Sirius Lyra ve Vega Robotik Düzen Teknolojisiyle..

Başlatan idrnc, 30 Ekim 2010, 03:41:37

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
hazır akıl ve duygu frekanslarım belirli bir dengeyi bulmuşken ve bu çok hoşuma giden belirli bir ilham yaratıyorken, bu ilhama dair birşeyler söylemek istiyorum

hepimiz, mevcut yaşam koşulları içinde zaman zaman kendimize, hayatımıza, hayatın, varlığın anlamına dair güvenimizi yitirebiliyoruz. bu bazılarımız için daha sık oluyor da olabilir (örnek, ben).

3. yoğunluk büyük bir bölümü itibariyle bireyselliğin doyurulmaya, mükemmelleştirilmeye çalışıldığı bir yoğunluk aşaması olduğu için ve bu nedenle de varoluşun geri kalanıyla olan birlik-bütünlük farkındalığının en çok perdelendiği ve zarar gördüğü yoğunluk olduğu için, 3. yoğunluk ortamında enkarne haldeyken, özellikle de dünyanın mevcut koşullarında, yaşadığımız, tanıklık ettiğimiz çok ama çok sayıdaki travmalar, sıkıntılar, baskılar, psikolojik yaralanmalar neticesinde, kendimize, diğer insanlara, hayata olan güvenimizde ciddi sarsıntılar geçiriyoruz. ve genel yaşam biçimimiz/koşullarımız öyle ki, tüm bunlar karşısında durup da kendimizin-birbirimizin yaralarını sarma konusunda etkin bir farkındalığımız, yerleşik ve güçlü bir organizasyon anlayışımız mevcut değil genel olarak.

bu çok acı verici, üzücü bir durum. ciddi bir ruhsal engellenmişlik/sıkışmışlık durumu deneyimlemeyebiliyoruz. hayata, sonsuza, tanrıya güvenip güvenemeyeceğimiz konusunda ciddi sıkıntılara düşebiliyoruz. belki farkında değiliz ama pek çok zaman güvenilir, iyi bir hayat, bütünlük, birlik farkındalığına sahip olmayabiliriz bile. çünkü öylesine zorlayıcı koşullara sahip bir dünyada yaşıyoruz.

ra 4. yoğunluğu sevgi/anlayış yoğunluğu olarak tanımlıyor. 4. çakranın/şakranın kalp şakrası olması da bununla paralellik gösteriyor. ama aslında ben buradaki sevgi/anlayış kavramını, leylayla-mecnun'un aşk hikayesi gibi bir "sevgi" olarak düşünmüyorum tam olarak, yüzde yüz emin olmamakla birlikte. özellikle "anlayış" teriminin ifade ettiği gibi, bu kavramda ideal "aile" kavramının ima ettiği bir işbirliği, şefkat, dayanışma anlamı var. zaten 4. burç olan yengeç de bu kavramlarla yakından alakalı astro-kozmolojik olarak, tahminlerime göre (ama karşıt burcu olan oğlak'ın astro-kozmolojik olarak ifade ettiği dengeleyici özelliklerle dengelenmesi gerekecek şekilde).

kısacası, 3. yoğunluğun sonlarından itibaren 4. yoğunluğun hepimiz için ifade ettiği en büyük anlam, bu 3. yoğunluğa özgü zorlu, yaralayıcı, kendimize, diğerlerine ve herşeye, bütüne karşı olan güveni zedeleyici etkilerin farkına varıp, amacımızın öncelikle tüm bu koşullar içinde birbirimize şifa sunmak olduğunu anlamamız gerekiyor. henüz durum tam olarak öyle değilken bunu bir anda yapamayız ve böyle birşeye zoraki bir şekilde girişmemeliyiz de. ve beceremeyiz de tam olarak. bu ancak durumun farkına varmaya başlayan bizler gibi insanların karşılıklı anlayış ve işbirliği ile yavaşça arttırılmasına çalışabileceği birşey olabilir. biz bir aileyiz. tüm sorunlarımızla, yaralarımızla ve suçlarımızla. bunun doğallığını anlamalıyız. nasıl birşeyin içinde olduğumuzu anladığımız zaman, suçlayıcılık, yargılayıcılık doğal olarak azalacak, bir an önce yaraların iyileştirilmesine çalışılacaktır. 4. yoğunlukla da ilgili olarak yengeç arketipinin anlam ve önemi budur bizim için. ama yengeç'in dengeleyicisi olan oğlak burcu, kozmolojik olarak, bunun için gerekli soğukkanlılık, durum tespiti, ciddiyet, bilgi toplama, anlama, sabırlılık, çalışma gibi bazı unsurları ifade ediyor. bu ikisinin bir dengesi gerekiyor. elbette henüz 4. yoğunlukta değiliz ama 4. yoğunluk enerjileri çoktan yoğun bir şekilde etkileşmeye başladı dünyayla. ama dengesizliklerin şiddetinden dolayı, bu enerjiyi ihtiyaç duyduğumuz, yani bizi dengeleyecek şekilde algılayamıyor, kullanamıyoruz pek (ve bu daha da kötü bir etki yapabiliyor). ama artık bunu daha iyi anlayabileceğimiz bir durumdayız bence.

bozadi

#31
bazen abartılı derecede uzun cümleler kurduğumu fark ediyorum ben de. başkalarından beklediğime göre, ben de buna biraz daha dikkat edeceğim veya bundan sonra bu konuda başkasına bir eleştiri getirmeden önce biraz daha düşünmeye gayret edeceğim. :) (aferin akıllı çocuk)

n/a

#32
teşekkürler sevgili idrnc,

ben de açıkçası "dil" kontekstiyle ilgili sorulara takılanlardanım.
belki derneğinize geldiğimde bu blokajların kalkacağına olan inancım artar.
fakat bu sayfalara yazdıklarınızın, sunum "dil"iyle mesafesi olan bizler için çok önemli ve değerli olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

kolaylıklar...
 

