Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

yüksek benlik

Başlatan KUTİ, 12 Ağustos 2014, 18:52:01

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

KUTİ

Bozadi bu celsede geçen ,"sizlerin enerji birikimi içinde bulunduğumuz madde boyutunun 12 mislidir . sizlerin ruhsal olabilmeniz madde enerjisinin 12 misli yoğunlukta olmanızdan doğmuştur"  burada  benim maddeden oluşan bedenimin 12 misli yoğunlukta bulunan enerji  benim  ruhum mu?  Yoksa yüksek benliğim mi?
Yoksa senin daha önce şurada belirttiğin gibi,
ITZHAK BENTOV The Evolution Of Soul And Nervous System
http://www.youtube.com/watch?v=2rYlJo3HAFA
bu 12 misli yoğunlukta olan enerji yüksek benliğimle madde bedenim arasındaki ara enerjimi?
Bi oku değerli vaktini benim için birazcık ayır sevgili bozadi,senin belleğindan çıkacak yoruma ihtiyacım var seni ve herkesi sevgiyle selamlıyorum...


CELSE: 4 6.5.1982

Plan:SİRİUS MİSYONU
medyom:ERGÜN ARIKDAL
celsede bulunanlar:MEHMET SANCAR,GÜVEN ERER, AHMET HIZVEREN,

P: Göstermiş olduğunuz incelik için teşekkür ederiz. Demekki, sizlere bazı hususları, daha açık bir şekilde konuşabileceğiz. Kainat, bir şartsızlık gösterecek kadar sonsuzdur. Demekki, sizlere bazı hususları daha açık bir şekilde konuşabileceğiz.
Her şeyde, evrene ait sonsuzluğu içeren elektron vardır. Dolayısı ile sizin, maddesel olarak nitelediğiniz elektron ile alemleri oluşturan, dolayısı ile evrenin iç bünyesini meydana getiren elektron arasında temelde hiç bir fark yoktur.
Her zaman kavramakta güçlük çekilen, enerjinin birikimidir. Güneşinizin enerji birikimi, gezegenininiz üzerindeki hayatı oluşturmuştur. Bizim enerji birikimimiz, sizin güneşinizle beraber 28 güneşi oluşturmuştur.

Şimdi: enerjinin birikimi, tek yönlü ve tek şekilde değildir. Onu, sonsuz bir şekilde, sonsuz bir yönde ve sonsuz boyutlarda düşünmenizin, şimdilik imkanı yoktur. Bu bakımdan sizlerle olan konuşmalarımızda, ancak, sizin bir basamak üzerinizde var olan bilgileri aktarmak zorundayız.
Temelde, elektron olarak kainat bir teklik içerisindedir. Sizin birlik, vahdet dediğiniz ve bütün varlıkların en büyük idealleri olan bu yön giderek yoğunlaşan bir enerji birikiminin kaymalarından oluşan çeşitli hayat evrelerini bilmek, görmek, alemi tanımak ve bütün, birleşmiş bir elektron olarak daha yoğun bir hale geçmek sizlerin gelişimini, yani idealinizi teşkil eder. Enerji yoğunlukları belli bir kesit içerisinde kontrol edildiği zaman, en azından sizlerin kavrayabilmeniz için iki tip elektron ile karşılaşırız. Biri maddenin, diğeri ruhun özünü teşkil der. Bunların bir diğerine etkileri daima olur. Fakat bunların bir birine karışmaları söz konusu değildir. Fakat bu sınırın, nerede başlayıp nerede bittiğinide dünyasal realitenizin sağlamış olduğu bilgiler vasıtası ile anlamanızada şimdilik imkan yoktur. Bu nedenle ruhsal elektron ile maddesel elektronu kendi boyutunuzda inceleyiniz. Onları bir birinden ayrı olarak düşününüz.

