Kadim kabartmalarda tasvir edilen gizemli çanta

Başlatan bozadi, 04 Kasım 2022, 19:06:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

#45
Son paylaşılan videodan bahsediyorum kardeşim, sybleman kardeşimin paylaştığı. Dediğim gibi başlarını bile izlemek yetti bana, tabii emin olmak için atlayarak ilerideki bazı birkaç yerini de dinledim. Daha ablamız söylemeden zaten kendi kendime hemen ben tamamladım soruları da, cevapları da. Eee bunca yıldır okuyoruz ve çoğu yerini ezbere biliyoruz artık celselerin o yüzden. Velhasıl video ve yayınlayan kişi hakkında diyeceğimi dedim aslında, çokta belirteceğim yeni birşey yok. Ben asıl siz nasıl şey yapmadınız pek ona şaşırdım açıkcası, neyse, öyle ise şunu da paylaşayım da amme hizmeti olsun bari, gidişata bakılırsa bir gün hepimize lazım olacak gibi duruyor çünkü; https://www.alzheimerdernegi.org.tr/iletisim/...
8)

sybleman

#46
Qui valla sesli güldüm. Ne güzel yazmışsın öyle. Abla ilginç bir abla. Dediğin gibi. Bazen anlatırken bile okuma yapıyor gibi geliyor bana. Konuları ilgimi çekiyor ama dinlerken uzun süre dinleyemiyorum ,kopuyor.

Sanırım ailesini kısa sürede kaybetmiş, bayağı travmaları var. Sonrasında birşeyler yaşadığından bahsediyor.

Bir de sanki şu tavrı var, bunlar kolay değil siz beceremezsiniz gibi bir tavır. Öyle kolay değil bunlar diyor sürekli. Azarlar gibi :)

Konuları dinleyip merak ettiklerimi başka yerlerden araştırıyorum genelde. Bu forumda olduğunu nerden düşündün? Merak ettim, cidden öyle
mi sence.

Bu tarz konularda maddi çıkarı olmayan insanların kaynaklarını bulmak gerçekten zor. Yabancı kaynakları da tarıyorum arada. Bildikleriniz varsa bakmak isterim ben de.

Bozadi forum aslında güzel, hataları düzeltebilsek, gayet yeterli. Benim kullanırken sorun yaşadığım arama sorunu ve etiket sorunları. Özel mesajlaşma çok önemli bir mevzu değil bence de. Yazılımdaki sorunlarda ücretsiz yardımcı olabilirim.

walldes

#47
Başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim. Hayat derslerdir. İse bu fırsatı kullanmak lazım. Bendeki etkisi de güneşli havada yağmurlu gün gibi oldu.Duygularımı ve kendi isteklerimi ne çok bastırıyormuşum. Ne çok kalıpla yaşanıyormuş hayat. Bu yüzden belki de sembollere de çok takılmamak lazım. Sonuçta sembolleri de genellikle özellikle gizli saklı olanları KH daha çok kullanıyor gibi gözüküyor. Koruyucu bilgiden de durağan sembollere boğulmuş bilgi kastedildiğini zannetmiyorum. Tabii bu sadece benim düşüncem.
 

walldes

#48
Bu arada gönderdiğiniz linklerin Alina azim hariç çoğunu az biraz seyretmişliğim var. Bu kanallara abone de olmuşluğum var. Merak ettiğim için veya eğlencesine... Ama bir müddet sonra şunu fark ediyorum. Bu bilgilerde zehirli olmaya başlıyor. Eğlencesine olduğu zaman bile çok üstüne düşüp seyredersem. Sonra tüm abonelikleri iptal ediyorum filan. Sonra yine merak duygusu. Böyle bir döngüde. Ama sonuç hep aynı, bir müddet sonra rahatsız edici bir duygu veriyor. Şu saçma diziler gibi. Evde biri seyrediyor ve TV açık kulağınıza geliyor seyretmeseniz de. Sonra abuk sabuk bir etki sıkıntı duymaya başlıyorsunuz. Aynı etki. Bu arada bu işkenceye sadece anneme gittiğimde maruz kalıyorum şükür evde yok:)
 

bozadi

#49
Qui haklıymışsın. "Alina Azim" adlı arkadaşımız "Ruh Transferi - Walkin-in..." başlıklı, bir hafta önce yayınladığı videoda, kaynak ismi vermeden celselerden alıntı yapmış. Videonun henüz tamamını izlemedim. Atlaya atlaya göz gezdirirken şu kısmı fark ettim: 9:51'de "Şimdi akış olarak bir takım bilgiler vereceğim." diye başlamış ve Kasyopya ismini belirtmeden celse alıntısı yapmış. Çok ilginç.

