avatar_fidelista

Dünya Dışı İmplantlar

Başlatan fidelista, 14 Nisan 2023, 02:25:40

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fidelista

Griler tarafından takılmış bir implantım var çocukluktan kalma sürekli kulak çınlaması yapıyor,bazen 4-5 değişik tonda çınlamasını aynı anda duyuyorum baş dönmeside yapabiliyor ,kulağımın derinliklerinde sanırım,bir sorum olacak bu implantı işlevsiz hale getirmenin bir yolu varmı.? buna gerek duymamın nedeni zaman zaman nedensiz şekilde ilgi odağımın kaydırıldığını hissediyorum.Ayrıca bir çok kez kaçırılmanın yarattığı anksietede cabası.Başa ipek sarmak işe yararmı.?

bozadi

#1
Alıntı YapS: (T) Bunu içimdeki implantlarla mı yapıyorlar?

C: Hepsi sürecin birer parçası.

S: (T) Bende implant var mı?

C: Evet.

S: (T) Bu implantlar, duygularımı kontrol edip negatif olanları arttırmalarını ve böylece bu duyguların enerjisiyle beslenmelerini mi sağlıyor?

C: Kontrol değil, etki.

S: (T) Kontrol değil, etki. Ama örneğin kızdığım zaman kısa süre için kızgın oluyorum ama bu teknolojiyi kullanarak daha uzun süre kızgın kalmamı sağlayabiliyorlar, öyle mi?

C: Evet. Bilgi korur, bilgisizlik ve ihmal tehlike yaratır.

S: (T) Vücudumdaki implantları üzerinden enerjilerimi geri alabilir miyim?

C: Gerekli değil.

S: (T) Yani eğer kızgınlaşırsam ve olmam gerekenden daha fazla kızgınlaştığımın farkına varırsam ve bunu daha olumlu birşeye dönüştürürsem ve cihazları sonuna kadar açıkken bu olumlu enerjiyi onlara yönlendirirsem ne olur? Morallerini bozabilir miyim?

C: Bunu yaptığında ateşe ateşle karşılık veriyor olursun.

S: (T) Peki yapmamız gereken şey bu değil mi?

C: Açık. Deyim neyi ima ediyor?

S: (L) Sanıyorum söylemek istedikleri şey şu; eğer kızgınlaştığını hissediyorsan, bunu durdurmanın tek yolu kızmayı bırakarak mutlu veya huzurlu olmandır. Mutlu ve huzurluyken onlara herhangi birşey gönderme isteği duymazsın.

C: Bingo.

S: (J) Enerjiyi pozitif birşeye yönlendirmek. (F) Ateşe ateşle karşılık vererek savaşamazsın. (L) Gerçekte savaşabilirsin. (T) Varmak istediğim yer şu; bu mümkün mü, yani duygusal durumunu onların umduğunun aksine pozitif birşeye çevirip onlara göndermek. Bu mümkün mü?

C: Neden?

S: (T) Karşılık vermek ve yaptıklarını bir de kendilerinin tatmasını sağlamak için. (J) Onlarla savaşa mı girmek istiyorsun? O durumda hala enerjinle onları besliyor olursun. (L) Yapabileceğin tek değişiklik duygunun yönünü çevirmek ve huzurlu olmak. Eğer gerçek huzuru hissediyorsan...

C: 4. yoğunluk KH'leri (Kendine Hizmet varlıkları) negatif enerjiyle besleniyor.

S: (J) Yani elleri boş kalmış olacak. (T) Ama benim düşündüğüm şey... Benim doğal bir... Negatif enerjiyle besleniyorlar. İçime birşey koyuyorlar, 3. yoğunluğa gelip bizimle uğraşıyorlar...

C: Evet.

S: (T) Ve daha da fazla negatif enerji elde etmiş oluyorlar.

C: Şimdi bir benzetme: Fişi olmayan bir lamba ne işe yarar?

S: (T) Fişi olmayan bir lamba mı? Anlamaya çalışıyorum ama bana biraz daha alan tanımanız lazım.

C: Ne?