Fakat şunuda gözden uzak tutmayınız ki alemlerinizde öyle enerji birikimine uğramış, madde ismini verdiğimiz elektronlar vardır ki, bunların içerdiği bilgi kapasitesi, şu anda sizin ruh ismini verdiğiniz elektronun bilgi kapasitesinden daha yüksektir.
Elbetteki bu anlattıklarımız, ancak bir bilgi olarak, sizlere fayda sağlamadan kabul edilebilir.

İnsan varlığının, özel bir durumu vardır. Sizlerin enerji birikiminiz, içinde bulunduğu madde boyutun 12 mislidir. Bu bakımdan kendinizle ilgili olan her çalışmada, maddenin geliştirmiş olduğu enerji ffaliyeti arttıkça, sizinle olan orantısıda o derece artar. Yani siz, hiç bir zaman 1/12 oranını kaybetmezsiniz. Maddenin enerji birikimi arttıkça yani ondaki elektronun içerdiği bilgi genişledikçe, sizin 1/12 oranında bir genişlemeniz söz konusudur. Her genişlemeniz, farklı enerji yoğunluğunda bulunan bu elektronlar arasındaki ilginin, giderek daha sıkı bir şekil almasını sağlar. Maddenin bu bölümündeki enerji, bu bölümdeki çoğalması, sizin,12 misli güçte olan enerjinizin bir basamak daha gelişmesini sağlar. Ve ruh varlığı dediğimiz yoğun enerjili elektron madde dediğiniz, ruha göre 1/12 oranında yoğunlukta olan elektrona, sürekli olarak sinyal yollar, tembihte bulunur. Böylece maddenin gelişmesi sağlanmış olur.

Esasında maddenin gelişmesi demek, onun elektronundaki bilginin genişlemesi demektir. Bu bilgi ile beraber genişlemekte olan enerjinin etki sahası, ruhun daha geniş bir alan içerisinde deneme yapmasını ve evrenle olan derin ilişkisini artırır. Doğuşunuzun asıl sebebi budur. Maddi elektrona bağlı olan bilgiyi almakla beraber, ona yeni bilgilerde kazandırmak, onun 12 misli yukarısında bulunan ruh elektronunun görevidir. Çünkü bu enformasyonun,bu bilginin giderek yaygınlaşması, genişlemesi, yani enerji yükünün artması, giderek onun daha mükemmel bir elektron olmasını sağlayacak ve sonsuzluk içerisinde belli zaman kesitlerinde sizin göreceğiniz vazifeyi, ruh elektronu olarak artık o görecektir.

Şimdi; tek bir elektron için macera böyle olmakla beraber, bir yığınak olarak elektronları düşündüğünüz vakit olay başka türlü cereyan eder. Nasıl ki, maddenin kendi arasında kendi arasında, çeşitli enerji alanları var ve buna bağlı olmak üzerede çok çeşitli, çok değişik, seviyeli varlıklar vardır. Her iki tarafında ortalaması, o varlığın veya şeyin kişiliğini oluşturur.
M.S: Efendim, bundan sonraki soracağımız soruların hemen çoğu, bu cevabınızın içersinde cevaplanmış bulunuyor. Fakat, eksik veya yanlışlarımızın kabul verilmesi bakımından bu soruları da arz etmek istiyorum, izin verirseniz.

P:Buyurun.

M.S: \" elektron ilk enerjinin birikip yoğunlaşarak sürekli bir neşriyat içersinde kalmasından doğan özel bir yapıdır,\" denildi. Bu özel yapı giderek gelişiyor, büyüyor ve eski mısırdaki güneş kursu ile simgelediği dev bir elektronu oluşturuyor. Buradaki çoğalma, büyüme, gelişme, teklik içinde olmaktadır. Örneğin, ilk enerjide giderek, birikerek ve dolayısıyle yoğunlaşmasını artırarak dev bir elektronu oluşturuyor diyebilirmiyiz?

P: Daha evvel söylediklerimize göre yeniden düşününüz.

