Ay ve Ay yolculukları

Başlatan memed, 20 Ekim 2021, 19:57:52

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

memed

Aranızda Ay'a gidildigine inanmayanlarınız vardır mutlaka .Ama ben baska bir şekilde yaklasmak ve size Ay'da son gidiste yapılan bir deneyi anlatmak istiyorum.
1972 son Ay'a gidis.Bir sismik deney yapılacak ve Ay'ın kütle ve iç yapısı hakkında bilgi alınacak.
O zamanlar ,ilk Ay yolculugu anormal ilgi cekmis ve tüm Dünya 'da TV lerden canlı yayınlanmıs,tüm insanlık TVlerinin basında izlemişti.Ancak 2. Ay yolculugundan sonra ilgi azalmıstı .Çünkü hemen her 8 ayda bir Ay'a gidiliyordu.Dolayısıyla , NASA 5. görevde ,ilgi cekmek amacıyla bu deneyi canlı yayınladı.Bence sonucları hakkında fikirleri olsa asla canlı yayınlamazlardı. Deney :::
Ay aracı 3 parcadan olusur.En büyük devasa parça ,Dünya çekiminden kurtulmak için olan , yakıt ve tankerleridir. 2. parça Ay'dan kalkıs için yakıt tankeridir.3. parca ise Ay modülüdür.Ay'dan kalkarken , belli bir yükseklikte , tankeri geri dogru patlatarak Ay'a carptırdılar.Böyle tankerin kütlesinin yarattıgı titreşimi ölçerek ,Ay'ın iç yapısı ve tam kütlesi hakkında bilgi edinilecekti.Normalde Ay aslında bir gezegen sınıfında olabilecek kadar büyük bir cisimdir.Dolayısıyla o tankerin çarpması sonucu , en fazla 30 saniye gibi bir deger beklersiniz. Canlı yayında astronomlar fizikçiler otururken , titreşimlerin bitmesi için 28 dakika beklediler ve yayını kestiler.O sırada bir NASA astronomu , bunun olabilmesi için Ay'ın bir çan gibi içinin bosluklarla dolu olması gerektigini ve bunun doğal bir olusum olamayacagını söyledi.Ve yanılmıyorsam bir daha bu konu acılmadı. Niçbir ciddi kanıtımolmasa bile , Ay'a gidilmedigini ortaya atan ve özel kamera çekimleri vs leri ,el altından şüphecilerin eline kanıt diye verenin NASA oldugunu düsünüyorum. Çünkü bu inanılmaz bir konu idi ve insanlık bu bilginin neden ve niçinlerinin peşine düsseydi , bildigimiz Dünya olmaktan cıkardı.İnsanlıgın en büyük uyanısı gerceklesirdi. Bu arada yaşamın ana kaynagı Ay'dır. Çünkü Ay ,Dünya 'da suları elektrolize eden güçtür. Yani moleküler yapıların olusmasını saglayandır.

memed

#1
https://www.cnnturk.com/fotogaleri/teknoloji/ayda-sehirler-kurulabilecek-buyuklukte-magaralar-var  Bilim insanları, Ay yüzeyinin altında devasa büyüklükte mağara ve tüneller olduğuna inanıyor. Lav akıntılarıyla oluşmuş bu mağaralarda şehirler kurulabileceği belirtiliyor. Mağaraların genişliğinin 9,6 kilometreye kadar ulaştığı kaydediliyor.

Tgur

#2
Sevgili memed kardeşimiz çok kıymetli açıklamalarınız için teşekkür ederiz ,bilgilerimize artı katmakta ,ne mutlu bize sizin gibi arkadaşları aramıza alıp faydalanmak, ilave olarak,

Bir zaman ay konusu üzerinde aramızda oldukça geniş tartışmalar oluşmuştu verdiğiniz bilgilere ilaveten şu iki kıymetli dostun bu hususta yorumlarını devreye alsam faydalıdır diye düşündüm ,

Bir dostun Gurdjiefin "aya besin olma"konusunda sorusuna istinaden bu tartışma oluşmuştu ,arada kaybettiğimiz ve halen hepimizin gönlünde olan Tiversenus dostumuzun da alıntı ve yorumları var ,

