Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sigaranın Faydalarıyla İlgili Açılan Başlığa Dair Bir Açıklama

Başlatan bozadi, 16 Mayıs 2014, 15:26:47

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

Malüm benim hastalığım gelen bilgileri K. ve diğer kanal dostların aktarımları ile bağdaştırmaya çalışmak ve bilgilenme konusunda genişlik için uğraşmak,

Sitemize katılıp bize son derece faydalı aktarım ve yorumlar sunan Dr. dostumuz memed'e teşekkürlerimizi sunarız ,özellikle son Covid virüsüsnün hücrelere girişindeki detaylı ve araştırmalar yapan diğer tabiplerin aktarımları ile ,farkındalığımıza katkıları çok etkili oluyor, sağ olsun var olsun ve daim olsun,

Virüslerin hücre içine giriş için hücre zarındaki glikoproteinlerin "buyur giriş serbest" eden davranışları yanında (ACE-2 reseptörü) K. aktarımındaki Lauranın celsede yaptığı ve ilave ettiği DNA ların sıvılaşma özelliğini tesbit eden bilim adamlarının arayışlarına da yer vermeliyiz derim,

Zira her var olan gibi virüsler de mutasyon konusunda kendilerini değiştirebilecek çığırlar açabiliyorlar,

-----------------------------------------

S: (L) Zamanın bir noktasında, birşeylerin bedenlerimizdeki genlerin açılmasına ve fiziksel olarak dönüşmemize yol açabileceği şeklinde, geçen gece aklıma gelen fikir, 4. yoğunluğa geçiş sırasında olabilecek olan şeyin doğru bir algısı mı?
C: Büyük ölçüde, evet.
S: (L) DNA'nın etkinleşmesi durumunda, fiziksel bedenlerimizin dönüşebileceği şeylerin herhangi bir sınırı var mı? Eğer DNA gerekli komutları verebilirse uzayabilir miyiz, gençleşebilir miyiz, fiziksel görünümümüzü, yeteneklerimizi değiştirebilir miyiz?
C: Algılama kapasitesi.
S: (L) Algılama kapasitesi nedir?
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.
S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet.
S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi?
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin." 

(L)Az önce ruhun DNA'yı değiştirebildiğinden ve ruhun kabile yardımcılarından bahsettiniz. Zihin yoluyla, merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlantılar kurup DNA'nı değiştirebiliyorsun. "düşük dalga frekansı yükü için kimyasal bileşenlerin en verimli ileticisi" konusuna gelince... Bir başka celsede DNA'nın bir süper iletken olduğunu, DNA'nın bir ışık çekirdeğine sahip olabileceğini söylemişlerdi. Beni bu konular üzerinde düşünmeye sevk eden şey bir makaleydi: 

*************************************************
http://www.sott.net/article/286892-Viruses-convert-their-DNA-into-liquid-form-to-facilitate-cell-infection

Virüsler hücre enfeksiyonunu kolaylaştırabilmek için DNA'larını sıvı forma dönüştürüyor

Virüsler DNA'larını sıvı hale dönüştürebiliyor ve böylece DNA'larını kurbanlarının hücrelerine sokabiliyorlar. İsveç'teki Lund Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki yeni çalışma bunu gösterdi.

Her iki çalışma da iki farklı virüsle ilgili aynı keşfe dairdi. Yani virüslerin enfeksiyon anında DNA'larını sıvı hale dönüştürebilmeleriyle ilgili. Bu dönüşüm sayesinde virüs DNA'sını daha kolay bir şekilde kurbanın hücrelerine aktarabiliyor ve o hücreleri enfekte edebiliyor. Çalışmalardan biri, insanlara bulaşan uçuk virüsünü araştırıyordu.

Lund Üniversitesi ve Carnegie Mellon Üniversitesi biyokimya ve biyofizik bölümlerinde bir araştırmacı olan Alex Evilevitch şöyle diyor:

Elde ettiğimiz sonuçlar, virüs DNA'sının hücreye nasıl girdiğini göstermek suretiyle uçuk enfeksiyonunun mekanizmasını açıklıyor.

