Çağların yalanı: “Hindistan’da şiddetsizlik kazandı”

Başlatan bona fide, 07 Ocak 2018, 23:31:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

K'lar "hepiniz KH'siniz" diye tekrarlayıp dururken bunu boşuna yapmıyorlar. KH'yiz hepimiz. Gayet benciliz ve bu anlamda kötüyüz. Bizim bencil/egoist olmama ölçütlerimiz ancak göreceli karşılaştırmalara göre yapılıyor. Falancasına göre daha az bencilsindir, falancaya göre daha kötüsündür vs. Tek bir canlıya zarar vermeden tek bir gün geçirebilir misin? Örneğin kopardığımız, parçalayıp yediğimiz bitkilerin canı, sinir sistemi, hissiyatı yok mu? Sırf onları "avlamamıza" hayvanlar kadar belirgin veya güçlü reaksiyon gösteremiyorlar diye gıda niyetine tükettiğimiz bitkilerin hiç acı çekmediğini, özgür iradelerinin hiç ihlal edilmediğini mi sanıyoruz acaba?

Hoşumuza gitse de gitmese de doğada, hayatta bazı doğal hiyerarşiler var. Bitki öldürme çok hafif bir suçtur bizim için, evrimsel skalada bize biraz daha yakın olan hayvan türünü öldürmek biraz daha ağırdır (hayvanına göre dereceli olmakla birlikte) ve kendi türünü öldürmek çok daha ağır bir suçtur, eğer bunları "suç" kavramıyla ifade edecek olursak. Tüm bu öldürmeler, işkence etmeler arasında hiçbir fark olmadığını söylemek bir anlamda doğru olmakla birlikte, bir anlamda da doğru değildir. Eğer bu mutlak ve istisnasız anlamda doğru olsaydı, o zaman hepimiz mutlak manada vahşi, suçlu canlılar olurduk.

İnsanların "varsayılan ayar" olarak KH durumunda olması, çocukların KH'liği gibidir bir bakıma, çünkü insanlık ruhsal seviye anlamında çocuksu bir seviyededir. Çocuklar, özellikle küçük çocuklar doğal olarak genellikle bencildir, kendi çıkarlarına odaklanırlar, öyle de olmak zorundadır. Kendilerini koruyabilmeleri, gelişebilmeleri için vermekten ziyade almaları gerekir. Ve mutsuz olduklarında genellikle bakıcılarına veya çevrelerindekilere ciddi rahatsızlıklar verebilirler ve bazen ciddi manada "zalimleşebilirler." "Hayvansı" bir durumdur bu kısmen. Hayvanlar genel olarak çok daha "otomatik" biçimde kendi çıkarlarına odaklanmış haldedirler ve avlamak ve avlanmak çoğunun yaşamının en doğal parçasıdır. Bu sadece bir hayvanın başka bir hayvanı yemesiyle sınırlı değildir, hayvanların bitkileri yemesi de en nihayetinde bir tür avlanmadır, bir tür can almadır.

Tüm bunları söylerken elbette insanlığın böyle devam etmesi gerektiğini, karşı karşıya kaldığımız tüm sefaletlerin, işkencelerin, kötülüklerin itiraz edilmesi gerekmeyen doğallıklar olduğunu söylemiyorum. İnsanlık maalesef olması gerekenden çok daha fazla KH'ye kaymıştır. Bu resmen bir hastalık halidir, ciddi bir anormalliktir. Bu KH'liğin bir kısmı "profesyoneldir", organizedir, yetişkin işidir (global mafya), bir kısmı ise daha çocuksu, bireysel, gelişigüzel, değişken niteliktedir (bireysel ve değişken cinnet halleri). Aslında bir bebek, bir çocuk doğma, büyüme aşamasında anasına-babasına veya genel olarak ailesine resmen işkence eder. Ama anne-baba sabreder. Hayat da bize sabrediyor.

Büyük ölçüde avcı-toplayıcı olan atalarımız muhtemelen ruhen ve bedenen şu anki insanlığın çoğunluğundan daha sağlıklı ve daha ahlaklı durumdalardı. Beslenme amacıyla avlanmak şiddetli bir ahlaki kötülük anlamına gelmek zorunda değildir. Elbette kötü bir yönü vardır ama hayat insana "avlanma!" veya "diğer canlıları beslenme amacıyla öldürme!" diye bir emir veya koşul dayatmadığı gibi muhtemelen bunu teşvik ediyor. Ama buna sonsuza kadar devam etmesi için değil, ruhen ve bedenen belirli bir olgunluğa erişince başka canlılara zarar vermeden de varlığını sürdürebileceği bir noktaya ulaşacağını biliyor. Ve üstelik avlama ve avlanma hayvanların hayatının ve derslerinin en doğal parçalarından biridir. Öldürülmek yok edilmek anlamına gelmez, sadece mevcut fiziksel bedenden ayrılmak zorunda kalmak anlamına gelir. Ve öldürülmeyi, avlanmayı deneyimlemek de "kendini geliştirmek" için öğrenilmesi gereken derslerin bir parçasıdır. Elbette bu yine de bir tür "vahşettir" ama yine de genel anlamda bir insanın bir diğer insanı ve/veya insanları öldürmesi kadar büyük bir vahşet değildir "ruhsal dersler" anlamında. Tarımsal/yerleşik hayatın doğrudan ve dolaylı şekillerde neden olduğu yozlaşmalar sonucu insanlık artık hayvanları daha vahşi, daha onursuz şekillerde öldürdüğü gibi sırf tüketim çılgınlığı nedeniyle hayvanlara artık resmen düzenli olarak işkence edilmektedir. Göçebe-avcı-toplayıcı atalarımızın hayvanlara bu şekilde veya bu kadar fazla işkenceler yaptıklarını sanmıyorum.