Uzatmadan evvela Bozadi dostun açıklamaları ardından Sirera dostun,

****************************************
Bozadi,

4. yol öğretisinde geçtiği şekliyle, "ay'a besin olmak" ifadesindeki ay'ın tam olarak neyi temsil ettiği belli değil gibi görünüyor ama neticede ra-kasyopya kozmolojisinde geçtiği şekliyle "4.yoğunluk kendine hizmet varlıkları" şeklinde yanıt veriliyor bu soruya.
4. yoğunlukla ilişkili olan 4. burç yengeç'in yönetici gezegeninin "ay" olması da burada güçlü bir ipucu sunuyor gibi görünüyor. tabi 4. yoğunluğun veya yengeç/ay'ın temsil ettiği şeylerinotomatikmen kh ile ilişkili olduğu gibi bir anlam çıkmaz tabi ki burdan, hiçbir kozmolojik veya astrolojik seviyenin veya temsilin kh veya bh'yle o tür doğrudan bir bağlantısı olmadığı gibi.hepsinin bh yönü/seçeneği de var, kh yönü/seçeneği de. 4. yoğunlukta bh deneyimi/grupları da var, kh deneyimi/grupları da.ama "ay'a besin olmak" derken daha ziyade 4. yoğunluk kh varlıklarıyla olan sömürülme ilişkimiz kastediliyor gibi görünüyor. aslında yukarıdaki makalede gurdjieff'in beelzebub hikayesindeki betimlemeye bakılırsa, "ay'a besin olmanın" doğal bir yönü de var gibi görünüyor. yani bunun mutlaka kh'yle ilgili olması gerekmiyormuş gibi bir durum/ihtimal de var gibigöründü bana, ama emin değilim. eğer bu bakış açısı doğruysa, yani "ay'ı beslemenin" pozitif bir alternatifi de olabiliyorsa, o zaman insanlığın 4. yoğunluk başkalarına hizmet seviyesine olan çabaları, o doğrultudaki ilerlemeleri, 4. yoğunluk pozitif varlık gruplarıyla işbirliği çabaları gözüyle bakmak mümkün olabilir buna. ama insanlığın çoğunluğunun durumu öyle olmadığı için,belki de doğal olarak "ay'a besin olma" benzetiminin negatif versiyonu/anlamı daha vurgulu bir hale geliyor.

Bir de ufoloji alanında ve kasyopya celselerinde geçtiği gibi, ay'da 4 kh varlıklarına ait "üsler" mevcut olduğu için, "ay" ile negatif varlıklar arasında bir bağlantı kuruluyor olabilir. yengeç/ay temsilleri ve 4. yoğunlukla ilgili olumsuz tasvirlerin vurgulu olmasının nedeni, insanlık kitlesinin çoğunluğunun 4. yoğunluk negatif varlıklarının planlarına uygun, mekanik, sömüren ve sömürülen, bilinçsiz-cansız-ruhsuz denebilecek bir yaşam biçimini benimsiyor olması gibi görünüyor.

************************************************
Sirera,

Ouspensky ' nin kendini bilmek kitabında
4.yol öğretisinde 4 bedenden bahsedilmiş,
1: Fiziksel Beden (Araba)
2: Doğal Beden (at ) duygular arzular, astral
3: Ruhsal beden (sürücü) akıl, mental beden
4: İlahi beden (efendi-yolcu) ben, şuur,irade, nedensel, kozal beden
Sıradan bir insan tüm bedenlerinin olduğunu düşünür, başkalarını da böyle düşünmeye sevk eder. Bunun nedeni fizik bedenin de aynı maddelerle çalışmasından dolayıdır. Fiziksel bedenin dışındaki bedenler onda kristalize olmamıştır(sabitleşmemiştir) denmiş.
gurdjieff'in fazla teoriye kaçmadan anlaşılmasını istediği, kişinin kendi içinde anlamasını ve hissetmesini istediği, o zaman kendi dışımızda görebileceğimizi söylediği oktavlar kanunu var.

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=365&SearchTerms=oktavlar,kanunu

bu sayfada sevgili Tiversonus bahsetmiş.

Öğretide temel evren yasalarında alemlerden bahsedilmiş,
dünya için alem, kendisinin de bir parçasını oluşturduğu güneş sisteminin gezegenler alemidir, toplu halde bütün gezegenler için alem, güneş ya da güneşin etki alanı veya gezegenlerin bir parçasını oluşturduğu güneş sistemi, güneş için ise alem, yıldızlar alemimiz veya Samanyolu, yani pek çok sayıdaki güneş sistemleri topluluğudur. Felsefi sonuç olarak da tüm alemlerin bizce bilinmeyen anlaşılmayan, bütün veya bir'i oluştururlar diye devam edilmiş.

