Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Maya Takviminin Sırları

Başlatan sirera, 30 Nisan 2010, 23:31:43

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

Evrim'e Hoşgeldiniz

Maya Takviminin Sırları

Sunan: Ian Xel Lungold

Whitehorse, Yukon Bölgesi 22 temmuz 2004

Merhaba White Horse,
Burada olmak çok güzel, çok uzun bir yoldan geldik ve buna değdi
Bütün yola değdi, ve zirvede buz pateni yapmak gibi. Çok teşekkür ederim.
Zirvede buz pateni yapan bizler, dakikalar içinde üzerine mumlar koyacağız.
Başlamadan önce ne kadarınız daha önce yaptığım videolardan birini izledi veya web sitesine girdi
ve kaç kişi maya takvimiyle ilgili herhangi bir çalışma yaptı
üçte bir, tamam bu kimlere konuşacağıma ve ne söylemem gerekeceğiyle ilgili bir fikir verdi
Maya Takvimi ile ilgili çok temel bazı bilgilerin üstünden geçeceğiz
-----
Bilinç ve takvimler üzerine konuşacağız
Bilinç Nedir
Bunun üzerine çalışma yapmış birçok insan olduğu kesin değil mi?
Muhtemelen pek çoğunuz böyle çalışma yapmış olmalısınız yoksa bu gibi şeylere yeni  ilgi duymaydınız
pek çok insan çalışmalarında bilinç için çeşitli açıklamalarda bulunmuştur.
Kabul edelim bilinç nedir sorusuyla başlamak oldukça uygun olacak
Ve bu cevapların içinden bulduğum bir tanesi gayet işe yarar ve fikri şöylece ortaya atayım
Bilinç "farkında olmanın farkında olmaktır"
Ne zaman bir şeyi fark etitğinizi fark ettiğinizde, kendi bilincinizi deneyimliyor olursunuz
Genellikle bunu kullanmadan gidiyoruz
Yoldaki diğer araçlardan kaçınmak
İçinde olmak yerine ekranın kapısını açmak
Bu gibi şeyler de bilinci kullanmakla ilgilidir
Fakat ne zaman bir şeyleri fark ediyor olduğunuzu fark ettiğinizde bilincinizi deneyimliyor olursunuz
Bilinç farkında olduğumuzun farkında olmak demek.
Ve sonra takvimler, takvim nedir? Bu okulda üstünde çok fazla konuşulan şeylerden değil, ancak takvimler tam olarak medeniyetlerin merkez noktasıdır. Herhangi bir medeniyetin tam tepe noktası kullandıkları takvimdir. Neden mi? Çünkü toplumdaki her şey bu takvimin etrafında döner.
Vade tarihleri, fatura tarihleri, ne zaman işe gideceğimiz, ne zaman okula gideceğimiz, ne zaman mezun olacağımız,kaç yaşında olduğunuz, bütün bunlar takvime bağlıdır.  Perormansınızın değerlendirmesi de dahil olmak üzere, mesela Çarşamba günü kaç adet üretim yapabildiniz? Bu sizin değerinizi gösteren şey. Bütün bunlar tamamiyle takvim ile alakalı. Takvim, br toplumun veya uygarlığın, hangi gün veya zaman olduğu ile ilgili ortak kararıdır. Ve bu da , herhangi bir medeniyetin bilincinin tam merkezidir.  Sizin farkındalığınız, neler olduğu ve neler olacağı tamamen takvime bağlıdır. Ne kadar kilit bir nokta olduğunu görebiliyor musunuz? Aslında bilinç ile ilgili çok tuha bir durum da şudur. Bilinç her zaman ama her zaman bir konuma sahiptir. Bunun gibi bir şeye benzer, buradaki üç nokta daha çok bilincinizi betimleyen bir hedef gibi, bilinciniz iki varsayıma adapte edilmiştir. Bir varsayım, bir şeylerin ne olduğu ile ilgili verilen karardır değil mi? Bu varsayımlardan birisi zaman, diğeri mekandır. Zaman ve mekan bilincimizin adapte olduğu şeylerdir. Aslında tam şu anda ve burada çalışmakta. Bir süre önce bu konuşmada bulunacağınız varsayımını yaptınız ve o zamandan bu yana karşınıza çıkan şeylerle uğraştınız ve tabii ki diğer kararlarınızla taa ki bu yere gelinceye kadar bu zamana ve bu yere.
Bütün hayatınız boyunca bu böyle oldu, zaman ve mekan, zaman ve mekan, zaman ve mekan...
Ve işte buradasınız, bu zamanda ve bu yerin içinde, hoş geldiniz...
Nitekim farklı mekanların bilinçlerinde farklı adaptasyonlar olduğunu muhtemelen fark etmişsinizdir. Kaç kişi Kanada Vencouver' da bulundu? Vencouver' un bilinci White horse' dan farklıdır değil mi? Evet evet.
Ve okuldayken arklı zamanlarla ilgili bilgi edindiniz değil mi? Mesela 15.yy daki birinin bilinci sizin şu andaki bilincinizden farklı olurdu değil mi? Sizin şu an her gün kullandığınız bazı şeyler onun bilincinde uygun bir yere oturmazdı değil mi? Ve onların da her gün yapmak zorunda olduğu bazı şeyler vardı. Mesela su taşımak gibi. Bu sizin bilincinize kolay oturmazdı değil mi? Yani farklı zamanlar gibi, farklı mekanların da farklı adaptasyonları var.
Bu oryantasyon, bu zaman ve yer, bu operasyon ya da her ne ise aslında "BAKIŞ AÇISI" denen şeyi meydana getiriyor. Sizin bakış açınız. Bu sizin evreni izlediğiniz nokta. Bakış açınız kesinlikle kutsaldır, çok basit bir neden yüzünden, ona sahip olabilecek tek şey sizsiniz. Bütün bu sonsuzluğun içinde, kainattaki diğer yaşam formları, türleri içinde, bakış açınıza sahip olabilecek tek şey sizsiniz.
İnsanlar tamamen ya da şöyle böyle, bakış açınızı kabul edebilir, fakat ona sahip olamazlar. Şu da bir gerçek ki, muhtemelen kendinizin bile açıkça ortaya dökemediğinizi fark etmişsinizdir. Şunu anlamanız çok önemli, bu gece üstünden geçeceğimiz bilgilerin hiçbiri, bakış açınızı değiştirmeye yönelik değildir.
Bu sizin işiniz, biz sadece bakış açınızı besleyeceğiz.
Ve siz sonra bununla istediğinizi yapabilirsiniz. Kabul edildi mi?
Ve tam burada ilk sayfadaki çok önemli bir şeye giriş yapmak istiyorum. Evrende bir kanun var.
Mutlak bir kanun.
Diğer birçok kanuna bölünmüş olabilir fakat bir tane kanun var.Bu kanun:
"Neye dikkatinizi verirseniz, onun farkında olursunuz. "
Bir çubuğun ucunda 3 karıncası olan küçük bir çocuk olmanız ve dikkatinizi buna vermeniz ya da 5 kainatı gören çok boyutlu bir varlık olmanız fark etmez. "Neye dikkatinizi verirseniz sadece onun farkında olursunuz."Her zaman.
Bilirsiniz; "özgür iradem nerde?" Ve özgür iradenizi uygulamanın da sadece tek yolu var...Bu da dikkatinizi neye vereceğinizi seçmek...Bu her zaman sizin seçiminiz. Bir bayan şöyle söylemişti  " Ama ben acıya dikkatimi vermek istemiyorum." Ben de tercih etmezdim doğrusu. Bazı insanların diğerlerine göre acıya daha dayanıklı olduklarını hiç farketmiş miydiniz?. Kimileri topallayarak yürürken kimileri de burkulmuş ayaklarının üzerinde yürüyemezler. Bunu hiç fark etmiş miydiniz?
Evet. Ve bazen siz de bazı şeylere, diğer zamanlara kıyasla daha fazla dayanabilirsiniz. Peki nedir bu? Bazen acıya daha fazla dikkatinizi verirken, başka bir zaman başka şeylerle meşgul olursunuz. Peki bu kimin seçimi? Demek ki her durumda sizin özgür iradeniz dikkatinizi vereceğiniz şeyi belirler.
Ve şimdi hazırız.
Bizim hayatımızın mutlak hayati merkezinin noktasının adı Gregoryan Takvimi' dir. Gregoryan Takvimi aslında 1582'de Papa Gregory adında biri tarafından yürürlüğe konmuştur. 1582' ye
"efendimizin yılı"denmiştir.
Eski zamanları anlatan filmleri hatırlıyor musunuz?
Bilirsiniz korsanlar ve çığırtkanlar şehre girerler ve bağırırlar, "şu yıl..bu yıl...efendimizin yılı..."
Bu Gregoryan takvimi Katolik kilisesi tarafından hangi gün olduğünun belirlenmesi için yürürlüğe konmuştur. Ve Gregoryan takviminin bağlantılı olduğu şey şudur; Bu bizim güneşimiz ve güneşimizin etrafında biz varız. Güneşin etrafında gidiyoruz. Bu şekilde.



