Rawfood

Başlatan sirera, 28 Aralık 2010, 00:36:19

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

Raw food besinleri çiğ veya güneş fırınında pişirerek beslenme yöntemi. Bu anlayışla yüzde 50 yeşil, yüzde 25 meyve, yüzde 25 kuruyemiş tüketilebiliniyor gündelik yaşamda.Tohumlar ve kuruyemişler tüketilmeden önce yarım gün kadar suda bekletiliyor.Alkol ve kahve yok, yemekte su içilmiyor, çay ılık tüketiliyor. Enerji değeri yüksek bu beslenme ile sindirim organları fazla yorulmuyor, besinler canlı tüketildiğinden çabuk doyuluyor.
Şu siteye bakabilirsiniz,  //www.sunfired.com İlk raw food şeflerinden biri imiş Aris Latham, 70li yaşlarda hergün atlayan zıplayan enerjik biri. (ideal olduğundan demiyorum, kırklı yaşlara gelmiş genç bir yaşta olsam da çok ağır kanlı biriyim bu ideal beni aşar)
(Bozadi ben buradan tıklayın diyip hala koyamıyorum link adresini bir kelimeye çok da önemli olmasa da salak olduğumu düşünüyorum bir daha anlatır mısın)
İnternette raw food tarifleri ismiyle arattığınızda bir çok müthiş tarif ve fotoğraf ile karşılaşacaksınız.
Güneş fırını ile 40 derece gibi bir sıcaklıkta kurabiyelerde yapıştırıcı olarak keten tohumu ve tahin kullanılabiliyor.
Ayçekirdeğini filizlendiriyorsunuz, nohutu ve mercimeği mutfağınızda çimlendirip tüketiyorsunuz.
Bu beslenme biçimini kahve içmekten elbette vazeçeceğim bir gün ve uygulayacağım. Uzun sürmüyor benimkisi canım bir bardak sıcak kahve istiyor. Site içinde olsak da toprağa diktiğim- aldığım inka elması, tere, maydanoz, yaban mersini ve birkaç başka sebze meyva ile yaz aylarında kısa sürelerde uygulamıştım, enerji verici gerçekten, istikrar varsa yapılabilir tavsiye edilebilir.  Homeopatik remedileri de bu kahve yüzünden alamıyorum zaten. Hoşuma giden beslenme seçimi belki birinizin dikkatini çeker seçer, uygularsınız diye paylaşmak istedim.Ben ettim siz etmeyinin tersi yani.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#1
Teşekkürler Sevgili Sirera. İlgimi çekti ve öneriniz üzere, raw food tariflerinden bir kaçını inceledim ve okurken aklıma "kısır" geldi, tam bir raw food. İstanbul'da "nefes okulunu" ziyaret ettiğimde, sunulan sarmanında bunlardan biri olduğunu şimdi anlıyorum; asma yaprakları sadece buhara tutulmuş olduğu için yenmesi zordu ama içi lezzetliydi. Aslında, yıllardır uyguladığımız, güneşte kurutulmuş; domates ve meyveler de bunlardan diyebiliriz sanırım. Aslında bana uyacak bir beslenme şekli ama kahve tüketmemek fena, sabah keyfimden vazgeçemem gibi geliyor. Yinede uygulayabildiğim kadarıyla faydalı olacağına inanıyorum. Paylaştığınız için tekrar teşekkür ederim.
 

Tgur

#2
Kahve keyfinizi kaçırmayacak bir bilgi aktarırsam zıtlıkların mutlaklığı konusundaki Sevgili Bozadinin de belirttiği aşamama bilinci kırılabilir mi sevgili dostlar..

---------------------

 Kahve sevenlere güzel haber. Uzun zamandır kahvenin ritim bozukluğu oluşturduğuna inanılır ve doktorlar da bu durumlarda içilmesini istemezlerdi. Ama bu durum değişecek gibi görünüyor.

