Başkalarına Hizmet Forumu
Başkalarına Hizmet Forumu
Ana Sayfa | Bilgilerim | Kayıt Yaptır | Aktif Konular | Forum Üyeleri | Site içi Arama
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni Hatırla
Şifre hatırlatma servisi

  Forum
 Kanal Bilgileri
 Kanal Bilgileri
 Kasyopya Celselerinden Öneriler ve Sözler
 Yeni Konu Aç  Topic Locked
Yazar Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  

Pınar


671 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/04/2009 :  01:48:01  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle  Pınar Kullanıcısının Kişisel sitesini Ziyaret edin
Seçmeler, satır araları

Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2009 :  15:30:31  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
1. SEMBOLLER İLE SUNULAN GİZLİ DERSİ OKU, SEMBOLLERİN BİREBİR ANLAMLARINA TAKILIP KALMA.


2. BOĞUŞMA VARSA BİR ŞEY ÖĞRENMİYORSUNDUR, ÖYLEYSE BOĞUŞMAYI BIRAK VE MEDİTASYON YAP, YANİ YOLCULUĞUN KEYFİNİ ÇIKAR.


3. BEKLENTİLERİN OLMADAN YAP, SABIRLI OL.


4. YOL HARİTASI İSTEME.


5. NE KADAR BİLGİ ÖZÜMSEMİŞSEN; O KADAR ÇOK ÖZGÜR İRADEN OLUR.


6. BİLGİ VE FARKINDALIK ÖZGÜR İRADENİN FARKINA VARMANI SAĞLAR.


7. YANLIŞ BİLGİ, BİLGİSİZLİKTEN DAHA KÖTÜDÜR.


8. TUTKU BİREYİ BAĞIMLI YAPAR.


9. YARGILAMA EYLEMİ KH'DİR.


10. ZİHNİNDE MEVCUT OLAN VE SINIRSIZ OLAN GÜÇLERİ KULLANARAK ÖĞRENİRSİN.


11. ÖĞRENMEK SINIRSIZ YARDIMCIDIR.


12. YAPMAKTA OLDUĞUNUZ ŞEY YAPMANIZ GEREKEN ŞEYDİR, YOKSA YAPIYOR OLMAZDINIZ!


13. İÇGÜDÜLER/SEZGİLER KİŞİYE DERSLERİNDE REHBERLİK YAPARLAR.


14. AZ AZ YAPMAK, GÖZKORKUTUCU BİR İŞİ YAPMAYI KOLAYLAŞTIRIR.


15. YALVARMAK İSTEMEK DEĞİL; EMRETMEKTİR.


16. KİŞİ, PARA KAZANMA İLE İLGİLİ KAVGAYA GİRDİĞİNDE ASLA KOLAY VE GÜZEL KOŞULLAR BEKLEMEMELİDİR.


17. NİYET İLE OLUŞA GEÇEN YARATIMDA, BEKLENTİ İÇİNE GİRİLİRSE, GERÇEKLEŞME BEKLENTİ SIFIRLANINCAYA KADAR DURUR YA DA GERÇEKLEŞME SONUNDA BEKLENTİ ORTAYA ÇIKARSA GERÇEKLEŞME YİNE DURUR.


18. BEKLENTİ İÇİNDE OLMADAN GERÇEKLEŞMELERİ DENEYİMLEYEBİLMEK İÇİN; ÖNYARGILI OLMAYAN, SAF BİR İNANCA DENGELENMİŞ ZİHİNSEL RET EGZERSİZLERİ YAPILMALIDIR.


19. KİŞİNİN BAŞARISININ DERECESİNİ BELİRLEYEN, ORTAYA KOYDUĞU YAKLAŞIM VEYA "AÇI"DIR.


20. TÜM KANSER HASTALARINDA OLDUĞU GİBİ KİŞİ, ZİHNİNİ, BEDENİNİ VE RUHUNU ARINDIRIP TEMİZLEMELİ, HAYATA BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRMELİDİR.


21. FARKINDALIK, BİLGİ’ DEN SONRA GELİR; VARSAYIMLAR, YANLIŞ BİLGİYE NEDEN OLABİLİRLER, VARSAYIM EGZERSİZLERİNDEN SAKININIZ.


22. GEÇMİŞ AYNI ZAMANDA ŞİMDİ VE GELECEKTİR!


23. BEDENDE BAZI MADDELERİN EKSİK OLMASI; ZİHİNSEL VE DUYGUSAL REAKSİYONLARA NEDEN OLUYOR VE BU DA FİZİKSEL BOZULMALAR MEYDANA GETİRİYOR.


24. ÇOK SAYIDA RUH EŞİ VARDIR.


25. İYİLEŞTİRMEKTEN VAZGEÇENE KADAR İNKAR, İYİLEŞTİRİLEMEZ DEĞİLDİR.


26. DUYGULAR YALNIZCA KİMYASALLARDIR, DUYGUSAL TUZAĞA YAKALANMAYAN BİR KİŞİNİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİĞİ ''BİRLEŞTİRİCİ'' LİKTİR.


27. KH ÜST YOĞUNLUĞU, BAZI İNSANLARI ONLARIN SEÇİMLERİ DOĞRULTUSUNDA, BAŞKA BİR İNSANA ‘’SALDIRI’’ İÇİN KANAL OLARAK KULLANABİLİR.


28. FARKINDALIK İÇİNDE OL; KENDİNE HER SEFERİNDE SOR, BU YAPTIĞIMI NEDEN YAPIYORUM? BUNU GERÇEKTEN BEN Mİ YAPIYORUM, YOKSA YAPMAYA PROGRAMLANDIM MI?


29. BİLGİ KORUR: BİLGİYLE FARKINDALIK ARTAR,FARKINDALIK KARŞILAŞILAN DURUMLARLA BAŞEDEBİLMEDE, HATTA BAZI DURUMLARIN DÜZELTİLMESİNDE TEMEL OLUŞTURUR.


30. ÖĞRENİN: ÖĞRENME RUHUN İLERLEMESİ İÇİN GEREKLİDİR.


31. DİNLEMEKTEN ZİYADE OKUYUN, GENEL OLARAK KAVRAMAKTAN ZİYADE BİREYSEL OLARAK DEŞİFRE EDİN.


32. İNSANIN DUYGUSAL SORUNLARININ BİR SEBEBİ DE ÖNCEKİ HAYATLARINDAN KALAN MESELELERİ ÇÖZÜMLEMEK İÇİN "CEZALANDIRICI’’ BİR ORTAMI SEÇMESİDİR.


33. BİR; VAROLAN VE VAROLMAYAN HERŞEYDİR, YANİ 7. YOĞUNLUKTUR.


34. HATANI KENDİN GÖR: BİRİNİN HATALARI "GÖRMESİNİN" EN İYİ YOLU BUNU KENDİSİNİN GÖRMESİDİR, BUNUN ONA BAŞKALARI TARAFINDAN HATIRLATILMASI DEĞİL.


35. ÜÇÜNCÜ YOĞUNLUĞUN ORJİNAL TANIMI; MATERYAL/ETERİK SPEKTRUMLA İLİŞKİLİ 3'ÜNCÜ DENEYİM SEVİYESİDİR.


36. TAMAMEN BİLİNÇTEN OLUŞAN BİR VAROLUŞ DÜZLEMİNİ FİZİKSELLEŞTİRMENİN YOLU YOKTUR.


37. DÜNYA BİLİMADAMLARI FİZİKSEL MATERYAL DÜZLEMİNDE; BİR ŞEKİLDE ÖLÇÜLEMEYEN, TAHMİN EDİLEMEYEN, HESAPLANAMAYAN VE TEMSİL EDİLEMEYEN HİÇBİR ŞEYİN MEVCUT OLAMAYACAĞINA İNANMAYA PROGRAMLI.


38. TEK GERÇEK BOYUT İÇİNDE, BİZİMKİ KADAR GERÇEK OLAN, ÖRNEĞİN BİZİM EVRENİMİZE KOMŞU OLAN VE GİDİP GELEBİLECEĞİMİZ EVRENLER VAR.


39. EĞER ALTERNATİF BİR EVREN YARATIRSAN, İLKİ VAROLMAYA EDİYOR VE İLKİ YENİSİYLE BİRLEŞİYOR: ÖNCEKİ EVREN, O EVRENDE BULUNAN HERKES İÇİN GERÇEK OLMAYA DEVAM EDİYOR. YENİ EVRENİ YARATAN KİŞİ İÇİN; BİRLEŞTİĞİ ZAMAN İLKİ HİÇ VAROLMAMIŞ OLUR VE HATTA YENİ BİR "GEÇMİŞİ" OLAN YENİ BİR EVREN BİLE YARATABİLİRSİN.


40. DEJA VU, EVRENİN DEĞİŞTİRİLMESİNİN YA DA GERÇEKLİK KÖPRÜLEMESİNİN BİR HİSSEDİLİŞİDİR.


41. TOPLAM 7 YOĞUNLUK VAR: ÜÇ TANE FİZİKSEL, ÜÇ ETERİK VE BİR TANE DE ARADA HER İKİSİNİ İÇEREN.


42. HAYAT DERSLERİNİN ÖĞRENİLMESİNİ; ACELECİLİK,SABIRSIZLIK,İNATÇILIK ENGELLEYEBİLİR.


43. HEDEFTE OLAN, ‘’YANLIŞ KAPILARI AÇMAK’’ İÇİN TASARLANMIŞ BİR HAYAT DOĞRULTUSUNDA PROGRAMLANAN HERHANGİ BİRİSİ, DURUM GERÇEKLEŞMEYE BAŞLADIĞINDA YARDIM ALMALI VE ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ VERİLEN REHBERLİĞE KULAK ASMALIDIR.


44. UMURSAMAYIN: KH SALDIRISINA KAPI OLAN KİŞİNİN NE OLDUĞUNU VE NE YAPTIĞINI BİLİYORSAN; O’NUN NE İSTEDİĞİNİ MERAK ETMEK VEYA UMURSAMAK, BAŞKA BİR KAPIYI AÇACAKTIR.


45. HERZAMAN FARKINDALIK İÇİNDE OLUN VE İŞARETLERİ ÖĞRENİN.


46.KH SALDIRILARINA KARŞI, KENDİ İÇSEL GÜCÜN OLAN ZİHİNSEL BLOKLAMA İLE SALDIRIYA KARŞI KORUNABİLİRSİN.


47. EĞER KİŞİ YETERİNCE DİKKATLİ VE/VEYA FARKINDA DEĞİLSE VE DOLAYISIYLA GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAZSA, TİTREŞİM ORANI FREKANS REZONANSI DIŞARIDAN DEĞİŞTİRİLEBİLİR, BÖYLECE KİŞİ MUTLAK "VURUŞA" AÇIK HALE BİLE GETİREBİLİR.


48. RESME KORKU SOKULDUĞUNDA, İSTEK DUYULMASINA RAĞMEN DÖNÜP ‘’GERİ BAKMAMA’’ BİLGELİK GEREKTİRİR.


49. DUYGUSAL ANOMALİLERİN BİLGİ TABANIZI BULANDIRMASINA İZİN VERMEYİN: BİLGİ KORUR, BİLGİSİZLİK/İHMAL TEHLİKE YARATIR.


50. DÜŞÜNCE KALIBI PARÇACIKLARINI BİRARAYA GETİREREK ÖĞRENMEK İÇİN; TRANSKRİPTLERİ DÜZENLİ OLARAK YENİDEN İNCELEMENİZ GEREKİYOR.


51.ÖĞRENİN: ÖĞRENDİĞİNİZDE GELİŞİRSİNİZ, GELİŞTİĞİNİZDE İLERLERSİNİZ, İLERLEDİĞİNİZDE DÖNÜŞÜRSÜNÜZ.


52.POLİTİK SORUNLARIN KÖKENİNDE, MEDENİYETİ KONTROL ALTINA ALMAK AMACIYLA, ZATEN SINIRLI KOŞULLARDA ELDE EDİLEN BİLGİYİ KONTROL ALTINDA TUTMA ÇABASI VARDIR.


53.ÇEKİM EŞİTTİR IŞIK, IŞIK EŞİTTİR OPTİK, MADDE EŞİTTİR ANTİ-MADDE; SONUÇ HERZAMAN SIFIR VE SIFIR DA SONSUZLUKTUR.


54.TÜM OLAYLAR ZAMANIN DIŞINDA MEVCUTTUR, ANCAK ALGI ÖĞRENMEK İÇİN BİR KATALİZÖR OLDUĞU ZAMAN, TÜM OLAYLAR EŞZAMANLI ALGILANIR.


55.BİR BİLİNÇ OLAN GÖZLEMCİ VAR OLMADIĞINDA; OBJEKTİF OLAN ATOM DA VAR OLMAZ.

56.HAFIZA; ALGILARIN, BİLİNÇALTI VE BİLİNÇLİ KAYDIDIR.


57.HERZAMAN DAİMA OBJEKTİFLİK İÇİN ÇABA HARCA VE SUBJEKTİFLİĞİN, DUYGULARIN, ACELE DÜŞÜNÜLMÜŞ FİKİRLERİN VEYA KARARLARIN SENİ YÖNETMESİNE İZİN VERME!


58.İNANÇLARINI KONTROL ETME GÜCÜ KİŞİDEDİR; KELİMELER ANCAK ALICI ŞAHIS İNANIRSA, GÜCE SAHİP OLUR.


59.İLÜZYONDAN ÇIKIŞ BİZZAT DOĞASI GEREĞİ RAHATSIZLIK VERİCİDİR.


60.ÇEKİM, DEĞİŞKEN ÇEKİM DALGALARI ARACILIĞI İLE, FİZİKSEL OLAN HERŞEY İLE ETERİK OLAN HERŞEYİ BİRBİRİNE BAĞLIYOR!!!


61.SALDIRI ALTINDAYKEN, SORUN YARATABİLECEK HER OLASILIĞI BEKLEYİN; EĞER BUNU BEKLİYORSAN, NASIL ÖNÜNE GEÇİLECEĞİNİ ÖĞRENİRSİN.


62.HERZAMAN SALDIRI BEKLEYİN, SALDIRININ MODLARINI BİLİN, SALDIRIYI NASIL ETKİSİZ HALE GETİRECEĞİNİZİ BİLİN.


63.DAVRANIŞ KALIPLARINI, İNCE İŞARETLERİ ÖĞRENİN, BÖYLECE BUNDAN SAKINMA YETENEĞİNE SAHİP OLURSUNUZ.


64.ACIYANLARA ACIYIN.


65.BİRİNE ACIDIĞIN ZAMAN, ASLINDA BU KİŞİLERE VERDİĞİN GÜÇLE DÜŞÜŞLERİNE GÜÇ KAZANDIRIRSIN.


66.KİŞİYE DİN, KÜLTÜR VE/VEYA BİLİM İDEOLOJİSİ AŞILANDIĞINDA, HERŞEYİ SADECE ÖLÇÜLEBİLİR FİZİKSEL GERÇEKLİK BAKIŞ AÇISIYLA GÖRMEYE EĞİLİMLİ HALE GELİR.


67.DNA'DAKİ LİF BAĞLANTILARI BİRLEŞİMİ; FİZİKSELDEN ZİYADE SEMBOLİKTİR.


68. GERÇEKLEŞİNCEYE/UYGULANINCAYA DEK; RÜYA ÖNEMLİ DEĞİLDİR.


69. RÜYALAR ''UYARI'' CI ÖZELLİKTE OLABİLİR.


70. IŞIK YEDİNCİ YOĞUNLUKTUR.


71. 6. YOĞUNLUK FİZİKSELLİĞE İHTİYAÇ DUYMAYAN SAF BİLİNÇ'DEN OLUŞUR.


72. BİLGİYİ UYGULAMAK GEREKİR: BİLGİNİN UYGULANMASI ENERJİ ÜRETİYOR, ENERJİDE IŞIK ÜRETİYOR.


73. DOĞADAKİ HER ŞEY DENGE ARAR.


74. SİMYANIN ANLAMINI SAPTIRMAK İÇİN; MADDE ÜZERİNDE ODAKLANMA VE 3'ÜNCÜ YOĞUNLUKTAKİ RUHLARI MADDEYE ALIŞTIRMAK BİR ALDATMADIR.


75. TÜM YARATIMIN GENİŞ BÜTÜNLÜĞÜ HAKKINDA ŞAŞIRTICI GERÇEKLERİ KEŞFEDEBİLMEN İÇİN YARDIMCI OLABİLİRİZ, VE TÜM BU GERÇEKLER ASLINDA KENDİ ZİHNİNDE KİLİTLİ DURUYOR.


76. KİŞİ SADECE KENDİNİ İFADE ETTİĞİNDE NE KADAR BÜYÜK İLERLEME KAYDETTİĞİNİZİ ANLAYIN!! SADECE HİSLERİNİ İFADE EDEREK MOZAİK GERÇEKLİĞE GİDEN KAPIYI AÇABİLİRSİNİZ.


77. FİKİRLERİNİ ÖNYARGISIZ BİR ŞEKİLDE İNCELEMEYİ ÖĞREN.


78. ‘’ARZULU DÜŞÜNME’’ BİLGİYİ ENGELLER.


79. DAİRESEL SÜREKLİLİK TUZAĞINA DİKKAT : BİRİNİN DAHA GENİŞ BİR BİLGİ TEMELİ VE KAVRAYIŞ KAZANIMININ DIŞINDA TUTULACAK ŞEKİLDE KENDİSİNİN ÖNEMİNE SIKI SIKI TUTUNMAK ŞEKLİYLE TUZAĞA DÜŞÜRÜLMÜŞ OLMASI.