1 numaralı Mutlak alem
3-numaralı Bütün alemler
6- " " Bütün güneşler
12-" " Güneş
24-" " Bütün gezegenler
48- " " Dünya
96-" " Ay

Burada kısaca,

Belli bir yoğunluğa sahip madde ve ortamındaki titreşimler düşünüldüğünde, bir örnek, 48 numaralı alemin nispeten ağır atomlardan oluştuğu varsayıldığında bu alemin her bir atomu 48ilksel (asal) atomun bir topluluğudur. Bu ortamda ilerleyen titreşimler oktavlara, oktavlar ise notalara ayrılabilir denmiş. Bir çeşit araştırma yapmak amacıyla bu titreşimlerin bir oktavını ele aldığımızda bu oktavın sınırları içerisinde daha ince bir maddeye ait titreşimlerin ilerlediğini fark ediyor olmamız gerekir. 48 numaralı alemin maddesi, 24 numaralı alemin maddesiyle ilişikide olduğu gibi, 24 numaralı alemin maddesindeki titreşimler 48 numaralı aleminin maddesindeki titreşimlerle ilişkide ve etkileşim halindedir. 48 numaralı alemin maddesindeki titreşimlerin her bir notası 24 numaralı alemin maddesindeki titreşimlerin bütün bir oktavını içerir. Bunlara iç oktavlar denmiş. Bu durumda güneş aleminin her titreşimi yıldız aleminin 7 notasını, gezegensel alemin her bir notası güneş aleminin titreşimlerinin 7 notasını içerecektir.İçiçe.

İç oktavların dış oktavlardaki ilişkisini ve etkilerini incelemek, alem ve insanın incelenmesinde önemlidir diye anlatılmış. 

Ardından, bütün bu alemler zinciri yani bütün alemler, bütün güneşler, bizim güneşimiz, gezegenler, dünya, ay, kendimizi içinde bulduğumuz yaratılış ışınını oluşturdukları anlatılmış.

Yaratılış ışınının sonu, başka bir deyişle dalın büyüyen sonu ay dır. Büyümenin sağlanması için gerekli enerji yani, ay ın gelişmesi ve yeni sürgünlerin oluşması için gerekli enerji güneşin ve güneş sisteminin diğer bütün gezegenleri ile dünya nın ortak hareketleri sayesinde meydana gelen enerji dünya' dan ay' a gider. Bu enerji dünya nın yüzeyinde bulunan büyük bir akümülatörde depolanır ve muhafaza edilir. Bu akümülatör dünyadaki organik hayattır.Dünyadaki organik hayat Ay' ı besler. Dünyada yaşayan her şey Ay için besin oluşturur. Ay, Dünya üzerinde organik hayat olmadığı zaman var olamadığı gibi, dünya'daki organik hayat da Ay olmaksızın var olamaz. Organik hayat açısından Ay, büyük bir elektromıknatıstır.

Ay'a giden belki bir miktar şuur ve hatıra sahibi olan ruhlar, kendilerini orada, 96 kanununun etkisi altında, mineral yaşamının koşullarında veya farklı bir biçimde ifade etmek gerekirse ölçülemeyecek kadar uzun gezegensel devreler içerisinde olan genel bir tekamülden başka kaçış yollarının bulunmadığı koşullarda bulurlar. Ay, uçtadır, alemin sonundadır. Diğer canlı varlıklar gibi insan da yaşamaın olağan koşulları içinde kendini Ay'dan koparıp serbest kılamaz. Bütün hareketleri, sonuç olarak bütün faaliyetleriAy tarafından kontrol edilmektedir.

Bir başkasını öldürürse, kendisini başkalarına adarsa, vs bunları ay yapmış demektir. Kötü işler, suçlar, kendini feda etme hareketleri, kahramanlık istismarları, gündelik hayata dair tüm davranışlar ay tarafından kontrol edilmektedir. Zihinsel güç ve yeteneklerin gelişimi ile doğan kurtuluş, Ay'dan kurtuluştur. Yaşamın mekanik kısmı Ay'a bağımlıdır. Ay' a tabiidir.