Ve her 365 ¼ günde etrafında bir tur atıyoruz. Şimdi üstüne bazı kıtalar ekleyeceğim.    İşte bu dünya gezegeni, her 365 ¼ günde bir tur atıyoruz. Zamanla ve bilincimiz ile ilgili tüm anlayışımız, kendini tekrar eden bu dönüş hareketleri. Eğer sözlükte zamana bakarsanız zaman eşittir harekettir. Fiziksel şeylerin hareketi. Tarih derslerinde çok çalışır mıydınız yoksa uyur muydunuz? Ben tarih derslerinde uyurdum ama o zamandan bu yana büyük takdirimi kazandı.
Eğer tarih çalıştıysanız biliyorsunuzdur, Gregoryan takvimi yerli halka kolayca uygulatılamadı, Gregoryan takvimi, toprakların ele geçirilip İspanyol ve katolik psikoposların "hangi gün olduğunu" ilan etmesiyle yayıldı. Çoğu uygarlığın zaten kendilerine göre takvimleri vardı . Bu adamlar geldiler ve dediler ki hayır bu gün şu gündür! Bu hiç de kolay olmadı.Bu takvimi takip ettirebilmek için milyonlarca insan öldürmek zorunda kaldılar. Gregoryan takvimi tam olarak yörüngemizin fiziksel ölçümüyle ilgilidir. Bu içten içe zarar veren bir araç haline geldi. Bu takvimin yaptığı şey, toplumumuzun bilincini sadece fiziksel kanıtlara takılı bırakmak olmuştur. Toplumumuzun en hayati noktası sadece fiziksel kanıtlara odaklanmıştır. Fiziksel objelerin uzaydaki hareketlerinin ölçülmesine. İşte bu yüzden artık "efendimizin yılı" değildir. Çünkü bilincimizde fiziksel şeyler dışında kalan şeylerle ilgili kesin bir aşınma söz konusudur. Noel ya da paskalya gibi dini tatillerimiz olduğunu biliyorsunuz. Şimdi iyi bir noelin bir sürü insana satılan bir sürü eşya haline geldiğini fark ettiniz mi? Aynı şey paskalya için de geçerli. Bu bir satış pazarlama çılgınlığı değil mi? Özellikle şehirlerde. fiziksel  şeyler dışındaki şeyler ile ilgili bilincimiz mutlak bir erozyona uğradı, çünkü takvimimiz, bilincimizi sadece belli bir yöne yöneltti. Bu son derece sakıncalı.
Soru: Demek ki bu sadece Gregoryan takviminin de bir özelliği değil, çünkü yaptığım araştırmalara göre diğer başka kültürlerde de güneş ya da ay takvimleri fiziksel objelerin hareketleri baz alınmakta değil mi? Mesela İslami takvim ya da Yahudi takvimi, bunlar da ay takvimleri, onlar da aynı derecede sakıncalı o zaman öyle değil mi?
Böyleler ama bu kadar yoğun değil. Bu belirli takvim daha kötü. Çünkü bu özel takvim ticari takvim olarak uyarlanmıştır. Bu takvim üzerinde brşeylerin alınıp satıldığı takvimdir. Bütün bilgisayarlar buna göre programlanmıştır. Belirli bir açıdan, diğer bütün takvimler de fizikseldir. Fakat giderek daha az kullanılmış değil mi? Çünkü onlara ruhani görünmüş, bu nedenle sakınılmış kenara atılmış. "İşte takvim budur ve günde bu gündür" e daralmıştır.
"Dogma" kelimesinin ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Kulağa çok hoş da gelmiyor değil mi? Bu kelime sorgulanamaz inanç demektir. "Dogma"  Kulağa çok sağlıklı gelmiyor. Dünyadaki en büyük dogma nedir biliyor musunuz? "Bu günün hangi gün olduğu"  Hiç kimse bunu sorgulamıyor bile. Yapan biri varsa delirmiş demektir. Evet bu gerçekten insanların bedenlerine ve davranışlarına hükmeden, bilinçlerini kontrol altına almak için çok güçlü bir silah. Burada bir olaylar zinciri görüyoruz. Bilinç, sonra ışık, sonra fikir, sonra eylem. Önce bilinç sonra ışık sonra fikir ve sonra olay, her durumda her yolda. Bu yüzden birilerinin bilincini kontrol edebiliyorsanız onları ele geçirmişsinizdir. Akıl, ruh ve beden...hepsini ele geçirdiniz. Ve şimdi buradayız. Hepimizin doğumumuzdan bu yana...ailelerimiz ve büyük ailelerimiz de dahil olmak üzere, doğumumuzdan bu yana beyni yıkandı. Buna odaklandırılarak hepimizin-ben dahil-her birimizin beyni yıkandı.  "DURU DÖNGÜYE HOŞGELDİNİZ "
Öncelikle muhtemelen diğer takvimleri duymuşsunuzdur. Az önce bahsettiğimiz İslami ya da Yahudi takvimleri gibi. Bütün yerli takvimlerinde, en eski yerli takvimlerde ortak bir şey vardır. Hepsi 360 gün uzunluktadır. Arkeologlar bunu kesin olmayan güneş yılı olarak yorumlamışlar. Ve şöyle bir görüş ortaya koymuşlar. Bu eski insanlar o kadar ilkellermiş ki bir yılın uzunluğunu hesaplayamamışlar.
Bu nedenle 360 gün olarak yuvarlamışlar. Aslında Mayaların da 360 günlük bir takvimi var üzerinde çok konuşacağız. Üstelik dünyanın da güneşin etrafında ne kadar sürede döndüğünü tam olarak biliyorlar.
HAAB Adını verdikleri 365 ¼ gün uzunlukta bir takvimleri var. Bütün bu eski uygarlıkların 360 günlük bir takvimleri var. Belki de, dünyanın güneşin etrafındaki bu hareketinden başka birşeye bakıyorlardı. Belki de fiziksel kanıtların dışında bir şeyleri dikkate alıyorlardı. Bu mümkün göreceğiz. Gerçekte Maya uygarlığının merkezinde 2 tane takvim var. Birincisinin adı Tzolkin, TZOL' ün  anlamı saymak, KİN gün demek, TZOLKİN gün sayımı demek. Tzolkin takvimi 260 gün uzunlukta. Bu mayaların astrolojik takvimleri. Bu belirli takvime astrolojik bir bakış var, yaradılışın bölümlerinde 13 gaye var. Bu takvimde Yaratılışın 13 niyeti ve 20 görünümü gözler önüne serilmiş. 13 çarpı 20 260 eder. Demek ki bir kalıp var. Elimde yapmış olduğum bu günün hangi gün olduğunu maya takvimine çeviren bu araçta, bugün günlerden "7 bilge".
 "7" yaratılışın gayelerinden birisi. "7" ilahi irade ile hizalanmak demek. Ya da etik ile bugünün yaratılış görünümü "bilge". Mayalara ve bu takvime göre, bütün yaratılış ilahi iradenin ve blgeliğin enerjileriyle rezonans içerisindedir. İşte günün amacı budur. Ve 260 günlük bu takvimin astroljik görüntüsü budur. Bütün bu bilgiler için Maya topraklarına gittim ve Maya Şamanlarıyla karşılaştım. Bu bilgiler onlar tarafından da doğrulandı.Orada gerçek anlamda bilgiler mevcut. Mayalara bakarsanız bu onların kişisel takvimi. Peki bir takvim nasıl kişisel olabilir. Şöyle ki Maya toplumunda ilk isminiz, doğduğunuz günün adı oluyor. Mayaların şöyle bir fikirleri var, sizin gibi ruhani varlıklar hangi gün fiziksel yaşama geçeceğinizin seçimini yapabiliyorsunuz. Demek ki aslında siz bir seçim yaptınız. Peki neden bu kadar gün arasından o günü seçtiniz? Muhtemelen en çok ondan hoşlandınız. Muhtemelen sizin bu yaşamdaki gayenizle ve sizin bakışınızdan canlandırmayı planladığınız şeyler örtüşüyordu. Bu nedenle Maya olarak doğan her kişi, ne amaçla burada olduğunu bilerek geliyordu. Ve toplumdaki diğer herkes de neden burada olduklarını biliyorlardı. Bu bizi biraz sorundan kurtarmıyor mu? Psikoloji üzerine biraz araştırma yaptım, hem hapishane hem de akıl hastanelerindeki kişiler üzerinde biraz araştırma yaparsanız, tüm problemin o kişilerin hangi sebeple orada olduklarının anlaşılmaması olduğunu görüyorsunuz. Genelde sürekli suçlanıyorlar " Burada olma nedenin çok kötü" gibi şeyler. Aslında anlaşılmayan şey neden orada olmayı seçtikleri. Mayalar bu bilgilerle 5000 yıl boyunca başarılı bir şekilde varlıklarını devam ettirdiler. Ta ki Katolik kilisesi kendini gösterip uygarlıklarını tamamen yok edene kadar. Aslında Mayalar hala buradalar. Yukatan- Peninsula ve Meksika'da yaşamlarını sürdürüyorlar. Eski geleneklerine bağlı çok kişi kalmamış ama hala var. Ve sonra bir başka Maya takvimi daha var, bu takvim hergün kullanılıyor ve her sabah kutlamalar var.
Soru: 5000 yılı neye dayandırıyorsunuz?
Klasik çağ öncesi dönemden sonra klasik çağda yaşamışlar. Sonra bir yıkım söz konusu ve klasik çağ sonrası döneme girmişler, Olmec' ler ile Maya'ların karışımı.
Elimizde bir de TUN takvimi var.  Bu takvimin üzerinde çok fazla konuşulmamış, henüz arkeologlar tarafından çok sözü edilmemiş. Arkeologlar Maya takvimi  ve Aztek takvimi ile ilgili konuşurlarken genellikle HAAB takviminden söz ediyorlar. Çünkü anlaybildikleri şey bu. Onlara göre bu takvimin tek bir amacı var ve bu amaç: Vergiler. Mayaların kayıtları tutmak için kullandıkları takvimmiş. Mayalar tarım ile uğraşan bir topluluk, bu nedenle ne zaman vergi ödüyorlar? Hasat toplandığında. Bu yüzden bu takvim, şehir yönetimleri tarafından uygulanıyordu.  Hükümetin amaçlarına yönelik kullanılıyordu. Bu iki takvimse; TZOLKİN, Herkes tarafından hergün  kullanılan bir takvim ve TUN, Mayaların ilahi ya da kehanetsel olarak bilinen takvimidir. Maya kehanetlerini duydunuz mu? Ya da olağanüstü doğru çıktıkları ile ilgili herhangi bir şey duyan var mı? Bu kehanetlerin üretildiği yer TUN takvimi 360 günlük bir takvimdir. Ve büyükölçüde bunun üzerinde duracağız. Bu ikisinin nasıl çalıştıklarını gösteren bir grafik yapacağım



Bu takvimlerdeki her gün bir çarkın üzerindeki dişliler gibi şu şekilde birinde 260 tane diğerinde 360 tane dişli var. Biri bir yönde hareket ederken öteki diğer yönde hareket ediyor. Büyük daireler şeklinde. 260 gün olan yuvarlana yuvarlana döner, 360 olan kendi etrafında döner. 260 günlük  Tzolkin her 52 dönüşünde bu iki dişli birbirleriyle tekrar buluşuyorlar ve Maya uygarlığında çok özel bir zaman olarak kabul ediliyor.Bunu ne kadar ciddiye aldıklarını göstermek için şunu söyleyeceğim; her 52 TUN'da birçok büyük kutlamalar yapıyorlar. Bir gün öncesinde uygarlıklarının tamamındaki her bir ateş  parçasını ve her bir kıvılcımı söndürüyorlar.Ertesi gün tapınaklarda tekrar yakılıyor.Koşucular tarafından köylere ve daha sonra uygarlığın her köşesine bir kez daha ateşi yayarlardı. Bütün borçlar silinir ve her şeye yeniden başlanırdı. Uygarlığımızın her köşesindeki elektriği amaçlı olarak kararttığımızı hayal edin. Bütün pilleri de kastediyorum. Tek bir ışık yok tüm elektriği kesmek takvimimizdeki bir olay yüzünden bizim ugarlığımızda olamaz.
Soru- cevap: periyod 24 saat mi? Evet.Bir gece için söndürülen ateş ertesi gün tekrar yakılıyor. Muhtemelen öğlen gibi söndürülüyor ve o gece hiç ateş olmuyor.
İlginç bir şeye değineceğim ve sonra üstünden tekrar geçeceğiz. Mayalar her günü 24 saate değil 13 saate bölüyorlar. Ve bu 13 saati bölüyorlar, dakika diyebileceğimiz 13 dakikaya, saniye diyebileceğimiz 13 bölüme ayırıyorlar. Ve her bir anı 13 sonsuzluğa bölene kadar bu böyle devam ediyor. Bu onların anlayışı ve Mayaların anlayışının tam merkezi, şu da bilinsin ki Güneşin etrafında 260 günlük bir dönüş yapan gezegen, ay ya da herhangi bir şey yok. 360 günlük bir dönüş yapan gezegen, ay ya da herhangi bir şey de yok. Sanırım tüm evrendeki gezegenlerin ya da  galaksilerin 360 derecelik dönüşler yapmaları da tesadüf olmalı. Bizim takvimimizin alakalı olduğu tek şey kainattaki yüz milyarlarca galaksi arasındaki bu galakside güneş dediğimiz ışık parçasının etrafında dönen çamur zerresi. Peki şimdi takvimimiz ne kadar büyük? Bizim takvimimiz tamamen önemsizdir. Öte yandan bu adamlar çok daha büyük bir şeye bakmaktaydılar.
Carl Johann Calleman adında bir adam var. İsveçli bir mikrobiyolog, 30 yıl boyunca labratuarlarda çalıştı. Mikroskoplarda yaşamın daha küçük partiküllerine ya da parçalarına bakmaktaydı. Çok titiz ve kılı kırk yaran bir süreç, çalışmalarının çoğu kirlilik ve hücre üzerindeki etkisi üzerine ve hastalıklara nasıl yol açtığı ile ilgili. Maya topraklarına yaptığı bir ziyaretten ilham alarak hobi olarak Maya takvimi üzerinde çalışmaya başladı. Şimdiye kadar yapıldığı gibi düşünerek veya varsayarak değil. Takvimle ilgili çalışmalarında her ne kanıtlayacaksa kendi klinik tekniklerini kullandı. Bütün arkeologların kendi fikirleri var ve diğerleriyle mutabakat sağlama yöntemini kullanmaya çalışıyorlar.Calleman farklı bir rota seçti.