80. CESARETİNİZİ KIRMAYA DEĞİL YALNIZCA ‘’HAYATIN GERÇEKLERİNİ’’ SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ.


81. EĞER İÇERİK UYGUN İSE, OKUMAK İYİ BİR ÖĞRETMENDİR.


82. EĞER KİŞİ ASLANIN İRADESİNE SAHİPSE, FARENİN KADERİNİ YAŞAMAZ!


83. ''IŞIK'' ROLÜNÜ OYNAYANLAR OLABİLİR.


84. SAHTE GÜVENLİK DUYGUSUNA DÜŞMEYİN: İHMAL/BİLGİSİZLİK TEHLİKE YARATIR...HER ZAMAN!!!


85. TETİKTE OLMAK SENİN ZIRHIN, İÇ RAHATLIĞIN DA YUMUŞAK KARNIN.


86. NEŞEYE BİRAZ KAYNAK AYIRIN VE PARA KONUSUNDA ENDİŞELENMEYE BİR SON VERİN.


87. ATLAMADAN ÖNCE BAK.


88. BİRİ BİRŞEYE "ÇEKİLDİĞİNDE", YÖNLENDİRMEK VEYA SAPTIRMAK İÇİN KARANLIK GÜÇLER TARAFINDAN “ÇEKİLİYOR” OLABİLİR.


89. KİŞİ BELİRLİ BİLGİ PLATOLARINA YAKLAŞTIKÇA SALDIRILAR ARTAR.


90. DUYGULAR ÇOK YARDIMCI OLABİLİR AMA ENGEL DE OLABİLİR.


91. ORMANDA KURTLAR ETRAFINIZI ÇEVİRDİĞİNDE; İÇERİ VE DIŞARI DERİN DERİNCE SOLUYUN, SAKİNLEŞTİRİCİ VE GÜVEN VERİCİ BİR ŞEKİLDE KURTLARDAN ORMANA GERİ DÖNMELERİNİ İSTEYİN.


92. KİŞİ KURTLARDAN KURTULMAK İSTEMEMELİ, SADECE ONLARLA POZİTİF BİR ŞEKİLDE ETKİLEŞMELİ.


93. DUYGUNUN ENGELLEYİCİ YÖNÜNÜ ORTADAN KALDIRIRSAN; SEZGİN GÜÇLENİR.


94. YOLDAKİ İŞARETLERİ OKUYUN, İŞARETLER HERYERDE: SEZGİ BUNLARDAN BİRİ, EŞZAMANLILIK BİR DİĞERİ.


95. BİLİNÇLİLİK DURUMU “FARKINDALIK MODUNDAYKEN”; BİLİNÇALTI PROGRAMLAMASINDAN KURTULUNABİLİNİR.


96. BU YOĞUNLUKTAN ÇIKMAK İSTİYORSAN; BOL MİKTARDA TEST BEKLE.


97. BİZLER ÖZGÜR İRADE YASASINI ÇİĞNEMEYİZ!


98. UYKUNU DAHA İYİ AL!! : UYKU YETERSİZLİĞİN KİMYASAL BİR DENGESİZLİĞE NEDEN OLUYOR VE BU DA DEPRESYONA.


99. SADECE SABIRLI VE İNANÇLI OLUN.


100. TRANSKRİPTLERİ “ZAMAN” ÇERÇEVELERİNİ ÇIKARARAK YENİDEN İNCELE.


101. SUÇLULUK BİR KISIR DÖNGÜDÜR, TA Kİ KİŞİ BUNU BIRAKANA KADAR.


102. GELİŞMEYE PARA HARCARSANIZ; REFAHA ERERSİNİZ.


103. SİZİNLE İLETİŞİM KURMAMIZIN AMACI VARLIĞIMIZI "KANITLAMAK" DEĞİL: EĞER KİŞİNİN YENİ ALEMLERİ ÖĞRENMEYE VE BİR "GÜN" GENEL FARKINDALIK PROFİLİ HALİNE GELECEK ŞEYLERİ KEŞFETMEYE İNANCI VE İSTEĞİ VARSA, O ZAMAN "KANIT" GEREKLİ DEĞİLDİR. DİĞER TARAFTAN EĞER KİŞİ BUNUN ZIDDI BİR PSİŞİK YÖNELİMDEYSE, O ZAMAN HİÇBİR MİKTARDA KANIT YETERLİ DEĞİLDİR.


104. İSTE ALACAKSIN, NE ZAMAN İSTEDİYSEN ALDIN!


105. BAŞKA BİR EVRENİN BAŞLANGICININ "YANSIMASI" BİZİM EVRENİMİZDEN "BİG BANG" OLARAK GÖRÜLEBİLİR.


106. EN İYİ SONUÇLAR İÇİN BEKLENTİ İÇİNDE OLUNMAMALIDIR: BİRŞEYLER GÖRMEK İÇİN YAPILAN PSİKOMANTİYUMDA BİLE, BİR ŞEY GÖREBİLMEK İSTİYORSAN, BİRŞEY GÖREBİLMEYİ BEKLEMEMEN GEREKİYOR.


107. 3'ÜNCÜ YOĞUNLUKTA GÜVENLİK Mİ? ŞAKA YAPIYOR OLMALISIN!!


108. DERSLER ÖĞRENENLER İÇİN DEĞERLİDİR.


109. BİR KİMSE HENÜZ ÜZERİNDE YÜRÜMEDİĞİ YOLUN NASIL OLDUĞUNU BİLİR Mİ ?


110. KEŞFET: ÖĞRENMEYİ BESLEYİP BÜYÜTEN KEŞİFLERDİR.


111. TUTSAKSINIZ, GERÇEK SİZİ ÖZGÜR KILAR !


112. BİLGİ, MEDİTASYON, KANALLAMA DNA KODONLARINI SERBEST BIRAKABİLİR.


113. YANITLAR BİTMİŞ TABLODA BULUNUYOR, FIRÇA DARBELERİNDE DEĞİL.


114. EĞER BİR KİŞİNİN BİR HAYAT PLANI VARSA VE O VEYA BU NEDENLE O PLANI İZLEMİYORSA, OLUMSUZ, YIKICI ŞEYLER OLABİLİR.


115. VAROLAN HERŞEY / TEK ŞEY DERSLERDİR. KİŞİ, MEVCUT OLMAYAN VE GEREKSİZ GÜVENLİK AĞINI ARAMAYI BIRAKIR, BUNU ANLADIĞI ZAMAN.


116. İNSANLIĞIN DENEYİMSEL DÖNGÜSÜNDEKİ FELAKETLER BU KOMET KÜMESİNİN GEÇİŞİNE TEKABÜL EDİYOR.


117. DÜNYA PERİYODİK BİR TEMİZLİK ŞEKLİNDE BUNDAN FAYDA GÖRÜYOR. İŞARETLERE DİKKAT ETME ZAMANI. İŞARETLER ÇOĞALIYOR.


118. KAHVERENGİ YILDIZIN VE KOMET KÜMESİNİN GELİŞİ, AMA BU SEFER BUNUN FARKLI OLACAĞINI, ÇÜNKÜ BUNA BİR DÜZLEM KAVUŞUMU EŞLİK EDİYOR.


119. DÜNYA’NIN MANYETİK KUTBU DEĞİŞECEK.


120. HAARP ZİHİN KONTROLÜ İÇİN, 4'ÜNCÜ YOĞUNLUKTA BAŞARILI OLMASI UMULUYOR.


121. GEZEGEN ELEKTRO MANYETİK BİR IZGARA TARAFINDAN ÖRTÜLMÜŞ DURUMDA.


122. DÜNYA’YI GEOMETRİK BİR BATTANİYE GİBİ SARAN IZGARA; KONTROL VE MANİPÜLASYON AMAÇLI OLUP, YERE VE UZAYA KONUŞLANDIRILMIŞ JENERATÖRLER İLE ÇALIŞIYOR VE BİRŞEYLERİ HESAPLIYAN BİR AĞ GİBİ ÇALIŞIYOR.


123. ÖĞRENMEK DEMEK ZIRHLANMAK DEMEK.


124. IZGARA ÜZERİNDE DÜŞÜNÜP MEDİTASYON YAPIN, LİNEER DÜŞÜNMEYİN.


125. DAHA BÜYÜK VE DAHA İYİ ŞEYLERE ULAŞMADAN ÖNCE TÜM DERSLERİNİZİ ÖĞRENMELİSİNİZ.


126. ÖNEMLİ BEDEN DEĞİL, RUHTUR: DİĞERLERİ SİZİ GENETİK OLARAK, RUHSAL OLARAK VE PSİŞİK OLARAK BEDEN-MERKEZLİ OLMAYA YÖNELTTİ, İLGİNÇTİR Kİ, 4 BH'DEN 6 BH'YE KADAR OLANLARIN TÜM ÇABALARINA RAĞMEN "BU PERDE HALA KALKMIŞ DEĞİL."


127. BURADA DA ÖNEMLİ OLAN BU BİLGİYLE NE YAPMANIZ GEREKTİĞİ DEĞİL, BU BİLGİYE SAHİP OLMANIZDIR.


128. ÖĞRENİLMESİ GEREKEN DERS: DENEYİMLER ASLA SONA ERMEZ, SADECE DÖNÜŞÜR, BEDEN-MERKEZLİLİĞE GEREK YOK.


129. 4. YOĞUNLUKTA;İNSANLAR UYANACAK VE İNSANLARLA DÜNYADIŞI VARLIKLAR(4KH’LER İLE) ARASINDA BİR SAVAŞ OLACAK.


130. DAHA BÜYÜK RESİM: RUHLARINIZ, BİLİNCİNİZDİR.


131. DERS, DERSLER, HERŞEY BUNDAN İBARET. TÜM DERSLER PAHA BİÇİLMEZ DEĞERE SAHİP.


132. BİLGİ NEYE KARŞI KORUYOR, BİR ÖRNEK: DÖNÜŞÜM SONRASI TRAVMA VE KAFA BULANIKLIĞINA KARŞI SİZİ KORUR.


133. BİR DERSİ, AMA ÖN BİLGİN OLDUĞUNDA O DERSİ ERKEN VE DAHA FARKLI BİR ŞEKİLDE ÖĞRENİRSİN.


134. BİLGİ ÇOK İLGİNÇ ŞEKİLLERDE KORUR.


135. ÇEKİM TÜM GERÇEKLİKLERİ 'BİR' OLACAK ŞEKİLDE BİRBİRİNE BAĞLAYAN YAŞAM GÜCÜDÜR.


136. ZİHNİNİN VAROLAN HERŞEYİ ZATEN İÇERDİĞİNİ YA DA ERİŞEBİLECEĞİNİ BİLMİYOR MUSUN?


137. NE YAZIK Kİ İNTERNET KAYNAKLARINIZ BÜYÜK ÖLÇÜDE DOĞRULANAMAZ NİTELİKTEDİR.


138. EĞER KIZGINLAŞTIĞINI HİSSEDİYORSAN, BUNU DURDURMANIN TEK YOLU KIZMAYI BIRAKARAK MUTLU VEYA HUZURLU OLMANDIR, MUTLU VE HUZURLUYKEN KH’LERE “DUYGUSAL BESİN” YOLLAMAZSIN.


139. TÜM KH'LER HER ZAMAN ÖNCE EN AZ DİRENÇLİ YOLU ARAR.


140. DÜNYADIŞI KH’İN AMACI; ADIM ADIM BİR EV KURMAK VE EV BİTTİĞİ ZAMAN OTELDEN AYRILIP EVE YERLEŞMEK.


141. DENEME FARKINDALIĞA GÖTÜRÜR.


142. GRAVİTONLAR ASLINDA BİR ZAMAN VAKUMU İÇİNDEKİ ELEKTRONLARDIR.


143. "SİCİM TEORİSİ" İYİ BİR FİKİR DEĞİL.


144. YAPILAR(B.PİRAMİT,STONEHENGE) SES DALGASI TEKNOLOJİSİ KULLANILARAK İNŞA EDİLDİ.


145. BEDENSİZKEN BİLGELİK EN BÜYÜK HALİNDEDİR.

146. YOLUNUZDA SABIRLILIKLA VE AÇIK FİKİRLİLİKLE DEVAM ETTİĞİNİZ SÜRECE YOL İŞARETLERİ SİZLERİ DOĞRU CEVAPLARA YÖNLENDİRECEKTİR.


147. KENDİ GERÇEKLERİNİZİ GÖZLEMLER SONUCU BULUN.


148. GERÇEK GÖZLEMLENEBİLİRDİR.


149. DÜNYA'YA BELİRLİ BİR YAKINLIKTA BULUNAN BİR SÜPERNOVADAN YAYILAN KOZMİK IŞINLARIN İNSAN VÜCUDU ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: İPLİKÇİKLERİN GENETİKSEL OLARAK BİRBİRİNE EKLENMESİDİR.


150. SÜPERNOVALAR DİĞER EVRENLERE AÇILAN KAPILARI YENİDEN AYARLIYOR OLABİLİR.


151. ÖĞREN: ŞANSINI ZORLAMA BEBEĞİM!


152. DİKKATLİ OLUN: BİZİM AÇIMIZDAN SORUN YOK, BİZ SENİ HANGİ YOĞUNLUKTA OLURSAN OL SONSUZA KADAR SEVECEĞİZ.


153. BEKLENTİ KENDİ GERÇEKLİĞİNİ YARATMAK DEĞİLDİR.
S: (L) Ama beklentinin herşeyi mahvettiğini, o yüzden beklenti içinde hareket etmemem gerektiğini de söylemiştiniz.
C: Beklenti kendi gerçekliğini yaratmak değildir.




1. HER ZAMAN KENDİ GERÇEKLİĞİNİZİ YARATTIĞINIZI SÖYLEDİK!
S: (L) Ama materyal verilere göre ihtimal çok düşük.
C: Aa? Şüphelerimiz var... Ve evet, her zaman kendi gerçekliğinizi yarattığınızı söyledik!



2. KENDİ GERÇEKLERİNİZİ GÖZLEMLER SONUCU BULUN.
S: (L) Bunu Orion ve örümcek konusu ile ilgili söylediğinizde neyi kastediyorsunuz ?
C: Kendi gerçeklerinizi gözlemler sonucu bulun.



3. BEKLENTİ KENDİ GERÇEKLİĞİNİ YARATMAK DEĞİLDİR.
S: (L) Ama beklentinin herşeyi mahvettiğini, o yüzden beklenti içinde hareket etmemem gerektiğini de söylemiştiniz.
C: Beklenti kendi gerçekliğini yaratmak değildir.



4. KİŞİ ÖNCE PARA KONUSUNDA ENDİŞELENDİĞİNDE TUZAK KURULUYOR. KİŞİ TUTKUSUNUN PEŞİNDEN GİTTİĞİNDE, DİĞER HERŞEY YERİNİ BULUYOR. ANLAMANA İZİN VERMEDİĞİN ŞEY, BU İLKENİN ASLA, ASLA BAŞARISIZ OLMADIĞIDIR.
S: (BRH) Para arayışı benim arayışımın zıttı veya öyle görünüyor.
C: Kişi önce para konusunda endişelendiğinde tuzak kuruluyor. Kişi tutkusunun peşinden gittiğinde, diğer herşey yerini buluyor. Anlamana izin vermediğin şey, bu ilkenin asla, asla başarısız olmadığıdır. Ama kesinlikle yalnız değilsin. 4'üncü yoğunluk KH programcıları, bu olumsuz sonuçlardan zevk alıyor.
















Not: Kasyopya Celseleri’ndeki orijinal cümlelere olabildiğince sadık kalarak yazmaya çalıştım. Ra Bilgileri, Pleiades Öğretileri ve Kasyopya Celselerinden “ilham” aldığımı söylemeliyim, bu şu demektir: Kişi kendi gücünü hiçbir zaman hiç bir şeye teslim etmemelidir, zira “kişi birliğin ta kendisidir” ve "yaratılışın temel unsurudur". Değerlendirme okuyucuya veya kişiye kalmıştır, bir öneri veya bir tavsiyeden öte bir değeri yoktur yazılanların. Kasyopya celselerinde, Kasyopyalı’lar kendi verdikleri bilgilerin doğruluk oranlarının %73 olduğunu söylerler, bu durumun ince anlamları var bana göre. Bulunduğumuz yoğunluktan bakarak bazı şeyleri anlayabilmemiz de zor gözüküyor. Yine açık-fikirlilikle önyargız bakmalıyız diye düşünüyorum.

Şunu söylemek istiyorum: "Kasyopyalı'lar bunları söylüyorlar" ve kabul edip etmemek veya kısmen kabul edip etmemek durumu okuyucuya bırakılmıştır.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 03/04/2009 :  19:46:58  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
O diğer kişi küçük psişik kanca misali sinyaller gönderiyor ve bunlar bedenine, zihnine, ruhuna gömülüyor ve sonra da geri çekildiklerinde senden birşeyler koparıyor. Etindeki bu psişik kancaların çekilmesi feci şekilde acı verici oluyor.


Bu bir alışkanlık, yakınlık, kimya, psişik kanca meselesi. Ve zihin programlaması... "Bu ilişkiyi bitirmeliyim..." ile "O kadar kötü değildi... YALNIZ kalmaktan iyidir!" arasında gidip gelirsin. Ve bu şekilde duruma razı olup kendini kaybedersin. Uzun bir süre belirli bir kişinin etrafında olursan, kendi kendini devam ettiren bir kimya oluşuyor, ve o insan artık orada olmayınca ve o fermonları veya senin kimyanı sürdüren şey her neyse onu yaymayınca, bu tıpkı bir uyuşturucudan mahrum kalmaya benziyor!


