Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kolloidal Gümüş Suyu Tedavisi

Başlatan bozadi, 24 Ekim 2019, 15:27:47

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bona fide

#30
Merhaba bozadi, gümüşsuyu alımında son durum nedir diş etlerinde renk değişimi oldu mu?

bu ürün 2011 yılında epey gündemdeydi bende bi arkadaşımdan temin etmiştim kendisi hazırlıyordu annesi felç geçirmiş ona çok olumlu sonuçlar aldığı iddiasıyla. anneyi hiç görmedim farklı şehirlerdeydik ve bende felçli annem için istedim. denemeden önce kendim kullandım )) yani durduk yere kadını deneme tahtası yapmayım zaten kendisi duyduğu her otu çöpü deniyordu. sabahları aç karnına bi çorba kaşığı sanırım unuttum gerçi içiyordum bi hafta olmadan ağzımın içinde renk değişimi diyeceğim diş etlerinin iç kısmı damak kahverengiye dönmüştü bıraktıydım korkudan ve gümüşsuyu maceram sona erdi. hani nerdeyse herşeye iyi gelen şehir efsanelerinden biri daha gibi düşünüyorum bunuda. senin nasıl bir rahatsızlığın var bilmiyorum lütfen dikkatli ol.
 

bozadi

#31
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Merhaba bozadi, gümüşsuyu alımında son durum nedir diş etlerinde renk değişimi oldu mu?

bu ürün 2011 yılında epey gündemdeydi bende bi arkadaşımdan temin etmiştim kendisi hazırlıyordu annesi felç geçirmiş ona çok olumlu sonuçlar aldığı iddiasıyla. anneyi hiç görmedim farklı şehirlerdeydik ve bende felçli annem için istedim. denemeden önce kendim kullandım )) yani durduk yere kadını deneme tahtası yapmayım zaten kendisi duyduğu her otu çöpü deniyordu. sabahları aç karnına bi çorba kaşığı sanırım unuttum gerçi içiyordum bi hafta olmadan ağzımın içinde renk değişimi diyeceğim diş etlerinin iç kısmı damak kahverengiye dönmüştü bıraktıydım korkudan ve gümüşsuyu maceram sona erdi. hani nerdeyse herşeye iyi gelen şehir efsanelerinden biri daha gibi düşünüyorum bunuda. senin nasıl bir rahatsızlığın var bilmiyorum lütfen dikkatli ol.
Merhaba bona fide. Üstte en son belirttiğim, firma yetkilisinin bende şüphe uyandıran açıklamaları nedeniyle birkaç gündür almayı durdurdum ama tekrar başlamayı düşünüyorum.

Etkili ve zararsız gümüş suyu üretiminin tek yolunun elektroliz olduğu izlenimini ediniyorum web kaynaklarından. Bahsettiğim yetkili "kaynatma" yöntemiyle üretim yaptıklarını söyledi ama bu iddiasının doğruluğundan da şüphe duyuyorum. Lazer (Tyndall etkisi) testi yaptığımda, ne aydınlıkta ne de karanlıkta bu gümüş suyu lazer ışınını "hiç" göstermiyor. Bu da, bu gümüş suyunun (eğer gerçekten gümüş suyuysa veya gümüş suyu içeriyorsa) %100 veya buna çok yakın düzeyde "iyonik" olduğuna işaret ediyor anladığım kadarıyla, çünkü iyonik gümüş suyunun lazer ışınını göstermediği pek çok kaynakta belirtiliyor. Lazerin görünmesi için belirli bir miktarın üzerinde  gümüş parçacıkları (iyonik olmayan gümüş) olması gerekiyor.

Şüphe duymama yol açan bir diğer husus, gümüş suyunun tadıyla ilgili. Kutusu üzerinde "tat ve koku içermez" yazıyor ama gümüş suyunu ağzımda tutarken, başta herhangi bir tat yokken, birkaç saniye sonra acımtrak denebilecek bir tat oluşuyor. Konuyu web'den araştırdığımda, iyonik gümüş suyunun "metalik" bir tadı olduğu veya olabileceği söyleniyor. Benim birkaç saniye sonra aldığım acımtrak tat, bu "metalik" denen şeyle aynı mı, değil mi bilmiyorum ama ilişkili gibi geldi, ve bu tadın "iyonik" gümüşle ilişkilendirilmesi de, lazer testinin sonucunu (%100'e yakın oranda iyonik) doğruluyor sanki.

Konuyla ilgili web kaynaklarında kullanılan testlerden biri de "süt" testiydi. Gümüş suyu bakterileri öldürücü, bakteri faaliyetlerini durdurucu etki yaptığı için, gümüş suyu katılan sütün "kesilmediği" (katılaşmadığı) veya geç ve az kesildiğine dair bir test yaygın olarak kullanılıyormuş. Bu testi yaptım. Gerçi doğal sütle yapmamışım, "uzun ömürlü" sütle yapmışım, o yüzden test videolarında 2 günde sonuç alındığı belirtilse de, benim aldığım uzun ömürlü, küçük karton süt 4 veya 5. günde sonuç verdi. Gerçekten de, gümüş suyu kattığım bardaktaki süt henüz kesilmediği halde, katmadığım (normal) süt katılaştı. Bu sonuç beni sevindirdi, her ne kadar hala elimdeki gümüş suyunun kesin niteliği konusunda şüphelerim devam etse de.

