Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Emekli Oldu (31.7.17)

Başlatan bozadi, 08 Ağustos 2017, 14:33:03

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

31 Temmuz 2017

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Emekli Oldu


Görevden ayrılmak istediği konuşulan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "başka vazifeler" talep eden Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez dün akşam emekli edildi.




Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez emekliliğini talep eden dilekçesini sundu.

Dün akşam Başbakanlık tarafından kabul edilerek yürürlüğe konulan dilekçe ile Görmez emekliye ayrıldı.

"İLMİ ALANDA HİZMET ETMEK İSTİYORUM"

Görmez'in Başbakan Yardımcılığına gönderdiği dilekçe şöyle:"11.11.2010 tarihinde şahsıma tevdi edilen Diyanet İşleri Başkanlığı görevimi bugüne kadar kurumun ve Din-i Mübin-i İslam'ın vakarına uygun tarzda ifa etmenin gayreti içinde oldum. Bundan sonraki süreçte ilmi hayata dönerek bu alanda milletimize, dinimize ve İslam alemine hizmet etmenin daha isabetli olacağını düşündüğümden görevden affımı ve emekliliğe sevk edilmemi takdir ve tensiplerinize saygılarımla arz ederim."

YERİNE VEKALET EDECEK İSİM BELLİ OLDU

Görmez'in yerine Din İşleri yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş vekalet edecek.

ERDOĞAN İDDİALARI DOĞRULAMIŞTI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Körfez turunun ardından Ankara'da yaptığı basın toplantısında Görmez'in istifa edip etmediği yönündeki bir soruya "Şu anda henüz böyle atılmış bir adım söz konusu değil. Fakat geleceğe yönelik sayın başkanın farklı bir görevle devam şeklinde bir talebi söz konusu. Bu da tabi ki Sayın Başbakan'la görüşülerek değerlendirilecek bir konudur. Ama şu an Sayın Başkan'ın görevden alınması ya da ayrılması söz konusu değildir" cevabını vermişti.

Kaynak: Haberler


bozadi

Uzun süredir "bazı karanlıklar" Mehmet Görmez'den nefret ediyordu, çünkü Görmez dinde yenilenme, çağa uyumlanma, modernleşme anlayışını destekleyen biriydi, Selefi ve Vahabi din anlayışına karşı çıkıyordu ve bu tutum birilerine çok "batıyordu". Görmez'in İslam'da mezhepler arası çatışma nifakını aşma yönündeki çabaları ise, o İslamcı görünümlü karanlık çevreleri iyice çileden çıkardı. Görmez'e sürekli olarak FETÖ'cülük iftirası attılar, onun itibarına leke düşürebileceğini umdukları her türlü sansasyonel habere yapıştılar.

Görmez'in özellikle Sünni-Şii bölünmüşlüğünü giderme çabaları, bu hususta İran'a uzattığı zeytin dalı, Görmez'in hiçbir şekilde FETÖ'ye destek olacak birşeye meyletmeyeceğinin en büyük kanıtıdır çünkü ABD-İsrail piyonu olan Fethullah tıpkı ABD-İsrail gibi genel olarak Şiilikten ve özel olarak da İran'dan ölümüne nefret eder. Erdoğan yanlıları dahil olmak üzere, Fethullahçı olmayan Sünni Müslümanların ettiğinden ÇOK DAHA FAZLA nefret eder, çünkü ABD'nin ve İsrail'in İslam dünyasını zayıf, ezilebilir ve sömürülebilir tutmasının en büyük aracı, Sünni ve Şiiler arasındaki bölünmüşlük nifakını kullanmak ve derinleştirmektir, işte bu nedenle İslam dünyasında Amerika'nın, İsrail'in köpekliğini yapanların en fazla başvurdukları araç, Sünni-Şii zıtlığına vurgu yapıp Şiileri kafir/suçlu ilan etmek, onların maruz kaldığı baskıları, işkenceleri ve katliamları böylelikle "meşru/normal" göstermektir. Fethullahçılar ve doğrudan Fethullahçı olmasa bile dolaylı olarak Fethullah'ın İslam dünyasında birlik-sevgi görünümü altındaki kin-nefret nifakına destek olanlar, Görmez'in Diyanet İşleri Başkanlığından çok ama çok rahatsızdılar.

