insan beyni

Başlatan erica arborea, 08 Kasım 2010, 02:32:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

erica arborea

sağ beyin-sol beyin ve bu ikisi arasındaki bağ (corpus callasum) üzerine bir deneyim.

http://www.ted.com/talks/lang/tur/jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight.html

corpus callasum: sağ beyinle, sol beyin arasında iletişimi sağlayan, zıtları birleştiren, birliği hissettiren, tevhide götüren, merkezi bulduran, dengeye ulaştıran bağ.
http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/images/ency/fullsize/8753.jpg

jill bolte taylor\'ın yaşadığı travmayla farkına vardığı hal, mistiklerin, peygamberlerin ve uyuşturucu kullanıcılarının deneyimledikleri ve tarif etmeye çalıştıkları hale (bkz: nirvana) (bkz: miraç) çok benzer. dünya şu anda sol beynin hakimiyeti altında... sol beynin yönettiği bilim dünyasının, ispatlayamadığı için reddetmek durumunda kaldığı ama sağ beyin tarafından algılanan mistik, holistik, spiritüel, ezoterik vb. kapıların yavaş yavaş bilim insanlarına aralanmasıyla, sağ beyin ve sol beyin dengeli, seviyeli bir ilişki yaşamaya başlayacak ve bu zıt iki yanın birbirini bütünlediği bir üst algı seviyesine ulaşıldığında barış ve huzur içeri girecek sanırım. çünkü, ekonomik krizlerin, savaşların, tecavüzlerin, cinayetlerin sorumluları sol beynine teslim olmuş, parçalanmış, şizoid kişilikler... bunların sağ beyni en azından kısa bir süre için devreye girse(ydi) bütünün hayrını düşünür, birliği anımsar, egolarını, hırslarını ve şehvetlerini kontrol edebilirler(di).

kafatasımızın ve omurgamızın içinde evren kadar sonsuz bir işletim ve iletişim sistemini taşıyoruz. dualitenin de, birliğin de kaynağı aynı organ olunca iş daha da karmaşıklaşıyor ya da basitleşiyor mu yoksa?
 

masterphidias

#1
İşte şimdi bu olmadı, bir erkek olarak sanki kafamın içinde bir vagina varmış gibi hissettim kendim...şak bir yana ilginç bir durum sözkonusu olabilir tabii...
 

Alemtac

#2
Teşekkürler Sevgili erica :) özellikle corpus callasum ile uterus arasındaki benzerliğe dikkat çektiğin için.

Bundan iki yıl önce, bende Jill Taylor'un yaşadığına benzer bir olay yaşamıştım ama onun kadar bana ne olduğunun farkında değildim.

Bir sabah işe gitmek için kalktığımda, hareketlerimde aksaklık olduğunun farkındaydım ama geçici bir durum sanmıştım ve duşa girmiş, hazırlanmaya çabalamıştım. En son bilinçli yaptığım hareket iş yerini arayıp, kendimi iyi hissetmediğimi ve işe gelemiyeceğimi bildirmek oldu. Sonrası derin bir karanlık...o anı şimdi şöyle hatırlıyorum; bir okyanusun en dibinde yatıyordum, hiçbir acı duymuyordum, sesizlik ve huzur...kendime geldiğimde, yeni doğmuş bir bebek gibiydim, hiçbir şey bilmiyordum, sürekli çalan cep telefonumun nasıl açılacağını bile. Sağ elimle uzanmaya çalıştığımda neden yapamadığıma anlam veremedim, sol elimle uzandım ve rastgele bir tuşa bastım. Karşımdaki kişinin sözlerini anlıyordum ancak cevap vermek için ağzımı açtığımda, inanılmaz yüksek bir hırlama çıkardım :)) ve korktum. Konuşamıyordum ve sağ tarafım tamamen hareketsizdi.

Neyse uzatmıyayım :) beynimin sol tarafında bir bölge tıkanmış ve konuşma merkezine yakınmış. Ailemin çabalarıyla çabuk iyileştim, yani yürümeye ve konuşmaya başladım. Ancak sağ ve sol beyin arasındaki kolerasyonu yeni yeni sağlıyabiliyorum. Sağ elimin özelliklerini tamamiyle yitirmiştim, mesela örgü örmek, resim yapmak, yazı yazmak gibi eskiden var olan becerilerim yoktu. Çocukluk arkadaşımla birlikte onun evinde resim çalışmalarına başladık, ilk çizgilerim çok kötüydü, bir düz çizgi bile çizemedim. Şimdi üçüncü haftayı bitirdik, modelden resim çalışmalarımı beğeniyorum :)) Hatta eskisinden daha başarılı bile diyebilirim.

