Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Budist psikoloji

Başlatan bona fide, 21 Nisan 2018, 21:05:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bona fide

https://www.aymavisi.org/psikoloji/Budist%20Psikoloji.html
.............

Nefretten bahsederken bir başka kişiyi veya o kişilere ait olanları ya da onlar için değerli olanları yok etme veya itmek isteği olarak tarif ettin. Daha önce sayın ekselansları,bir insanın şefkat merhamet duygusunu kendisi için hissetmenin mümkün olup olmadığı konusunda bir konuşma yapmıştı; şimdi ben de buna paralel bir soru sormak istiyorum. Kişinin kendisinden nefret etmesi mümkün değil mi? tanımlamanızda bu duygu sanki sadece karşı tarafa yönelik bir duyguymuş gibi algılanıyor.
Matthieu'nun cevabı biraz ilginçti: Kişinin kendisinden nefret etmesinden bahsederken buradaki nefret aslında duygunun kaynağını oluşturmamaktadır. Kendinize kızmış olabilirsiniz ama bu gururdan kaynaklanan bir durum olabilir, kendinizden beklediğinizi verememiş olduğunuzu fark etmenizden doğan hayal kırıklığı bunun sebebi olabilir. Ama gerçekten kendinizden nefret etmezsniz.
Alan tam bir tespit yapmak istiyordu "öyleyse budizmde kişinin kendisinden iğrenmesi nefret etmesi gibi b,r durum yok?
Matthieu tutumunu değiştirmedi. Herhalde yok, çunkü bu, her canlının "acı çekmekten uzak durma" temel arzusuna karşı olan bir durum olurdu. Kendinizden nefret ediyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz çünkü kendinizi, olduğunuzdandan çok daha fazla, çok daha başka bir yerde görmek istiyorsunuzdur. olmayı arzu ettiğiniz gibi olmadığınız için veya bunu yeterince çabuk gerçekleştiremediğiniz için kendinizle ilgili düş kırıklığı yaşıyor olabilirsiniz. Kendinden imrenmenin esasen egoyla çok yakından ilgisi vardır. intihara kalkışan bir kişi bile bunu kendisinden nefret ettiği için daha fazla acı çekmekten bir kaçış yolu olarak gördüğü için yapar.
Matthieu intihar etme konusunda başka budist görüş daha ileri sürdü: kişi aslında bir şeyden kaçamaz çünkü ölüm bir başka var olma haline geçiştir sadece. dolaysıyla acı çekmekten kurtulmak için yapılacak en iyi şey problem ne ise onu bu dünyada ve şimdi çözümlemeye çalışmaktır; bu mümkün değilse, kişinin probleme karşı tutumunu değiştirmeye çalışmak gerekir.
seksen dört bin negatif duygu
konuşmasının ana temasına geri dönerek devam etti Matthieu " budist ibadet ve öğretisine göre bakıp soruyoruz, bu yıkıcı duygular nereden kaynaklanmaktadır? Aslında hepimiz biliriz ki, insanlar çocukluklarından yaşlılıklarına kadar geçen süre içinde surekli değişmektedirler. Vucudunuz hiçbir şekilde aynı kalmaz ve aklımız da her geçen saniyede yaşadığımız her bir olayda tecrübe edinerek gelişmektedir.Bizler sabit bir dönüşüm içinde, sürekli değişerek yaşayan varlıklarız. Ama aynı zamanda her şeyin temelinde bizi biçimlendiren bir şey vardır, ta çocukluktan beri değişmeden kalan "ben" i oluşturan şey.
Bu 'ben' 'yapışkan ego' diyelim buna yani kişiliğimizi temsil eden varlık deyince aklımıza 'ben çok sıcakladım' veya 'ben üşüdüm' dediğimiz zamanki ya da birisinin bize seslendiği zaman kastettdiği 'ben' anlaşılmamalı. Yapışkan egodan kastedilen şey, insanın varlığının en temelinde olan değişmez bir mevcudiyete çok köklü ve gözü başka şeyi görmez, sıkı bir bağlılıktır ve insanın kendisini 'özel kişi' addetmesine neden olur.
