Kolloidal Gümüş Suyu Tedavisi

Başlatan bozadi, 24 Ekim 2019, 15:27:47

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#45
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

Bozadi gümüş çubuklar ile ilgili verdiğin bilgiler için teşekkürler, gümüş suyu yapımının kullanımının ve deneyimlerimizin paylaşılmasının özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Lugol kullanımı da yine önemli konulardan birisi. Senin daha önce paylaşmış olduğun SGC sitesine bakmıştım bende gümüşü almadan önce ama bende setini almış olduğum grup özelinde duyduğum güven sebebi ile oradan tüm malzemeyi almak istedim. Bahsetmiş olduğun iki gümüş çubukla ayrı üretim ve karşılaştırmalı testi yapabildinmi acaba? sertleştirilmiş gümüşte elektroliz sürecinin uzun olması mantıklı geliyor ama bu konuda uzman olmadığım için sebebinin sertleştirme prosesinden mi yoksa gümüşün kalitesi ile alakalı olduğundan dolayı mı bilemediğim için yorum yapamıyorum. Bu konuda aramızda uzman arkadaşlarımız varsa onların yorumlarını dinlemek gerekir.

Tat konusunda dediğim gibi rahatsız edici düzeyde değil ama senin yapacağın karşılaştırmalı test faydalı olacaktır yinede şöyle bir sorun karşımıza çıkabilir burada ki, tadı etkileyen faktörün gümüş kalitesi, üretim süreci, üretimde kullanılacak elektrik ve amper düzeyleri yada gümüşün ne sıklıkla temizlendiği gibi etkenlerin tamamının yada bir kısmının etkili olabilecek olması, bu yüzden bu konuların ayrı ayrı teste tabi tutulması gerekebilir.

Yoğurt ve süt deneylerini bir çok kişiden bende okudum ama henüz deneme şansım olmadı , en kısa sürede bende yuğurt deneyi yapmayı planlıyorum.

Doğrusu sağlıklı yaşam ve süreklilik açısından modern tıp dışında (ben kendileri ile pek barışık değilim) alternatif yada destekleyici bu tarz konuların daha popüler olması gerektiği fikrine sahibim , özellikle corona ve diğer virus türlerine karşı gümüşün çok faydalı, koruyucu ve tedavi sürecini çok destekleyici olduğuna dair birçok deneyim okudum. Gümüş suyu en azından bağışıklık sistemimizin savaşında ön safta ek bir duvar vazifesi görerek bizlere çok faydalı olabilir.
Evet, tadı etkileyen çok çeşitli faktörler olabilir. Gümüşün saflık durumu (farklı maddelerin karışımı) tadı etkiliyor olabilir. Bu tat meselesinde, webde okuduklarımdan aklımda kalan husus, elektrolizde büyük ölçüde iyonik, düşük miktarda ise partikül gümüş ortaya çıktığı ve iyonik gümüş içeriğinin hafif de olsa metalik veya başka bir tür tat/koku meydana getirdiği yönünde.

Gümüş suyuna şu veya bu oranda bulaşan gümüş çamuru da (gümüş oksit, gümüş hidroksit vs) tat/koku yaratıyor olabilir, haklısın. Buna dikkat etmeye çalışacağım.

Süt testini biliyorum ama yoğurt testini duymamıştım. Günler içinde küf/bakteri oluşumunun izlenmesi yoluyla mı test ediliyor?

Geçen gün yumuşak tellerle 700 ml kadar gümüş suyu yaptım. Bugün veya yarın da SGC'nin sertleştirilmiş çubuklarıyla benzer bir miktarda yapıp tat/koku durumu ve süt testi gibi kontrolleri yeniden deneyeceğim. Sonuçları paylaşırım.

bozadi

#46
Bu arada suyun saflık durumu da muhtemelen tat/kokuyu etkiliyor olabilir ve genel olarak gümüş suyu kalitesini en çok etkileyen faktörlerden biri olduğu vurgulanıyor.

Benim bu hususta farkına vardığım şeylerden biri, tds-metreyle ölçüldüğü şekliyle 0 ppm "saf suyun" aslında "%100 saf su" anlamına gelmediği. Tds-metreler temelde elektrik iletimini ölçerek bunu bir ppm değerine dönüştürüyor. Suyun içinde elektriği ileten ve iletmeyen çeşitli maddeler vardır/olabilir. Tds-metre yalnızca iletkenlik özelliği olan maddeleri algılayabiliyor. Kaba bir elektrik iletim değeri veriyor yalnızca. Ve bu ölçümü de "tuzlu su" kalibrasyonuna göre yapıyor. Klasik bir tds-metrenin gümüş suyundaki gümüş miktarını (ppm olarak) sağlıklı/net bir şekilde ölçmesi mümkün değil, çünkü bunu yapabilmesi için ona uygun bir kalibrasyonu olması gerekir, halbuki tds-metrelerin kalibrasyonu tuza (tuzlu suya) göre yapılıyor, onu ölçecek şekilde ayarlanmış oluyorlar.

Pahalı bazı tds metrelerin gümüş suyu ölçümünde daha doğru ölçümler yapabildiği söyleniyor, onları araştırmaya çalışacağım. Bir de, bu gelişmiş tds-metrelerin özel sıvılar yardımıyla kalibrasyon değeri değiştirilip gümüş suyu ölçmeye uygun hale getirilebilenleri varmış sanırım.

photonfromMissouri

#47
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Bu arada suyun saflık durumu da muhtemelen tat/kokuyu etkiliyor olabilir ve genel olarak gümüş suyu kalitesini en çok etkileyen faktörlerden biri olduğu vurgulanıyor.

Benim bu hususta farkına vardığım şeylerden biri, tds-metreyle ölçüldüğü şekliyle 0 ppm "saf suyun" aslında "%100 saf su" anlamına gelmediği. Tds-metreler temelde elektrik iletimini ölçerek bunu bir ppm değerine dönüştürüyor. Suyun içinde elektriği ileten ve iletmeyen çeşitli maddeler vardır/olabilir. Tds-metre yalnızca iletkenlik özelliği olan maddeleri algılayabiliyor. Kaba bir elektrik iletim değeri veriyor yalnızca. Ve bu ölçümü de "tuzlu su" kalibrasyonuna göre yapıyor. Klasik bir tds-metrenin gümüş suyundaki gümüş miktarını (ppm olarak) sağlıklı/net bir şekilde ölçmesi mümkün değil, çünkü bunu yapabilmesi için ona uygun bir kalibrasyonu olması gerekir, halbuki tds-metrelerin kalibrasyonu tuza (tuzlu suya) göre yapılıyor, onu ölçecek şekilde ayarlanmış oluyorlar.

Pahalı bazı tds metrelerin gümüş suyu ölçümünde daha doğru ölçümler yapabildiği söyleniyor, onları araştırmaya çalışacağım. Bir de, bu gelişmiş tds-metrelerin özel sıvılar yardımıyla kalibrasyon değeri değiştirilip gümüş suyu ölçmeye uygun hale getirilebilenleri varmış sanırım.


Bozadi yoğurt deneyi genelde yararlı bakterilere zarar verip vermediğinin anlaşılması için yapılan bir deney, yoğurt yapılacağı zaman süt içerisine gümüş suyu eklendikten sonra yoğurt mayası katılıyor ve yoğurdun tutup tutmaması test ediliyormuş, daha önce bu testi yapanlardan aldığım bilgiye göre mayadaki yararlı bakterilere gümüş suyunun bir etkisi yok ve bu sebepten ötürü yoğurt tutumunda sıkıntı yaşanmıyor, lezzet olarakta beğeniliyor.
Buradaki tek sorun ise bu deneylerin evlerde yapıldığı için dozlardaki değişiklik, kimi bir çay kaşığı kimi çorba kaşığı kadar kullanıyor vs. Aslında bu deneylerin labaratuar ortamlarında yapılmış kontrollü sonuçlarını görebilmek gerekir. Malesef bu tarz bilgiler çok kısıtlı.

Su ve Tds metreler konusunda sana tamamen katılıyorum, ben suyu buradaki bir eczaneden temin ediyorum şimdilik ve test ettiğimde 0ppm değerini almıştım ama bahsettiğin gibi Tds metrelerin kalibrasyon konusu önemli.

Bu arada kullandığın cihazları ve üretim aşamalarını daha ayrıntılı olarak paylaşırsan sevinirim ( yapım süresi, kullanılan A,V değerleri çubukların temizlenme süreleri vs)
 

bozadi

#48
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Bu arada kullandığın cihazları ve üretim aşamalarını daha ayrıntılı olarak paylaşırsan sevinirim ( yapım süresi, kullanılan A,V değerleri çubukların temizlenme süreleri vs)

Sgc sitesinden satın aldığım sert çubuklarla yaptığım gümüş suyunda da benzer bir hafif tat/koku aldım. Hatta o hafif metalik acımsı tat daha belirgindi ilginç bir şekilde. Daha önceki gümüş suyu denemelerimdeki durumu tam olarak hatırlamıyorum. Bazılarında aynı hafif tat/koku oluyordu, bazılarında yok denecek kadar azdı gibi kalmış aklımda. Bu meseleyi netleştirmek için daha dikkatli gözlem yapmaya çalışacağım.