Mehmet Görmez, 15 Temmuz darbe teşebbüsü gecesi hiçbir yerden emir gelmediği halde kendi inisiyatifiyle camilerden sela okutarak halkın darbeye karşı dini olarak motive edilmesini sağlamış isim. O yüzden, Görmez'i FETÖ'cülükle en ateşli şekilde suçlayanların bizzat FETÖ'ye hizmet eden kriptolar olduklarından şüphelenmek çok yerinde bir karar olacaktır.

Onların baş sözcü-soytarılarından olan Cüppeli Ahmet'in Görmez hakkında söylediği "ondan daha tehlikelisi gelmedi" sözleri aslında bu gerçeği ortaya koyan bir açıklamaydı.

Fethullah'la bağlantılı en önemli iki siyasi isim olan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu çok ilginç bir şekilde peşpeşe, Görmez'in görevden alınmasına üzülmüşler gibi açıklama yapmışlar, güya onu övmüşler. Bu aslında Görmez'in görevden alınmasının arkasında bizzat Fethullah'ın olduğu gerçeğini çarpıtmaya yönelik bir manevra.

bozadi

1 Ağustos 2017

Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'dan Görmez mesajı


11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in görevinden ayrılmasının ardından sosyal medya hesaplarından mesaj yayımladı.




11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görevinden ayrılan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile ilgili resmi Twitter hesabından açıklama yaptı.

Abdullah Gül, açıklamasında "Cumhurbaşkanlığı dönemimde Diyanet İşleri Başkanı olan değerli Mehmet Görmez ilminin yanında mümtaz şahsiyeti ve samimiyetiyle de örnek bir din adamıdır. Çalışmalarını hep takdir ettim. Bundan sonra da ilmiyle ufuk aydınlatacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

AHMET DAVUTOĞLU: GÖREVİNİ ONURLA BIRAKTIĞINA ŞAHİDİZ

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu mesajına, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan ayrılmasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek başladı ve "Görevini onurla bıraktığına şahidiz" dedi.

Görmez'in İslam dünyasında iç barışın sağlanması ve mezhep çatışmalarının engellenmesi için büyük hizmetleri olduğunu belirten Davutoğlu, müslümanlar arasındaki çatışmayı körüklemek isteyenlerin ve FETÖ'nün Görmez'i hedef haline getirdiğini kaydetti.

Mehmet Görmez'in Mescid-i Aksa'da hutbe okuyan ilk ve tek diyanet işleri başkanı olduğunu hatırlatan Ahmet Davutoğlu, 15 Temmuz gecesi hiçbir talimat almadan sela okutmasının nesilden nesile aktarılacağını ifade etti

Kaynak: NTV


bozadi

Üstteki haberde özellikle şu kısma dikkat:

Alıntı YapGörmez'in İslam dünyasında iç barışın sağlanması ve mezhep çatışmalarının engellenmesi için büyük hizmetleri olduğunu belirten Davutoğlu, müslümanlar arasındaki çatışmayı körüklemek isteyenlerin ve FETÖ'nün Görmez'i hedef haline getirdiğini kaydetti.

Davutoğlu sanki "İslam dünyasında iç barışın sağlanması ve mezhep çatışmalarının engellenmesini" DESTEKLİYORMUŞ gibi bir hava yaratmış. Halbuki kendisi Başbakanlığı döneminde ABD-İsrail politikalarına uygun olarak İslam dünyasında savaşları ve mezhep nifakını körüklemenin siyasetini yapan kişiydi. CIA ve MOSSAD Suriye Savaşının fitilini ateşledikten sonra devşirilen "İslamcı" teröristlerin baş destekçilerindendi Davutoğlu. IŞİD'e uzun süre terörist demedi, tam da IŞİD'in programında olduğu gibi Şiileri suçlayarak IŞİD'i "Öfkeli Sünni gençler" olarak tanımlamayı seçmişti hatırlanacak olursa.