Evilevitch bu keşfin şaşırtıcı olduğunu söyledi. Virüs DNA'sında katı halden sıvı hale geçişe dair daha önce kimse bilgi sahibi değildi.
Çalışmada araştırılan herpes/uçuk virüsünün hal değişimi ısıya bağlıydı ve 37°C'ta gerçekleşiyor ve insan vücut sıcaklığına doğrudan adaptasyon sağlıyor.

Evilevitch araştırma bulgularının, virüs DNA'sı için bir hal değişimini hedefleyen ve bu şekilde enfeksiyon kapasitesini azaltan ve virüs yayılımını sınırlayan yeni bir tür ilacın çıkarılmasını sağlayacağını umuyor:

Bu nitelikte bir ilaç virüs DNA'sının fiziksel özelliklerini etkiler, yani ilaç virüsün mutasyonlarına direnebilir.

Eviletvitch ve arkadaşlarının yayınladığı ikinci çalışma bakteriyofajlarla, yani bakterilere ve bu örnekte insan sindirim sistemindeki E coli. bakterilerine bulaşabilen virüslerle ilgiliydi.
Sonuçlar bu virüsün de DNA'sını katı halden sıvı hale geçirebildiğini göstermektedir. Tıpkı herpes virüsünde olduğu gibi geçiş 37°C'ta olmaktadır ve insan vücut sıcaklığına adapte olmuştur.

Bu iki virüs türü, yani bakteriyofajlar ve herpes virüsü evrimde erken bir aşamada, birkaç milyar yıl önce birbirinden ayrılmıştır. Her ikisinin de enfeksiyonu kolaylaştırmak için DNA'larını dönüştürebilmesi, bunun pek çok virüs türünde bulunan genel bir mekanizma olabileceğine işaret ediyor.

Önceki çalışmalarda Alex Evilevitch ve arkadaşları, virüs içinde enfeksiyon gücünü sağlayan DNA basıncını ölçmeyi başardı. Bu basınç açılmamı bir şampanya şişesindeki basınçtan beş kat yüksek. Bu yüksek basınç, virüs içinde çok sıkı bir şekilde paketlenmiş DNA sayesinde oluşuyor. Basınç, virüsün DNA'sını konak organizmadaki bir hücreye boşaltmasını sağlayan bir tetik görevi görüyor. Kısa bir süre önce Nature Chemical Biology ve PNAS'da yayınlanan iki çalışmanın önünü açan şey bu keşifti. 

**********************************************************

(L) Yani sıvı DNA... K'ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA'ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA'nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA'larımız var.

O DNA'lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA'ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?

"C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa."


memed

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Malüm benim hastalığım gelen bilgileri K. ve diğer kanal dostların aktarımları ile bağdaştırmaya çalışmak ve bilgilenme konusunda genişlik için uğraşmak,

Sitemize katılıp bize son derece faydalı aktarım ve yorumlar sunan Dr. dostumuz memed'e teşekkürlerimizi sunarız ,özellikle son Covid virüsüsnün hücrelere girişindeki detaylı ve araştırmalar yapan diğer tabiplerin aktarımları ile ,farkındalığımıza katkıları çok etkili oluyor, sağ olsun var olsun ve daim olsun,

Virüslerin hücre içine giriş için hücre zarındaki glikoproteinlerin "buyur giriş serbest" eden davranışları yanında (ACE-2 reseptörü) K. aktarımındaki Lauranın celsede yaptığı ve ilave ettiği DNA ların sıvılaşma özelliğini tesbit eden bilim adamlarının arayışlarına da yer vermeliyiz derim,

Zira her var olan gibi virüsler de mutasyon konusunda kendilerini değiştirebilecek çığırlar açabiliyorlar,

-----------------------------------------

S: (L) Zamanın bir noktasında, birşeylerin bedenlerimizdeki genlerin açılmasına ve fiziksel olarak dönüşmemize yol açabileceği şeklinde, geçen gece aklıma gelen fikir, 4. yoğunluğa geçiş sırasında olabilecek olan şeyin doğru bir algısı mı?
C: Büyük ölçüde, evet.
S: (L) DNA'nın etkinleşmesi durumunda, fiziksel bedenlerimizin dönüşebileceği şeylerin herhangi bir sınırı var mı? Eğer DNA gerekli komutları verebilirse uzayabilir miyiz, gençleşebilir miyiz, fiziksel görünümümüzü, yeteneklerimizi değiştirebilir miyiz?
C: Algılama kapasitesi.
S: (L) Algılama kapasitesi nedir?
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.
S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet.
S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi?
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin." 