S: (T) Eğer bir lambanın fişini çekersen artık ışık vermez. (L) Kertenkeleler lamba oluyor ve sen de güç kaynağısın. Böylece onların fişini çekmiş olacaksın. (J) Kendi fişini çekmek. (T) Ben lambanın fişi miyim?

C: Hiç çalıştırılmayan bir motor ne işe yarar?

S: (J) Onların enerji kaynağı olma. Eğer negatif enerjiyle besleniyorlarsa, onları aç bırak.

C: Eğer kullanılmazlarsa, implantlar işe yaramaz.

S: (J) İmplantların çalışıp onlara istedikleri gıdayı aktarması için güç kaynağının açık olması gerekir. Güç kaynağı da negatif düşünce ve duygular. (T) Ama ben 3'üncü seviye bir varlığım. 3'üncü seviye bir varlığın bütün duygularına sahibim. Ve beni ben yapan şeylerden biri de bu. Dolayısıyla duygulardan birini kapatamam çünkü bu diğer duyguların dengesini bozar. Duygular da ışık ve karanlığa tıpatıp benziyor.

C: Hayır.

S: (T) Pozitif duygularım var ve negatif duygularım var; İkisi de beni ben yapıyor.

C: Eğer istersen, sadece pozitif duyguların olabilir.

S: (T) Eğer sadece pozitif duygularım olursa, ki güzel birşey olurdu herhalde, bu durum Kertişlerin algılayıcı cihazına nasıl bir etki yapardı?

C: Onları iptal eder.

S: (T) Yani bu cihazlar negatif frekanslara mı ayarlı?

C: Evet.

S: (T) Pozitif hisler implantları kapatıyor. Pozitif hisler duyarak algılayıcıları kapatırsam Kertenkeleler ne yapar?

C: Başka yere giderler.

S: (L) Peki ilk kez kapatıldığında bir süre için çabalarını arttıracaklarını, ama sonunda kişinin bunda kararlı olduğunu gördüklerinde uzaklaşacaklarını düşünmekte haklı mıyım?

C: Aynen öyle.


...


C: (...) Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4. yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür.

Tgur

#2
Bingo Bozadi ,en doğru aktarım..
Bir olaya bin algı gösterebilir duyguları disipline edebiliriz, Fidelista kardeşim ..

sybleman

#3
Tamamen benim tespitim, kişi bazlı belki farklı da olabilir.

Kundalini enerji patlaması olduğunda o bip bip ler de gitti benim. Sanırım kısa devre yaptı :) Ondan beridir duymuyorum.

fidelista

#4
Negatif duygulardan besleniyorlar ve pozitifte kalmayı başarırsan zaten implant işe yaramaz diyorlar ok bu tamam ama bu implantlar bizi takip etme izleme yapıyor casus yazılım gibi bir de yönlendirme yani düşünce aktarımı yapıyorsa yada belli düşünceleri baskılayıp belli tarz düşünceleri büyütme işi yapıyorlarsa zaten olaylar ve insanlar yetmiyormuş gibi kafamızın içinde bir de bununla cebelleşiyoruz.Beyninin içinde sürekli sinsi biçimde yayın yapan bilincinde olmadığın ve seni etkileyen bir radyo frekansı düşün,bir süre önce bilincime çıkan bir düşünce karşısında dehşete düşmüştüm bu düşünce "kanser olmak istiyorum" şeklindeydi kişiyi yok etmeye hasta etmeye bu konulardan uzak tutmaya dönük yayın yapıyorlar.Pozitif olan BH bilincindeki herkeste bu olay vardır.Bu etkilere kapılıp gitmesekde bu bir nevi stres kaynağı gibi bir şey.

arinmak

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

.Beyninin içinde sürekli sinsi biçimde yayın yapan bilincinde olmadığın ve seni etkileyen bir radyo frekansı düşün,bir süre önce bilincime çıkan bir düşünce karşısında dehşete düşmüştüm bu düşünce "kanser olmak istiyorum" şeklindeydi kişiyi yok etmeye hasta etmeye bu konulardan uzak tutmaya dönük yayın yapıyorlar.Pozitif olan BH bilincindeki herkeste bu olay vardır.Bu etkilere kapılıp gitmesekde bu bir nevi stres kaynağı gibi bir şey.