PKK'yla mücadele adı altında Güneydoğu'da onlarca masum sivilin, çocuğun, kadının, yaşlının vahşice katledilmesi, yüzlercesinin yaralanması, on binlercesinin hayatının kabusa döndürülmesi politikasının da baş mimarlarından ve uygulayıcılarındandı. PKK'yla mücadele altında mağdur Kürt halkının PKK'yı daha da fazla desteklemesini sağlamaya yönelik bir politikaydı. Tıpkı JİTEM zamanlarında olduğu gibi. Görüntü farklı, icraat aynı. Silahlı PKK'lılarla mücadele ayrı şeydir, PKK sempatizanı bile olsa silahsız Kürt sivillerine terörist muamelesi yaparak onları katletmek, yaralamak, işkence etmek ve bu yolla onları iyice PKK'nın kollarına sürüklemek bambaşka birşeydir.

Bu ve benzer politikalar, ABD-İsrail'in FETÖ yoluyla Türkiye'de ve bölge ülkelerinde yürüttüğü faaliyetlerin birer parçası. Ve Fethullah'ın kriptolarından Davutoğlu bu şeytani politikaların uygulanmasına bilerek ve isteyerek öncülük etti. O yüzden, Davuotğlu'nun yukarıda alıntılanan laflarda destekliyormuş gibi göründüğü şeyler aşağılık birer yalandan başka birşey değil.

bozadi


bozadi

4 Ağustos 2017

Yanıtı buldum




Bir "koltuk" düşünün ki...

Bütçesi; 6 milyar 867 milyon Türk Lirası ile, aralarında Ekonomi, Kalkınma, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Sağlık, Kültür ve Turizm Bakanlıkları'nın da yer aldığı on bir bakanlığın her birine ayrılan bütçeden fazla!

Personel sayısı 117 bin 378.

Türkiye'nin en büyük "propaganda üssü!"

Evet, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bahsediyorum!

Evet, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'den bahsedeceğim!

Günlerdir...

Kafamdaki soruya yanıt arıyorum...

Mehmet Görmez'in koltuğundan alınmasının gerçek nedenini merak ediyorum...

Gönderilmesiyle ilgili hakkında çıkan her makaleyi okudum. Yok. Aradığım sorunun yanıtını bir türlü bulamıyorum.

Daha bu yıl başında...

Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) 2017-2021 Stratejik Planı'nı hazırladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından altına 1 milyon liralık S 600 model Mercedes çekildi. Demek Erdoğan ile sorunu yoktu.

Peki ne oldu?

"Yedi yıl görevde bulundu yetmez mi" diyebilirsiniz. İlk DİB Başkanı M. Rıfat Börekçi 17 yıl görev yaptı. Hepinizin bildiği Mehmet Nuri Yılmaz 11 yıl oturdu o koltukta.

Yani... Başkanın görev süresi açık.

Tekrar soruma dönüyorum:

Mehmet Görmez neden koltuğundan ayrıldı?

İş başa düştü...


Şii yakınlığı

İktidara yakın kaynak dedi ki:

– "Geleneksel ulemaya göre, Mehmet Dönmez ehli sünnete sahip çıkmadı!"

Bu cümlenin kodu şudur: Sünniliğe sahip çıkmadı!

Bu cümleyi sarf eden kişi arkasından şunu sekledi:

– "Geleneksel ulema tarafından modernist bulundu!"

Yani, Mehmet Görmez yenilikçi görülüyordu.

Ne demekti yenilikçilik?

Sorunun yanıtı Mehmet Görmez'in bir yurt dışı gezisinde saklıydı.

Tarih: 27 Aralık 2015.

Mehmet Görmez, Tahran'da yapılacak –İslam mezheplerini yakınlaştırmayı amaçlayan- 29'uncu Vahdet Konferansı'na katılmak için İran'a gitti.

– İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile görüştü.

-Şii din adamlarıyla saf tutarak namaz kıldı.