(L)Az önce ruhun DNA'yı değiştirebildiğinden ve ruhun kabile yardımcılarından bahsettiniz. Zihin yoluyla, merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlantılar kurup DNA'nı değiştirebiliyorsun. "düşük dalga frekansı yükü için kimyasal bileşenlerin en verimli ileticisi" konusuna gelince... Bir başka celsede DNA'nın bir süper iletken olduğunu, DNA'nın bir ışık çekirdeğine sahip olabileceğini söylemişlerdi. Beni bu konular üzerinde düşünmeye sevk eden şey bir makaleydi: 

*************************************************
http://www.sott.net/article/286892-Viruses-convert-their-DNA-into-liquid-form-to-facilitate-cell-infection

Virüsler hücre enfeksiyonunu kolaylaştırabilmek için DNA'larını sıvı forma dönüştürüyor

Virüsler DNA'larını sıvı hale dönüştürebiliyor ve böylece DNA'larını kurbanlarının hücrelerine sokabiliyorlar. İsveç'teki Lund Üniversitesi'nde gerçekleştirilen iki yeni çalışma bunu gösterdi.

Her iki çalışma da iki farklı virüsle ilgili aynı keşfe dairdi. Yani virüslerin enfeksiyon anında DNA'larını sıvı hale dönüştürebilmeleriyle ilgili. Bu dönüşüm sayesinde virüs DNA'sını daha kolay bir şekilde kurbanın hücrelerine aktarabiliyor ve o hücreleri enfekte edebiliyor. Çalışmalardan biri, insanlara bulaşan uçuk virüsünü araştırıyordu.

Lund Üniversitesi ve Carnegie Mellon Üniversitesi biyokimya ve biyofizik bölümlerinde bir araştırmacı olan Alex Evilevitch şöyle diyor:

Elde ettiğimiz sonuçlar, virüs DNA'sının hücreye nasıl girdiğini göstermek suretiyle uçuk enfeksiyonunun mekanizmasını açıklıyor.

Evilevitch bu keşfin şaşırtıcı olduğunu söyledi. Virüs DNA'sında katı halden sıvı hale geçişe dair daha önce kimse bilgi sahibi değildi.
Çalışmada araştırılan herpes/uçuk virüsünün hal değişimi ısıya bağlıydı ve 37°C'ta gerçekleşiyor ve insan vücut sıcaklığına doğrudan adaptasyon sağlıyor.

Evilevitch araştırma bulgularının, virüs DNA'sı için bir hal değişimini hedefleyen ve bu şekilde enfeksiyon kapasitesini azaltan ve virüs yayılımını sınırlayan yeni bir tür ilacın çıkarılmasını sağlayacağını umuyor:

Bu nitelikte bir ilaç virüs DNA'sının fiziksel özelliklerini etkiler, yani ilaç virüsün mutasyonlarına direnebilir.

Eviletvitch ve arkadaşlarının yayınladığı ikinci çalışma bakteriyofajlarla, yani bakterilere ve bu örnekte insan sindirim sistemindeki E coli. bakterilerine bulaşabilen virüslerle ilgiliydi.
Sonuçlar bu virüsün de DNA'sını katı halden sıvı hale geçirebildiğini göstermektedir. Tıpkı herpes virüsünde olduğu gibi geçiş 37°C'ta olmaktadır ve insan vücut sıcaklığına adapte olmuştur.

Bu iki virüs türü, yani bakteriyofajlar ve herpes virüsü evrimde erken bir aşamada, birkaç milyar yıl önce birbirinden ayrılmıştır. Her ikisinin de enfeksiyonu kolaylaştırmak için DNA'larını dönüştürebilmesi, bunun pek çok virüs türünde bulunan genel bir mekanizma olabileceğine işaret ediyor.

Önceki çalışmalarda Alex Evilevitch ve arkadaşları, virüs içinde enfeksiyon gücünü sağlayan DNA basıncını ölçmeyi başardı. Bu basınç açılmamı bir şampanya şişesindeki basınçtan beş kat yüksek. Bu yüksek basınç, virüs içinde çok sıkı bir şekilde paketlenmiş DNA sayesinde oluşuyor. Basınç, virüsün DNA'sını konak organizmadaki bir hücreye boşaltmasını sağlayan bir tetik görevi görüyor. Kısa bir süre önce Nature Chemical Biology ve PNAS'da yayınlanan iki çalışmanın önünü açan şey bu keşifti. 