İlkini yuvarlak kesitli yumuşak çubuklarla, ikincisini kare kesitli sertleştirilmiş çubuklarla yaptığım her iki elektroliz işlemini yaklaşık 700 ml cam şişe içinde, yaklaşık 3 saatte yaptım. İlkinin tds-metre sonucu 7 ppm, ikincisininki 6 ppm oldu. Tds-metrenin gösterdiği değerin yaklaşık iki veya iki-buçuk katının, gerçek gümüş içeriğine "nispeten" yakın olduğu söyleniyordu bir veya birkaç kaynakta. Bunu doğru varsayarsak, iki kat olarak alırsak, ilki yaklaşık 14, ikincisi yaklaşık 12 ppm olabilir. Bu formül iyonik-partikül gümüş farkı dikkate alınarak mı önerilmiş, yoksa sadece iyonik gümüş ölçümüne mi yönelik, bilmiyorum. Partikül gümüş dikkate alınmamışsa, o zaman elde ettiğim ppm değeri, bunun birazcık daha üstünde de olabilir, çünkü partikül gümüş nötür olduğu, elektriği iletmediği için tds-metre tarafından ölçülemiyor.

Yumuşak gümüş çubuklar 25'er cm uzunluğundaydı ama şişe içinde suya temas eden kısım yaklaşık 20-22 cm kadardı sanırım.

Sert çubuklar iki çift halindeydi. Sgc sitesinden farklı zamanlarda aldığım 15 cm uzunlukta ve 2 mm kalınlıkta iki çubuk ve 18 cm uzunluk ve 3 mm kalınlıkta iki çubuk. Bir klemens yardımıyla birer büyük ve küçük çubuğu üst kısımlarından birbirine tel ve vida bağlarak bu dört çubuğu birleştirilmiş bir çift çubuk olarak elektrolizde kullandım. Toplamda suya temas eden gümüş yüzeyi anlamında, yumuşak ve sert çubuk grupları arasında çok büyük bir fark olmadı sanırım ama bundan çok emin değilim.

Yaklaşık 30 voltluk HP yazıcı adaptörü kullandım. Pot (potansiyometre) kullanarak akımı 2 ma'yı çok geçmeyecek şekilde birkaç defa ayarladım. Başlarda hemen 2 ma'ya ulaşamadım tabi. Yumuşak çubuklarda başlangıç ma değeri 0.8, sert çubuklarda 0.7 ma civarıydı. Her iki elektrolizde çubuklar birbirlerine yaklaşık 3-4 cm mesafedeydi. Geçmiş aylarda saf suyu kaynama noktasına yakın ısıttıktan sonra (benmari tarzı ısıtma; dolu cam şişeyi başka bir metal kap içindeki suda ısıtma şeklinde) elektrolize başlıyordum, bunun elektroliz süresini kısaltıyor olması nedeniyle. Bu son yaptığım iki elektrolizde ise ısıtma işlemi yapmadım. Başlangıç ma değerleri normal mi bilmiyorum. Yani saf suda 3-4 cm mesafedeki gümüş tellere 30 volt verilmesinin ilk dakikalarında normalde ma değeri kaç olur emin değilim. Sanki internette bu değerin çok daha düşük olması (0.8 ma'dan çok daha düşük bir akımla başlaması) gerektiği izlenimi kalmış aklımda. Bunu araştırsam iyi olacak. Saf (daha doğrusu safa çok yakın) suyun elektrik iletimi yok denecek kadar düşük olacağı için, elektrolizin en başlarında 1 ma'ya yakın bir değerle başlamak normal mi bilmiyorum. Belki de 0 ppm görünmesine rağmen suyla ilgili sorun olabilir (internetten 20 lt bidon içinde satın aldığım bir saf bu; çok yüksek bir güvenilirliği yok ama tds-metreyle ölçüldüğü şekliyle 0 ppm olması biraz güven veriyor).

Ayrıca kutup değiştirici bir röle (kael markasının ke-ZRXXd modeli) kullanarak, 15 saniyede bir otomatik kutup değişimi uyguladım. Kutup değişiminin gümüş çamuru oluşumunu tamamen engellediğini düşünüyordum ama bunda yanılmışım. Engellemiyor ama çubukların kirlenmesini geciktiriyor. Belki akım değerlerini daha da düşük, örneğin 1 ma civarında tutsam, kirlenme muhtemelen daha da yavaş, daha geç olur ama elektroliz süresi uzar. İdeali nedir tam olarak bilmiyorum. Kullanılan çubukların yüzey alanına uygun bir akım değeri uygulanması gerektiği anlaşılıyor İngilizce kaynaklarda ama elimdeki gümüş tellerin yüzey alanlarını nasıl bulacağımdan çok emin değilim. Bu konuyu birlikte netleştirmeye çalışabiliriz. Sonuç itibariyle 2 ma'yı geçmemeye çalışıyorum. Bazen bir süre takip etmediğim elektroliz işlemine dönüp baktığımda, 3 ma civarında olduğu durumlar da oldu, o zaman potu ayarlayarak 2 ma veya 2'nin biraz altına ayarlıyorum.

İlk elektrolizde ilk temizliği 1 saat sonra yaptım ve kağıt havlu üzerinde siyahımsı gri kalıntılar oluştu. İlk temizliği daha erken yapmam gerektiği sonucuna vardım. Sert tellerle yaptığım ikinci elektrolizde yaklaşık 40. dakikada ilk temizliği yaptım. Hafif de olsa yine kağıt üzerinde belirgin kalıntılar var. Sonra yine çubukların kirlendiğini görsel kontrolle anladığım zaman 2-3 temizlik daha yaptım her iki elektrolizde. Görsel olarak kirlenmeyi fark etmek biraz gecikebiliyor.

Bu arada dün bir tanıdıktan aldığım doğal (pastörize olmayan, kaynatılmamış) sütten üç çay bardağına doldurdum. Yumuşak tel (çubuk) ve sert telle yapılmış gümüş sularından, damlalıkla 15'er damla döktüm birer tanesine. Birini de olduğu gibi bıraktım. Pastörize sütte bakteriyel faaliyet sanırım daha zor olduğu için mi, her nedense, kesilme daha uzun sürüyor gibi anladım. Öyle bir denemede 5-6 günde hiçbir somut sonuç alamadığım olmuştu. Sonra pastörize olmayan ama kaynatılmış bir sütle 3-4 günde az-çok sonuç almıştım. Gümüş suyu konan sütte kesilme çok daha azdı hatırladığım kadarıyla ama az da olsa vardı. Daha önce iki farklı gümüşle yaptığım testlerde aldığım sonuçlar arasında ise fazla bir fark olmadığını hatırlıyorum. Dün başladığım testten aldığım sonuçları tahminen 2-3 gün içinde paylaşmış olurum. Etiketlenmiş üç bardağı ağızları açık olarak, karanlık ve kapalı bir yere koydum (ideal saklama koşullarından emin değilim).




bozadi

#49
Elektrolizde, gümüş çubuklardaki kir bazen kağıt havluyla çok büyük ölçüde temizlenebilecek nitelikte oluyor ama elektrolizin özellikle daha ileri süreçlerinde kağıt havlu yeterli olmuyor, yeni bulaşık süngeri sırtıyla biraz "zımparalamak" gerekiyor. Bu temizleme işlemi için daha iyi yöntemler var mı henüz bilmiyorum.

photonfromMissouri

#50
Bozadi verdiğin bilgiler için teşekkürler,
Doğrusu şaşırdığım bir durum oluştu bu bilgilerde, ben üretim aşamasında biraz daha profesyonel bir ayarlı güç kaynağı kullanıyorum ve V ve A ayarını otomatik olarak takip edebiliyorum yanlız benimde senin üretim şeklinde kullandığın değerleri kullanıyor olmama rağmen (sadece V farkımız var ben 27 V max kullanıyorum) benim üretimim yaklaşık 11-12 saat sürüyor. Volt ayarı zaten başlangıçta pek önem arzetmiyor, dediğin gibi kullandığımız suyun başta iletkenliği min olduğundan dolayı iletim çok kısıtlı oluyor ve akım şiddeti değişmiyor bu sebeple gerilim isterse 220V olsun fark yaratmıyor, su iletkenlik kazandıkça gerilimin önemi artıyor ama bunu da yine A kontrolü yaparak kısıtlıyoruz zaten yani biz 220V güç uygulasak bile akımı 2mA civarında tutuğumuz sürece sistemden geçen gerilim ortalama 12-16V civarında kalıyor. Kısaca bunu su hortumu ve su akışı gibi düşünebiliriz, hortumun çapı düştükçe içinden akacak su da çapa orantılı olarak azalacaktır. Ama yinede benim üretimimin neden bu kadar uzun sürüyor oluşu aklımı karıştırdı.Ben 12ppm'e kadar devam ediyor ve 900ml su kullanmama rağmen bariz bir fark var aramızda.

