Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Ahmet Hakan: Bu ittifak AKP-MHP ittifakına göre avantajlı (01.03.17)

Başlatan bozadi, 01 Mart 2018, 17:15:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

01 Mart 2018

Ahmet Hakan: Bu ittifak AKP-MHP'nin ittifakına göre çok avantajlı


Hürriyet'in İslamcı yazarı Ahmet Hakan, CHP, Saadet Partisi, İyi Parti üçgeninde tartışılan ittifak iddialarını değerlendirdi.




Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, CHP ve HDP'nin bir seçim ittifakı yapması durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli'nin hedefinde olacaklarını söyledi ve "Bir Erdoğan vurur, bir Bahçeli... Bekir Bozdağ'a bile iş düşmez" ifadesini kullandı.

Hakan'ın yazısının seçim ittifaklarıyla ilgili olan kısmı şöyle:

CHP, HDP İLE İTTİFAK YAPARSA ŞUNLAR OLUR

"Cumhur ittifakı", keyiften dört köşe olur.

Bir Erdoğan vurur, bir Bahçeli... Bekir Bozdağ'a bile iş düşmez.

AK Parti ile MHP, seçim çalışması yapmaya bile gerek duymaz.

Bir an "Acaba İzmir'i de alabilir miyiz" falan diye heyecanlanırlar.

Kemal Kılıçdaroğlu'na gizli gizli minnet duyarlar.

Burhan Kuzu, "Bundan iyisi / Şam'da kayısı" der.

"Kimler kimlerle beraber" diye bir seçim şarkısı yaparlar.

"İmralı'nın dağlarında çiçekler açar" diye kafa bulurlar.

Ve daha neler neler...

CHP, İYİ PARTİ, SAADET İTTİFAKI

Sadece Meclis seçimlerinde geçerli olmak üzere...

CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi ittifak yaparsa...

Şunlar olur:

İYİ Parti ve bilhassa Saadet Partisi'nin baraj diye bir sorunu olmaz.

AK Parti ile MHP'nin oy pusulasında elde edeceği avantajların tümünü birden elde ederler.

Üç partilik ittifak, en az iki partilik ittifak kadar moral motivasyona kavuşur.

AK Parti ve MHP'nin sadece kendileri için öngördükleri avantajlara sahip olurlar.

Bakalım yapabilecekler mi?

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

24 Şubat 2018

Ahmet Hakan: Saadet Partisi, Erdoğan'ın oyun planını bozuyor


Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, AK Parti ile MHP arasında yapılacak olan 'Cumhur İttifakı'na katılmak istemediğini dile getiren Saadet Partisi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'oyun planını bozduğunu' yazdı.




Cumhurbaşkanı Erdoğan istiyor ki:
*

— Bütün milliyetçiler, muhafazakârlar, mukaddesatçılar aynı cephede birleşsin.

*

— Büyük küçük falan demeden... Hepsi aynı çatı altında toplansın.

*

— Ve başkanlık seçimi "milliciler" ile "millici olmayanlar" arasında yaşansın.

*

Bu nedenle de...

MHP'nin yanı sıra BBP ve Saadet Partisi ile de ittifak yapmak istiyor.

Bu amaçla...

Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu bir görüşme de yaptı.

*

Fakat gelin görün ki...
Saadet Partisi, bu ittifaka bir türlü yanaşmıyor, yanaşmaya da niyetli görünmüyor.

*

O kadar ki...

Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu, Erdoğan'la görüşmesinin ardından bırakın azıcık da olsa yumuşamayı, iktidara yönelik eleştirilerini daha da sertleştirmiş durumda.

*

"Abdullah Gül Saadet Partisi'nin adayı olabilir, bunu yazın bir kenara" falan diyorum ya...

Bunu biraz da işte bu tabloya bakarak söylüyorum.

Kaynak: Sputnik


bozadi

İttifak konusunda ilginç gelişmeler oluyor. Ve evet, mevcut koşullarda CHP'nin HDP'den ziyade İyi Parti ve Saadet'le kurabileceği güçlü bir ittifak, Erdoğan'ı oldukça zorlayacak gibi görünüyor.

Güçlü bir iktidar partisinin böyle güzel bir yan etkisi de var. Normalde kendi aralarında da pek geçinemeyen çeşitli muhalif unsurları güç birliğine zorluyor.

