Hastalıkların tedavisinde yeni bir yöntem: Kızılötesi Işık (15.7.2018)

Başlatan bozadi, 12 Ocak 2018, 00:40:31

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

15 Temmuz 2015

Hastalıkların tedavisinde yeni bir yöntem: Kızılötesi Işık


Işık patlaması hücrelerimizi turbo-şarj ederek iyileşmelerini hızlandırıyor.




Işık patlaması hücrelerimizi turbo-şarj ederek iyileşmelerini hızlandırıyor.

Bu kulağa gerçek olamayacak kadar "iyi" gelebilir. Ancak cilt üzerinde ya da hücrelerde parlayan kırmızı ışık anında bir enerji patlamasına yol açarak yaraların iyileşmesini, ağrıların rahatlamasını, erkeklerde kısırlık probleminin ve insanlarda başka rahatsızlıkların da iyileşmesini sağlıyor.

Bu merak uyandıran iyileştirici etki yıllardır biliniyor. 2002 yılından beri araştırmacılar bu etkiyi göz yaralanmalarıyla ilgili durumlar için araştırıyorlar. Ancak "kırmızı ışığın" neden işe yaradığı hala gizemini koruyor. Şimdilerde ortaya çıkan açıklaması ise oldukça basit olmasına rağmen aynı zamanda tuhaf görünüyor: Kırmızı ışık, suyun fiziksel özelliklerini değiştiriyor ki bu da hücrenin enerjisini sağlayan kimyasal tepkimeleri turbo-şarj ediyor. Son dönemde yapılan bu araştırmanın ilhamı ise Almanya'daki Ulm Üniversitesi'den Andrei Sommer'in LED çalışmasından geliyor.

670 nano metre dalga boyuna sahip kızılötesi ışıklı hücrelerdeki etki, ilk defa 40 yıl önce raporlandı. Işık, hücrenin enerjisini sağlayan bir bileşim olan ATP üretimi için, hücrenin güç evi olan mitokondri'ye neden oluyor. Şu ana kadar bu durumla ilgili yapılan belki de en iyi açıklama; önemli bir solunum enzimi olan Calledcytochrome C'nin yakın-kızılötesi enerjiden etkilendiği idi. Ancak bunun da doğru frekansta ışığı emmediğini biliniyor.

Sudan ince

Sommer'in araştırma ekibinin çalışması ise şu anda hücrenin içindeki suya işaret ediyor. Normalde herhangi katı bir nesnenin yanındaki su katmanı yüksek yüzey gerilimine sahiptir ve nesneyi yapışkan hale getirir. Sommer: "Bu durum şeker tortularına benzer" diyor.

Sommer ve ekibinin yaptığı çalışma sonucunda; suyun yüzey katmanları kırmızı ışık ile aydınlatıldığında, her su molekülünün arasındaki mesafeyi artırdığı ve sıvıyı daha akışkan hale getirdiği görüldü.

Mitokondri, kendi zarlarına bağlı bir enzimle güç alır. Moleküler bir türbülans gibi döner ve akıcı suyla çevrelenir, bu da onu daha kolay dönen ve daha fazla ATP üreten bir hale getirir.

Yaşayan bir hücrenin içinde suyu ölçmek zor olduğu için araştırmacılar, suyun içindeki yakın-kızılötesi ışığın etkisini ölçtüler. Bunu yapmak için, suya ve metal bloğa doğru itilen (aşağıdaki resimde görüldüğü üzere) elmas bir sondanın üzerindeki çatlağı incelediler.

Suyu aydınlatmak, sondanın itilmesi için gerekli olan gücün %72 kesilmesine neden oldu. Almanya'daki Philipp Üniversitesi'nden Horst-Dieter Försterling konuyla ilgili şöyle konuşuyor: "Bu oldukça önemli. Bu ışığın nasıl çalıştığına dair ilk açıklama olabilir."

Işıkla iyileşme

Diğer çalışma grupları bu fenomeni cilt yaralarını ve yanan gözlerin iyileşme hızını artırmak için araştırıyor. Kırmızı ışık aynı zamanda ağrılarına azalmasını ve deri altındaki iltihaplanmaların giderilmesine de yardımcı olabilir. Başka bir grup ise farelerle yaptıkları çalışmalarda kırmızı ışığın Parkinson hastaları üzerindeki iyileştirici yönünü araştırıyorlar.

Sommer'a göre kırmızı ışığın hücreleri nasıl etkilediği konusunu daha iyi anlamak için onun tıbbi uygulama alanlarını geliştirmek gerekir. Sommer: "Ancak eğer doğru olmayan bir modelden başlarsak o zaman her şey bir davaya ve yanlışa döner."