Gümüş alanına göre akım ayarlama acaba kullanılacak çubuklar için mi yoksa plakalar için mi öneriliyor, doğrusu ben bu konunun iyonize işleminde plaka kullanımda önemli olacağını düşündüm.

Tds konusu ise gerçekten kafa karıştırıcı bir durum ,
http://www.tdsmetre.com/faq.html bu sitede tdsler ile ilgili bilgi verilmiş, söylediğin gibi bu cihazlar sudaki pozitif yüklü iyonları ölçüyor ve su içerisindeki yüksük ve organik yada inorganikleri ölçmüyor.
Senin eriştiğin bilgiler doğru ise demekki ben 10 değil gerçekte 20pmm gümüş suyu üretiyorum :) yinede şimdilik bir sıkıntı hissetmedik. Ama bunun ötesinde aslen bu değer sudaki pozitif iyonların oranı yüksük partiküller için herhangi bir sonuca erişemiyoruz malesef, bu sebepten üretim aşamasında mümkün olduğu kadar pozitif iyon üretimine sahip olmak kritik bir durum gibi duruyor.
Gümüş suyunu dahili kullanımımızda söylendiği gibi nört parçalar mide asidi ile karşılaştığında +yük alıyorsa eğer kullandığımızı düşündüğümüz değerin daha da üstünde gümüş almış oluyoruz bünyemize, olabilecek etkileri de düşünmemiz gerekebilir.

Kutup değiştirici röle konusu ile ilgili başta bende kullanmayı düşünmüştüm ama ilk gümüş suyu denememde farkettiğim birşey oldu, gümüş çubuklar zamanla dediğin gibi üzerinde çamur oluşturuyor ve temizlenmediği taktirde kutuplar sürekli değişirse bu partiküllerin suya karıştığını düşünüyorum. Nedenine gelirsek çubuklardan ikiside kirleniyor gibi görünsede biri - diğeri + yüklü olmasından dolayı bir çubuk partikülleri üzerinde daha çok topluyor yani emici bir görevi oluyor gibi geldi bana.
Bunu şu şekilde anladım, bir seferinde temizliğe geç kaldım ve su içerisinde gözle görülür parçalar oluştu temizlik sonrasında ise bir sonraki temizliğe geldiğimde sudaki bu parçaların yok olduğunu ve çubuklardan birinin üzerinde yer yer yoğunlaşmış tortular olduğunu farkettim. Bence münküm olan en sık aralıkta çubuklar temizlenmeli eğer kutup değişim yapılacaksa temizlik aralarında yapılmalı. Ayrıca peçeteler nemli/ıslakken temizlik daha rahat ve fazla yapılabiliyor, kuru peçetede temizlikte bende zorlanıyorum. Mutfak süngerinin ise gümüşü ufakta olsa sıyaracağı ve gümüş kaybına neden olabileceğini okumuştum.

Pastörize sütü deneylerde kullanma taraftarı değilim çünkü pastörizasyon işleminde üretilen ürün içerisindeki tüm faydalı ve zararlı bakteri oluşumu yok ediliyor ve tam olarak homojen hale getiriliyor bu sebeple ürün korunumu daha uzun oluyor o sebeple bu tarz sütler bizim istediğimiz sonuçları almamızda bizi yanıltır. Son yaptığın testin sonuçlarını da merakla bekliyorum bu arada :)
 

bozadi

#51
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

Doğrusu şaşırdığım bir durum oluştu bu bilgilerde, ben üretim aşamasında biraz daha profesyonel bir ayarlı güç kaynağı kullanıyorum ve V ve A ayarını otomatik olarak takip edebiliyorum
Kullandığın bu güç kaynağı belirli bir markanın belirli bir modeliyse, bu marka/modeli belirtebilir misin?

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 yanlız benimde senin üretim şeklinde kullandığın değerleri kullanıyor olmama rağmen (sadece V farkımız var ben 27 V max kullanıyorum) benim üretimim yaklaşık 11-12 saat sürüyor. Volt ayarı zaten başlangıçta pek önem arzetmiyor, dediğin gibi kullandığımız suyun başta iletkenliği min olduğundan dolayı iletim çok kısıtlı oluyor ve akım şiddeti değişmiyor bu sebeple gerilim isterse 220V olsun fark yaratmıyor, su iletkenlik kazandıkça gerilimin önemi artıyor ama bunu da yine A kontrolü yaparak kısıtlıyoruz zaten yani biz 220V güç uygulasak bile akımı 2mA civarında tutuğumuz sürece sistemden geçen gerilim ortalama 12-16V civarında kalıyor. Kısaca bunu su hortumu ve su akışı gibi düşünebiliriz, hortumun çapı düştükçe içinden akacak su da çapa orantılı olarak azalacaktır.
Akımın belirli bir seviyede (örn. ~2 ma) sabitlenmesi durumunda gerilimin kendiliğinden giderek düşmesi konusu, elektronikle ilgili bilgi eksikliğim nedeniyle kafamı karıştıran bir husus. Bu beyanı gümüş suyuyla ilgili ingilizce bazı web kaynaklarından da okumuştum. Örneğin bir şahsın önerdiği/sattığı gümüş suyu üreteci, akım 2 ma'ya ulaştıktan ve sabitlendikten sonra gerilimi giderek düşürüyor diye açıklanıyor. Benim kullandığım 30v adaptörlü ve pot'lu düzenekte akımı pot'la ne ölçüde sınırlandırırsam sınırlandırayım, adaptörden çekilen gerilim/voltaj değerinde bir düşüş meydana gelmiyor multimetreden görebildiğim kadarıyla, aşağı yukarı 30v civarında kalıyor. Senin kullandığın düzenekte ve yine internette satılan bazı GS üreteçlerinde bu gerilim düşüşünü sağlayan şey nedir, benim düzeneğimde neden böyle bir şey olmuyor, tam olarak anlamış değilim. Adaptörde buna imkan veren bir devre olmadığı için mi acaba? Bir de, akım sabitlendikten sonra gerilim giderek düşerse, bu durum elektrolizi biraz yavaşlatabilecek bile olsa (öyle mi, kesin olarak bilmiyorum) gümüş suyunun kalitesini etkiliyor mu acaba? Bunlar merak ettiğim hususlar.

Ama elektroliz sürecinin sende daha uzunmuş gibi görünmesi, senin de belirttiğin gibi, tds metre değerinin çarpılması konusuyla ilgili muhtemelen. 20-30 ppm gümüş suyunun tehlikeli olacağını sanmıyorum. Sadece, kesin olmamakla birlikte, belki ilk kullanım sürecinde Herxheimer veya detoks krizine neden olabilir (anladığım şekliyle; çok sayıda mikrobun ölüp kana karışması sonrası vücudun bunları vücuttan atana kadar harcadığı olağanüstü çaba nedeniyle meydana gelen geçici bitkinlik, rahatsızlık semptomları).

Tds-metre değerinin 2-2,5 ile çarpılması mevzusuyla ilgili İngilizce bir web sitesindeki açıklamada şu söylenmiş:

Alıntı Yap
 All TDS meters are factory calibrated to provide an estimated PPM for the most common dissolved ion; sodium chloride (salt), not colloidal silver. But salt is about twice as conductive as silver ions, so when using a TDS meter to estimate the ionic PPM of COLLOIDAL SILVER the recommended practice is to multiply the reading on the meter by 2 to 2.5 times because it has actually taken at least twice as many silver ions to reach the level of conductivity indicated on the meter. So, for example, if the TDS meter says 6 then your actual ionic silver PPM is probably between 12 to 15 ppm. ALL TDS METERS work as described here! So if anyone tells you you can simply read a colloidal silver strength directly off the dial of a TDS meter they dont know what they are talking about.


Biraz düzeltilmiş Google çevirisi:

Alıntı Yap
 Tüm TDS ölçüm cihazları bir PPM değeri verecek şekilde fabrikada kalibre edilirken en yaygın çözünmüş iyona göre tahmin sunar; koloidal gümüş değil, sodyum klorür (tuz). Ancak tuz, gümüş iyonlarından yaklaşık iki kat daha iletkendir, bu nedenle KOLLOİDAL GÜMÜŞ'ün iyonik PPM'sini tahmin etmek için bir TDS metre kullanırken önerilen uygulama, ölçüm cihazındaki okumayı 2 ila 2,5 kat çarpmaktır çünkü sayaçta belirtilen iletkenlik seviyesine ulaşmak aslında en az iki katı gümüş iyonu gerektirir. Bu nedenle, örneğin, TDS ölçer 6 diyorsa, gerçek iyonik gümüş PPM'niz muhtemelen 12 ila 15 ppm arasındadır. TÜM TDS METRELER burada anlatıldığı gibi çalışır! Bu nedenle, eğer biri size bir TDS metrenin göstergesinden bir kolloidal gümüş yoğunluğunu doğrudan okuyabileceğinizi söylerse, ne hakkında konuştuklarını bilmiyorlar demektir.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Gümüş alanına göre akım ayarlama acaba kullanılacak çubuklar için mi yoksa plakalar için mi öneriliyor, doğrusu ben bu konunun iyonize işleminde plaka kullanımda önemli olacağını düşündüm.
İster çubuk, ister plaka şeklinde olsun, tüm gümüş suyu elektrolizleri için geçerli bu bildiğim kadarıyla. Elektroliz suyu içindeki gümüşün boyutu, kalınlığı, şekli, şemali ne olursa olsun, elektroliz işlemi bu gümüşün "yüzeyinde" oluyor doğal olarak. Kopup suya karışan tüm gümüş iyonları ve atomları sadece yüzeyden kopuyor. Elektrolizin özellikle başında çekilen gerilimi ve akımı belirleyen şey de bu bildiğim kadarıyla. Daire veya kare kesitli bir gümüş çubuk dövülüp mümkün olduğu kadar ince ve geniş bir plaka haline getirilse, elektroliz çok daha hızlı gerçekleştirilebilirdi; ama o zaman metalin bütünlüğü dengesiz bir şekilde bozulurdu herhalde, oradan buradan dökülüp parçalanabilir bir süre sonra ve gümüş çamurunu temizlemek de çok daha sorunlu, hatta imkansız hale gelir.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Ama bunun ötesinde aslen bu değer sudaki pozitif iyonların oranı yüksük partiküller için herhangi bir sonuca erişemiyoruz malesef, bu sebepten üretim aşamasında mümkün olduğu kadar pozitif iyon üretimine sahip olmak kritik bir durum gibi duruyor.
Gümüş suyunu dahili kullanımımızda söylendiği gibi nört parçalar mide asidi ile karşılaştığında +yük alıyorsa eğer kullandığımızı düşündüğümüz değerin daha da üstünde gümüş almış oluyoruz bünyemize, olabilecek etkileri de düşünmemiz gerekebilir.
Evet, maalesef yaptığımız gümüş suyu içindeki iyonik olmayan (yani partiküler veya metalik veya kimilerinin deyişiyle "gerçek kolloidal" (?)) gümüş miktarını ölçmenin basit, ucuz, kolay bir yöntemi yok anladığım kadarıyla. Laboratuarlarda özel mikroskoplarla veya başka bazı yöntemlerle ölçülebiliyormuş sanırım. Ama muhtemelen bildiğin gibi, bu iyonik olan ve olmayan gümüş içeriklerinin hangisinin daha faydalı olduğu konusunda büyük bir tartışma var bu alanda. Ama ben şimdiye kadar en çok rastgeldiğim ve güvenme eğilimi duyduğum yazarların veya araştırmacıların görüşlerine dayalı olarak iyonik gümüşün faydasız veya zararlı olmadığını ama iyonik olmayan gümüş içeriğinin bir miktar mevcudiyetinin de faydalı olduğu izlenimini taşıyorum şimdilik. Yanlış hatırlamıyorsam, olağan bir elektroliz işleminde iyonik gümüş içeriğinin %70 ila 90 arasında, dolayısıyla iyonik olmayan içeriğin de yaklaşık %10-30 arası olduğu söyleniyor.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

Kutup değiştirici röle konusu ile ilgili başta bende kullanmayı düşünmüştüm ama ilk gümüş suyu denememde farkettiğim birşey oldu, gümüş çubuklar zamanla dediğin gibi üzerinde çamur oluşturuyor ve temizlenmediği taktirde kutuplar sürekli değişirse bu partiküllerin suya karıştığını düşünüyorum. Nedenine gelirsek çubuklardan ikiside kirleniyor gibi görünsede biri - diğeri + yüklü olmasından dolayı bir çubuk partikülleri üzerinde daha çok topluyor yani emici bir görevi oluyor gibi geldi bana.
Bunu şu şekilde anladım, bir seferinde temizliğe geç kaldım ve su içerisinde gözle görülür parçalar oluştu temizlik sonrasında ise bir sonraki temizliğe geldiğimde sudaki bu parçaların yok olduğunu ve çubuklardan birinin üzerinde yer yer yoğunlaşmış tortular olduğunu farkettim. Bence münküm olan en sık aralıkta çubuklar temizlenmeli eğer kutup değişim yapılacaksa temizlik aralarında yapılmalı. Ayrıca peçeteler nemli/ıslakken temizlik daha rahat ve fazla yapılabiliyor, kuru peçetede temizlikte bende zorlanıyorum. Mutfak süngerinin ise gümüşü ufakta olsa sıyaracağı ve gümüş kaybına neden olabileceğini okumuştum.
Hm, ilginç. Haklı olabilirsin. Yani çubuklar üzerinde oluşan çamur, otomatik kutup değişimi durumunda çubuğa yapışık olarak kalmak yerine suya karışma eğiliminde oluyor diyorsun anladığım kadarıyla. Otomatik kutup değişimi olmazsa, çamur suya karışmaktan ziyade çubuğa yapışık kalıyor diyorsun. Olabilir. Belki de benim yaptığım gümüş sularında genellikle o anormal bulduğum hafif tat/kokunun sebebi budur. Yani aldığım tat/koku belki de büyük ölçüde gümüş çamurundan kaynaklanıyor. Bunu anlamaya çalışacağım. Yalnız önceki mesajımda, yaptığım elektroliz işlemini anlatırken "karıştırma" faktörünü belirtmeyi unutmuşum. İnternetteki örneklere bakarak yaptığım kendi basit manyetik karıştırıcımı kullanıyorum elektrolizde. Su elektroliz boyunca sürekli karışıyor. Bu karıştırma işlemi de çubuk veya çubuklar üzerinde oluşan ve biriken gümüş çamurunun suya karışmasına etki ediyordur mutlaka, ama ne ölçüde bilmiyorum.

Islak kağıt havlu / peçete kullanımı önerin için teşekkür ederim, deneyeceğim. Islak olursa, kağıdı çubuklara sürtme sürecinde belki yırtılma/parçalanma nedeniyle çubuk yüzeyinde daha fazla minik kağıt partikülleri kalabilir diye bir endişe geldi aklıma ama belki de olmaz. Veya gerekirse en son kuru bir kağıtla temizlenebilir belki. Veya belki daha da iyisi, her temizlikten sonra çubuklar ayrı bir kaptaki saf su içinde temizlenmeye çalışılabilir.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Pastörize sütü deneylerde kullanma taraftarı değilim çünkü pastörizasyon işleminde üretilen ürün içerisindeki tüm faydalı ve zararlı bakteri oluşumu yok ediliyor ve tam olarak homojen hale getiriliyor bu sebeple ürün korunumu daha uzun oluyor o sebeple bu tarz sütler bizim istediğimiz sonuçları almamızda bizi yanıltır. Son yaptığın testin sonuçlarını da merakla bekliyorum bu arada :)
Pastörize süt konusundaki görüşüne katılıyorum; bu konuda kesin bir bilgim olmamakla birlikte. Süt deneyim (bekleme süreci) devam ediyor ama daha önce karşılaşmadığım şöyle bir durumla karşılaştım; aldığım süt epeyce "yağlı" bir sütmüş. Yaklaşık bir gün bekleme sonrası, bardaklardaki sütün en üst kısmında yaklaşık 1 santim kalınlığında bir yağ tabakası oluştuğunu gördüm. Bugün ise o yağ katmanının biraz daha şişkinleştiğini, üste doğru hafifçe bombe yaptığını gördüm. Üç bardaktaki sütün de büyük ölçüde kesilmiş olduğunu fark ettim ayrıca, görsel kontrol ve hafif bir sallama sonucu. Yani hiçbiri sıvı süt halinde kalamamış gibi görünüyor. Yarın bardaklara kaşıkla müdahale edip daha kesin bir inceleme yapacağım.

Şu anki (2. gündeki) durum görsel olarak şöyle:





Yumuşak: Yuvarlak kesitli "yumuşak" çubuklarla yapılan gümüş suyundan 15 damla konmuş süt.
Sert: Kare kesitli "sertleştirilmiş" çubuklarla yapılan gümüş suyundan 15 damla konmuş süt.
Sade: Gümüş suyu konmamış "sade" süt (etiketin sağ üst kısmında "10 Eylül 20:00" başlangıç tarihi/saati ibaresi var.

Hafifçe "sallama" sonucu her üç sütün de büyük ölçüde kesilmiş, yoğurtlaşmış gibi olduğunu fark ettim. Yani hiçbiri sıvı süt halini muhafaza etmiyor sanırım. Yarın gündüz kesin sonucu paylaşmış olurum. Bu durum biraz moralimi bozdu. Yani gümüş sularından ikisi de 2. günde sütün kesilmemesini sağlayabilmiş gibi görünmüyor. Üstte oluşan yağ tabakasının bundaki rolü nedir bilmiyorum ama kesilme sürecini hızlandırmış olabilir gibi geliyor bana. Önceki süt deneylerinde böyle kalın, belirgin bir yağ katmanı durumuyla karşılaşmamıştım. Aynı/benzer sütten önümüzdeki günlerde tekrar alıp test yaparsam, neyi farklı yapıp daha net bir sonuç alırım diye düşüneceğim.