Kasyopyalılar insanların "frekans vektörleri" olabileceklerini söyledi. Eğer "frekans vektörü" niteliğinde biriyle ilişki kurarsan, o kişi gittiğinde, değişmek için sağlıklı bir şekilde düşünmeye başladığında bir uyuşukluk ve kafa karışıklığı deneyimlersin ve aslında bu gayet berrak olan zihin halinin anormal olduğunu düşünürsün! Ümidini yitirirsin...
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 01/07/2009 :  11:06:00  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
* ALÇAK GÖNÜLLÜ BİR DURUŞ SİLAHLARI İNDİRTİR.
S: Ona yazmalı mıyım?
C: Evet. Bunun faydası olabilir ama bunu "evet ama..." biçiminde "Clintonize" etme arzusundan sakın. Alçak gönüllü bir duruş silahları indirtir.


* AÇIK VE DÜRÜST BİR ŞEKİLDE KONUŞMAK, SONRA ENDİŞELERİNİ İFADE ETMEK VE DİKKATLİ BİR ŞEKİLDE UYARILARDA BULUNMAK MÜDAHALE DEĞİLDİR. HATA, KİŞİ EMİRSEL EYLEMLERDE BULUNMAYA ÇALIŞTIĞINDA YAPILIYOR.
S: Bunları yapmam benim açımdan bir müdahale değil mi?
C: Açık ve dürüst bir şekilde konuşmak, sonra endişelerini ifade etmek ve dikkatli bir şekilde uyarılarda bulunmak müdahale değildir. Hata, kişi emirsel eylemlerde bulunmaya çalıştığında yapılıyor.



* RUHLAR SİZİ KARMİK DERS PROFİLİYLE İLGİLİ BİRİNCİL ÖĞRENME İÇİN BİR ARAÇ OLARAK SEÇTİ.
S: Belirli şekillerde etkileşime girmek, belirli şeyler yapmak, yaşam-öncesi bir anlaşmayla mı ilgili?
C: Kısmen. Ruhlar sizi karmik ders profiliyle ilgili birincil öğrenme için bir araç olarak seçti.


* SEKSİN SEVGİ OLDUĞUNU DÜŞÜNENLER VAR, SEKS SEVGİ DEĞİLDİR.
S: Onu o kadar çok seviyorum ki, bu konu bana çok zor geliyor...
C: Ama o seksin sevgi olduğunu düşünüyor. Buna inanıldığında ebeveyne kimin ihtiyacı olur? Sen daha çok bir tanıdık olarak görülüyorsun, yani arkadaş/düşman.


* EİNSTEİN SADECE GELECEĞİN DEĞİL, ŞİMDİNİN VE GEÇMİŞİN DE AÇIK OLDUĞUNU BULDU. ŞİMDİ ONUN NEDEN KORKTUĞUNU DAHA İYİ ANLAYABİLİRSİN!!
(...)Bunun hakkında düşündüm ve sanırım Einstein geleceğin geçmiş ve şimdi üzerinden belirlendiğinden emindi ama sonra bulduğu teoride gelecek açıktı ve o da bu durumdan korktu ve geri çekildi. Matematiksel olarak, değişken fiziksellik, geçmiş ve şimdinin verildiği bir durumda geleceği seçme özgürlüğünün olduğu bir teori anlamına geliyor sanırım. Bu iyi bir tahmin mi?
C: Evet.
S: (A) İkinci derece değil de daha yüksek dereceli diferansiyel denklemler kullanmamızın gerekmesi de bununla mı ilgili?
C: Evet. Einstein sadece geleceğin değil, şimdinin ve geçmişin de açık olduğunu buldu. Şimdi onun neden korktuğunu daha iyi anlayabilirsin!!


* BİLGİ HER ZAMAN SİZİ İHTİYAÇ DUYACAĞINIZ TÜM ENGELLEME TEKNİKLERİNE YÖNELTİR.
S: Kullanabileceğimiz başka herhangi bir engelleme tekniği var mı?
C: Bilgi her zaman sizi ihtiyaç duyacağınız tüm engelleme tekniklerine yöneltir.


* AYDINLANMA ARAŞTIRMALARDAN DOĞAN KEŞİF YOLUYLA GERÇEKLEŞİR.
S: Bizi aydınlatmanız mümkün mü?
C: Aydınlanma araştırmalardan doğan keşif yoluyla gerçekleşir.


* BEŞİNCİ YOĞUNLUK DEĞERLENDİRME VE GERİ DÖNDÜRME BÖLGESİDİR.
S: (L) Bu varlıklar KH miydi yoksa BH mi?
C: Beşinci yoğunluk değerlendirme ve geri döndürme bölgesidir.


* BEŞİNCİ YOĞUNLUK BAĞLANTILARINIZIN MESAJ VEREBİLMEK İÇİN YARATICI OLMALARI GEREKİYOR, ÇÜNKÜ O KADİM ÖZGÜR İRADE EMRİ BUNU GEREKTİRİYOR.
S: Sekenenre adı onun...
C: Beşinci yoğunluk bağlantılarınızın mesaj verebilmek için yaratıcı olmaları gerekiyor, çünkü o kadim özgür irade emri bunu gerektiriyor.

S: (L) Diğer bir deyişle, annesi Chloe'nin özgür iradesini ihlal etmeyecek bir şekilde ona bir mesaj aktarmaya çalışıyordu, öyle mi?
C: Sizin için yeterince yakın!


* İÇİNE DOĞAN BİRŞEY VARSA, BU SENİ YANILTIR MI?
S: (L) Bu evin altında neyin gömülü olduğunu bulmak bizim için hala önemli birşey mi?
C: İçine doğan birşey varsa, bu seni yanıltır mı?

S: (L) Genelde yanıltmaz. Bu evin tam altında önemli birşey bulmak çok garip olurdu. Bu da bu evi neden bu kadar kolay aldığımı açıklardı!
C: Ve bu harika olmaz mıydı?


* TÜM ÇABALAR BEKLENMEDİK KAZANIMLARIN ÖNÜNÜ AÇIYOR.

* SABIR BİR ERDEMDİR.
S: (L) Evet, kesinlikle harika olurdu! Tamam, böyle bir olasılık var. Zihnimdeki şeyleri düzene sokmak için sakin yaklaşmaya çalışıyorum. Bir yandan kendimi faydasız hissediyorum, diğer yandan ise şimdilik doğru şeyi yaptığımı düşünüyorum...
C: Tüm çabalar beklenmedik kazanımların önünü açıyor. Sonuçta sabır erdemi ediniliyor.


* BİLGİ GÜÇTÜR. EĞER BUNU SİZE BAYRAM ŞEKERİ GİBİ VERİRSEK ERİR GİDER.
S: (L) Ben de onu kastetmiştim. Eğer şu anda bu konuyla ilgili kritik birşey yoksa, eğer bulmamız gereken şey spektrum analiziyse ve bize bu kometin bileşimini söylemeyecekseniz... Söyleyecek misiniz? Bileşimi nedir? Yoksa bir spektrum analizi yapıp kendimiz mi bulmamız gerekiyor?
C: Bunu belirtmedik mi zaten? Bilgi güçtür. Eğer bunu size bayram şekeri gibi verirsek erir gider.


* PROGRAMIN ÇÖZÜLMESİ İÇİN, KİŞİNİN ÖNCE PROGRAMLAMANIN FARKINDA OLMASI GEREKİR.
S: E___, sizin ve diğer bazı kaynakların tanımladığı şekliyle, Kertişler ve onların insan destekçileri tarafından yapılan programları çözmek için ne yapabileceğiyle ilgili bir soru soruyor.
C: Programın çözülmesi için, kişinin önce programlamanın farkında olması gerekir.

S: Programlamanın nasıl farkında olunur?
C: Bilgi. Bilgi ne yapar?


* TETİKLEYİCİ KELİMELERİ ÖĞRENMEK PROGRAMIN BİLGİSİNİ SAĞLAYACAK, BÖYLECE KİŞİ ONU DURDURABİLİR.
S: Bu birşeyi mi tetikleyecek?
C: Programlamada kullanılan anahtar kelimeler.

S: Oo, tetikleyici kelimeleri öğrenmek programın bilgisini sağlayacak, böylece kişi onu durdurabilecek, öyle mi?
C: Yakın.


* TEKNO-SPİRİTÜEL TEKNİKLERİN İŞE YARAMASI İÇİN, “SOYDAN” İNSANLARIN ARINMASI/SAFLAŞMASI VE ÇAKRALARININ “BİRLEŞMESİ” GEREKİR.
S: (L) Tamam, Marutlar belirli özel bir soydan geliyordu, dans ediyorlardı ve dansları tüm kabile için bazı faydalar sağlıyordu. Gökler açılıyordu, içi yiyecek ve ihtiyaç duydukları şeylerle dolu sepetler iniyordu. Gökyüzünden kudret helvası inişiyle ilgili hikaye gibi. Ama Marutlarınki tatsız-tuzsuz birşey değilmiş. Tam istedikleri veya ihtiyaç duydukları şeymiş. Çıtır çıtır (lezzetli mısır gevreği)! (gülüşme)
C: Tekno-spiritüel tekniklerin işe yaraması için, “soydan” insanların arınması/saflaşması ve çakralarının “birleşmesi” gerektiğini aklınızda bulundurun. Eğer bu yapılırsa, daha da önemli işlevler vardır. Örneğin: 4B KH saldırılarına karşı zihinsel blokaj. 200 kadar insanın bu biçimde toplanıp yağmacılara karşı bir blok oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dalga yaklaşıyor ve “dansçılar” bunun gezegeninizi ve realiteyi nasıl etkilediğini çok iyi bir şekilde anlayabilirler. Dünyanızın “eliti”nin 4B KH güç kaynaklarının kesilmesi durumunda ne olacağını hayal edebiliyor musunuz? Uyguladıkları zihin kontrol teknikleri ve frekans çitleri “bozuluverirse”?


* BİZ VE DİĞER TÜM BH VARLIKLARI, YALNIZCA, KOLEKTİF ANLAMDA SİZİN ÜZERİNİZDEN HAREKET EDEBİLİRİZ.
S: (L) Bunlar çok ilginç şeyler. Neden bunları bize daha önce anlatmadınız? (gülüşme)
C: Sanırız bunun nedenini biliyorsunuz! Güç kazanmak için kendi başınıza öğrenmeniz gereken çok şey vardı ve ayrıca güven faktörü vardı. İnsanlığın defalarca yanlış yönlere sevk edildiğini ve çok miktarda metafizik “gürültü” olduğunu görüyoruz. Geleceğin ve gerçeğin “açık” yapısını göz önünde bulundurarak bile, biz sizi yanlış yönlendirmediğimizi düşünüyoruz. İlk 6 yıl, farkındalığınızı arttırmaya çalışarak ve ilüzyonlardan kurtulmanıza yardım ederek geçti. Şimdi dünyanızda, bahsettiğimiz değişiklikleri görüyorsunuz. Şimdi, ümidin var olduğunu anlamaya başlayacağınızı ümit ediyoruz, fakat biz ve diğer tüm BH varlıkları, yalnızca, kolektif anlamda sizin üzerinizden hareket edebiliriz.


* TÜM “RUHLU” BİREYLERİN, PARÇALI BİR 6B RUHUNUN/VARLIĞININ ÜYELERİ OLDUĞUNU BELİRTMEK İSTİYORUZ. GELECEKTEKİ/YÜKSEK MERKEZLERİYLE BAĞLANTI KURMAYA BAŞLADIKLARINDA, BU AYNI ZAMANDA, RUH GRUPLARININ DİĞER ÜYELERİYLE DE DOĞAL BİR BAĞLANTI KURULMASI ANLAMINA GELİYOR.
S: (L) Sanırım o ilk iki videoyu tekrar tekrar izlemeniz gerekecek. (A___) Kolayca çözeriz. (L) Pekala millet, bitiriyor muyuz? Yoksa, sadece bir mola mı veriyoruz? (Mola) (L) İnsanların solumayı öğrenmeleri gerektiğini vurgulamamız gerek. Soluyuş, fizyolojilerinde birşeyleri değiştirebilir. Ayrıca kendilerini meditatif bir hale veya biyoenerjitik soluma yapabilecekleri bir duruma getirecek şekilde soluma yapmaları gerekiyor. Bu da karmik ve mevcut yaşam programlarından kurtulmalarına ve arınmalarına yardımcı olacak. Temizlenmeye başlar başlamaz, sürekli veri ve bilgi girişine müsait hale gelecekler ve geldikçe de temizlenecekler. Bu meditasyon ve soluyuş bir kaçış değil, iyileşme. Ayrıca gün boyunca, realiteye dikkat etmeniz ve ilüzyona düşmemeniz gerekiyor. Tamam, programın bu bölümünü hallettik. İnsanlar travmalarından ve programlarından arınıp ilüzyonlardan kurtulduklarında, realiteyle daha iyi bir şekilde yüzleşebilecek ve düşünce güçleriyle çakralarını birleştirebilecek. Sanırım bu, üst entellektüel merkez ve üst duygusal merkezle bağlantı kurmak anlamına geliyor. Elbette önce duygusal merkezle bağlantı kuruyorsun ve zeka da onunla birlikte geliyor. Diğer bir deyişle, insanlar bu yolla bir anlamda gelecekteki kendileriyle birleşiyorlar. Doğru izde miyim?
C: Evet. Ama tüm “ruhlu” bireylerin, parçalı bir 6B ruhunun/varlığının üyeleri olduğunu belirtmek istiyoruz. Gelecekteki/yüksek merkezleriyle bağlantı kurmaya başladıklarında, bu aynı zamanda, ruh gruplarının diğer üyeleriyle de doğal bir bağlantı kurulması anlamına geliyor.


* SİZLERE SÜREKLİ GELECEĞİN "AÇIK" OLMA ÖZELLİĞİNİ HATIRLATTIK: 2012 KONUSU BİR DİKKAT DAĞITMADIR.

* MAKRO-ÇÖKÜŞLER BİRAZ "ZAMAN" ALIR VE HER “ZAMAN”, OLASILIKLAR ÇÖKMEYE BAŞLAYINCAYA KADAR AÇIKTIR.
S: (Joe) Bir çok Yeni Çağcı [New Agers] 2012 de hayal kırıklığına uğrayacak.
C: 2012 konusu bir dikkat dağıtma [ç.n. kandırma, dikkati başka yöne çekme]. Sizlere sürekli geleceğin "açık" olma özelliğini hatırlattık. Şimdi olduğu gibi, olasılıklar çökmeye başlayıncaya kadar her zaman açıktır. Ama makro-çöküşler biraz "zaman" alır.
S: (L) Yani diyorsunuz ki halihazırda başlamış olan bir makro-çöküş mü var ?
C: Evet.


* HAARP VEYA MİKRODALGALAR GİBİ ŞEYLERDEN SALINAN "DALGALAR DEĞİL, AYNI ZAMAN DA KOZMOS'UN HIZLANMASI NEDENİYLE BÜTÜNLEŞMELİSİNİZ.
S: (L) Ne tür bir ilişki ?
C: Sadece HAARP veya mikrodalgalar gibi şeylerden salınan "dalgalar değil, aynı zaman da kozmos'un hızlanması. Bütünleşik olamayanlar parçalara ayrılıp gidecekler, hem de şimdiye kadar görülmemiş bir hızda.


* TÜM DÜNYA' DA DAHA ÇOK DENGESİZ (İNSTABİL) DAVRANIŞ BEKLEYİN.

* NEFES VE MEDİTASYON ÇALIŞMALARI ÜST YOĞUNLUKLARDA ETKİLER YAPABİLİR.
S: (A) Yani insanlar parçalara ayrışıyorlar ve hepsi kendini asıyor. (Joe) Tam tamına 24 kişi, hepsi kendini astı. (A__) Ve hepsi 30 yaşın altında. (L) Ee, bir yandan devam eden HAARP'ın etkileri, bir yandan devam eden mikro dalga kuleleri ve bir yandan da kozmik dalgalar. (DD) Geçen hafta bir Tulsa'daki bir arkadaşım intihar etti.
C: Tüm Dünya' da daha çok dengesiz (instabil) davranış bekleyin.



* BİR KERESİNDE “GELECEKTEKİ SİZİN” KOZMİK PROGRAMLARI “YENİDEN YAZABİLECEĞİNİ” SÖYLEMİŞTİK.
S: (L) Nefes ve meditasyon programımızın ilerleyiş durumu hakkında herhangi bir yorumunuz var mı öğrenmek istiyorum; forum okuyucularımız için ve bu çalışmayı yapan diğer insanlar için.
C: Başka alemlerde etkiler yapıyor.

S: (L) Hangi alemler?
C: 4, 5, 6B.

S: (L) Ne gibi?
C: İnsanların, hermetik özdeyişin bazı bakımlardan her iki yönde geçerli olabileceğini hatırlaması gerekiyor. Kaderlerinde gelecekteki kendileriyle “buluşmak” olanlar, bu çabalardan dolayı şimdi bunu daha büyük bir kolaylıkla yapabilir. Bir keresinde “gelecekteki sizin” kozmik programları “yeniden yazabileceğini” söylemiştik... bu diğerleri için de geçerli. Şu anda programlama dilini öğreniyorlar.


