Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Dedikodukolizm Üzerine (Nurettin Kurtuluş)

Başlatan Tiversonus, 23 Mart 2010, 12:15:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

İnsanoğlu/kızı; farklı belgelerle, farklı kişilerden, farklı tarihçilerden, yazarlardan, dost olarak kabul ettiklerinden, etmediklerinden aynı konuları irdeleyen verileri karşılaştırarak doğrulara ulaşmayı denemelidir.


Dedikodular, yalanlar, çamur atalım izi kalsınlar belirsizliği beraberinde getiren kaygan zeminlerdir, konu/ları sağlıklı bir şekilde istedikleri sonuca ulaştıramaz, olamaz. Bunun yanı sıra geçici kazanımlar, kalıcı kayıplar neler olur hesabı da yapılmalıdır.


Bu tavırlar, yaklaşımlar, genelde dışsal duyulardan kaynaklandığı için; eleştiri, yorum, uyarı olmaktan uzak ayrıca kişisel komplekslerin getirdiği tepkilerdir.


Bir süre psikolojik, mantıksal özürlülüğü tatmin edebilir fakat; doğru, olduğu yerde kendini koruyacaktır ve adem baba/lar zamanla geçici olarak yerleştikleri zirveden tepe taklak yuvarlanacaklardır.


Dışsal kanıtlarla tatmin olanlar, doğruları da koruduklarının farkına varamıyorlar.


Yalanlar değil doğrular bengidir. Doğruların algılanmasının yöntemleri kişilerin önünde apaçık dururken işin zoruna kaçıp düzene uygun kafalar olmak kişinin kendisine zarar vermesine yeterlidir.

Duyusal ve duygusal kanıtlar yanlışın, yalanın başlangıcı olabilir, kişinin kavrayış gücünü belirleyebilir.


Doğrulara gözlerini kapayan, görmeyen, görmek istemeyen, göstermek istemeyen, doğruları aramayan, aratmak istemeyen, doğrularla ikna edilemeyen, ettirmeyen; kendi yetersizliğinden kaynaklanan karmaşasını tatmin etmeye çalışan bu kişi/ler sonunda toplumun dışında kalırlar, reddedilirler.

Dışlanmış kişi/lerin arasına katılmak zor bir iş değildir, arayış içindeki yetisi olmayan sığ/ların başvuracağı yol da budur, burasıdır.


Dışsal duyuların güvenirliği araştırılmadan yapılan her türlü belge içermeyen yazılı ve sözlü saldırılar, karşıdaki kişiyi geçici olarak yıpratırken, kısa bir süre sonra o kimliksiz ve kişiliksiz kişi/leri kalıcı olarak tarihin çöplüğüne götürür, unutulur/lar.


Önemli olan insan/lar için yapılacak doğru şeylerdir ve kalıcı olanlardır; egoistçe önce kendini aldatarak sora da etrafında topladığı kuru kalabalığı kandırarak yalanlara, dedikodulara, çamurlara sürüklemek geçicidir.


Burada; kaybedenler, kazananlar bireyselciliğinden daha çok topluma ne zararlar getiriyor, ne götürüyor hesap edilmelidir.


Yalan, iftira, karalama, çamur atma, dedikodu ile insan kazanılmaz, kazanılmadığı gibi asıl kaybedenler ise butür kompleksli, egoist olanlardır.


Bilgi kaynaklarının doğruluğu sessizliğin kendisi olurken, o kaynaklara uğramadan çıkarılan gürültüler ne mantıksal bir dil ile, ne de matematiksel işlem gücü ile bağdaşır.


Zihinsel yeteneklerden yoksun olmak, gelişmemiş hattâ boş bir hafızanın göstergesi olmuyor mu?


Yalan insanın kirli yanıdır; onun tümü, birçok lekelerin birleşmesiyle tamamlanıyor; iftira, karalama, tehdide varan külhanbeylik, küfür, dedikodukolizm, ahlâki değerleri çamurlamaya çalışmak gibi daha bir çok örnek bunu açıklamaya yeterli sanırım.

Yalan tüm kötülüklerin anasıdır, doğurgandır; dedikodukolizm ise başı ile değil ayakları ile doğan tehlikelerin en kokarcası olanıdır...


Dünya butür olaylardan şikâyetçilerle dolu olmasına karşın, durmaksızın tekrarlanmasından zevk alanlara sadist diyebilirim, sakıncası yok...


Dedikodu ve temel taşı olan yalan; genleri işgal etmiş ve irsi toplumsal bir hastalık mıdır?

Yoksa bazı kişi, grup ve toplulukların vazgeçemedikleri, vazgeçemeyecekleri çıkarları ya da düşküleri midir?


Genelde ve özelde bu konudan çıkarların söz konusu olduğu, ağır bastığı saptanabilir.


Yine bu konu derinlemesine araştırıldığında; dedikodu ve temel taşı yalan olan kişi/lerin kendi yanlışlıklarını, hatalarını örtbas etmek, unutturmak ya da gündem dışı bırakmak için başvurdukları sonuç bildirgesidir, bu o/nların can simididir diye düşünüyorum.


Dedikodu ve temel taşı yalanın eğitimi var mıdır?

Evet; yetiştiği çevre ve aile ortamı kişi/lerde Dedikodukolizm batağını boş olan-kalan hafızalarında yer edebiliyor...


Bir de bunun yüksek öğrenimi oluyor!..


İlk öğrenimi aldığı çevreden ve aile yapısından etkilenen boş kalan hafızalıların birleştiği yerlerde, daha organize olarak veba mikrobu gibi topluma yayılma eğiliminde olabiliyorlar.


Fakat; bu kişi/ler, ilim, bilim ve doğruluk okyanusunda çürümüş, kokuşmuş incir çekirdeği olarak kalıyor, mikropları kendi sonlarını getiriyor...  


Aynı uygulamaların birgün bu sadistler için de olabileceğini düşünemeyen/ler sonucuna katlanmak zorunda kalacaklardır.


Onlar zevk (!) içinde yaşayabilecekler midir?


Düzen insanların birbirine düşmesini istiyor; birbirine düşen insanlardan düzen rahatsızlık duymuyor, tam tersine düzen rahatlıyor ve düzenbazlığına düzenbazlar eklemeye devam ediyor...


Nurettin Kurtuluş