Ama her halükarda bardaklardaki sütlerin durumları arasında bazı farklar var. Özellikle gümüş sulu sütler ile sade süt arasında belirgin bir fark var görülebileceği gibi. Yanlış yorumlamıyorsam, sade sütte kesilme/yoğunlaşma daha fazla olmuş; hatta yoğurdumsu süt öyle bir araya yoğunlaşmış ki, bardağın alt kısımlarında nispeten sütsüz bir su tabakası boşluğu meydana gelmiş. 15'er damla gümüş suyu dökülmüş sütlerde bu boşluklar çok daha az ama ilginç bir şekilde yumuşak çubuklarla yapılmış gümüş suyu içeren sütte en az, yani sanırım en az kesilme bu bardakta olmuş. O gümüş suyunun ppm derecesi 2-3 puan daha yüksekti daha önce de belirttiğim gibi, bu durum bundan kaynaklandı büyük ihtimalle. Sonraki olası bir deneyde 15 damla yerine 30 damla kullanmayı deneyebilirim (bunun ml karşılığını da tespit etmeye çalışarak). Yağı daha az olan bir çiğ süt bulabilirsem onunla test yapmayı deneyebilirim. Aklıma şimdilik bunlar geliyor.

bozadi

#52
Sütler zaten epeyce kesilmiş gibi göründüğünden, yarına kadar beklemek yerine kaşıkla inceleme aşamasını az önce yapmaya karar verdim ve yaptım. Görüntüye dayalı tahmin ettiğim gibi en fazla kesilme sade sütte, en az kesilme ise "yumuşak" etiketli sütte olmuş ("sert" ile çok farklı olmasa da). "Yumuşak" etiketli sütteki yoğurdumsu katman en yumuşak, en gevşek olan durumdaydı, her ne kadar sıvı süt halini tamamen kaybetmiş olsa da. "Sert" etiketli süt, hafifçe daha yoğun veya sıkı durumdaydı. Gümüş suyu katılmamış sade süt ise, yoğurt kıvamından neredeyse hafifçe "peynir" kıvamına doğru ilerleme evresinde gibiydi, her ne kadar gerçekten peynir kıvamında olmasa da.

Eğer yine aynı yağlı sütten denk gelirse bir sonraki sefer (kaç gün sonra alabileceğimi henüz bilmiyorum), kesilme süreci için belki bir gün beklemek yerine yarım gün beklemeyi deneyebilirim veya 3-5 saatte bir kesilmişlik durumunu inceleyerek aralarındaki farkı anlamaya çalışabilirim. Hava sıcaklığı ve diğer saklama koşulları da sonucu etkiliyor muhtemelen. Yine de, yaptığım yaklaşık/tahmini 12 ve 15 ppm'lik her iki gümüş suyunun da, çiğ sütü bir-iki gün bile sıvı halde tutamamış olması beni hayalkırıklığına uğrattı. Bunun normal olup olmadığını, yaptığım gümüş sularıyla ilgili bir anormalliğe/etkisizliğe hatta belki potansiyel zararlılığa işaret edip etmediğini anlamayı ümit ediyorum.


bozadi

#53
"Herxheimer krizi" için, şöyle bir tanım yapmıştım:

Alıntı Yap
çok sayıda mikrobun ölüp kana karışması sonrası vücudun bunları vücuttan atana kadar harcadığı olağanüstü çaba nedeniyle meydana gelen geçici bitkinlik, rahatsızlık


Bu tanım biraz eksik/yanlış olmuş olabilir. Konuyla ilgili okuduklarımdan anladığım kadarıyla, vücudun bu detoks krizi sürecinde temizlemeye çalıştığı şey sadece ölen çok sayıda mikrobun "cesedi" değil sanırım; zehir/toksin. Bu cesetlerin ya bizzat kendisi toksik madde, ya da bir şekilde bunlar üzerinde/içinde bulunan toksik maddeler kana karışıyor ve dolayısıyla da bir tür "zehirlenme" veya yıpratıcı etki meydana gelebiliyor vücudun çeşitli (muhtemelen daha zayıf) kısımlarında. Bu mikroplar ölmeden önce daha lokal bir etki yapıyor, kana çok karışmıyor belki de. Çok sayıda ölünce dağılıp kana karışıp vücut bu zehirlerle mücadeleyi tamamlayana kadar geçici bir zehirlenme meydana getirebiliyor koşullara bağlı olarak. Detoks sürecinin istenmeyen ama bazen doğal, kaçınılmaz ve geçici bir yan etkisi denebilir.

photonfromMissouri

#54




Kullandığım sistem ve güç kaynağı

Hızlıresim.com üzerinden bağlıntıları paylaştım ama büyük yüklenmiş, daha ufak yükleme için herhangi bir opsiyon göremedim malesef , umarım sıkıntı yaratmaz.
 

bozadi

#55
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

Kullandığım sistem ve güç kaynağı

Hızlıresim.com üzerinden bağlıntıları paylaştım ama büyük yüklenmiş, daha ufak yükleme için herhangi bir opsiyon göremedim malesef , umarım sıkıntı yaratmaz.
Kullandığın düzeneğin resimlerini paylaştığın için teşekkürler pfM.

Resimlerin biraz daha küçük hallerini yükledim ve linkleri senin mesajının içeriğine ekledim ama resimlere tıklanarak, senin yüklediğin daha büyük boyutlu resimler görüntülenebilir durumda.

Senin de manyetik karıştırın varmış, güzel. Alternatif olarak bir motorla suyun içinde bir tür pervane döndürme yöntemi kullanılabiliyor veya yine bir motor ve hortum yardımıyla suya hava üfleme yöntemi var. Bunların avantajlarını dezavantajlarını da inceleyebiliriz bir ara.

Kullandığın güç kaynağı iyi görünüyor. Akım göstergesindeki hane sayısı miliamper (örneğin 2 ma) düzeyini gösterecek kadar ayrıntılı değilmiş gibi geldi bana ilk bakışta ama anladığım kadarıyla (ayrıntılı resme bakınca), dört yuvarlak düğme arasındaki küçük kare düğmeye basınca ölçümün amper düzeyinden miliamper düzeyine düşürülerek ölçülmesi imkanı olduğu sonucuna vardım. Ama doğrulamak, emin olmak istiyorum: Bu cihazla tek haneli ma değerlerini (yani 1, 2, 3... ma gibi) ölçebiliyorsun değil mi?

Bu arada kullandığın distile suyu göstermen de iyi olmuş. Ben böyle markalı bir distile su değil de, daha önce de belirttiğim gibi 0 ppm değerini veren 20-30 litrelik bidon boyutunda distile sular kullandım şimdiye kadar. Ama son süreçte "0 ppm"nin ille "%100 saf su" anlamına gelmediğini iyice anlayınca, kullandığım bu suların aslında gümüş suyu üretimi için genel anlamda uygun olsa da, en iyi seçenek olmayabileceği sonucuna varıyorum. Ve hatta belki ürettiğim gümüş sularında beklediğimden fazla oranda bulduğum koku/tat meselesinin gümüş çamuruna ek olarak su kalitesiyle de ilgili olabileceği ihtimali üzerinde düşünüyorum. Bu nedenle test amacıyla bir eczaneden veya internetten markalı bir-iki distile suyla da test yapmayı düşünüyorum.


photonfromMissouri

#56
Bozadi akım sınırlı olduğu sürece sistemin üzerinden geçecek gerilim sistemde kullanılan malzemelerle ve akımla orantılı olacak şekilde değişim gösterir benim bildiğim kadarıyla, belki senin ölçüm şeklinle alakalı bir sorun olabilir.

Tds metrelerin ölçümleri ile alakalı benim bir önceki mesajda paylaştığım kaynakta da senin belirttiğin gibi ölçülecek maddeler arasında farklar oluştuğu ve kalibrasyonun bu duruma göre ayarlanması gerektiği yazıyordu (yada ölçüm sonuçları belirlenen oranlarla çarpılarak ortalama uygun değerler hesaplanıyor)
Bu konuyu gümüş suyu kitini aldığım kişilere de sordum ama maalesef halen geri dönüş almış değilim.

Aslında gerekli dozajın alımı hususunda yapılacak ölçümlerin ve kullanım şeklinin önemli bir konu olduğunu düşünüyorum şahsen, ama bu grupta açıklanan genel olarak Tds ölçümü sonucu 10ppm (bu içim için tavsiye ettikleri önerilen doz) max20ppm arasında değerlere ulaşarak kullanımın bir sıkıntı yaratmayacağı şeklinde ki genel olarak tavsiyelerinde 300-max600mA 30-40V adaptörlerin kullanılabileceği şeklinde, mA kısıtlaması olayına sadece altın suyu gibi diğer kolloidal üretimlerinde önem veriyorlar.