Ben bir sanatçıyım ve aslında takvime kalbimle ya da sezgisel yollarla yaklaşıyorum. Ve kendim yaptığım takvim çeviriciyi Calleman İsveç'te gördükten sonra tesadüfen Cancun'da karşılaştık. Bildiklerimizi birleştirdiğimizde ortaya çıkan ürün bu konuşma oldu. Calleman' ın bulduğu şey bu adamların neyi zamanladığıydı. Kesinlikle güneş sistemimizden herhangi bir fiziksel döngüyü zamanlamıyorlardı.
Neyin zamanını tutuyorlardı?
Meksika'da Coba denen bir yerde bir taş var. Görüntüsü bu şekilde...



Gerçekte bu taşın bir yüzü. Gerçekte bu şekilde aşağı doğru gidiyor. Çok büyük. Yerin dışında 12 feet (369.6 cm.) yükseklikte, yerin içinde ne kadar derine gidiyor bilmiyorum ama 12 feet yükseklikte. 7 feet
 ( 213.36cm) den azla genişliğe sahip bu kadar kalın . Arkeologlar 1940 ların sonunda ormanda yüzüstü yere yatmış şekilde buldular. Kaldırdıklarında da bütün yüzeyinde bu oymaları gördüler. Bütün bu Maya tarihlerini ve bir kenarında bir kral var. Bütün bu tarihler TUN takvimi ile ilgili. Bu dairelerdeki rakamlar dairelerdeki zamanlarda neler olduğu ve bunlar çok çok büyük rakamlar birazdan değineceğiz. İlk kez kaldırdıklarında arkeologlar oymaların bir kopyasını karakalem ile çizdiler. Çok iyi bir şey yapmışlar çünkü ormanda o kadar uzun süre kaldıktan sonra artık okunamaz hale gelmiş. Madeline ve ben oraya gittik, taşın yanında durduk ve ben o taşı öptüm.
Üzerinde hiçbirşeyi okuyamıyorsunuz. Aslında ilk kopyalandığında arkeologlar bunun ne anlama geldiğini bilmiyorlardı. Fakat sonra yazıtları çevirdik. Şimdi bilgisayarların da yardımıyla gazete gibi okuyabiliyoruz. Bu taşın anlattığı şey Maya takviminin yapısı. Maya takviminin 9 basamağı var.



Bu size piramit gibi geliyor mu?
Bütün piramitlerin 9 basamağı var. Mayaların inşa ettikleri bu taştan yapılmış büyük yapılar. İnsanlara bu seviyelerdeya da  bu basamaklardan yukarı ilerlediklerini göstermek için yapılmış tören merkezleridir. Her bir basamağın kendi içinde 13 alt bölüme ayrıldığını da gösteriyor.
Maya takvimi üzerinde 7 ışık periyodu var.



Ve altı karanlık periyod bulunmakta.
Yaratışın her bir evresinde 7 gündüz ve 6 karanlık, bunu daha önce bir yerden duyduk. Genesis.
Şu bir gerçek ki Mezopotamyalılar ve Sümerler yazıyı ilk kullanan insanlar, çivi yazsıyla kil tabletlerin üzerine Yaratılışın her seviyesinin 7 gün ve 6 gece olduğunu yazdılar. Demek ki bu bilgiye sahip olan ilk insanlar Mayalar değil. Daha önce yaşayan başka uygarlıklar da var. Mayalar bilinen en son eski uygarlıktı en taze izleri onlar bırakmış, bu yüzden Calleman ve ben bunun üzerine yoğunlaştık. Günler, her bir gün bir aydınlanma periyodu veya bilinçte bir yükseliştir. Her bir gece bu bilincin uygulandığı bir periyod. Bütün hayatınız boyunca bunu yaptınız. Yeni bir şeyler öğrendiniz ve sonra çıkıp uyguladınız, öyle değil mi? Önce bir şeylerden heyecan duydunuz, öğrendiniz ve çıkıp yaptınız. Bu uygulamalar sırasında bazen henüz bilmediğiniz bir şeyler de öğreniyorsunuz . Bunlara " hata " denir. İlk kez çekiç tahta ve çiviyi kullandığınızda, bir şeyleri bir araya getirdiğinizi ve tahtaları birleştirmeye çalıştığınızda. Bamm. Şimdi öncekinden fazla bir şeyler biliyorsunuz. Göreceğiz ki bazen bu uygulamalar sırasında hata gibi görünen şeyler olur, hepsi öğrenme sürecinin bir parçası değil mi? Ve bu ilk döngü, bu kayanın üstüne 2500 yıl önce oyulmuş. 16.4 milyar yıl önce başlıyor. Bu yüzden arkeologlar bunun üzerinde çalışma yapmıyor. Arkeologlar ormanda çömlek yapan Kızılderililerin 16.4 milyar yılla ne gibi bir alakalarının olabileceğini idrak edememişler. Bu yüzden rafa kaldırdılar ve Calleman gelene kadar kimse ilgilenmedi. Bu taş ortaya çıkarıldığında galaksileri inceleyen astronomlar Big Bang  in 10 ila 20 milyar yıl önce meydana geldiği varsayımını yaptılar, daha sonra daha iyi teleskoplar elimize geçince daha uzakları görebilince hayır dediler 20 değil 12 milyar yıl kadar önce oldu. Şimdi Hubbell güncellendi ve dışarıda 14.5 milyar yaşında şeyler olduğunu keşfettik. İddiaya girerim ki birkaç yıl içinde Mayaların haklı olduğunu Big Bang in bizim yılımıza göre 16.4 milyar yıl önce olduğunu bulacağız. Şunu anlamalıyız ki bu sayı 360 günlük TUN döngülerinin tam katıdır ve bizim yılımıza çevrildiğinde tam bölünebiliyor. Bu 16.4 milyar yıllık döngü içinde de 13 kısıma bölünüyor.
Her bir bölüm 1.26 milyar yıl uzunluğunda, bu nedenle her bir gündüz 1.1 bölü 4 milyar yıl ve her bir gece 1.1 bölü 4 milyar yıl. Bunlardan her birinin Yaratılışta özel bir gayesi bulunmakta. Hemen içine inmeyeceğiz, ancak her birisinin özel bir gayesi var. Bütün bu yol boyunca ardından gelen gayeler tarafından takip ediliyor, bu döngünün ürettiği şey ile alakalı bir ismi var. "HÜCRESEL DÖNGÜ" deniyor. Çünkü bütün bu yolun en sonunda bu son kısımda 7.gündüzde 1.26 milyar yıl önce olan şey, gezegen üzerindeki ilk canlı hücredir. Bu zamana kadar bilinç çok meşguldu, işini yapmakla ve yaratmakla, işlem yaptığı belirli bir modu vardı. Etki / Tepki dediğimiz  mod ile hareket etmekteydi. Burada kısaltarak yazıyorm, bütün bu döngü Etki-Tepki şeklindeki olaylara dayanıyor. Kimyasal, yerçekimsel, sürtünme...Bugün anladığımız ve halen kullandığımız fiziksel yasalar Big Bang den başlayarak günümüze kadar devam ediyor. Birazdan buralarda neler olduğu ile ilgili bazı detaylara gireceğiz. Kayada oyulmuş hemen sonraki döngü, 820 milyon yıl önce başlıyor.



Ve yine aynı 13 bölüm üzerinde gitmeye başlıyor. Her bir bölüm 63.4 milyon yıl alıyor. Bu döngüde her biri 1.26 milyar yıl iken burada her biri 63.4 milyon yıl
Soru: Bu gündüzden diğer gündüze geçiş mi oluyor?
Soru için teşekkür ederim. Yaratılışın bilincin tercihine göre bir dizilişi var, bir gündüzden diğer gündüze geçiyoruz.
Bütün bu 820 milyon yıllık döngü, 1. 26 milyar yıllık bu gündüzün içine rahatça sığıyor. Anlamlı geliyor mu?
Bütün bu yolun üzerinden son bir ışığa kadar geliyoruz ve ardından başka bir ışığa geçiyoruz. Ve bunun  başka bir sureti başlıyor. Bunun da ürettiği şey ile ilgili bir ismi var. "MEMELİLER DÖNGÜSÜ" Neden mi? Çünkü 63.4 milyon yıl önc ne oldu, ilk canlı doğdu. Şimdi geriye baktığımızda bu çizgide tek başlarına olan hücreler, işbirliği ve daha iyi hayatta kalmak için bir araya geldiler ve daha karmaşık organizmalara dönüşmek için basamak basamak evrim geçirdiler. Eğer kendi başınıza araştırma yaparsanız daha iyi olur, çünkü bütün detayları vermeyeceğim. Yoksa sürekli kitap üzerine konuşmamız gerekecek. Araştırdığınızda göreceksiniz ki tek hücrelerin kabuklu yaşama, balıklara, sürüngenlere, kuşlara, ve son olarak da memelilere ve sonra bize dönüşmesi basamak basamak olmuştur. Bu bir tesadüf değil. Programlanmış bir şey üzerindeyiz ve tarihi kayıtlarla ispatlanabilir. Paleontolojik kayıtlarla, burada bir merkeziniz var, Mostodon, Bringa Center gidip kendiniz teyid edebilirsiniz. Devam ediyoruz.
Bu bilinç döngüsünün izlediği bir yol daha var. Bunun adı da uyarım tepkisi (etkisiz tepki)
Bütün bu bilinç döngüsü, "uyarım tepkisi" denen bir hayatta kalma aracı üzerine kurulu.
Şu anda halen çalışıyor. Nedeni bizim halen bu son 1.26 milyar yıllık dönemi yaşıyor olmamız. Ve o zaman yerleşen kanunlar halen geçerliliğini koruyor bu bir bilinç düzeyi, bir keşif. Burada memelilerde uyarım tepkisi bilincini inşa ettik. Ve biz halen bu 63.4 milyon yıllık periyodu yaşıyoruz.
Bir sonraki döngü 41 milyon yıl önce başladı. Bunun adı "AİLESEL DÖNGÜ"
Aile ile bağlantılı bir döngü. Maymunlar 40 milyon yıl önce yüzlerini gösterdiler, tam da bu döngünün hemen başlarında. Ve maymunların yaptığı şey, bilinçte bireysel uyarım tepkisini ortaya çıkarmaktı.



Bireysel tepki. Aşağıda kovanlarımız, sürülerimiz, yuvalarımız, okullarımız, kümelerimiz ve yığınlarımız vardı. Yeterince vahşi yaşam belgeseli izlemişsinizdir, ürküttüğünüz zaman, bütün bu sürü, mermi gibi uzaklaşır. Balık okulu, karınca kümesi, tam olarak dürtüsel tepki, herkes katılır. Bu durumda her biri, 3.2 milyon yıl uzunluğundaki bu bölümlerde maymunlar ve ataları ve onların da ataları, ataları olmak üzere aile konseptini kurdular. Bir aile ile bir sürü arasındaki fark "Bireyin fark edilmesi" dir. Ve bu hiç kuşkusuz bu hayatta kalma çabasıdır. Birey olarak daha esneksiniz, paketten biri olmak yerine, tek başınıza hayatta kalmak konusunda daha fazla seçeneğe sahipsinizdir. Şimdi size söyleyebilirim ki toplumumuzda sizi bireyselliğinizden vazgeçirmeye çalışan pek çok insan var. Sıraya girin ! Oturun ! Çenenizi Kapatın !
Paketten biri haline gelin.
BUNU YAPMAYIN! Yaratılış kendi bireyselliğinizi toplayabilmeniz için size bir çok yetki verdi ve bunu fırlatıp atmayın.
2 Milyon yıl önce yeni bir döngüye başladık, buna " KABİLE DÖNGÜSÜ " deniyor.