**********************************************************

(L) Yani sıvı DNA... K'ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA'ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA'nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA'larımız var.

O DNA'lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA'ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?

"C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa."


--------------------------------------
Çok güzel bilgiler cidden ,teşekkür ederim.İnanılmaz yararlı bilgiler.
Bir bilgi daha bu konunun üzerine eklemek istiyorum.Ki ben ce mucizevi bir çalışmadır bu .

Nobel Ödüllü Fransız virolog Montagnier yakın zamanda bir DNA lifini direk olarak sadece frekans yoluyla başka bir yerde aynısını olusturabildi.
Bu Tesla nın herşeyi titreşim ve frekans olarak düsünmelisiniz tezinide birebir kanıtlamıs oldu.
Bir DNA sarmalını aldılar ,frekans değerini çıkardılar. baska bir ortamda DNA yı olusturan elementlerin bolca bulundugu bir ortama frekansı verince kendiliğinden DNA dizinin aynısını olusturdular.
Bunun çok tuhaf acılımları var.
''    DNA bilgisinin su ve elektromanyetik dalgalar yoluyla iletilmesi''  '' Nobel ödüllü Luc Montagnier'e göre, meslektaşları DNA'yı bir tüpten diğerine ışınlamayı başardı. Araştırmacılar bir tüpü suyla doldurdu ve ikincisine DNA moleküllerini yerleştirdi. Araştırmacılar, önce genetik materyal içeren bir kaptan, ardından su içeren bir beherden geçen radyasyonu içlerinden geçirdikten sonra, ikincisinde sadece su değil, aynı zamanda DNA da buldular.  '''

Bu arada yanlıs anlasılma için özür dilerim Ben tıp değil veterinerlik mezunuyum .
2 fakültede de aynı dersler verilir. Fakat Tıp mezunları ilaç bilgisi ,dahiliye ve tedavi konularında daha iyi ve nitelikli öğrenci yetiştirirken ,veteriner fakültelerinde önleyici koruyucu hekimlik daha ön plana çıkar.
Örneğin tıp fakültelerinde viroloji dersi adı altında bir  ders yokken ,mikrobiyoloji dersi altında verilirken ,
 veterinerlikte özel viroloji ,genel viroloji ve mikrobiyoloji dersleri ayrı ayrı vardır.
Doktor eğitimi teşhis ve tedavi üzerine kuruludur.
Virüs bakteri ayrımları ,mutasyonun anlamı , aşı nedir ,etkinliği ne anlama gelir ,hangi durumlarda yapılır ,virüs cesitleri nedir ,mutasyon gücü ne anlama gelir ,neden kuduz ya da cicek hastalıgına ası varken  AİDS ya da grip de ası uygulanamaz , endemi pandemi vs vs tamamen veterinerliğin konusudur tıbbın değil.
Bundan dolayı zaten Pfizer dan tutunda tüm ası üreten şirketlerin basında veteriner bir CEO bulunur.
Fakat tıbbında veterinerliğinde alanı cok genis oldugu için ,örneğin ben at ya da koyunda hiç analamam.Çünkü üzerinde çalışmadım .Sıradan bir köylü benim bildigimin 100 katını bilir.
Ben ev hayvanları üzerinde 1993 de calısmaya basladım.
Ve özellikle ilk 10 yıl işimin nerderyse yarısı virüslerdi.
Sonrasında aşılamalar yoluyla öyle cok hastalık azaldı ya da önlendi ki ,bize her hafta 5-6 gelen viroloji hastalıklar 10-15 yıl içinde inanılmaz derecede düstü.
Ben hayatımda aşıların etkinliğini kendi gözlerimle görmüs birisiyim.
Viroloji sökonusu oldugunda insan sıreadan bir hayvandır.
Bu konuda daha fazla sizi sıkmak istemem :)






Tgur

Sevgili memed dostumuz bize yeni bilgiler sunan kişi katiyen sıkmaz bilakis bilgimize bilgi kattığı için takdir eder izleriz,

