerlikler dikkat çekiyor. Müstear isimle kitap yazma, dinler arası diyalog söylemleri, İsrail'e yakın ilişkiler...




Sözcü gazetesinden Aytunç Erkin, Fetullahçı Terör Örgütü ve Adnan Oktar örgütü arasındaki 6 benzerliği yazdı. Pensilvanya'da ikamet eden Gülen ile bir kolu ABD'de bir kolu İsrail'de olan iki ismin yolları nerelerde kesişti. İşte yanıtı.

1 – MÜSTEAR İSİMLE KİTAP YAZDILAR

Fetullah Gülen, 1970'lerden bu yana faaliyet gösteriyor. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yazılarında "Abdul Fettah Şahin, Saffet Senih, Şemsettin Nuri" gibi isimler kullandığı biliniyor.

Yahudilik, masonluk, Darwinizm, yaratılış kitaplarıyla uluslararası kamuoyunun da dikkatini çeken Adnan Oktar da müstear isimle Harun Yahya adı ile kitaplarını çıkarıyordu.

2 – DİNLER ARASI DİYALOGCULAR

Fetullah Gülen, 2000'li yıllardan bu yana Vatikan'la yapılan görüşmeler ve sempozyumlarla dinler arası diyalogu savunuyor. Adnan Oktar da birçok sohbetinde, "Museviler bizim kardeşimizdir Hristiyan dindarlar bizim canımız, ciğerimiz kardeşlerimizdir. Benim diyalog dediğim budur" demişti.

3 – MÜRİDLERİ MEHDİ DİYE KONUŞUYOR

Fetullah Gülen, "Dünya zulümle dolduğunda mesih gelir" demişti. Örgütü de FETÖ elebaşı için"beklenen salih zat" diyordu. Gözaltındaki Oktar ise mehdiyi tanımlarken kendisini anlatıyordu ve "Mehdi özellikleri bana çok benzediği için için böyle bir çıkarımda bulunuyorlar" diye konuşmuştu.

4 – YAHUDİLERE BAKIŞLARI DEĞİŞTİ

"Daha önce Kuran ayetlerini yanlış anlamışım sonradan Yahudilere dair bakışım değişti" diyen FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e karşılık Adnan Oktar da Yahudiliği artık neden eleştirmediğini şöyle anlatmıştı: "Biz Mehdi talebesiyiz, Mehdiyet yani Tevrat'ta bildirilen Moşiyah'ın, hadislerde bildirilen Mehdi'nin talebesiyiz."

5 – İSRAİL'LE YAKIN İLİŞKİLER KURULDU

Gülen, İsrail'in kanlı Mavi Marmara baskınını değerlendirirken, "İsrail'in onayı olmadan hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır" demişti. Adnan Oktar'ın"kedim" diye seslendiği Aylin Kocaman İsrail haber sitelerinden Jerusalem Online sitesine röportaj vermiş, üyeleri Tel Aviv'in yolunu tutmuştu.

6 – HEP AMERİKA'YI DESTEKLEDİLER

Gülen 1999'da ABD'yer kaçtı ve örgütünü oradan yönetiyor. Oktar da 7 Ağustos 2011 tarihinde ABD Hava Kuvvetleri pilotlarının eğitildiği en büyük üslerden biri olan Lackland'a temsilcisini gönderdi, Darwinizm'i anlattırdı. ABD Hava Kuvvetleri Adnan Oktar'a iletilmek üzere konuşmacıya bir madalya verdi.

Kaynak: Aydınlık


fidelista

#6
A9 televizyonunda masonlarca verilmiş olan  masonluk belgesini yırtmıştı,manna diye bir mason iksiri çıkarıp göstermişti,küresel kh güçlerinin bir adamı.

bona fide

#7
dinler arası dialog çalışmasına tr den  basında geçen diğer isimler ahmet davutoğlu, ekmeleddin ihsanoğlu, caner taslaman, ve ibrahim kalın. açık toplum vakfı, saçma sapan fetvalar veren suyu çıkmış tarikatlar, amacı gençlerin eğitimle faydalı birey yetiştirmein ötesinde beynini saplantılı idealist düşüncelerle doldurarak taraf olmak ayrışmak bölünmek yıkmak savaşmak gayesi güden ideoloji peşinde koşan tüm parti teşkilatları. ne acıdırki tüm bu çalışmalarda kullanılan argümanlar özgürlük demokrasi din laiklik milliyetçilik çarpıtılmış yalanlarla dolu sözde resmi tarih, uyuşturan soytarı medya, kimi zaman toplumun dışladığı rambo  kimi zaman her kılığa giren neredeyse dünyayı kurtaran shibumi misali ölümsüz kahramanlar kişisel gelişim furyası kitaplar romanlar,uyuşturucu maddeler alkol sorgulamayı düşünmeyi durduran herşey. bireyi kontrol altında tutup istediği yönde kullanmakta. tüm bunlar için gereken; yokluk tehlikesi yaşamsal ihtiyaçları karşılayamama endişesi gelecek kaygısı can güvenliği sağlanamıyor korkusu laboratuarda uretilmiş virüslerle bulaşıcı hastalıklar sağlık beslenme buzulların erimesi deprem beklentisi manipülasyonlarla aşılanıyor daha ikna edici olması için bi kaç sabotaj cinayet kaçırma suikast bombalama eylemleriyle kaos yaratılıyor nerde? ihtiyaca göre altın uranyum petrol güzel kıyılar verimli topraklar nerdeyse orada. toplumları elinde tutan yüzde birlik zenginlerin bize biçtiği rol onlar için çalışmak savaşmak ve ölmek.
 