* BEDENLENMİŞ OLMAK RUH İÇİN BÜYÜK BİR ZORLUK YARATIYOR.
S: (L) Forumdaki pek çok kişi kendinden geçme şeyi hakkında konuşuyor, biliyorsunuz... uyanıkken, kendileriyle ilgili tüm farkındalığı kaybedip bir tür kendinden geçme deneyimi yaşıyorlar. Bu fenomen nedir?
C: Önceki yanıta bak ve bunu boş ilüzyonlarla bağlantıları koparma yeteneğini boşa harcamak yerine, yüksek benlikle/öğretmenle “zaman” geçirme olarak düşün. Ayrıca, bu süreçte harcanan “zamanda”, esas olarak niyetlenildiği gibi bu “ruh yeteneğinden” yararlanıldığını hatırla. Bedenlenmiş olmak ruh için büyük bir zorluk yaratıyor.


* HERKESE MESAJ: PES ETMEYİN! SABIR FAYDASINI GÖSTERECEK!
S: (L) İnsanların yapabileceği veya yapmasını tavsiye ettiğiniz herhangi birşey var mı?
C: Bir sonraki aşama ruh topluluklarının yeniden oluşturulması olacak. Bekleyin. Herkese mesaj: Pes etmeyin! Sabır faydasını gösterecek! Engellerin oluşturulması ve yerleştirilmesi binlerce yıl aldı. Bunları birkaç ayda yıkabilirsiniz! Bunu yapın!

S: (L) Yani insanların bu egzersizleri yapma üzerinde odaklanmasını ve sadece sabırlı olmalarını öneriyorsunuz, öyle mi?
C: Evet.


* EFT DİKKATİ ÜZERİNDE TOPLAMAYA YÖNELİK OLARAK TASARLANMIŞ BİR MEŞGUL ETME FAALİYETİ YALNIZCA.S: (gülüşme) (L) EFT teknikleri geçerli bir yöntem mi?
C: EFT dikkati üzerinde toplamaya yönelik olarak tasarlanmış bir meşgul etme faaliyeti yalnızca. “İşe yarayan şey” gösterilen dikkat. Sunduğun programın amaçlarıyla çelişecektir. [ç.n.: dikkatin sadece EFT üzerinde toplanmasının olası zararları kastediliyor olabilir.]


* HERKES HATIRLAMALI Kİ, İSTEYEN HERKESE VERMEK BH’DİR.
S: (L) “Zamanımı telafi etme yetenekleri” derken?
C: Daha önce enerjinin dengelenme gereksiniminden bahsetmiştik. Bu programı, bireylerin karşılama yeteneklerini göz önünde bulundurarak sunmanız doğru olur. Ama herkes hatırlamalı ki, isteyen HERKESE VERMEK BH’dir. Sen herkese TEKRAR TEKRAR verdin ve pek çokları hala bunun değerini anlamıyor veya tatmin edici bir telafide bulunmuyor. Programda zorluklar yaşayanların, verebileceklerinin tamamını vermediklerini farketmeleri mümkündür. Ve bu her zaman para anlamına gelmez. Adanma anlamına da gelebilir.



* BH ADAYINDA, BİR DENGESİZLİK OLDUĞUNU BİLEN BİLİNÇALTI, TARAFINDAN BLOKAJ MEYDANA GETİRİLEBİLİR.
S: (L) Ne gibi? “Bloke olmuş” derken neyi kastediyorsunuz?
C: İki ana biçimde olabilir: BH adayında, bir dengesizlik olduğunu bilen bilinçaltı süreci tarafından blokaj meydana getirilebilir. “Diğerleri” ise almak için doğru frekansta değiller. “Alma yeteneği” ve de kapasitesini hatırla.


* SÜREKLİ BİLGİ EDİNMEYE YÖNELİK ORANTILI BİR ÇABANIN BU UYGULAMAYA (Nefes programı) EŞLİK ETMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİK.
S: (gülüşme) (Joe) Soruları sevmen gerekiyor Laura. Sorulara ilgi duyuyor olman gerekir. (L) Ve önemli sorular olmaları gerekiyor, ama bu soruların hepsi ilgimi çeken sorulardı... Daha önce test amaçlı sorular hazırlama aşamasını geçmiştim ama neticede onlar benim ilgimi çeken sorulardı. Hepsinin bir nedeni vardı. (Joe) Demek şimdi önemli konuları düşünmemiz gerekiyor. (L) Şu anda benim için önemli olan, kafamdaki sorulara yanıt almak... Nefes programıyla ilgili bazı konular üzerinde durduk. İnsanların bazılarının sorun yaşamasının nedeni, ilgili faydaları elde etmek için orantılı bir enerji miktarı ortaya koymuyor olmaları olabilir. Belki de aynı frekansa veya doğru frekansta değiller. Ve bu frekans bloğunun nedeni adanmamış olmaları olabilir veya hala manipülasyon yapıyorlar. Veya bu insanlar BH adayı ama frekans kanalını henüz açmamış olabilirler. Bu konuların bireysel bazda ele alınması gerekir sanırım. Ama anladığım kadarıyla konunun aklımıza gelmeyen başka yönleri var.
C: Evet, var!!! Sürekli bilgi edinmeye yönelik orantılı bir çabanın bu uygulamaya eşlik etmesi GEREKTİĞİNİ söyledik.


* VİDEODA RUHA AİT BİRŞEY AKTARILIYOR. ŞİMDİ, ALAMAMIŞ OLANLAR HAKKINDA TEKRAR DÜŞÜNÜN.
S: (Ark) Psikoloji hakkında bir tür öğreti olabilir. Psikolojinin bir bilim olup olmadığını bile bilmiyor olmamıza rağmen, bu faydalı olurdu. Önemli bazı hususları vurgulamak için... Örneğin bugün narsist insanlar hakkında birşeyler okuyorduk. Kendi psikolojik çöplüğümüzü bile sevmemiz anlamında, herkes biraz narsist. Pek çok çöpümüz var ve bunu seviyoruz. Bu çöpten kurtulmaktan korkuyoruz çünkü bedenimizin içe çökeceğini sanıyoruz. Hiçbir şeyimiz kalmayacağını... Bu çöpü tutmaya devam ediyoruz, çünkü sahip olduğumuz tek şeyin bu olduğunu sanıyoruz. Ama hem aynı kalmayı isteyip hem de değişemeyiz. O yüzden bu çöpten kurtulmak gerekir. Evrene sembolik bir bildirim olarak kendimizi pek çok şeyden bir anda mahrum etmeyi bırakmalıyız. (L) Eğer değişmek istiyorsan değişmen gerekir. (Ark) Ve çökmekten, bir hiç haline gelmekten korkmamak.
C: Sadece yazı yerine video yoluyla, bu çok daha etkili bir şekilde aktarılabilir. Videoda ruha ait birşey aktarılıyor. Şimdi, alamamış olanlar hakkında tekrar düşünün.


* EĞER SAMİMİ ARZU VARSA, FREKANS TİTREŞİMİNE TEKRAR TEKRAR MARUZ KALMAK DEĞİŞİKLİKLER MEYDANA GETİREBİLİR.

S: (L) Yani alanlar var, almayanlar var...
C: Kısmen. Eğer samimi arzu varsa, frekans titreşimine tekrar tekrar maruz kalmak değişiklikler meydana getirebilir. Ayrıca ruh replikasyonunu temsil eden bir dizi video, samimi bir şekilde istemekte olanlara yardımcı olabilir.


* ÇABANIN ÖNEMLİ BİR PAYI VAR. VE ÇABA BİLGİNİN ÖNÜNÜ AÇABİLİR. BİLGİ NE YAPAR?

S: (L) Diğer bir deyişle, pek çok insan genetiğinin önemli bir bölümünü kullanmıyor. (Allen) Ve kullanılmayan kısım etkinleştirilebilir. (A___l) Peki nasıl etkinleştirilebilir?
C: Çabanın önemli bir payı var. Ve çaba bilginin önünü açabilir. Bilgi ne yapar?


* BİR PORTALI BULABİLMEK İÇİN, ADIMLARI GERİYE DOĞRU SÜREKLİ TAKİP ET, TA Kİ PANJURLARIN ARASINDAN SIZAN IŞINI BULANA KADAR.
S: (L) Bu olaylar serisinde , tüm bu şeyleri birbirine bağlayan portal kim ya da nedir ?
C: Bir portalı bulabilmek için, adımları geriye doğru sürekli takip et, ta ki panjurların arasından sızan ışını bulana kadar.


* İPUÇLARI SENİ BİLGİYE GÖTÜRÜR, RESMİ BEYANLAR DEĞİL.
S: (L) Temel bilgi nedir ?
C: İpuçları seni ona götürür, resmi beyanlar değil.


* KARBON TESTİ YAPANLAR ANTİK FELAKETLERİN SEBEP OLDUĞU MANYETİK SAPMALARIN ETKİLERİNİ DİKKATE ALMAYARAK HATAYA DÜŞÜYORLAR.
S: (L) Tamam. Yaparız. (A) Karbon testi, L'nin tahmin ettiği gibi ,bir ya da iki faktör sebebiyle 10.000 yıl öncesinden kalma şeyler için yanlış bir yöntem mi ? Sizlerin verdiği tarihlerle bilimsel verilerin ortaya koyduğu tarihler arasında 2 varyasyonlu bir faktör gözlemliyoruz. Bu durum neredeyse vermiş olduğunuz tüm tarihlerde ortaya çıkıyor.
C: "Onlar" antik felaketlerin sebep olduğu manyetik sapmaların etkilerini dikkate almayarak hataya düşüyorlar.

S: (L) Bu manyetik sapmalar radio karbon tarihlemelerini ne şekilde etkiliyor ?
C: Maddenin izotop yapısını değişime uğratarak.

S: (L) Yani M.Ö. 1500 civarlarındaki felaket...
C: Hepsi oluşan manyetik dalgalar sebebiyle radyolojik veriyi karıştırıyor.


* EĞER BİRİSİ BU SÖZDE "FELAKETİN" ORTASINDA 4. YOĞUNLUĞA GEÇİYORSA, BU NE TÜR BİR FELAKETSELLİK ?!?
S: (A) Evet felaketler... Kometler gelecek ve bunlardan bazılarının bir kutup kaymasına sebep olması söz konusu ve bu gerçekten de bir felaket anlamına geliyor...
C: Whoa! Bir dakika Arkadiusz! Bunların hepsi hangi perspektiften baktığına bağlı. Sübjektif olmayalım. Eğer birisi bu sözde "felaketin" ortasında 4. Yoğunluğa geçiyorsa, bu ne tür bir felaketsellik ?!? Ve bu denli belirlenmemiş bir şeyden bahsediyorken nasıl olur da birisi "zamanlamayı" bilebilir ?

S: (A) Tamam, anlıyorum; 4. Yoğunluğa geçecek bazıları için bu bir felaket olmayacak.
C: Ve 5. Yoğunluğa geçecek bazıları için de o kadar kötü olmayacak. Sanki bir çeşit, " arkana yaslan ve gösterinin tadını çıkar."


* BAŞARILI ARAŞTIRMA GRAFİKLERDEN, TABLOLARDAN VE TEZLERDEN DAHA ÇOK BİR ÇOK DÜZLEMDE YAPILAN KEŞİFLERİ İÇERİR.
S: (A) 1996' da. Hmm, daha fazla bilgi edinmeyi ummaktaydım, çünkü bu bilgiyi edinme hızım benim ölçütlerime göre çok yavaştı.
C: Ahh! Ölçütlerin o kadar da sınırlı değil. Ya da en azından olmamalılar. Hatırla Arkadiusz, başarılı araştırma grafiklerden, tablolardan ve tezlerden daha çok bir çok düzlemde yapılan keşifleri içerir. Birinin hipotezleri başarıyla içiçe geçmeden önce ruhunun ritmi bir harmoni içerisinde olmalıdır.


*
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/08/2009 :  22:37:47  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
İNSANLARIN İHTİYACI OLAN ŞEY DUYGUSAL BLOKAJLARINDAN VE PROGRAMLARINDAN ARINMALARI İÇİN NEFES TEKNİĞİ ÖNERİSİ

C: Nefes alma sırasında uygun kelimeler kullanılmalı. Joe, yaşam kelimesinin İrlandacası nedir ?
C: Nefes alırken Ba verirken HA.
C: Anlamlarına odaklan.
C: Süper hızlı nefes alma yöntemini uygulamak zorunda değilsiniz. Bu sadece kimyasallar oluşturuyor ve kişinin suni bir yükselme deneyimlemesine sebep oluyor.
S: (L) Yani uzun ve yavaş nefesi öneriyorsunuz, ve sonra orta hız, ve yavaşça artarak hızlı, ama hiç bir zaman süper hızlı değil.
C: Evet.
C: Evet, yönlendirme gerekiyor. Ayrıca, en sondaki sessiz bölüm boyunca da meditasyonun kelimeleri çok etkilidir.
S: (L) Yani bu nefes çevrimini uyguluyoruz, temel olarak Kriya prensiplerine göre, tek fark nefes alırken bu kelimeyi dile getiriyoruz. Ve en sonda da, derin meditatif seviyede bu kelimeyi tekrarlıyoruz. Bu mudur ?
C: Evet.
C: Yeterince yakın ama biz yine de 30'un katlarını öneririz.

http://www.cassiopaea.org/Eiriu-Eolas/
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 29/08/2009 :  22:47:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
Henüz sitede çevrilmemiş 13 Temmuz 2002 tarihli celseden alıntıdır:




...
S: (L) Mouravieff diyor ki; iki tür insan vardır. O bu iki türü "Adem öncesi" ve " Ademsel" olarak adlandırıyor [III. Kitabında bu konuda görüşlerini açıklıyor(çn: Gnosis 3. kitap)]. Ana fikir özet olarak; Adem Öncesi insan türünün bir "ruhlarının" olmaması ve bir ruh geliştirme ihtimallerinin de olmaması. Tabii bu oldukça sarsıcı bir düşünce ama son zamanlarda bu konuda yapılan bilimsel tartışmalar var ve bunların dayanak noktası da bir klinik kanıta dayanıyor, bu da gerçekten "mekanik" olan ve "iç" veya "yüksek" benliğe sahip olmayan insanların varlığı [bknz. "Division of Consciousness" çn : "Bilinçliliğin Bölünmesi"].
Bu konuda Gurdjieff ve Castaneda'nın da benzer görüşleri vardı.
Mouravieff'in ortaya koyduğu bu düşünce, yani bu şekilde iki tür insan olması yaklaşımı doğru mu ?

C: Elbette, bununla birlikte bir "İncil tesfiri" var.

S: (L) Mouravieff diyor ki "Adem-öncesi" insan türünün bir üst merkezleri yok ve bizim 300.000 yıl olarak tahmin ettiğimiz Büyük Çevrim boyunca da bir üst merkez geliştirebilme ihtimalleri yok. Bu "Adem-öncesi" varlıklarla ilgili doğru bir tanımlama mı ?
C: Evet, onlar yoğunluk seviyeleri arasındaki "organik portallar." [ç.n. portal =kapı, geçiş]

S: (L) Mouravieff' e göre bu insan türünün farkındalıklarını [bilinçlerini] yükseltmeye yönelik her türlü çaba başarısız olmaya mahkum.
C: Oldukça. Büyük bir kısmı çok efektif makinalar. Sizlerin "psikopat" olarak tanımladıklarınız "defolu" olanlar. En iyileri çok uzun ve dikkatli bir gözlemlemeye tabi tutulmadıkça ayırdedilemezler.

S: (V) ben veya bu odadaki herhangi başka bir kimse, hiç böyle biriyle karşılaştık mı, eğer karşılaştıysak, referans olması için örnek verebilir misiniz ?
C: İnsan nüfusunun yaklaşık olarak bu şekilde iki eşit sayıda bölündüğü gerçeğini göz önüne alırsan, o zaman sıradan "ruhlu" [ademsel] bir insanın hayatı boyunca eşit sayıda organik portalla ve ruhlu insanla karşılaştığını daha iyi anlayabilirsin. Bununla birlikte birisi ruhunu geliştirme ve güçlendirme sürecine girmişse, Kontrol Sistemi bu kişinin hayatına daha fazla bu tür "öğe" sokmaya çalışır. Şimdi; karşılaştığın ve tanıştığın tüm insanları düşün ve özellikle de samimi olduklarını. Bunların hangi yarısının organik portal olduğunu ayırt edebilir misin ? Ayırt etmek zor değil mi ?

S: (BT) Bu İncil' de bahsedilen "kan soyunun kirlenmesi" ifadesinin ardında yatan orijinal anlam mı ?
C: Evet.

S: (L) Bu, "Frank" le, Vincent Bridges'le , Terri Burns'le , Olga'yla ve çetenin geri kalanıyla yaşadığımız deneyimlere kesinlikle yepyeni bir anlam kazandırıyor.
Bunun anlamı şu ki; bu organik portalları , ruhlu insanlardan ayırt edebilmek yükseliş süreci [ç.n. : hasat] açısından can alıcı ve kritik bir konu.


............

(V) Geriye dönüp hayatımı incelediğimde, bana öyle görünüyor ki; babam kesinlikle bir organik portaldı.
C: Sakın şimdi doğru, yeterli düşünme sürecini gerçekleştirmeden kimseyi etiketlendirmeye başlamayın. Unutmayın çoğunlukla; tutarsız ve karşıt bir tutum sergileyen bir kişi mücadele içerisindeki bir ruh olabilir.

S: (L) Sanırım söyledikleri temel şey ; gerçekten iyi olanları [ç.n. gerçekten kusursuz bir organik portal olanları] çok uzun bir gözlemleme süreci hariç ayırt edemezsin. Psikopatlarla ilgili çalışma yaparken keşfettiğimiz temel anahtar onların eylemlerinin söyledikleriyle uyuşmuyor olmalarıydı. Peki ya bu yalnızca zayıf ve isteksiz olmanın bir semptomu olduğunda ? (A) Bir ruhum olup olmadığını nasıl anlayabilirim ?
C: Hiç başkası için için sızlıyor mu ?

