Ayazağa Ufo Çekimim

Başlatan Ka, 28 Mart 2015, 23:09:43

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

Konu kimin hakli kimin haksiz konusu degil!FARKINDALIK eksikligi konusu...Aslinda

Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Scyth

#31
Ka, sana göre bu yoğunluktan mezun olmak için öğrenilmesi gereken en önemli ders hangisi.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bigsenfoni

#32
Bir de konuya karsi inatciligin iradenin güclü olduguna isaret ediyor ama bu irade  gücünü dogru yönlendirme üzerinde calisman gerekli...yoksa inat olarak kalirlar ve bilincinin ilerlemesini önleyici bir faktor olurlar!Baslangic olarak Olumsuz duygulardan/önyargilardan (ezbere cevap vermek/otomatik cevaplamak/düsünmeden cevaplamak/reaksion vermek...)düncelerden arinmalisin onlar senin bilincinin hapsolmasi ve optimal gercekligi  görememen icin yerlestirildi!

Kalbiniz temiz, gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bigsenfoni

Güzel bir soru....scyth

Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Ka

#34
Bu kişiden kişeye göre değişir, herkesin sınavı farklıdır ve de herkes sınav için burda değildir kimi ruh grubuna yardım için kimi rehberlik kimide dünyanın dönüşümünde enerjileri daha derine iletmek için iletken görevindedir diye düşünüyorum. Ama kastetdiğin bu yaşamdaki sınav yerine boyutsal atlama durumu ise bu benlik duygusunu terkedip sadece teslim olabilmekle olur diye düşünüyorum. Gördüğün her yüzde kendinin farklı bir versiyonunu görecek kadar yakın olup kimseyi ötekileştirmeden bakabilme durumu, böylece her sıfatın(çirkin,güzel,şişko,aptal) içindeki anlamı görüp egonun yarattığı kalıplardan uzaklaşabilmektir.Bu sorunun tek cevabı yok içinde birçok cevap olan versiyonlar var. Aslında boyutun altını üstünü düşünmekte bir sıfat yaratıyor ve bir yüksek titreşim bölgesinin anlamını uzaklaştıryor. Mevlananın şu sözü anlatmak istediğim şey: "doğru ve yanlış tüm kavramların ötesinde bir yer var. seninle orada buluşacağım"
Senin cevabın nedir aynı soru için?
 

bigsenfoni

#35
Soruyu o kadar karistirdin ki sastim kaldim..:Dbirde uyaniklik edip scth den cevabi alabilirim umudu varya... :D ``Alemsin'' Ka... :D


Kalbiniz temiz, gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Ka

#36
Üstad bildiklerim ve aklıma gelenleri yazdım, yanlışsam düzeltn diye sordum scyth'e. Bu uslup hoş değil üstad.Sanırım ben sizi yanlış anlıyorum sürekli
 

bigsenfoni

#37
Ve yine duygusal reaksion ve ego güdümlü düsünceler Sevgili Ka...

``Kalbiniz temiz, gözünüz acik olsun``! ;D
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Scyth