Şahsen bu youtube kanalını seninde takibe alıp incelemeni isterim, senin görüşlerini de almak güzel olur. Ben bu kişiye şans eseri rastladım ve bana açıklamaları ve yaklaşımı samimi geldi, kendisi hastalıklardan epey çekmiş sanırım (kanseri atlattığını biliyorum en azından) Gümüş suyu dışında bir çok konu hakkında Ormus,Plazma,diğer kolloidler vs. hakkında da açıklayıcı videoları var.
https://www.youtube.com/watch?v=eiyE8FbFYTA

 
Alıntı Yapİster çubuk, ister plaka şeklinde olsun, tüm gümüş suyu elektrolizleri için geçerli bu bildiğim kadarıyla. Elektroliz suyu içindeki gümüşün boyutu, kalınlığı, şekli, şemali ne olursa olsun, elektroliz işlemi bu gümüşün "yüzeyinde" oluyor doğal olarak. Kopup suya karışan tüm gümüş iyonları ve atomları sadece yüzeyden kopuyor. Elektrolizin özellikle başında çekilen gerilimi ve akımı belirleyen şey de bu bildiğim kadarıyla. Daire veya kare kesitli bir gümüş çubuk dövülüp mümkün olduğu kadar ince ve geniş bir plaka haline getirilse, elektroliz çok daha hızlı gerçekleştirilebilirdi; ama o zaman metalin bütünlüğü dengesiz bir şekilde bozulurdu herhalde, oradan buradan dökülüp parçalanabilir bir süre sonra ve gümüş çamurunu temizlemek de çok daha sorunlu, hatta imkansız hale gelir.

Benim bu konu ile ilgili neden plakalar özelinde olabileceğine dair düşüncem Angstrom tekniği yüzündendi, biliyorsundur 3 farklı şekilde kolloid üretim tekniği mevcut, metalin ısıtılıp su içerisinde soğutularak metalin eritilmesi (en eski teknik bu), elektroliz ve angstorm tekniği. Angstrom tekniğinde ince plakalar çok yüksek elektrik şokuna maruz bırakılarak ani bir şekilde metal plaka bozunuma uğratılıyor ve su içerisinde tabiri caizse buharlaştırılıyor. Haliyle bu tarz bir işlemde çok ufak nano parçacıklardan büyük parçalara kadar bir çorba oluşuyor karışım içinde. Bu tekniğin ve ısıtıp sogutma tekniğinin dahili kullanım için tehlikeli olduğu ve en güvenilir tekniğin elektroliz olduğu söyleniyor birçok yerde.
Elektrolizde genelde çubuk kullanıldığı ve suya temas eden yüzey alanının çok ufak olduğu düşüncesi nedeni ile çok önemli olamayabileceği , angstrom teknigi gibi bir teknikte yüksek yüzey alanı teması oluşacağından bu tarz bir teknikte yüzey alanına göre A-V seçiminin daha çok önem arz edebileceğini düşünmüştüm.

 
Alıntı YapEvet, maalesef yaptığımız gümüş suyu içindeki iyonik olmayan (yani partiküler veya metalik veya kimilerinin deyişiyle "gerçek kolloidal" (?)) gümüş miktarını ölçmenin basit, ucuz, kolay bir yöntemi yok anladığım kadarıyla. Laboratuarlarda özel mikroskoplarla veya başka bazı yöntemlerle ölçülebiliyormuş sanırım. Ama muhtemelen bildiğin gibi, bu iyonik olan ve olmayan gümüş içeriklerinin hangisinin daha faydalı olduğu konusunda büyük bir tartışma var bu alanda. Ama ben şimdiye kadar en çok rastgeldiğim ve güvenme eğilimi duyduğum yazarların veya araştırmacıların görüşlerine dayalı olarak iyonik gümüşün faydasız veya zararlı olmadığını ama iyonik olmayan gümüş içeriğinin bir miktar mevcudiyetinin de faydalı olduğu izlenimini taşıyorum şimdilik. Yanlış hatırlamıyorsam, olağan bir elektroliz işleminde iyonik gümüş içeriğinin %70 ila 90 arasında, dolayısıyla iyonik olmayan içeriğin de yaklaşık %10-30 arası olduğu söyleniyor.

"Gerçek kolloidal yada kolloidal nedir?" bu soru önemli , internette bu sorunun cevabı üzerine özellikle gümüş suyu özelinde çok kafa karıştırıcı bilgiler var. Benim araştırdığım kadarıyla homojen olarak su içerisinde asılı kalan tüm iyonik parçacıklar kolloid tanımına giriyor. hatta burada da genel bir tanım var:
 https://tr.wikipedia.org/wiki/Kolloid
Gerçek ölçüm ise labaratuarlarda suyun buharlaştırarak geride kalan partikülün tartılması yolu ile yapıldığını okumuştum.
Fayda konusunda +iyonların daha yüksek olduğunu düşünüyorum, diğer parçalar muhtemelen dolaşım sisteminde elemine olup vücuttan atılıyor yada + yük kazananların faydalı hale geçiyor olduğunu düşünüyorum. Bu konularda maalesef yeterli bilgiye ulaşamıyorum bende.

Süt deneyinin ev ortamında gayet yeterli olduğunu düşünüyorum (bu arada sütün yağ miktarını beğendim, kendi tereyağını buradan temin edebilirsin :) )
Şahsen benim de tahmin ettiğim sonuçlar oluşmuş, gümüş suyu eklenmiş sütün açıkta günlerce kesilmeden duracağını düşünmüyordum, önemli olan aradaki fark ki gerçekten görünürde çok bariz fark oluşmuş . Gümüş suyu iyonları sütteki yoğun zararlı bakteri miktarını önemli ölçüde bu bakterilere bağlanarak azaltmış gibi görünüyor (kesilmeyi zararlı bakteri kadar yararlı bakterilerinde etkileyeceğinide unutmamak gerekli). Burada kullanılan gümüş suyu miktarı da önemli , belki daha fazla kullanmış olsan sütün dayanımı daha uzun sürebilirdi (ppm oranıda yine aynı şekilde önemli olacaktır). Eğer sistemi bozmadıysan takibe devam edelim , bardaklarda oluşacak önemli göstergeler olacaktır ilerleyen dönemde. Özellikle küf ve koku durumunu takip etmek gerekli diye düşünüyorum çünkü küf oluşumunun ana nedenlerinde birisi zararlı bakteriler diye biliyorum (tamamı olmasada) bu anlamda oluşacak kokuda bozulma hızı ve zamanı hakkında önemli olacaktır. Ayrıca tad deneyi de yapabiliriz içmeden dilimiz ile tad değişiminide takip edebiliriz kür oluşumu başlayana kadar (küf göründükten sonra tad deneyi yapılmamalı).

Bugün yeni parti gümüş suyu yapıyorum ve uygun bir yer ayarlayabilirsem seninle benzer bir deneye başlayacağım lakin şu an köyde olduğumdan dolayı uygun şekilde yapabilecekmiyim emin değilim.
 

photonfromMissouri

#57
Alıntı YapResimlerin biraz daha küçük hallerini yükledim ve linkleri senin mesajının içeriğine ekledim ama resimlere tıklanarak, senin yüklediğin daha büyük boyutlu resimler görüntülenebilir durumda.

Teşekkürler bozadi, hızlıresimde dediğim gibi ayarlama seçeneği yok.Senin tavsiye edeceğin bir site varsa sonraki fotoğrafları oradan paylaşayım.

 
Alıntı YapSenin de manyetik karıştırın varmış, güzel. Alternatif olarak bir motorla suyun içinde bir tür pervane döndürme yöntemi kullanılabiliyor veya yine bir motor ve hortum yardımıyla suya hava üfleme yöntemi var. Bunların avantajlarını dezavantajlarını da inceleyebiliriz bir ara.

Şahsen ben hava motoru ile karıştırma işlemine şu an için sıcak bakmıyorum nedenine gelirsek, suya motor yardımı ile karışacak hava suyun oksijen miktarını arttıracaktır aynı zamanda oksijen ile beraber havadaki diğer molekül ve toz parçaları yine bu motor yardımı ile suya karışacaktır, bu da suyun hem kirlenmesine ve dolaylı yoldan ppm miktarının değişimine hem de bu moleküller toz ve oksijenin suda çözümnüş olan +iyonlarla etkileşime girmesine neden olabilecektir diye düşünüyorum. Bu konuda elimde somut kanıtlar olmamasına karşın ben mümkünse aksi ispat edilmeden hava motoru kullanılmaması gerektiğini düşünüyorum.

 
Alıntı YapKullandığın güç kaynağı iyi görünüyor. Akım göstergesindeki hane sayısı miliamper (örneğin 2 ma) düzeyini gösterecek kadar ayrıntılı değilmiş gibi geldi bana ilk bakışta ama anladığım kadarıyla (ayrıntılı resme bakınca), dört yuvarlak düğme arasındaki küçük kare düğmeye basınca ölçümün amper düzeyinden miliamper düzeyine düşürülerek ölçülmesi imkanı olduğu sonucuna vardım. Ama doğrulamak, emin olmak istiyorum: Bu cihazla tek haneli ma değerlerini (yani 1, 2, 3... ma gibi) ölçebiliyorsun değil mi?

Evet kullandığım güç kaynağındaki orta tuş sağ kısımdaki göstergede A-mA ayarını yapabilmemi sağlıyor ve mA seçili konumdayken 0dan 999mA'e kadar ölçüm yapabiliyorum ama mA dan düşük ondalık değerleri alamıyorum.



