avatar_bigsenfoni

Nostradamus´un oğlu Sezar´a mektubu

Başlatan bigsenfoni, 28 Nisan 2017, 23:03:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

Nostradamus´un oğlu Sezar´a mektubu
(Bazı araştırmacılar bu mektupta Nostradamus´un yine şaşırtmaca yaptığı ve mektubu aslında oğluna değil, gelecekteki uzmanlara yönelik yazıldığı düşüncesindedirler.)
Oğlum Nostradamus Cesar, Senin dünyaya gelişin yaşamımın, uzun çalışmalarımın ve yazdıklarımın anlamı oldu, yazdıklarım yaşamımın büyük bir kısmını aldı. Tanrı´nın bana verdiği olanaklarla İnsanlığın ve bilimin iyiliği için astronomik bir devrimdir bu. Sen, gelecekte sana yaşamını verenin müziğini terketmiş olabilirsin, Sonsuza dek yaşayan Tanrı biliyor ki, sen kötülük dolu dünyada , bu doğal ışık bilgisini göremeyebilirsin. Ama bu bilgiyi elde edeceğin güne kadar geçecek olan zamanı da şimdi söylemek istemiyorum. Ben öldükten sonra, bilgi düzeyinle anlatacaklarımı mantıken kavraman mümkün değil ve şu anda istediklerimi çok açık yazmam da mümkün değil çünkü zamanın yalancılığı içinde deforme edilebilir. Bu nedenlerle, kehanetlerimin gerçekliği vasiyet ettiğim gibi kalan bedenimle beraber toprağa gömülecektir. Ama yazdıklarımdan hoşnudum, madem Tanrı´nın yüce gücü herşeye hükmediyor öyleyse İnsanın ortaya koyduklarında da fayda var. Tanrı bize tek yol gesterecek olandır, bizler geleceği basit orjilerle, büyülerle, akıl almaz şeylerle değil, astronomik gerçeklerle öğrenmeliyiz. Ancak o zaman, Tanrı´nın Yüce Işığı ile kehanet gücü bize detayları gösterebilir. Sık sık duyacağın gibi, benim kehanetlerim sadece Tanrı yolu ile ortaya çıkmıştır. Bir çok defa olacak olan iyi veya acı olayları önceden görebildim ve bunlar dünyanın birçok yerinde gerçekleştiler. Dörtlüklerimin anlaşılmasını sağlamak yerine, yasakları ve bazı gerçek dışı eleştirileri göze alarak anlamlarını saklamak zorunda kaldım. Bunu sadece bu mektubu yazdığım bu an için değil, gelecekteki olaylar için de yaptım. Devletler için yaptığım kehanetleri yazılı olarak dahi ortaya koymadım. Aynı şeyi dine karşı olacak gerçekler için de yaptım. Olacakları açıklamış olsaydım, devlet yöneticileri, din yetkilileri ve çeşitli inançlara sahip olanlar çok şey öğrenmiş olurlar, yazdıklarımı reddederler, eserimin yayınına ve yayılmasına engel olurlardı. Ama şu da var ki, aslında yazdıklarımın gerçekleşeceğine de inanmış olurlar bunu da kullanırlardı, gerçekleri ancak olaylar yaklaşırken mevkileri gereği anlayacaklardır.