Sonra tababet yolunda tahsilde bulunanların müşterek dersler aldığını biliyoruz,birbiri arasındaki fark uzmanlaşılan konuda spesifik uğraşılara girmek,mesela farmakoloji ve galenik bilgisini tabip eczacı kadar bilmez anatomi ve fizyoloji müşterektir ama uzmanlıkta ilerlemek tabibe bağlı gelişme gösterir ,

Ben mesleğim dolayısiyle ve bulunduğum muhitte hayvancılık konusu gelişmişti veterinerlerle birlikte çok hayvan tedavisinde ilaç bilgimle yardımcı oldum, sonraları tarım ve hayvancılıkta bir gerileme oldu ve muhitim de hayvancılığı terk etmeye başladı zira belediye hudutlarına girmişti ve tarımda ülkemizde bir vurdumduymazlık başladı ilçelerden veteriner müdürlükleri kalktı ve ilh.

Bir ara büyükbaşlara suni tohumlama ve hayvanlara aşı ilanlarını eczane vitrinine asardım uzak köylüler tohumlama randevusunda iletişimi benden yaparlardı,
Her neyse bunlar bu vesileyle hatıra gelen mazi terennümleri,

 Söylemek istediğim bu sitenin kanal bilgi tartışmalarında ve başka yerlerde çok kıymetli dostların ve benim bahsettiğin DNA üzerindeki bu yeni araştırmaları açıklayan yazılar oldu bu bahsettiklerinizi de onlara olduğu gibi ilgi ile izliyoruz ilave ediyoruz,

Şahsen benim DNA üzerindeki hassasiyetim konunun açıklamalarında düşüncenin çekim yoluyla maddeye dönüşmesi işinde DNA majör bir fenomen olarak kullanılır ve bu işte ruhsal farkındalıkta ileri yoğunluklara teknolojilere kavuşmuş bireylerin veya düşünce guruplarının aynen Teslanın bahsettiği gibi bu dünya illüzyonu denen esasta titreşim, frekanstan ibaret olan maddesel olayı yaratmaları,

Ve sonra KH ,BH oluşması ile dengesel motivasyonun bu illüzyonu yürütmesi gerçeğini idrak etmek..




memed

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Sevgili memed dostumuz bize yeni bilgiler sunan kişi katiyen sıkmaz bilakis bilgimize bilgi kattığı için takdir eder izleriz,

Sonra tababet yolunda tahsilde bulunanların müşterek dersler aldığını biliyoruz,birbiri arasındaki fark uzmanlaşılan konuda spesifik uğraşılara girmek,mesela farmakoloji ve galenik bilgisini tabip eczacı kadar bilmez anatomi ve fizyoloji müşterektir ama uzmanlıkta ilerlemek tabibe bağlı gelişme gösterir ,

Ben mesleğim dolayısiyle ve bulunduğum muhitte hayvancılık konusu gelişmişti veterinerlerle birlikte çok hayvan tedavisinde ilaç bilgimle yardımcı oldum, sonraları tarım ve hayvancılıkta bir gerileme oldu ve muhitim de hayvancılığı terk etmeye başladı zira belediye hudutlarına girmişti ve tarımda ülkemizde bir vurdumduymazlık başladı ilçelerden veteriner müdürlükleri kalktı ve ilh.

Bir ara büyükbaşlara suni tohumlama ve hayvanlara aşı ilanlarını eczane vitrinine asardım uzak köylüler tohumlama randevusunda iletişimi benden yaparlardı,
Her neyse bunlar bu vesileyle hatıra gelen mazi terennümleri,

 Söylemek istediğim bu sitenin kanal bilgi tartışmalarında ve başka yerlerde çok kıymetli dostların ve benim bahsettiğin DNA üzerindeki bu yeni araştırmaları açıklayan yazılar oldu bu bahsettiklerinizi de onlara olduğu gibi ilgi ile izliyoruz ilave ediyoruz,

Şahsen benim DNA üzerindeki hassasiyetim konunun açıklamalarında düşüncenin çekim yoluyla maddeye dönüşmesi işinde DNA majör bir fenomen olarak kullanılır ve bu işte ruhsal farkındalıkta ileri yoğunluklara teknolojilere kavuşmuş bireylerin veya düşünce guruplarının aynen Teslanın bahsettiği gibi bu dünya illüzyonu denen esasta titreşim, frekanstan ibaret olan maddesel olayı yaratmaları,

Ve sonra KH ,BH oluşması ile dengesel motivasyonun bu illüzyonu yürütmesi gerçeğini idrak etmek..
--------------------------------------------------------

Söylediklerinize katılıyorum. DNA % RNA  ucu bucagı olmayan bir dal .