S: (V) Sanırım empatiden bahsediyorlar. Ruhu olmayan insanlar başka bir insana ne olduğunu umursamıyorlar. Bir başka insan acı ve sefalet içerisindeyse bunu nasıl umursayacaklarını dahi bilmiyorlar.
C: Deneyimledikleri tek acı "yiyecek" veya konfordan, ya da istedikleri bir şeyden mahrum bırakılmalarıdır. Onlar ayrıca empatik görünebilmek için başkalarının algılarını dolandırmada ustadırlar. Fakat genel olarak bu tarz davranışlar basitçe kontrolü elde tutmak içindir.

S: (A) Bir ruhun olması ya da olmamasının kan soyuyla [bağıyla] ne ilgisi var ?
C: Genetik ruhla birleşir, eğer varsa.

S: (L) "Organik portallar" öldükleri zaman 5. yoğunluğa giderler mi ?
C: Yalnızca geçici olarak , "ikinci ölüme" kadar.

S: (V) Bu organik portal türü insanların "orijini" neresidir ? Yaratılış planı açısından bakıldığında, nereden geldiler ?
C: Orijinal olarak 2. ve 3. Yoğunluk arası köprünün bir parçasıydılar. Bu konuda kısa dalga çevrimleri ve uzun dalga çevrimleri konusundaki celselere yeniden göz atın.



Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/08/2009 :  10:59:11  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle


EK



Psikopat Nedir ?

Psikopat - Antisosyal kişilik bozukluğuna sahip, özdeşleştirme (empati) yapmadan veya vicdan azabı duymadan saldırgan, suçla ilgili veya ahlakdışı davranışlarda bulunan kimse.

The American Heritage Dictionary


Gazete manşetlerine yakışan bir kelimedir "psikopat". Elinde kanlı bir balta veya bıçak ile, doğradığı kurbanlarının önünde çekilmiş resmine bakmak bile ürpertir içinizi. Ancak psikopatların sadece katil ya da caniler olduğunu düşünmek çok ama çok yanlış olur. Büyük bir olasılıkla, yaşamınızın bir döneminde bir veya birkaçı ile tanışmış, konuşmuş, birlikte çalışmış veya onlardan ders almış olabilirsiniz. Dahası bu psikopatlardan birinin değil, birçoğunun kullanmış olduğu taksi, dolmuş ya da otobüslere binmişsinizdir!


Psikopatlığa, aslında az da olsa hemen her insanda rastlamak mümkün. Ancak bazı kişilerde bu doz yeterince yükseldiğinde, onlar için haklı olarak "psikopat" nitelemesi kullanılıyor.


Çevrelerindeki kişilerin yaşamlarını karartmakta son derece başarılı olan psikopatlar, bu amaca ulaşırken çoğu zaman balta, bıçak ya da silah kullanmazlar. En büyük silahları tatlı dilleri, utanma ve pişmanlık duygusu olmayan vicdanları ve şeytanlıklarıdır.


Psikologlar bu tür insanların büyük bir bölümünün hapishanelerde demir parmaklıklar arkasında bir yaşam sürecekleri yerde, genelde sürekli olarak aramızda dolaştıklarını belirtiyorlar. Aslında çoğunun kanun ve adaletle ilgili hiçbir sorunu bile olmaz. Psikopatları iş dünyasında, bürokraside, siyasette, okul ve üniversitelerde, hastanelerde rahatlıkla bulabilirsiniz. İşin asıl tuhaf tarafı "acımasızlık, aşırı risk alma ve hilekarlık" psikopatların en büyük özelliği olurken, bu gibi davranışlar günümüzün çılgın rekabete ve hep daha fazla kazanmaya dayalı dünyasında bilhassa iş ve ticaret hayatında artık olağan karşılanmaya başlanmış, hatta başarı için gerekli bir reçete olarak kabul edilmiştir.


Çevrelerindeki insanların iş kariyerlerini mahveden, yaşamlarının altını üstüne getiren ve birçok ailenin dağılmasına yol açan psikopatların topluma vermiş olduğu zararları tespit edebilmek, psikologlar için yoğun bir uğraş gerektirmektedir.


Psikopatlığın nedenleri ve bunların tedavi yöntemleri hakkında bilim adamları fazla bir şey bilmiyorlar denebilir. Araştırmaların bu kadar yavaş gitmesinin nedenlerinden biri bizzat psikopatların kendileridir. Karakter yapılarındaki bozukluk ve sürekli hile ve sahtekarlık arayışı içinde olmaları yüzünden, bilim adamlarının her türlü araştırma çalışmalarını boşa çıkartmaktadırlar. Çok rahat bir şekilde yalan söyleyen ve karşılarındaki kişileri manipule etmekten zevk alan bu kişiler, aynı taktikleri kendilerini tedavi etmeye çalışan psikologlar üzerinde de denemekten kendilerini alamazlar.


Medical College of Georgia profesörlerinden Hervey Cleckley, otuz yıl süren uzun meslek yaşamında yüzlerce psikopatı inceledikten sonra ulaştığı sonucu şu sözlerle dile getiriyor: "Açıkçası otuz yıl sonunda bir karış mesafe bile alamadım!"


Genel kanının aksine, psikopatlarda akıl hastalarında görülen belirtiler bulunmaz. Akılları yerindedir ve gayet net olarak düşünme ve muhakeme etme yetenekleri vardır. Peki öyleyse bu insanları böylesine acımasız yaratıklar haline sokan sebepler nelerdir? Bazı nedenlerden hapsi boylayan ve hapishane ile akıl hastanesi arasında mekik dokuyanları inceleyen yetkililer, bu insanlarda mutlak bir "gariplik" olduğunu iddia ederken, psikologlar bu tür herhangi bir belirtinin olmadığına inanıyorlar.


Psikopatlar bundan yüz yıl önce, "moral değerlerini yitirmiş çılgınlar" olarak nitelendirilirken, bilim adamları günümüzde bu tür klişelere pek rağbet etmiyorlar. "Şeytan" ya da "ahlaksız" deyimlerinin bu kişiler için daha uygun olacağını belirtiyorlar.


Örneğin, Michael'i ele alalım. Yakın bir zamana kadar Londra'da büyük bir şirkette üst düzey yönetici olarak görev yaparken, yanında çalışanlara karşı kinci tutumu ve insanların işine acımasızca son vermekten aldığı zevk ile ün yapmıştı. Birlikte çalıştığı insanları hakaret sayılacak sözlerle azarlamaktan, başarısızlıklarını başkalarına fatura etmekten ve bütün bunları özellikle yüksek sesle ve herkesin rahatlıkla duyabileceği bir şekilde yapmaktan büyük zevk alıyordu. İş yaşamı dışındaki tutumu da çok farklı değildi. Mizah anlayışı, başkalarıyla alay etme üzerine kurulmuştu. Espri ile alay arasındaki fark onun için pek de önemli değildi. Ancak son derece tatlı dilli ve cazibeli oluşu sayesinde, bir yandan evliliğini yürütürken, öte yandan sekreteri ile yasak aşk yaşamayı başarabiliyordu.


Michael'in diğer personel üzerindeki olumsuz etkisini göz önüne alan şirket yönetimi, sonunda işine son verdiğinde tüm çalışanlar derin bir "ohh" çektiler. Onlar için Michael, "küstah, kaba ve düşüncesiz" bir insandı. Ancak psikologlar için "klasik bir psikopat"tan başka bir şey değildi!


1985 yılında kişilerdeki davranış bozukluklarını tespit edebilmek amacıyla İngiliz bilim adamlarının yaptığı bir araştırma sonucu ortaya çıkan bulgular, tüm bilim dünyasını adeta şaşkına çevirmişti. Araştırmaya göre, toplumun yüzde 5'i, yani her 20 kişiden biri "psikopat"tı.


Bu "şok araştırma"ya inanmakta güçlük çekilirken Amerika, Kanada ve Yeni Zelanda'dan gelen çok daha kapsamlı bir araştırmanın sonuçları, hemen hemen aynı gerçeği ortaya koyuyordu. Hangi ülke olursa olsun, orada yaşayanların yüzde 3 ile 6'sı arasındaki bir bölüm "psikopat"tı.


Henüz Türkiye'de bu alanda yapılmış bir araştırma yok. Ancak kapsamlı bir araştırma yapılması halinde ülkemizdeki psikopatların oranının Batılı ülkelerden daha yüksek olduğunun ortaya çıkması ihtimali pek de şaşırtıcı sayılmamalı. Bunun en önemli nedeni ise, dayak ve kaba kuvvet gibi ilkel davranış biçimlerinin hala toplumsal bir gelenek olarak sürdürülmesi. Bu tür fiziksel ve toplumsal baskılar; ilkel inanışlar ve yaşam biçimleriyle birleştiğinde "psikopat nesiller"in yeşerip yetişebilmesi için, kendiliğinden ideal bir ortam oluşuyor.


Toplumun hemen her kesimini etkileyen bu psikopatların davranış nedenlerini incelemek amacıyla, psikologlar dünyanın değişik köşelerinde çeşitli yöntemler denediler. Kişilik tahlili, psikoanaliz, beyin taramaları, davranış terapisi, çeşitli ilaçlar ve hatta ameliyat gibi...


British Columbia Üniversitesi profesörlerinden Robert Hare, psikopatların beyin dalgalarının ritmi ile çocuklarınki arasındaki benzerliği gözler önüne seren ilk bilim adamı oldu. Çoğu psikopatın davranışlarının, istediğini elde edememiş şımarık bir çocuğunkine benzemesi, belki de psikopatların yeterli beyinsel olgunluğa ulaşamadıklarının bir göstergesiydi.


Profesör Hare, araştırmaları sırasında ayrıca psikopatlar için bazı sözcüklerin de farklı anlamlar taşıdığını ortaya koydu. Sıcak - soğuk ve sevgi kelimeleri söylenip ilişki kurulması istendiğinde, psikopatların büyük bir çoğunluğu sıcak ile soğuk arasındaki ilişkiyi vurgularken, sevgi ile sıcaklık arasında bir bağ düşünemiyorlardı. Çünkü, onlar için duygusal bir kavram olan "sevgi"nin sıcaklıkla bir ilişkisi yoktur.


Psikologlar, psikopatların davranışlarını çözebilmenin tek anahtarının kişilerin çocukluk yıllarında gizli olduğunu belirtiyorlar. İster vahşi bir cani olsun, ister agresif bir işadamı, tüm psikopatlarda görülen en önemli özellik şiddete başvurmaya olan yatkınlıklarıdır.


Çocukluk yıllarında aile içinde dayak yiyen, şiddete maruz kalan ya da ailesi tarafından reddedilme veya beğenilmeme korkusunu sürekli yaşayan kişilerde, dünyanın ve insanların acımasız olduğu düşüncesi yerleşmeye başlar. Çocuk kendisinden başka kimseye güvenmemesi gerektiğine inanmakla kalmaz, başarı için herkesi yenmesi gerektiği düşüncesine de saplanır.


Yaşı ilerledikçe bu görüşlerinin etkisiyle huysuz ve kavgacı bir yapıya bürünmeye başlar. Her türlü disiplin, kural ve yasaya karşı isyan edici bir tutuma bürünür. Bu davranışları sonucu, ailesi dahil olmak üzere, çevresindeki insanlar tarafından aşağılanır ve dışlanırsa, bu kez düşüncelerinde haklı olduğuna tamamen inanır. Tüm dünyayı kendisine düşman olarak görür.


Çocukluk yıllarında aile içinde dayak yiyen, şiddete maruz kalan ya da ailesi tarafından reddedilme veya beğenilmeme korkusunu sürekli yaşayan kişilerde, dünyanın ve insanların acımasız olduğu düşüncesi yerleşmeye başlar. Çocuk kendisinden başka kimseye güvenmemesi gerektiğine inanmakla kalmaz, başarı için herkesi yenmesi gerektiği düşüncesine de saplanır.


Yaşı ilerledikçe bu görüşlerinin etkisiyle huysuz ve kavgacı bir yapıya bürünmeye başlar. Her türlü disiplin, kural ve yasaya karşı isyan edici bir tutuma bürünür. Bu davranışları sonucu, ailesi dahil olmak üzere, çevresindeki insanlar tarafından aşağılanır ve dışlanırsa, bu kez düşüncelerinde haklı olduğuna tamamen inanır. Tüm dünyayı kendisine düşman olarak görür.


1970'li yıllarda Hawaii'de başlatılan bir araştırmada 700 çocuk doğumlarından gençlik yıllarına kadar sürekli denetim altında tutularak, bunların kişilik ve karakter gelişimleri izlendi. Araştırma sonunda, psikopat davranış eğilimi gösteren kişilerde bazı ortak özellikler belirlendi. Bazılarını şöyle sayabiliriz: Çocuğun çok zor bir doğumdan sonra dünyaya gelmiş olması, ilk yıl annesinden uzun süre ayrı kalışı, anne ya da babanın sağlıksız oluşu, huzursuz, gürültülü ve kavgalı bir aile ortamında büyümesi...


Araştırmalar iki yaşındaki çocuklarda bile psikopat eğilimlerin ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Bu nedenle psikologlar çocukların bu yaştan itibaren sürekli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirtiyor, küçük yaşta yapılabilecek müdahalelerle bu çocukların büyük bir bölümünün topluma kazandırılabileceğini savunuyorlar.


Yetişkin psikopatların davranışlarını değiştirmek ya da onları tedavi edebilmek adeta olanaksız. Bu olumsuzluğun temelinde psikopatların tutum ve davranışlarını doğal karşılamaları ve herhangi bir değişiklik ihtiyacını hissetmemeleri yatıyor.



Yeni Bulgular

Peki herhangi bir insanı psikopat yapan nedir? Cevap sadece kötü geçirilmiş çocukluk mu? Psikopatlığın biyolojik kökeni var mı? Son araştırmalar cevabın belki de beynimizin ön loblarında saklı olduğunu söylüyor. Kendi kendini kontrol edebilme, olgunluk, düşünüp yargıya varma, nazik olma, karar verme gibi bizi "medeni" yapan kişilik özellikleri beynimizin bu bölümü tarafından kontrol ediliyor. Ancak 1995'te Adrian Raine tarafından PET (Positron Emission Tomography) kullanılarak yapılmış araştırma ön lobların belli bir bölümü olan prefrontal cortex'in psikopatlarda normal insanlardan çok daha farklı çalıştığını gösterdi.


PET, beynin "yakıt"ı olan glükoz'un beynin değişik bölgeleri tarafından ne kadar tüketildiğini ölçer. Veriler gösterdi ki psikopatların prefrontal cortex'lerindeki glükoz seviyesi normal insanlarınkinden çok daha azdı. Glükoz seviyesi farklılığı deneğin yaş, cins, sağ el-sol el kullanımı, ırk, kafa travması olup olmadığı, şizofreni bulunup bulunmadığı durumlarından hiçbirine bağlı değildi. Üstelik deneklerden hiçbiri test süresince hiçbir psikoaktif ilaç kullanmamıştı.


Raine'in belirttiğine göre normalde de ön beynin zarar görmesi insanda düşüncesizce hareket etmeye, kendi kendini kontrol edebilme yeteneğinin kaybına, çocukça hareketlerde bulunmaya, zaman kavramında zayıflamaya, karar verme yetisinin kaybolmasına yol açabilmekte.


Ancak Raine'in kendisi bulduklarına çok temkinli yaklaşıyor. Tespit ettikleri bozuklukların psikopatlarda zaten yaygın olan psikoaktif ilaç kullanımı, hiperaktivite, epilepsi, organik beyin rahatsızlığı gibi nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirtiyor.


Antoine Bechara tarafından yapılan başka bir araştırmada ise prefrontal cortex'te zedelenme olan insanlarda ortak başka bir özellik olarak "şimdi"ye yönelik düşünme tarzı ortaya çıktı.


Araştırmacılar deneklere, deneklerin yaparken uzun vadeli yarar ve zarar ilişkilerini göz önünde bulundurmaları gereken bir kağıt seçme görevi verdiler. Normal insanlar görevi kolayca yaparken, ventromedial prefontal cortex'inde hasar olan denekler "kısa vadeli olarak anında geri dönüşüm sağlayan, ancak uzun vadeli düşünüldüğünde seçilmesi zararlı olacak kağıtları" seçtiler.


Bilim adamlarına göre psikopatların kağıt oyununda yaptıkları gerçek hayatta yaptıkları ile aynı. Gerçek hayatta da birçok psikopat uzun vadeli düşünmede, özellikle gelecek getirilirinin kesin olarak bilinemeyeceği, ancak tahmin edilebileceği kişisel ve sosyal ilişkilerde başarısız. Deneklerin, geleceğin ister yararlı, ister zararlı olsun getireceklerine karşı kayıtsız olduğu, bunun yerine bulundukları anın ne getireceğiyle ilgilendikleri tespit edildi.


Bu projede yer alan Antonio Damasio'ya göre prefrontal cortex'inde hasar olan kimseler gelecekte olabilecekleri kafalarında oluşturabiliyorlar, ancak bunları yararlı veya zararlı olarak ayırmıyorlar. Damasio'nun şüphesi davranış problemleri erken yaşta, hiçbir hasar veya hastalık olmadan başlayan "gelişim"ci psikopatlarda da aynı problemin bulunup bulunmadığı yönünde.


"Gelişim"ci psikopatların semptomları prefontal cortex'inde hasar olanlara göre daha şiddetli; Damasio'ya göre bu çok mantıklı, çünkü ikinciler normal gelişim yıllarından faydalanmış oluyorlar.