Çok uzun zamandan beri kehanetlerde bulunuyorum, kehanetlerim çoğu gelecekle ilgili, çok şey olacak ve geçip geçecek. Sessiz kalmaya zorunluyum zaten başka bir çarem de yok. Zamanımızdan geleceğe uzanan bağlar var ve bu bağlar beni mahkum ediyor. Eğer herşeyi açıkça yazarsam, krallıkların, mezheplerin ve dinlerin birbirlerine karşıt ve şimdikinden çok başka olacakları görülecek. Herşeyi açık açık birbirine bağlarsam, devletler, dinsel ve siyasi kuruluşlar ve dini yasalar yok olabilirler. Gelecekteki hayalleri ve gizli amaçları biliyorum ama hiçbirşey yok olmamalı. Dilimi bağladım, kalemimi kağıtlardan uzak tuttum ve bayağı düşüncelerden korktum.
Sonra anlamları genişletmeyi ve değiştirmeyi düşündüm, etkili olsunlar halkın düzeyine ve sesine katkı olsun dedim, ufak yorumlardan öteye gidilemesin ama anlaşılmazlıkla ters anlamlı cümleler kullandım. Kehanetleri daha açık yazarsam, skandallar, rezaletler çıkabilir, derin anlamlı, çok ince sezgiye yönelik bir şekilde yazdım, sayılarla başlıkladım ve örttüm böylece açık kehanetleri bulutladım. Gerçek Kurtarıcı´nın prensibinde dediği gibi, ne yüce olan bir şeyi köpeklere verin, ne de mücevherlerinizi domuzlara . Çünkü o zaman verdikleriniz size silah olarak kullanılabilir. Dolayısıyla ben halkın ve sıradan olanların anlamayacağı bir dili kullandım. İnsanlıkla doğrudan ilgili olayları yazdım, bunu yaparken anlaşılmayacak bir tarzda lisanı çarpıtarak, kısık cümleler kullandım ama hepsi gelecekle ilgilidir. Keşfettiğim en önemli kehanetlerde bile böyle yaptım.

İnsanlar arasında büyük değişimler olacaktır. Ne olursa olsun yani kehanetlerim ne kadar doğru çıkarsa çıksın kuşkuculukları hiç azalmayacaktır. O zaman ben gördüklerimi sisle kapladım çünkü gerçekleri yazmıştım. Maddecilerden, bilginlerden, krallardan, güçlülerden herşeyi sakladım ama basit olanlar anlayabilirler. Sadece onlar değil, gülyüzlüler ve Tanrı elçileri de anlayabilirler. Çünkü bunlar ölümsüz Yüce Tanrı ve iyi melekler aracılığı ile kehanet ruhuna sahiptirler ve bu şekilde gelecekle ilgili çok şeyi görebilir ve öğrenebilirler. Hiçbir şey Tanrı´nın görüşünün dışında asla var olamaz.O´nun gücü ve iyiliği o kadar büyüktür ki ve O´nun varlığını içinde taşıyanlar büyük sezgilere sahip olabilirler. O sıcak ve kudretli bir Işık. Varlık bize o kadar yaklaşıyor ki, sanki dev bir güneşin ışınları yoğun bir biçimde içimize doluyor.
Biz insanlar için tüm bildiklerimiz, bütün dehamız, tanıdığımız gizli güçler bile Tanrısal Gizem´e ulaşmamız için yeterli değildir. Nedeni zamanı anlayamamızdır ama Tanrı bulunduğumuz zamanda bazılarına bazı olayları bildirmek istedi. Bunu da yani gizli olayları bazı hayal görüntülerle ve Astroloji bağlantısı ile yaptı. Geçmişteki bazı gizli kutsal kişisel ve kudretli olaylar da ince ateş görünümünde verildi. Böyle aktarılan olayları ve insansal ve de kutsal değişimleri sözünü ettiğim kişiler anlamışlardır. Ve bu kutsal opera tamamiyle bir bütündür. Tanrı bunları tamamlatır. Yaradılış ve Varoluş meleklerin aracılığı ile, Bitiş yani İnsanlığın Sonu ise Şeytan´ın aracılığı ile olur. Biliyorum Oğlum, çok karanlık ve müphem konuşuyorum. Ancak bu kutsal olaylar (Ki bu ince ışığın verdiği) yani kutsal ışıktan alınan kutsal olaylar, bazen uzaktaki bir yıldızı görmeğe benzerler. Fakat bazı sözleri söylerken dikkatli olmamız gerek, olayları yazarken ve söylerken bazı kişiler tarafından sorumsuzca davranıldığı konusunda itham edilmemek için. Olaylar Tanrı´nın Kutsal Gücü´n den geliyor ve O´nun sonsuz iyilikseverliğinden. Kehanetleri yapacağım zaman, ruhsal bir ses aniden geliyor, kimsenin yardımı olmaksızın, suyun üzeri sisleniyor ve ışığı olmayan bir alev görünüyor, aynen aynadaki gibi ve sisler arasından geleceğin olaylarını görüyorum. Oğlum benim, şu an içinde yaşadığımız dönem için kutsal bir sözcük kullanmak istemiyorum. Bugün Kahin diye tanımlanan kimse aslında sadece geçmişi düşünen kimsedir.