Diş etlerimde herhangi bir fark hissetmedim, görmedim. Ağız sağlığı konusunda dikkatimi çeken şey, örneğin sabah kalktığımdaki bakteriyel kaynaklı rahatsız edici ağız kokumda epeyce azalma olduğu. Gerçi bu yine son zamanlarda kullanmaya başladığım gümüş içerikli diş macunuyla da (Splat silver) bağlantılı olabilir, emin değilim.

Elimdeki gümüş suyundan almaya kısa süre içinde tekrar başlayacağım. Şimdiye kadar bahsettiklerim dışında dikkat çekici bulduğum bir deneyimim olursa mutlaka paylaşırım.


bozadi

#32
Bu arada, her ne kadar bazı kaynaklar gümüş suyunun tıpkı antibiyotik ilaçlar gibi vücutta zararlılar yanında faydalı bakterileri de öldürdüğü, bu nedenle bu durumun vücuda probiyotik bakteri alımı yoluyla dengelenmesi gerektiği yönünde açıklamalar yapsa da, kolloidal gümüşün faydalı bakterileri öldürücü etkisinin hiç veya çok az olduğu yönünde de pek çok açıklamaya denk geliyorum, ki K'lar da her ne kadar probiyotik alımının gerekliliğini vurgulamış olsalar da, gümüş suyunun faydalı bağırsak bakterilerine zarar vermediği yönünde bir açıklama yapıyor gibi görünüyor.

bona fide

#33
Sevindim olumlu gidişe bozadi,

"faydalı bakterileri de öldürdüğü, bu nedenle bu durumun vücuda probiyotik bakteri alımı yoluyla dengelenmesi gerektiği yönünde açıklamalar"

bu etkiyi gözlemledin mi barsaklarında.alt sindirim sisteminde yavaşlama kabızlık şikayeti olduysa bu karaciğer içinde tehlikeli takviye probbiyotik sadece kolona fayda sağlayacak karaciğerde risk gümüşsuyu tükettiğin surece devam eder mi mu? Sevgili Tgur bu konuda ne düşünür acaba. k lar probiyotik alımının gerekliliğini vurguladılarsa yapıcı olduğu kadar yıkıcı etkileride olabilir. geçenlerde b 17 vitaminin -fdanın vitamin olarak kabul etmediği-laetril- amigdalini arıştırıyordum neredeyse 40 yıl laetril savaşı yaşanmış 8000 doktor imzalı dilekçeyle bu vitaminin bağışıklığı güçlendirdiği kanseri önlediği, olan kolon mide vs kanserleri tedavi ettiği iddiasına fda nın bunun sözde hayvan deneylerinde ispatlanmadığı ki deneylerdeki şaibelerde ortaya dökülmüş ve fakat kazanan fda olmuş hatta kaysı üretimi yasaklanmış abd bi süre sonra halk istediği tedaviyi seçme özgürlüğü istemiyle dava açılmış ve abd dışından getirilen kaysı çekirdeği -en fazla kaysı çekirdeğinde bulunduğu yazıyor-ile tedavi oldukları kullandıkları halen kullananların olduğu yazıyordu b17 nin fda arsenik yüklemesi öldürücü diyor fare deneylerinde insanın alacağından bilmem kaç kat fazla yüklemeyle fare ölumleri gerçekleşmiş bu arada. yani konuyu sündürüp demek istediğim şifa kaynakları ucuz elde edilecek durumdaysa bi şekilde polemiklerle kaynaktan uzaklaştırılıyoruz. pahalı tedavi birilerini zengin etmeli b17 ye dair yapılan çalışmaları indirip davaları kanıtları linkleri kayderken pc çöktü )) uzun uğraşlarla açtığımda o sık kullanılanlara eklediğim yüzlerce link yok olmuş hani sözde silinmeyen chromu silsek dahi geri getirilebilin linklerin yerinde yeller esiyordu fda gogıl pozitif bilim diyorki siz araştırmayın biz ne sunarsak ona inanın sildiğimiz dosyalar gözumuzden kaçanlar olursa bi şekilde haberimiz olur. ve bu probiyotikler bitkisel kaynaklarda yerelması ve karahindibağ en fazla çözunmeyen nişasta barındıran gıda grubunda yeralmaktayken bize tatlı patatesi kakalıyorlar ustelik normal şekerden dört kat fazla şeker ihtiva ediyor ama basında bi okusanız oda ölumsuzluk ıksırı mubarek. atları takip edelim zira beslenmesinde itinayla dikkat ettikleri yegane canlı o kaldı. insan azaltımı son hız devam ediyor tamam birazdan çenemi kapayacağım sen içinden ne geliyorsa onu yap güzel insan içine doğan ilk ilhamlar kaynaktan yazıyordu buralarda bi yerlerde
 

Tgur

#34
Bonafide kolloidal gümüş için Bozadinin yaptığı araştırmalar dışında bilgim yok ben de merakla takip ediyorum bakalım nasıl sonuçlara ulaşacağız,arkadaşımız malüm hem cesaretli hem de yaygın bir araştırma bulma uzmanı konuların faydalı veya zararlı bölümlerini mutlaka ortaya çıkarır ona şüphem yok,