 
Alıntı YapBu arada kullandığın distile suyu göstermen de iyi olmuş. Ben böyle markalı bir distile su değil de, daha önce de belirttiğim gibi 0 ppm değerini veren 20-30 litrelik bidon boyutunda distile sular kullandım şimdiye kadar. Ama son süreçte "0 ppm"nin ille "%100 saf su" anlamına gelmediğini iyice anlayınca, kullandığım bu suların aslında gümüş suyu üretimi için genel anlamda uygun olsa da, en iyi seçenek olmayabileceği sonucuna varıyorum. Ve hatta belki ürettiğim gümüş sularında beklediğimden fazla oranda bulduğum koku/tat meselesinin gümüş çamuruna ek olarak su kalitesiyle de ilgili olabileceği ihtimali üzerinde düşünüyorum. Bu nedenle test amacıyla bir eczaneden veya internetten markalı bir-iki distile suyla da test yapmayı düşünüyorum.

Şahsen evde yapma imkanı yoksa distile suyun eczaneler ve ecza depolarından alınmasından yanayım, bu sular tıbbi amaçlı üretilmiş olmalarından ötürü hem daha saf hem de daha güvenilirler. Bu markayı ben buradaki eczaneden temin ettim normalde 5L olanını alıyordum ama ellerinde kalmadığı için 1L almak zorunda kaldım.
Fiyat olarakta şu an için 5L : 40tl 1L: 10tl den satılıyor (1L 5tane aldığım için 45 liraya geldi)
 

bozadi

#58
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

Bozadi akım sınırlı olduğu sürece sistemin üzerinden geçecek gerilim sistemde kullanılan malzemelerle ve akımla orantılıolacak şekilde değişim gösterir benim bildiğim kadarıyla, belki senin ölçüm şeklinle alakalı bir sorun olabilir.
Ölçümde bir sorun olduğunu sanmıyorum çünkü multimetre düzenekten geçen voltajı stabil bir şekilde gösteriyor, yanlış gösterdiğini sanmıyorum. Adaptörler "sabit voltajlı" bir akım sağlıyor anladığım kadarıyla. Devreleri o şekilde muhtemelen. Senin regülatörde ise voltajın değişken olmasını sağlayan bir özellik var gibi görünüyor. Akım belirli bir düzeyi aşmayacak şekilde kontrol altında tutulduktan sonra, voltajın değişken veya sabit olmasının bir önemi var mı bilmiyorum.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Aslında gerekli dozajın alımı hususunda yapılacak ölçümlerin ve kullanım şeklinin önemli bir konu olduğunu düşünüyorum şahsen, ama bu grupta açıklanan genel olarak Tds ölçümü sonucu 10ppm (bu içim için tavsiye ettikleri önerilen doz) max20ppm arasında değerlere ulaşarak kullanımın bir sıkıntı yaratmayacağı şeklinde ki genel olarak tavsiyelerinde 300-max600mA 30-40V adaptörlerin kullanılabileceği şeklinde, mA kısıtlaması olayına sadece altın suyu gibi diğer kolloidal üretimlerinde önem veriyorlar.

Şahsen bu youtube kanalını seninde takibe alıp incelemeni isterim, senin görüşlerini de almak güzel olur. Ben bu kişiye şans eseri rastladım ve bana açıklamaları ve yaklaşımı samimi geldi, kendisi hastalıklardan epey çekmiş sanırım (kanseri atlattığını biliyorum en azından) Gümüş suyu dışında bir çok konu hakkında Ormus,Plazma,diğer kolloidler vs. hakkında da açıklayıcı videoları var.
https://www.youtube.com/watch?v=eiyE8FbFYTA
Tds-metrenin ölçtüğü ppm değerini gümüş ppm değeri sananlar bu tds-metre meselesini henüz anlayamamış olanlar. Bunların çok büyük bir kısmı da, GS elektrolizinde 300-500 hatta daha yüksek ma değerlerinin kullanılması gerektiğini söylüyor. Benim şimdiye kadar bu alanda okuduklarımdan anladığım kadarıyla, bunlar çok çok çok aşırı akım değerleri.

Linkini verdiğin şahsın videolarından bir ikisine denk gelmiştim. Evet, samimi, iyi niyetli biri, bundan şüphe duymuyorum ama gerekli akım değerleri başta olmak üzere bu konuda bazı hususlarda ciddi bilgi eksikleri var gibi görünüyor. Gerçi tartışmalı bir alan. Kimisi sarı renkli gümüş suyunun iyi olduğunu savunuyor. Nitekim bu şahsın yaptığı gümüş suyu da sarı görebildiğim kadarıyla. Bu da aşırı akım değerleri kullanımından kaynaklanıyor ve bence gümüş suyunun fayda düzeyini azaltıyor. Hatta yüksek akımdan kaynaklı büyük gümüş parçacıkları vücutta birikecek olursa arjiri denen sorun meydana gelebilir. Aslında bu aynı zamanda berrak gümüş sularının zararlı olmayışı konusunda bir güvence. O sapsarı, hatta daha koyu renkli suları içerenler arjiri olmuyorsa, berrak gümüş suyu içenler hiç olmaz.

Youtube'daki Türkçe kanalların hiçbirinde şimdiye kadar 1 ila 3-5 arası bir ma değerini savunana denk gelmedim. Ama diyorum ya, çok tartışmalı bir alan. İsteyen istediği gibi yapsın, denesin, sonuçlar çıksın, netleşsin. Ona göre belki ileride eğrisi doğrusu geniş çaplı olarak anlaşılır. Ben şimdilik 1-2 ma düzeyinde üretmem gerektiğini ve GS'nin su gibi berrak, mümkün olduğu kadar su gibi kokusuz, tatsız olması gerektiğini algılıyorum.

Vakit bulduğumda Engin Gezici'nin konuyla (ve alakalı konularla) ilgili videolarına tekrar ve daha ayrıntılı gözatmaya çalışacağım.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Benim bu konu ile ilgili neden plakalar özelinde olabileceğine dair düşüncem Angstrom tekniği yüzündendi, biliyorsundur 3 farklı şekilde kolloid üretim tekniği mevcut, metalin ısıtılıp su içerisinde soğutularak metalin eritilmesi (en eski teknik bu), elektroliz ve angstorm tekniği. Angstrom tekniğinde ince plakalar çok yüksek elektrik şokuna maruz bırakılarak ani bir şekilde metal plaka bozunuma uğratılıyor ve su içerisinde tabiri caizse buharlaştırılıyor. Haliyle bu tarz bir işlemde çok ufak nano parçacıklardan büyük parçalara kadar bir çorba oluşuyor karışım içinde. Bu tekniğin ve ısıtıp sogutma tekniğinin dahili kullanım için tehlikeli olduğu ve en güvenilir tekniğin elektroliz olduğu söyleniyor birçok yerde.
Elektrolizde genelde çubuk kullanıldığı ve suya temas eden yüzey alanının çok ufak olduğu düşüncesi nedeni ile çok önemli olamayabileceği , angstrom teknigi gibi bir teknikte yüksek yüzey alanı teması oluşacağından bu tarz bir teknikte yüzey alanına göre A-V seçiminin daha çok önem arz edebileceğini düşünmüştüm.
Su içindeki küçük gümüş parçacıklarına binlerce volt AC akım şoku uygulayarak gümüşü su içinde patlatma tekniğini duymuştum, hatta face'te bunun yapılış şekliyle ilgili bir video izlediğimi hatırlıyorum. Bu yöntemle üretilen GS'de, iyonik-olmayan gümüş içeriğinin çok daha yüksek olduğu, hatta moleküler bağların niteliğinin daha gelişkin söyleniyor ve kimilerine göre en sağlıklı, en etkilisi bu. İleride deneme şansımız olur belki. Şimdilik elektroliz en makulü ve mümkünü gibi görünüyor.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 "Gerçek kolloidal yada kolloidal nedir?" bu soru önemli , internette bu sorunun cevabı üzerine özellikle gümüş suyu özelinde çok kafa karıştırıcı bilgiler var. Benim araştırdığım kadarıyla homojen olarak su içerisinde asılı kalan tüm iyonik parçacıklar kolloid tanımına giriyor.
Evet, benim anladığım da bu.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Gerçek ölçüm ise labaratuarlarda suyun buharlaştırarak geride kalan partikülün tartılması yolu ile yapıldığını okumuştum.
Fayda konusunda +iyonların daha yüksek olduğunu düşünüyorum, diğer parçalar muhtemelen dolaşım sisteminde elemine olup vücuttan atılıyor yada + yük kazananların faydalı hale geçiyor olduğunu düşünüyorum. Bu konularda maalesef yeterli bilgiye
Buharlaştırma/tartma yöntemini duymuştum. 10-20 ppm'lik 1 litre gümüş suyunu buharlaştırıp çıkan gümüşü tartmak!