Hiç de tesadüfü olmayan bir şekilde 2 milyon yıl önce, tam bu çizgide. Australopithecus ortaya çıkıyor. İlk kuyruksuz maymun.Gerçekten uzak bir atamız. Bütün bu 13 bölümün üzerinden geçiyoruz,
homo-erectuslara ve 160 bin yıl önce ortaya çıkan homo-saphienlere doğru ilerliyoruz. Bunlardan her birinin uzunluğu 160 bin yıl . Yani 160 bin yıl önce 7. günün başlangıcı ve bu da homo saphienlerin ortaya çıktığı zaman. Bir programın üzerindeyiz.Şimdi tüm bu döngü kesin bir tür bilinç veya hayatta kalma aracı üretiyor. Ve bu şey benzerlikler ve farklılıklar " AKIL" .
Buradaki hayatta kalma aracı olarak kullandığımız kuyruğu atıp yerine akılı getiriyoruz, kuyruk çok kullanışlı bir hayatta kalma aracıydı, daha aşağılarda köpek dişleri ve pençeler iyiydi, buradaysa kuyruk ve burada akıl. Bir araç olarak akıl bir şeylerdeki veya durumlardaki benzerlikleri ve farklılıkları algılar. Sadece tepki değil aynı zamanda karar verme. Karar vermek hayatta kalmak için çok daha güçlü bir araç. Sonra 102 bin yıl önce başka br döngüye başladık
"KÜLTÜREL DÖNGÜ"



Bu kültürel döngünün de kendine özgü bir damgası var ve bu da " SEBEPLER "
Bir mağarada 102 bin yıl önce başladı.  İnsanlar mağaralarda ateşin etrafında birbirlerine sokulmuştu.
İlerde Şaman diye çağırılacak bir adam bir şeyler için sebeplerle ortaya çıktı. Yağmur için, yıldızlar için, ay için, ateş için sebeplerle geldi, onun sebepleri vardı. Eğer bakarsanız gerçekten de "KÜLTÜRLERİN TEMELİNDE PAYLAŞILAN NEDENLER VAR" Müslüman bir kimsenin yaşama nedeninin Allah olması, bir hristiyanın İsa için yaşaması gibi. Bu onun nedeni. Bütün kültürlerin ortaya çıkma temelinde bir şeyler için paylaşılan nedenler var. Ve burada olan şey, her bir döngü, bu bölümler, her biri yaklaşık yuvarlıyorum 8000 yıl sürüyor. Her bir gündüz ve gece. Peki burada 8000 yıl önce ne oldu? Tarımı ortaya çıkardık "TARIM" İşin aslı bütün bu yol boyunca bu tesadüflerden daha bir sürü var. Ve şimdi de başlangıç tarihi M.Ö. 3115 olan sıradaki döngüdeyiz.Buna ulusal döngü deniyor, çünkü modern ulus bu bilinç tarafından üretildi. Buna ulusal döngü deniyor, çünkü modern ulus bu bilinç tarafından üretildi. Her bir bölüm 397, yaklaşık 400 yıl. Yazmaya başladığımız zaman M.Ö. 3115. Bu nedenle buraya kadar olan kısım "O(dişi)"nun hikayesi ve buraya kadar olan da "O(erkek)" nun. Yanı sıra tam bu çizginin üzerinde yukarı ve aşağı Nil kültürünün kralı Meanus bu iki kültürü birleştirip ilk Ulus olan Mısır'ı kurar. O zamandan beri uluslar, sınırlar, teröristler ve ordular gibi konseptlerin gelişimi devam ediyor.
Bütün bu bilinç "KANUN" ile ilgili.
Eğer Yahudi kitabı üzerinde çalıştıysanız M.Ö.3115 Yahudi kitabında belirtilen Adem ile Havva' nın Cennet Bahçesi' nden kovuluşuna, doğru ve yanlış bilincine geçişlerine korkunç derecede yakın. Suç ve Ceza. Gördüğünüz gibi aşağıda doğru ve yanlış yoktu sadece nedenler vardı. bir şeyler için nedenler vardı, tabii ki kesinlikle hareketlerinizin neticesi vardı, sebepleri olduğu için meydana geliyor. Fakat bir kanun yoktu, gelip sizin kafanıza vuracak adamlar yoktu.Bilirsiniz bunlar insanın zorla onaylattığı şeylerden ziyade doğal olaylar ve doğal neticelerdir. Tam burada başlıyor ve bulunduğumuz yere kadar devam etmiş. Bu farklı döngüleri ve nasıl geliştiklerini biraz daha detaylı inceleyeceğiz.Diğerinin adı "GEZEGENSEL BİLİNÇ" tir. M.S. 1755 de başlıyor. Avrupa Tarihini hatırlıyor musunuz? M.S. 1755 de ne oluyordu?



Avrupada sanayi devrimi başladı. Her bir gündüz ve gece bizim zamanımıza göre 19.7 yıl sürüyordu. Bütün bu bilinç döngüsü 1755 den bugüne ve yarına kadar , tek bir şey ile ilgili , "Güç", iflah olmaz, katıksız güç. Bu insanların ve hayvanların işini makinalara yaptırmaya başladığımız dönemdir. Su çarkları, buhar gücü, elektrik gücü, içten yanma ve sonra nükleer güç. Ve basmak basamak gelişti. Bir programın üzerindeyiz. Bu çizgi tam burası 7.günün başlangıcı, 1992 dir.



1992 de ne oldu? İnternet 1992 de çıktı ve bir gezegensel bilinci açıkça ortaya koydu değil mi? O artık global bilinç ve tam da 7.gündüzün başlangıcında açıldı. Ya 16.4 milyar yıllık tesadüfler dizimiz var ya da bir programın üzerindeyiz. Kayadaki diğer döngü bizim daha yeni başladığımız bir seviye. İsmi
 " GALAKTİK BİLİNÇ DÖNGÜSÜ "



Dalga geçtiğimi düşünüyorsanız bu düşünceyi aklınızdan atın. Ulusal bilincimiz var mı, bir parçası olarak yaşıyor muyuz? Gezegensel bilince sahip miyiz? Galaktik bilinç döngüsü 5 Ocak 1999 da başladı. Ve o zamandan beri galaksimiz hakkında çok daha fazla şey öğrendik. Artık diğer yıldızların etrafında başka gezegenler buluyoruz. Tüm galaksimizin haritasını çıkardık. Galaksinin merkezinin yoğunluğunu biliyoruz. Merkezdeki karadeliği keşfettik. Çok daha fazlasını ve şimdiye kadar hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde buluyoruz. Bu gündüzler ve geceler her bir gündüz ve gece 360 gün sürüyor. Sırada başka bir döngü geliyor. " EVRENSEL BİLİNÇ DÖNGÜSÜ" Tekrar söylüyorum dalga geçmiyorum. Evrensel bilinç döngüsü 10 Şubat 2011 de başlıyor.



Bu bilinç döngüsü esnasında bu değişkenler ve değişiklikler 20 gün alacak. Bu ethik galaktik bilinç döngüsü 5 Ocak 1999 da başladı ve öyle bir bilinç türü ki içten içe işliyor ve gelişiyor. Aslında zaten fark ettğiniz bu bilinç türü "ETİK" dir.  Bütün gezegende büyük güce sahip olan seçkin şirketlerin bilincine neler oluyor? Boğuluyorlar. Etik devreye sokuluyor değil mi.
Soru: Bazı IOM şirketlerine müracaat ettim ve neler olduğuna dikkat ettim, bir şirket kuruluyor, başlangıçta dürüst gibi görünüyorlar ve sonra diyorlar ki oo çok iyiymiş sonra güverteye atlıyorlar anında dürüstlükleri kayboluyor. Bu kadar çok insanın kaybolması gitmesi hayret verici. Ahlak anlayışları yok insanlar kitleler halinde bırakıyorlar, bilinç yaratılış sadece biz değiliz.
C: Evet bilinç sadece biz değiliz, bilinç bu kalem, soluduğumuz hava, dışarıdaki ağaç, bilinç tüm yaratılıştır. Sadece insanlar değildir. Bilinç her şeydir ve her şey etiğe adapte olmuştur.
Soru: Galaktik bilincin geldiğini gösteren olay nedir?
C: Hayır, önce bilinç sonra olay. Bilinç, düşünce, ışık, olay şeklinde devam eder.
5 ocak 1999 da ne yaptığınızı hatırlıyor musunuz? İşin aslı Y2Y hakkında ilk kez bir şeyler duyduğunuz zamandı. Bilincimizin ve bağımlı olduğu sistemlerin çok da güvenilir olmadığını kavrayışımızın tohumları atılmıştır.Bu dönem sırasında, bu bilinç, sizin varlığınızın dayanağı değil. Ve sadece bir mikro saniyede yok olabilir. Bu bilinç 5 ocak 1999 daydı eğer bir olay arıyorsanız.
Ve daha ilerledik bu arada tam şu anda bu döngüdeyiz 3.gecedeyiz.



Daha sonra bu belirli basamağın üzerinde daha derinlemesine konuşacağız. Şu anda buradayız bu döngü içerisinde buradayız. Bu evrensel bilinç döngüsünün kendine has  bir amacı var. Bu amaç "BİLİNÇLİ ORTAK YARATIMDIR" Şimdi bile zaten deneyimlerimizi birlikte yarattığımız çok belirgin değil mi. Örneğin burada olmasaydınız bu olay gerçekleşmezdi değil mi? Eğer biriniz gitseydiniz aynı deneyim olmayacaktı. Bu yüzden sürekli olarak deneyimlerimizi birlikte yaratıyoruz. Ancak düşününce genellikle çok da farkında olamıyoruz. Ve bunun gittiği yer tam olarak bilinçli olarak deneyimlerimizi birlikte yaratmak üzere tam kapasitedir. Bu büyük büyük bir fikir nasıl olduğu ya da nasıl yapılacağı ile ilgili biraz daha çalışmamız gerekiyor.
Soru: En son seviyede bütün bu şeyler sadece bir yılın belli bir döneminde mi gerçekleşecek?
C: Evet 260 günde. Bu bütün döngü 260 gün uzunlukta. Asıl soru şu 260 gün peki ya sonra?  Beklememiz gerek bunun hakkında konuşmaya sonra devam edeceğiz.

Tüm bu Maya takvimi çok keskin bir biçimde dönüyor. Tam olarak 28 Ekim 2011. Bütün bu döngüler o günde durma noktasına gelecek. En iyi şekilde açıklayacağız ne olacağını ve neden olacağını öğreneceksiniz. Oraya varmadan önce birkaç şey anlatmamız gerekiyor. Çalışma şeklinde sürekli bir hızlanma olduğunu fark etmişsinizdir.  Bazılarınız zamanın hızlandığını fark etmiş  de olabilirsiniz.  Bu tam olarak doğru değil zaman hızlanmıyor, Yaratılış hızlanıyor. Şimdiye kadarkinden çok daha az zamanda çok daha fazla olay var. Bu sürekli hızlanmayı sürdürüyor. Her birinizin doğduğu zaman bir şeylerin her 19.7 yılda bir değiştiği gezegensel döngünün sonuna doğrudur. Ailemiz dediğiniz şirin bir çiftten doğdunuz taa ki siz 13-15 yaşına gelene kadar her şey gayet güzel gidiyordu sonra bir şeyler fark etmeye başladınız.
Aileniz olduğunu iddia eden o utandığınız kaynaklar sizi bir arabaya dolduruyor ve biryere götürüyordu hatırlıyor musunuz? Bu bakış açısındaki farklılık eminim biliyordunuz ki durumlar ya da yeni bilgileri ele alıp idare etmekte ailenizden çok daha ilerdeydiniz ya da olacaktınız. İnsanlar bu tarz şeyler konuşurken buna kuşak çalışması diyorlar. Nesil çalışmasının ne kadar uzun olduğu ile ilgili heryerde çalışmalar yapıldı ve şöyle bir fikirle çıkıp geldiler. 20 yıl . İşte herbir gündüz ile her bir gece arasındaki bilinç değişikliği bu kadar. 19.7 yılda bir olan şey onca değişiklik şimdi 360 günde bir oluyor. Bu günden güne biraz daha bunalmanızın nedeniyle ilgili birkaç soruyu cevaplar mı? Buna alışın ya da bunu aşın. Biz prozac nesliyiz bu yüzden bununla ilgili derinlemesine konuşacağız. Bunu aşın dememin sebebi şimdi 360 günde bir olan değişim bir üst basamakta 20 günde bir olması. Bazılarınız kariyer için okula gidecek yaşta, belirli bir kariyer için hayatımızda sarfedilen yılların...belki de şu anda üçüncüsündesiniz. Burada uyandığınız zaman kesinlikle bunu unutun çok da uzak sayılmayız. Bu gerçek bir durum, ve bu konuşmaları yapmamızın nedeni, herkes neler olduğunu akla yatkın bir şekilde anlamadan baş etmek çok güç. Daha çok insan daha derinden anladıkça bu değişimler daha kolay olacak. Görüldüğü gibi burada olan iki şey var ve birazdan daha da detayına ineceğim. İyi ve kötü şeyler var. Kötü şeyler sizi bunaltırlar. İyi şeylern daha ve daha fazla gerçekleşmesi muhtemel. Tamamen imkansız olan şeyler, mucizeler eskiden hiç olmayacak şeyler. Şimdi günlük yaşamımızın bir parçası olan telefonlar , video fonlar ve bunun gibi şeyler. Bu yüzden bu sürecin devamlı bir hızlanma olduğunu anlatmak istiyorum. Bütün bu yol boyunca bu şekilde devam eder ve daha hızlı bir hal alır. Her seferinde 20 kat daha hızlı, bir park alanında bir kamyonun içinde olduğunuzu hayal edin başlangıçta kalkarken 1. vitestesinizdir aynı viteste hızlanabileceğiniz kadar hızlanır sonra debriyaja basarsınız ki bu şu noktadır.
 