gerçek tosun paşa

#8
Bu adamın fişini çektiren "sebep" asıl merak ettiğim konu. Acaba ABD ile ilişkilerde ufak bir karşı hamle olabilir mi? Bana öyle geliyor. Sonuçta Oktar yıllardır bu işi yapıyordu.

bozadi

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Bu adamın fişini çektiren "sebep" asıl merak ettiğim konu. Acaba ABD ile ilişkilerde ufak bir karşı hamle olabilir mi? Bana öyle geliyor. Sonuçta Oktar yıllardır bu işi yapıyordu.
Tıpkı daha önce Fethullah örneğinde olduğu gibi, AKP'ye / Erdoğan'a destek olma şartıyla Oktar tarikatının pek çok şeytanlığına göz yumulmuş. Erdoğan'ı desteklemedikleri, altını oymaya çalıştıkları netleştikçe de ipleri çekiliyor. Oktar'ın Erdoğan'ı destekliyor gibi göründüğü halde aslında kesinlikle desteklemediğine dair pek çok işaret aleni hale gelmişti.

Ve yine tıpkı Fethullah örneğinde olduğu gibi... Fethullahçıların "Allah'ına kadar" desteklenerek şeytanlıklarını aleni şekilde yapacak düzeyde "şımartılması" ve sonra ortaya çıkan büyük çıkar çatışmasına binaen son derece gösterişli, medyatik şekilde infaz edilmeleri bence çok akılda kalıcı, harika bir etki yarattığı gibi, Oktar'ın da şeytanlıklarını neredeyse alenen yapacak düzeyde desteklenmesi ve şımartılması ve sonra çıkar çatışması nedeniyle göstere göstere infaz edilmesi de güzel bir etki yarattı. Mafyanın idam edilişinin tüm topluma gösterilmesi, toplumun bilincinin derinliklerine işlemiş mafya korkusunun temizlenmesine hizmet ediyor bence.

15 Temmuz'un bu yönüne de dikkat çekmek istiyorum. Bu ülkede ordu dediğimiz kurum genel itibariyle tam bir "mafya" görünümünde ve niteliğinde olmuştur. Global şeytanların güdümünde kendi halkına korku aşılamış, işkence etmiş, terör estirmiştir. Darbe süreçleri de bunların en göze sokulan örnekleridir. 15 Temmuz darbe girişiminin halk tarafından yenilgiye uğratılması, mafya hastalığına karşı vücuda yapılan bir aşı etkisi yapmıştır bence. Nasıl aşı dediğimiz şeyde vücudun kolayca yenip kendini güçlendirmesini sağlayacak zayıflatılmış bir mikrop veriliyorsa vücuda, 15 Temmuz'da da şu veya bu nedenle zayıflamış bir mafyatik askeri darbe mikrobu toplumun vücuduna aşılanmış, toplum o zayıflatılmış mikrobu yenerek ona karşı bağışıklığını artırmıştır. Elbette darbeyi yapanlar topluma böyle bir iyilik etmek peşinde değillerdi, onları "kullanan" yüksek pozitif güçler yardımcı oldu bu sonucun meydana gelmesine. Demek ki buna uygun bazı şartlar oluşmuş, çok şükür.

Ve yine bu durum AKP'yi ve Erdoğan'ı da melek kılmıyor ama yüksek pozitif güçler Erdoğan'ı gayet pozitif bazı amaçlar için kullanabiliyorlar gibi geliyor bana. Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi, bu anlamda Erdoğan bana Kemal Sunal'ın "Şaban" tiplemesini çağrıştırıyor. Çok acemi/saf olduğu ve hatta pek çok aptalca hareketler yaptığı halde kaderin yardımıyla mafyayı yenme hikayeleri vs. Ve bu süreçte Erdoğan sadece tesadüf eseri değil, gayet bilinçli bir şekilde de BH yönünde ilerleyecek hale gelebilir gibi görünüyor bana.

Erdoğan'ın açıkça bencil bazı özellikleri ve tutumları yoluyla bile topluma farkına varmadan büyük hizmetleri olduğunu düşünüyorum. Gezi olayları bu örneklerden biridir bence. Toplumun bazı kesimlerini o kadar abartılı ve gayrımeşru şekillerde aşağıladı ve ezmeye çalıştı ki, sonunda o kesimleri "patlatıp" kendine getirdi adeta. Bence, nasıl oluyorsa, Erdoğan'ın pek çok önemli doğruları da, yanlışları da topluma şu veya bu şekilde faydalı etkiler yapıyor. Erdoğan'ın çok "akıllı/bilgili" olmaması, Şabanımsı saflıkları, şark kurnazlıkları da bu etkiye yardımcı oluyor bence. Toplum genelinin "anlamamasının" imkansız olacağı kadar basit ve kaba nitelikli davranışlar sergiliyor. Çocuksu cesaret ve ilkellik ve gördüğü büyük destek sayesinde yaptıklarını gizleme gereği duymaması, yanlış da olsa aleni bir şekilde dayatması da devletle toplum arasındaki mesafeyi azaltıyor, etkileşimleri artırıyor bence.