Her iki kutup içinde belirleyici olan Ego.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#39
Alıntı YapEklenti:
1.cisi elma ile armut şu: elma sanatın kısıtlanması ve yaratıcılığın engellenmesi ikincisi populer kültürün insanları yönlendirmesi yanı armut olanda bu. Şimdi sycth ile bu meseleleri tartışırken ki scyhtin son yazdıklarından sonra fikrini kavrayabildim ve anladım;sen bana yönelik kişisel tavırla başka bir haktanveya griler meselesi ile konuya giriyorsun buda muz olan kısmı. Yani Scyt ile sanat tarihini tartışırken sen bana yükleniyorsun???
Dönüp tartışmaya girdiğim yere baktığımda, sevgili Ka, senin Scyth ile yaptığın bir sanat tarihi tartışmasını bölmüşüm gibi görünmedi bana. Scyth paylaştığın belirli bir çizimin neden sakıncalı olabileceğine dair fikrini beyan etmiş, karşılıklı bazı suçlamalar veya yoğun eleştiriler paylaşılmış, ben de Scyth'in vurgulamaya çalıştığı şeyle örtüştüğünü düşündüğüm kendi görüşlerimi paylaştım. Belirli bir fikrinle ilgili getirdiğim eleştiriye olağanüstü duygusal bir tepki verdiğini görüyorum. "Meğer benim hakkımda böyle düşünüyormuşsun" formatında bir tepki veriyorsun. Bu bence çok aşırı bir tepki. Yahu senin hakkında şöyle düşünsem ne olacak, böyle düşünsem ne olacak? Neysen osun. Herkes gibi olumlu ve olumsuz yönlerin var. Ben olumsuz ve hatalı verilere dayalı bir yönün veya fikrinle ilgili bir eleştiride bulundum diye sanki tüm varlığını kötülüyormuşum, seni tamamen çöpe atıyormuşum gibi bir tepki veriyorsun. Buna hiç gerek yok ve aşırı derecede duygusal ve kırılgan bir tepki veriyorsun. Senin neyine yanlış diyorsam (haklı olduğumu varsayalım) benim illa ki ondan çok daha yanlış yönlerim vardır. Birbirimizi "harcamaya" çalışmıyoruz burada. Birbirimize övgüler de sunduk, şiddetli eleştiriler de getirdik ve bu nispeten doğal sayılabilecek birşey.

Ben sana belirli bir konuda negatif bir programlama etkisi altında olduğunu düşündüğümü söylediğimde, "sen bütünsel olarak negatife/kötülüğe eğilimli bir insansın" demiyorum. Hepimiz negatif programlamalara şu veya bu şekilde tabiyiz. Bu forumdaki bilgi kaynakları ve yürütülen tartışmalarda bu çok çeşitli şekillerde açıklandı, vurgulandı. Ve söyledim, ben de çeşit çeşit konularda negatif programlama etkisiyle yanlış tutum ve davranışlar mutlaka sergilemişimdir, sergiliyorumdur ve sergileyeceğimdir. Bu yarın öbür gün hemen çözülebilecek birşey değil. Hiçbirimiz için değil. Sana olumsuz bir eleştiride bulunuyorsam, sende gözlemlediğim belirgin bir yanlışlıkla veya olumsuzlukla ilgili bir tartışma ihtiyacı gördüğüm içindir. Ama bu seni bir bütün olarak karalamaya, silmeye, kötülemeye çalıştığım anlamına gelmiyor kesinlikle. Yaptığım eleştiri haklıdır veya haksızdır, tartışırız ve iyi niyet ekseninde çabalarımızı sürdürürsek de mesele eninde sonunda tatlıya bağlanır ve yaptığımız tartışmadan da kendimize bazı sonuçlar çıkarır, ilerler devam ederiz. Ama bir konuda eleştirilir eleştirilmez "Demek benim hakkımda böyle düşünüyormuşsun" gibi aşırı kırılgan ve duygusal tepkilere yapışıp kalırsak ilerleme kaydetmek zorlaşır. Sadece eleştiri karşısında bütünsel duygusal bir saldırıya maruz kaldığın hissini yaşamakla kalmıyorsun, cevapların da aynı derecede duygusal olarak saldırgan ve kırıcı bir niteliğe bürünüyor. Yani sana yapıldığını düşündüğün / varsaydığın şeyi aynen karşı tarafa da yapıyorsun. Bence ne o kadar incin, ne de o kadar aşırı tepkiler ver.