Ben bu aralar eşimin kalp durumu ile uğraşıyorum taşikardi atakları geçiriyordu kalbin fonksiyonları üzerinde araştırma en uygun anjiyodur ve o da bundan çekiniyordu ama zor olsa da ikna edip kardiyak tomografiye soktum ,müthiş bir şey,sonuçta koroner  damarları ve kalp mükemmelmiş,uygulama yolunu anlatan reklam da olsa bir alıntı sitesi vereceğim umarım ihtiyacı olanlara aktarmak üzere bilgi sahibi olursunuz,

Sevgi ve selam,

https://gazihastanesi.com/insanlarin-ucte-biri-bos-yere-mi-anjiyo-oluyor/?gclid=CjwKCAiAwZTuBRAYEiwAcr67OX2QHi3E1TmeZYw9rf1gAv8fB3xsp


bozadi

#35
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

Sevindim olumlu gidişe bozadi,

"faydalı bakterileri de öldürdüğü, bu nedenle bu durumun vücuda probiyotik bakteri alımı yoluyla dengelenmesi gerektiği yönünde açıklamalar"

bu etkiyi gözlemledin mi barsaklarında.alt sindirim sisteminde yavaşlama kabızlık şikayeti olduysa bu karaciğer içinde tehlikeli takviye probbiyotik sadece kolona fayda sağlayacak karaciğerde risk gümüşsuyu tükettiğin surece devam eder mi mu? Sevgili Tgur bu konuda ne düşünür acaba. k lar probiyotik alımının gerekliliğini vurguladılarsa yapıcı olduğu kadar yıkıcı etkileride olabilir. geçenlerde b 17 vitaminin -fdanın vitamin olarak kabul etmediği-laetril- amigdalini arıştırıyordum neredeyse 40 yıl laetril savaşı yaşanmış 8000 doktor imzalı dilekçeyle bu vitaminin bağışıklığı güçlendirdiği kanseri önlediği, olan kolon mide vs kanserleri tedavi ettiği iddiasına fda nın bunun sözde hayvan deneylerinde ispatlanmadığı ki deneylerdeki şaibelerde ortaya dökülmüş ve fakat kazanan fda olmuş hatta kaysı üretimi yasaklanmış abd bi süre sonra halk istediği tedaviyi seçme özgürlüğü istemiyle dava açılmış ve abd dışından getirilen kaysı çekirdeği -en fazla kaysı çekirdeğinde bulunduğu yazıyor-ile tedavi oldukları kullandıkları halen kullananların olduğu yazıyordu b17 nin fda arsenik yüklemesi öldürücü diyor fare deneylerinde insanın alacağından bilmem kaç kat fazla yüklemeyle fare ölumleri gerçekleşmiş bu arada. yani konuyu sündürüp demek istediğim şifa kaynakları ucuz elde edilecek durumdaysa bi şekilde polemiklerle kaynaktan uzaklaştırılıyoruz. pahalı tedavi birilerini zengin etmeli b17 ye dair yapılan çalışmaları indirip davaları kanıtları linkleri kayderken pc çöktü )) uzun uğraşlarla açtığımda o sık kullanılanlara eklediğim yüzlerce link yok olmuş hani sözde silinmeyen chromu silsek dahi geri getirilebilin linklerin yerinde yeller esiyordu fda gogıl pozitif bilim diyorki siz araştırmayın biz ne sunarsak ona inanın sildiğimiz dosyalar gözumuzden kaçanlar olursa bi şekilde haberimiz olur. ve bu probiyotikler bitkisel kaynaklarda yerelması ve karahindibağ en fazla çözunmeyen nişasta barındıran gıda grubunda yeralmaktayken bize tatlı patatesi kakalıyorlar ustelik normal şekerden dört kat fazla şeker ihtiva ediyor ama basında bi okusanız oda ölumsuzluk ıksırı mubarek. atları takip edelim zira beslenmesinde itinayla dikkat ettikleri yegane canlı o kaldı. insan azaltımı son hız devam ediyor tamam birazdan çenemi kapayacağım sen içinden ne geliyorsa onu yap güzel insan içine doğan ilk ilhamlar kaynaktan yazıyordu buralarda bi yerlerde

Alt sindirim sisteminde yavaşlama veya kabızlık sıkıntım olmadı bildiğim, hatırladığım kadarıyla bona fide. Ama kullanmaya devam ederken sindirim sistemindeki etkiler konusuna özellikle dikkat etmeye çalışacağım. Kolloidal gümüş suyunun karaciğere zararı değil, faydası olduğu yönünde şeyler okuyorum. Farelerde karaciğer üzerinde meydana gelen olumsuz etkiye dair bir veya birkaç çalışma varmış sanırım ama çok yüksek yoğunluklar (1000 ppm) denenmiş. Ki parça boyutunu da kontrol etmek gerekir, muhtemelen fazla büyük parça boyutları söz konusudur deneylerde. Çok yüksek gümüş suyu dozları veya boyutları, duruma göre kanser hastalarına ve yanık vakalarına uygulanıyor sanırım, tedavi edici özelliklerin yanında bazı yan etkileri olabilir ama kemoterapideki yan etkilerden daha kötü değildir diye düşünüyorum. Yine de bu ve ilgili diğer tüm konularda araştırmalarımızı sürdürmeye gayret edelim. Probiyotiklerle ilgili önerilerini inceleyeceğim, teşekkür ederim.