1996 yılında Kanada'da Dominique LaPierre tarafından yapılan araştırmaya göre ise psikopatlık prefontal cortex'teki hasardan değil de eksikliklerden kaynaklanıyor. LaPierre'nin kullandığı testler prefontal cortex'in iki ayrı bölgesi olan orbitofrontal ve frontal ventromedial alanlarının nasıl çalıştığını kontrol ediyor. Bilim adamlarına göre elde ettikleri bulgular psikopatların bütün orbitofrontal - ventromedial görevlerde çok çok zayıf olduklarıdır.


"Bulduklarımız çok önemli", diyor LaPierre, "çünkü bu bulgulara sosyokültürel olarak hemen açıklanama bulunamadığından, bu bulgular psikopatlığın beyin - bazlı kökeni olabileceğine dair çok kuvvetli kanıtlar olabilirler."


1995'te yaptığı, PET kullanılan deneyleri 1997'de daha da geliştiren ve daha çok sayıda denek kullanan Adrian Raine, 1995'te ulaştığı sonuçları destekleyen veriler elde etti. 1995'te ilk deneyde olduğu gibi bu defa da prefrontal cortex'te düşük glükoz metabolizmasına rastlandı. Psikopatlarda rastlanan diğer anormallikler ise üst parietal gyrus'ta, sol angular gyrus ve corpus callosum'da düşük glükoz tüketimi ile amygdala, thalamus ve medial temporal lobe'un çalışmalarında anormal asimetriler oldu. Bilim adamlarına göre, beynin bu bölgelerinde oluşan hasarların psikopatların özelliği olan şiddet eğilimi ve bazı kognitif bozukluklarla çok yakından ilgisi var.


2000 yılının başında Antonio Damasio tarafından yapılan başka bir araştırma ise bebeklik sırasında prefrontal cortex'in hasar görmesinin ilerki yaşlarda ahlaksal ve sosyal ilişkilerde sıkıntı yarattığını gösteriyor.


Damasio araştırmasında bebeklikleri sırasında prefrontal cortex'leri hasara uğrayan iki genci inceledi.( birinde sebep bir kazaydı, diğer gençte ise hasar beyin tümörü kaynaklıydı.) İki olayda da gençlerin oluşan beyin lezyonlarının tamamen giderildiği, ancak gençlerin gene de ilerki yaşlarda geniş çaplı asosyal ve ahlakdışı davranışlar sergilediği gözlemlendi.


Çok zeki ve yetenekli olan 20 yaşındaki kadın deneğin sürekli ailesinden ve arkadaşlarından para çaldığı, insanlara sürekli küfür ettiği, başkalarında fiziksel zarar meydana getirebilecek hareketlerde bulunduğu, çok sık yalan söylediği, önüne gelenle yatıp kalktığı, evlilik dışı olan çocuğuna çok kötü davrandığı tespit edildi. Araştırmacılara göre, denek aynı zamanda yaptıkları için hiçbir özür, suçluluk duymuyor ve kötü davranışlarının, sosyal ilişkilerindeki zorlukların kabahatini başkalarında görüyordu. 23 yaşındaki erkek denek de tamamen aynı çeşit davranışlar sergiliyordu.


Damasio'ya göre bu gençlerin davranışları kesinlikle çevresel faktörlere bağlanamaz, çünkü her iki denek de orta sınıfta yer alan, birbirine düşkün, sağlam yapısı olan, sevgi ortamının bulunduğu ailelerden geliyor. Üstelik her iki deneğin de topluma iyi uyum sağlamış, hiç bir davranışsal bozukluk göstermeyen kardeşleri bulunuyor.


Ancak psikopatlar konusunda son yıllarda yapılan en ilginç çalışma ise Adrian Raine'in 2000 yılının sonlarına doğru MRI (Magnetic Resonance Imaging) kullanarak yaptığı araştırma oldu. İnsanda stres yaratan bir aktivite olan topluluk önünde konuşma sırasında deneklerin beyni MRI ile incelendi, ayrıca kalp atışları ölçüldü.


Psikopat olanlarda prefrontal cortex'teki gri madde hacmi normal deneklere oranla yüzde 11 daha az çıktı. Ayrıca otonom sinir sistemlerindeki hareketlilik daha düşüktü. Peki bu bulguların antisosyal ilişkilerle ne gibi bağlantıları var ?


Araştırmacılara göre korkunun denetlenmesi ve strese tepki vermede prefrontal cortex'in rolü çok büyük. "Zayıf şartlanma bilincin zayıf gelişimi ile bağlantılı," diyor uzmanlar, " ve çocuklukları sırasında sosyal eleştirme gibi dıştan gelen eleştirici uyarılara daha zayıf otonom tepki veren kimseler, sosyal cezalandırmaya da daha az duyarlı olacaktır, bu da toplum kurallarını hiçe saymaya kadar götürebilir onları."




Sonuç


Psikopatlığı yaratan kökenler ne olursa olsun, bilinen tek şey psikopatların kolay kolay değişebileceği ihtimalinin günümüzde nerdeyse imkansız olduğu. Belki bir gün bir psikopatı değiştirdiğinizi görerek sevinebilirsiniz. Ancak çok ama çok büyük bir olasılıkla, bu değişiklik sadece kısa bir süre için gerçekleşecek ve kişi yeniden "asıl kimliği"ne bürünmekten çekinmeyecektir.


İşte bu nedenle eğer evinizi, işinizi ya da kalbinizi bir psikopatla paylaşıyorsanız dikkatli davranın... Çünkü sinir sistemi bozularak, sonunda değişime uğrayacak kişi, ne yazık ki siz olacaksınız!


P. S. Yazının çeşitli yerlerine iktidar ve güçle tanışmış bazı psikopatların fotoğraflarını koydum. Fotoğrafların altlarındaki notlardan da belli olduğu üzere bu tür tanışmalar korkunç sonuçlar doğurdu, insanlığın utanç sayfalarına yenileri eklendi. Yer azlığından dolayı fotoğraflarına yer veremediğim ancak anmadan da geçemeyeceğim diğer bazı "ünlü" psikopatlar ise şunlar: İspanya diktatörü General Franco, Şili'yi demir yumrukla yönetmiş Pinochet, Kızıl Khmerlerin bizzat yaptığı katliamlarla tanınan lideri Pol Pot, "Kültür Devrimi" adı altında koca bir ulusun neredeyse tüm kültürünü yokeden Mao, ülkesindeki herkese yıllarca kan kusturmuş Romanya diktatörü Çavuşesku ve daha daha başkaları. Psikopatlığın kökenleri ve oluşum nedenleri ile tedavi yöntemleri alanlarındaki çalışmalar çok önemli. Çünkü psikopatlar içinde yaşadığımız toplumun en az yüzde 5'ini oluşturuyor. Yukarda saydığım isimler, ellerine fırsat geçtiğinde psikopatların ne kadar acımasız olabileceğini göstermekte. Bu yüzden onların davranışlarının altında bulunan sebepleri anlamak, bu insanları topluma tekrar kazandırmak çok çok önemli.


Gelecek sayıda buluşuncaya kadar hoşçakalın, dostça kalın.


İlkin Mehrabov
[email protected]


Kaynaklar :

John Vitkus, "Casebook in abnormal psychology", McGraw - Hill, 1996
Thomas F. Oltmanns, "Case studies in abnormal psychology", Wiley, 1995
Lawrence Coleman Kolb, "Modern Clinical Psychiatry", W.B.Saunders, 1973
Ephraim Rosen, "Abnormal Psychology", Saunders, 1972
Henry Gleitman, "Psychology", W.W.Norton, 1981
"Bilgimatik", Aralık 1994
www.hare.org
www.crime-times.org
www.mhsource.com/pt/p960239.html

Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 14/09/2009 :  23:22:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
* CAN ATANLARA VERİLEN RUHSAL GERÇEKLERİN GÜCÜNÜN HENÜZ TAM OLARAK FARKINDA DEĞİLSİNİZ.
S: (L) Onda gözlemlediğimiz değişim, onun hayatında, düşünüşünde, vicdanındaki gerçek bir değişim miydi?
C: Oo evet. Can atanlara verilen ruhsal gerçeklerin gücünün henüz tam olarak farkında değilsiniz. Victoria hayatında ilk kez kalbinin derinliklerinde kendini tatmin olmuş hissetti.

S: (L) Forumda daha önce bazı hileler yaptığına dair kanıt var gibi görünüyor... (Joe) İki gün sonra gelmesi... Daha önce Queen Vee olarak forumdan atılması...
C: Kalbini ve aklını bir anda değiştirdi!

S: (L) Neden?
C: Geçmiş deneyimlerine dayalı olarak, işe yarayacağını bildiği ve düşündüğü şey ile başladı. İşe yaramadı ve bulduğu hazineyi neredeyse kaybedecekken “ışığı” gördü.


* MEDİTASYON VE NEFES PROGRAMININ GÜCÜYLE; TAM SİLAH DONANIMLI OLARAK YAPMA GÜDÜSÜNE SAHİP BİRİNİ HAYAL EDEBİLİYOR MUSUN? [BU GÜÇ SİLAHTIR]
S: (L) Peki ölümünde sıradışı olan neydi?
C: Meditasyon ve nefes programının gücünü gösteriyor.

S: (L) Bu pek pozitif bir sonuç değil!
C: Oo evet! Bazı çevrelerde büyük bir şaşkınlık yaşandı ve buna Victoria da dahildi! Bu tekniğin gücüyle, tam silah donanımlı olarak YAPMA güdüsüne sahip birini hayal edebiliyor musun? Bundan da fazlası, geçmişteki bazı tanıdıklarıyla ve onların nasıl çalıştıkları ve kimler tarafından desteklendikleriyle ilgili bilgisi! Gözlerini açmıştı!


* 4B KH GENELDE; AJANLAR, HAVA VE BU TÜR FAKTÖRLER ÜZERİNDEN MANEVRA YAPABİLİR.
S: (Joe) Ne gibi önlemler?
C: Temmuz’un ortasındaki ani hava değişikliğini fark ettiniz mi?S: (L) Evet. Peki havanın bununla ilgisi nedir? Yazın etkilerini daha çok göstermeye başladığını düşünmüştüm...
C: Genel eğilimler göz önünde bulundurulursa değil. Bu 3B ve 4B faaliyetlerin bir sonucuydu. Ayrıca bunun başkalarını daha az doğrudan yollarla nasıl etkilediğini düşünün. Victoria’nın farkındalığında hala boşluklar vardı. Ark, açık gözlerle ilgili yorum, Victoria’nın “diğerlerini” gözlemlediği ve bilgi topladığı yıllar hakkındaydı. {Önceki tanıdıklarıyla ilgili olarak gözlerini “açmıştı”}. Yani, kaza sırasında gözleri tam olarak açık olsaydı, bu kaza olmazdı. Koruma bariyerini dikmek için, itirafın temizliğine ihtiyaç vardı. Ve o da bunu planlıyordu. Bu olmadan önce, yolunda ilerlerken durduruldu.
S: (Scottie) Bu gerçekten çok kötüydü... (Ark) Sormak istediğimi gerçekten anladığımdan emin değilim ama, bir araya gelen pek çok faktör var anladığım kadarıyla. Sormak istediğim şey, bu sonun bir şekilde onun karmasında yazılı olup olmadığı. (Joe) Bunu o mu seçti? Biliyorsunuz, bazı kaynaklar insanların ölmeyi seçtiklerinden bahseder – bir seviyede yapılan bir seçim var. Buradaki durum da bu mu?
C: “Karma” fikrine çok fazla kredibilite veriliyor. Eğer durumla ilgili farkındalıkları yetersizse, herkes “oyundan çıkarılabilir.” Ama bu durumda olduğu gibi, 3B gerçekliğinin genel kuralları işlerlikte. 4B KH genelde ajanlar, hava ve bu tür faktörler üzerinden manevra yapabilir.


* BİLGİ YALNIZCA UYGULANDIĞINDA KORUR.
S: (Ark) Bunu kabul edebilirim. (L) Ne kadar inatçı olduğunu görüyor musunuz? İnanılmaz! ... (A__n) Bir soru sorabilir miyim? Çok geç olmadan, işlerimi yürütmek için ABD’ye dönmem gerekecek. Dikkat etmem gereken belirli tehlikeler var mı, yoksa sadece genel dikkat mi önerirsiniz? (Joe) Uçaklar.
C: “Genel” dikkatten biraz daha fazlası.
S: (A__n) Yani gözlerimi açık tutmak yeterli olmayabilir, öyle mi?
C: Çok dikkatli ol. Hatırla, bir frekans çitinden içeri giriyorsun. Çıkmak zor olabilir.
S: (A__n) Üzerimde yapacağı etkinden dolayı mı çıkmak zor, yoksa çıkmamı engellemeye mi çalışacaklar?
C: Her ikisi.
S: (A__n) Çıkmamı engellemek için yapacakları şeyleri hafifletmek için yapabileceğim birşey var mı? Ne gibi şeyler beklemeliyim?
C: Bilgi yalnızca uygulandığında korur.
S: (A__n) Anladığımdan emin değilim. Sorun, uygulamadığım bilgilerle mi ilgili?
C: Biraz.
S: (A__n) Uygulamam gereken bilgiyle ilgili herhangi bir ipucu verebilir misiniz?
C: Böyle bir durumun içine giriyor olduğun bilgisi.
S: (A__n) Tamam. Yani oraya dönmeyi çok hafife alıyorum ve bunun beni ne kadar çok etkileyeceğine yeterince dikkat etmiyorum, öyle mi?
C: Evet.


* BU DÜŞÜNCEYİ VE SORUYU HER ZAMAN AKLINIZDA TUTUN: TAM ŞU ANDA EN ÖNEMLİ OLAN NEDİR?
S: (A__n) Tamam. Yani oraya dönmeyi çok hafife alıyorum ve bunun beni ne kadar çok etkileyeceğine yeterince dikkat etmiyorum, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam millet, ben yoruldum.
C: Tam şu anda en önemli olan nedir? Bu düşünceyi ve soruyu her zaman aklınızda tutun. Hoşçakalın.



* EĞER BİRİSİ, ÇEKİMİN GEOMETRİK MODELİNİN TERS YÜZ EDİLMİŞ HALİNİN BİR TEMSİLİNİ AKLINDA CANLANDIRABİLİRSE, O KİŞİ KENDİSİNİ DOĞRUCA BİLİNCİN GEOMETRİK MODELİNİN KAVRANMASI PATİKASINDA BULUR.
S: (A) Eğer çekim, matematiksel olarak, geometrideki eğrilme ve burulma yoluyla modellenebiliyorsa, bilinç geometriden nasıl elde edilecektir ?
C: Bu parçalanmış bir soru. Söyleyebilceğimiz tek şey ise şu : eğer birisi, çekimin geometrik modelinin ters yüz edilmiş halinin bir temsilini aklında canlandırabilirse, o kişi kendisini doğruca bilincin geometrik modelinin kavranması patikasında bulur.


* KUANTUM TEORİSİNİ KANITLAMAYA ÇALIŞMAYIN, ONDAN YARARLANIN, KULLANIN.
S: (A) Bu, kuantum teorisinin, bilincin modelini anlamak için alakasız olduğunu mu gösteriyor ?
C: Kuantumun öncelikle 'teoriler diyarından mezun olması' gerekiyor.

S: (C) 'Teoriler diyarından mezun olması' gerekiyor dediklerinde, düşündüm ki, öncelikle kanıtlanması gerekiyor. Peki öyleyse nasıl mezun olacak ? Teoriden bir sonraki diyar nedir ?
C: Hayır canım, bir noktayı gözden kaçırıyorsun. Teorileri "Kanıtlamak" için halihazırda kullanılan, empoze edilen protokollerin artık biraz demode olduğunu düşünüyoruz. Bir uçağı uçurmak için önce gökyüzünün varlığını kanıtlamak gerektiği gibi bir şeyi hayal edebiliyor musun ?

S: (C) Yani , kuantum teorisini kanıtlamaya çalışmayın, ondan yararlanın, kullanın, sanıyorum.
C: Oldukça yakın.


* SİZLER BİR MADDESEL EVRENDE YAŞIYORSUNUZ, BUNA EŞLİK EDEN BİR ENERJİ EVRENİ VAR VE BÜYÜK ORANDA, ŞİMDİLİK, BUNU ALGILAYABİLCEK DURUMDA DEĞİLSİNİZ.
S: (A) Anladım, diğer sorular için iyiydi, ama bu soru için uygun değilmiş [gülüşmeler] (L) Tamam devam edelim!
C: Kendi perspektifinizden, sizler bir maddesel evrende yaşıyorsunuz. Buna eşlik eden bir enerji evreni var ve büyük oranda, şimdilik, bunu algılayabilcek durumda değilsiniz. [ç.n. buradaki 'büyük oranda' insanlığın büyük çoğunluğu, veya bu enerji evrenni kavramının büyük bir bölümü, ya da her ikisi de anlamına gelebiliyor olabilir]


* VAROLUŞUN BÜTÜN GİZLERİNİ BU TAHTA ÜZERİNE ÖYLESİNE DÖKÜVEREMEYİZ, AMA TABİİ Kİ BUNLARA GÖTÜREN KAPILARI AÇABİLİRİZ.
S: (L) Sanırım bunun anlamı, 'yarılanma süresinin' o ilk anlamını almamamız gerektiği, ama burada bir kelime oyunu, çözülmesi gereken bir kelime oyunu olduğu.
C: Bakın millet, varoluşun bütün gizlerini bu tahta üzerine öylesine döküveremeyiz, ama tabii ki bunlara götüren kapıları açabiliriz.