Bu kadarla sınırlı kalsa keşke ... daha neler neler ... istemsizce kontrolsuzce oluyor ... farkedebildiklerimizden fazla farkedemediklerimizde var ...

... uyku ,uyku - uyanıklık arası , uyanıkken ; istemsizce , kontrolsüzce olan , farkedebildiğim farkedemediğim , akıl-beden-ruh sağlığımın sağlığını bozan ve bozacak olan , sapmalara dengesizliklere sebep olan ve sebep olacak olan , kendimle alakalı , başkalarıyla alakalı ...

...bazen seri ataklar , bazen seyrek ...

ekleme

kişinin özgür tercihi ...

rehberle , evrenle , ustboyutlardaki bh lerle ... tektaraflı sohbet , istek vs vs ... bulunulabilinir , düşünce veya problem veya istek belirtilebilinir ,

sadece istemek ... az duyarlar veya çok duyarlar ... bilirler ... kişinin ders , karma vs vs ... evrensel yasalar/kurallar için de , cevap verirler ...

telefonla birbirimizi aramak kadar kolay olsa , benim karşılıklı - bilinçli bir iletişimim yok ...



son olarak ; rehber sandıklarınız araya sızmış kh varlıklarıda olabilir , türlü fantazilerde yaşatabilir
gerçekte kim olduğu sorulabilir , yanlış bilmiyorsam gerçek cevabi vermek zorunlar.

son kısım konudan az veya çok alakasız oldu , gerekli olduğunu düşündüm , yazmak istedim ...
 

sybleman

#6
Son yazdığın kim olduğunu sorma kısmı hakkında doğru söylüyorsun. Ben de kullanıyordum. Sanki etkili gibi. Eğer negatif bir sızma ise saçmalıyor kim olduğunu ne olduğunu söyleyemiyor. Ve terk ediyor.

İmplantlar sanki daha çok alarm gibi. Sanki önceden kurulmuş alarm sistemi. Mesela sizi BH a yönlendirecek bir şey araştırıyorken bip bip bip sol taraf başlıyor. Yani sizi izlemekle görevli KH görevliye diyor ki bu tehlikeli sularda geziyor, bir şey bulmak üzere. Bir farkındalık yaşamak üzere. Kesin o gece saçma sapan bir rüya ile fikirde değişiklik veya emin olduğun o bilgiden şüphe duyma şeklinde bir şey ile karşılaşıyorsun.

Duygu ve fikir ekmek için implant kullandıklarını sanmıyorum. Bunun için bence bilinç projeksiyonu ile beyin içine girip fikiri empoze ediyorlar. Biz de sanıyoruz ki bu fikir, duygu veya düşünce bize ait. Aslında değil. Ama bilincimizi tarayabildikleri için, zayıf noktalarımızı, şüphelerimizi, arzularımızı, kısaca bizi o kadar iyi tanıyorlar ki, onlar için çocuk oyuncağı gibi bu fikirleri eklemek.

bozadi

#7
"Duygular pozitif olarak kullanılmaya başladığında, 4. yoğunluk BH'ye ilerleme mümkündür."

4BH adayı olabilmemiz, yani BH yönünde kutuplaşabilmemiz için pozitifliği hayatımızın merkezine almamız gerekiyormuş gibi bir izlenime sahibim.

Pozitiflik varlıktır. Pozitiflik artışı, varlığın saf (ve tüm varoluşu kapsayan) özüne (7'ye) doğru ilerleyiştir. Hani, "amacımız Tanrı'ya ulaşmak" (ondan geldik, ona döneceğiz) anlayışı vardır. Bazı çiçeklerin yüzünü güneşe dönüşü ve onu takip edişi gibi, ruhumuzun da çekim duyduğu, erişmek istediği bir yer, bir şey, bir durum var. Varlığın saf, sonsuz kudretli, sonsuz bilinçli özüne dönme, tüm varlıkla birleşme, tekleşme isteği. Ra-Kasyopya kozmolojisi itibariyle 4. seviyesinin eşiğinde olduğumuz, 7'ye kadar uzanan (tüm seviyeleriyle bir bütün oluşturan, tek olan) döngü bu.