Oğlum benim, gerçek Kahin gelecekte olabilecek olan şeyleri, bugünkü olaylarla bağlantısı olmadan düşünebilen kişidir yani içinde bulunduğu durumdan etkilenmez, olay gerçekleşdiği zaman Kahin kehanetin açıklığına istinaden İlahi ve maddesel olayları açıkça görebilir. Ancak bazı kehanetler gerçekleşmez çünkü kehanet çok uzun bir geleceğe bağlıdır. Tanrı´nın gizlilikleri İnsanlar için kolay anlaşılamaz. Olayların gerçekleşmesi bazen çok uzun bir zaman ister ve bu zaman İnsanın algılamasından çok ötededir. Bazen gelecekteki olaylar ancak kehanet bilgilerini anlayanlar tarafından kehanet edilmiş olarak tanımlanırlar, ki bu onların hür iradeli bilgilerinin özüdür. Bu, ne bir bilim aracılığı ile öğrenilebilir, ne de şimdiki zamanda olanların anlaşılmasıyla anlaşılır. Çoğunluklar yaşanan zamanın en yakınındaki olayları ancak bilebilirler. Çünkü gelecekteki olaylar geçmişle beraber bir sonsuzun bağlantısıdır ama bu görünmez bağlantı yıldızların hareketlerinde görülebilir. Bunların nedenleri, göğün hareketine bağlıdır.
Oğlum, söylev vermiyorum ama senin beni iyi anlaman gerekiyor. Senin gelişmiş zekanın dahi tanımlamalarımı anlayamaması, gelecekte olacak olayları da makul olarak anlamana engel olur. Oysa, öğrenilecek olanlar ruhun entellektüel yaradılışındadır. Aslında gelecekteki olaylar ne aşırı gizli, ne de saklıdır. Gelecekteki olayların bir bütün olarak öğrenilmesi, \"kutsal bir düşünce tarzı\" olmadan mümkün olamaz. Çünkü tüm kehanet düşüncesinin kaynağı aktif olarak Yaratıcı Tanrı´dan gelir. Ruh, alıcı yani özümleyicidir, doğal olarak gezegenler arası ışınları algılar ve etkileri alır. Üç olay yani \"Kutsal düşünce ve hazırlık-Tanrı´nın verdikleri-Gezegensel algılamalar\"sonucunda gelecek görülebilir ve bunlar biribirinden hiç farklı değildir. Burası zordur, madem ki bir şeyin olması veya olmaması insanın hür iradesiyle zekası tarafından gerçekleştirildiğine göre, karanlıkta kalan okült olayları sadece ses veya maji aracılığıyla görebilir. Bu ateş ya da alev aracılığı ile gereken yardım Limbo´dan çıkar (Henüz doğmamış olanlarla, vaftiz olduktan sonra ölen çocukların ruhlarının bulunduğu yer), bu şekilde gelecekte olacak olan olayların hangi yönde gerçekleşeceğini öğrenmek mümkündür.