Bir sonraki vitese geçersiniz debriyajı bırakır ve sonraki viteste hızlanmaya devam edersiniz. Gayet mekanik. Umarım bu zihninizde iyi bir resim çizmiştir. Çünkü üzerinde konuşacağımız şey de buna benziyor. Big bang den bu yana giderek daha hızlanıyor, taa ki beşinci güne kadar buradaki 5.gündüze denk gelen 5 milyar yıl öncesine kadar birbirine hızla çarpan veya birbirine karışan şeyler, patlayan galaksiler söz konusuydu. Sonra ne oldu, bu bizim galaksimizin doğum günü!



Bütün bu 5. gündüzler bilincimize bütün bir payın açıldığı en büyük açılışlardır. Bu noktaya kadar büyük bir yarış var ve sonra vaaav. Yani bu periyoda kadar gittik daha ileri gittik ve sonra güneş sistemimiz oluştu. Bu hepimiz için çok büyük bir olay, sonra bu 5. gece her şeyin doğruluğunun tatbik edilişi. 250 milyon yıllık meteor bombardımanıyla ne oldu. Güneş sistemindeki bütün ıvır zıvırlar önceki gezegenlere ve uydulara sürüldüler, Ay'da hala yara izleri var. Atmosferi olmayan diğer birçok gezegenin üzerinde kraterler var. Bizimkiler biraz daha az şiddetliydi ama mesela Büyük Hudson Koyu' da bir krater bu zaman periyodundan kalma, bu gezegende de belli başlı 5 tane olmak üzere göze çarpan bir sürü iz var, bu meteorlar her şeyin üzerine yürüdüler ve çok iyi bir şey yaptılar çünkü bu gezegene düşen her bir su damlası bu kuyruklu yıldızlarla birlikte geldi. Her bir damla... eğer bu olmasaydı bedenlerimiz gerçekten çok küçük olurdu.
Soru: Konuştuğumuz şeylerin arkasında bilimsel kanıtlar var mı. Evet.Eğer öyle olmasaydı her şeyin varsayım olduğunu söylerdim. Aslında bir tane geliyor. İşin aslı bir varsayım...
Demek ki ne olmuştu büyük hamle ve büyük patlamalar ve bu döngüde bu 5.gündüzde 315 milyon yıl önce burada olan şey hayatın plaja atılması. Buradan önceki her şey suyun altındaydı.



Bütün yaşamsal gelişmeler suyun altındaydı. 5.gündüzde hayvanlar kumsala sürüklenmeye başladı, yaşam karaya hareket etti. 315 milyon yıl önce.
Şuna da bakın daha sonra 5.gecede Permian Triassic Periyod' ta tüm yaşamın % 97si yok oldu. O kuyruklu yıldızlardan birisi daha dünyaya çarptı ve canlıların %97 si yok oldu. Kalan tek şey okyanusun dibindeki çamurun içinde yaşayan eğri büğrü kurtcuklardı ve tekrar evrimleşti, bütün bunların paleontolojik kayıtları mevcuttur. Bir üst basamakta ailesel döngüde 5.gündüz esnasında yaşam bilimcilerin varsaydığı şey memelilerde renk görüşünün ortaya çıktığı. Ve 5.gecede ne olduğunu bilmiyoruz.



Burada olan herhangi bir şeyle igili kati bir bilgimiz yok. Ancak maymunlar bir şeyler başarmışlar aksi takdirde burada olamazdık.
Ve burada kabilesel döngüde 800 bin yıl önceki 5.gündüzde önemli özel bir şey oldu. ATEŞ.



Homo Erectus' un ateş ile ilgili bilinciği edindiği zamandı. Bütün dünyada farklı bir çok yerde 100 maymun sendromuna benzer bir şekilde 3000-4000 yıl içerisinde herkes bu 5.gündüz esnasında ateş bilincini edindi. Bu çok iyi bir şeydi çünkü 680 bin yıl önce İyon çağı esnasındaki 5.gecede Buzul Çağı başlıyor. 5.gecede Buzul çağı başlıyor, bilinç burada ne yapıyor? Görünüşe göre bir sonraki adımı atmamız için tam olarak gerekli şeylerle destekleniyoruz. Ve bu arada 40 bin yıl önce kültürel döngüde SANAT ortaya çıktı.



Mağara çizimleri, taş oymaları, ağaç oymaları, bazı taşlaşmış ağaç oymaları. Sanat. Daha geride aletler vardı. Sanat çok çok önemli çünkü sanat gelecek bilinci demektir. Geleceğin ilk tasviridir, artık ateşin etraında oturup hamile kadının kuklasını oymuyorlardı. O tanrısal figürü gördünüz değil mi? Artık oymaların etrafında oturmuyorlardı çünkü hamile kalan birisi olmuştu. Ve böylece doğurganlık ortaya çıkmaya başladı sadece bisonlara ne yaptıklarını duvarlara işlemiyorlardı. Bunu bir duacı olarak işliyorlardı. Bu sihirdi, şamanizmdi. Geleceklerini varsayıyorlardı. Neden bir mağara adamı ayı pençesi ya da kaplan dişi taksın ki üzerine. Ne başardığı ile ilgi bir totem değildi bu, bir dahaki sefere bir ayı gördüğünde şöyle der, şuna bak, şuna bak.
Geleceğe bakıyor, hayatta kalmak amacıyla bu gücü gelecekte kullanmak için. İşte sanat tam olarak böyle bir şeydi, dekoratif değil, geleceğe dair şamanik bir şeydi. Ve sonra 32 bin yıl önce 5.gece oldu, peki 32 bin yıl önce ne oldu Neandertaller yok oldu.



Arkeologlar sonunda yok oluşlarına dair bir çıkarım yaptılar, çok basit hiç değişmediler. 100 bin yıl boyunca aynı aletleri kullanıp aynı bizonu kovalayıp  aynı vadideki aynı mağarada yaşadılar. Hiç değişmediler, hiç seyahat etmediler ve hep aynı şekilde giyindiler. Homo erectus ile iletişime geçtiklerinde mücevher ve bazı şeyler kopya ettiler ve hiç çıkarmadılar. Çünkü kendi kendilerine bir sanat üretemediler. Hayal ettikleri bir gelecekleri yoktu ve olmadı da. Hiç değişmediler ve otobüsten indiler "BİR PAY ÇIKARIN"
Burada ulusal döngüde, tam bu tarihte M.Ö. 40 da İsa' nın ölümünün üzerinden çok kısa bir süre geçmişti.



O buradaydı ve herkes için bir mesajı vardı bu mesaj temelde şuydu: siz hepiniz kutsalsınız.
Her biriniz Tanrı' nın evlatlarısınız. Ve kimsenin sizinle O'nun arasına girip sizin adınıza konuşmak gibi bir vazifesi yok. Hiçbir kralın, rahibin, devlet adamının hiç kimsenin Tanrı ile sizin arasında yeri yok. Bu mesaj bu parçaların 397 yıl neredeyse 400 yıl olduğunu hatırlayın-



Bu zaman periyodunda İsa'nın mesajı, kendisi değil mesajı tüm dünyaya yayıldı. Bu bilinç bu 400 yıl üzerinde yayıldı. Ve burada 5.gece M.S.416 da daha doğrusu M.S.413 de başladı ve M.S.416 da
Roma düştü.



Dünyadaki en güçlü ulus Roma imparatorluğu düştü. Kılıçlar mı köreldi? Kalkanlar mı çatladı? Ne oldu? Olan şey bilinceydi. Sezar' ın bilinci Tanrısal değildi ya da diğer imparatorlarınki. Her insanın kendi sesi var. Ve dürüst olmak gerekirse Roma bundan çok uzaktır. Hoşça kal Roma sensiz devam ediyoruz. Olan şey bu. Bunu alaşağı eden şey bireyse bilinçti. Bunu yok eden gerçeğin fark edilişiydi.
Roma' nın ayağını kaydıran bilginin uygulanmasıydı.
Düşününce tekrar olamaz değil mi? Bu yaşantımızda değil.
Gezegensel döngü, buradaki bu çizgi 5.gündüz 1913 de. Ne oluyor burada E=MC2 Einstein' in çalışması yayınlanıyor. Genel kesim ve bilimsel kesim bu yeni anlayıştan haberdar oldular. Adamım! Gerçekliğimizin detaylı haritası. Bu bilinç için büyük açılış. 1924 te hemen burada bu 20 yılın tam ortasında yani 1924 de Mr Hubbell sonsuz bir kainatta yaşadığımızı keşfetti. Bundan önce insanlar tüm yaratılışın Samanyolu'ndan ibaret sanıyordu. Mr Hubbell başka galaksiler olduğunu ve bizden hızla uzaklaştıklarını keşfetti. Ve her şeyin mümkün olduğu, imkansızın olmadığı sonsuz bir evrende yaşadığımızı. Şimdi bilinç için geniş bir açılış var , belki bunun sağlamasını yaparsınız. Bu çizgi tam burası 1932.