– Ve konferansta dedi ki:

"Mezhepler, İslam dininin anlaşılmasındaki farklı fikir ve kanaatleri temsil eden, zamanla oluşmuş beşeri mekteplerdir. Hepsinin amacı Allah'a varan istikameti belirlemektir. Her biri ana yola varan bir tali yol mesabesindedir, ancak varacakları yer aynıdır. Mezhebi dinle aynileştirmek ya da mezhep mensubiyetini, İslam aidiyetinin üstünde görmek asla kabul edilemez. Mezhebe dayalı ayrıştırma, ötekileştirme ve çatışma taassubun ve cehaletin yansımasıdır. Mezheplerin dinin önüne geçtiği hallerde en çok zarar gören dinin bizzat kendisi olmuştur... Burada altını çizerek tekrar vurgulamak istiyorum: Şiiler ve Sünniler tek bir ümmettir... Hiç kimse bir başkasını, İslam'ı kendisinin anladığı gibi algılayıp yaşamadığından ötürü tekfir edemez..."

Bir yıl sonra...

30'uncu Vahdet Toplantısı'na Türkiye'den sadece Caferi lideri Selahattin Özgündüz katıldı.

Yani...


Sünnilik değil Vehhabilik

Mehmet Görmez'in İran'a gitmesi ve konferansta yaptığı konuşma onu, "geleneksel ulemanın" hedefi haline getirdi.

Bir sonraki Tahran konferansına Türk Devleti'ni temsilen –yine– kimsenin katılmaması bundandı. Zaten Mehmet Görmez de göreve geldiğinden beri dört kez davet almış gidememişti. Sebebi belliydi; DİB'deki  Şii- İran karşıtı "geleneksel ulema!"

İran gezisinin hemen ardından 2016 başından itibaren Mehmet Görmez'in koltuğu yıpratılmaya başlandı.

Bunun başında DİB'den sorumlu -dönemin- Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş vardı!

Mehmet Görmez o kadar boğuldu ki, "DİB Cumhurbaşkanlığı'na bağlansın" istedi.

İşin özünde... Devlet içinde Sünniliğe bakış konusunda farklılık vardı.

Teorik dünyaları Suudi Arabistan ve Mısır medreselerinde oluşturulmuş kimi "geleneksel ulema", Sünniliği –ABD gölgesindeki- Vehhabi-Selefilik ile özdeştiriyordu!

Bunlar, Tahran gezisine bile tahammülleri olmayan İran karşıtlarıydı.

Cübbeli Ahmet'in Mehmet Görmez ile ilgili sözleri şaşırtıcı değildi:

"Diyanet'e bundan tehlikelisi gelmemiştir. Rabbim, vatana millete bağlı ve Ehlisünnete sadık hayırlı bir reis nasip eylesin..."

"Ehlisünneti", İran düşmanlığının sembol kavramı olarak kullanıyorlardı.

Bir dönem FETÖ'nün yaptığı -CIA destekli- İran karşıtlığını şimdi yeni isimler yürütüyordu. Üstelik FETÖ kumpaslarıyla... Elinde viski bulunan bir gencin fotoğrafı "Mehmet Görmez'in oğlu" yalanıyla medyaya servis edildi!

Ah ne tesadüf! Mehmet Görmez'e medyada en büyük muhalefeti kim yaptı:

ABD güdümündeki Işıkçılar Cemaati'nin gazetesi Türkiye!

Sonuçta...

– Sünniliği, Suudi Vehhabi-Selefi çizgisine getirmemekte direnen...

– Mezhep ayrılığını körüklemeyen...

– Modernist...

Bir din adamı, bilinçleri Soğuk Savaş döneminde oluşturulan "geleneksel ulema" tarafından yok edildi...

ABD kültür emperyalizmi, Türkiye'yi hızla Araplaştırmaya (Vehhabi-Selefi yapmaya) devam ediyor.

Gelecek Diyanet İşleri Başkanı'nın Vehhabi-Selefi temsilcisi olacağından kuşku duymayınız!


Kaynak: Sözcü