Bu nedenle Oğlum, sana yalvarıyorum. Hiçbir zaman dünyasal mantığını kullanarak bedenini kurutan hayallere ve egoizmaya kapılma, bunlar ruhu kayba ve ölüme gönderirler. Gelecekteki olaylar bizlere kutsal yazılar ve Tanrısal vahiyler aracılığı ile bize zaten aktarılmıştır ama nedense Astrolojik öğeler bunun dışındadır. Astroloji aracılığı ile uzun hesaplar yapar ve Tanrısal vahiylerle bugünkü kehanetlerimi yazdım. Her ne kadar bu büyülü felsefe açıkça yasaklanmamış dahi olsa, ben çoğu yerde saçma gibi gözüken gizli şeyleri çok açıkça ortaya koymaktan kaçındım. Bunlar asırlarca saklı kalmıştı ama sonradan elime geçti. Bu bilginin kullanımı konusunda önceleri şüphem vardı ve hatta bir kısmını Volkan´ın ateşine verdim. Ateşin gücü ve alevler bunları yakarken bir alev havada dansederken garip bir ışık yansıyordu. Normal bir alevden çok daha üstün şimşek gibi havada çakarcasına bulunduğum yeri ışıkla örüyordu. Sonunda karar verdim, gelecekte bu büyülü kitaplardan istifade etmeyecektim, ayın, güneşin ve yer altındaki metallerin gerçekleştireceği total değişimi görmemek için bunları kül haline getirdim.

Bu nedenle Oğlum, bilgiler yetersiz dahi olsa doğal olan karanlık ve mavi ışığın yardımıyla gelecek hakkında kehanetlerde bulunmak mümkündür. İlle de bir kehanet ruhunun ve kahin yeteneğinin şart olduğunu söylemek istemiyorum zira ben gökyüzünün ruhundan çok uzağım. Uzaklığım kadar da ayaklarım yeryüzüne o kadar bağlıdır. Ben de bir günahkarım ama yanlış yapmadım ve yalancı değilim. Bu gezegende yaşayan ve kötülüklerin altında ezilen insanlardan farklı değilim ama geceler boyu çalışarak, vahiyler ve uzun hesaplar sonucunda Kehanet Kitabı´nı oluşturdum. Her Kehanet Kitabı, yüzer dörtlükten oluşmaktadır, kapalı ve gizemli ifadelerle örtülmüş ve astronomik bilgilerle örülmüştür. Günümüzden, 3797 yılına kadar olan devri kapsamaktadır. Bazılarının kehanetlerimin tarihleri konusunda kafa sallayabilirler ama tümü Ay´ın hükümranlığı sırasında gerçekleşecek ve İnsanlık tarafından zeka yoluyla anlaşılacaktır.

Sen dahi Oğlum, İnsanlığın hedefi olan zamana kadar yaşasan bile, göreceksin ki bilgiyle, çalışmayla gökte geleceği görmen mümkündür. Eğer Ulu Tanrı, sonsuzu tanıyan tek varlık ise, kehanet O´ndan kaynaklanmaktadır, bunu içtenlikle söylüyorum. O´nun yüce, sonsuz ve anlaşılmaz iyiliği sonucunda uzun bir vahiy gelmiş ve bize geleceği anlatmak istemiştir. Bu Tanrısal açıklamaya teşekkür ederek, iki temel unsuru bilmeliyiz. Vahiy zekadır, gelecek görülebilir, zekayı etkileyen, doğaüstü bir ışıkla aydınlatan ilham birincisidir. Diğeri ise, geleceği öğrenen kişinin, Yıldızlar Doktrini ile kehanet yaptığıdır.
Peygamberler vahiy yoluyla herşeyi açıklayabilirler. Tanrısal Ruh, onlara doğal bir seçim sonucunda bir armağan vermiştir, peygamber bilir ki kehanette bulunduğu şey doğru ve gerçektir. Kaynağı gökteki Tanrı´dır. Vahiy bir alev. bir ışık gibidir ama hiç azalmaz. Astrologlar da, yıldızların ve gezegenlerin doğal ışınlarının bilgisinden o kadar emindirler ki, vahiylerden de yararlanarak en derin uçurumları dahi keşfedebilirler. Ama Oğlum, burada durmalıyım. Daha çok ileri giderek, bu konuya fazla girmek istemiyorum, ruhunun kapasitesini denemek amacında değilim. Daha yazarsam büyük kayıplar olabilir.