Kanalın bariz bir İslami niteliği olduğu için kaynak ismi vermek istememiş olabilir. Alina'nın celselerden etkilenmiş, paylaşma gereği duymuş olmasından sevinç duydum açıkçası. Ama kendisi şu an bunun ne kadar farkında, bilmiyorum, ama celselerde İslam da en başlarda dahil olmak üzere, özellikle "üç büyük din"le ilgili bazı itham veya ifşa niteliğinde açıklamalar var. Bu dinlerin mensuplarının bu tür açıklamalardan pek "hoşlanmayacağı" kesin. Eğer Alina Kasyopya celselerinde İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık hakkında yapılan ve "olumsuz bir ifşa" sayılabilecek nitelikteki bilgilerin farkında olduğu halde celselerden etkileyici bulduğu kısımları videosunda kullanma seçimi yaptıysa, bunu daha da cesurca ve sevindirici bulurum kendi açımdan. Tabi Kasyopyalıların "büyük dinlerle" ilgili çeşitli olumsuz ifşa niteliğinde açıklamalarda bulunuyor olması, bu dinlere mensup insanların "yanlış bir yolda" olduklarını iddia ettikleri anlamına gelmiyor kesinlikle. K'lar tüm "inançların" (yani insanların "inançlı" olmasının) faydalı olduğuna dikkat çekmişlerdi. Ve nitekim dinlerle ilgili olumlu yönlerin de mevcut olduğunu söylediler. İslam bağlamında tasavvufa yapılan olumlu referanslar var örneğin. Yani K'lar İslam da elbette dahil olmak üzere, bir dine mensup olmanın "yanlış" veya "kötü" birşey olduğunu iddia etmiyorlar. Belli başlı tüm dinlerin kökenlerinde sahtelikler olduğunu ama bunun o dinlere mensup kişilerin ille yanlış yolda oldukları anlamına gelmediğini, esas önemli olanın BH veya KH yönündeki kutbiyet artışı olduğuna dikkat çekiyorlar.

K'lar, celselerin alıcı grubu Hristiyan olduğu için, onlara Hristiyanlık üzerinden alıcı/dinleyici kitlelerine hitap etmeleri tavsiyesinde bulunuyorlar. Benzer başka bir üst düzey BH varlık grubu, Müslüman bir alıcı grupla temas kurup bilgi veriyor olsaydı, aynı şeyi İslam'la ilgili olarak da yapmaya çalışacaktı muhtemelen. Ki illa ki Müslümanlar içinde de üst düzey BH varlıklarıyla, hatta 6BH varlıklarıyla bilinçli veya yarı bilinçli temas kurup, BH kutbiyetini dini bilgiler üzerinde artırmaya yönelik bilgiler, sezgiler, ilhamlar alıp paylaşan insanlar olabileceğini tahmin etmek zor değil. Mevlana, Yunus Emre gibi nice insanların, üst düzey BH varlıkları olarak, din üzerinden insanları iyiye, doğruya yönlendirme misyonuyla dünyaya geldiklerini anlamak zor değil.