Bu hızlanmayı ve anlayışı 2. dünya savaşı dediğimiz bir eksersizle uyguladık. 2.Dünya savaşı atom bombasını patlattığımız ve son olabileceğimiz sorumluluğun altına girdiğimiz yer.  Çok ağır bir yük, büyüdüğünüzden beri bilincinizin bir parçası, çok ağır bir yük oldu. Çok önemli bir şeyi belirtmek istiyorum 2.dünya savaşı ne kadar vahşi ve ürkütücü olsa da 250 milyon yıl süren meteor bombardımanı kadar berbat değildi değil mi?
2.Dünya Savaşı'nda Dünya üzerindeki yaşamın %97 si yok olmadı. Baızlarına göre, bomba gönderildiğinde nükleer kışa ve tüm yerkürede buzul çağına yol açacaktı, olmadı. Hitler Yahudilerden ne kadar nefret ederse etsin neandertaller gibi yok olmadılar değil mi? Ve Neo Naziler düşerken, tüm Avrupa' da 30 yıl süren savaşlar olmamıştı Roma düştüğünde olduğu gibi. Diğer bir deyişle her şey daha iyiye gidiyor.  Kuşkusuz beklentilerimiz de yükseldi. Artık Hayvan Hakları var. Geçmişte kadınların hakları yoktu, hayvan ve maldılar. Her şey dramatik bir şekilde iyiye gidiyor. Daha iyi olmasını bekleseniz iyi olur. Devam edin. Birazcık tatminsizlik buna değer.
Böylece bütün bu hızlanma buraya kadar devam ediyor, seviye seviye daha hızlanıyor. 2 milyon yıl önce akıl dediğimiz bu aracı edindiğimizi hatırlayalım. Bununla ilgili biraz problem yaşayacağız ve üzerinde biraz durmak istiyorum.
Akıl bir araçtır ve bilinç bu aracı benzerlikleri ve farklılıkları ayırt etmek için kullanıyor. Çekiç veya testere gibi bir araç. Bir marangoz kendisini kullandığı çekiç zannetmez. Kimileri de akılları olduklarını sanıyorlar, hemen başınızdan atın bu fikri. Siz aklınız değilsiniz ya da herhangi bir düşünceniz. Eğer buna tutunursanız çok büyük büyük problem yaşayacaksınız göstereyim. Zihin nedir görün, okulda bu tür bilgileri öğrenemezsiniz. Psikoloji derslerine de girdim, fakültede hiç kimse bana titreşim frekansından bahsetmemişti. Bunu daha önce duymamamızın nedeni "Titreşim Frekansı" nın bilinçaltı reklamcılığında çok önemli olması. Tabii ki bilinçli olarak bir deneyim aşamamışsınızdır.
Akıl bir dizi resim üzerinde çalışıyor. Özel efekt uzamanları bunları iyi bilir. Titreşim frekansı saniyede 24 karedir. Zihninizin çalışma hızı budur. Aklınızın bir hız limiti var. Aklınız saniyede sadece 24 fikir düşünebilir. Her hareketi (benzerlik-farklılık) saniyede 24 kez yapabilir. Çevirme kartları gibi bir şerit.



Zihnin çalışma şekli seken bir top gibi. Kaza esnasında zamanın yavaşladığını görmüşsünüzdür. Durma düzeni ile ilerlediğini gördünüz mü, çok ciddiydi tanık olduğunuz şey. Bunlar hayatınızın en uç deneyimleriydi. Hala ne olduğunu net bir şekilde hatırlayabiliyorsunuz değil mi. Bunun çok güçlü bir deneyim olmasının nedeni varlığınızın aklınız olmadığının bir gösterisi olmasıdır.Bilinciniz bu şeyin (benzerlik-farklılık) oluş hızıyla limitli değildir. Çok güçlü bir bilgi. Titreşim frekansı saniyede 24 kare işte zihnimiz bu kadar hızlı çalışır. Akıl işini yapması gereken bir araçtır. Farklılıkları ve benzerlikleri görür. Böylece hayatta kalmak için gereken kararları verebilirsiniz. Akıl kendini koruyan bir mekanizmadır. İşini yapamazsa veya sağlam bir karar almak için yeterli olmadığını anladığında yerleşik, gelişmiş bir üst güvenlik sistemine geçiş yapar. Bür üst güvenlik sistemi, ve seviye seviye ilerler. Bir üst güvenlik seviyesinin ilk seviyesi STRES  tir. Aklınız neyin geldiğini bilmediği zaman vücudunuza bir sinyal gönderir. Bu sizin kurtuluş alarmınızdır. Hemen kalkıp uzaklaşmanız gerekir. Hayvanlar bunu çok iyi yapıyorlar. Bir köpek garip bir şeylerin kokusunu aldığında hemen kalkar uzaklaşır. Öte yandan biz insanların kalkıp uzaklaşmamıza izin vermeyen aileleri, öğretmenleri ve işverenleri var değil mi?Bu yüzden strese adapte olduk. Aslında stres bir karakter gelişimidir. Ne kadar stres kaldırabilirsiniz?
Eğer daha fazla stres kaldırabilirseniz müşterek merdivende daha yukarıya tırmanırsınız. Herkesin önünü tıkayan camdan perde bu işte, ne kadar strese dayanabilirsiniz.
Bu arada doktorlar "AMA" (American Medical Association –Amerikan Tıp Derneği) Vücudunuzda yanlış giden şeylerin %80 inin stres ile başladığını söylüyor. Stres öyle bir salgın halini aldı ki işçilere stres için verilen ikramiyeler kesildi. Herkes streslidir, bu evrensel. Şimdi neden olduğuna dair bir ipucunuz var. Teleonla biryeri aradığınız zaman saniyede 4-5 milyar karar alan bilgisayarlara bağlanıyorsunuz. Aklınız 24 tane yapabiliyor. Bilinç saniyede en az 5 milyar karar ile hareket ediyor. Bilincin fark edebildiğiniz kadar hızlı olduğunu anlıyor musunuz? Bu şekilde saniyenin yüzbinde biri olan nano saniyelerden bahsediyoruz. Bilinciniz aklınızdan uçtu! Bu düzen yerleştirildiğinde bunu kuran kişiler evlerindeki her şeyi kendileri yapmışlardı.  Temelden zemine, pencereden ranzalara, sandalye ve masalara kadar her şeyi kendi elleriyle kurmuşlardı belki tulumbaları ve tavaları değil ama onun dışındaki herşeyi. Hatta bunların bile nasıl yapılabileceği ile ilgili bir şeyler biliyorlardı.Hadi gidip br ampul yapın. Bu gibi şeyler stresin kaynağı. Bilgisayarınız çöktüğünde zihninizin bununla ilgili bilmediği bir sürü şey var. Ve bu stres yaratıyor. Bu evrensel ve heryerde demek ki bununla baş etmemiz gerekiyor. Strese ve stresin kurduklarına adapte olmamız gerekiyor. Ve az önce gördüğümüz gibi hızlanmaya ve hızlanmaya devam ediyor. Sırada, stresle baş edemezseniz ne olur, akıl savaş ya da kaç kararını verir. Tüm mantık askıya alınır. Artık benzerlik ya da farklılık yoktur. Hayatta kalmak için kaçmanızı veya savaşmanızı sağlayacak şey vücut sisteminizdeki bir damla adrenalindir. Mekanizma budur, bu düşünce bu savaş ve öfkeden, şiddetten, Colombia lisesinden, terörizmden ve tüm savaşlardan kaç. İşte bu demek. Yoğun bir şekilde artıyor değil mi. Peki kendi yolunuzla savaşamazsanız veya kaçamazsanız ne olur, örneğin içeri girer ve patronun veya öğretmenin burnuna yumruğu çakarsanız ne olur , hapse girersiniz veya işinizden olursanız yani kendi yolunuzla savaşamazsanız veya kaçamazsanız geriye kalan, aklınızın son bir parçasında yapılacak son bir efor vardır ve bu da
" Kayıtsız Kalmak" tır.
Size bir ayı saldırdığında yapmanız gereken ölü taklidi yapmaktır. Bu bir hayatta kalma takdiğidir. Bunun yanı sıra bütün bağımlılıkların anası ve bütün intiharların babasıdır. Temel olarak deneyimi redd etmektir. Bütün bağımlılıklar kişinin bilinçsiz kalmak için seçtiği metodlardır. Ve bunun alkol, ilaçlar, iş, kumar, alışveriş ya da sit-com olması hiç önemli değil. Bütün bağımlılıklar bilinçsiz kalmak için seçilmiş metodlar. Ve buna takılıp kalmış çok insan var. Bu hızlanma ne manaya geliyorsa etkisinde kalmak üzeresiniz. 100 yıl önce insanların değişimlerinden hemen önce etraftaki şeyler için kafa yormaya çok zamanları vardı. Ve 400 yıl önce gelişmek için bir sürü "24"te "1"iniz vardı. Artık böyle değil ve bildiğiniz herkeste daha çok hızlanıyor, siz de dahil. Bu ciddi bir durum bu yüzden dünya paramparça olacakmış gibi geliyor. Akıl hız için yaratılmamış. Her şey daha yavaşken evrimleşmiş. Aklınızı bu hıza sabitlemeye çalışmak saatte 75 mil hız yaparken arabanızın arkasında bağlı bir eşeğin olması gibi. Daha da hızlanacak. Bu nedenle teybi değiştirmemiz gerekecek.
Ara
Beklediğinizden çok farklı bir şey olduğunu tahmin etme cüretinde bulunacağım. Maya takvimi hakkında konuştuk Piramitin içindeki Kızılderililer hakkında değil. Ve şimdi hayatımızda neler olduğu ve neler olacağı hakkında konuşacağız. Ve şu noktada, keşfettiğimiz durumu nasıl uyarlayacağımız ve bunu dışarıdaki arkadaşlarınıza ve komşularınıza nasıl götürebileceğiniz, onların uyarlamasına nasıl yardım edebilceğiniz konusuna derinlemesine gireceğiz. İşbirliğine ihtiyacınız var değil mi. Yani şu gayet açık ki hepimiz aklımızdan kaçıp gideceğiz. Bu yüzden en iyisi çıkıp aklımızın dışında ne olduğuna bakmak. Bunun dışında olan şey "SEZGİ" dir. Aklınızın dışında olan şey Sezgilerinizdir.Kendi kişisel bilişiniz, kendi kişisel gücünüz. "sezgi" Hiçbir bilgiye ya da  kanıta dayanmayan kişisel bilişiniz olan sezginiz. "Engizasyon" döneminde Katolik Kilisesi tarafından idam ile cezalandırılıyordu. Sezgileri olduğu için 4 milyonun üzerinde kadını öldürdüler. Bu 4 milyon kadın ya da bildiği şeyi nasıl bildiğini fiziksel şekilde kanıtlayamayan herhangi biri cadı ilan ediliyor, öldürülüyordu. Bunun sonucunda sezgiyi rafa kaldırdık. Katolikler ne yaptıklarını biliyorlardı çünkü bu sizin kişisel gücünüzdü, kendi gücünüz ve arz talep kuralını bilirsiniz, herkesin gücü varsa benimkinin değeri nedir ki? Eğer kimsenin yoksa ve benim varsa benimki çok daha değerlidir. İşte herkese yaptıkları şey buydu. Bu durum tutuldu ve günümüze kadar ilerledi. Ve af dilediği için teşekkürler Papa, zamanı gelmişti. Aslında mükemmel bir zaman çünkü onları şu an affedebiliriz. Çünkü o zaman neler yaşandığına dair çok musunuz Hitler sadece orada işini yapıyordu. Bütün o adamlar müthiş bir iş yapıyorlar. Onların işini isteyen var mı? Hadi durmayın. Onlar güce bağlı yapıları rekor zamanda alaşağı ettiler. Bir şeyleri yoldan temizlemek gerekiyordu ve harika bir iş çıkardılar. "SEZGİ" Biliyorsunuz atletlere bir sürü para ödüyoruz değil mi, aptalca oyunlar oynamaları için, ne kadar ödediğimizi görünce bu tamamen bir çılgınlık ve gülünç aslında. Aptal bir oyun oynamaları için milyonlarca para ödüyoruz. Biz kaçık mıyız, belki de değiliz, biz onları izlerken inanılmaz derecede stresli koşullar altında, belki bir sürü paranın döndüğü bir ulusal kupa maçında ve gelecek yılki kariyerlerinin ip üstünde olduğu inanılmaz stres altında bir oyun oynuyorlar. Ve bu adamlar kendilerini oyundan ya da takımdan edebilecek savaş ya da kaç sendromu yerine rutin şekilde sahaya çıkıp muhteşem bir oyun sergiliyorlar.
(videoda- Kesinti- eksiklik)
Nedenleri vardı ve sezgilerini izlemek yerine akıllarını kullandılar.
Şimdi bir sonraki problem sezgilerinizi nasıl bulursunuz ve nasıl çizgide kalırsınız hepimiz sezgilerimizle ilgili deneyim yaşamışızdır, genellikle akıp gidiyor, küçücük bir nokta ve kaçıp gidiyor. Ve sonra acaba bu kendim miyim ? Akıl üstünüze atlıyor...akıl dostunuz değildir arkdaşlar. Kendine müptezel, kendini koruyan, parazit gibi bir mekanizmadır. Haklılığı sizin hayatta kalmanızdan bile daha önemlidir. Akıl!Kendileri ile ilgili bir yanlışlık olmadığını söyleyen arkadaşlarınız olmuştur. Çünkü akılları, bu olamaz, böyle olamaz, doğru değil, tedaviye gidilemez, alternatif tedavi olmaz, ve artık burada değiller...aslında tekmeleyene kadar haklıydılar. Bu bir peri masalı değil. Aklın haklı olması hayatta kalmasından bile daha önemlidir. Bu sebeple bu durumu sıkıca kavramak çok önemli ve sezgilere bağlanmak aklı ait olduğu yere geri gönderiyor. Bir kimlik değil bir araç, ait olduğu yere. Peki bunu nasıl yaparsınız? Sezgi sizin kişisel bilgi kaynağızdır öyle değil mi? Ve tüm bilişin bütün bu bilgiler bir kaynaktan gelir, bir isim vermemiz gerekmez, Yaratışın Akışı.