Ruhsal farkındalıgı yüksek her insanın bir şeklide karsısına cıkıyor ve büyülüyor .









memed

Daha önce ki bir yazımda dile getirmiştim.

m-RNA gen terapisinin ,DNA'nın kendi onarım mekanizmasını bozma olasılıgı var. Yakın gelecekte , manyetik alan değişiminin insan üzerinde ki etkilerini görecegiz diye düsünüyorum.
Manyetik alan değişimi sırasında insan DNA sı hasar alacak ve kendini yenileme mekanizmaları yeni mutasyonlar yaratacak.

Bu süreç de elimizde ki en önemli mekanizma sağlam bir DNA düzenegine sahip olmak : DNA kendini yenileyebilir bir mekanizmadır eğer müdahale edilmez ise . Acaba bunu mu bozmak istiyorlar ?


'''  SARS–CoV–2 Spike, DNA Hasarı Onarımını Bozuyor ve V(D)J Rekombinasyonunu İn Vitro Engelliyor  .bir in vitro hücre dizisi kullanarak, SARS–CoV–2 spike proteininin, adaptif bağışıklıkta etkili V(D)J rekombinasyonu için gerekli olan DNA hasarı onarımını önemli ölçüde inhibe ettiğini rapor ediyoruz. mekanik olarak, spike proteinin çekirdekte lokalize olduğunu ve anahtar DNA onarım proteini BRCA1 ve 53BP1'in hasar bölgesine alınmasını engelleyerek DNA hasarı onarımını engellediğini bulduk.   '''

Okumanız dileğiyle : https://www.mdpi.com/1999-4915/13/10/2056


------------------------------------

Bu da ilişkili hatırlatma :   "Manyetik alan bizi, çok ciddi tehlikeler yaratma riski taşıyan güneş rüzgarına (elektron, proton ve alfa parçacıklarından oluşan plazma dalgaları) karşı bizi koruyor"

 https://www.bbc.com/turkce/haberler-46909876?fbclid=IwAR3KGijlcZVG6wmjrOz2Jy5bcmKhh-_WIdXlufbObwFIcK0RPuVZTLqwKow





Hayalet

iyi günler sigara konusu açılmışken hatırı sayılır bir kullanıcı olarak kendi görüşlerimide sizlerle paylaşma ihtiyacı duydum ben 70 yaşındayım şeker tansiyon kalp damar sertliği gibi her hangi bir rahatsızlığım yok ve sadece  prostatit ve ondan  kaynaklı prostat büyümesi sıkıntım ve buna eşlik eden gençliğimden beridir arasıra yoklayan panik atak rahatsızlığım mevcut neden bunları açıkladığıma gelince ben 50 yıldır kesintisis sigara günde 1,5 paket içerim bunun yanı sıra ağırlık ve yürüyüş sporu kitap araştırma yağlıboya resim hobilerim var sabahları öksürük ve balgam sıkıntısı dışındaki buda akçiğerlerin bronşların temizlenmesi nedeniyle oluyor bana kızıyorlar bu yaşa geldin içmeyi bırak bende onlara bu yaşa geldim amma bakın rahatsız değilim bunca yıl içipte bırakmanın bedeli olabilir diyerek devam etmekteyim sonuçda herkes bir gün ölecek ama böyle ama şöyle ölümden korkmuyorum sadece nasıl öleceğim endişesi dışında her hangi bir tedirginliğim de yok ALLAH a şükür

Dionysos

Tütün kullanımının böyle de bir yolu (burundan çekme/koklama) olduğunu ilk kez keşfettim

15:45


Bunu biraz araştırdım

Alıntı YapSnuff/Enfiye (tütün)

Enfiye, tütün yapraklarından yapılan bir tür dumansız, ince öğütülmüş veya toz haline getirilmiş tütün ürünüdür . [1] Burundan çekilir veya burun boşluğuna "koklanır"

https://en.wikipedia.org/wiki/Snuff_(tobacco)