Laetril (amigdalin, B 17) konusunu ilk defa duyuyorum ve ciddi bir tartışma konusuymuş. Araştırmayı düşünüyorum. Kasyopya forumda ve SOTT haber sitesinde genellikle olumlu referans yapılmış. 


bozadi

#36
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Bonafide kolloidal gümüş için Bozadinin yaptığı araştırmalar dışında bilgim yok ben de merakla takip ediyorum bakalım nasıl sonuçlara ulaşacağız,arkadaşımız malüm hem cesaretli hem de yaygın bir araştırma bulma uzmanı konuların faydalı veya zararlı bölümlerini mutlaka ortaya çıkarır ona şüphem yok,

Ben bu aralar eşimin kalp durumu ile uğraşıyorum taşikardi atakları geçiriyordu kalbin fonksiyonları üzerinde araştırma en uygun anjiyodur ve o da bundan çekiniyordu ama zor olsa da ikna edip kardiyak tomografiye soktum ,müthiş bir şey,sonuçta koroner  damarları ve kalp mükemmelmiş,uygulama yolunu anlatan reklam da olsa bir alıntı sitesi vereceğim umarım ihtiyacı olanlara aktarmak üzere bilgi sahibi olursunuz,

Sevgi ve selam,

https://gazihastanesi.com/insanlarin-ucte-biri-bos-yere-mi-anjiyo-oluyor/?gclid=CjwKCAiAwZTuBRAYEiwAcr67OX2QHi3E1TmeZYw9rf1gAv8fB3xsp
Evet, inşallah konunun olumlu-olumsuz yönleriyle ilgili bilgilerimiz giderek pekişir Tgur. Oldukça işe yarar birşey olabilir gibi görünüyor.


bona fide

#37
bozadi umarım ve dilerim tüm şikayetlerinden arınıp bedensel foksiyonlarında en dinamik duruma gelirsin. zihinselide ekleyim ruh ve beden ilişkisi var nihayetinde. amin

sevgili Tgur eşinin sonuçlarının çok temiz çıkmasına sevindim. tesadüf odurki ben ve kızlarımda geçenlerde rutin testlerimizde ki hiçbir şikayetimiz yoktu uni tatillerinde evdelerken gidip kan tahlilleri yaptırlaım eksik bişey varmı demir b12 vs neyse hepmizde nabız yüksek çıktı 100-110 arası zayıf olmanızla alakalı olabilir yinede kardiyolog görsün dedi. muayene ultrason holter bişey çıkmadı herşey normal. spor yapmayan insanlarda aşırı zayıf insanlarda bu olabilirmiş ve bişey daha öğrendim canlılar ne kadar küçükse nabız o kadar yüksekmiş.

sonra düşündüm bu fda kolestrol seviyesi gibi nabız seviyesinide aşağı çekmiş olabilirmi diye arajtırmacı gazeteci cevat kelle gibi araştırmadayım.
 

bozadi

#38
Piyasada satılan gümüş suları arasında belki de en başta gelen marka "Siva Derm" diye bir marka, yanlış bilmiyorsam. Ben ilk kez gümüş suyu satın alırken (n11.com'dan), daha önce de belirttiğim gibi mevcut bir iki markaya bakıp ilk genel izlenimime göre seçmeye karar vermiştim ve o anda SWK markası daha çekici geldi. Kullanıcı yorumlarına göre karşılaştırdığımda, Siva Derm markasıyla ilgili şikayetler dikkatimi çekmişti (TDS cihazıyla ölçüldüğü şekliyle PPM ölçümünün beyan edilenden farklı çıkması, firmanın Antalya'da beyan ettiği adreste bulunmadığı iddiası vs).

Yalnız, SWK markasıyla ilgili daha önce belirttiğim bazı şüpheli hususlar dikkatimi çekti. Bu süreçte Siva Derm markasını araştırırken (yanlış anlamadıysam bu markayı çıkaran şirket Pyramed isimli bir yerli şirket), ilgili Bakanlık ve veya resmi kurumlardan aldıkları üretim onay belgelerinin görüntülerini paylaştıklarını fark ettim. SWK'nın web sitesinde veya sitelerinde bu belgelerin paylaşıldığını göremedim. Siva Derm'de bu onay belgelerinin dışında da üretim teknikleri ve bazı testlerin belgelerinin paylaşıldığını gördüm, bu nispeten güven veren bir husus.

Bir diğer fark olarak, SWK'nın gümüş suyu ürünü plastik bir şişe içinde satılıyor. Bu plastiğin gümüş suyuna uygun "tıbbi plastik" olup olmadığına dair bir bilgiye rastlayamadım. Siva Derm cam şişede satılıyor, bu bir artı. Şişe şeffaf cam şişe, dolayısıyla ışığa duyarlılık dezavantajı olabilir ama karton kutusu (veya herhangi ışık geçirmez bir kap/kutu) içinde saklanırsa bu sorun minimal denebilir.