idrnc

#33
Tekrar Merhaba Bozadi

Negatif plan varlıklarıyla ilgili konu aslında pek çok kişinin konuşmayı geçin düşünmek bile istemediği hoş bulunmayan bir konu muhtemelen sizde biliyorsunuzdur. Negatif planın varlığının bile inkar edildiği platformlar olduğunu gözlemledik daha önce..
Tedrisatımızda negatif plan ve onların İnsan bedeni kullanan bilinçler üzerinde hedefleri ve çalışmaları hakkında çok detaylı bir bilgi bütünlüğüne sahibiz.
Evet İnsani formda 4-5-6-7 boyut şakraları ve bu boyutlarda negatif tesir planlarına dayalı bir yaşam yoktur. Yalnız şimdiye adar Dünya üzerinde veya bu galakside negatif planların oluşturulmasında ve yayılmasında aktif rol oynayanlarsa 4-5. boyuttan dünyaya bedenlenen ama var oluş amacını unutarak bir sapkınlık mahiyetine saplanan görevli kadroları olmuştur.

Öncelikle tekrar bir ön bilgi iletmek isterim.
 İnsan formunu kullanan beşeri farkındalığa sahip Mikro Bilinç potansiyeli daha önce bahsettiğim 3 lü merkez olucu sistem şakralarını kullanır. Bu Şakarlar, her iki kutbiyete yani negatife de pozitife de açıktır.
İnsan formunda bu şakraları kullanarak deneyim yapan bir bilinç kalp şakrasını bir bedende açınca İslam tasavvufunda "İnsani Kamiliye" olarak vurgulanan bir olgunluk seviyesini yakalar bu nokta Yüksek benliğin bu forma yerleşerek kalp şakrasın da Öz enerjisinin devindirmeye başladığı noktadır. (YÜKSEK BENLİKLE BİRLENME)
Makro kozmik farkındalıkla dünyaya görev vurgulamak için gönderilen bir bilinçse Dünyada bir anne karnına ışınlanmadan önce Andromeda Galaksisi yıldız Kutbu Komiteliğine bir AKİD verir. (Kuran'da "akidlerinizi ve ahidlerinizi ne çabuk unuttunuz" sözü buradan kaynaklanmaktadır)Bu akide dünyada vurgulayacağı görev, evrim ve deneyim buudlarını alternatifleriyle belirtir ve zamanlama kodlarına bağlar ve akide göre hareket edeceğine söz verir. Bu sözün aka binden önce bilinç farkındalık planlarında bir karartılma hadisesi gerçekleştirilir yani makro olan farkındalığı operasyonla mikroya düşürülür. Daha sonra Enerjetik formunda bu işlem gerçekleşir ve sonrada yerleşeceği bedenin çekirdek nöronundan itibaren genetik yapısını oluşturmada bu akitteki mahiyetlere göre bir kayıt gerçekleştirilmektedir.
Tüm bu bilgiyi anlatma sebebime gelince;
Bilinç Dünya deneyim ortamında bir anne karnından doğarak yeryüzü insanı gibi deneyimler çıkarmasından bir süre sonra verdiği akde dayalı olarak zamanlama kodları açılmaya başlar ve gittikçe Öz Varlığına dayalı bir uyanıklılık halini takip etmesi gereken bir süreç yaşar. Amaç burada makro farkındalıklı halini yakalaması ve Bilinç evrimine deneyimlerine ve görev vurgulamalarına devam ederek daha üst bir yapıya kavuşturmasıdır.
Ama Bu sırada bir taraftan 3lü merkez olucu sistem şakralarının aktifliğine göre duyumlar duygulanır düşünceleri ve zevkleri gelişir. Pozitif mahiyette gelişirken negatif mahiyette de açılımlar yapar. Nefret eder, kin duyar, kıskanır, öfkelenir, şehvet yaşar, düşüncelerinde değer yargıları oluşturur ve onlara kayıtlanır şartlanır yani kendisini koşullar. Bu potansiyel Ego olarak bilinir insanlar arasında. Egosunu bu olgularla besledikçe negatif tesir planları kendileriyle uyumlu olan her mahiyette enerjilerle destekler o bilinci ve bir gün yaşadığı negatif olguların en yüksek noktasında kendi negatif tesir planına kilitleyebilmektedir.
Negatif tesir planları bu sayede Sirius' tan gönderilmiş pek çok görevli canı avlamış ve kendi planına kilitlemiştir. ( Bu durum gene Kur' an da Şeytan "ben senin sadık kullanırı azdıracağım"  ifadesiyle verilmiş  )

Teknolojik Üsler Birliğinin Veziri Bilinçleri olan KHAMON' lar tarafından Negatif tesir Planları Orion takımyıldızında karantina altında bulundurulmaktadır.. Böylece kendilerine doğan hak kadar karantina buudları aralanmaktadır. Gökteki takım yıldızının AVCI ya benzetilerek doğaçlanmış olmasının sebebi de budur. Orion gerçekten bir avcıdır:)Enerji ve bilinç avcısı...

Orion takımyıldızın da bulunan negatif tesir planları 5 ana başlıkta sınıflandırılmıştır yani 5 çeşit negatif grup vardır.
1-Orion Grubu; Uzmanlığı KİBİR VE KÖLELEŞTİRME
2- Amerion Grubu; Uzmanlığı SEKSÜEL SAPKINLIK
3- Nakar grubu; Uzmanlığı BARBARLIK VE BARBARLAŞTIRMAK
4-Pentarion Grubu; Uzmanlığı FAL NAZAR BÜYÜ
5. Zentarion Grubu; Uzmanlığı BUNALIM VE BUNALTTIRMAK


Bu negatif gruplar bir arada veya ayrı fonksiyon göstererek çok ustaca manevralar yapabilmekte oluşturdukları özel aktivasyon planlarıyla dünya insanlığını tesirleri altında bırakmaktalar.
Bu konuda detaylı bilgiyi;

www.polarya.net sitemizden edinebilirsiniz.