Şunu söyleyebilirim ki, gelecek olan Son´dan önce dünya bir çok defa tufanlarla karşılaşacaktır. Yeryüzündeki her kıta sular altında kalacaktır, bu tufanlar o kadar uzun sürecek ki, denizlerde ve yüksek dağlarda yaşayanların dışındaki herkes ölecektir. Ama tufanlardan önce birçok yerde yağmurlar az ve kısıtlı olacaktır. Gökten yoğun biçimde yanık ve ateşli taşlar düşecek ve bu olay çok ani olacaktır. Son kıyametten önce, Mars Gezegeni evresini bitirirken bu olaylar başlayacaktır. Gezegenlerin bakire yıldız kümesinde toplandıklarında ve diğerlerinin Yengeç Burcu´nda olduklarında, daha uzun yıllar sonra. Şu anda bizi Yüce Tanrı´nın doğrultusunda Ay yönetiyor, bu dönemin ardından Güneş evresi gelecek, daha sonra da Satürn. İşte Satürn evresinin hakimiyeti dünyasal devrimin yaklaştığı zaman olacaktır. Şu an için şunu yazabilirim ki, 477 yıl, 3 ay ve 11 gün sonra hastalıklar, kıtlıklar, savaşlar, tufanlar nedeniyle başlangıçta ve sonda toplum çok az olacaktır. Yeryüzünde insan çok azalacaktır ve onlar da kalan toprakları işleyecek kadar çok olamayacaklar ve toprak kendi halinde kalacaktır. Göksel hareketlerde bizler henüz Yedinci Binlik´teyiz, Sekizinci´ye yaklaşırken yani Sekizinci Çember yaklaşırken Satürn gökte gözükecektir. O zaman gök yine harekete başlayacak ve Yüce Tanrı devrini tamamlamak üzere gelecektir.

Spiral hareketler, yeryüzünü stabil ve normal tutabilecek güçtedirler ama bu değişecek ve yeryüzü sonsuza kadar aynı eğimde kalmayacaktır. Yaratıcı Tanrı gönderdiği ateş ve alev haberciliğiyle bizim irademizle ve hatta gözlerimizle görecek kadar bilgi gönderir, buna geleceğin yorumu da dahildir. Amaç gören kişinin diğerlerine gördüklerini aktarmasıdır. Kehanetlerimin görünür ve anlaşılır halleri vardır ama bazıları hayal olabilir. Akıl açıktır madem ki herşey Tanrısal Nefs aracılığı ile görülebilir, buna geleceğin ruhu da dahildir. Gün boyunca yaptığım astronomik hesapların gösterdiği gerçekler, gelecekle ilgili kutsal kehanetlerle homojen olarak kaynaşmıştır ama unutma astronomik hesaplar serbest iradeden kaynaklanırlar. Şimdi dinle Oğlum, gezegenlerin yörüngelerindeki hesaplarımla, bana vahyedilenlerin açıklamaları uyum içindedir. Ölümün kılıcı bize korkunç savaşlar ve hastalıklarla yaklaşmaktadır. Öyle savaşlar olacaktır ki, son üç nesilde görülenler hiçtir, korkunç bir kıtlık yeryüzünü dehşetle vuracaktır. Yıldızların bağlantılarının gösterdiği gibi böyle olacaktır. Çünkü gerçekten denildi ki, onların haksızlıklarını, günahlarını demir bir sopa ile ve kırbaçla cezalandıracağım.

Tanrı´nın lütfu asla kaybolmayacaktır Oğlum, büyük tufanlar gerçekleşene kadar. O korkunç tufanlar sırasında Tanrı diyecektir ki, onlara acımayacağım. Kehanetlerimde bunların olacağı zamanları ve yerleri hatta başlangıç ve bitiş zamanlarını açıkça bildirdim. Bazı insanlar bunları görüp anlayacaklar. Olaylar kesinlikle gerçeleşecektir, o zaman sağ kalanlar daha sonra gerçekleşecek olanları çok daha açık olarak öğrenecekler. Ancak cehaletin ortadan kalkacağı dönemler geldiğinde olaylar daha açık olacaktır. Oğlum, burada bitiriyorum, baban Michel Nostradamus´dan bu armağanı kabul et, baban mevcut dörtlüklerinin içindeki kapalı kehanetlerimin her birini anlamanı ümit etmekte.
Tanrı´nın mutluluk, iyi bir verimlilik, uzun bir yaşam vermesini diliyorum senin için ve dua ediyorum.
Baban Michel de Nostradamus
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bona fide