Aslında bu konuyu irdeleyen çok az çalışma bulunuyor. Yeni bir çalışma sonucuna göre; kahvenin ritim bozukluğu ile ilgisi olmadığı bulundu. Hatta kahve içenlerde, ritim bozukluğu ile hastaneye başvuru sayısında azalma görüldü. 130.054 kişide kahve içme alışkanlıklarının araştırıldığı çalışmada kahvenin ritim bozukluğu oluşturmadığı, tam aksine günlük kahve tüketimi ile ritim bozukluğu nedeniyle hastaneye gidiş arasında ters bir ilişki olduğu ortaya çıktı. Yani günlük ne kadar çok kahve tüketilirse, ritim bozukluğu o kadar az görülüyordu. Çalışmayı yöneten Dr. Arthur Klatsky; "Kahve oldukça karmaşık bir maddedir. İçinde bulunan antioksidan gibi maddeler ritim bozukluklarının azalmasında rol oynayabilir." dedi. Fakat ilginç olarak Dr. Klatsky, bu koruyucu etkinin kafeinsiz kahvede bulunmadığını, dolayısı ile koruyucu etkinin bizzat kafeinden kaynaklanabileceğini söyledi.

Araştırmacılar, gözlemsel olarak yapılan bu çalışmanın sonuçlarının daha büyük ve kontrollü çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini de belirtiyorlar. Ancak yine de, bu araştırma ile, ritim bozukluğu olan kahve severlere veya ritim bozukluğu korkusu ile kahve içemeyen kahve severlere güvenli bir şekilde kahve içmenin yolu açılıyor diye düşünebiliriz.


--------------------

sirera

#3
Teşekkürler bilgiler için.
Bu beslenme konusundaki öğütler Gurdjieff in kitabında mı filminde mi olduğunu hatırlayamadığım şu olayı aklıma getiriyor.
İşin ehli kişilerle buluşmak için uzun zamndır yoladırlar, herkesin bahsettiği biri ile buluşmlarında şaşırır Gurdjieff çünkü onda ehil sahibi olana özgü hiçbirşey yoktur.
Sabah yola koyulma hazırlığındadır, aradığını bulamamıştır(lar) O akşam yemekte ağzını açmamış olan bu ehil kişi ile yemek konusunda konuşmaya başlarlar. Gurdjieff yemekleri yerken yavaş yavaş ve iyice çiğnenmesi gerektiğinden bahseder. Bu kişinin yorumu ise yemeklerin tüketilmesi esnasında dişler çok kullanılırsa midenin çalışması için yapabileceklerinin kısıtlandığından, midenin tam performansla çalışması için taşı bile öğütür durumda olması gerektiğini anlatır. Bu anlatım onları şaşırtır ve bir süre daha farkındalık kazanabilmek için orada kalmaya devam ederler.

Beslenme konusundaki en önemli değer izlenimler sanırım. Bir tabağa özenle hazırlanmış yemek yemesen de ya da az yesen de doyuruyor bazen, atıştırmak ise tamamen zihnin harekete geçmeyen besini olarak kalıyor sanki.

Çınlayan sedir kitaplarını bilenleriniz vardır. Anastasya' nın anlattığı tohumu toprağa vermeden önce yapılacaklar vardır. Tohum önce diliniz altına konur, dna ile iletişim içinde birkaç dakika beklerler. Ardından elinize alırsınız dilinizin altından çıkarır ve tohumları güneşe tutarsınız. Bu esnada çıplak ayaklarınız ekeceğiniz toprağa basmaktadır. Doğa bu tohumları sizin metabolizmanızın bozulma etkilerine göre düzenler ve sizin için aynı iyileşmeyi ona sunar. Bunu ayçiçeğinde denemek hayli kolay. Ayçiçeklerini dilinizin altına koyarsınız, güneşe tutarsınız ve ayaklarınızla ekeceğiniz saksıya veya nereyse ekeceğiniz yer oraya basarsınız. Tohumdaki canlılık sizin canlılığınız olarak filizlendiğinde onlar saksıdan özenle alınabilirler.

Homeopatide kahve bağımlıları için kendi yapılarının kahve maddesiyle benzerliğinden dolayı kahveye çekilmeleri olasıdır deniyor. Kahve içildikçe de daha çok bu yapının bozulma etkileri görülüyor vs.
Biraz da kahve bahane. Huzur ve muhabbet olsun içinde diyen benliğin sesi sadece. Bir fincan sıcak kahve.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)