4 - 5. boyuttaki negatif varlıklarla ilgili Ra bilgilerinin verdiği bilgiyle ilgili tahminimle söyleyebileceğim kast ettiği varlıkların yukarda anlattığım tüm işlemlerden sonra Bir makro potansiyelin bilinç karartılması aka binden dünyaya gelerek rehavet yaşaması ve çürüğe ayrılması olabilir.
Bilgide sürekli açılım içinde; uzun yıllardan bu yana bilginin basamak basamak açıldığını (varlıkları evoke etmeden, son verilecek olanın ilk verilmemesi gibi) görüyoruz.Bu bizim kavramları basamak basamak edinerek hazm etmemize ve eksik bir mahiyet kalmadan bir üst basamağa geçmemizi sağlamaktadır.  Sürekli sır üstü sırlardan buudlar açılırken bizim yaptığımız en önemli konu şimdiye kadar hep verilen bilgi bütünlüğü üzerinde hakimiyet sağlamak için kavram edinmek oldu..

Evet 4. yoğunlukta gerçekten sizin ifade ettiğiniz haliyle birlik bütünlük duygusunu bütünsel bir sevgi hoş görü ve saygı çatısıyla karşındakini kendi gibi görme hali söz konusudur. Tam anlamıyla [maroon]HALİM insandır Beta1 Nova İnsanı..Bu varlıklar Halimdir, Müşfiktir CEMALDİR.[/maroon]

Ama bu tabanı oluşturmuş olan her bilincin geçtiği Beta 2 Nova ise sevgi hoşgörü ve saygıyı temel prensip olarak kabul ederken İlahi zapturaptı ve manevi disipline dayalı teknolojik hakimiyeti de devreye sokar. Kahhar olur, Cebbar olur CELAL olur. Ve İlahi Düzenden en ufak bir taviz vermez..
Şu geçiş döneminde yeryüzü tam anlamıyla bir ARENA ortamı haline gelmekte. Bunu açık olarak gözlemleyebiliyoruz. Çok yüce kavramlar hızlı bir şekilde saptırılmakta ve dejenere edilmekte, sizin deyiminizle varlıklar kime veya neye güveneceğini bilemez halde çıkış aramaktalar. Bu benimde bilgilerle ve bu bütünlükle tanışmadan önce yaşadığım bir olguydu aslında; arayışa iten en büyük etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum, bu sayede kendimde Var oluşun hakikatini arayacak bir meraklılık halini oluşturabildim. İnsanlar bu  paradoks ortamında ya hakikati zorlada olsa görerek uyanacaklar yada ilizyonun pençesine kapılıp çok özel bir dönemi heba edecekler..
Şunu söyleyebilirim ki ORİON tüm oyunlarını, gayet güzel ve kendi varlığını hissettirmeden- göstermeden oynaya bilmektedir. Özellikle konularımız arasında geçen ORİON ÇEKİRDEK DÜNYA FETİH PROGRAMI adında bir başlık var ki tüyler ürpertici bilgilerle doludur. Ama bu bilgide amaç göz korkutmak olarak anlaşılmasın. Bunun da saptırıldığını görüyoruz çoğu zaman. Bilgi bize neyin ne olduğunu anlayarak farkındalıklı hareket edelim ve oynanan oyunun bir parçası olmadan, önce seçim hakkımızı kullanabilelim diye verilmektedir.
Bu nedenle Negatif tesir planları dahil her konuda en ince ayrıntısına kadar bilgilenmemiz ve attığımız her adımı buna göre atıyor olmamız gerektiği de bizler için çok önemli bir gereklilik olmaktadır..

Bizlere gelince. Elbetteki öğrenciyiz. Ve gene elbetteki önceki enkarnelerimizden gelen Karmik tortularımız vardır. Sahip olduğumuz öğreti Karmik tortularında nasıl ve nedenlerini açıklayarak bize bilgiyi nasıl kullanmamız gerektiğini iletmekte fakat bilgiyi hayatımıza geçirmek gene her bilincin kendi yükümlülüğü halinde bulunmaktadır. Yani bilgiyi yaşamına nasıl soktuğun ve kullandığın her bilincin kendi idrakine kalmaktadır.. İşte biz bu nedenle manevi disipline önem vermekteyiz.
Manevi disiplin bilincin kendi istek ve arzularını zapturapt altında tutar; onları yok saymadan ihtiyacı olanı karşılamasıyla erginleştirilmesi ve fazlalıklarından kurtarılması içindir. Aynı [navy]Buda' [/navy]nın vermeye çalıştığı hakikatte olduğu gibi..
Karmik tortuların temizlenmesi öyle bir haftada bir ayda bir yılda olmuyor uzun ve ince; ayrıntılı gözlem ve analizlerle sürdürmemiz gereken, kusurları dışarıda değil kendi içimizde arama süreçlerinin yeterlilik noktasında temizleniyor. Fakat dönemin önemi nedeniyle hiçbir görevli bilincin bu tamamlanma sürecini bekleyecek zamanı kalmamıştır. Görev insanları bilgiyle uyandırmaktadır. Zaten bir varlık görev vurgularken genelde [orange]kendisinin gizli kalmış nefsiyle yüzleşme fırsatı bulur[/orange].
Bu nedenle aralıksız olarak görev vurgulama gayreti içindeyiz hem kendi yücelimimiz hem de İnsanlığın hayrı için. Hem eksik deneyimlerimizi ve evrim süreçlerimizi tamamlamak hem de böyle bir gayret içine girecekleri aydınlatabilmek için..
Kimin ne olduğundan çok, nasıl bir çaba içinde olduğuna dikkat edilmesi sanırım bu nedenle daha önemli olacaktır.Bende/bizde, bu formda paylaşımda bulunan tüm Canlar gibi Sonsuz Sınırsız Uzaya Sonsuz Sınırsız uzayın selameti için koşulsuz hizmet etmek üzere uyanma gayreti içindeyim/içindeyiz. Amacımız en düşük kıstas da BAŞKALARINA HİZMETTİR. Ama biliyoruz ki Omega Boyutundan yaşamayı hedeflemiş bizler için başkaları diye bir kavram söz konusu değildir. SEN BENSİN BEN SEN diye bilirim. Karşımdakini Kendim gibi gördüğüm konuştuğum yaşadığım her noktada ayrılıklar biter ve ortaya BÜ[purple]TÜNSEL BİR'LİK ÇIKAR..[/purple]