Bu tıpkı global faşist güçlere karşı Rusya öncülüğünde çok çeşitli ideolojilerden devletlerin işbirliğine güçlü bir meyil göstermesi gibi birşey ve bence çok değerli, öğretici, geliştirici.

CHP, İyi Parti ve Saadet arasında ABD-İsrail karşıtı söylemi en güçlü olan parti, rahmetli Erbakan'ın siyasi hareketinin devamı olan Saadet Partisi ve bunu çok değerli görüyorum. Ve Karamollaoğlu bence gerçekten akıllı ve vicdanlı bir eylem/söylem çizgisinde ilerliyor, inşallah öyle devam eder.

Erdoğan AKP'sinin pek çok suçuna, günahına, berbatlığına rağmen, "yıkılması gereken faşist bir güç" olarak görmüyorum, çünkü daha önce de ifade etmeye çalıştığım önemli bazı artılarının olduğunu düşünüyorum. Ama bu artılar da sonuçta AKP'nin ve Erdoğan'ın ciddi bazı olumsuz yönlerini ortadan kaldırmıyor kesinlikle. Bence şu manzarada ideal olan, Erdoğan iktidarının bir şekilde devam etmesi ama muhalefetin birleşerek Erdoğan AKP'sinin gücünü ezmese de dengeleyebileceği bir duruma erişmesi, böylece bazı dengesiz, aşırı politikalarda birleşik muhalefetin sözünün geçer hale gelmesi, ilgili sorunların çözülmesi.

Haydar Baş da bu sürecin önemli bir parçası olabilir, olmalı bence.

Bu ülkede "iktidar ve muhalefet" ikiliği (hiyerarşik dengesizliği/adaletsizliği) bozulmalı, ortak, katılımcı, demokratik yönetim egemen olmalı.

gerçek tosun paşa

CHP nin kesinlikle bir hareket kazandırması muhalefet açısından şart gibi görünüyor. HDP nin bundan sonra bir etkisi olması muhtemel değil. Fırat Kalkanı ve Afrin harekatından sonra CHP Kürt partisiyle 100 m bile yaklaşırsa çok enteresan şeyler düşünebiliriz. İlerleyen aylarda bu ittifaklar ve planlar çok daha belirginleşecektir.

Bahsi geçen ittifak gerçekten AKP - MHP için güzel muhalefet olabilir gibi görünüyor.

bozadi

02 Mart 2018

'İttifak kısa sürede kurulabilir, CHP'yle ittifak ise mümkün değil'


Hürriyet muhabiri İsmail Saymaz, İyi Parti - Saadet Partisi ve Demokrat Parti arasında kısa sürede ittifak kurulabileceğini söyledi.




Gazeteci İsmail Saymaz, "Bence İYİ Parti ile Saadet Partisi yakınlaşıp ortak listede buluşabilir. Ama İYİ Parti ile Saadet Partisi'nin CHP ile ortak listeye girmesi mümkün değil" dedi.

CNNTürk'te yayınlanan Gece Görüşü programına katılan gazeteci İsmail Saymaz gündeme ilişkin olarak açıklamalarda bulundu.

Saymaz, Saadet Partililerin mevcut adaylar içerisinde eğer Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener arasında kalırlarsa kime oy verecekleri hakkında bir tartışma içerisinde olduklarını belirtti.

İYİ Parti - Saadet Partisi ve Demokrat Parti arasında ittifak kurulabileceğini ileri süren Saymaz şunları söyledi:

"Saadet Partisine sorduğumuzda Akşener mi yoksa Kılıçdaroğlu mu diye.. Kuvvetle muhtemel Akşener diyecekler. 28 Şubat'taki duruşu bir, dindar muhafazakar kimliği iki, en çok şunda zorlanırız dedi Saadet Partili, Cumhurbaşkanlığı adayının bir kadın olmasını bizim kitlelere anlatmakta biraz zor olabilir. Bence İYİ Parti ile Saadet Partisi yakınlaşıp ortak listede buluşabilir. Ama İYİ Parti ile Saadet Partisi'nin CHP ile ortak listeye girmesi mümkün değil. Orada çok zorluklar yaşanır."

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

21 Mart 2018

Milli Görüş ile Abdullah Gül arasında dikkat çeken temas


Milli Görüş'ten Avukat Ali Aktaş'ın, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelmesi dikkat çekti...




Milli Görüş'ten Avukat Ali Aktaş'ın, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya gelmesi dikkat çekti.