Bugün Siva Derm'in 1 litrelik gümüş suyundan sipariş ettim, kullandıktan sonra onunla ilgili izlenimlerimi de paylaşacağım tabi ki.

Bu arada, bugün tesadüf eseri Siva Derm'in sahibi veya sahiplerinden biri olduğunu sandığım Hakan Yıldız adlı şahsın 2016 yılında Business Channel Türk TV kanalında katıldığı iki programın youtube'daki kayıtlarına denk geldim. Konuyla ilgili önemli bazı bilgilerin verildiğini düşünüyorum.







Hakan Yıldız, yine Pyramed şirketinin ortaklarından olduğunu sandığım (şirket yönetiminin şu anki durumunu bilmiyorum) Kemal Tuna adlı şahsın gümüş suyu konusunda bir kitap yazdığına değinmiş, böylece bu konuda Türkçe bir kitabın olduğunu da anladım (ilgili Google sonuçları). Kitabı edinmeyi düşünüyorum.


bozadi

#39
Hala yapıyorlar mı bilmiyorum ama, ürettikleri gümüş suyunu bir tür piramit içinde tutma ve belirli "frekanslar" uygulama gibi şeyler yapmaları da çok dikkat çekici. Bu uygulamaların ayrıntılı içeriklerini herhangi bir yerde paylaşmışlar mı bilmiyorum. İyi niyetli birşey gibi görünüyor ama yine de konuyla ilgili nispeten ayrıntılı, doyurucu bir açıklama yapmaları, hatta bu uygulamaların görüntülerini, teknik açıklamalarını, varsa test sonuçlarını paylaşmaları çok iyi olurdu diye düşünüyorum. Eğer hala bu uygulamalar yapılıyorsa tabi.

İlk videoda, gümüş suyunun evde yapımının çok tehlikeli olduğu, yapılmaması gerektiği gibi bir izlenim oluştu. Ama yaklaşık bir ay sonra yayınlanan ikinci programda buna biraz daha yumuşak yaklaşmış. Yapılabileceğini ama yine de çok tavsiye etmediğini, saf olmayan gümüş, saf olmayan su kullanımı ve üretim tekniğiyle ilgili bilgi eksikliği nedeniyle elverişsiz boyutta partiküller içeren suların yapılma ihtimali nedeniyle sakıncaları vurgulamış.

Saf gümüş çubukla ilgili saflık sertifikası meselesini vurgulamış, ki şu an internette Türkçe bazı sayfalarda bu saflık sertifikalarına sahip olduğu iddia edilen gümüş çubuklar satılıyor daha önce değindiğim gibi ama tabi bu beyanların veya sertifikaların güvenilirliği de ayrıca sorgulanmalı belki de (yine de bu sertifikasyonun varlığı olumlu bir unsur diye düşünüyorum).

Hakan Yıldız'ın evde gümüş suyu yapımının sakıncalarıyla ilgili vurgularını kötü niyetli birşey olarak görmüyorum ama bir parça "ticari kaygı" da taşıyor olabileceğini düşünüyorum. Örneğin bu konuda insanlara yardımcı olmak istiyorlarsa, evde gümüş suyu yapılırken en çok nelere dikkat edilmesi gerektiğiyle ilgili teknik bilgi paylaşımları yapabilirler örneğin. Abartılı olmayan fiyatlarla gümüş suyu yapma cihazları satabilirler, vs. Sadece gümüş suyu değil, başka çeşitli "alternatif tıp" konularıyla da ilgili oldukları anlaşılıyor. Umarım bunlarla ilgili çalışmalarını da öğreniriz.


bozadi

#40
Sipariş ettiğim Siva Derm'in 1 litrelik gümüş suyunu aldım. İlk merak ettiğim şeylerden biri olan Tyndall (lazer) deneyini yaptım. Lazer ışınını zayıf bir şekilde de olsa gösteriyor. Bu da, iyonik gümüş yanında bir miktar partiküler gümüş içeriği de olduğuna işaret ediyor (%10-15 civarı belki de), ki bu iyi birşey diye tahmin ediyorum. İyonik gümüşün ulaşamadığı bazı yerlere ulaşma şansı daha yüksek sanırım ama işe yaraması için vücutta asitlerle karşılaşma veya oksidasyon yoluyla yine iyonik gümüşe dönüşmesi gerekiyor, Barwick'in açıklamalarına göre.

Yalnız, lazer huzmesine bakarken, az sayıda da olsa, lazeri daha parlak bir şekilde yansıtan iri parçaların da geçtiği görülüyor (özellikle şişeyi biraz çarkalama sonrası daha kolay fark ediliyor bu). İri derken, normal gün ışığında şişeye (şeffaf cam) baktığınızda göremiyorsunuz o parçaları ama lazer tutunca ve özellikle karanlıkta lazer tutup bakınca lazer huzmesinin içinden geçen parçalar görülüyor (saniyede 3-5 tane yaklaşık). Bunlar en kaliteli gümüş suyu ürünlerinde bulunmaması gereken iri (muhtemelen kolloidal olmayan) parçalar, yanlış anlamıyorsam. İnternetteki bir iki yabancı kaynakta bu yönde açıklamalar gördüm. Endişe gerektiren birşey değil muhtemelen ama yine de olmaması daha iyi diye anlıyorum. Ayrıca, 2016 yılındaki videosunda Hakan Yıldız diğer tüm firmalardan ve özellikle evde yapılabilecek gümüş suyundan çok daha kalitelisini, en kalitelisini yaptıklarını söylediğine göre, üretip sattıkları bu gümüş suyunda o iri parçaların (çok az da olsa) bulunmaması gerekirdi diye düşünüyorum.