M.S: \" Elektron, bütün bilginin tohum halinde enerjitik bir zenginlikte konsantre olup biriktiği yerdir. \" tarifinizle: sadıklar planının bize anlattığı \" öz \" tarifini aynı şekilde anlatıyor. Örneğin öz dede bütün tanrısal bilgi, evren bilgisi çekirdek halinde saklıdır. denilmişti. Bu iki tarif arasında bir ayrılık varsa açıklanmasını rica ediyoruz.

P: Bunada gerekli cevabı verdik. Burada size bir durumu ifade edelim.; Bizim sizlere anlatmak istediğimiz ve medyumun kapasitesine göre aktarmaya çalıştığı bilgi, dünyanızda çok az insana daha kapalı olmak üzere verilmiştir. Sizin bir öncelik hakkınız var. Daha evvel belirttiğimiz gibi özellikle medyumunuzun gelişindeki bazı özel sebebler nedeni ile bu bilgilerin, insanlar tarafından, herhangi bir noktadan itibaren, bilinmesi gerektiği şart olmuştu.

Elinizde mevcut, özellikle 3500 yıldan beri insanlara kendi kapasitelerine göre bilgi veren ve sizlerin mitolojide Tanrılar olarak ifade etmiş olduğunuz, Alfa tipi elektron bilgisi taşıyan varlıkların görevi bitmiştir. Onların size bırakmış olduğu bilgi, sizlerin enerji yoğunluğunuzu arttıracak düzeyde değildir.

İnsanlık, bütün çirkin manzarasına karşın, elektronik enerji seviyesini, maddenin elektronik seviyesine bağlı olarak genişletebilmiştir. Ve bu bakımdan yeni çağın bilgiside bir mecburiyet olarak verilmiştir.

Yeni çağın bilgisi, hiç şüpheniz olmasın ki, Alfa sınıfı bilgiyi değiştirecektir. Bu gerçekten sizde olan bir değişim değildir. Dünyanızın bütün noktalarında olan bir değişimin sonucu kendi sisteminize doğru yayılan, sisteminizden size doğru dalga dalga gelen elektron oklarının, nihayet düşük seviyeli enerji kalkanlarını parçalayıp içeriye sızmalarından doğmuştur.

Sözlerimizi, hayali romanların cümleleriyle karıştırmayınız. Bunları söylerken medyumunuz katiyen anlamıyor. Oda en azından sizler kadar anlatılan şeylerin üzerinde uzun uzun düşünerek kavramaya çalışıyor yada hatırlamaya...

Bu bakımdan, şunu tekrar belirtelim ki, biz sizlere hala bilginin kapısını açmış değiliz. Sadece değişik tarzda düşünmenize yardım edecek bazı çelişik noktaları göstermeye çalışıyoruz. Değişik düşünmeye, alemi değişik tanımaya ve kavramaya alışmanız gerekir.

Dinleriniz, sonu bitmiş yollardır. Felsefeleriniz suyu kurumuş kuyulardır. Tek açık olan yolunuz, henüz emekleme çağında olan araştırıcı, deneyimleyen biliminizdir.

Bu bakımdan var olan bilgilerinizi, ilmi bir şekilde yeniden kazanmak için çok gayret göstermeniz gerekecektir . 3500 seneden beri sizleri ,enerjinizi yükseltmeye çalışan ilahların görevi bitmiştir. Sizlere verilecek olan bilgilerin seviyesini yükseltmek, sıklığını artırmak için, yaratılmış tabiat ile yaratan tabiatı yeniden anlamanız gerekir. Başka sorunuz varmı?