Hayvanları öldürmenin ve kullanmanın/sömürmenin bile bir derecesi, ölçüsü ve adabı var veya olmalı. İnsanlık büyük ve son derece zorlu bir değişim/dönüşüm dönemine girdiği için ne yazık ki vahşetlerin boyutu tırmanmaktadır ve bundan çok daha kötü zamanlar görmek zorunda kalmamız muhtemeldir. Ama bunun zaten çok uzun zamandır devam eden bir sefaletin, bir işkencenin bitişe (niyete, yol ayrımına, hesap kesimine) yaklaşması olarak görüp bu dönemin sunacağı ve sunmakta olduğu fırsatlardan yararlanmamız gerekiyor.

bona fide

söylediklerime bakarak bana sorduğun soru, pes.hayretler içersindeyim bozadi. deminden beri eklediğin yazıları okuyordumda. öncelikle senin et tüketme nedenine ilişkin pişerken o lezzetli kokusu cazibesi senin bir yaşamı sona erdirmen için geçerli bir mazeretse buna diyeceğim bir şey yok seçenekler varken bir yaşamın sona erdirilmesi yavrusunu koruyan tavuklara rastladınmı hiç köyde civcivine yaklaşmay kalktığında ne yapardı. şimdi tesislerde canlı canlı çöpe gidiyor erkek civcivler. civcivde olsa bugünkü bilinç düzeyimizle onun bir yaşam hakkı olduğunu biliyoruz ve bu konuda farklı seçenklerle doğaya canlılığa en az hasar vererek yaşamk zorunda olduğumuzuda biliyoruz. yok efendim eskiden kültürümüzde et yemek vardı filan falan bozadi dünyanın her kültüründe var hatta öyleki insan kasaplarından bahsedilir onu geç genç bakireler verimi artırsın diye kurban edilirmiş tanrılara. bunlar neden elemine edildi neden vazgeçildi bilinç arttıkça farkındalık arttıkça değişimle. bu gün bir bakirenin öldürülmesini kendi türünün davranışını ilkel bulabilirsin sırf sana benzediği insan türü olması nedeniyle oysa hayvan itiraz edemez isyanını dile getiremez. lezzeti için yediğini kendin yazıyorsun. dediğin gibi herkes aynı görüşte olmak zorunda değil. soruna gelince vegan aileyiz 4 yıldan fazladır kızlarım sayesinde vegan oldum onlara müteşekkirim. onlar benim görmediğim görmezden geldiğim hiç umursamadığım canlıların acılarını bana gösterdi o duyguyu deneyimletti.dünyanın sadece insanlara ait olmadığıni öğretti.vejateryen insanlar hayvanlardan izinmi alıyorki eti sütü yumurtası için tüketme cüretinde bulunuyor. insanın kendine bu konuda toleras gösterip hayvan sevgisinden duyarlılıktan bahsetmesi ikiyüzlülük bana göre. net olmalı insan. hani yaratılan herşeyde yaratıcıyı görmek sevgide eşit muamele bu bilinç düzeyi için artık neyn ne oduğu en azından bu konuda herşeyde yaratıcıyı görebilmekse sevgi big big big.
altta kitaplar alıntılar yapmışsın ha evet gut hastası çok yakın tanıdğım var bir lokma şiddetli yese ağrıları başlıyor. benim olaya bakış açım tamamıyle etik. sağlık sorunları insnaların senind ebahsettiğin üzre hareketsizlik kirli hava ve kilo vs. bunun yanında sağlık açısından vegan beslenmeyle tedavi edilen hastalıklar var. http://www.doktormurat.net/ara/makale-arama linkteki sayfada arama butonuna vegan yazarsan çıkan makalerde bulabilirsin. gelelim avcı toplayıcı toplumun tarımla tabiri cizse yıkımına sen buna inanıyormusun bu gün ülkeleri halklarını avcı toplayıcı yaşadığını düşün. insanların birbirini yiyeceğine eminim. bilinçle kendini korumayı barınmayı yerleşik düzenle sağladı insanoğlu bu arada eklediğin ikinci kitabın yazarı Yuval Noah Harari o kştabı yazdıktan sonra vegan olmuş sanırım https://www.youtube.com/watch?v=d46sysXH1Jo ki başka videolarını kitap tanıtımı için söyleşilerini dinledim bana birilerinin şişirdiği balon havasını verdi doğruluğundan emin olduğu değilde söylenmesi gerekenleri söylüyormuş gibi. insanı da mal gibi sürü gibi ele alıyor sanki insanoğlu ulan sürekli çoğalmalıyız dünyayı yaşanmaz hale getirmeliyiz diye toplu karar almış her fırsatta üremeye gayret etmiş gibi saçma abuk yaşam koşulları savaşlardan kötü politikalardan değilde fazla nufustan kötü pöff.kaç kişi olsa bu şartlar düzelecek onuda o elitler belirliyor vay anasına. izlenim sadece bu. geçmişe bakıp yaşayamayız yerimizde esayarız buna beslenmemizde dahil vahşi çağdışı dediğimiz eylemlere dur diyebiliyoruz bilinç geliştikçe empati yaptıkça. et endüstrisi tekelleşmeye başladığından beri etin faydaları abartı boyutunda ilaç endüstriside belirli 6-7 firmanın tekelinde o devler insanları reklamlarla tanıtımlarla kitaplarla medya basın yayın yoluyla istedikleri gibi denetleyebiliyor kontrol altında tutabiliyor yönlendirebiliyor. ve dediğim gibi ne sen eti savun ne de ben evganlığı seni sevdiğin bir eylemden vazgeçirmek gibi düşüncemde yok senin yazara verdğin tepkiyle konu buraya vardı ki sayende yazarın vegan olduğunu öğrendim. birde şunu eklemek istiyorum görmezden gelmek orada hayvanlarıa kıyımın olmadığını yaşamların sona erdirildiği gerçeğini değiştirmiyor. tarım devrimi tuzak değil kurtuluş bana göre ancak bunu küresel güçlerin güçlü olanın yönledirmesi uyarlaması değiştirmesi genetik değişimleri tuzak olan bu insan soyunu azaltmak için yapılan uygulamalar. bu da ayrı bir konu. bizler korkuyu değil sevgiyi ışığı beslemeliyiz. bende kim oluyorsam. yinede sevgide buluşalım. insanlar daha az tükettikçe daha azıyla yaşadıkça çok şeyler değişecek. iyi geceler
 