Çünkü bütün bilinenler ve bütün bilgiler zaten bu yoldan gelir. Bu nedenle bilinciniz de bu akışın içerisinde yani olayın.



Şöyle yapıyoruz daha hızlı daha hızlı




Bilinciniz bu akışın içinde zaman ve mekana uyarlanmıştır. Sezgisel bir anınızda artık zamanın devam etmediğini fark ettiniz mi? Bir süre sonra her şey normale döner, peki bütün o zaman nereye gitmiştir acaba? Tam o anda orada siz sadece varlık olarak bulunmaktasınız. Bir anlığına yaşanan şey sadece bir akış. Bunun nasıl çalıştığına dair bir şemadır bu. Sezgilerinize kapıldığınızda bir bilgiler akışının tam ortasında bulunuyorsunuz. Asıl önemli olan orada kalabilmek. Ancak bu, süregiden şeyler ve üzerinize aklıyan aklınız varken kolay olmayacaktır. Ancak Mayalardan yana iki şey vardı. Birincisi her şey daha yavaş ilerliyordu. Ancak bunun dışında birkaç başka oryantasyon daha kullanıyorlardı. Bizim bilincimiz, toplumumuz  sadece zaman-mekan a adapte olmuş, zaman mekan zaman mekan, fiziksel, fiziksel...
Mayalara yardım eden bazı şeyler daha var, birden 13 e kadar devam eden, kişisel gaye dedikleri bir oryantasyonları daha vardı.



Hiç niyet etmediğiniz bir yerde bulundunuz mu? İş, okul veya bir tartışmanın ortası gibi, merkezde mi yoksa merkezin dışında mı hissettiniz? Ne zaman bulunmak istemediğim bir ortamda olsam merkezin dışında hissediyorum. Fakat bu adamlar kendi kişisel gayelerini biliyorlardı. Böyle bir oryantasyonları var. Yani yaşamda ne zaman amaçlarını gerçekleştirip gerçekleştirmediklerini biliyorlardı. Bu sizi merkezde tutmaya yardımcı olurdu değil mi? Bir şeyin iyi olmadığını düşünseydiniz, gidip ne yapmanız gerekiyorsa onu yapardınız. Bunun dışında "İLAHİ PLAN" dedikleri asıl br oryantasyonu daha kullanıyorlardı.
Bizim toplumumuzda hiç bir plan yok. Bu sandalyelerde oturmanızla sonuçlanan 16 milyar yıllık küçük mutlu kazalar, işte bizim bilimimiz olaya böyle bakıyor. Burada oturmanızın nedeni fabrikanın birindeki kimyasal bir patlama da olabilir. Hiçbir ilahi plan yok. Bu adamların ilahi bir planları var. Yaradılışın 20 tezahürü olduğunu biliyorlardı. İcosahedron gibi, 20 kenarı geometri figürü. Bu kişisel amaç ve bunun ilahi plan a oryantasyonu sizin ilahi plan içindeki yerinizin anlaşılması demektir. Ve bu Maya kültüründe bir sembolü ortaya çıkarır, bu diagramın bir adı var. Bunun adı "SEKİZİNCİ BÖLÜM GÖKYÜZÜ MEKANI"



Ve bu sembol Cenneti temsil eder. Orada bulundunuz, yaşamınızda zaman ve mekana adapte olduğunuz anlar oldu, dilediğiniz veya istediğiniz bir şeyi yaptığınızı biliyordunuz ve kendinizden çok daha büyük bir şeyin parçası olduğunuzu biliyordunuz. İyi bir his, Cennetsel.
Bu takvimin önemi budur. Maya takvimi asla zaman ile ilgili olmadı. Bu daima Yaratılış akışının ölçümü ve izlerinin takibi ile ilgili olmuştur. Ve Yaratılışın gayesi ve Yaratılışın bir yansıması ile ilgili olmuştur. Her bir gün, hatırlayın, Kainatın mutlak bir kuralı var. Neye ilginizi verirseniz onun farkında olursunuz. Her gün ilginizi bu Yaratılış akışının enerjisine verseydiniz ne olurdu? Neyin farkına varırdınız? Bilincinizi kendi amaçlarınız doğrultusuna uydurmak daha mı kolay olurdu? Kolay galiba yeterince uygun bir sözcük değil, otomatik, hiçbir efor sarfetmeden, hakkında hiç düşünmeden, ve meditasyonu da kastetmiyorum, demek istediğim sadece unutun! Sabah Yaratılışın amacının ne olduğuna bakın ve gidip hayatınızı yaşayın. Mayalar her sabah uyandılar ve Yaratılışın o günkü amacını kutladılar ve gidip hayatlarını yaşadılar. Hergün.
Entrainment ne demek bilen var mı? Entrainment, canlıların hatta mekanik objelerin otomatik eşzamanlanmasıdır. Bilimin bunun nedenine dair mantıklı bir açıklaması yok, ama olduğunu biliyorlar. Bir örnek anne bebeğini emzirirken anne ve bebeğin kalpleri aynı ritmde atmaya başlar. İşt e buna entrainment ( biomanyetik rezonans) denir. Doğal uyum objelerde de görülebiliyor. Farklı zamanlarda öten ya da tikleyen guguklu saatler alırsanız bir hata ya da daha az zamanda hepsi aynı anda ötmeye ya da tıklamaya başlayacaktır. Maya takvimini günümüz takvimine uyarladığım bu araç bilincinizi Yaratılışın akışıyla rezonansa sokacak bir araçtır. 13 ve 20 ve 1 den 13 e kadar Yaratılışın 20 tezahürü boyunca gider ve yeniden başlar. Yani bu iki sayısının oluşturduğu bir dokudur. Ve ne kadar kurcalarsanız kurcalayın bir faydası yok, üzerinde hiç düşünmediğiniz fakat sadece içinizden gelerek bildiğiniz bir şeyin size yararı olur muydu? Eminim bu okulda öğrendiğiniz şeylere tamamen zıttı ama artık okulda değilsiniz. Bir dip not, bunun br parçası olarak; bilincin farkındalığın farkına varmak olduğundan bahsetmiştik, ve bilinç, aklınızı, benzerlikleri ve farklılıkları ayırt etmek için kullanıyor, değil mi? Bilincin her şeyi kapsayan yapması gereken bir işi var, bilinç Yaratılışı bölüyor. Şunu hiç fark etmiş miydiniz, bilincinizin çok açıkken, yapraklardaki damarları veya bir kelebeğin kanatlarındaki renkleri görebiliyorsunuz ya da yıldızları sayabiliyorsunuz, üzgün olduğunuzda bilinciniz kapalıyken her şey aynı görünüyor. Bunu hiç fark ettiniz mi? Ne kadar bilinçliyseniz deneyiminizde o kadar bölüm ortaya çıkıyor. Bilincini ne kadar kapalıysa o kadar önyargılı oluyorsunuz. Fark etmiş miydiniz. Herkesin, her şeyin ve herkesin deneyimlerinin aynıymış gibi göründüğünü. Bilincin işi farklılıkları ayırt etmek. İşte Tanrı' nın lütuflarını bu şekilde sayarsınız. Deneyiminizi takdir ediş şekliniz böyledir, bakıp farklılıkları ortaya çıkararak. Yani bilinç bölünüyor ve Maya Takvimi 13 e bölündüğünü söylüyor. Tüm bilinç 13 e bölünüyor, 13 e, 13 e ve çoğalımlarına...artık 13 uğursuz sayı ya da şeytani diye endişelenmnize gerek yok. Aslında Yaratılışın da bir işi var. Tüm yaratılışı, katlarını ve katlarının 20 faktörünü kastediyorum. Aranızda biyoloji okuyanlar bilir, yumurtanın ilk başlangıç aşamasında kendini 20ye katlamasını kastediyorum. İşte bu şekilde bu kadar büyük oluyorsunuz. Kendi kendinizi çarpımınız ile, tepeden tırnağa 20nin faktörleriyle katlayarak, ilginç değil mi? Yani 13 ve 20 dokusunun nasıl gittiğini takip ederek, bu üçgenden bahsediyorum (elindeki araç kitapcık-çizim), sadece bunun farkına vararak, bilincinizi, bilinç-yaratılış etkileşimleri ile rezonansa sokabilirsiniz. Ve bunun üzerinde düşünmenize hiç gerek yok, sadece bilmenizle sonuçlanmasına yardım edecek, sezgileriniz sahneye çıkacak ve doğru yerde bitiverip doğru insanı görecek ve doğru şeyi yapacaksınız. Hepimizin içinden geçeceği süreç bu. Bunu yapabilmenin tek yolu bu demiyorum, bu yolun her zaman işe yaradığını söylüyorum bu yüzden önemli. Yapmak istediğim bir şey daha var ve bunu kamera için yapmak istiyorum. Bir formül herkes bir şey arzular. Bütün arzuların temeline bakın bu en güçlü olan bu olmalı. Herkes "HUZUR" ister değil mi? Huzur ile sezgi arasında çok güçlü bir bağ var. Eğer huzurunuz varsa sezgileriniz ortaya çıkar. Aslında huzurlu olduğunuz tek yer merkezde olduğunuz yerdir.



Nasıl huzurlu olabilirsiniz, sadece bir şekilde merkezde kalabilirsiniz "net" olarak. Net olursanız merkezde olursunuz. Tamam peki bu netlik nereden geliyor? Netliğin sadece bir kaynağı var kalıpların özümsenmesi. İlk araba kullandığınızda huzurlu muydunuz? Merkezde miydiniz? Net miydiniz? Kalıpları henüz kavrayamamıştınız değil mi? Anahtar nereye giriyordu ne tarafa çeviriyordunuz? Vites kolunu nereye hareket ettiriyordunuz? Bu adam önümde niye durdu ki şimdi? Bunların hepsi birer kalıp. Dans ederken de kalıpları öğrendikçe pistte daha net ve daha merkezde oluyorsunuz. Huzurlu bir şekilde arkadaşlarınızın önünde dans ediyorsunuz. Ya da yüzlerce insanın önünde. Tüm hayatınız boyunca her olayda yaptığınız şey bu. Yeni bir şey öğrenirken kalıpları öğrenir, net olur, merkeze gelir ve işi yaparken huzurlu olursunuz. Ve böylece kanıtlayabildiğimiz bir durum var elimizde. Net olmak. Tabii ki sizin kendi netliğiniz var, benim de kendi. Çalışıp kalıp üzerinde kendi netliğimi kazanıyorum, merkeze sabitlenip huzura kavuşuyorum. Şimdi mümkün olan bir şey var. Son 16 milyar yılda meydana gelen her şeyi gösteren bir kalıp var ve bu kalıp her şeyin daha iyiye gittiğini gösteriyor. Şu an nasıl göründüğü hiç önemli değil gelişiyoruz ve durum her geçen an daha iyiye gidiyor. Gelecekte de böyle olacak çünkü gücün kuralları yendiği gibi etikte gücü yenecek. Kurallar da sebeplerin üstüne geçmişti öyle değil mi? Buraya gelmeden önce bir süreliğine 20 ay kadar hukuk çalıştık ve gördük ki kanunlar yazılırken çok az sebep ve mantık kullanılmış. Kanunlar sebeplerin üstünde.