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen photonfromMissouri

 Şahsen benim de tahmin ettiğim sonuçlar oluşmuş, gümüş suyu eklenmiş sütün açıkta günlerce kesilmeden duracağını düşünmüyordum, önemli olan aradaki fark ki gerçekten görünürde çok bariz fark oluşmuş . Gümüş suyu iyonları sütteki yoğun zararlı bakteri miktarını önemli ölçüde bu bakterilere bağlanarak azaltmış gibi görünüyor (kesilmeyi zararlı bakteri kadar yararlı bakterilerinde etkileyeceğinide unutmamak gerekli). Burada kullanılan gümüş suyu miktarı da önemli , belki daha fazla kullanmış olsan sütün dayanımı daha uzun sürebilirdi (ppm oranıda yine aynı şekilde önemli olacaktır). Eğer sistemi bozmadıysan takibe devam edelim , bardaklarda oluşacak önemli göstergeler olacaktır ilerleyen dönemde. Özellikle küf ve koku durumunu takip etmek gerekli diye düşünüyorum çünkü küf oluşumunun ana nedenlerinde birisi zararlı bakteriler diye biliyorum (tamamı olmasada) bu anlamda oluşacak kokuda bozulma hızı ve zamanı hakkında önemli olacaktır. Ayrıca tad deneyi de yapabiliriz içmeden dilimiz ile tad değişiminide takip edebiliriz kür oluşumu başlayana kadar (küf göründükten sonra tad deneyi yapılmamalı).
Bardakları temizledim maalesef. Ama bir sonraki testte bekletip küf/bakteri oluşumunu gözlemlemeyi deneyebilirim imkan olursa.

Bu arada GS'yi "süzme" işlemini bazen yapıyorum, bazen yapmıyorum. Bu son ikisinde hiç süzmedim. Beyazlatılmamış kağıt kahve filtresinde süzüyorum ama bazen ppm'yi etkilemese de, bazen 1 puan artırdığı oluyor, bu da kafamı karıştırıyor. Evde mevcut pamukla yaptığımda 1 puandan fazla yükseltmişti ppm'yi. Yeterince saf bir pamuk olmadığı içindir. Sen pamukla (veya başka şekilde) süzme işleminden sonra ppm'de bir değişiklik gözlemledin mi hiç?

photonfromMissouri

#59
Alıntı YapTds-metrenin ölçtüğü ppm değerini gümüş ppm değeri sananlar bu tds-metre meselesini henüz anlayamamış olanlar. Bunların çok büyük bir kısmı da, GS elektrolizinde 300-500 hatta daha yüksek ma değerlerinin kullanılması gerektiğini söylüyor. Benim şimdiye kadar bu alanda okuduklarımdan anladığım kadarıyla, bunlar çok çok çok aşırı akım değerleri.

Haklısın birçok kaynak bahsettiğin şekilde 300-500mA 30V öneriyor, lakin sistem çalıştığında mA suyun elektriği iletme gücüne paralel olarak yükseliyor yani başlangıçta sıfıra yakın değerlerden yavaşça yükseliyor, benim tahminimce 300mA leri göremeden GS çoktan istenen ppm değerlerine ulaşıyor 10-20arası (tabiki 2mA düzeyini aşıyor) Bu sebepten ötürü bu tavsiyenin çok sakıncalı olacağını düşünmüyorum , bu olsa olsa yüksek mA değerinden ötürü nano parçacıkların boyutunun daha büyük olmasına ve etkisinin yeterli düzeyde olamamasına neden olur. Doğrusu bu parçalarla ilgili fayda zarar konusunun biraz daha araştırılması gerekir. Senin de daha önce paylaştığın nano parçacıkların küçüklüğünün hücre içerisine nüfusu kolaylaştırdığı ve yüksek faydaya neden oluşu dışında bir yerde de tam tersine çok ufak nano parçaların beyin dokusunu aşarak beyinde ve hücreler içerisinde birikmeye neden olabileceğine dair bir yazıda okumuştum bu Angstrom konusunu araştırırken (Angstrom metodunun neden dahili kullanımda zararlı olduguna dair bir yazıda, bulabilirsem bu yazıyı seninle paylaşacağım).
Hatta GSnun aşırı kullanımının böbreklerde de birikmeye neden olacağına dair söylentiler var ama bu konuyu söylenti olarak kaldığından pek önemsemiyorum.
 
Alıntı YapLinkini verdiğin şahsın videolarından bir ikisine denk gelmiştim. Evet, samimi, iyi niyetli biri, bundan şüphe duymuyorum ama gerekli akım değerleri başta olmak üzere bu konuda bazı hususlarda ciddi bilgi eksikleri var gibi görünüyor. Gerçi tartışmalı bir alan. Kimisi sarı renkli gümüş suyunun iyi olduğunu savunuyor. Nitekim bu şahsın yaptığı gümüş suyu da sarı görebildiğim kadarıyla. Bu da aşırı akım değerleri kullanımından kaynaklanıyor ve bence gümüş suyunun fayda düzeyini azaltıyor. Hatta yüksek akımdan kaynaklı büyük gümüş parçacıkları vücutta birikecek olursa arjiri denen sorun meydana gelebilir. Aslında bu aynı zamanda berrak gümüş sularının zararlı olmayışı konusunda bir güvence. O sapsarı, hatta daha koyu renkli suları içerenler arjiri olmuyorsa, berrak gümüş suyu içenler hiç olmaz.

Senin de düşündüğün şekilde bende aynı kanıdayım, zaten kendisinin hazırladığı GS'nin çoğu sarı tonlarında ama kendisi bunun bir sorun teşkil etmediği görüşünde. Bu konuları kendisinede mesaj olarak yollamıştım ama maalesef geri dönüş olmadı.
Arjiri konusu enteresan bir konu, internette yaptığım araştırmalarda 3-5 örnek kişi dışında bu hastalığa muzdarip olan yoğun bir kesimle karşılaşamadım. Ülkemizde olmasada dünyada hatırı sayılacak bir kesim var GS kullanan ama arjiri sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor , Engin gezici'de bu konu hakkında arjirinin meşhur olan o kişinin kendisi ve ailesi özelinde yapısal olarak ortaya çıkmış olan bir hastalık olduğunu savunuyor ve yıllardır kendisi ve ailesi GSyi sürekli kullanıyorlarmış. Bu sebeplerden dolayı ben arjiri konusunun çok üzerine düşmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

 
Alıntı YapBu arada GS'yi "süzme" işlemini bazen yapıyorum, bazen yapmıyorum. Bu son ikisinde hiç süzmedim. Beyazlatılmamış kağıt kahve filtresinde süzüyorum ama bazen ppm'yi etkilemese de, bazen 1 puan artırdığı oluyor, bu da kafamı karıştırıyor. Evde mevcut pamukla yaptığımda 1 puandan fazla yükseltmişti ppm'yi. Yeterince saf bir pamuk olmadığı içindir. Sen pamukla (veya başka şekilde) süzme işleminden sonra ppm'de bir değişiklik gözlemledin mi hiç?

Bu konuyu iyiki açtın , daha önceden sana söylemek istediğim birşey vardı hatırladım :)
Öncelikle süzme ve dinlendirmenin gerekli olduğu konusunda tavsiyeler var yani gs yapıldıktan sonra süzülmeli ve kullanmadan önce bir gece bekletilerek kullanılmalı. Aramızdaki fark ise senin yaptığın gs değeri artıyor benim ve diğerlerinin azalıyor :)
Sana söylemek istediğim şeyse burada gündeme geliyor , sen daha önce gs hazırlamak için suyu ısıttığından bahsetmiştin. Suyu ısıtma işlemi elektrik iletimini dolayısıyla süreyi çok kısaltıyor ama sorun şu ki Tds metreler 25 derecede kalibrasyonlanıyor ve yüksek ısılarda doğru ölçümler yapmıyor (elektriksel ölçüm yapmasından ötürü). Bu şekilde işlem tavsiye edilmiyor nedeni ise bahsettiğim gibi Tds lerin doğru ölçüm yapmaması ayrıca gümüşün hızlı elektrolizinden dolayı ortaya çıkacak olan partikül ve iyonların boyutlarının daha büyük olacağından dolayı.
Dolayısıyla bu bir seçim olarak kullanılabilir (zaman kısıtı olan kişiler için) ama ölçüm konusunda dikkatli olmak gerekir.
Benim yaptığım gs lerde ise hiçbirinde yükselme olmadı aksine ben 12-13ppm e kadar üretim yaptım hep ve her işlem sonunda ikisinde makyaj silme pamuğu diğerlerinde ise normal pamuk ve kahve filtresi ile hazırladığım filtreler ile süzdüm. Her süzme ve bekletme işleminden sonra gs 10ppm değerine düştü.
Şaşırdığım olay ise nasıl olurda senin hazırladığın gümüş sularında ppm değeri arttı. Aklıma gelen iki olası sonuç var
1. Kullandığın su içerisinde eser miktarda yüksüz tuz kristalleri var ve bunlar gümüş iyonu ile etkileşime geçerek yük kazanıyor (tuz kristalinin gümüş iyonları ile etkileşime girmemesi gerekli diye biliyorum) bu yüzden sakıncalı bir durum.
2. Kullandığın Tds hatalı ölçüm yapıyor, su ısısından kaynaklı olarak.