S: (L) Bu aklıma küçük bir soru getirdi ve bunu araya sıkıştırmak istiyorum. Demiştiniz ki Başkalarına Hizmet, 'isteyen kim olursa onlara herşeyi vermek' anlamına gelir. Bizler de istiyoruz, peki neden herşeyi vermiyorsunuz ?
C: Tam öyle sayılmaz. Özgür iradeyi kısıtlayamayız!


* BİLİNÇ, YOĞUNLUK SEVİYESİNDE YUKARI ÇIKTIKÇA; GEÇERLİ YASA YA DA KURAL SAYISI AZALIYOR: ÖZGÜRLÜĞÜ (BİLİNCİN) ARTIYOR!
S: (L) Cebir. (A) Benim bir fikrim vardı: Bu yedi yoğunluk kavramı, Gurdjieff'in bir çok yoğunluğa uygulanabilir olan yasaların sayısı fikriyle bağlantılı olduğu. Şöyle ki; yoğunluk seviyesi yükseldikçe geçerli olan yasa ya da kural sayısı azalıyor, bir başka deyişle yoğunluk yükseldikçe özgürlük artıyor. Bu doğru mu ?
C: Bu oldukça yakın. Burada anahtar olan bilinç [farkındalık].


* BAZILARI BUNUN FARKINDA OLMADAN KANALLAMA YAPARLAR.

S: (A) Aslında tamamen bu doğrultu da düşünen başka kimseler de var... neredeyse aynı izin üzerindeler. Matti Pitkanen bu isimlerden biri ve Tony Smith de bir başkası. Nasıl olur da bu iki adam , herhangi bir kanallama olmaksızın benzer fikre sahip olabilirler ?
C: Kanallama olmadığını kim söyledi ki ? Bazıları bunun farkında olmadan kanallama yaparlar.


* HERHANGİ BİRİ, KAYALAR ARACILIĞIYLA, 3 TEN DAHA YÜKSEK YOĞUNLUKLARDA BULUNAN BİR BİLİNÇ BİRİMİYLE BAĞLANTI KURABİLİR.
S: (A) Eğer bir bilinç varsa, bu demektir ki ortada bir bilinç birimi vardır ve bu bilinç birimi, herhangi yoğunluktan herhangi birinin (ya da onunla bağlı) bilinci olabilir. Herhangi biri, kayalar aracılığıyla, 3 ten daha yüksek yoğunluklarda bulunan bir bilinç birimiyle bağlantı kurabilir mi ? Bu mümkün mü ?
C: Yakın.


* FİZİKSELLİĞE ULAŞMIŞ VE BUNU YAŞIYOR OLMAKLA BİRLİKTE, BİR PARÇANIZ HALA KÖKLERİNE OLAN BAĞLARI DEVAM ETTİRİYOR.
S: (L) Nasıl daha fazla spesifik olabilirim ki ? (C) Bu tür kimyasallarla tetiklenen trans durumlarında, neden genellikle kuş-başlı ve sürüngen tipli varlıklarla ilgili deneyimler yaşanıyor ?
C: Fizikselliğe ulaşmış ve bunu yaşıyor olmakla birlikte, bir parçanız hala köklerine olan bağları devam ettiriyor.
S: (L) İnsanın sürüngen genetiğine sahip olduğunu söyleyen onca kişinin doğruyu söylediğini mi söylüyorsunuz ? Sürüngen genetiğine mi sahibiz ?
C: Evet.
S: (L) Aynı zaman da kuş genetiğine de mi sahibiz ?
C: Evet.


* BİO-MÜHENDİSLİKLE YARATILMIŞ 3. YOĞUNLUK VARLIKLARISINIZ, FİZİKSEL GERÇEKLİK İÇERİSİNDESİNİZ: ETRAFINIZI SARAN AÇIK BÜFE CENNETİ VAR!
S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.


* DEHŞET VERİCİ OLAYLARI ÖNCEDEN TAHMİN ETMENİN YA DA UYARMANIN NE ANLAMI VAR Kİ ?
S: (L) OK. Ortalıkta yeni yeni yayılmaya başlayan bir takım düşünceler var, bu senenin Ağustos ayı ile ilgili. Ağustos ayının 'en bunaltıcı sıcak günleri' sırasında bir takım dehşet verici olay ve değişimlerin olacağı söyleniyor. Önümüzdeki Ağustos ayı için herhangi önemli bir şey sözkonusu mu ?
C: Dehşet verici olayları önceden tahmin etmenin ya da uyarmanın ne anlamı var ki ?
S: (L) Ehh, benim gözlemime göre, bu tür öngörüler insanların dikkatini dağıtmak ve onları endişeli ve üzgün bir duruma getirerek, asıl önemli olan şeylere olan konsantrasyonlarını bozmak için tasarlanıyor ve ortaya konuyor. Şimdi, Harner'in hikayesine geri dönecek olursak, bu ejderha benzeri yaratıklar bir şeyden kaçıyorlardı. Buna benzer çok anlatı var. Hikayenin bu kısmı gerçek mi ? Gerçekten bir şeyden mi kaçıyorlardı ?
C: Belki, ama öyle olsa ne olmuş ki ?


*
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 30/09/2009 :  01:07:03  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
* ŞÜPHELİ DURUMLARLA KARŞILAŞTIĞINIZDA BUNU KAYDEDİN, ORTAMDAKİ HAVADAKİ FREKANSSAL ANORMALLİKLERİ GÖZLEMLEMEYE ÇALIŞIN, TETİKTE VE SAVUNMAYA HAZIR OLUN.
S: (L) Eh, bu olay üç kez gerçekleşti. Bir kezinde dışarıda bekleyen araç bir taksiysi, bir keresinde sıradan kırmızı bir arabaydı ve diğerinde de yeni bir kamyonetti. Bunlardan bir tanesinde arabadaki adam sadece oraya park etmiş ve bir şeyler yiyiyor gibi gözüküyordu. Taksideki adamın ne yaptığını göremedim. (A) Aslında bir şey yapmıyordu, sadece orada oturmaktaydı...(L) Ve bir de kamyonet var. Durdu ve içinden biri indi ve bir şeyler yapmaya başladı. Ben bunun bir tür ölçüm cihazı, sayaç olduğunu düşünmüştüm. Ama o sırada bir kadın gördüm. Kamyonetin arkasına gidiyordu. Ve bu alışık olduğumuz su ya da elektrik işletmesine ait kamyonetlere benzemiyordu.
C: İleride, bunlar gibi şüpheli durumlarla karşılaştığınızda bunu kaydedin. Hatta gerekirse, dostça bir tarzda duran araca yaklaşın. Onlara; o çevrede yaşayan komşular arası bir tür asayiş kontrol ekibinin üyeleri olduğunuzu ve bu yüzden çevrede olan biteni araştırmakla yükümlü olduğunuzu söyleyin. Bu sırada da ortamdaki havadaki frekanssal anormallikleri gözlemlemeye çalışın. Tetikte ve savunmaya hazır olun.



* GIDA ZEHİRLENMESİ BU, SALDIRI İÇİN MÜKEMMEL BİR YÖNTEMDİR, NE YEDİĞİNİZE HER ZAMAN ÇOK DİKKAT EDİN, ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN.
S: (A) Şiddetli ve uzun süren mide problemime ne sebep oldu, bunu öğrenmek istiyorum. Benim bir hatam mıydı ? (L) Hindiden mi kaynaklanıyordu, ya da vitaminlerden, ya da başka bir şeyden ?
C: Sizlerin durumunda, gıda zehirlenmesi olasılığı büyük oranda artmış bir farkındalığı gerektirir. Hatırlayın, bu, saldırı için mükemmel bir yöntemdir. Ellerinizi sık sık yıkayın, ne yediğinize her zaman çok dikkat edin.



* "GREEN", ZİHİN KONTROLÜ ÇALIŞMALARI YAPAN BİRDEN FAZLA KİŞİ İÇİN KULLANILAN SAHTE BİR İSİMDİR.
S: (L) Greenbaum belgesinde diyor ki kötü bir ünü olan Dr. Greenbaum, Yahudi bir çocukken Amerika'ya getirilmiş ve doktor olarak eğitilmiş. Bu doğru mu?
C: Hayır. "Green" sadece takma bir isim, daha doğrusu zihin kontrolü çalışmaları yapan birden fazla kişi için kullanılan sahte bir isim.



* GERÇEKTEN ÖĞRENMEK İSTEYEN TÜM OLASILIKLARA AÇIK OLMALIDIR.
S: (L) Peki, L. ve E. Biri şöyle yazmış: "L., Pasifik'teki UFO ile ilgili bazı ilginç raporlar geliyor. Bununla ilgili siz neler duydunuz? Herşeyden önce, bu UFO' yu bulmak yada ele geçirmek için giderek artan bir çaba var, artık nasıl anlarsanız. Biraz incelendiğinde görünen o ki Deniz Kuvvetleri, okyanusun derinlerine bir denizaltı kurtarma aracı indirdi ve bunu Pasifik'te test edeceklerini açıkladı. Ayrıca, bir yada iki hafta önce ASTAT, Pasifik Okyanusunun derinlerinde bilinmeyen sonik bir kaynak olduğunu duyurdu." Larry ayrıca şöyle demiş: " Bana öyle geliyor ki kertişler, yakında gelecek olan 36 milyon kertenkele için sualtında bir üs inşa ediyorlar. Bu mümkün mü?"
C: Bu sorularlarla ilgili bir sorun var. En başta söylenmesi gereken ortada söyleniyor. Bu çok emin ve cüretkar bir varsayım! Gerçekten öğrenmek isteyen tüm olasılıklara açık olmalıdır.
S: (L) Peki, sanırım bazı gereksiz varsayımlarda bulunduğumuzu söylemek istiyorsunuz. O halde şunu sorayım: Buraya doğru gelmekte olan 36 milyon kertenkele var mı gerçekten?
C: Kertenkele varlıkları 4. yoğunluktadırlar.

S: (L) Demek istediğiniz şu mu, 4. yoğunlukta oldukları için buraya GELMELERİNE GEREK YOK, zaten BURDALAR?
C: Yakın.



* SİZİN ÖLÇÜMÜNÜZLE 7000 YIL ÖNCE SİZLER BİR ÇÖLDE YADA BÜYÜK BİR ORMANDA YAŞIYORKEN, BU SÜRÜNGEN "AHBAPLAR" GÜMÜŞİ NESNELER İÇİNDE GÖKYÜZÜNDEN İNİP BİNLERCE YIL SONRASINDAN TEKNOLOJİ HARİKALARI GÖSTERİP, BİR DE TÜM BUNLARIN ÜSTÜNE, SİZE KALKÜLÜS, GEOMETRİ VE ASTROFİZİK ÖĞRETTİLER, ETKİLEYİCİ OLDULAR?!?
S: (L) Daha açık, lütfen.
C: Sizin ölçümünüzle 7000 yıl önce sizler bir çölde yada büyük bir ormanda yaşıyorken, bu sürüngen "ahbaplar" gümüşi nesneler içinde gökyüzünden inip binlerce yıl sonrasından teknoloji harikaları gösterip, bir de tüm bunların üstüne, size kalkülüs, geometri ve astrofizik öğretseler, etkileyici olmaz mıydı?!?

S: (L) Aslında olan bu muydu?
C: Evet



* SİZİ EN BAŞTA TÜM BU KARMAŞANIN İÇİNE ATAN ŞEY SEKSTİ!
S: (L) Seksle ilgili olarak ne karar verdiler ki? Yani, demek istediğim seks zaten vardı, yapıyorlardı vesaire. Kastedilen bu mu ? Yoksa kozmozu seks olarak mı algılamaya başladılar?
C: Daha çok birincisi. Sonuçta, sizi en başta tüm bu karmaşanın içine atan şey seksti! Yaptıkları pazarlama işini gözünüzün önüne getirin: " Bakın, ne kadar eğlenceli! Denemek ister misiniz?!? Hay aksi, size geri dönüş olmadığını söylemeyi unuttuk!"

S: (L) Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bir şekilde hep ima edilen önemli bir konu, tamam, biliyorum. Ayrıca bütün dinlerde ve mitolojilerde doğrudan sözü de ediliyor ama seksin mekaniği nasıl olur da bir "düşüş" e neden olur anlamıyorum. Ne tür bir enerji üretilmektedir? Nasıl üretilmektedir? Bu enerjinin kullanımı yada yanlış kullanılımı nasıl kavramsallaştırılır?
C: Fiziksel anlamda bir tür kendi kendini tatmin kavramının sunuluşu.



* BURADA ANAHTAR OLAN SAHİP OLMAK.
S: (L) Pek çok kere, ideal olanın, fiziksellik ile ruhsallığın mükemmel bir dengede olmasıdır demiştiniz. Pek çok kere söylendi bu. Şimdi, fiziksel bedenin kendini tatmini nasıl olur da kişinin tuzağa düşmesinin mekaniğini oluşturur? Güzel bir şeye bakmak da haz değil midir? Güzel bir şeye bakmak, müzik gibi güzel bir şeyi dinlemek, sevilen kişinin teni ya da ipek gibi dokunması zevk veren bir şeye dokunmak yanlış mı, günah mı ya da düşüşün bir şekli mi? Üstelik insanoğlunun zevk aldığı bu tür şeyler çoğu zaman onları spiritüel bir hale yükseltir.
C: Burada anahtar olan sahip olmak.

S: (L) Ne demek istiyorsunuz?
C: KH'de sahip olursunuz.

S: (L) Burda söylemeye çalıştığım bu…
C: Eğer güzel çiçeklerin, ipeğin ya da bir başkasının teninin yanından geçip sahip olmanın peşine düşmezseniz…

S: (L) Bana öyle geliyor ki seks de dahil olmak üzere tüm bunları sahip olma ihtiyacı ya da arzusu olmadan, sadece vermek amacıyla deneyimleyebiliriz. Ki bu durum neden bir "düşüş" nedeni oluyor hala anlamıyorum.
C: Eğer arzulanıyorsa, o zaman mekanizma vermek üzerinden işlemez. Mideye vermek iyi olur düşüncesiyle mi çikolata yersiniz?

S: (L) Aslında, olabilir!
C: Hayır, KH'de, ki yoğunluğunuzun KH olduğunu unutmayın, kişi verdiği hoş duygulardan dolayı verir.



* HEPİNİZ KH' SİNİZ. ÖYLE OLMASAYDI, ŞU AN OLDUĞUNUZ YERDE OLMAZDINIZ.
S: (L) Neysek oyuz. Doğa doğadır. İlerleme ilerlemedir. Ve eğer insanlar sadece biraz gevşeyip dürüstçe ne ya da kimseler öyle olurlarsa ve başkalarının özgür iradesine müdahale etmeden doğalarının gerektirdiğini yaparlarsa, bu herhangi bir beklenti ya da arzuyla bir şeyler yapmaktan daha saf bir varoluş şekli değil midir ; sadece OLMAK, istememek… sadece OLMAK?
C: Evet, ama KH bunu yapmaz.

S: (A) Çıkardığım sonuç şu: eğer etrafımızda KH varsa, biz …
C: Hepiniz KH' siniz. Öyle olmasaydı, şu an olduğunuz yerde olmazdınız.

S: (A) KH modunda mutlu olanlar var, bir de KH modundan çıkmaya çalışanlar…
C: BH adayı.



* KAFANIZ KARIŞIK ÇÜNKÜ BH ADAYI OLMAK İÇİN BH OLMANIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR GİBİ GÖRÜNÜYORSUNUZ: SİZ KH' SINIZ VE REENKARNE OLMADIKÇA YA DA YOĞUNLUK SINIRI GEÇİŞİNDE DÖNÜŞMEDİKÇE.
C: Henüz değil çünkü bu meseleyi açıklığa kavuşturmadık daha. Kafanız karışık çünkü BH adayı olmak için BH olmanız gerektiğini düşünüyor gibi görünüyorsunuz. Siz KH' sınız ve reenkarne olmadıkça ya da yoğunluk sınırı geçişinde dönüşmedikçe başka bir şey olamazsınız.

S: (L) Tamam, anladım.
C: Peki ya Ark?

S: (A) Burdayız, neysek oyuz ve yoğunluk sınırına varana kadar da başka birşey olamayız. (F) O halde, KH olmayı sorun etmeyin. Hepimiz KH'yız sonuçta. Yemek yediğimiz sürece öyleyiz. Bu kadar basit. BH olmaya doğru ilerliyor olabilirsin ama henüz orda değilsin ve bunda yanlış olan bir şey yok. (A) Bir soru sorduk, bu soruyu cevapladınız ve bu soru farklı şekillerde yorumlanabilir. Ne kastedildiğinden emin değilim. Cevap şuydu: Eğer KH iseniz, bu uymaz ama gerçekten bunu yaparsanız böylesi bir enerjinin uyum sağlayacağı bir BH yoğunluğuna reenkarne olursunuz. Bu, bir kaç şekilde yorumlanabilir. Birincisi, gerçekten bunu yaparsak böylesi bir enerjinin uyum sağlayacağı bir BH yoğunluğuna reenkarne oluruz ve bu yapılması gereken şey o zaman çünkü biz BH boyutunda olmak İSTİYORUZ. Dolayısıyla, BH yoğunluğuna geçmenin kesin bir yolu ağacın altında oturup, hiçbirşey yapmamak ve kendinle ilgili düşünmek ama pek eğlenmemek… Hiçbirşey yememek, hiçbirşey arzulamamak…Tipik Zen. Olası bir başka yorumsa şu: gerçekten bunu yaparsanız böylesi bir enerjinin uyum sağlayacağı bir BH yoğunluğuna reenkarne olursunuz ama belki öylesi enerjilerden OLUŞMAYAN başka BH gerçeklikleri de vardır. Dolayısıyla, bu enerjinin GİTMEDİĞİ ama diğer başka yollarla gidebilecek, başka bir BH yoğunluğuna giden başka bir yola ulaştıran bir yol vardır. (L) Bu arada, bir problem daha var: kişinin bir BH boyutuna gitme ARZUSU olduğu gerçeği! Ki bu arzu bu geçişi engeller. Eğer BH olmayı arzuluyorsan, yandın! (A) Olmamak, bazı öğretmenlerin öğrettiği şey bu. Nirvana. Tek yol olduğu varsayılan bir şey mi bu ve izlemeye yüreklendirildiğimiz şey mi bu çünkü arzunun ya da hiçbir şeyin olmadığı bir yol. Ya da şöyle sorayım, birbirinden farklı BH gerçeklikleri (yoğunlukları/boyutları) var mı?
C: Öyle farklı gerçeklikler yok ama oraya varmanın farklı yolları var. Sizin birbirini takip eden gelişimleriniz sizi şu an bulunduğunuz yere getirdi.