Alıntı YapEklenti:
2.cisi griler diye bir kitap buldum internette e book sizle paylaştım fikriniz nedir diye sen bana asla söylemediğim birşey olan " Gri adlı dünyadışı bir varlık grubunun insanlık üzerindeki faaliyetlerinin "İyi Amaçlı" olduğu yönündeki iddianın" diyosun, nerde demişim bunu niye deyeyim yani bu taraf olmak bana saçma gelirken son söyleyeceğim şey bu olur. Önce bu iki sorudan başlayalım .
Griler ile ilgili olarak bu forumdaki bilgi kaynakları doğrudan ve dolaylı şekillerde ve ayrıca bizler kendi görüş paylaşımlarımızda çeşitli şekillerde konuyu ele aldık ve Grilerin ne olduğu konusunda bir belirsizlik yok. Ve üstelik Grilerin veya örneğin kaçırılma deneyimlerinin sanki pozitif / iyi niyetli birşeymiş gibi bir dezenformasyonun da yayılmaya çalışılması söz konusu. Senin paylaştığın, Akdoğan'ın kurumunun yayınevi tarafından yayınlanan o kitap da bu dezenformasyona birinci dereceden hizmet eden kitaplardan biri. Ve o kitaptaki korkunç çelişkilerden, bariz yalanlardan ve saçmalıklardan bazılarını da sıraladım o başlıkta. Sen bir şekilde o kitaptaki temel bazı görüşleri doğru gördüğünü o başlıkta söyledin. O kitapta verilen bazı bilgilere dayalı olarak hazırladığın kronolojik bir çizelgeyi paylaştın. Kertişlerin Zeta Retikuli Grilerini kötü göstermeye çalışıyor olabileceğine vurgu yaptın. Kitabı okuduktan sonra bazı şeyleri daha iyi anladığını söyledin vs. Çeşitli şekillerde o kitabı ve içeriğini onayladın. Evet, ara ara ihtimallere de vurgu yaptın ama problem de bu. Konuyla ilgili net bir karara varmaya da direniyorsun ve başkalarının da varmasını istemiyor gibisin. Bir yandan Grilerin veya Zeta Retikulilerin bir kısmının aslında "Bh güdülü" olabileceklerini söylüyorsun o tartışmada, ama bir yandan da BH'nin de KH'nin de dışında olabileceklerini vurguluyorsun. O kitabın yapmaya çalıştığı şey de bu. Kafa karıştırmak. Konuyla ilgili net bir fikre ve karara varılmasını engellemek ve bariz saçmalıkları, bariz kötülükleri görmezden gelmek, iyi bir haltmış gibi kakalamak, razı olmak. KH ve BH diye bir kutupsallığın olmadığını veya olmaması gerektiğini ima etmek...

Alıntı YapEklenti:
3.İyilik ve kötülük arasında taraf tutmak nasıl bir cümle? çok merak ediyorsan taraf tutmanında maniplasyona açık olduğunu düşünüyorum. Aklı selim olmak birşeyin kuklası olmamaya çalışmak bence doğru olan.
İyilik ile kötülük arasında taraf tutmanın, taraf olmanın nesi sana ters veya yanlış geliyor, bunu çok merak ediyorum. "Bence DOĞRU olan şudur..." diye bir cümle kuruyorsun. Demek de Doğru-Yanlış diye bir ayrımın gerekliliğine inanıyorsun. "Aklı selim olmak" ne demek? İyilik veya Kötülük düalitesinden daha anlamlı birşey mi? "Birşeyin kuklası olmamaya çalışmak" ne demek? Ne kadar alternatifler üretirsen üret, sonuçta doğruluk ve yanlışlık gündeme gelir ve bunların hepsi de BH-KH düalitesinde karşılığını bulur. Bu forumun esas aldığı bilgi kaynakları da bunu söylüyor, sezgilerimiz de. Ördek nasıl doğar doğmaz yüzmeyi biliyorsa, pozitif-negatif vicdani kutuplaşma farkındalığı da hepimizde mevcuttur. Vicdan denen pusulanın gösterdiği iki temel yöndür bunlar. Spesifik olarak BH-KH kavramlarını en başta Ra gündeme getirdi. Kasyopyalılar aynen kullandı. Pleiadesliler benzer kavramlar kullandılar. Bu kaynaklar ısrarla bu konuda doğal bir düalitenin olduğunu ve insanlığın temel sorununun bu düalite konusunda bilinçlenip gerekli seçimi yapmaması olduğunu vurguladılar. Peki sen neden bu düaliteye bu kadar direniyorsun? Neden bu kadar karşısın BH-KH düalitesine?