Görüşmeyi sosyal medya hesabından duyuran Aktaş, "Sayın Abdullah Gül de hurafeci dini geleneğin ürettiği marazlı sonucu görmekte ve eleştirmekte; bunun yanında soruşturma sürecindeki aşırılıkları tespit ile sürecin doğru, sağlıklı, ülkemiz ve dindar sosyoloji yararına en sağlıklı usulle yürütülmesini istemektedir" ifadelerini paylaştı.

Aktaş, 11. Cumhurbaşkanı ile son günlerde gündemdeki birçok konu hakkında görüştüklerini aktardı. 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken Saadet Partisi'nin adayının Abdullah Gül olacağı iddiaları dillendiriliyordu. Aktaş'ın bu teması bu iddiaları yeniden gündeme taşıdı.

İşte o paylaşımlar:













Kaynak: OdaTV


bozadi

Ahmet Hakan'ın tahmini doğru çıkabilir gibi görünüyor. Saadet Partisi / Karamollaoğlu Abdullah Gül'le ilgili olarak son zamanlarda olumlu konuşuyordu. Şimdi de bu gelişme.

Yalnız, Saadet'in Gül'e Cumhurbaşkanı adayı olarak olumlu bakıyor olması nedense beni huylandırdı. Gül'ün tıpkı Arınç ve Davutoğlu gibi Fethullah'la yakın bağları olduğu biliniyor. Aradan geçen sürede Gül'ün Fethullah'la bağlarını koparmasına dair bir gelişme mi oldu da Saadet bu kadar çekincesiz bir şekilde Gül'e adaylık için yaklaşıyor?

İlginç bir şekilde geçenlerde de Akit TV yorumcularından Ali Tarakçı, KRT'de Çağlar Cilara'ya AKP içinde Erdoğan'ın politikalarından rahatsızlık duyanların oranının hızla arttığını ve kendisinin de aday olması halinde Abdullah Gül'e oy vereceğini söylemişti:




Fethullah Abdullah Gül üzerinden Erdoğan'a karşı tekrar şansını deniyor gibi görünüyor ve hem Akit tayfasında hem de Saadet Partisinde Gül'ü desteklemeye yönelik bir eğilim var gibi görünüyor, ilginç. Özellikle İyi Parti faktörü nedeniyle Erdoğan'ın bundan sonraki seçimlerde ciddi bir zorlanma deneyimlemesi muhtemel hale geldiğinden, Fethullah karşıtı sanılan bazıları şimdi eli zayıflayan Erdoğan'a karşı Abdullah Gül'ü açık açık destekleyecek duruma geliyor, ilginç. Gül bana hiç çekici bir cumhurbaşkanı adayı gibi görünmüyor. Başkası olsa düşünülür ama ben şahsen cumhurbaşkanlığı makamında Gül'ü görmektense Erdoğan'ı tercih ederim kesinlikle.

Ha... muhalefetin Erdoğan'a karşı güçlenmesini, Erdoğan'ı uzlaşmaya zorlamalarını desteklerim ama bunun Fethullah bağlantılı olduğu bilinen kişiler yoluyla yapılmasını bariz şekilde "kirli" buluyorum.

gerçek tosun paşa

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Ahmet Hakan'ın tahmini doğru çıkabilir gibi görünüyor. Saadet Partisi / Karamollaoğlu Abdullah Gül'le ilgili olarak son zamanlarda olumlu konuşuyordu. Şimdi de bu gelişme.

Yalnız, Saadet'in Gül'e Cumhurbaşkanı adayı olarak olumlu bakıyor olması nedense beni huylandırdı. Gül'ün tıpkı Arınç ve Davutoğlu gibi Fethullah'la yakın bağları olduğu biliniyor. Aradan geçen sürede Gül'ün Fethullah'la bağlarını koparmasına dair bir gelişme mi oldu da Saadet bu kadar çekincesiz bir şekilde Gül'e adaylık için yaklaşıyor?