Bu yaşadıklarım bana çok fazla şey kazandırdı. Sanki eski ben gitti, yerine başka bir ben geldi. Eskiyle ilgili birçok olayı ve kişiyi hatırlamıyorum. Silinen hatıraları sonradan hatırlatmaya çalışan yakınlarım oldu, üzücü hatıralarmış, iyiki silinmiş ve yaşadığım olaylardaki kişilere dair ne bir üzüntü ne kırgınlık nede öfke taşımıyorum çünkü onları yaşamış olan ben artık yok :))
 

erica arborea

#3
eminim penis-vajina korelasyonuna denk bir durum vardır beyinde, çünkü sistemler çok benziyor. tohum erkekten geliyor ve rahim içinde yeni bir insanın yaratılması nasıl mümkün oluyorsa, beyine fikirlerin ilk girdiği yerde de penis (eril enerji) benzeri bir yapı olmalı, sonra bu fikirler sağ ve sol beyinde (dişi enerji) farklı işlemlerden geçiyor, büyüyor, olgunlaşıyor ve corpus callasum bağlantısının kalitesine göre eyleme dönüşüyor veya dönüşmüyor. dişi enerjinin olduğu yerde eril enerji de vardır :)

alemtac geçmiş olsun. ölmeden ölmeyi hem mental, hem ruhsal, hem fiziksel olarak başarmış olman ne güzel!!! ölebilirdin ya da bitki gibi yaşayabilirdin ama çok ender bir durum olmuş ve yeniden doğmuşsun, 1 enkarnasyonda 2 yaşam... canlı yaşamın kurallarından en önemlisi: çalışan yer güçlenir. sol ayağın da sakatlık varsa, mecburen sağa yüklenirsin ve sağ bacağında kas dokusu güçlenir, sol zayıflar. şu anda muhtemelen sol beynin hala nekahat döneminde olduğundan sağ beynin çok çalışıyor ve spiritüel olarak çok hızlı ilerlemeler kaydedebilirsin, algın, içgörün muhtemelen çok açık. (kahve falı bakmayı denedin mi? :)) güzel olan şu ki tekamülün geri vitesi yok, üzüm bir daha koruk olmuyor. yani bu dönemin avantajlarını ruhsal varlığın çok yaşayacak. yine aynı mantıkla sol beyini güçlendirici egzersizler yaparak zaman içinde açığı kapatırsın ve içgörüsü yüksek, hem ayakları yere sağlam basan, hem de ruhu yükseklerde bir varlık haline gelirsin, belki bu şimdiden oldu bile ya da olmakta... ayrıca sağ değil solda tıkanıklık olması da manidar. eğer tıkanıklık sağda olsaydı şu anda hayvandan geride, bitkide ileride, düşünemeyen, duyguları olmayan, rüya görmeyen, hayal kurmayan, sadece görüntüde bir insan olurdun. her şey yolunda.
 

bozadi

#4
korpus kallosum adına sürekli rastlıyordum ama şimdiye kadar daha iki beyin yarımküresi arasındaki ilişkileri sağladığını bile yeni öğreniyorum. merakım arttı bak şimdi, araştırmaya çalışacağım.

Alemtaç'a ben de geçmiş olsun dileklerimi sunmak istiyorum. önceleri sevgili Alemtaç'ın yazdığı birkaç şeye bakıp herhalde hayatı hep süper ballı geçiyor diye önyargılı yaklaşıyordum. bu yüzden biraz gıcık olup :) pek çok mesajını okumadım hatta (itiraf-kom). sonra birkaç mesajda okuduğum şeyler şüphelendirmeye başladı beni ve daha derinlemesine inceleyince, hayatının sınayıcılığı gözümü korkuttu valla. :|

Alemtac

#5
:))) sizi seviyorum Bozadi :)) Sizi ve tüm dostları, burada  maskeli olan yok :)
 

bozadi


bozadi

#7
bilincimizin şurasında burasında kalmış olabilecek maske veya benzer şeylerden giderek arınacağımızdan eminim! :) güven, moral arttıkça yani :))

erica arborea

#8
"Yaygın inancın aksine, beyin düşünce üretmez. Sadece bilinç nehrinden gelen düşüncenin giriş kapısıdır. Tanrılar tarafından, Öz'ünüzden geçerek gelen düşüncenin alınıp tutulması için yapılmış bir organdır." (alıntı ramtha'dan)

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=254&whichpage=1

başka bir konuda, başka bir şeyi tartışırken yukarıdaki cümleyi algım seçti, çünkü bu başlıkta sözünü ettiğim benzerliği destekleyen bir cümle. rahim tek başına bir üretim gerçekleştiremez, büyütür, her şey onun içinde olur ama eril enerji olmadan bir yaratım gerçekleştirmesi mümkün değildir. ramtha'nın beyin tanımı, rahime çok benziyor, aynen resimlerinin de benzemesi gibi. bu durumda beyin dişil, evrensel bilinç eril özellik taşıyor diyebiliriz sanki... bu bilgi doğruysa eğer ne işe yarar bilmiyorum sadece anlamaya çalışıyorum ve kayıtlara geçsin istiyorum.