[navy]BÜTÜNSEL BİR'İN FARKINDALIĞINI HEPİMİZİN KAZANABİLMEMİZ DİLEĞİYLE[/navy]..
 

idrnc

#34
Sevgili OQAN
Dil konusu ilk mesajlarımdada söylediğim gibi süreçle alışılacak bir terminolojik yapıdır. Mümkün olduğunca basitleştirmek istiyorum ama bu elbetteki tedrisatımıza uygun bir kavramı ifade ederken ona uygun olan başka kavramları aktarmadan olmadığı için biraz zorluk yaratabiliyor.
Bu satırları okuyan herkesin bu nedenle her hangi bir sorun yaşamasını ve ön yargı oluşturmasını istemiyorum . Dilde anlamadığınız bir yer olursa şununla ne demek istiyorsunuz diye her zaman sorabilirsiniz.
Bir noktaya kadar sadeleştirmek mümkün ama bir yerden sonrada kavramların oluşması için herkesin kendine ve öğretiye zaman tanıması, bilgiyi düzenli takiple edinmesi gerekir.
Yazılı iletişimin kısıtlılıkları yüz yüze yapılan görüşmelerde daha kolay aşıldığı için aramıza katılma arzusu duyan pek çok varlığın bu nedenle bir süre sonra bu kavramları kazandığını görebiliyoruz.
Ayrıca Özsel gelişim merkezimizde oluşturduğumuz en alt seviyeden daha üst seviyeye doğru seminer, karma ders, alt yapı zincirinin sebebide sizler gibi meraklı varlıkları gerekli olan kavramsal uyumlanma sürecini kolay tamamlayarak Üstadımın derslerine alabilmek ve Ondan canlı olarak çıkan bilgileri bizzat dinleyerek anlayabilmenizi sağlamaktır. Yani şöyle benzeteyim .
Önce yüzmeyi öğretip sonra denize açılmanızı sağlıyoruz. yeterki siz Suya girmekten çekinmeyin:)

Umarım yardımcı olabilmişimdir.
Görüşmek üzere sevgiler.
 

bozadi

#35
yanıtlar, açıklamalar için teşekkürler idrnc.

bugün ve yarın çok yoğun geçecek gibi görünüyor benim için. müsait olur olmaz sohbete kaldığım yerden döneceğim.

bozadi

#36
sevgili idrnc, ifade etmeye çalıştığım gibi, ben ra, pleiades ve kasyopya bilgilerinin sentezini esas alan biriyim ve yeni/alakalı bir öğretiyle karşılaştığım zaman temel olarak yapmaya çalıştığım şey, o öğretinin, o ana kadar esas aldığım öğretiyle karşılaştırılması, uyumluluk ve/veya birbirini tamamlayıcılık derecelerinin tespiti vs'dir.

Atlanta Ra öğretisi olarak tanımladığınız öğretiyi de bu bağlamda incelemeye, ve şu anda benimsemekte olduğum öğretiyle karşılaştırmaya devam ediyorum. uyumluluk ve birbirini destekleme/bütünleme yönlerini incelemeye çalışıyorum.

eğer bu yöndeki şüphelerime dayalı olarak sorgulama ve anlama çabası sürecime kendi öğretiniz açısından cevaplar/açıklamalar sunmak sizin için sıkıcı birşeyse veya o hale gelirse, bunu anlayışla karşılarım ve sizi buna zorlamak istemem. çünkü benim açımdan bu sorgulama ve karşılaştırma süreci çok uzun sürebilir.

şahsen, şu ana kadar inceleme fırsatı bulduğum miktarı üzerinden konuşacak olursam, Atlanta Ra öğretisinde, Ra, Pleiades, Kasyopya bilgileri'nde bulamadığım birşeyi bulmuş değilim ve hatta bazı bakımlardan o bilgilerde bulduğum bazı şeyleri Atlanta Ra öğretisinde bulamadığımı belirtmek isterim. bununla ilgili tespit ettiğim temel problem, bilgilerin çok ciddi bir oranda aşırı teknik bir içerik ve tarza sahip olduğunu, aradığım türde bir sıcaklık, samimiyet, aşinalık/yakınlık duygusu içermediğini düşünüyor olmamdır. elbette kaynaklarınızı incelemeye devam ettikçe bu fikrimde bazı değişiklikler olabilir, şu anki düşüncemi ifade ediyorum sadece.

ve teknik içerik olarak da ra-pleiades-kasyopya bilgileri benim için oldukça doyurucu ve Ra Atlanta öğretisinde bu konudaki açlığımı bu kaynaklardan daha nitelikli bir şekilde doyuracak bir içeriğin varlığından hala şüpheliyim. dediğim gibi incelemeye devam ediyorum.