Ben de bu vesileyle bir kez daha bizim forumumuzun kaynaklarının dinler konusundaki tavrı bağlamında şu açıklamayı yapma gereği duyuyorum: Bizim benimsediğimiz kaynaklar din ideolojilerini savunmuyor, hatta haklarında olumsuz bazı açıklamalar yapıyorlar ama hayatın kendisinin din oluğunu savunuyorlar ve inançlı, umutlu olmayı savunuyorlar. İnsanların dinine göre değil, BH-KH eğilimlerine göre birbirinden farklılaştığını ve kaderlerinin de temel olarak buna göre şekillendiğini söylüyorlar. Ben bunu şöyle yorumluyorum (artık ne kadar isabetli bir yorumsa): Hayatın kendisi dindir ve bu dinin iki mezhebi vardır: BH ve KH. Biri mutlak varlığa götürür, diğeri ise (dönülmemesi halinde) mutlak yok oluşa. Yani pozitiflik veya negatiflik. Yapıcılık veya yıkıcılık. Sevgi veya nefret. Ben hiçbir dinin mensubu değilim ve olma ihtiyacı duyacağımı da hiç sanmıyorum. Ama hangi dine, hangi inanca mensup olursa olsun, mümkün olduğu kadar çok kişiyle "insani değerler" dediğimiz ortak evrensel, varoluşsal değerler ekseninde işbirliği yapma gereği duyarım.

İslam'ı benimseyenler arasında da BH eğilimi daha güçlü olanlar vardır ve elbette KH eğilimi daha güçlü olanlar vardır. Tüm dünyada ve tüm inançlarda olduğu gibi, çoğunluk muhtemelen ne BH ne de KH yönünde güçlü bir adanma göstermiyor.

sybleman

#50
waldes evet o konuda haklısın. Bende de aynı durum oluşuyor. Sürekli aynı kanalı takip etmiyorum. Her videosunu da açmıyorum. Bakıyorum konu ilgimi çekerse izliyorum. Bazen ordan bir kelime bir fikir yakalayıp başka araştırmaya giriyorum.

Sabit kalmamak lazım, dediğin gibi sonunda bir maddiyata dönüyorlar. Kitap tanıtım, seminer vs. bir şeyler çıkıyor. Ya da fikirler bakıyorsunuz değişiyor, çelişkili şeyler çıkıyor. Başladıkları gibi gitmiyorlar.

Aslında bizim nesilden midir bilmiyorum, video izlemek bana işkence gibi geliyor. Bazen hız ayarını arttırıp hızlı çekimde izliyorum :D

Diziler konusu bayağıdır izlemiyorum, türk dizileri zaman kaybı, insana kattığı hiç bir şey yok.

walldes

#51
Bozadi bence anlattığın gibiyse pek de olumlu bir davranış değil Alina Azim in yaptığı. Tüm kaynakları kirletip bir bardak su verse ne olur. Ama fırsattır belki bu konuşulanlar. Hep merak ettiğim ve tam oturtamadığım koruyan bilgi tanımı nedir? Ve hemen arkasından bahsedilen ağ çalışması nasıl yapılır?
 

bozadi

#52
Bu arada Alina'nın celselerden alıntı yaptığı kısımda atladığı bir cümleyi burada belirtmek istiyorum:

Alıntı YapEklenti:

S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?

C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.



"Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı" kısmını kastediyorum özellikle. Aslında burada bir ölçüde çeviri yanlışı yaptığımı tahmin ediyorum. "Yaratılmış" yerine "Yaratılmakta Olan" demenin daha doğru bir çeviri olacağını algılıyorum şimdi değerlendirdiğim zaman. "Yaratılmış" deyince "geçmiş zamanda" olup bitmiş bir eylem iması doğuyor. Halbuki orijinalde "geniş zaman" var. İlgili celsede ve celselerin PDF versiyonunda o kısmı buna göre düzenleyeceğim.

Orada K'lar "Yaratıcı"nın sadece yaratmadığını, aynı zamanda "yaratıldığını" (her an yaratılmakta olduğunu) söylüyor. Yani yaratan ile yaratılanlar arasındaki yaratım ilişkisi tek yönlü değil. Yaratan aynı zamanda yaratılandır ve yaratılan da aynı zamanda yaratandır. "Herşeyin mutlak birliği" ilkesi de bu anlamı destekliyor. Tek bir varlık var. Yaratan ve yaratılan diye birbirinden mutlak şekilde ayrı, mutlak şekilde yalıtılmış iki ayrı varlık çeşidi yok. Var olan herşey nihai olarak birdir.