İşte, 4'e mezuniyet aynı zamanda "BH'ye geçiş" demek, az çok BH eğilimi taşıyanlar açısından. Ve bu da "pozitifliğe geçiş" demek. Ra da, K'lar da BH-KH ile eşanlamlı olarak pozitif-negatif kavramlarını kullanıyor. Yani gerçekten pozitif olmak = BH olmak, 4y'ye mezun olmak. İçinde bulunduğumuz kabustan çıkış demek bu. Hayatımızın başka bir amacı olabilir mi? Sanmıyorum.

Hayatımızı pozitifliğe adamamızın bizim için en iyi (hatta "tek iyi") yol olduğu açık gibi görünüyor. Peki hayatımızda böyle bir adanış var mı? Meselenin ciddiyetinin farkında mıyız? Değiliz gibi görünüyor. Kabustan uyanmak, bataklıktan çıkmak için "pozitif" (iyi) olmamız gerekiyor. Ne kadar tuhaf... Kurtulmak, feraha ermek için "normal" olmamız gerekiyor, demek gibi birşey bu. Normal değiliz yani. Anormaliz. Önce bunu kabul etmek gerekiyor. Hastalıklı bir durum içindeyiz. Bilincimiz sağlıklı değil. Doğru düşünemiyoruz.

Bizi negatif duygu ve düşünceleri bolca beslemeye sevk eden bir "filmin" içindeyiz ve bu filmle özdeşleşmiş, adeta anamız-babamız gibi benimsemiş durumdayız. Elbette hayat filmi (ilüzyonu) sadece yapay KH müdahalelerinden oluşmuyor, herşeyi kapsıyor bir şekilde ama zaman zaman tekrarladığımız gibi, insanlığın genelinin özgür iradesini kullanış biçimiyle ilgili sorunlardan dolayı, bizim hayat filmimiz içinde KH güçlerinin kontrol gücü epeyce arttı. Böylece KH eğilimlerini güçlendirmeye, BH eğilimlerini duraksatmaya, zayıflatmaya yönelik katalizörlerin sayısı epeyce arttı.

İşte, sonuç olarak, negatif duygu ve düşüncelerin pozitife epeyce baskın olduğu bir hayat yaşıyoruz. Son derece işkenceli koşullar içinde yaşıyoruz ve buna "hayat" deyip benimsiyoruz, normalleştiriyoruz. Negatifin şiddetli baskınlığı "normal" oldu. Bu durumu kabullenmek, cehennemi kabullenmek demektir.

Böyle bir durumun içinde sıkışıp kalmamızın en büyük nedenlerinden biri, filmi aşırı ciddiye alıyor olmamız, onunla özdeşleşmemiz (birleşmemiz). Onu mutlak gerçek olarak kabulleniyor olmamız.

Filmin şartları (senaryosu) bir sürü negatiflik içeriyor ve biz filme olan büyük "saygımızdan" (!) dolayı filmi tüketirken, benimserken, o negatiflikleri de çok ciddi oranda tüketiyor, benimsiyoruz. Filmin senaryosuna uygun olarak "negatifleşiyoruz". Veya en azından BH kutuplaşmamız ilerlemiyor, duraksıyor veya şu veya bu miktarda kayıp, gerileme oluyor.

Bu sorunun çözümü, pozitifliğin (var'lığın!) ne demek olduğunu hatırlayarak, film senaryosu (hayat koşullarımız) bize ne sunarsa sunsun, pozitifliğe adanmaya, pozitiflikle birleşmeye, pozitifliğimizi artırmaya çalışmamızdır. Filmin sahteliğinin farkına varmak gerekiyor. Tüm film sahte değil, hayatımız tamamen sahte değil elbette. Sahteliği negatifliğin baskınlığıyla ilgili. Tabi negatifliği benimsemiş veya benimsemekte olanlar için, negatifliğin baskın olduğu bir hayat "gerçeğin" ta kendisidir, arzulanan bir durumdur. Ben BH eğilimi açısından bakmaya çalıştığımda, negatif baskın bir hayatın kesinlikle çok ciddi sahtelikler içerdiği sonucuna varmamız gerektiğini söylüyorum yalnızca.