Bir de tadına baktım. SWK'nın ürününde olduğu gibi ağızda bekletmeye başladıktan birkaç saniye sonra hafif acımtrak veya metalimsi bir tat geliyor ama SWK'nınkiyle karşılaştırıldığında yok denecek kadar az. Bu tat meselesinin teknik anlamlarını veya yorumunu hiç bilmiyorum ama nedense böylesi (Siva Derm'inki) daha iyi gibi geldi bana.


bozadi

#41
Yukarıda Siva Derm'le ilgili youtube videolarında konuşan Hakan Yıldız, Siva Derm'in sahiplerinden değilmiş, bir süre şirkette bir yetkili olarak çalışmış, şimdi şirket içinde aktif bir görevi yok gibi görünüyor. Kişisel sayfasında (hakanyildiz.info) siva derm ürünlerinin satıcısı/bayisi durumunda olduğu anlaşılıyor. Şirketin sahibi Kemal Tuna'ymış (Gümüş Suyu kitabının yazarı).

Bu arada, daha üstte videosunu paylaştığım Amerikalı şahsın kullandığı düzeneğe benzer bir düzenek oluşturarak gümüş suyu yapma deneylerine başladım ama yoğunluktan dolayı henüz yaptığım gümüş suyunun niteliğini ölçme ve karşılaştırma anlamında bir yol katedemedim. Ve etkili bir gümüş suyu yapımının epeyce uzun sürebildiğini gördüm. Örneğin sıradan bir tds metre cihazıyla ölçüldüğü şekliyle 10 ppm değerinde (bu, gümüş suyunun gerçek ppm değerini ölçmenin pek de ideal bir yolu değilmiş sanırım), yaklaşık yarım litre gümüş suyu yapmak 10 saat falan sürdü ve yaklaşık her 20-30 dakikada bir gümüş çubukları sudan çıkararak çubuklarda (özellikle negatif yüklü çubukta) oluşan siyahlığı (gümüş oksit, gümüş hidroksit; kısaca "gümüş çamuru") temizlemek gerekiyor.

Müsait zamanlarımda gümüş suyu üretim çabamla ilgili deneyimlerimi paylaşmaya devam edeceğim.