Kızılötesi ışığın bir başka uygulama alanı ise erkeklerdeki kısırlık sorunuyla ilgili olabilir. Kırmızı ışığın bu alanda kullanımı ile ilgili Ulm Doğurganlık Merkezi'nden Dr. Friedrich Gagsteiger şunları söylüyor: "Bazı erkeklerin spermlerinde, sadece 1 milimetre yüzmeleri gerekse de, yumurtayı dölleyebilmeye yetecek kadar enerji bulunmuyor." Gagsteiger, ışık dışında örneğin kafein kullanarak spermlerde gücü artırmaya çalıştığı yöntemler de kullandı. Ancak bu yolla spermler daha hızlı yüzse de toksik hale geldikleri görüldü. Bu yüzden Gagsteiger şu anda yakın-kızılötesi ışığı spermler üzerinde kullandığı testler yapmaya başladı. Gagsteiger: "Bu yöntemin spermlerin yumurtaya ulaşabilme şansını artıracağını umuyoruz" diyor.

Fotoğraf: Andrei Sommer et al
Haber kaynağı: https://www.newscientist.com/article/dn27877-burst-of-light-speeds-up-healing-by-turbocharging-our-cells/?source=fromBetaSite

Kaynak: PLD Türkiye


bozadi

Kasyopya forumda Ağustos 2017'de açılan Infra-Bed adlı bir başlıkta kırmızı ve yakın-kızılötesi ışığın sağlık faydalarıyla ilginç paylaşımlar yapılıyor. O nedenle, Türkçe kaynaklar arasında konuyla ilgili bilgi var mı diye baktığımda konuyla ilgili bazı haberlerin paylaşıldığını gördüm ve bir tanesini üstte paylaştım açılış olarak.

K forumdaki söz konusu başlıkta, yakın-kızılötesi (near-infrared: kızılötesine yakın) led lambalarla donatılmış bir yatak tanıtılıyor ve isteyen herkesin yapabilmesi için ayrıntılı bazı teknik bilgileri verilmiş. Yaklaşık malzeme maliyetinin 700 USD olduğu belirtilmiş. Üstelik yapımı çok basit birşey değil sanırım. Ama bu kızıl ve yakın-kızılötesi ışık teknolojisinden yararlanmak için ille de öyle bir yatak yapılması gerekmiyor. Daha küçük, ucuz ve basit yöntemlerle ve doğrudan satın alınabilecek bazı cihazlarla bundan yararlanmak mümkün olabilir gibi görünüyor.

Kırmızı ışığın vücutta ilginç iyileştirici etkileri olabiliyormuş. Ayrıca yakın-kızılötesi denen ve gözle genellikle pek görülmeyen bazı dalga boylarındaki yakın-kızılötesi ışınların da vücuda uygulandığında oldukça iyileştirici etkileri olduğuna değinilmiş. Bu tür yakın-kızıltesi aydınlatma kaynakları genellikle güvenlik kameralarının gece-görüşü için kullanılıyor. Laura bunların nispeten ucuz ve basit bir şekilde bulunup denenebileceğine vurgu yapmış. Buna dair dikkatimi çeken bilgileri, bulguları tespit ettikçe buradan paylaşmaya çalışacağım.

bozadi

Aslında sadece kırmızı veya yakın-kızılötesi değil, güneş ışığı ve herhangi bir parlak ışık kaynağı dahil pek çok ışık türüyle pek çok fiziksel ve psikolojik sağlık sorununa karşı tedaviler mevcutmuş anladığım kadarıyla ama kırmızı ışık ve yakın-kızılötesi ışıkla ilgili daha fazla vurguyla karşılaştığım için şahsen özellikle bunlar üzerinde odaklanmayı düşünüyorum ilk olarak.

bozadi

11 Ocak 2018

Alzheimer tedavisi için umut veren adım: Kızılötesi ışık


Tüm dünyada 35 milyon, Türkiye'de ise 600 binden fazla hasta Alzheimer ile mücadele ediyor. Unutkanlık ve hafıza sorunları ile kendini gösteren hastalığın seyri boyunca; anksiyete, ajitasyon ve depresyon gibi psikolojik sorunlar da gözleniyor. Dünyada kabul gören, Türkiye'de de uygulanmaya başlayan yeni tedavi yöntemleri umut veriyor.




Dünyada ve Türkiye'de son yıllarda yaygın olarak görülen Alzheimer hastalığı ile ülkemizde 600 binin üzerinde hasta ve ailesi mücadele ediyor. Anormal derecede unutkanlık, yön bulma problemi, uykusuzluk, ilerleyen seviyelerde bilinçdışı hareketlere de neden olan Alzheimerın önüne geçilmesi ve tedavisi için araştırmalar devam ediyor.

Dünyada kabul gören, Türkiye'de de uygulanmaya başlayan ümit verici yeni tedavi yöntemleri olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Tanju Sürmeli; hafif ve orta seviyedeki hastalığı olan kişilerin tedavi ile normal sağlığına kavuştuğu, ileri seviyede Alzheimer olanların hastalığının da gerilediğine ilişkin verilerin olduğunu kaydetti.