bozadi

#40
Sevgili bigsenfoni, Ka arkadaşımız şu anda duygusal olarak kırılmaya, aşırı alınganlaşmaya eğilimli bir durumda görünüyor. Yukarıda ona yönelik bazı cevaplarında ve eleştirilerinde, içinde bulunduğu muhtemel dengesiz duygusal durumu şiddetlendirebilecek, "dalga geçmeyi veya aşağılamayı" çağrıştıran bazı ifadeler olduğunu düşünüyorum. Eleştirilerimizi konunun teknik içeriğinde odaklamaya çalışalım sevgili kardeşim.

bigsenfoni

#41
Kirilmaya, darilmaya gerek yok hep beraber ögreniyoruz iste...Bu devrelerden bende gectim.Aylarca geceleri üzülüp agladigimi bilirim.Bir zaman sonra geriye baktigimda ne kadar cocukcaymisim diye o günlere gülüyorum simdi...En cok üzüldügüm de;nerede okudugumu hatirlayamiyorum ama su üstün irk meselesi idi...neymis te en saglikli, akilli insanlari yeraltinda mi, Atlantikada mi bilmiyorum,korumaya almislar bizlerde yeryüzünde  falan birakmislar gibi birseydi galiba, kendime ve orada olmayan/oraya alinmayan insalara cok üzüldüm. sanki bende dahil insanlari sevmiyorlarmis, korumuyorlarmis disari atmisler gibi geldi.Haftalarca aklima geldikce hüngür hüngür agladigimi bilirim...Ne kadar saf ve cocukcaymisim... gerci hala cocukcayim ama cin gibi oldum abileri..:D (bak simdi cinlere hayranlik uyandiracak ve ilgi duyuduracak bir deyim..:D )gelde isin icinden cik simdi...

Herneyse Yanlis anlasildiysam kusura bakmayin...Bazen farkinda olmadan bu garip espiri anlayisimin ölcüsünü kacirarak digerlerini üzebiliyorum.

Ufak  bir hatirlatma,
Bu Dünyadaki 2. yogunluk varliklarinin yani karincasindan-zurafasina kadar bizim  galaksimiz ve komsu galaksi varliklardan genetik kodlari alinarak olusturulmus ikinci yogunluk varliklari olduklarini hatirlatmak isterim.Yani bu gördügümüz yada görmedigimiz bütün ikinci yogunluk hayvalarin,böceklerin,sürüngenler,kikirdaklilarin,memelilerin herhangi bir gezegende iki ayak üzerinde duran yürüyen, ucan,ucuran, yüzen,kosan...bir üst 3. ve  4. yogunluk benzer varligi var.Ve bunlar bazen Dünyayida  ziyaret ediyorlar...Bunlarin arasinda kendine hizmet edenide var, baskalarina hizmet edenide secim meselesi...Ra bilgileri,Pleiades ögretileri ve Kasyopya celselerini okumayan arkadaslar icin... daha derin bilgiler icin bi zahmet edip de göz atarsaniz faydaniza olur ...Gözünüz, gönlünüz acilir,ufkunuz genisler falan filan...




Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun.

DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#42
Ka arkadaşımızla fikri/felsefi boyutta benim şahsen gerilim yaşamama neden olan temel faktör, yukarıdaki mesajımda da belirttiğim gibi, BH-KH düalitesinin gerçekliğini, bizler için sonsuz önemini ve ciddiyetini reddetme yönündeki ısrarlı tavrı ve eğilimidir. Olur da yazmaya devam ederse, bu veya başka ilgili başlıklar altında kendisiyle bunu netleştirmeyi çok isterim.

Bu forumun kurulmasına ilham olan kaynaklar varoluşun genelinde ve özellikle de bizim hikayemizde ve bizim derslerimizde BH-KH düalitesinin önemini vurguluyorlar, haykırıyorlar. Ve sevgili Tiversonus da bu forumun adını bu yüzden seçti. Bir insan BH-KH diye bir düalitenin varlığına inanmıyorsa veya bunu sormak, eleştirmek, tartışmak istemiyorsa bu foruma niye ilgi duyar ki? Bu forumun temeli bu. BH-KH düalitesi ve bunun hayatımızın ve yolculuğumuzun koşullarını açıklayıcılığından, sunduğu rehberlikten yararlanmak. Veya bunu anlamaya, sorgulamaya çalışmak, eleştirmek, tartışmak.