#1
merhaba bigsenfoni ilkkez okuyorum bu mektubu yine kafam ambalaj gibi. düz mantıkla değerlendirdiğimde oldukça ürkütücü başka mana veremiyorum derinlik olarak neye odaklanacağımı bilemedim. verilen tarihe yaklaşmak üzreyiz bana korkunç gelen kehaneti sen nasıl yorumlarsın yazıldığından farklı mı? bugün yaşanan savaşların daha kötüye ve geniş alana yayılacağı ve göksel olayların buna eşlik edeceği öngörüsü insanlığın yine sınavında başarısız olacağını ve gazabı tadacağını mı anlatmakta kazananı yok yani.yazıya göre evrende gezegende değişim dönüşüm oldukça yıkıcı. duygusal bakıldığında insanın özgür iradesi bunu istemez. özgür iradeninde üstünde bir gücün yaptırımında nasıl teselli bulunur yada tesellisi var mıdır? sürecin gereği mi bu değişim için olması gereken mi olacak. misal insanlık iyi ve barışçıl olsaydıda dönüşüm için azametli ve yıkıcı olaylar mı olması gerekirdi bunlar benim fiziksel bedende duygularıma bağlı olmamdan mı yani olay insanın dünyaya kazık çakmayacağını anlaması için mi niye sinir bozucu geliyor bu yazılanlar. dünyaya dair ne varsa unutmaya başlasak iyi mi olur. 20 sene sonra bambaşka alemdenmi bahsedilecek.senin ay evresi güneş evresi satürn evresi dönemlerini tarihsel olarak biliyormusun hala ay evresindemiyiz. ay evresinden sonra güneş evresi ve satürn evresi daha daha iyiye yol alınacağını ifade etmezmiydi. aslında nostradamus daha sevgi ve iylik dolu bir döngüye merhaba diyeceğiz demek yerine dur şunları biraz korkudan süründüreyim diyip bilerek olumsuz bir senaryo mu çizdi.

cehaletin ortadan kaltığı dönemlerde olduğumuzu varsayarak, herşey çok daha güzel olacak diye düşünsek, nedense böyle yani daha güzel olacağına inanıyorum. polyannacılık değil bu inancım yaşamımda kendi dönüşümlerim her bir adım sonrası için daha iyisine kapı açtı bu yüzden pozitif bakıyorum.yazı bilerek korkunç yazılmış gibi yada insanlık o kadar çok iğrençlikler deneyimlediki sonrası ancak sevgi ve ışık olabilir.
 

Tgur

#2
Monoteist bir anlayışa esir olmuş hiç bir bilgi tanrıyı insanla bütünleştirmemiş bir halde sunulduğunda sadece KH a hizmet eder ve sergilenmiş olan manipülasyonu mantıksallaştırmaktan başka hiç bir işe yaramaz..
Onun için Bonafide korkuyu bırak korkuda tanrı senle değildir..


bona fide

#3
merhaba tgur evet dünya algımla baktığımda bu senaryo felaket. hırsızın h,ç mi suçu yok diyerek nostradamus ve diğer kehanetciler neden bu şekilde yıkıcı tablo çiziyor mesajlarda. yani inandırıcılığını kaybedeceği aşikar bir süre sonra hani sen kanal tartışmasında celselerde alıntı yapmıştın

S: (L) Eğer tüm bunlar 3. seviye düşünüşü ürünüyse ve eğer bu kehanetlerin çoğu sembolikse, tahmin ediyorum ki bu kehanetler aslında enerjideki hareket ve değişiklikleri işaret ediyor.
A: Evet.