Alıntı YapTütünün toz haline getirilmiş bir formu olan enfiye, uyarıcı nikotin takviyesi nedeniyle 1700'lü ve 1800'lü yıllarda popülerdi ve ayrıca soğuk algınlığını hafifletmeye ve horlamayı durdurmaya yardımcı olduğuna inanılıyordu.

https://collection.sciencemuseumgroup.org.uk/objects/co157621/snuff-box-england-1771-1830-snuff-box

Alıntı Yap16./17. yüzyılda herkes, aristokrasinin, yüksek sosyal statünün ve zamanın modasına uygun olmanın bir işareti olarak süslü enfiye kutularından tütün kokluyordu. Krallar ve kraliçeler bu konuda övgüler yağdırdı ve popülaritesi varlıklı kesimler arasında efsane oldu.

Zaman geçtikçe, İngilizlerin 1702'de bir İspanyol konvoyunu ele geçirmesinden sonra, tütün koklamak her sınıftan insan arasında popüler hale geldi. Konvoy, denizcilere ödemelerinin bir parçası olarak verilen büyük bir enfiye sevkiyatı içeriyordu. Birleşik Krallık'ın limanları ve sahil kasabaları arasında hızla uçtu; burada oldukça popüler hale geldi, fabrikalar kuruldu ve sadece Londra'da yüzlercesi olmak üzere her yerde koklama tütünü dükkanları açıldı.

Tütün koklamak artık sadece zengin ve ünlülerin elinde değildi; aslında 1900'lere kadar binlerce kişi tütünün faydalarından yararlanıyordu.


Tütün içmenin ortaya çıkışı

Tütün koklama sevgisi, 20. yüzyılda popülerlik kazanan sigaranın ortaya çıkışına kadar çok popülerdi

https://www.mcchrystals.co.uk/news/sniffing-tobacco

K'lar bunu söylüyor olduğu için bunu denemeye ayrıca istekli değilim.

Alıntı YapS: (A) Hap şeklinde olabilir mi?
C: Sigara, nikotini beyin dokularına en etkili şekilde aktarıyor.

Sadece şunu düşünüyorum. Tütün kullanıyorsak biliyoruz ki kıyılmış tütün bir miktar un haline gelmiş toz çöp bırakır. Normalde bunu atıyoruz. Belki bunu olası bir kıtlık için depolayabilirim. Bilgi bilgidir.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Eğer bir şey farkettiysem sigarayı asla elden düşürmedikleridir
Erkekler sigara içiyor, kadınlar sigara içiyor ve çocuklar da sigara içiyor

https://youtu.be/uwPlZAAvmvM?si=SHzJO-6DlKrfAS3N&t=617
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

fidelista

Alıntı yapılan: Dionysos - 22 Ocak 2025, 16:55:07 Eğer bir şey farkettiysem sigarayı asla elden düşürmedikleridir
Erkekler sigara içiyor, kadınlar sigara içiyor ve çocuklar da sigara içiyor

https://youtu.be/uwPlZAAvmvM?si=SHzJO-6DlKrfAS3N&t=617

Kübaya gitmiştim bir köye gittik tütün üretip puro imal ediyor köylülüler,kendimde puro içiyordum biraz satın aldım ve sordum amcaya herhangi bir şikayetin varmı öksürük,nefes darlğı,yada başka
 bir hastalığın varmı diye kübalı çiftçi hiçbir şeyim yok dedi günde 20 den fazla puro içiyormuş yaşıda en az 70 idi.

Dionysos

15 yıldır dünyayı geziyorum; 6 farklı kıtada 60 tan fazla ülkeye seyahat etim ama ben hiç bir yerde Mentawailer kadar sigara içen bir toplum görmedim
Günün hemen hemen her anında ağızlarında sigara var

https://youtu.be/1fw7Dyf6fnU?si=TUF5TlS0I8Mbncd1&t=1095

Günümüzde Mentawai de çocuklar bile sigara içiyor çünkü bu artık bir sosyal normal haline gelmiş

https://youtu.be/1fw7Dyf6fnU?si=DFQnWJ7Hc5pDPjRh&t=1142
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com