bona fide

son cevabını okumamıştım be cevap yazarken eklemişsin.  hmmm bozadi beni şaşırtıyorsun. başına bişeymi düştü acaba diye hayıflandım. ilk tepkilerinden sonra bu yazı temiz bir nefes gibi oldu. hayvanların hepsi etçilgibi hava oluşuyor sen hayvanlarda etle besleniyor dedikçe. ki insanların ateşi bulması insanı etçil yapmadı eti tüketebilmesini sağladı. etçil hayvanları  insanla kıyaslamanın eşit olması için insanında dişleriyle onun kemiklerini parçalayabilmesi çiğ tüketebilmesi gerekir adil olmak gerekirse. oysa insan ancak pişirerek onu sindirecek hale geliyor. pişirerek kullandığı avantajla yaptığı eylemi kabul edilir hale getirip etçil olduğunu söylemesi ancak insana uygun bi kurnazlık. atalarımızı örnek veriyorsun et tüketmek bahanesine bahene evt çunki artık bunun zorunluluk olmadığını seçenekler olduğunu ve başka bir yaşamın yok etmeye hakkımız olmadığının bilincindeyiz şimdideyiz atalarımızın kızılderililerin ilk insanların baktığı yerde değiliz.  zaten son yazında yazdıkların insanın değişimi dönüşümü adına basamakları yaşamızda her deneyimde kendimiz varız ve o yüzden yargılamak olmamalı amacımız bundan kaçınarak cevap yazmaya çalışıyorum. defalarca kez gelip deneyimlediğimiz yaşamlarımızı düşünerek ve geriye dönmeden geçmişle zaman kaybetmeden şimdi ve yarına korkusuz daha bilinçli pozitif düşüncelerle bakmalıyız. plaides öğretilerini okuyorumda yeniden birazdan göğe yükselebilirim insanı fazla motive ediyor içi boş özgüven gibi değilde cesaret verir gibi.
 

bozadi

Evet, Yuval Noah Harari veganmış, şaşırdım bunu okuyunca ama insanlığın "tarımsal sisteme" geçtikten sonra hayvanlara yapılan işkencelerin kat-kat artmasına bir tepki olarak vegan olmuş okuduklarımdan anladığım kadarıyla ;)

Belirttiğim gibi, ben vejetaryenliği veya veganlığı ille de kötü birşey olarak görmediğim gibi hayvan hakları konusundaki duyarlılıklara büyük bir saygı duyarım. Ama vejetaryenliğin veya veganlığın "dayatılması" anlamına gelen tutumlara neden karşı olduğumu, meselenin neden iddia edildiği kadar basit olmadığını açıklamaya çalıştım yalnızca kendi bakış açımdan.