Ve Yaratıcının, yani Tanrı'nın her an "yaratılmakta" olması, bireysel ruhların (bireysel Tanrı'ların) öğrenme, yani tekamül yolculuğuyla gerçekleşen bir süreç. Tanrı dediğimiz mutlak merkeziyet, bireysel ruhların tekamül yolculuğu (mutlaklıktan nispi olarak ayrılıp belirli bir döngü içinde mutlaklığa geri dönmesi) yoluyla kendini tazeliyor, gerçekleştiriyor, biliyor. Hepsi kendisi. Hepsi aynı ve tek varlık.

walldes

#53
Neyse ben bu konuların acemisiyim. Bir müddet daha kendimi sessiz moduna alayım. Sevgilerle
 

bozadi

#54
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen walldes

Bozadi bence anlattığın gibiyse pek de olumlu bir davranış değil Alina Azim in yaptığı. Tüm kaynakları kirletip bir bardak su verse ne olur. Ama fırsattır belki bu konuşulanlar. Hep merak ettiğim ve tam oturtamadığım koruyan bilgi tanımı nedir? Ve hemen arkasından bahsedilen ağ çalışması nasıl yapılır?
walldes, haklı olabilirsin. Nitekim Qui de öyle bir vurgu yaptı sanırım. Alina Azim'i henüz pek tanımıyorum. Ama kanalındaki bazı videoların bazı kısımlarına ve dinleyicilerinin bazı yorumlarına kabaca bir gözattığımda, ilk izlenim olarak pozitif denebilecek bir eğilim, pozitif denebilecek bir etkileşim olduğu izlenimini edindim. Benim açımdan ilk önemli olan şey bu. Kimse kusursuz, hatasız değil ama samimi bir pozitif eğilimin mevcudiyetini önemli buluyorum.

"Bilgi nedir?", "Ağ çalışması nasıl yapılır?" şeklindeki soru önerilerini son derece değerli buluyorum. Buna uygun bir başlık açıp bu kavramlardan ne anladığımızı, bunlara dair farkındalığımızı nasıl netleştirebileceğimizi tespit etmeye çalışabiliriz.

sybleman

#55
Ben de islama inanan biriyim, ama o zamanın şartları ve o insanları anlayabileceği, uygulayabileceği bir düzende işlendiğini düşünüyorum.

Günümüz çağında bir çok uygulama geçersiz ve anlamsız kalıyor.

Tasavvuf u kendime daha yakın hissediyorum. O konuda da araştırmalar yapıp, okumalar yapıyorum. Tasavvuf da baktığınızda Reenkarnasyon red edilmiyor. Mevlana'nın sözünü bilirsiniz. "Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum. Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum. Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum. Öyleyse ölümden korkmak niye?"

Tekamül anlayışı tasavvufda da var. İbnül arabi ağır olsa da genel anlamda okumaya anlamaya çalışıyorum. Boyutlar çakralar enerjiler çok fazla bilgi var. Gördüm ki celselerde de geçiyor. Çok şaşırdım demekki takip ediyorlar bu tarz yazıları. Daha da ilgimi çekti sonrasında. El Arabi olarak geçmiş. Hatta cassiopaea.org da konularda rastladım. Diğer insanlar da araştırıyor, sözlerini paylaşıyor.

Alıntı YapEklenti:

S: (L) Tamam. Bunu geçelim. Benim sorum: Bizim almakta olduğumuz bilgiler El-Arabi'nin "açılma" dediği şeye benzer mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi alemindeki birleşik düşünce formları olduğunuzu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S: (L) El-Arabi birleşik düşünce formlarını "Tanrı'nın adları" olarak tanımlıyor. Onun açıklaması sizin bize söylediklerinizle
benzer görünüyor ve...
C: Hepimiz Tanrı'nın adlarıyız. Hatırla, bu bir kanal. Yani sonlanma ve başlangıç noktaları eş değer ve önemde.
875
S: (L) Bu Tanrı'nın farklı parçalarının birleşimi anlamına mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Bizim de bunun bir parçası olduğumuzu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun...
C: Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol!