M.S: Bir planın uzantısı olarak romalı bir varlık tarafından bize ruhsal enerjiden, hayat ve zaman enerjilerinden bahsedilmişti. Hayat ve zaman enerjilerinin değişik oranlarda karışımı, fizik enerji türlerini ve dolayısıylada değişik mekanları oluşturur denilmişti. Fakat bunların tek olarak evreni oluşturmayacaklarını ruhsal enerjinin bu iki tür enerjiden üstün ve onları tasarruf edebilen tek enerji olduğu belirtilmişti. Sadıklar planının son celselerinde bizlere ifade etmiş olduğu belirtilen enerji türleri, bunlar olsa gerek. İlk enerjinin hepsinin içine aldığı bu enerji türlerinden ruhsal enerji elektron mudur? yahut ruhsal enerjiyi, bize elektronla ilgili olarak lütfen açıklarmısınız? ve sözünü ettiğimiz romalı bir varlık sadıklar planının bir uzantısımıdır?

P: Enerji tektir. Ve o elektronlara, sonsuz yoğunlukta yerleşmiştir. Her yerde, her şeyde, her boyutta enerji vardır. En baştada söylediğimiz gibi, sizin ruhsal olabilmeniz, madde enerjisinin 12 misli bir yoğunlukta olmanızdan oluşmuştur. Bu kadar.

G.E: Efendim burada bir soru sorabilirmiyim? O zaman ruh ve madde elektronları ikilemi ortadan kalkıyor mu?

P: Sizin boyutunuz içersinde hayır. Üçüncü kez tekrar ifade ediyoruz ki, sizlere verilmiş bilgiler özellikle sadıklar planının yaptığı bildirmenin, 3500 yıllık bir birikimin geçişini sağlamak için, dönüşümü meydana getirebilmek için, elektronik hızın girdaplarının artmasını sağlamak için verilmiş bilgilerdir. O bilgilerde büyük enerjiler yüklüdür. Fakat şimdi bu sözlerin,sizlere vermeye başladıklarımızla beraber birçok yerlerini yeniden anlamak ve inşa etmek zorundasınız. Cevabımız bu kadar.

M.S: Efendim, \" Özellikle zaman enerjisi, elektronun büyük bir kısmını teşkil edecek ham maddeyi sağlamıştır.\" sözünü hiç açamadık. Lütfen açıklarmısınız?
P: Bir daha okurmusunuz?
M.S:(Soru tekrar edilir)
P: Elektrona intikal eden bilginin yerleşmesi ve bünyede gerçek bir kapsamı olabilmesi için, zaman enerjisinin, bir doku gibi bütün bu bilgi şebekesinin içine sızması gerekir.Eğer zaman enerjisi olmasaydı, bilginin elektronda sabitleşmesi mümkün olmazdı. Bu kadar.
 

beyrutkapı

#1
Paylaşım için teşekkürler kuti. Benim merak ettiğim sirius celselerinin ne kadar güvenilir olduğu. Celselerdeki bu efendim hitabı ve hiyerarşik tutum hiç hoşuma gitmemişti mesela. Özetle bana iyi hissettirmemişti. Belki de sadece benden kaynaklanan bir durumdu. Bu konuda bilgisi olan var mı acaba?
 

KUTİ

#2
benimde öyle çok direnç gösterdim bende beyrutkapı....daha sonrada tarzlarını önemsemeyip verdikleri bilgileri değerlendirdim....ama aynı şekilde lauranında fazla amerikanvari tarzı ve çoğu celseyi kişisel sorularıyla işgal etmesi vaktiyle beni çok kızdırmıştı....
vaktiyle araştırmıştım beyrutkapı bu adamların 1950 lerden itibaren bedri ruhselman ve ergün arıkdal ve ekibinin üslubu böyleymiş....kullandıkları dilde bile Fransızcadan ve diğer dillerden fazlasıyla etkilenmişler birbirlerine hitap şekilleri bile efendim vs tarzındaymış vs vs vs.....yani tarzları beni boğsada ben verdikleri bilginin derdindeyim bilinç süzgecimizden geçirelim bi bakalım dostum
 