Negatifliği kabul etmememiz, bununla mücadele etmemiz, ısrarla pozitifliğimizi artırmamız gerekiyor. Ve bunun için de hayat filmimizin senaryosunda bir sürü sahtelikler (KH "yerleştirmeleri", müdahaleleri) olduğunu anlamamız, hatırlamamız, bunu ciddiye alarak bir yol izlememiz gerekiyor. KH'lerin KH'leştirici katalizör "bombardımanları" (arzu ve korku uyandırıcı katalizörler) aklımızı başımızdan alıyor, dikkatimizin neredeyse tamamını üzerinde topluyor, böylece evrenden, diğer yoğunluklardan, kendi varlığımızın saf özünden gelen bilgilerle, farkındalıklarla bağlantımız zayıflıyor, aptallaşıyoruz, dayatılan epeyce negatifliği yiyip yutuyor, zehirleniyoruz.

Bu durumla nasıl mücadele ederiz? Pozitifliğe inanıp güvenerek, dikkatimizi ona vererek, onun bizim (ve aslında herşeyin) özü ve kendisi olduğunu hatırlayarak.

İşte ekonomi başta olmak üzere pek çok koşulundan muzdarip ve şikayetçi olduğumuz bir hayatımız var. Bizi nefret ettiren, bize işkence eden, bizi ezen, pozitiflikten, iyilikten, dayanışmadan ziyade KH'ye özgü egosal mücadeleleri, nefretleri, ezicilikleri açık ve örtülü biçimlerde destekleyip teşvik eden bir hayatımız var. Biz ve sevdiklerimiz bu ilüzyonun, filmin, hikayenin mağdurlarıyız. Hayat filmimize zaman içinde epeyce sızmayı başaran negatif unsurların çok baskınlaşmasının bir sonucu olarak, biz ve sevdiklerimiz, sevebileceklerimiz, epeyce zehirlenmiş, hastalanmış, sakatlanmış durumdayız.

Tüm ihtiyacımız, varlığımızın özü ve kendisi olan saf pozitifliği (Tanrı'yı, varlığı, sonsuz kudreti, sonsuz zekayı, sevinci, huzur, güveni) hatırlayıp onunla etkileşimlerimizi artırmak, bu pozitifliğin varlığımıza, benliğimize, hayatımıza girip artmasını sağlamaktır.

Ama içine epeyce negatiflik sızmış olan hayat filmimizin negatif içerik bombardımanları bilincimizi o kadar feci şekilde etkiliyor ki, bundan başka bir gerçek, başka bir olasılık algılamakta zorlanıyoruz.

bozadi

#8
Pozitif düşünememek, pozitif olamamak için ne kadar çok "gerekçemiz" olduğuna dikkat edin. Hayatımızda ne kadar çok şiddetli olumsuzluklar, ağır şartlar, aksilikler, bahtsızlıklar... var. Bunlar "tesadüf" değil. Daha doğrusu bunların "istisna" düzeyinde değil, "kural" düzeyinde yaygın ve baskın olması tesadüf değil. Özellikle böyle olması arzulandı. Hayatımızı, bilincimizi adım adım ele geçirmek, sömürmek, bizi KH'leştirerek tam kontrolleri altına almak isteyen ve bu konuda epeyce yol kateden KH güçlerince.

bozadi

#9
Bu şartlardan dolayı "Tanrı'ya" açık veya örtülü biçimlerde ciddi bir gücenliklik ve hatta öfke duyan bir sürü Müslüman ve deist vardır muhtemelen. Farkına varmadan KH varlıklarını "Tanrı" yerine koymuş oluyorlar aslında. Ve Tanrı'nın bir parçası ve kendisi olan kendi varlıklarını inkar etmek anlamına da geliyor bu. Benim ve muhtemelen hepimizin muzdarip olduğu bir sorun bu.