İlginç bir şekilde geçenlerde de Akit TV yorumcularından Ali Tarakçı, KRT'de Çağlar Cilara'ya AKP içinde Erdoğan'ın politikalarından rahatsızlık duyanların oranının hızla arttığını ve kendisinin de aday olması halinde Abdullah Gül'e oy vereceğini söylemişti:


Fethullah Abdullah Gül üzerinden Erdoğan'a karşı tekrar şansını deniyor gibi görünüyor ve hem Akit tayfasında hem de Saadet Partisinde Gül'ü desteklemeye yönelik bir eğilim var gibi görünüyor, ilginç. Özellikle İyi Parti faktörü nedeniyle Erdoğan'ın bundan sonraki seçimlerde ciddi bir zorlanma deneyimlemesi muhtemel hale geldiğinden, Fethullah karşıtı sanılan bazıları şimdi eli zayıflayan Erdoğan'a karşı Abdullah Gül'ü açık açık destekleyecek duruma geliyor, ilginç. Gül bana hiç çekici bir cumhurbaşkanı adayı gibi görünmüyor. Başkası olsa düşünülür ama ben şahsen cumhurbaşkanlığı makamında Gül'ü görmektense Erdoğan'ı tercih ederim kesinlikle.

Ha... muhalefetin Erdoğan'a karşı güçlenmesini, Erdoğan'ı uzlaşmaya zorlamalarını desteklerim ama bunun Fethullah bağlantılı olduğu bilinen kişiler yoluyla yapılmasını bariz şekilde "kirli" buluyorum.


Gül'le ilgili görüşlerine katılıyorum. Nedense bana da cemaatçi bir hamle gibi geldi. Ayrıca Gül'den daha aktif ve enerjik bir aday gereksinimi var. Çıkacak adayların da yerli milli değerlere sadık olup olamayacağı çok kafa karıştırıcı.

bozadi

23 Nisan 2018

İyi Parti'den Twitter'ı sallayan mesaj


YSK'nın kararının sonra gözlerin çevrildiği İyi Parti'nin sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşıldı.




CHP ve İyi Parti heyetleri İyi Parti Genel Merkezi'nde bir araya geldi. İyi Parti'nin seçimlere katılabilmesi için, 15 CHP milletvekili istifa edip İyi Parti'ye geçti.

Bu gelişmenin ardından gözler Yüksek Seçim Kurulu'na çevrilmişti. YSK da İyi Parti kararını verdi. İyi Parti dahil 10 partinin 24 Haziran seçimlerine katılabileceği belirtildi.

YSK'nın kararından sonra gözlerin çevrildiği İyi Parti'nin sosyal medya hesabından bir mesaj paylaşıldı. İyi Parti'nin Twitter hesabından AKP'nin Twitter hesabına, "Ne oldu? Çalışmadığınız yerden mi geldi?" mesajı atıldı.

İşte o mesaj:




Kaynak: OdaTV


bozadi

23 Nisan 2018

Akşener'den ilk açıklama:
Kılıçdaroğlu'nun tavrı her türlü takdirin üzerindedir


Akşener, CHP'li 15 milletvekilinin İYİ Parti'ye geçmesine ilişkin, "Hukukun ve millet iradesinin önüne konan bu engelin aşılmasında, CHP ve değerli Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ortaya koyduğu tavır her türlü takdirin üzerindedir. Tarihi bir demokratik tavırdır. Siyaset ve demokrasi tarihimizde övgüyle yerini alacaktır" dedi.




İYİ Parti'yi seçimlere sokmama teşebbüsü olduğunu ve bunun demokrasiye saldırı anlamına geldiğini belirten Genel Başkan Meral Akşener, "Hukukun ve millet iradesinin önüne konan bu engelin aşılmasında, CHP ve değerli Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ortaya koyduğu tavır her türlü takdirin üzerindedir. Tarihi bir demokratik tavırdır. Siyaset ve demokrasi tarihimizde övgüyle yerini alacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Meral Akşener, "Ortak tuzak kurdular, boşa çıkarıldı" dedi.

Akşener, yazılı açıklamasında, demokrasiyi ahlak, hukuk ve erdemliler rejimi olarak nitelendirdi.

'DURUN, DAHA YENİ BAŞLADIK'

Akşener, yola çıktıkları günden bu yana sürekli önlerine engeller çıkarıldığını ileri sürerek, "Bu engeller bizleri korkutup yıldırmak yerine gücümüzü ve inancımızı tazelemekten başka bir işe yaramamıştır. Yorulacağımızı, yılacağımızı düşünenlere buradan sesleniyoruz, durun daha yeni başladık." ifadesini kullandı.

Öte yandan Akşener'i CHP'li bir grup milletvekili ziyaret etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Grup Başkanvekilleri Özgür Özel, Engin Özkoç, Engin Altay ile İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu İYİ Parti Genel Merkezi'ne gelerek Akşener ile görüştü.