photonfromMissouri

#42
arkadaşlar merhaba,
Kolloidal gümüş ile ilgili deneyimlerimi paylaşmak istiyorum sizlerle, epeydir aralıklarla lugol ve kolloidal gümüş türevleri ve sağlıklı beslenme ile ilgili araştırma yapıyordum , genelde tek bir konuda tam odaklı olarak kendimi verme ve araştırma konusunda sıkıntıları olan birisiyim ama kafama taktıktan sonra ne zaman o konular hakkında önüme bir kaynak gelirse kaldığım yerden devam ederim, gümüş suyu kullanımı da bu konulardan birisi bundan 2 yıl kadar öncede lugol kullandım bir sene boyunca, bu deneyimimi de lugol başlığı altında paylaşacağım sizlerle. gelelim gümüş suyuna:
Birkaç hafta önce internette dolaşırken manna hakkında bazı bilgilere ulaşmıştım derken olay yine gümüş kolloidale bir şekilde bağlandı, tıpkı bu siteye bağlanışım gibi bu tarz konuları işleyen bir youtube kanalına takıldım ve dediğim gibi kaldığım yerden devam derken artık bu olayı sonuca ulaştırmam gerektiğini düşündüm ve youtube kanalındaki yönlendirme ile bu kanalın facebook sayfasına üye olarak ilk iş youtuber ile bağlantıya geçtim. Daha sonra bu kişinin yönlendirmesi ile Ankara'dan gümüş suyu kiti aldım. (Tabii ki bu sırada forumda sizlerin paylaşmış olduğu bilgileri inceliyordum) 20 ağustosta ilk gümüş suyu üretimini gerçekleştirdim ve o günden beri düzenli olarak sabahları aç karnına yarım çay bardağına yakın 10ppm gümüş suyu tüketmeye başladım, bu arada annem ve ablamda benden bir gün sonra kullanmaya başladılar ve şu ana kadar hala sıkıntısız bir şekilde hayattayız :D şaka bir yana ben kullanımla alakalı herhangi bir sıkıntı hissetmedim şimdiye kadar (fiziksel zayıflığım ve kronik olduğunu düşündüğüm halsizliğimin dışında bildiğim ciddi bir sağlık sorunum yok, yaş:41 )
Annem için durum biraz farklı (yaş:65), kendisi bol ilaç kullanan birisi (şeker,tansiyon,parkinson,ağrı kesiciler vs.) ilk birkaç gün herhangi bir sıkıntı yaşamadı daha sonra 3gün kadar böbrek ağrısına benzer bir ağrı ile uğraştı ki ben bunun farklı bir nedenden olmuş olabileceği gibi Bozadinin mesajında paylaştığı sendrom ile alakalı olabileceğini düşündüm, nitekim bu konuyu anneme bahsetmeden kendisini yakın markaja alarak takibe devam ettim ve ağrısı zamanla azalarak kesildi, şu anda gayet iyi ve kullanıma devam ediyor.
Ablam (yaş:43) kendisi dahili dışında harici olarakta gümüş suyunu kullanıyor (saç diplerinde oluşan dermatit tarzı yara için) ve harici kullanımının yararlı olduğunu tecrübe ediyor , dahili kullanım ile ilgili herhangi bir sorunu yok.
Bu arada üretimi nasıl yaptığım ile ilgili de bilgi vermek isterim: Kullandığım gümüş diyotların Etibank olduğu söylendi (üzerinde baskı yada belge yoktu, bu konu muallak olmasına ragmen güven duyduğumu söyleyebilirim) gümüşleri 0 ppm 1lt distile su içerisinde iyonize ederek 12 ppm değere ulaşana kadar ortalama 2ma 27volt maks. güçte ürettim. ilk başlarda saatlik daha sonra azalan sürelerde gümüşleri temizledim süreç arasında. 12 ppm değere ulaştıktan sonra ürettiğim suyu pamuk vasıtası ile süzerek cam bir şişe içerisine aktardım (burada genelde süzme sonrası değer 10 ppm e kadar düştü) ve şişeyi koyu renkli bir bezle kapladım (ışıktan korumak için) daha sonra elektirikli ve elektronik cihazlardan uzak bir yerde muhafaza ettim. şu ana kadar 4 kere üretim yaptım ve suyun renginde herhangi bir değişim yaşamadım ama sondan önceki yaptığım gümüş suyu bekledikten sonra çok hafif bir sarımsı renk almıştı son yaptığımda ise ürettiğimde aynı hafif tonda sarımsılık oluştu (bunun zaman içerisinde biraz kararmış olan gümüş çubuklarımla alakalı olduğunu tahmin ediyorum) her ne kadar uğraşsamda çubuklar elektriğe mağruz kaldığında girdiği tepkime sonucu kararıyor ve tam olarak temizlenmiyor.
Tad konusu: içim sırasında  ilk tadımda herhangi bir tad ve koku almıyorsunuz ama ağızda biraz bekletip çalkalarsanız biraz metal tadı alınıyor (sorun olacak bir sertlik koku vs kesinlikle yok).
Şimdilik bu kadar , çok uzatıp sizi sıkmayayım :)
Aklınıza takılan yerler veya sormak istedikleriniz varsa yada farklı önerileriniz lütfen paylaşın...
 

bozadi

#43
Gümüş suyu başlığı altında bayağıdır bir güncelleme yapmamıştık. Konuyla ilgili şahsi ve ailevi deneyimlerini, bilgi ve önerilerini paylaştığın için teşekkürler photonfromMissouri. Lugole uzun zamandır ara verdiğim gibi, yine haftalardır gümüş suyu da yapmadım/kullanmadım. Bugün malzemeleri çıkarıp tekrar yapmayı planlıyorum.

Gümüş suyu konusunda en önemli hususlardan biri kullanılan gümüşün saflığı. Şimdiye kadar iki kaynaktan gümüş çubuk satın aldım, biri safgumuscubuk.com ("SGC" diyeyim kısaca), diğeri de sahibinden.com üzerinden satış yapan bir şahıs (E. Aslan).


Her iki satıcı da (binde) 999,9 saflık iddiasında bulunuyor ve bir "ayarevi"nden alınmış sertifika belgesi/kopyası veriyor.

SGC yetkilisi elektroliz sürecinde gümüş çubuğun özellikle bulaşık süngeri sırtı gibi bir cisimle temizlenmesi sürecinde çubuktan azımsanamayacak miktarda gümüş kaybı olduğu gerekçesiyle çubukları özel olarak "sertleştirdiklerini" söylüyor. Bu bir "artı" olabilir ama bu sertleştirilmişlik durumunun elektroliz süresini uzattığını gözlemledim, %100 emin olamasam da. Bu dezavantaja rağmen, SGC sitesine ve sattıkları gümüş çubukların saflığına güvenme eğiliminde oldum. Türkiye'de bu siteden daha "resmi" bir formatta gümüş çubuk satan şahıs/kurum yok sanırım.

Ama elektroliz süresini kısaltmak için sertleştirilmemiş saf gümüş çubuk ararken, sahibinden.com'da belirttiğim şahsın ilanını görüp sipariş ettim. SGC'ninki gibi kare kesitli değil, yuvarlak kesitli. Evet, çubuklar kesinlikle daha yumuşak, daha hızlı elektrolize oluyor (gümüş suyu yapma süresi biraz da olsa kısalıyor) ama SGC sitesinin çubuklarıyla karşılaştırdığımda, çubukların aynı derecede parlak olmadığını gözlemledim. Bu konuda uzman değilim kesinlikle; biri sertleştirilmiş diğeri sertleştirilmemiş olduğu için de böyle bir fark olabilir (sertleştirilmiş olan daha som, yoğun, metalik, parlak bir görüntü veriyor belki de doğal olarak). Ama yeterli test yapıp kesin bir sonuca ulaşmış olmasam da, yumuşak çubuklarla yaptığım gümüş sularının tadında o metalik acılığın biraz daha fazla olduğu ve/veya zaman içinde bu hafif acımtrak tadın daha hızlı arttığı izlenimini edindim nedense. Bundan emin olmak için önümüzdeki günlerde her iki ayrı çubuk çiftleriyle peşpeşe gümüş suyu yapıp bunları kendi arasında dikkatle karşılaştırsam iyi olacak.