ve teknik uyumluluk-uyumsuzluk olarak, en son tartıştığımız hususla da doğrudan ilintili olarak, bahsettiğim üç kaynakla sizin öğretiniz arasındaki en ciddi görünen uyumsuzluklardan biri (sizin anlattığınız ve benim anladığım kadarıyla), Ra Atlanta öğretisinde 3. boyut/yoğunluk sonrasında negatif varlıkların ve faaliyetlerin mevcut olmadığı bilgisine/iddiasına rağmen, bahsettiğim üç kaynakta üstüne basa basa bizden üst seviyelerde negatif varlıkların mevcut ve hatta gayet faal oldukları ve dünyadaki mevcut yaşam biçimimizin şiddetli negatiflikleriyle de çok yakından ilgili olan dördüncü (ve beşinci) seviye bazı varlıkların ve varlık gruplarının mevcut olduğunun bildirilmesi ve vurgulanmasıdır. bu çok ama çok kritik bir ayrım gibi geliyor bana.

ilk müsait vaktimde bu konunun önemi ve ciddiyeti ile ilgili fikirlerimi belirli bir ölçüde toparlamak, sunmak ve sizin görüşlerinizle karşılaştırmak, fikirlerinizi almak istiyorum.

hepimizin ve tüm varoluşun birliği, bütünlüğü, tekliğinin ilhamı, sevgisi, güveni bizlere kılavuz olsun.

masterphidias

#37
Tıpkı "Birlik İlmi"nin mesajlarını okuyamadığım gibi Cenap Bey'in sunduğu mesajları da okuyamıyorum. Bilmece çözmeye çalışmak beni cezbeden birşey olmadığı gibi kullanılan ifade tarzı da bana Türkçe'yi adeta "kanırtıyor" gibi geliyor, bu ifade tarzının bana birşey anlatması söz konusu değil, aksine beni itiyor.
Ancak, Cenap Bey'in sunduğu mesajlarda anlatılanlar, bundan 24 yıl önce Mevlana'nın reenkarnasyonu olduğu iddia edilen Bülent Önsü Çorak'ın kanallığıyla verilen (Dünya Kardeşlik Birliği) Bilgi Kitabı adı altında toplanan mesajların içeriğine neredeyse yüzde yüz benziyor.Kullanılan tanımlar, isimler, hatta ifade tarzı, hatta Türkçe'nin katledilmesi ve özel tanımlamalar mesela kotlama ile kodlama farklıdır  vs herşey aynı... Ben de birkaç toplantılarına katılmış ve kitabı tamamen olmasa da epey bir kısmını okumuştum... Sözü uzatmayayım, kullanılan ifade tarzını ve bence Türkçe'nin katledilmesini bir kenara bırakırsak Bilgi Kitabı'nda sunulan varoluş modeli muhteşemdir. Ben özellikle Ra Bilgileri, Pleyades Bilgileri ve Ramtha'dan çok şey öğrendim.Ancak bu üçünün verdikleri bilgiler doğrudan ve sadece Dünya gezegeni ile ilgilidir ve muhteşem bilgilerdir. Ama Bilgi Kitabı'nda verilen bilgiler ve "varoluş modeli" inanılmazdır, eğer diline katlanabilir de sinirinizi bozmadan okuyabilirseniz sunulan varoluş modelinin içerdiği devasa detaylarla büyülenirsiniz. Örneğin Kur'an'da da sözü edilen 18000'lik sistem üzerine kurulmuş ve her biri 18000 adetin biraraya gelmesinden oluşan holografik uzay sistemi insanın ağzını hayretten açık bırakır. Artı sonsuz ve  eksi sonsuzda yolculuk konusunda insanı sadece bu galaksiye, bu güneş sistemine, bu evrene, bu uzaya bağlı olmaktan çıkarıp holografik üzüm salkımları halinde varoluşta dizilmiş sayısız evrenleri gözönüne dizer. Bence bu muhteşem varoluş modelinin bu kadar kötü bir ifade tarzıyla verilmesi çok büyük bir talihsizlik, aynı şeyi Kur'an'ın ifade tarzı için de düşünüyorum. İnsanoğlunun cehennemden, kafirden ne anlayacağı bellidir, bu gibi kavramlar asıl ifade ettikleri şeyi açıkça kastederek verilselerdi bu kadar din savaşı çıkmaz ve kan akmazdı diye düşünüyorum, hayatlar bizzat cehennem olmazdı diye düşünüyorum. Bu gezegenin ötesinde neler var merak edenler için Bilgi Kitabı'nı tavsiye ederim ve bir sürü saçma sapan ve bozuk ifade için de sinirlerine hakim olmalarını öneririm. Çünkü okuma bittiğinde gözlerinin önüne serilen muhteşem bir varoluş modeli bulacaklar başka mentalitelere-düşünme modellerine uzanacaklar.
 

bozadi

#38
bizden üst seviyelerde negatif varlıkların mevcut olup olmamasının benim açımdan önemine, şu an için toparlayabildiğim kadarıyla değinmek istiyorum.

öncelikle, belirttiğim gibi, ben böyle bir durumun mevcut olduğuna inanıyorum. bu sadece bir inançtan ibaret değil. deneyimlere dayalı sezgiler, güvenilir bulduğum birden fazla kaynakta bu yönde verilen ayrıntılı bilgiler ve yapılan vurgular da çok etkili oluyor bu kabulde.

niyeyse insanlar kendi seviyesinden yukarıdaki seviyeleri hep pozitiflikle ilişkilendiriyor. bunun kısmi de olsa bir doğruluğu var, ama bu doğruluk mutlaklıktan çok uzak bence. "yukarıdakilerin" iyi olduğu inancı, dünyanın her yerinde halkların kendilerine düşmanmış gibi muamele yapan kendi siyasi-askeri-dini-vs "üst seviye" yöneticilerine/temsilcilerine lüzumsuzca ve trajik neticeler doğuracak bir şekilde boyun eğmelerinde çok büyük bir pay sahibi olmuştur ve hala da bu geçerlidir diye düşünüyorum. "bizi yönetenler herşeyin en iyisini bilir, büyüklerimiz hata yapmaz" diye diye ne acılara sürüklenildi asırlardır. kimse hak etmediği (veya koşullarının hazırlanmasına katkıda bulunmadığı) bir netice yaşamadı bana göre, o da ayrı bir mesele.