* GERÇEK, ÖĞRENMEYE İHTİYACI OLANLAR İÇİN YALANLARI GÜN YÜZÜNE ÇIKARIR.
S: (A) Öyle bir sorunum var: Osho'nun bir kitabı var bizde. Onu okuyordum ve şöyle diyor: başkalarının ne yaptığına bakmamalısınız, yalan söyleyip söylemediklerine ya da herneyse çünkü kendinize yoğunlaşmalısınız ve de yaptığınız şeylere. Komşularınızın ne yapıp ettiğine bakmak sizi yapmanız gerekenden alıkoyar. Dolayısıyla, bilmiyorum. (A)Belki de benim bunu yapmak istemem dikkatimi dağıtıyor.
C: Doğru. Gerçek, öğrenmeye ihtiyacı olanlar için yalanları gün yüzüne çıkarır.



* DEĞİŞTİRELEMEYECEK OLAN VE GERÇEK BÜYÜK RESİM İÇERİSİNDE ASLINDA ÖNEMSİZ OLAN DURUMLAR KARŞISINDA ENDİŞEYE KAPILMAMAK ÖNEMLİ BİR ŞEY. EĞER Kİ ŞU AN BULUNDUĞUNUZ 3. YOĞUNLUK GERÇEKLİĞİNİN YÜZEYİ YAKINDA YIRTILIP, PARÇALARA AYRILACAKSA, BU SİZE NEDEN DERT OLSUN Kİ, NEDEN SİZİ BÖYLE KORKUTUYOR Kİ ? SİZLERİN BU 3. YOĞUNLUK KH DÜŞÜNCE TARZININ ÖTESİNE GEÇİYOR OLMANIZ GEREKİYOR.
S: (L) Bir kaç hafta öncesindeki celsede "BOM!" ve "ŞAP!" gibi şeyler söylediğinizde, bunları siteye koydum ve bunları tam olarak yorumlayabilmenin bir yolu olmadığını açıkladım. Ve elbette siteye üye diğerleri tarafından en şiddetli yorumlar bu konuda iletildi. "BOM! ŞAP!" yorumunun anlamını biraz açabilir misiniz ?
C: Ayrıca "biraz rahatlayalım" da dedik.

S: (L) Şaka yaptığınızı mı sölüyorsunuz ?
C: Belki.

S: (L) Biraz "rahatlamamızı" söylediğinizde, frekanslarımızı mı ima ediyordunuz ?
C: Eh, değiştirelemeyecek olan ve gerçek büyük resim içerisinde aslında önemsiz olan durumlar karşısında endişeye kapılmamak önemli bir şey. Eğer ki şu an bulunduğunuz 3. Yoğunluk gerçekliğinin yüzeyi yakında yırtılıp, parçalara ayrılacaksa, bu size neden dert olsun ki, veya konumuzla daha ilgili olarak; neden sizi böyle korkutuyor ki ? Sizlerin bu 3. Yoğunluk KH düşünce tarzının ötesine geçiyor olmanız gerekiyor.



* İNSANLAR HİSTERİYE BELKİ KAPILIRLAR VE BELKİ DE KAPILMALARI GEREKİYOR, BELKİ DE BİR ŞEY ÖĞRENMELERİ GEREKİYORDUR.
S: (L) Modumu pek geliştirdiğinizi SÖYLEYEMEM! İnsanlara bu gibi şeyler söylemek istemiyorum; kendilerinin sadece ruh olduklarını görmeleri gerektiğini ve fiziksel bedenlerinin yalnızca giyilip, bir kenara atılacak giysiler oldukları gibi şeyleri. Olası kaçınılmaz ızdırapla yüzleştiklerinde bunu kaldıramazlar. Histeriye kapılırlar!
C: Belki kapılırlar. Ve belki de kapılmaları gerekiyor. Belki de bir şey öğrenmeleri gerekiyordur. Hiç bir şey sonsuza değin sürmez, ve de şükürler olsun ki sürmez!



* OLAYLAR ÇOK ÇOK "İLGİNÇ" BİR HALE GELMEYE BAŞLAMADAN HEMEN ÖNCESİNE KADAR ONLARLA (4BH'LER İLE) İLETİŞİME GEÇMEYECEK YA DA KARŞILAŞMAYACAKSINIZ.
S: (L) Bir noktada, bize yardımcı olacak 4BH varlıklarıyla iletişime ya da etkileşime geçeceğimizi ima etmiştiniz.
C: Evet, sabırsızlanıyor musun ?

S: (L) Yani...evet.
C: Öyleyse şunu bilmelisin: Olaylar çok çok "ilginç" bir hale gelmeye başlamadan hemen öncesine kadar onlarla iletişime geçmeyecek ya da karşılaşmayacaksınız. Artık bu ne zaman olursa.

NoT: Celse tarihi: 25 Eylül 1999



* İŞARETLER ZİHİNSEL FARKINDALIKLARI BİRLEŞTİRİRLER. İPUÇLARI CANIM, İPUÇLARI. VE ÖZGÜR İRADEYİ İHLAL ETMEMENİN O EBEDİ GEREKSİNİMİ.
S: (L) Peki, Güneş Sistemi'nde olup bitmekte olan olaylara dönmek istiyorum. Ortalıkta uçuşmakta olan bu şeyleri merak ediyorum. Son zamanlarda çok sık rapor edilen, astroidler, kometler, ateş topları, meteorlar, ve meteor-uzay gemisi karması gibi görünen şeyleri. Her türden hareketlilik gerçekleşmekte. Ayrıca çok sıradışı bir şekilde aktifleşen Eta Carinae yıldızı ile ilgili de bir yorum var. Bu bir şekilde bir şeyin ön işareti mi ?
C: İşaretler zihinsel farkındalıkları birleştirirler.

S: (L) Bu sebeple mi "dönüm noktası" nı tırnak içerisinde belirttiniz ? Değdiği noktalarda 19.5 derece oluşturması [ç.n. Tetrahedron kürenin içerisine yerleştirildiğinde köşelerinin kürenin iç yüzeyine değdiği noktaların 19.5 dereceye denk gelmesi (*) ]. Bu, irtibat noktasının işareti. Bu mudur ?
C: İpuçları canım, ipuçları. Ve özgür iradeyi ihlal etmemenin o ebedi gereksinimi.



* BU BİR BULMACA, YOL HARİTASI DEĞİL: BAZEN YOL İŞLEMEYE DEĞER MİKTARDA ALTIN İÇEREN BİR YERE ÇIKAR, BU HEMEN OLMASA DA.
S: (A) Ama Phipps'le temas kurmam gerektiğini söyleyen sizdiniz!
C: Evet çünkü bazen yol işlemeye değer miktarda altın içeren bir yere çıkar, bu hemen olmasa da. Unutmayın bu bir bulmaca, yol haritası değil.



* ZİHİN, YARADILIŞIN TÜM YOĞUNLUK VE BOYUTLARINA İNCE AĞLARLA BAĞLIDIR.

* ÇEKİM, FİZİKSEL VE RUHSAL GERÇEKLİĞİN TÜM UNSURLARINI BİR ARADA TUTAN BİR ZAMK’TIR.

* BİLİNCİN ALGILAMASI OLMADAN HİÇBİRŞEY VAROLAMAZ.

* GERÇEKTE , BEYİN 3. YOĞUNLUK HALLERİ VE BENZER TEZAHÜRLERİN FİZİKSEL DURUMLARINDAKİ BİLİNÇ İFADESİNİ KOLAYLAŞTIRAN BİR KANAL’DIR.


S: (L) Peki, ileri bir adım olursa, cevabını bilmediğimiz esas soru şu: Klasik olan ne? Çekim mi, bilinç mi ya da başka bir şey mi? Ne? Ya da belki herşey klasik…
C: Klasik kelimesi bilinci yadsıyor. Zihni, bir vakum içinde oluşan salt kimyasal işlevler ve elektriksel dürtüler olarak kabul ederek yaradılışın geri kalanına tüm yoğunluk ve boyutlarda ince ağlarla bağlı olduğunu - ki durum bu- gözardı ediyor. Çekim, fiziksel ve ruhsal gerçekliğin tüm unsurlarını bir arada tutan bir zamk. Bilincin algılaması olmadan hiçbirşey varolamaz. Klasik fizik, diğer bazı hususlara ek olarak, bilinç ve beyni tek ve aynı şey varsayıyor ya da birinin diğerine yardımcı olduğunu. Gerçekte ise, beyin 3. Yoğunluk halleri ve benzer tezahürlerin fiziksel durumlarındaki bilinç ifadesini kolaylaştıran bir kanal.



* İŞ DURUMUN EĞER CANINDAN BEZDİRİYORSA; İSTİKRARLIDIR.
S: (A) Programlamayla ilgili bir şey, yeterli gelirim olduğu sürece yapabilirim. Ama bir üniversitede dergi, kitap ve benzeri şeylere erişim imkanı oluyor ama belki de buna ihtiyacım yoktur. (L)İş durumu istikrarlı mı?
C: Eğer canından bezdiriyorsa, öyledir evet.

S: (L) Kesinlikle öyle. İyi geceler.
C: İyi geceler.
Go to Top of Page

Tiversonus


3343 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 07/01/2010 :  18:05:44  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
* PSİKOPATİNİN ÖZELLİKLERİNDEN BİRİ OLAĞANÜSTÜ SEZGİ EKSİKLİĞİDİR.

S: (L) Evet... Tüm bu çılgınlıkları izlerken bana öyle geliyor ki, bu kontrol etme güdüsü sadece yıkımla sonuçlanıyor. Herşey ölüyorsa ve üzerinde güç sahibi olacağın kimse kalmayacaksa, bu güce sahip olmanın manası nedir? Herşeyi öldürüyorlar! Sonunda herşeyi kontrol edecekler ama küllerden başka hiçbir şey kalmayacak. Bu tamamen akıl dışı!
C: Psikopatinin özelliklerinden biri olağanüstü sezgi eksikliğidir.

S: (L) Yani aynen Lobaczewski’nin dediği gibi, vücuttaki mikroplar gibiler; cesetle birlikte toprakta çürüyeceklerinin farkında değiller.




* GRUPLAR, ONLAR İÇİN AÇILAN BH YOLUNU İZLERLERSE İYİ DURUMDA OLACAKLAR.


S: (L) İşin kötüsü, insan kitleleri bu mikroplar tarafından öldürülmekte olan vücut olduklarının farkına varmıyor ve gerçekten, GERÇEKTEN uyanmıyorlar.
C: Gruplarınız için umudunuzu yitirmeyin. Eğer onlar için açılan BH yolunu izlerlerse iyi durumda olacaklar.




* ÖNEMLİ OLAN NEREDE OLDUĞUNUZ DEĞİL, KİM OLDUĞUNUZ VE NE GÖRDÜĞÜNÜZ!! VE DAHA ÇOK ŞEY GÖRDÜKÇE DAHA DA ÇOK ŞEY GÖRÜLEBİLİYOR!


* HER BİR BİREY DURUMU, DURUMUN ASIL GERÇEKLİĞİNİ DAHA NET BİR ŞEKİLDE ALGILADIKÇA, BU DAHA FAZLA ZİHİNSEL, PSİŞİK ETKİ YARATIYOR.


S: (Joe) Tıpkı gerilla savaşı gibi, değil mi? (L) Gördüğüm en acayip şey. (Ark) Neymiş o? (L) Olmakta olan herşey... Enerjinin ileri geri hareketi. İlerliyoruz ve herşeyde bir ilerleme oluyor, hamle yapıyoruz ve onlar bir hamle yaptığında geri itiliyoruz... Ve bu tamamen psişik, zihinsel birşey. (Joe) Durumun tüm gerçekliğinin farkında olmayla ilgili. Bunu başka bir şekilde algılayamıyorum çünkü erişimimiz gerçekten sınırlı. Eğer bir etki yapıyorsak, bunun ancak zihinsel, psişik birşey olduğunu varsayabilirim. Ve her bir birey durumu, durumun asıl gerçekliğini daha net bir şekilde algıladıkça, bu daha fazla etkili oluyor. ...
C: Daha çok şey gördükçe daha da çok şey görülebiliyor! Ve bir keresinde, “Önemli olan nerede olduğunuz değil, KİM olduğunuz ve ne GÖRDÜĞÜNÜZ!!” demiştik.


*GERÇEĞE DAYALI OLAN TÜM DİNLERİN ÖZÜNDE GERÇEK ŞAMANİK UNSUR VARDIR.
S: (Ark) Bu iyi olmaz, çünkü... (L) PC’nin ilhamı Kasyopyalılar zaten. %10 ilham. O %10’u katmamız gerekiyor. Bir makale yazıp şöyle birşey söylemeyi düşünüyordum: “Kurucu benim. Grup ve ben, Hıristiyanlığı araştırmamıza neden olan bu ilhama dayalı olarak bu organizasyonu kurma fikrini geliştirdik. Hıristiyanlığı araştırma ve gerçek hikayenin ne olduğunu bulma tutkum her zaman vardı. Ve işte bulduğumuz şey.” (A___) Dikkatli olup herşeyi nasıl söyleyeceğimizi seçmek yerine, sitelerimizin hepsi hakkında istediğimizi söyleyebilmek bize çok enerji kazandırır. O enerjiyi başka şeyler yapmada kullanabiliriz. (Joe) “Hayır yerinde olmaz” yanıtı neye dair verildi? (L) Benim söylediğim şeye dair. Yani, hayır, Kasyopyalıları ayrı tutmak iyi bir fikir değil.
C: Kesinlikle. Gerçeğe dayalı olan tüm dinlerin özünde gerçek şamanik unsur vardır.



* DOĞRU YOL ÜZERİNDESİNİZ! HEM SİZ İÇİN, HEM DE GRUP OLARAK, YETENEKLERİNİZE VE DAHA YÜKSEK YOĞUNLUKLARIN VE ENERJİLERİN GERÇEKLİĞİNE İNANCINIZI SÜRDÜRÜN. BU YAKLAŞIMIN ETKİLİLİĞİNE DAİR ÇOK BÜYÜK KANITLAR GÖRECEKSİNİZ. OYUN SAHASI EŞİTLENME SÜRECİNDE. VE... YARDIM GELİYOR!
S: (Scottie) Size söyleyip duruyorum, teleportasyon için megalit gibi birşey bulalım! (L) Peki önümüzdeki yıl? Bizim için, grup için?
C: Doğru yol üzerindesiniz! Hem siz için, hem de grup olarak, yeteneklerinize ve daha yüksek yoğunlukların ve enerjilerin gerçekliğine inancınızı sürdürün. Bu yaklaşımın etkililiğine dair çok büyük kanıtlar göreceksiniz. Oyun sahası eşitlenme sürecinde. Ve... Yardım geliyor!


Go to Top of Page

Moderator


435 Mesaj Göndermiş

Mesajın Eklenme Tarihi - 31/05/2010 :  11:16:27  Kullanıcı Bilgilerini Görüntüle
* KALBİN AÇIĞA ÇIKMASI İÇİN SAHTE KİŞİLİĞİN ÖLMESİ GEREKİR.

S: (L) Bu gece bazı soruları olan bir konuğumuz var. Çok enerjim olmadığı için kısa kesmek istiyorum. Evet D___? (D) Geçiş dönemimde ne üzerinde odaklanacağımı öğrenmek istiyorum.
C: Kalbin arzusunu bul. Bu çok kolay değil ama.

S: (D) Herhangi bir ipucu?
C: Kalbin açığa çıkması için sahte kişiliğin ölmesi gerekir.

3 Haziran 2009

• MEVCUT PEK ÇOK FİKRİN VE TERCİHİN “SENİN” OLMAYABİLİR.
S: (____) Şu anda aldığım amino asit takviyeleri iyi değil mi?
C: Onları bırak ve et ye. Senin tipin en yüksek seviyede ve kalitede proteine ihtiyaç duyuyor.

S: (____) Ama ben et sevmiyorum! (C) Seviyordun! (J) Eti seviyorsun. (____) Sevmiyorum!
C: Mevcut pek çok fikrin ve tercihin “senin” olmayabilir.

Go to Top of Page
  Önceki Konu Mesaj Sonraki Konu  
 Yeni Konu Aç  Topic Locked
Forum Seç:
Başkalarına Hizmet Forumu © Kasyopya celselerini ve diğer mesajları farklı ortamlara kopyalamadan önce lütfen izin isteyin: [email protected] Yukarıya git
Snitz Forums 2000

Design by Sizinsayfaniz.com

This page was generated in 0,72 seconds.