Kendimizdeki şuur ve iradeyi geliştirirsek ve mekanik hayatımızı, tüm mekanik tezahürlerimizi, bunlara tabi kılarsak Ay ın etkisinden kurtuluruz diye de önerilmiş.
Öğreti ile ilgili diğer sayfalar bulabildiğim kadarıyla
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=592&SearchTerms=Gurdjieff

http://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=163

memed


memed

#4
S: (L) Bir sonraki konuya geçiyoruz. Bir makale yayınlamış olan bir adam şöyle diyor: "NASA yıldızlararası yolculuğu inanılır kılmak için
yaratıldı. Apollo uzay programı insanın Ay'a gidip üzerinde yürüyebileceği fikrini yaymak için düzenlendi. Tüm Apollo misyonu Nevada
çölündeki Atom Enerjisi Komisyonu'nun Çok Gizli test bölgesinde dikkatli bir şekilde prova edildi, filme alındı ve Ay'ın tam boy bir
taklidinin kurulduğu Walt Disney stüdyolarında seslendirildi." Apollo seferleri gerçekten bu iddiada belirtildiğişekildeki filmler miydi?
C: Hayır.
S: (L) Apollo seferlerinde gerçekten bizim bildiğimiz şekilde uzaya gidildi mi?
C: Evet.

gerçek tosun paşa

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

Aranızda Ay'a gidildigine inanmayanlarınız vardır mutlaka .Ama ben baska bir şekilde yaklasmak ve size Ay'da son gidiste yapılan bir deneyi anlatmak istiyorum.
1972 son Ay'a gidis.Bir sismik deney yapılacak ve Ay'ın kütle ve iç yapısı hakkında bilgi alınacak.
O zamanlar ,ilk Ay yolculugu anormal ilgi cekmis ve tüm Dünya 'da TV lerden canlı yayınlanmıs,tüm insanlık TVlerinin basında izlemişti.Ancak 2. Ay yolculugundan sonra ilgi azalmıstı .Çünkü hemen her 8 ayda bir Ay'a gidiliyordu.Dolayısıyla , NASA 5. görevde ,ilgi cekmek amacıyla bu deneyi canlı yayınladı.Bence sonucları hakkında fikirleri olsa asla canlı yayınlamazlardı. Deney :::
Ay aracı 3 parcadan olusur.En büyük devasa parça ,Dünya çekiminden kurtulmak için olan , yakıt ve tankerleridir. 2. parça Ay'dan kalkıs için yakıt tankeridir.3. parca ise Ay modülüdür.Ay'dan kalkarken , belli bir yükseklikte , tankeri geri dogru patlatarak Ay'a carptırdılar.Böyle tankerin kütlesinin yarattıgı titreşimi ölçerek ,Ay'ın iç yapısı ve tam kütlesi hakkında bilgi edinilecekti.Normalde Ay aslında bir gezegen sınıfında olabilecek kadar büyük bir cisimdir.Dolayısıyla o tankerin çarpması sonucu , en fazla 30 saniye gibi bir deger beklersiniz. Canlı yayında astronomlar fizikçiler otururken , titreşimlerin bitmesi için 28 dakika beklediler ve yayını kestiler.O sırada bir NASA astronomu , bunun olabilmesi için Ay'ın bir çan gibi içinin bosluklarla dolu olması gerektigini ve bunun doğal bir olusum olamayacagını söyledi.Ve yanılmıyorsam bir daha bu konu acılmadı. Niçbir ciddi kanıtımolmasa bile , Ay'a gidilmedigini ortaya atan ve özel kamera çekimleri vs leri ,el altından şüphecilerin eline kanıt diye verenin NASA oldugunu düsünüyorum. Çünkü bu inanılmaz bir konu idi ve insanlık bu bilginin neden ve niçinlerinin peşine düsseydi , bildigimiz Dünya olmaktan cıkardı.İnsanlıgın en büyük uyanısı gerceklesirdi. Bu arada yaşamın ana kaynagı Ay'dır. Çünkü Ay ,Dünya 'da suları elektrolize eden güçtür. Yani moleküler yapıların olusmasını saglayandır.

Bu gerçekten çok mantıklı bir yaklaşım. Ben de Ay'a gidildiğini düşünüyorum. Sanırım ayın altında üsler olduğunu söyleyen celse metinleri vardı. RA'da daha çok bahsediliyor olabilir ama belki oyuk dünya teorisinin orijini uydusuna dayanıyordur. Kim bilir?

memed

#6
gerçek tosun paşa

 Haklısın ama daha cok bizim uygarlıgımızın orda yaptıgı sismik deney ve sonucları C: lerin anlatımından cok daha fazla şeyi açıklıyor.
O deneyin canlı yayınını izlemenizi cok isterdim.
Nasa astronomlarının suratı kireç gibiydi.

Soluk ve anlamsız bakışları vardı.  Kafaları allak bullak olmustu.