Alıntı YapEklenti:

S: (L) El-Arabi'nin yazdığı konulardan biri de varlığın ontolojik seviyesi hakkında. Varlığın eşmerkezli oluş durumları. Ve her
bir durum ilişkileri tanımlıyor. Herbir üst seviyede varoluşun merkeziyle daha yakın bir ilişki içindesin ve varoluşun daha dış
kenarlarında ise madde ile daha yakın ilişki içindesin. Bu sizin bize tanımladığınız 7 yoğunluğu doğru bir şekilde ifade
ediyor. Arabi ayrıca "dışa yayılmak" ve bilgiye doğru "içe yönelmek"ten bahsediyor. Sanırım belirli varlıklar, örneğin
4'üncü yoğunluk KH ve 3'üncü yoğunluk diğer KH varlıkları güçlerini arttıracakları bir durum yarattıklarını düşünüyorlar
ama aslında "dışa yayılma" veya maddeye dağılma sürecinin bir parçası olabilirler. Bu doğru bir algı mı?
C: Yakın.
S: (L) El-Arabi bulunduğun yerde ilüzyonda kalabileceğini, aşağı doğru hareket edebileceğini veya yukarı doğru hareket
edebileceğini söylüyor. Bu da sizin söylediklerinizle benzeşen birşey. Seçtiğin yön kısmen döngüde bulunduğun konumun
bir neticesi mi?
C: Bundan daha karmaşık.
S: (L) Bundan eminim. El-Arabi çok karmaşık bir analiz sunuyor ve muhtemelen o da bununla ilgili herşeyi bilmiyordu...
Yine de söyledikleri sizin bu kanaldan bize verdiklerinizle neredeyse kelimesi kelimesine örtüşüyor.
C: Şimdi, değişken çekim dalgaları hakkında öğrenebileceğin herşeyi öğren, oku, araştır.

Alıntı YapEklenti:

S: (L) Tamam iki hızlı sorum var. Geçen Pazar sabahı, önceki geceki celseden sonra, El-Arabi'nin bir "hal" içinde olmak diye
tanımladığı şeye benzer çok garip bir deneyim yaşadım. Deliliğe yakın bir duruma getirilmek gibi birşeydi. Ark da oradaydıve
sonra katlanılmaz hale geldiğinde soğuktan titriyor ve sallanıyordum. Sanki hiç tekrar ısınamayacakmışım gibi hissettimve
ruhumun bedenimin içinde sallanışını HİSSETTİM. Bunun tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: Yarım-benliğin dengelenmesi.

bozadi

#56
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

"Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı" kısmını kastediyorum özellikle. Aslında burada bir ölçüde çeviri yanlışı yaptığımı tahmin ediyorum. "Yaratılmış" yerine "Yaratılmakta Olan" demenin daha doğru bir çeviri olacağını algılıyorum şimdi değerlendirdiğim zaman. "Yaratılmış" deyince "geçmiş zamanda" olup bitmiş bir eylem iması doğuyor. Halbuki orijinalde "geniş zaman" var. İlgili celsede ve celselerin PDF versiyonunda o kısmı buna göre düzenleyeceğim.
Forumdaki celsede ve PDF versiyonunda ilgili güncellemeyi yaptım ve son celseyi de ekleyerek PDF dosyasını tekrar yükledim.

bozadi

#57
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sybleman

Ben de islama inanan biriyim, ama o zamanın şartları ve o insanları anlayabileceği, uygulayabileceği bir düzende işlendiğini düşünüyorum.

Günümüz çağında bir çok uygulama geçersiz ve anlamsız kalıyor.

Tasavvuf u kendime daha yakın hissediyorum. O konuda da araştırmalar yapıp, okumalar yapıyorum. Tasavvuf da baktığınızda Reenkarnasyon red edilmiyor. Mevlana'nın sözünü bilirsiniz. "Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum. Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum. Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum. Öyleyse ölümden korkmak niye?"

Tekamül anlayışı tasavvufda da var. İbnül arabi ağır olsa da genel anlamda okumaya anlamaya çalışıyorum. Boyutlar çakralar enerjiler çok fazla bilgi var. Gördüm ki celselerde de geçiyor. Çok şaşırdım demekki takip ediyorlar bu tarz yazıları. Daha da ilgimi çekti sonrasında. El Arabi olarak geçmiş. Hatta cassiopaea.org da konularda rastladım. Diğer insanlar da araştırıyor, sözlerini paylaşıyor.
Forumda hem İslam'ı hem de genel itibariyle Kasyopya celselerinde verilen birçok bilgiyi/iddiayı ciddiye alan, tartışan benimseyen başka arkadaşlarımız da var.