bozadi

#10
10 saniye boyunca pozitif olabilir misiniz? Bir veya birkaç dakika? Duygu ve düşüncelerinizle kendinize hiç zarar vermeden birkaç dakika geçirebilir misiniz? Mümkünse dünyevi yaşam şartlarınızla bir sebep-sonuç bağlantısı olmadan. Kendi kendinize, sadece kendi düşünce, inanç, irade gücünüzle, pozitif olmak için pozitif olmak... Pozitif olmak ne demek? Pozitiflik nedir? Var'lığın, var olmanın ta kendisi olabilir mi?

fidelista

#11
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


10 saniye boyunca pozitif olabilir misiniz? Bir veya birkaç dakika? Duygu ve düşüncelerinizle kendinize hiç zarar vermeden birkaç dakika geçirebilir misiniz? Mümkünse dünyevi yaşam şartlarınızla bir sebep-sonuç bağlantısı olmadan. Kendi kendinize, sadece kendi düşünce, inanç, irade gücünüzle, pozitif olmak için pozitif olmak... Pozitif olmak ne demek? Pozitiflik nedir? Var'lığın, var olmanın ta kendisi olabilir mi?


Nefes teknikleri ile bir süre sonra zihnim dalgasız sakin bir deniz gibi oluyor bu sakin saf oluş hali kısa sürsede bu en pozitif ve dengeli hal sanırım.Günlük hayatı ciddiye alıp özdeşleştiğimiz için tuzağa düşüyoruz evet.

bozadi

#12

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Nefes teknikleri ile bir süre sonra zihnim dalgasız sakin bir deniz gibi oluyor bu sakin saf oluş hali kısa sürsede bu en pozitif ve dengeli hal sanırım.Günlük hayatı ciddiye alıp özdeşleştiğimiz için tuzağa düşüyoruz evet.


Evet, meditasyon, nefes ve benzer teknikler, olağan yaşam senaryosunun etkisinden bir ölçüde bağımsızlaşmaya yardımcı oluyor. "Alternatif gerçeklik" (alternatif senaryo) yaratma imkanı sağlıyor bir ölçüde.

Ama yozlaşmış haliyle "hayat" filmine bağlılığımız, bağımlılığımız ve bunun sonucunda negatifliğe maruz kalma ve negatifliği bilinçli veya yarı-bilinçli bir şekilde besleme düzeyimiz o kadar yüksek ki, bu tür teknikler negatifliğimizi dengeleyip ibreyi pozitife çevirmemize yetemiyor gibi görünüyor tek başına. Bu da pozitif ile negatif arasında savrulup durmamıza, ikisine de gitmememize neden oluyor (bütün baskı ve teşviklere rağmen negatifliğe adanmıyoruz ama "meylimiz" olmasına rağmen pozitif doğrultuda da ilerleyemiyoruz ciddi bazı bilinçsel blokajlar nedeniyle).

Hayat filmi/ilüzyonu (= hayat) kötü değil, doğallığın, normalliğin, okulun ta kendisi. Ama hayatımızı KH'leştirici katalizörlerle doldurmaya, BH'leştirici katalizörlerin kökünü kurutmaya kararlı olan KH güçleri bizim hayat hikayemizi işgal edip açık ve sinsi yollarla kabusa çevirme konusunda büyük imkanlar buldular, insanlığın gafletlerinden, egosal arzu ve korkularından dolayı.

Kıyamet süreci bu yüzden bizim için çok kıymetli bazı fırsatlar sağlıyor. Alıştığımız hayat/düzen çöktükçe, ne için yaşadığımız, neye inanacağımız, neye adanacağımız konusunda dikkatli bazı gözlemler ve seçimler yapmaya zorluyor, zorlayacak bu durum bizi.