Bu arada, SGC sitesinin gönderdiği çubuklar pasparlak, tertemiz. Üzerinde üretim serisi, saflık ve marka baskısı var. Vakumlu, korumalı bir ambalaj içinde geliyor. Diğer şahıstan aldığım çubuklar kargo poşeti içinde, kirli olmasa da çok da parlak, temiz ve "düz" olmayan, dış etkilere karşı da korumasız denebilecek bir halde geldi. Bunu bir "eksi" olarak belirtme gereği duyuyorum. Henüz tam olarak emin olamasam da, bu çubuklarla yaptığım gümüş suyunun tadında daha fazla acılık veya günler içinde daha hızlı (hafif de olsa) acılaşma olduğu gözlemimi de buna eklemeliyim. Bunun tam olarak neyden kaynaklandığını bilmiyorum henüz ama yine de çok arzu edilecek bir durum olmadığını tahmin ediyorum.


Bununla birlikte her iki gümüş çubuk çiftiyle yaptığım gümüş suyunun da şu veya bu oranda "etkili" olduğunu tahmin ediyorum. Örneğin süt deneyi yaptığımda, içine gümüş suyu konmamış süt ile karşılaştırıldığında, her iki çubuk çiftiyle yaptığım gümüş suyundan katılmış sütte birkaç gün içinde "kesilme" (katılaşma) miktarının çok daha düşük olduğunu gözlemledim ama bu testleri tekrarlayıp daha emin olmam gerektiğini düşünüyorum. Bozuk gıdadan kaynaklandığını düşündüğüm mide/bağırsak rahatsızlığı durumlarında yine her iki gümüş suyunun rahatlatıcı, sorun giderici etkisini hissettim ama yine de her iki gümüş suyuyla başka testler de yaparak bu etkileri doğrulamam, daha emin olmam gerektiğini hissediyorum. Umarım önümüzdeki günlerde yerli-yabancı kaynaklarda, gümüş sularının etkinliğini test etmeye yönelik yöntemler keşfettikçe bu testleri yapıp sonuçlarını paylaşmaya gayret edeceğim. Daha doğrusu, umarım bu konuda ilgili herkesin deneyimlerini paylaşması yoluyla somut sonuçlara ulaşır veya giderek yaklaşırız.


photonfromMissouri

#44
Bozadi gümüş çubuklar ile ilgili verdiğin bilgiler için teşekkürler, gümüş suyu yapımının kullanımının ve deneyimlerimizin paylaşılmasının özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Lugol kullanımı da yine önemli konulardan birisi. Senin daha önce paylaşmış olduğun SGC sitesine bakmıştım bende gümüşü almadan önce ama bende setini almış olduğum grup özelinde duyduğum güven sebebi ile oradan tüm malzemeyi almak istedim. Bahsetmiş olduğun iki gümüş çubukla ayrı üretim ve karşılaştırmalı testi yapabildinmi acaba? sertleştirilmiş gümüşte elektroliz sürecinin uzun olması mantıklı geliyor ama bu konuda uzman olmadığım için sebebinin sertleştirme prosesinden mi yoksa gümüşün kalitesi ile alakalı olduğundan dolayı mı bilemediğim için yorum yapamıyorum. Bu konuda aramızda uzman arkadaşlarımız varsa onların yorumlarını dinlemek gerekir.

Tat konusunda dediğim gibi rahatsız edici düzeyde değil ama senin yapacağın karşılaştırmalı test faydalı olacaktır yinede şöyle bir sorun karşımıza çıkabilir burada ki, tadı etkileyen faktörün gümüş kalitesi, üretim süreci, üretimde kullanılacak elektrik ve amper düzeyleri yada gümüşün ne sıklıkla temizlendiği gibi etkenlerin tamamının yada bir kısmının etkili olabilecek olması, bu yüzden bu konuların ayrı ayrı teste tabi tutulması gerekebilir.

Yoğurt ve süt deneylerini bir çok kişiden bende okudum ama henüz deneme şansım olmadı , en kısa sürede bende yuğurt deneyi yapmayı planlıyorum.

Doğrusu sağlıklı yaşam ve süreklilik açısından modern tıp dışında (ben kendileri ile pek barışık değilim) alternatif yada destekleyici bu tarz konuların daha popüler olması gerektiği fikrine sahibim , özellikle corona ve diğer virus türlerine karşı gümüşün çok faydalı, koruyucu ve tedavi sürecini çok destekleyici olduğuna dair birçok deneyim okudum. Gümüş suyu en azından bağışıklık sistemimizin savaşında ön safta ek bir duvar vazifesi görerek bizlere çok faydalı olabilir.