S: (L) Peki eğer bu enerji değişimleri meydana gelecekse, kehanetlerde değişeceği söylenen şey aslında gezegendeki insanlar ya da insan grupları ve belirli kitleler mi? Bu afetler bireysel ve veya kolektif bir temelde ruhta meydana gelecek afetleri mi yansıtıyor?
A: Yakın.

bu cümbüş ortalığı karıştırma yani korku salmakla ne elde edilecek dediğimde korku kh ların besini diyeceksiniz nasıl besini olabilir diye düşündüğümde onlara inananların kulu kölesi olacak ve onlara hizmet edecek insan kitleleri.

başka bir celse alıntısında şu yazıyordu,

S: (L) Doğru kavram nedir?

C: Herşey derslerden ibaret. Düşünceler varoluştaki tüm gerçekliği birleştiriyor ve hepsi paylaşılıyor.

S: (Susy) Tüm düşünce formları tarafından yaratılan bir enerji dalgası üzerinde mi seyahat ediyorsunuz?

C: Varolan her şey düşünce formlarıdır!

bir başka alıntı,

S: (L) Zaman/mekandaki farklı noktalar.. Gelecek sadece bilincin farklı bir odağı mı? Herşey eşzamanlı mı?
C: Evet. Eğer bu doğruysa neden burada lineer/doğrusal bir mantık uyguluyorsunuz? Görmüyor musunuz, sizinle şu an birleşiyoruz!

S: (L) Anladım. (TR) Yani dalga geldiğinde eğer hazırsak dalga bizi 4. yoğunluğa taşıyacak ama o noktada sizinle 6. yoğunlukta gerçek bir birleşme yaşamayacağız ama bir yoğunluktan diğerine geçiş sırasında tüm odak noktaları birleştiği için bir "birleşme" deneyimleyebiliriz, doğru mu?
C: Kısmen doğru, kısmen ilgisiz.

S: (J) Hangi kısmı doğru, hangi kısmı yanlış? (T) Dalga geldiğinde, 4. yoğunluğa geçecek olanları oraya taşıyacak, bu kısmı doğru mu?
C: Açık.

S: (TR) Hangi kısmı açık?
C: 4. yoğunluk adayısın.

S: (TR) Yani biz 4. yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4. yoğunluğa geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?
C: Kısmen.

S: (TR) 4. yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4. yoğunluğa geçecekler, doğru mu?
C: Yeterince yakın.

S: (TR) 4. yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?
C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. "Aydınlanma" denen şey işte bu!

S: (TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: "Sonsuza kadar" sürmüş görünebilir.

S: (L) "Rapture" (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?
C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.

ve son olarak

S: (L) Yani Dünya bir boyut perdesinden geçecek, öyle mi?
C: Ya da bir Dünya. Herşey yalnızca bir derstir, bundan başka hiç, tekrarlıyoruz hiç birşey değildir.

işin tuhafı bana göre olmaya çalışmakta gereksiz, mış gibi hatta ikiyüzlülük. tamam çenemi kapadım. meditatif zihne bürünüyorum.
 

Tgur

#4
"bu cümbüş ortalığı karıştırma yani korku salmakla ne elde edilecek dediğimde korku kh ların besini diyeceksiniz nasıl besini olabilir diye düşündüğümde onlara inananların kulu kölesi olacak ve onlara hizmet edecek insan kitleleri."

Bonafide kardeşim biraz bilmişlik gibi gelse de şunu söylemekten kendimi alamayacağım kısa zamanda gelişmeler gösteriyorsun, negatif besinini anlamak kolay gelmez herkese hatta zihnin  ütyopik anlaşılmayan şeyler bölümüne atılır ve bunlar birikince ve çözülemeyince o bilgiden vazgeçilir terk edilir . Sana tavsiyemi tekrarlayacağım ,sakin ve yavaş yavaş git ve anlaşılmayan her konuda durma geç şimdi yaptığın gibi gerekirse sor mutlaka cevap verilir.