Ve bana göre ilginç faktörlerden biri de şudur ki, Ka Gezi olaylarına doğrudan veya dolaylı olarak iştirak etmiş biri, bildiğim kadarıyla. En azından gezi olaylarıyla ilgili çeşitli çizimleri olduğunu gördüğümü hatırlıyorum. Bunu neden önemsediğimi söyleyeyim. Gezi olayları, bu ülkenin sosyo-siyasi-ekonomik-askeri "iktidarının" giderek şiddetlenen "Kötülüklerine" karşı gösterilmiş ciddi bir toplumsal tepkinin dışavurumuydu. Tamamen bundan ibaret miydi, emin değilim, tartışılabilir. Ama evet, her ayrıntısıyla değilse bile, "genel itibariyle" ben Gezi ruhunun "iyi", Gezinin teması veya hedefi olan AKP'nin/Tayyip'in ise "Kötü" eğilimli olduğunu düşünüyorum. AKP'nin ahlaken kötü olduğunu ve giderek daha kötüleştiğini düşünüyor olmam, diğer partilerin veya AKP'ye muhalif nitelikteki ideolojilerin çok iyi (hatta "iyi") olduğunu düşündüğüm anlamına gelmiyor kesinlikle. Ben Atatürk'ü severim ama Atatürk"çü" değilim. Öyle bir ideolojiyi de benimsemem. Hiçbir ideolojiyi de benimsemem, daha doğrusu kendimi ideolojiyle özdeşleştirmem. İdeolojilerin ve ideolojik nesnelerin / temaların insanların ve insanlığın tepesine çıkarılmasından, bir sopa veya tehdit veya baskı aracı gibi kullanılmasından veya kullanılmaya niyet edilmesinden nefret ediyorum. O ideolojik nesne ister Atatürk / Atatürkçülük, ister Allah / Allahçılık, ister Muhammet / Muhammetçilik, ister Ateistlik olsun, bence hiçbir farkı yok. İnsanı insandan ayıran tek şey vicdani olarak iyilik ve kötülük yönündeki uyanış ve ilerleme durumu ve çabasıdır ve bütün ideolojiler bu basit ama sonsuz gerçeği çarpıtırlar ve dolayısıyla tüm ideolojiler ve tüm ideolojik nesneler sonsuzun karşısında aslında inanılamayacak kadar kısa ömürlüdürler ve insanlık tarihinin çöplüğünde çürüyüp yok olmaya mahkumdurlar. Aslolan bizim şimdi ve buradaki varlığımızla ne yaptığımızdır, ne yaşadığımızdır, ne durumda olduğumuzdur ve bunun nedenlerini nasıllarını anlayıp bundan sonra ne yapacağımızdır.

Sitemizde temel alınan bilgi kaynaklarının da çok isabetli bir şekilde ifade ettiği gibi, dava insanlık davasıdır. Yani vicdan meselesidir. İçimizde ve dışımızda İyilik ile Kötülük arasındaki mücadeledir. Bu görüşü ifade etmem, kendimizi ve birbirimizi hemen ahlaki bir yargılamaya tabi tutmamız gerektiği anlamında değildir. Hiçbirimiz henüz gerçekten veya tamamen İyi değiliz ve bunu da ahlaki bir yargılama amacıyla söylemiyorum. Aslında bunu bir rahatlatıcı gerçeklik, bir hoşgörü vesilesi ve kendimize ve birbirimize karşı bir empati katalizörü olarak ifade ediyorum. Hepimizde kötülük, negatiflik var. Ama biliyor ve inanıyorum ki, bizler, burada bunları konuşup tartışanlar, eleştirenler, iyiliğe, güzelliğe, doğruluğa, adalete, sevgiye eğilimliyiz. İçimizde ve dışımızda devam eden, İyilik/Pozitiflik ve Kötülük/Negatiflik mücadelesinin bilincine varmamız gerektiğine inanıyorum. Hayat bizi bir seçime teşvik ediyor. İyiliği, pozitifliği sadece kuru ve sıkıcı bir "ahlak" meselesi olarak görmemiz gerekmiyor. İyilik, iyiliğin gereğini görmek ve bu yönde çabalarımızı organize edip birleştirmek, kötülüğümüzden arınmak, hayatımıza sahip çıkmamızın ve giderek daha onurlu, saygın ve sevgi, umut ve kudret dolu bir şekilde hayatta kalmamızın tek yoludur.