KUTİ

#3
birde dostum beyrutkapı  görmüyor musun bu evrende güvenilir ya da doğru diye bişey yok hersey rölatif hersey realitelere göre değişken,,,her bilgiyi akıl süzgecimizden geçirip vicdanımızın rehberliğinde değerlendirmeliyiz...(bak daha dün  isa bellediğimiz varlık sezar çıktı....)sevgiler dostum


not: bu arada benim derdim bu yüksek benlik--ruh--madde olan fizik beden,,,bir sisteme oturtamadım halen ne yazıkki........
 

bozadi

#4
Bedri Ruhselman ve Ergün Arıkdal gibi merhum ruhçularımıza saygı duyarım. Türkiye gibi bir yerde ruhçuluk çalışmalarını büyük bir sabır, soğukkanlılık ve disiplinle ilerletip ilgilenen insanlara istikrarlı denebilecek bir bilgi/felsefe kapısı sundukları için. İzmir'de Ege Üni'de okurken Alsancak'taki İzmir Ruhsal Araştırmalar Derneği'nin (İRAD) haftalık seminerlerinden birkaçına iştirak etmiştim. İstanbul'da ise yeni ismiyle BİLYAY (İnsanlığı Birleştiren Bilgiyi Yayma Vakfı) adlı bir merkez var diye biliyorum. Yalnızca bir kez bir kitap sormak için gitmiştim. Düzenli toplantıları / seminerleri var mı hiç bilmiyorum. Veya halen devam eden celseleri / celse bilgileri var mı, merak ediyorum. İlla ki vardır ama bu konuda biraz içe kapanıklar sanırım. Türkiye gibi dinci yobazlığın ve baskıların kolay alevlendirilebildiği bir yerde İnsanın tanrısallığı, ruhsal tekamül ve reenkarnasyon gibi kavramları cesaretle ifade edebilen, dergilerinde kitaplarında ele alabilen yapısı nedeniyle bu ana akım Türk ruhçuluğu denebilecek yapıya saygı duymuşumdur her zaman. Ama ne ölçüde bölünmeler / sapmalar olmuştur, kendi içlerinde ne ölçüde münakaşaları vardır bilmiyorum ve ilgilenmiyorum. Umarım fazla sapma olmamıştır. Sundukları bilgi ve eserlerin bir kısmında muhtemelen bir ölçüde "New Age sorunu" dediğimiz sorun vardır ve bir de dünyadaki egemen faşist güçler konusuna girmeyi veya alenen konuşmayı sevmiyorlar anladığım/hatırladığım kadarıyla, ki beni bir ölçüde iten yönleri de bu olmuştur. Yine de bilmediğim, anlamadığım şeyler olabileceği için bu hususta fazla yorumda da bulunmak istemiyorum.

Sirius misyonu celselerini daha önce okumaya başlamıştım ama devam etmemiştim. Biraz sıkıcı gelmişti sanırım veya dili de biraz fazla eskiydi belki de benim için. Aslında belki bugünlerde bu bilgilere şöyle bir yeniden gözatıp kendi esas aldığımız kaynaklarla söylem ve içerik olarak ne ölçüde uyuşup uyuşmadıklarını incelemek istiyorum.

Ruhselman'ın ölümünden çok uzun zaman sonra (geçen yıl mıydı?) yayınlanmasını vasiyet ettiği gri kapaklı kitabını alıp okumaya başlamıştım ama kitabın başlangıçtan itibaren ciddi bir bölümü atomun, hidrojen atomunun vs'nin yapısına dairdi yanlış hatırlamıyorsam. Benim için birşey ifade edip etmediğine karar veremedim ve sonra tekrar okumak için bir kenara koydum kitabı. Ama merak edip kitabın son kısımlarına da göz atmıştım ve orada biraz daha güncel / heyecanlı şeyler vardı. İçinde bulunduğumuz sürecin anlam ve önemine dair. 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa geçiş sürecinde, yani kıyamet sürecinde yaşanabilecek olaylara dair. İklimlerdeki ciddi sapmalara (aşırı sıcaklar ve aşırı soğuklar) dair tasvirler vardı. Hatırladığım kadarıyla egemen global faşist güçler, yani İlüminati veya 4KH hakkında bir bilgi yoktu ama atlaya atlaya okuduğum için birşeyleri kaçırmış olabilirim. Dünyanın fiziksel yapısında meydana gelecek aşırı durumları, deprem ve yer kabuğu kırılmalarını, insanların vahşi hayvanlarla mücadele etmek zorunda kalacağını falan okuduğumu hatırlıyorum. En iyisi önümüzdeki günlerde kitabı tekrar ve daha ciddi bir şekilde okuyayım da hep birlikte üzerinde konuşup düşünebileceğimiz, faydalanabileceğimiz birşeyler var mı bakalım.