Kaynak: Sputnik


bozadi

Kılıçdaroğlu'ndan beklenmedik ve etkili bir muhalefet hamlesi gelmiş gibi görünüyor. Bravo.

Ben hala Türkiye'nin küresel politika konusunda Erdoğan'dan daha iyi bir lidere sahip olmadığını ve bunun uzunvadede Türkiye'nin iç gündemini de olumlu etkileyeceğini düşünüyorum, ama daha önce de vurgulamaya çalıştığım gibi, AKP'nin muhalefete karşı aşırı ezici tavırları resmen patolojik. Öyle, "Ben Osmanlıyım, istediğim haltı yerim, kimse de birşey diyemez, asarım, keserim" türü mafyatik çirkinlikleri, hödüklükleri bırakması, haddini-hududunu öğrenmesi, sindirmesi gerekiyor. Bu da ancak muhalefetin güçlenmesiyle mümkün olur. Muhalefetin en büyük güçsüzlüğü ise kendi içindeki aşırı bölünmüşlüğü. Farklılıkları bir kenara bırakıp ortak ve acil çıkarlarda işbirliği yapılması gerekiyor. Kılıçdaroğlu'nun son dönemlerde diğer partilerle işbirliği çabalarını artırarak AKP'yi sıkıştıracak ittifaklar geliştirme eğilimleri bence çok etkiliydi ve bu son hamle de o zincirin en yeni ve güçlü parçalarından biri gibi görünüyor.

Açık söylim, ben Kılıçdaroğlu'nun da, Akşener'in de Türkiye'yi uluslararası arenada Rusya öncülüğünde geliştirilmekte olan anti-faşist girişimde uygun yere konumlandırabileceğini sanmıyorum. Ne söylemlerinde, ne de eylemlerinde o yönde güçlü bir eğilim görmüyorum. Aslında bunu AKP'den beklemek de çok anlamlı görünmüyor ama nasıl olduysa Suriye yenilgisi sonrası Erdoğan ABD'ye karşı Rusya öncülüğündeki eksene yaklaşma anlamına gelen pek çok önemli adım attı. Ve bence Erdoğan bunu yapmakla, bu ülke, bu millet için yapabileceği en doğru şeylerden birini yaptı ve yapmaya da devam etmesi gerekiyor.

Üstelik Erdoğan'ın bu eğilimi, parti tabanının ciddi bir bölümünün eğilimleriyle ciddi bir uyuşmazlık gösteriyor. Ve bu nedenle Erdoğan bu konuda zor durumda kalıyor, ileri-geri adımlar atıyor ama çok şükür bu politikadan vazgeçmiş gibi görünmüyor. Bu konuda Erdoğan'ı çok ama çok takdir ediyor, hayranlık duyuyor ve sonuna kadar destekliyorum.

Ama Erdoğan'ın ve partisinin çok ciddi olumsuz icraatleri veya icraatsizlikleri de var ve bu konuda muhalefetin eleştirilerini zorla bastırma, muhalefeti susturma eğilimleri var. İşte bu durumun değişmesi gerekiyor. Erdoğan ve AKP hiç kusura bakmasın, haddin fazlasıyla aşıldığı yerlerde muhalefetin AKP'ye haddini bildirmesi gerekiyor. Muhalefetin işi, görevi, yükümlülüğü, halka karşı borcu bu. Ve eninde sonunda olması gereken şeyse, tüm partilerin tüm farklılıklarına ve uzlaşmazlıklarına rağmen, ortak millet menfaati olan konularda sorgusuz-sualsiz birlik olmasıdır, amaç bu olmalıdır. Katı iktidar-muhalefet hiyerarşisinin yıkılması, aşılması gerekiyor. Bence Rusya ve müttefikleri öncülüğünde gelişmekte olan global faşizm karşıtı hareketin desteklenmesi, ülke içindeki birlik-beraberliğin sağlanmasına da en doğrudan imkan sağlayacak olan yoldur.

Scyth

Twitter mesajı çok iyiymiş.  Ben Meral AKŞENER'in kurulacak ittifakın adayı olacağını ve ikinci turda seçimi kazanıp Cumhurbaşkanı olacağını tahmin ediyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

23 Nisan 2018

HÜDA-PAR'dan AK Parti'ye: Kusura bakma önce sen başlattın


CHP'nin İYİ Parti'nin seçimlere katılmasının önünü açmasına ilişkin tartışmaya Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) de katıldı. HÜDA-PAR Genel Başkan Yardımcısı Aydın Gök, bu gelişmeyi 'siyasi ahlaksızlık' diye niteleyen AK Parti'ye "Kusura bakma önce sen başlattın" tepkisini gösterdi.




Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR), CHP'nin erken seçimlere girebilmesi için İYİ Parti'ye 15 vekil 'transfer' etmesine 'siyasi ahlaksızlık' diyen AK Parti'ye "Kusura bakma, önce sen başlattın" tepkisini gösterdi.

HÜDA-PAR Genel Başkan Yardımcısı Aydın Gök, sosyal medya üzerinden şu ifadeleri kullandı: "Seçim barajını kaldırma. Normal seçimlerden iki yıl önce ittifak kur. Seçimlerin zamanında yapılacağı algısı oluştur. Baskın seçim kararıyla gafil avlamaya çalış, şimdi de diğer ittifak arayışlarını siyasi ahlaksızlıkla itham et. Kusura bakma önce sen başlattın."

NE OLMUŞTU?

Yüksek Seçim Kurulu İYİ Parti'nin seçimlere girip giremeyeceğine ilişkin kararını açıklamayı ötelerken, dün CHP'den sürpriz bir hamle gelmişti. 15 CHP'li vekil İYİ Parti'ye katılmış, böylece İYİ Parti'nin Meclis'te grup kurarak başka şartlara takılmadan 24 Haziran'daki erken seçimlerine katılmasının ve Genel Başkan Meral Akşener'in cumhurbaşkanlığı adaylığının önü açılmıştı. AK Parti ve MHP ise bu adımı sert bir dille eleştirmişti.

Kaynak: Gazete Duvar


ogeday

Ocak 2020 yılına kadar astrolojik açıdan enerjiler sıkışmış görünüyor.Söylediğim tarihe kadar daha fazla baskıyı arttırma girişimleri olacaktır diye tahmin ediyorum...
 

bozadi

26 Nisan 2018

Kazanarak kaybetmek


SONER YALÇIN




Yanıtını bir türlü bulamadığım sorum var:

Saadet Partisi, cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül üzerinde neden bu kadar duruyor?

Ardından hemen şunu ekliyorum:

SP'ye bunu CHP yönetimi mi dayatıyor?

Konuyu şöyle açayım:

Tam 30 yıldır Milli Görüş hareketiyle ilgili gazeteciyim.

Tarih: 15 Şubat 1988.

Devlet, Güneydoğu'da PKK karşısına "İslam birleştirir" mantığıyla "Kürt-İslam Sentezi" çıkarmaya çalışıyordu. Erbakan liderliğinde Refah Partisi (RP) bu projenin neresindeydi?

O dönem çalıştığım 2000'e Doğru dergisi beni Güneydoğu'ya gönderdi. 20 gün bölgede kaldım, partinin yöneticileriyle görüşmeler yaptım.

RP ile "resmi" olarak ilk kez böyle tanıştım. Zamanla Erbakan ve diğer önde gelen isimlerle sohbet- röportaj yapma olanağı buldum.

En sonunda "Eziyet Edilerek Yalnızlığa Yükseltilen Bir Siyasal Liderin Portresi: Erbakan" kitabımı yazdım...

Yani...

Milli Görüş hareketini bilen gazetecilerden biri olarak şunu soruyorum:

Düşünsel değerlerinden taviz vermeyen, inadın-sabrın adı olan bu 50 yıllık politik hareket popülizme yenik mi düşüyor?

Hayır! Meseleyi A. Gül'ün "arkadan hançer saplamasına" filan getirecek değilim. Konuyu kişiselleştirme taraftarı değilim. Ne yazık ki...

Son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız yüzeysellikle kavramlarla düşünmüyor, sadece kişilerin nitelikleri üzerinden konuları ele alıyoruz. Bu bizi "asıl" meselelerden uzaklaştırıyor.

Soruma dönersem...



A. GÜL KAZANIR

Recep Tayyip Erdoğan...

Abdullah Gül...

Sandıkta karşı karşıya gelseler kim kazanır?

Bence, ikinci turda A. Gül zafer kazanır!

Peki...

"Kazanmak" ne demek?

A. Gül, devleti yönetmeye başlayınca ne yapacak?

Siyasi-ekonomik politikaları ne olacak?

Nasıl bir Türkiye tahayyül ediyor?