Dünyanın ne durumda olduğu açıktır. Kötülüğe adanan global elitlerin insanlığı nasıl ezdiği, parçaladığı, aşağıladığı, işkence ettiği ortadadır ve bizim ülkemizin sosyo-siyasi-askeri-ekonomik iktidarının da o şeytani global çeteyle birinci dereceden işbirliği yapan, ona hizmet eden bir psikopatlar grubu olduğu bence apaçıktır. Hatırlatayım, ben Tayyip ve çete elemanları şahsında AKP için bunları düşünürken, AKP'nin sahnedeki sözde muhalif partilerine, siyasetçilerine ve ideolojilerine gönül veriyor değilim. Onların kendi kötülükleri, AKP'nin kötülüğüne yakıt / gerekçe olmaktadır ancak. Eğer onlar AKP'nin yaptıklarını yeterince büyük bir tehdit olarak görselerdi, hiç düşünmeden tüm güçlerini birleştirip yeri göğü inletirlerdi, AKP çetesini tükürüklerinde boğarlardı. Egoları hala boylarını fazlasıyla aşıyor ve o yüzden de yaşanan afet karşısında saçmasapan ideolojik zamazingolarını bir kenara koyup da hayatımızı kavuran kötülük yangınını gerçekten söndürmeye gayret etmiyorlar.

Yaşanan herşeyi açıklayıp bize rehberlik edecek olan şey, bilgisi vicdanımızın da temelini oluşturan iyilik-kötülük düalitesi farkındalığı ve seçimi sürecidir. İdeolojilerin ve ideolojik nesnelerin gözünüze perde çekmesine ve vicdanınızı puslandırmasına izin vermeyin. İdeolojiler insanları aldatmada, yönünü çarpıtmada, birbirine düşürmede, zaman kaybetmesinde, meselenin özünden uzaklaştırılmasında çok etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Tayyip'in dini, mezhepsel, siyasi ideolojik kutuplaşmaları nasıl sürekli vurguladığına, ısrarla gündemde tuttuğuna ve kendi psikopat faaliyetlerine gerekçe kıldığına dikkat edin. Tayyip'i ve AKP'yi ayakta tutan, ona yakıt sağlayan başlıca faktörlerden biri, Tayyip şahsında AKP'nin ideolojisine veya ideolojilerine muhalif ideolojilerin "saldırılarıdır" ve şüphe yok ki o saldırıların azımsanamayacak bir kısmını kendileri bizzat teşvik ediyor, hazırlıyor ve hatta yaratıyorlar. Kabataş benzeri yalanların ardı arkası kesilmiyor ve bir takım saldırı senaryoları AKP veya AKP'yi oynatan global şeytanlar tarafından bizzat uygulanıyor. Ama elbette, muhalif ideolojiler de sonuçta gerçekten saldırıyorlar AKP'ye ve AKP patentli ideolojilere. AKP'nin canına minnet. Saldırıları AKP'yi hafifçe yaralasa da AKP'nin bunları mağduriyet yalanlarına ustaca malzeme yapıp devlet imkanlarını kullanarak faşist saltanatını giderek güçlendirmesine de hizmet ediyor aslında. Kötülük kötülüğü besliyor ancak. Kötülüğe karşı ancak gerçek İyilikle mücadele edilir; gerçek İyilik ise yapay ideolojilerin boyunduruğunda gerçekten kök salıp güçlenemez.