Kasyopya insanı tez verdirir gibi çalıştırır zihne oturacak bilgi kendi çabanla olduğundan ve çok başka şeylere dokunduğundan kişiye ruhsal yükselişinde kendini tanımanın mutluluğunu verir..

Diğer konulara dönelim,

"işin tuhafı bana göre olmaya çalışmakta gereksiz, mış gibi hatta ikiyüzlülük. tamam çenemi kapadım. meditatif zihne bürünüyorum."

K.lar birşey olmaya çalışmayın bilincinizin kapasitesini arttırın der,bu da benim defalarca tekrarlayıp belirttiğim bilgi alma konusunda ısrar ile çalışmaktan ibarettir Tabii bunda bilgi kirliliğini hesaba katarsak bir sürü handikap var ,maniplasyonlar kesindir şeklinde algılansın diye bir çok ritüel , hurafe diyeceğimiz destanlar ,söyleşiler ve bilgide itibar görmüş ağır kişi kabul edilenlerin beyanları var ,bunlar içinde hakiki bilgileri ayıklamak insan için çok zor ,ama şunu gördüm ki öz sesini dinleyerek düşünceyi terk etmeyerek,gölge vadilerinden geçerek samimi bir bilgi alma macerasında mutlaka rüya vizyon eneteresan kişilerle karşılaşma gibi olumlu şeyler olmakta bundan da evvelce çok bahsettim,velhasıl herhangi bir şey olmaya çalışmaktan ziyade bilgide genişleme insana çok şey kazandırıyor.Bu arada yanlış notalara basmalar oluyor onu "gölge vadilerinden geçme" şeklinde belirttim.

Her neyse fazla uzattım ,en son aktardığın alıntıda şu bölüm çok önemli geldi ,3 yoğunluk zamanı dışında yani zamansızlıkta bu olguyu anlayabilmek bence çok şeyi açıklar gibi,
--------
"S: (TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?
C: "Sonsuza kadar" sürmüş görünebilir."
--------
Zamanın sınırlılığından sıyrılmış bir bilinç için başlangıç,bitim sonsuzluk gibi kavramlar olmayınca algılanmış şeylerin yaşanacağı bir hali düşünüyorum ,dördüncü yoğunlukta değişken fiziksellik hadisesinde eğer kişi üçüncü yoğunluk hasreti ve veya bağımlılığı dediğimiz şeyi arzular veya algılarsa yine dünya yaşam özelliklerini yaşayacaktır ,eğer bilgisi ve inancı ile diğer yoğunlukların da olduğunu hatırlar veya devreye alırsa (ki burada bilgiyle oturmuş inanç çok önemlidir) dördüncü yoğunluk veya diğerlerini benimseyecektir.Tabii bu inancın içinde primer olanı belirtmek istersek yaradandan kendini ayrı tutmamaktır.


bona fide

#5
teşekkür ederim Tgur. forumun kitaplık bölümünde Kasyopa celselerinde buraya kopyalamayı bilemedim 22 haziran 1996 ve 29 haziran 1996 yılına ait kayıt pdf halinde, söylediklerini ifade ediyor. değişimlerin fiziksel faktörlerden çok ruhsal faktörler olduğuna söylenenlerin sembolik olduğuna dair. ferahlatıcı celselerden biri. ben celse değerlendiriyorum vay ukala, yani zihnimi rahatlattı o yüzden ferahlatıcı dedim bişey bilmediğimin farkındayım. önyargılarım içinde celselerde mesaj verenlerden özür dilerim.

ve Tgur senin dürtmelerin sayesinde kendi tarafımdan yanlış anlamayı çözümledim sana gerçekten çok teşekkür ederim.
 

Tgur

#6
[:)] Estağfurullah dürtmek ne demek sen kendi kendini motive ediyorsun biz de o enerjiden faydalanıp daha doğrusu sürüklenip bilip bilmediklerimiz üzerine yeni yeni yorumlaşmalar buluyoruz..