işte, buna paralel bir durum da, bizden varoluşsal/kozmolojik olarak üst seviyelerde bulunan tüm varlıkların da daima pozitif, iyi, bizim hayrımızı düşünen varlıklar olduğu düşüncesi/kabulüdür bana göre. ve bu durum, bu popülasyonla 'ilgilenen' negatif varlıkların da çok işine geliyor doğal olarak. çünkü her ne haltlar çeviriyorsalar, bunu çok daha konforlu bir şekilde yapma şansına sahip oluyorlar.

insanlar hem bulundukları seviye, hem de o seviyede kendi kendilerini düşürdükleri haller itibariyle sahip oldukları negatiflikleri nedeniyle, üst seviye negatif varlıklar için doğal ve kendi açılarından çok 'haklı' bir ilgi alanı oluşturuyorlar. o negatifliklere hitap etme, arttırma yönünde baskı yapmaya dönük şanslarını denemek için imkan bulmuş oluyorlar.

hepimizde çeşitli pozitif eğilimler de var, çeşitli negatif eğilimler de. negatif eğilimler derken, bunun mutlaka 'derecesi artan' veya 'arttırılmak istenen' eğilimler olduğunu iddia etmiyorum ama bir şekilde pek çok negatif eğilimlerimizin mevcut olduğunu kanıtlamak hiç zor değildir. daha önce de kısmen bunun konusu geçmişti. 1., 2. yoğunluk varlıklarına epeyce işkence etmeden mevcut yaşam biçimimizi sürdürmek pek imkan dahilinde görünmüyor örneğin. taşı toprağı, bitkileri, hayvanları deli gibi sömürüyoruz, doğrudan ve dolaylı olarak yok ediyoruz. ve 'insanların geneli itibariyle', 3. seviyede kendimize, birbirimize de çok iyi davrandığımız söylenemez. herkesin etkin negativite peşinde olduğunu söylemiyorum ama bir şekilde her zaman hiç azımsanamayacak oranda bir negativite, biraz daha pasif de olsa, biraz daha etkin de olsa orada duruyor ve kendini sürdürüyor. çevrenin etkisi de çok büyük bunda elbette. insan pek çok zaman çevresinin eğilimlerinin çok üstüne çıkmak da istemiyor, çünkü toplumsal ilişkilerinde büyük istikrarsızlıklar meydana getirmek ve bununla ilgili zararlara uğramak istemiyor.

neyse, netice itibariyle, elbette pek çok pozitif eğilimlerimiz var olduğu gibi, negatifliklerimiz de mevcut. ve psişik olarak daha üst seviyelerle/boyutlarla etkileşime girmeye çalışma, yani yükselme çabalarımızda, o üst seviyelerdeki pozitif varlıklar da, negatif varlıklar da bizimle ilgileniyor. çünkü pozitifliklerimiz de var, negatifliklerimiz de. 3. seviye bir seçim seviyesi. 4. seviyeye geçmeden bir "yola" gerçekten girmiş sayılamayız belki de. negatif varlıklar bizi negatif yola/felsefeye çekmek için çaba harcıyor, pozitif varlıklar ise pozitif yola/felsefeye. bu doğal. bu her zaman zaten olan, meydana gelen birşey. herkes buna bir şekilde aşinadır ama tanımlamakta zorluk çekiyoruz bu ortak bilinç ortamında/seviyesinde. çünkü bununla ilgili suçluluk ve çözümsüzlük duyguları da mevcuttur belki hepimizde.

korkulacak, endişe edilecek birşey olduğunu sanmıyorum. şu anda size yeni bir bilgi verdiğimi sanmıyorum. bu hayatımız boyunca hepimizin aşina olduğu birşey bir şekilde. ama artık bazı şeyleri netleştirmemiz gerekiyor. meditasyon çabalarımızda olsun, doğaçlama çeşitli durumlarda olsun, üst seviyelerle bağlantımızı geliştirmeye çalışırken her zaman sadece pozitif enerjilerle / varlıklarla karşılaşmıyoruz, negatif enerjiler ve negatif varlıklarla da karşılaşıyoruz. bundan doğal birşey olamaz. çünkü bizde negatiflik de var, pozitiflik de. hayatımızı geliştirme isteklerinde pozitif güdüler de etki ediyor, negatif güdüler de. ve bu durum üst seviyelerde hem negatif varlıklara yönelik bir davetiye çıkarmış oluyor, hem de pozitif varlıklara. bunda korkulacak birşey yok. ve özgür irade yasası unutulmamalı. ve negatif varlıklara, enerjilerine, telkinlerine denk gelmek veya temas kurmak, negatif yola girmek demek değildir. ama bir şekilde bir reklam ve dahası manipülasyonla karşı karşıya olmanız çok muhtemeldir. pozitif varlıklar da reklam yapar ama negatif varlıklarınki gibi bir manipülasyona girdiklerini veya gireceklerini sanmıyorum şu anki bilgilerim, sezgilerim itibariyle.