Herkes celselerde geçen her bilgiyi/iddiayı benimseyecek diye birşey yok. Veya hatta bu forumda yalnızca Kasyopya ve diğer kanal bilgileri referans alınarak tartışma yapılacak diye birşey yok kesinlikle.

İnancım ve ümidim o dur ki, hepimizin ortak amacı şifa, iyilik, pozitiflik yönünde işbirliği yapmaktır. Ağ çalışmasının bu olduğu da söylenebilir.

Qui-gon jinn

#58
Celselerden alıntı yapılıp, paylaşılmasında sorun yok, zaten bizim tekelimizde ki birşey de değil, alıcısı da biz değiliz varsa eğer yasal telif sahibi de biz değiliz. Benim şiddetle itiraz ettiğim, Kasyopyalılardan hiç bahsetmeyip, bana bunlar gösterildi, bu bilgiler verildi diye kendine mal edip, maalesef bir takım menfaatler edinilme çabasının içine girişilmiş olması. Bu bence dediğim gibi düpedüz sahtekarlıktır ve ben bu durumdan oldukça rahatsızlık duydum açıkcası...

Neyse, Mevlana, Yunus ve Din konusu geçince ustaların bu konudaki iki aktarımı geldi aklıma, müsadenizle onları da paylaşmak isterim. Ayrıca şunu da not etmeden geçmek istemiyorum, şahsen ben bu dezeformatif youtuber kanallarını "yanlış bilgi" vermeleri açısında hiç faydalı bulmuyor, hatta öncesinde bahsettiğim ve K'larında dediği gibi bilgisizlikten çok çok daha zararlı bulduğumu tekrardan belirtmek istiyorum. O sebeple "gerçek bilgi" alma niyeti ile yaklaşılmaması ve içeriklerine de çok fazla takınılmamasını öneriyorum. Evet hepimiz arayıştayız ve bu çok güzel ama belki de aradığımız doğru adreslerden birini zaten halihazırda bulmuşuzdur değil mi, kimbilir, olabilir mi? Bence olabilir... Hepinize sevgiler.

"Din ü millet sorar isen,
Aşıklara din ne hacet.
Aşık kişi harap olur,
Işık bilmez din, diyanet"

Yunus Emre
---

"Hak yolunun yolcusu küfürden de, dinden de beridir. Gönlüme baktım: Allah'ı orada buldum. Yoksa başka yerde değil. Ben ne Hristiyan'ım, ne Musevi, Ne Zerdüştçü, ne de Müslüman. Ne şarktanım, ne garptanım, ne topraktan, ne de denizden İkiliği bir yana attım. İkinin bir ettiğini gördüm. "Bir'i arar, 'Bir'i yaşar, 'Bir'i çağırırım ben."

Mevlana

sybleman

#59
Gerçekten güzel alıntılar paylaşmışsın Qui. Çok teşekkürler.

Kaynaklardan uzak durmak doğru. Ama bazen şeyi de yaşadım. Çok farklı bilgilere gidip, dibine kadar dalıp, sonra bir noktada bir dk dur deyip kendime. "Burada bir terslik var,bu doğru değil" dediğim noktalar oluyor. Bence içine dalıp incelemek daha iyileştirici geliyor. Aklında bir şey kalmıyor. Deneyimleyip, ama bilinçli bir şekilde, amaç noktandan kaymadan, bunu yaparak. Aklında da bu bilgileri tartarak gidince bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Aslında içsel olarak ne yanlış ne doğru insan bir şekilde seziyor, zamanı geldiğinde.

Alıntı YapEklenti:

İnancım ve ümidim o dur ki, hepimizin ortak amacı şifa, iyilik, pozitiflik yönünde işbirliği yapmaktır. Ağ çalışmasının bu olduğu da söylenebilir.

Evet kesinlikle.