Ah! Bu toprakların bulaşıcı hastalığıdır; yine gelip geçici- hiçbir kalıcılığı olmayan popülist sunumlar yapılıyor!

Örneğin... Özgürlüğün yokluğu ona ne kadar ihtiyaç duyulduğuna bağlıdır. Gazete okumayanlara basın özgürlüğünün olmadığı ne derece etki yapar?

Panel değil, seçim yapılıyor! İktidarı almak için idealist değil, realist olmak şart. Neyse, dağıtmayayım.

Amaç salt iktidar olmak ise SP/Temel Karamollaoğlu, AKP/Erdoğan'ın ittifak teklifini neden kabul etmedi?

SP ittifaka yanaşmadı çünkü SP ile AKP arasında siyasi-ideolojik farklılıklar/ çelişkiler var. Peki...

A. Gül ile SP arasında yok mu?

Uygulanan politikalar değil; sadece yönetme biçimi/kabalığı/hoyratlığı konusunda Erdoğan ile Gül arasında fark var. Yoksa...

İkisinin de "boyaları dökülen" neoliberal ekonomik- siyasi projelerin savunucusu olduğu sır değil.

Şunu bilmek için kahin olmaya gerek yok:

Seçimden sonra Erdoğan "acı reçeteyi" yoksullara içirecek ve kazandığında A. Gül de başka tavırda olmayacak. Tarımdan sanayiye, maaşlardan ücretlere Erdoğan ile A. Gül arasında hangi farklı iktisat politikaları var? Yok.

Ayrıca şu hakikat var:



YİNE AYNI "YENİLİKÇİ"

FETÖ ile mücadelede SP, Erdoğan'a mı, A. Gül'e mi yakın?

ABD-AB-İsrail'e tavır konusunda SP, Erdoğan'a mı, A. Gül'e mi yakın?

Rusya-Çin/Avrasya yakınlaşmasında SP, Erdoğan'a mı, A. Gül'e mi yakın?

Ulusalcılık konusunda SP, Erdoğan'a mı, A. Gül'e mi yakın?

Örnekleri sıralamaya gerek yok; Erdoğan'a yakın! O halde A. Gül ısrarı niye?

İşin özünde SP'nin, hem Erdoğan'a hem de A. Gül'e karşı çıkan parti programı var:

SP, halkçı'dır, milli'dir, "kumarbaz" finans sisteminden değil üretimden yanadır.

SP, A. Gül'de -2002 sürecinden farklı- hangi yaratıcı radikal dönüşüm fikri buldu?

14 Mayıs 2000 kongresini çoktan unutup 18 yıl sonra başa mı döndü?

SP, A. Gül'ün yine yeniden "yenilikçi" olarak politik arenaya sürülme zokasını bu kez yuttu mu? Kazanmak, geri dönmemektir!

Evet, 30 yıldır takip ettiğim Milli Görüş'ü anlamakta zorlanıyorum. "Neoliberalizmden başka seçenek yok" diyen A. Güllere karşı, yıllardır yiğitçe mücadele veren SP, şimdi bizlere bu politikaların baş savunucusunu "adayımız" diye nasıl gösterir?

Evet, mesele salt "kazanmak" mı?

Görüş ve hedefinden her daim emin olan SP'nin de siyasi mühendisliğe yenik düşmesini anlayamıyorum. Nasıl bu derece savruldular?Kısa vadeli sonuç bekleyenler gibi kendilerini yenilgi ruhuna mı kaptırdılar?

Siyasi bağımsızlığını sonuna kadar koruyan Erbakan'ı unuttular mı?

"Yeni" modasına mı uydular; "Yeni Milli Görüş!"

Toparlarsam:

Erdoğan ile A. Gül sandıkta karşı karşıya gelirse A. Gül kazanır.

Ve fakat bu aslında, kazanarak kaybetmektir.

A.Gül kazanır ama Türkiye kazanmaz! Sadece "2002 ayarlarına" döneriz!

Bakınız:

Umutsuzluk iyi değildir; yeniden yeniden üretilmesi gerekir.

SP, geleceği öldürmeye çalışanların oyununa gelmemelidir.

Bağımsızlıktan-emekten yana yeni bir toplumsal düzenin partisi olmaya devam etmelidir.

Erdoğan'ın karşısına "Erdoğan" çıkarılarak zafer kazanılmaz!

Kaynak: Sözcü