ve yine olası korku ve endişeleri giderme namına şunu söylemek istiyorum; hiç birimiz o kadar aptal ve savunmasız değiliz tüm bu süreçler karşısında. negatif varlıkların ciddi bir manipülasyonuna maruz olduğumuzu sezdiğimiz durumlarda, eğer buna karşı hemen etkin bir çözüm/uzaklaşma geliştiremesek bile, bir kasyopya celsesinde tanımlandığı şekliyle 'kapanma' denen bir sürece girdiğimizi tahmin ediyorum. bu tıpkı şu bir tehditle karşılaştığında kendini sert kabuklu bir topak haline getiren, armadillo hayvanlarının savunma refleksine benziyor. başka savunma reflekslerimiz, yöntemlerimiz de var. ama en iyisi yine de "bilginizi yeterince arttırma yoluyla" öyle durumlara girmek zorunda kalma oranınızı/ihtimalinizi giderek azaltmaktır. yani tehlikesiz alanlara yönelmek. o da muhtemelen pozitif alanlar oluyor. negatif güdülerimizin/sapmalarımızın mevcut olmasına rağmen, pozitif güdülerimizin daha güçlü, samimi olduğuna inanabiliyorsak, güvenebiliyorsak, negatif varlıkların reklam ve manipülasyon girişimlerine karşı korkmaya gerek yok. herhangi bir durumda görülebilecek zarar oranı nispeten düşük olacak ve bilgi ve farkındalık geliştikçe bu oran daha da düşecektir. negatif varlıklar ancak karanlıkta etkin bir şekilde oynayabilir ve karanlık felsefelerine yeni oyuncular / sömürü kaynakları toplayabilirler. bu karanlık elbette bilinçsel/farkındalıksal/psişik anlamda karanlıktır. güvensizliktir, korkudur, egoizmdir. işte, binlerce yıldır dünya üzerinde yaşadığımız hayatın koşulları nedeniyle, bu özellikler hepimizde şu veya bu derecede mevcut oldu. ama o en derinlerdeki 'tercih' aydınlıktan yanaysa, nihai olarak korkulacak birşey yoktur. karanlık tercihinde de korkulacak birşey olduğu iddia edilemez belki, ama o yolda korku doğal olarak mevcut görünüyor. yine, aydınlık/karanlık derken, bilinçsel anlamda. kendi düşüncelerimdeki bazı paranoyaklıklardan dolayı, etrafımdaki insanların olası paranoyalarını tetiklemekten çekinirim. örneğin insan zaman zaman odasının ışığını söndürmek, o şekilde birşeyler düşünmek veya sakinleşmek ister. bu tür bir karanlıktan bahsetmiyorum elbette yukarıdaki 'karanlık' terimini kullanışımda. gözlerimizi kapattığımızda da bir karartma yapmış oluruz, ama 'aslında' içsel dengemizi/sakinleşmemizi ve dolayısıyla aydınlığımızı arttırıcı bir etki yapması gayet mümkündür bunun.

hemen her konuda olduğu gibi, bu konuyu bu ele alışımda da konunun muhtemelen önemli bazı yönlerini es geçmiş olabilirim. umarım olası eleştiri, soru, fikir ve duygu paylaşımları yoluyla o tür eksik ve yanlış olmuş olabilecek durumlar toparlanır hepimiz tarafından.

konuya temas etme nedenimle şu bağlantıyı kurmak istiyorum özet olarak: kendimizden yukarılarda negatif varlıklar olmadığını, bizimle bu şekilde etkileşime girmeye, fikirlerimizi ve eylemlerimizi şekillendirmeye çalışan varlıkların mevcut olmadığını düşünmek, yani yukarıda sadece pozitif varlıkların olduğunu, dolayısıyla herhangi psişik gelişme/genişleme/ferahlama çabalarımızda antenlerimize 'yukarıdan' geldiğini hissettiğimiz/anladığımız her sinyalin mutlaka pozitif olduğunu düşünmek, oldukça problemli bir bakış açısıdır diye düşünüyorum. konunun ayrıntılarıyla tartışılmaya devam etmesini dilerim.

bozadi

#39
sevgili masterphidias, mesajını fark edemedim son mesajımı yazarken. şimdi okuyacağım.

Alemtac

#40
Sevgili Bozadi, önce teşekkür ederim :) Aynen söylediklerinize katılıyorum ve endişe halinde kabuğuma çekildiğimi kabul ediyorum, ancak benim tam bilemediğim bir konuyu sormak istiyorum siz ve bilgisi olan arkadaşlara; 4.yoğunluktan sonra gelen 5.yoğunluk spatyom değil midir? Tüm bedenli ve yarı bedenli yaşamlarımızda yaptığımız veya yapmadıklarımızın gözden geçirildiği, planların yapıldığı ve nerede, nasıl şekilleneceğimize karar verilen yerdir diye biliyorum. Arada bir yerler daha olması lazım mış gibi bir sonuç çıkıyor o zaman.

Sevgili Masterphidias, bilgi kitabı birkaç kez karşıma çıktı ve hiç bilgim oladığı halde reddettim. Sayın Bülent Hanımın bilgilerinin bazılarına daha sonraları başka yollardan ulaştım, internetten ve bazı arkadaşların paylaşımlarıyla. Dediğiniz gibi doğru gelen bilgiler ancak bilgileri verenlerin misyoner tavırları beni herzaman uzaklaştırmıştır. Hele bir keresinde karşılaştığım bir bayanın "sizde aydınlanacaksınız" gibi sözleri üzerine "kimin ne kadar aydınlanmış veya aydınlanmamış olduğunu nereden biliyorsunuz, siz ne biliyorsunuz" diye verdiğim tepkiyi şu an utanarak paylaşıyorum. Birde müridler, üstatlar gibi kavramlar eski enerjiden kalma gibi geliyor bana...Eklemek isterim ki özünde her bilgide insana hizmet vardır, ne kadarından faydalanacağımızı biliyorsak, süzgecimizden geçirebiliyorsak.
 

masterphidias

#41
Sevgili Alemtac, kişisel olarak ilkem yapabildiğim kadar önyargısız davranarak bilgi edinmektir. Bilgi Kitabı çevrelerinde sorgulamadan biat etmiş, inanmış hatta kafayı yemiş insanlar gördüğüm kadar akıllı ve sorgulayan insanlar da gördüm. Bilgi Kitabı'nın kendisi de dediğim gibidir ve ben bilgileri onu sunan insanlardan bağımsız olarak alıp düşünmeye her zaman dikkat ederim. Bir varoluş modeli olmaksızın hayatı bütün unsurlarıyla biraraya getirip ilişkilendirerek anlamlandıramayız. Bilgi edinmek bu yüzden çok önemli. Spadyom konusuna gelince, hatırladığım kadarıyla spadyom, İslam'daki âraf'a karşılık gelir ve ruhların yeniden oyuna girecekleri zamana kadar sıra bekledikleri yerdir. Burasının esas yaşama alanı değil de oyunun bir sonraki aşaması için bir hazırlık yeri olduğu aklımda kalmış.
 