Yine bizler bu 'ben' in hassas bir yapısı olduğunu onu korumamız ve hoşnut tutmamız gerektğini hissediyoruz. Buradan tiksinme ve çekici bulma konuları yine çıkıyor ortaya: 'ben'i tehdit eden herşeyden tiksinme ve itme, 'ben'i hoşnut tutan ya da onu rahatlatan her şeyi d eçekici bulma; bunlar kişinin kendisini güvende ve mutlu hissetmesine sebep oluyor. işt bu iki temel duygudan (çekici bulmak ve tiksinmek/itmekten), çok sayıda ve çeşitte duygular doğmaktadır.
........
hayali ben
 Neden bütün bu temel duyguların hepsi 'ben' olgusuyla bu kadar yakından ilgilidir. farz edelim ki birisine birden bire "lütfen kızar mısınız, hemen şimdi, çok kızgın bir hale gelir misiniz?" dediniz, oysa kimse hemen oracıkta tamamıyla kızgın bir hale gelemez, bnu hiç kimse yapamaz, ancak belki aktör kısa bir süre için kızgın bir insan halini canlandırabilir.
Ama aynı kişiye derseniz ki 'sen hergelenin tekisin; sen ne berbat bi herifsin' artık fazla uzun beklemenize gerekmeyecektir. bu kişi istediğiniz kısgınlık moduna hemen girecektir. bu fark nereden kaynaklanmaktadır? çünkü siz o 'ben'i hedefleyerek vurmuşsunuzdur. bir kişilik olma nosyonu, her türlü duygunun kaynağı olduğuna göre, eger duygularla çalışmak arzusundaysanız öncelikle bu 'ben' olgusunu derinlemesine araştırmanız gerekecektir. Ama gerçekten de 'ben' olgusu tek ve bağımsız bir varlık olarak analiz edilmek üzere bekliyor mu?
Budist felsefe ve inancında bu 'ben'in sadece bir hayalden ibaret bir şey mi olduğu, sadece ortaya atılan yeni bir görüşe atılan bir isim mi olduğu veya devamlı dönüşüm içinde yaşanan sürekli bir değişim mi olduğunu anlamaya çalışan çok derin bir yaklaşım vardır. 'ben' vucudun bir parçasında yer almamaktadır. veya vücudu bir bütün olarak kaplayan bir şey olarak da görülememektedir. Bilinçte yer aldığını düşünebiliriz. Ama bilincin kendiside  devamlı dönüşüm içinde yerini almış akış halidir. Geçmiş, düşünülmesi sona ermiş düşünce, olmuş ve bitmiş olanla, henüz doğmak üzere  olan arasında bir yerde asılı kalmış olarak, nasıl olurda bu gerçekten var olabilir.
.....

konudan alıntıladığım paraflar dikkatinizi konuya çekip okumanızı sağlamak içindir.  duygular ve onlarla nasıl mücadele edileceğini anlatan fransız budist rahip Matthieu Ricard. vaftiz babası kim dersiniz Gurdjieff. söyleşi tarzında hatta konu hakkında yorum yapmaya cüret edemiyorum farklı düşünemiyorum düşünüyor olsaydım bu kadar objektif de olamazdım.  tespitler bana şu an çok yerinde geldi. çok beğendim. bazen alıntıların içine abuk subuk şeyler yazmak istiyorum nasılsa kimse okumaz diye. yazabilirim de. bu yazıyı kopyalamadım o seçenek yoktu sayfada sizin için yazdım tek tek harf harf sayın forum sakinleri. gerçi içeriği değerlendirince bu konuya benden başka kimsenin ihtiyacı yokmuş gibi düşünceye kapılıyorum daha bu gün foruma yazdığım yazı dejavu hissi doğurdu ama başkasının düşüncesini hatırlama adına. adamın bana geçen sene söylediği şeyi şimdi idrak etmişim. o kadar ağır ilerliyorum. bu vesileyle Gerçek tosun paşaya selam ve saygılarımı sunarım.