KUTİ

#5
alnından öpüyorum seni güzel varlık... ama niye soruma cevap vermedin? daha sonra mı vereceksin?
 

bozadi

#6
KUTİ, yukarıdaki Sirius misyonu celsesinde yüksek benlikle ilgili doğrudan bir bilgi yok görebildiğim kadarıyla.

Kendi anladığım şekliyle kısa bir tanımlama yapayım. Ra yüksek benliklerimizin 6. yoğunluktaki varlıklar olduğunu söylüyor. Yani her insanın, yani 3. yoğunlukta ruhsal uyanış yaşamış, özgür iradeyi ve seçimleri ve sorumluluğu anlamış, kh-bh yollarını anlamış her insanın, 6. yoğunlukta bir yüksek benlikle, yani bir 6. yoğunluk varlığıyla bağlantılı hale geldiğini söylüyor. O varlık o kişinin ilahi rehberi oluyor. Tabi aslında burada belki de şöyle bir düzeltme yapmak gerek: 3. yoğunluk varlıkları olsak da, yuvamız 5. yoğunlukta (1'den 4'e kadarki tüm varlıkların yuvası da 5. yoğunluk). 5. yoğunluktan enkarne olurken varlığımızın tamamıyla enkarne olmuyoruz, bir kısmı daima yuvada kalıyor ve enkarnasyonun bitmesini bekliyor. Enkarnasyon bitince varlık özüyle bütünleşiyor, uyanıyor adeta. İşte yüksek benlikle doğrudan iletişim ve doğrudan rehberlik bağlantısı da aslında 5. yoğunlukta oluyor. Enkarnasyondan alınan dersler, bundan sonraki enkarnasyonlarda ne tür bir yol izlenebileceği 5. yoğunluktaki 3. seviye varlığa 6. yoğunluk rehberi tarafından gösteriliyor veya bu konuda yardım/rehberlik sunuluyor.

Ra-Kasyopya gibi bilgi kaynaklarının verdiği bilgilerin, Sirius ve benzer pek çok yerli kanallamalarda anlatılandan çok daha doğrudan, çok daha net, çok daha dolu bir şekilde verildiğini düşünüyorum. BİLYAY kapsamındaki yerli celselerde dikkatimi çeken şey, ciddiyet, disiplin, çalışma hususu. Tatlı-sert denebilecek bir tarz var sanki. Medyumun ve celse katılımcılarının önyargıları veya bilgi seviyeleri, alınan bilgilerin tarzını ve içeriğini ne ölçüde etkilemiş / saptırmıştır pek bir sezgim yok. İnşallah birlikte değerlendirebiliriz.

Ka

#7
Kuti dostum bu celseleri bende okumuştum ve açıkçası bedri ruhselman ve o zamanki ekolün kibarlığı beni herzaman etkilemiştir. Neyzen Tevfik'ten Mevlanaya kadarki celselerdeki hitap kibarlık ve karşılıklı anlayışı hala şaşkınlıkla okuyorum. Dediğin gibi burdaki hitabet tamamen zamanın kendi olgunluğu ve terbiyesinden olduğunu düşünüyorum. (Hatta hatırlattığın için saol belkide proje için yeni birşeylerde söyleyebiliriz)
ama söylediğiniz gibi benimde sadıklar planına alışmam baya sürdü, hatta başındaki azarlar tavırlar kesin negatif olduğunu düşündürmüşdü. Kuti dostun dediği gibi şekilden ziyade içeriktir mühim olan
Bu arada merak ettiğim celsedeki romalı karakter kimdi?
 