Depresyon ile Alzheimer karıştırılıyor

Alzheimerın tipik belirtileri üzerine doktora başvuran kişilere tanı koyulurken dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Sürmeli; "Depresyon ile Alzheimerın karıştırıldığı durumları bile gözledik.

Bu nedenle depresyon, Alzheimer veya damar sertliğine bağlı hafıza bozukluğunu hem klinik görüşme ile hem de beyin dalgaları kayıtlaması (Dijital EEG) ve veri tabanı incelemesi ile ayırt etmekte yarar var.

Böylece yüzde 90'nın üstünde doğrulukla tanıyı güçlendirmiş oluruz. Ayrıca hastanın geçmişinin sorgulanarak hafif derecede kafaya alınan darbelerin yıllar sonra Alzheimer yapan proteini aktive ettiğini ve uyku ile anksiyete ilaçlarının uzun yıllar kullanımının hastalığa sebep olduğunu da dikkate almak gerekiyor" açıklamasında bulundu.

Neurofeedback önemli bir beyin egzersizi

İlaç kullanmadan sadece Neurofeedback tedavisi kullanılarak hastalığının seyrinde iyileşme gördüklerini Amerikan Elektrofizyoloji Birliği yayınlarında yayınlandıklarını belirten Sürmeli, "Düzenli egzersiz, kan basıncı kontrolü, Akdeniz diyeti, balık yağı, D vitamininin ve beyin egzersizlerinin Alzheimer Hastalığını önlemede etkili yöntemler olduğu; ginko biloba, selenyum ve E vitamininin faydası olmadığı belirtiliyor.

Önemli beyin egzersizlerinden biri kabul edilen Neurofeedback tedavisi ile beyindeki bağlantıların güçlendiği, yeni hücrelerin devreye girdiği gözlendi.

Öte yandan Harvard Tıp Fakültesi, MIT ve Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden önde gelen bilim insanları düşük seviyeli ışık terapinin vücut ve beyindeki hücresel düzeyde olumlu etkilerini buldular" ve "kliniğimizde aynı etkileri gözlemledik" dedi.

Yeni nesil Alzheimer tedavisi: Kızılötesi ışık




Dr. Tanju Sürmeli, "Düşük seviyeli yakın kızılötesi ışık tedavisi ve beynin beş hedef alanına; yakın kızılötesi ışığı saçan bir VieLight Neuro LED kulaklık seti olan aletle; Alzheimer, Kafa Travması ve Parkinson dahil, beyin hastalıklarının tedavisinde büyük bir yol kat ediliyor.

Araştırmacılar, saniyede 40 devirde Gamma foton yollayan fototerapinin, Alzheimer'a neden olan maddenin üretimini azalttığını ve o maddeyi baskılayan Mikroglia hücrelerinin enerjisini arttırdığını keşfetti" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İndigo Dergisi


bozadi

Kasyopya Forumdaki Infra-Bed başlığının Google Türkçe çevirisi için: https://goo.gl/dsMgdb  Ayrıca o sayfadan ilgili linklere tıklayarak diğer forum bölümlerine de gözatabilirsiniz. Son zamanlarda google'ın Türkçe çeviri kapasitesi oldukça şaşırtıcı düzeylerde daha verimli hale geldi. O nedenle artık İngilizce bilmeyenler de İnternetteki pek çok İngilizce kaynakla ilgili bilgi veya en azından fikir edinebilir.

Google çeviriyi pek bilmeyen veya kullanmamış olabilecek arkadaşlar için kısa bir açıklama yapayım:

https://translate.google.com/  adresine gittiğinizde sağda ve solda iki kutucuk görülüyor. Soldaki kutucuğa ya bir metin, ya da bir link koyuyorsunuz ve bunu yapar yapmaz sağ taraftaki kutucukta metnin çevirisi veya yapıştırdığınız linkin çevrilmiş olarak ziyaret edilebilir bir versiyonu oluşuyor, tıklayıp çevrilmiş web sayfasına gidebiliyorsunuz. Yalnız, çeviri yapılmasını istediğiniz dile bağlı olarak kutucukların üzerindeki dil düğmeciklerinden birine basmanız gerekebilir. Örneğin solda İngilizce, sağda Türkçe düğmeciğine basmanız gerekebilir veya metnin dilinden emin değilseniz, otomatik tespit edilmesi ve çevrilmesi için sol taraftaki düğmeler arasında "otomatik algıla"yı tıklmanız gerekir.

Google çeviri bazı web sayfalarında çalışmıyor olabilir ve sanırım özellikle de "https" (html secure: güvenli html) olmayan sayfalarda çalışmıyor olabilir. Gerekirse o tür sitelerdeki ilgili metinleri kopyalayıp soldaki kutuya yapıştırırsanız, sağ tarafta çevirisini okuyabilirsiniz muhtemelen.