BH-KH farkındalığı bu nedenle bu forumda temel tema olmaya, tartışılmaya, vurgulanmaya devam edecektir. Sahteliklerden, acizliklerden uyanmak için. Ne durumda olduğumuzu, etrafımızda neler olup bittiğini olduğu gibi görebilmek, basit gerçeğe uyanabilmek için. Kendimize ve birbirimize gerçekten yardım edebilmek, gücümüzü birleştirip Kötülüğü kendimizden, birbirimizden ve hayatımızdan def edip ait olduğu cehenneme yollamak için.

beyrutkapı

#43
naçizane fikrim, büyük oranda her şeyiyle kontrol altında tutulan bir dünyada kişi kendisiyle arasına gerekli mesafeyi koyabilmelidir. albert Camus yabancı romanında derki:'' insan bir suçlu olarak mahkeme salonunda bile kendinden bahsedilmesinden zevk duyar.'' burada mesele sadece kişinin kendisini her adım başında sorgulaması değil. asıl mesele eleştiriye açık olmak; özellikle bilgisine, farkındalığına güvendiğimiz insanlara olabildiğince açık olmak. kişiyi varmak istediği yere sadece kendi adımları götürebilir, doğrudur. kişiyi yükseltecek olan sadece kendi çabasıdır ve herkes kendi sınavını kendi verir;bunların hepsi doğru. ancak adına ''başkası'' dediğimiz kişilerin eleştirisi olmadan, dışardan birinin tuttuğu aynalar olmadan, tüm sistemin manipülasyon üzerine kurulduğu bir dünyada kendimizi kandırmak çok büyük bir olasılıktır. bizim asıl dostumuz ve öğretmenimiz acımasız ve sert eleştiridir. yolumuza ışık tutar.
tüm bunları yazmak kolay. ancak 2 den 3 e mezun olmak için nasıl ki öz farkındalık belirleyici ise, 3 den 4 e mezuniyet içinde belirleyici olan ego. çok kez tekrarlandı bu forumda, bir seçim için buradayız. eğer aldığımız bilgilere inanıyorsak, hepimiz saldırı aracı olarak kullanılabiliriz. kendimize ve başkalarına karşı. saldırı çoğu zaman dışardan gelmez. özünde saldırının tohumları bizim içimizdedir. bu iyi niyetle bir şey paylaşırken de olabillir, büyük bir duyarlılıkla eleştiri yaptığımızı düşünürken de. saklanmayı en iyi egomuz bilir. egonun yolları dolambaçlı ve incedir. burada bize koruyacak tek şey her gün bilgimizi ve farkındalığımızı arttırmaktır.
Ra'da derki; ''dünyada katalizörler genelde hep boşa harcanır. katalizörler genelde verimli kullanılmaz'' peki ama neden? insanlık neden böyle bir durumun içinde. neden aynı dersleri sürekli tekrar edip duruyoruz? egomuz yüzünden olabilir mi?
eleştiri bizim dostumuzdur. kendi küçük hayatımda açık yüreklilikle beni eleştirenleri hep dostum bildim. bize eleştirel bir şey söylendiğinde ilk tepkimiz düşünmeden karşı çıkmak yada savunmaya geçmekse, orada bir sorun vardır dostlarım. ayrıca son olarak kendine hizmetin yürüttüğü dolambaçlı ve fazla zekice ince yolları tekrar vurgulamak isterim. bu dünya tamamıyla kendine hizmetin kontrolünde değil ve umarım olmayacak. doğrudan yada dolaylı olarak her şeyi tamamıyla onların kontrolünde gösteren tüm enformasyon kaynağı ne olursa olsun şüphelidir. tıpkı her şeye gücü yeten abd imajı örneği gibi. tüm bunlar fetih çabası. fakat öncelikle herkesin kafasında başarmalılar bunu.
inanmakla adanmanın birbirine karışmasını dilerim tüm dostlarım adına.
 

bozadi

#44
İyi niyetli, soğukkanlı, açıklayıcı, dengeleyici mesaj için teşekkürler beyrutkapı. Hepimiz için önemli bilgiler ve uyarılar.