Hangi gerekçeyle olursa olsun, negatif duygu ve düşünceler bilincimize egemen olduğunda, bu durum negatif varlıkların bize psişik "kancalar" atmasına (implantlar bunun yarı-fiziksel tezahürlerinden biri yalnızca), bizimle sanki kendimizmiş gibi konuşmasına imkan sağlıyor, şu veya bu ölçüde. Kendi düşüncelerimiz ve duygularımızmış gibi bir sürü sinsi telkine maruz bırakıyorlar bizi, senin de bazı ciddi örneklerini fark ettiğin gibi. KH yoluna çekemeyeceklerini anladıklarında, en azından BH yolunda ilerlemeyi engelleyici telkinler, programlamalar yapmaya çalışıyorlar (kendini imha etme dahil).

Bireysel ve kitlesel hayatımıza soktukları herşey yoluyla, bilincimizde pozitif duygu ve düşüncelerin egemenliğini sona erdirmeye, yani iyilikle (= varlıkla) bağlarımızı, bilincimizi, inancımızı zayıflatmaya, koparmaya çalışıyorlar.

Bir yanda pozitifliğin "hayati" önemi var, diğer yanda ise hayat diye izlediğimiz ve rol aldığımız filme doluşturulmuş sayısız negatifleştirici faktörler var (en bireyselinden en kitleseline kadar sayısız negatiflik; egosal arzu ve korku unsurları).

Biraz kaba ama gerçekçi ve uyandırıcı olabilecek bir şekilde ifade etmek gerekirse, ya pozitif oluruz, ya olmayız. Bu başkasına bağlı değil. Bunun başkalarına, sosyo-ekonomik koşullarımıza, hayatımızdaki diğer çeşitli faktörlere bağlı gibi görünmesi mutlak bir gerçeklik değil, buna "inanma" tercihimizden kaynaklanıyor.

Hayatımızı pozitifliğe, iyiliğe adamayı denemediğimiz, bunun için elimizden geleni yapmadığımız sürece, gerçekten pozitif/iyi olmak isteyip istemediğimizi, bunun mümkün olup olamayacağını bilemeyiz.

Burada "bireysel" bir durum söz konusu. Bireysel bir özgür irade tercihiyle ilgili. Tamamen kendi bilincimiz içindeki birşey. Başkalarını veya hayatın koşullarını değiştirmek değil, kendimizi değiştirmek öncelikle ve esasen.

Bizim BH adayı olup olmayacağımız, BH'ye geçip geçmeyeceğimiz başkalarına bağlı değil, dünyaya bağlı değil, sosyo-ekonomik koşullara bağlı değil, dinlere, ideolojiye, siyasete bağlı değil. Tamamen kendi bilincimizdeki bir olgunlaşma, seçebilme ve gerekli iradeyi gösterebilme meselesi. Pozitifleşiriz... veya pozitifleşmeyiz... Seçim bize ait. Evet, bir sürü şeyden etkileniyoruz olumlu ve olumsuz (çoğunlukla olumsuz) ama bu etkilenmenin derecesini kontrol edebiliriz, olumsuz etkilenişleri azaltabiliriz. Hayattan kopmak değil bu, hayata sızmış sinsi negatifleştirici senaryoları beslemeyi bırakmak.

Pozitifliği, pozitifleşmeyi seçebilir, bu seçimimizi giderek pekiştirebiliriz. Milyarlarca insan neyi seçerse seçsin veya seçmezse seçmesin, seçemiyorsa seçemesin. Bizi öncelikle ilgilendiren kendi seçimimiz. Pozitifleşmeyi seçiyor muyuz, seçmiyor muyuz? Ve mevcut koşullarda bunun için ne gibi teknikler geliştirilebilir? Konunun çeşitli yönlerini tartışıp keşfettikçe veya hatırladıkça, parçaları birleştirdikçe, seçim/karar imkanımız artacaktır diye düşünüyorum.

fidelista

#13
BH şehrine varamadık ama Bh otobüsüne bindik seçimimizle , tekere taş koyup duruyorlar bir noktada pes ederlerde hızlanır bu otobüs inşallah.Bunlar bizi daha çok biler ve daha çok kutuplaşırız,bh nin yoldan çıkardığı yada yok ettiği saysız pozitif eğilimli kişide vardır.Her gün bir numaralarının farkına varmak bazen ürkütüyor.