Thot

#8
sırf merak ettiğim için bedri ruhselman'ın ruhlar arasında diye bir kitabını almıştım birkaç ay önce, varlıklarla yapılan celseler ne kadar doğrudur orası tartışılır ama inanın negatif eğilimli varlıkların anlatıldığı bölümlerde varlıkların verdiği cevaplar, o atmosferi biraz olsun hissetmek bile kitabı daha fazla okuyamamamı sağladı. belki kendimi hazır hissettiğimde kitaba en başından tekrar başlayabilirim.
 

beyrutkapı

#9
Bu negatif etkinin kaynağı nedir acaba? Kendi adıma bilgisizlikten kaynaklanan önyargım olabilir diye düşünüyorum. Bir daha okumayı deneyeceğim sevgili dostlar. Eğer neden gerçekten buysa, önyargı da berbat bir şey.
 

KUTİ

#10
ka sağol dostum...romalı varlık deyince aklına hemen sezar geldi yani isa  demi?

aslında olabilir..neden mi?

çünki hatırlarsan ka , sadıklar planında isa hakkında  beraber çalıştıklarına dair bir bilgi vardı...ve yine hatırlarsan sadıklar planı denen yüksek benlik grubu türkiyeyle beraber Arjantin miydi tam emin olamadım bir ülkeye daha bilgi veriyordu...ve ka senin ilk mesajında sende sadıkları kasyopyalılara çok benzettiğini söylemiştin....bende aynı şeyi düşünmüştüm vaktiyle...

bu arada bişey aklıma geldi kasyopyalıların son söylemlerinde sezarın 4. yoğunluğa doğmayı beklediği söylenmişti....e Laura yada grubuda ısrarla sezara soru sorup soramıyacaklarını teyit etmek istiyorlardı...ellerinin altında muazzam 6.boyut varlıkları dururken(kasyopya), neden 4.boyut sezarın derdine düştüler ?
 

maskesiz

#11
6. boyut bir varlık 4. boyuta doğamaz diye birşey olduğunu zannetmiyorum.3 e doğan 6. boyut varlıkları yok mu?:))))
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

KUTİ

#12
evet o da aklımda sevgili maskesiz ama ne bileyim bi tarafta koca bi bellek duruyor diğer yanda sezar yada ne bileyim belki saçmalıyorum belki de Laura ve grubunun isaya olan sevgilerindendir....

maskesiz astımın için harnup pekmezi önermiştim sanırım o mesajımı görmedin
 

beyrutkapı

#13
Sevgili kardeşim kuti, kimsenin bir başkasının elinin altında olduğunu sanmıyorum. Teşbihte hata olmadığını bilerek söylüyorum bunu. Ayrıca Sezar 5 te değil miydi? Ve isanın derdi biraz da onlar için kültürel Bir durum sanki. Ve isanın gerçek kimliğinin koca bir kültür ve tarih içindeki yerini düşünmeli. Objektif realite hem hepimizi kapsayan hem içinde hem dışında olduğumuz bir şey olduğuna göre farklı kaynakların birbirini doğrulaması normal görünüyor bana.içinde yaşadığımız kültürü ve dünyayı anlamak için Sezar yada isa belki de en önemli figür
 

KUTİ

#14
ben de tam onu yazıyordum beyrutkapı,,sezar 5 de değil miydi? dolayısıyle 6 yoğunluk varlığının 5 de işi ne?

"elinin altında olma" deyimi kötümü olmuş bilmeden saygısızlık yaptıysam özür dilerim belleğim o kadar kötü ki hazır sizi bulmuşken peşi sıra yazayım derdinden kusurumu bağışlayın lütfen...