Alemtac

#42
Evet, dediğiniz gibi ve teşekkür ederim. Spatyom, spadyom; aras, araf; ve hangi yoğunluk olduğu karışıyor kafamda. Asıl sormak istediğim hangi yoğunluk veya hangi yoğunluktan sonra. Aslında önemsizmiş gibi geldi şu anda :) Yinede insanca bir meraktan ibaret.
 

bozadi

#43
evet sevgili Alemtaç, kasyopya celselerinde tanımlandığı şekliyle spatyomun 5. yoğunluk olduğunu kabul ediyorum, ama bu durum 5. yoğunluğun sadece bundan ibaret olduğu anlamına gelmiyor. 5. seviye de diğer tüm yoğunluk seviyeleri gibi bir sınıf. kendi içinde bir sürü seviyesi var. 5. yoğunluğun spatyom işlevi 5. yoğunluğun nerelerini kapsıyordur, bu tam olarak nasıl işliyordur, bunu hala ben de bilmiyorum ama netice olarak 5. yoğunluk "sadece spatyom" değil. ama bir şekilde spatyom 5. yoğunluk diye kabul ediyorum/anlıyorum şu anda. 5. yoğunlukta negatif varlıklar mevcut ve hatta ra'da tanımlandığı şekliyle, 4. yoğunluktaki negatif varlık gruplarına önderlik, yol göstericilik yapma durumları var. spatyomdan anladığımız şeyle bu durum pek uyuşmuyor gibi görünüyor, değil mi? ama dediğim gibi, 5. yoğunluk sadece bizim şu anda anladığımız şekliyle spatyomdan ibaret değil. bu konuda benim anlayışım da berraklıktan yoksun hala. ve bunları tartışıyor olmamızdan dolayı mutluyum dolayısıyla. sorgulama, düşünme yoluyla biraz daha netleşebilir belki. tabi bu demek değil ki bu tahminlerin herhangi biri mutlak doğruyu temsil ediyor, ama ben o anda ulaştığım en iyi, en kapsamlı, en bütünleyici, en açıklayıcı bilgiyi doğru kabul edip aynı zamnda test etmeye devam ederim.

5. yoğunluk, varlıkların "eş-yaratanlık"larının farkına vardıkları bir aşama. "ben oyum" yoğunluğu yani bana kalırsa. beşinci burç olan "aslan" da 5. yoğunluğun bu özelliği ile yakından ilgili bana göre. kral/tanrı. gerçek benlik. doğmayan, ölmeyen benlik. 3. yoğunluk varlıkların enkarnasyonlar arasında 5. yoğunluktaki durumlarına dair yapılması gereken bazı tespitler var tabi. buna dair tahminlerimi da paylaşacağım uygun zamanda.

tabi diyeceksin ki tanrının asıl mekanı 7. yoğunluk değil mi? evet, öyle. ama tanrı bir birey değil bu anlamda. ama 5. yoğunluktaki varlık hem "birey", hem de "tanrı" (eş-yaratan). bu ikisinin en ideal şekilde kesiştiği yer 5. yoğunluk. bu bilincin zirveye vardığı nokta, 5. yoğunluğun belirli bir aşaması mıdır, bilmiyorum. ama bir şekilde 5. yoğunlukta böyle bir durum olduğunu tahmin ediyorum.

benim şu anda inandığım, savunduğum bilgilerin mutlak gerçeği temsil ettiğini iddia etmemin hiçbir anlamı yoktur elbette. ve benimle tartışına herhangi birinin de bunları mutlak kabul etmesi gerektiğini falan iddia etmiyorum. ama ben yine de inandığımı gerçek kabul ederek, test etmeyi de bırakmayarak savunmaya, tartışmaya devam ediyorum. ve iyi ki de tartışıyoruz bence. en nihai mutlak gerçek birlik, teklik gerçeği. onun kılavuzluğunda kaybolmayız sanırım ve bilmeye ihtiyaç duyduğumuz tüm doğrular bizi ve biz onları bulacağız.

müsait bir vaktimde bu konuyla ilgili tahmin ve görüşlerimi ifade etmeye devam etmek istiyorum. böylece kafamdaki veri parçalarını toparlama şansı buluyorum. aynı zamanda hangi noktaların problemli olduğu, neyi yanlış anlıyor, kabul ediyor olabileceğimi bu şekilde tespit etme şansı buluyorum. kimseyi kendi inandığımı benimsemeye zorlamak istemiyorum ama o veya bu şekilde bilgi, tahmin, analiz, ilgi yoluyla görüşlerimi karşılaştırmak ve diğerlerinin görüşlerini duymak çok faydalı geliyor bana.

bozadi

#44
1, 3 ve 5. yoğunluklar kendi aralarında bazı uyuşumlara/benzişimlere sahip. 2, 4 ve 6. yoğunluklar da kendi aralarında. "tek sayılı" yoğunluklar "eril" vurgulu yoğunluklar aynı zamanda. "çift sayılı" yoğunluklar ise biraz daha dişil vurgulu yoğunluklar. erillikte bir bireysellik vurgusu var. dişillikte ise bir kitlesellik vurgusu. örneğin 2. yoğunlukta hayvanlar büyük ölçüde kitlesel/türsel bir farkındalıkla yaşıyor. 3. yoğunluk birey vurgulu. 4. yoğunluk tekrar kitle vurgulu. ama her yoğunluk kendi içinde yine, ilk yarısı ve ikinci yarısı itibariyle bazı farklılıklara sahip olabilir gibime geliyor.