Bu 4.kısım esnasında, 1874-1894 arası, gücün kanunun üstüne çıktığı 4.gündüz yaşandı. Carnegie, Rockefeller, Westinghause birleşik şirket güçlerini elde ettiler ve şirket yetkililerinin gücüyle ulusların ve insanların kurallarının üstesinden geldiler. Şimdi de 4.gündüzde gelen Etik Çağ var. 2005 yılında etik gücün üstesinden gelecek.
Huzur merkezde olmayla, merkezde olmak netlikle ve netlik de kalıpların kavranmasıyla oluyor. Şimdi dışarıda neler olduğunu kavrayıp netlik ile iyi şeyler görebilirsiniz. Çok önemli olacak ve siz azınlıksınız. Dışarda net olmak yerine üzgün olan pek çok insan var. Geleceği beklemekten çok gelecekten korkan pek çok insan var. Siz azınlıksınız ve olabildiğince bunun içine girmelisiniz. Web sayfamızda tarihler makaleler ve tarihleri karşılaştırmak için bölümler var. Kendiniz araştırabilirsiniz aradığınız kendi netliğiniz benimki değil. http://www.mayanmajix.com/
Öğrenme labratuarı dene küçük bir buton var yaklaşık 1500 makale bulabileceğiniz yer orası.
Şimdi bu kalıpla ilgili biraz daha yüzeysel bilgi vermek istiyonrum. Bütün ulusal döngü 1.gündüz 1. gece 2. gündüz...bütün bu yol ulusal bilinç döngüsünün 1.gündüzünde, nerede olduğunu göstereyim: M.Ö. 315 den sonrasında ve M.Ö. 315 den sonrası Ulusal Döngü ve sonra Güç Döngüsü, sonra Etik Galaktik Bilinç Döngüsü, 1.gündüz M.Ö. 315 burada olan şey tek Tanrı fikrinin ilk kez ortaya çıkışı. O dönemde pek çok tanrı ouğunu hatırlayın. Yani birçok neden var. Ağaç Tanrısı, Kaya Tanrısı...Tam burada her şeyden sorumlu olan ve her şeyi yaratan tek bir Tanrı olduğu fikri ortaya çıkar. 1.gündüzün uygulaması esnasında 1.gece esnasında Abraham Canaan' a hareket etti, tek Tanrı için Kilise yapmaya. B dönemin uygulaması buydu. Ve atlayıp 3.gündüze geçeceğim 3.gündüz her zaman ve her zaman gerçeğin açığa çıktığı zamandır. Demek istediğim yenilgiye uğratarak ortaya çıktığ zamandır. Hz Musa 10 Emir'i Ulusal Bilinç Döngüsünün 3.gündüz ünde aldı. Bunun kanun ile bir ilgisi var mıydı? Arkadaşları bu Kanunlar çıkarıyordu. 3.gündüzde kanunlar koyuldu ve Ulusal bilinç döngüsünün olayı buydu. 3.gecede İslam ortaya çıktı ve Pisagor Geometri teorileri geliştirmeye başladı.
4.gündüz esnasında Konfüçyüs, önemli bir Çin filazou olan Lao Tzu , Budha ve Hindistan'da reenkarnasyon fikri ortaya çıktı. 5.gündüzde İsa var, 6.gündüzde Haçlı seferleri ve Katolik kilisesinin gelişimi var ve sonra İslamiyet in 2.dalgasına giriliyor ki bu da Haçlı seferlerinin ardından geliyor. Ve daha sonra Hacılarımız var. Ve burada Gezegensel Döngüde bu esnada 1755 de telgraf fikrinin ilk ortaya çıkışı bulunuyor. Henüz varolmamış üstünde konuşuluyor. Daha sonra 1794 de optik telgrafımız oluyor. Sonra 1834 de elektrik telgrafı ortaya çıkıyor sonra 4.gündüzde telefon ortaya çıkıyor ve Tesla serbest enerjiyi geliştirmiş. Ve aşağıda 5.gündüzde radyo icat edildi ve tabii ki e=mc2 sonra 6.gündüzde televizyon ve 7.gündüzde internet.
Çevirmen şöyle demiş:
Zamanla ilgili değil; Soru 2012'de dünyaya değil bilince ne olacağı, dilerim iyi şeyler olur ve sanırım çözüm
"KOŞULSUZ SEVGİ" demiş
Çevirene sonsuz teşekkürler.

17.ve 18. bölümler türkçe değil

http://www.youtube.com/watch?v=jEyZFbkvJjw


rapid adresleri şöyle



http://rapidshare.com/files/381544030/Maya_Takvimi_4_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381551707/Maya_Takvimi_7_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381566546/Maya_Takvimi_8_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381573454/Maya_Takvimi_9_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381604381/Maya_Takvimi_10_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381622059/Maya_Takvimi_11_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381629052/Maya_Takvimi_12_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381644980/Maya_Takvimi_13_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381651309/Maya_Takvimi_14_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381663693/Maya_Takvimi_15_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381669182/Maya_Takvimi_16_18.wmv

http://rapidshare.com/files/381678652/Maya_Takvimi_17_18__Yeni____.wmv

http://rapidshare.com/files/381685445/Maya_Takvimi_18_18_-----Son----.wmv


Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

cesur

#1
Emeklerine, ellerine gözlerine, düşüncene sağlık, şimdi güzelce okumak sonrada paylaşmak gerekir, teşekkürler...
 

Alemtac

#2
Teşekkür ederim Sevgili Sirera, değerli bir paylaşım :)
 

Tiversonus

#3
ve indirdim ve dayanamadım ve son bölümü hızlı hızlı seyrettim...Ve o sanatçı Ruh'lara teşekür ediyorum...


Ama işte herşey Kozmik Bir Plan dahilinde işliyor, bunun açıkça ortaya serilmesi, bence burada aldığım anafikir: Ruhun Yolculuğu harika bir dönemecin eşiğinde ve harika olmasına karar verecek olan ise Ruhların Dalgaya binip sörf yapmaları ile olur ancak, böyle düşünüyorum...Evet herşey bilinçtir, bilinç herşeydir...

sirera

#4
İzlediğim videolar arasında körlerin çevirileri okuyamayacağını düşünüp bunu yazmalı dediklerimdendi. Okumak izlemekten daha  kolay gibi hareket olmadığından galiba. Ekrandan okumaya alışamamış olsam da benim için de iyi. Ben de çevirene teşekkür ediyorum. yeni 17 ve 18. bölümleri n çevirileri de olursa ne harika.
Pek çok şey konuşuldu Maya takvimi ile ilgili ve bu da oldukça açıklayıcı sunum olmuş.
Şu söz çok hoş,
Üstünden geçeceğimiz bilgilerin hiçbiri, bakış açınızı değiştirmeye yönelik değildir.
Anarşist olarak nitelendirebilecek bir bakış açısının da doğru sezgilere dayanabileceğine dair tanımlar var. Paketten biri haline gelmeyin :)

Gün içerisinde kendinizdeki ve çevrenizdeki değişimi göremeyebilirsiniz, hiçbir şey değişmiyor gibi görünse de gayretle çalışmaya devam edin. Çekice vuran marangozun vurduğu çekice hergün baktığınızda bir değişim göremezsiniz, yoktur. Her gün minik bir parça yontulur çekicin sapından ve bu sapın marangozun parmaklarının şeklini almış olduğunu görürsünüz. Buddha nın örneği.
Kayanın aşındığını gören iki kişiden biri dalgalarla ne kadar uyumlu bir aşınma olduğunu hisseder güzelliğinde kaybolurken, diğeri kayanın dalgalardan dolayı çektiği acıyı hissedebilir.
Acı eşiğimiz yükseldikçe ve farkettikçe netliğin artması. Acı eşiği dayanılmaz duruma gelince kayıtsız kalmak.
Sunumda özellikle meditasyondan bahsedilmemiş ancak biomanyetik rezonans ın içinde olunduğunu hissetmek için nefes ve meditasyondan başka bir seçenek de bu bilinçte olduğunun inancıyla yaşamak oluyor galiba. Koşulsuz teslimiyet.


Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#5
Koşulsuz Teslimiyet, biraz açmak gerekiyor...Bir debu tür eserler elbette tam olmayabilir, ama yine de Büyük Resim içinde değerliler...

Uzay Yolu-Yeni Nesil ile ilgili linkleri paylaştıktan sonra, bunun pek fazla rağbet etmediğini tesbit ettim...Bu bölümlerden birinde şöyle bir olay geçiyordu:

Gemi uzayda bir meteor alanına düşüyor, aslında tam anlamıyla yapışıyor. Gemiye itici güç verildiğinde bu meteorlardan karşı bir "etki" geliyor. Bir şekilde bubi tuzağı gibi bir durum. Ve ne kadar şiddetli çabalama ve kurtulma için kuvvetle çalışsalar, bir şekilde bulundukları alandan karşı bir kuvvet geliyor. Durduklarında ise hiç bir şey olmuyor. Kısaca aksiyon ve reaksiyon oluşumu sözkonusu. Ama hareketsiz olduklarında ise bir aksiyon da olmuyor...Sonra bu meteor alanının bir "jenerator" gibi, gemiden gelen daha doğrusu geminin hareketinden gelen enerjiyi alıp yine gemiye karşı kullandığı keşfediliyor...Bir plan yapılıyor. Tüm sistemler minumum seviyeye getiriliyor. Ve kumandaya kaptan oturuyor ve çok hafif tıklama itişler ile adeta gemi "akışa" bırakılıyor. Ufak bir tıklama/itiş vuruşu ve meteor arasında bir akış, belki meteorun çekim gücünün etkisi ve çarpmaya yakın manevra yapıcı ufak bir itiş gücü ile çarpmadan aralardan geçiş ve sonlardaki meteorun çekimi dolayısı ile tam çarpacak iken; geminin arka yan itişine ufak bir güç vererek gemi resmen büyük meterun etrafında daire çiziyor ve alandan kurtulunuyor. Burada meteorların çekim gücünden yararlanılıyor...

Tevekkül etmek, an'a teslimiyet ve koşulsuz teslimiyet ile ilgili çok şeyler söylenilir. Ben bazen bazı yorumlara katılmam YA DA BİR TEHLİKE GÖRÜRÜM. yANİ BU "AKSİYONSUZLUK" YA DA hiç bir şey yapmamak olmamalı....Babama Pleiades öğretilerini verdiğimde, bir kaç tane onaylamalarından birini paylaştığını söylemiştim. bunlardan bir tanesi de "zahmetsiz olanı yapın" sözü idi..bu sözü duyduğumda garip bir eşzamanlılıkla ben kasyopya celselerinde tam bir gün önce bu sözü okumuştum. Celselerde Ple'lilerin dediği gibi "zahmetsiz olanı" diyorlardı Kasyopya Birleşik düşünce ve babamda aynı yeri bir gün sonra bana okuyordu...

Ben bu filmdeki simgesel anlatımı ve "Zahmetsiz Olanı" yapın ve Akışa Bırakmak sözünü; bir bütünlük olarak algılıyorum. Kısaca çaba, adanmışlık ile bir aksiyon var ama o asla "zahmetli" olan bir şey değildir, bunu anlamak ise başlı başına bir ustalık, anlatabilmek ise çok zor, keşfi lazım diye düşünüyorum.

sirera

#6
Tam da bu koşulsuz teslimiyeti silmek lazım eksik anlatım diye başlığa girip yazıyı görünce şaşırdım.
Evet ve zor sözcüğü yerine kolay olmayan ı seçmek daha kolaylaştırıcı sanırım sözcük olarak.
Kotalı adsl.
Teslimiyet, uyanıklık, ufak itişler.
Hoş benzetiş katılıyorum.
24 kare tekrarında da aslında çok veri dolayısıyla tepki de çok güçlü bilinçte stres etkisiyle.



Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)