Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Patalojik vaka: Kendine Hizmet

Başlatan Tiversonus, 27 Nisan 2010, 20:18:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Tıpkı kanser hücreleri gibiler. Yaşadıkları vucudun kendileri sayesinde yok olacağını, vucut ile birlikte öleceklerini bile bile, yaptıkları tahribattan vazgeçmezler. Belki de vazgeçemiyorlar.


"Nerden bileyim ben Dünya'nın iki yılda böyle berbat olacağını, işlerin kuruyacağını" diyen bilinç birimine "Nefes Ezgerzisi" önerisi yapıldığında cevabı şu oluyor "ben hepsini biliyorum, ama şimdi bu bana çare olmaz ki" diyor...Herşeyi biliyor ya, doğru söylüyor: Herşeyi bilmek.


Bir süre sonra herşeyi bilen aklı ile akıl veriyor: "şu tarlanın varisini, aileden olan ancak soyadı başka olana borçlandır ve alacaklı olan diğer varislere ..." off anlattıkça anlatıyor, herşeyi bilen aklı ile. Şunu göremiyor; her ruh haksızlığa nasıl onay verebilir?


Tıpkı kanser hücresi gibi patalojik özellikteler, bindiği lüks arabadan her geldiğinde "aç" lar, her gelişinde bir şeyleri bilerek ve beklentisizce ikram ederim. Bir insan bir yere gittiğinde hiç tok olmaz mı? Serveti beni ona katlar, ama her zaman "aç" ve bildiği şey ise; nefes egzersizilerinin kendi durumuna hiç çare olamayacağı.


Ve müthiş şekilde her söylediğindeki falso türünden şeylerin karşı tarafından anlaşılmadığından o kadar emin ki, hem de çok emin. Demiyor ki; karşıya yaklaşımımdaki tutarsızlığın farkına varılır. Kendinden çok emin. Fiziksele o kadar çok odaklanmış ki, belki de doğru söylüyor tüm manevi şeylerin ona bir faydası olmaz.


Bütün bu patalojik Kendine Hizmetlerden şu etkilelşimi aldım, şimdiye kadar:Anlatamaazzzsııın, anlaaamaz...Peki o anlamaz ise niye gelir? İşte olay burada düğümlenir? Fiziksele ve maddeye çok odaklı olduğundan, vermeye değil "almaya" gelmiştir, benim de anlayamadığım şey almaya geldiği şeylerin "fiziksel" olan şeyler olduğu. Belki de zavallılığıma alarak yardım etmeye geliyordur. Ben asla gitmem, ama asla da karşılık bekleyerek ikram da etmem. İşte arada bir yerde manevi olanı vermeye çalışmak gibi umutsuz bir yaklaşıma düşerim:)) Acaba Başkalarına Hizmet te "patalojik" bir şey olmasın???


"Tek gözü kör" demişler eskiler ya; demek ki sadece fiziksel olana kilitlendiklerinden "gönül gözleri" kapalı olmalı: Göremediler, göremeyecekler, görmediler. Taşlaşmış kalplere rahmet(merhamet, sevgi, şevkat) girecektir, bu hep böyle olmuştur. Böyle olmuştur ancak, "görebilene"...


Neyse ben şimdi Başkalarına Hizmet'in patalojik olup olmadığını düşüneyim, zaten KH'ye göre aptal, keriz, boş işlerin adamıyız ya:))



Deja

#1
Aldıkları kadar verebiliyorsun, anladıkları kadar anlatabiliyorsun. Bu manevi kavramlardan ziyade en basit dünyevi mevzuda bile geçerli. Ama şu güzel bir soru gerçekten: "Almaya bu kadar kapalıysa, neden burada?"
 

JCA

#2
Karşısındakinin kişiliğini ne kadar eleştiriyorsak o kişilik bizim de bir miktar içimizde vardır. İçinde kötülük olmayan kötülüğü gördüğünde rahatsız olup ürkmez. Tepkisiz kalır. Ürken kişi karşısındakinin kötülüğünü gördüğünde içindeki kötülük uyanmıştır, ondan ürker. Rahatsız hissi buradan gelir. Kendini tarafsız bir şekilde inceleyemeyen insan bunu okuduğunda rahatsız olur, duygusal bir tepki verir. Kendini bloke eder. Gerçeği göremez.

Herkesin bir kapasitesi vardır. Alamayacak kişiye sormadan bir şeyler anlatmaya çalışmak egoistliktir. Sen benim istediğim gibi ol demektir. Ve şunu da unutmayalım biz de alabildiğimiz kadar anlıyoruz. Alamadığımız, kabul edemediğimiz bir çok gerçek var. Bizden daha yüksek konumda biri de bizim diğerlerine baktığımız gibi bize bakma durumları da var. Ama allahtan onlar daha gelişmiş varlıklar. Bu gerçeği de kafamıza işlememiz lazım.

Kendine hizmet patolojiktir katılıyorum. Ve bizde bu patolojik durumun içerisindeyiz. Bizzat bir yere kadar kendimiz de pisliğin tekiyiz. Sadece diğerlerinden farklı olarak bunun farkındayız ve olarak biraz daha doğal olarak iyiyiz o kadar. ( bu ölçüt de kişiye göre değişir.)

Ve bu bahsettiğim durumları kendim de yaşıyorum,yapıyorum. Ama farketmek ve bunlar üzerinde çalışarak değişmek önemli.
 

Tiversonus

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus



http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=367

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen JCA

[pink]Karşısındakinin kişiliğini ne kadar eleştiriyorsak o kişilik bizim de bir miktar içimizde vardır. İçinde kötülük olmayan kötülüğü gördüğünde rahatsız olup ürkmez. Tepkisiz kalır. Ürken kişi karşısındakinin kötülüğünü gördüğünde içindeki kötülük uyanmıştır, ondan ürker. Rahatsız hissi buradan gelir. Kendini tarafsız bir şekilde inceleyemeyen insan bunu okuduğunda rahatsız olur, duygusal bir tepki verir. Kendini bloke eder. Gerçeği göremez.

Herkesin bir kapasitesi vardır. Alamayacak kişiye sormadan bir şeyler anlatmaya çalışmak egoistliktir. Sen benim istediğim gibi ol demektir. Ve şunu da unutmayalım biz de alabildiğimiz kadar anlıyoruz. Alamadığımız, kabul edemediğimiz bir çok gerçek var. Bizden daha yüksek konumda biri de bizim diğerlerine baktığımız gibi bize bakma durumları da var. Ama allahtan onlar daha gelişmiş varlıklar. Bu gerçeği de kafamıza işlememiz lazım.

Kendine hizmet patolojiktir katılıyorum. Ve bizde bu patolojik durumun içerisindeyiz. Bizzat bir yere kadar kendimiz de pisliğin tekiyiz. Sadece diğerlerinden farklı olarak bunun farkındayız ve olarak biraz daha doğal olarak iyiyiz o kadar. ( bu ölçüt de kişiye göre değişir.)

Ve bu bahsettiğim durumları kendim de yaşıyorum,yapıyorum. Ama farketmek ve bunlar üzerinde çalışarak değişmek önemli.[/pink]


Bir başkasına "benim gibi ol" demek O'nun Yaratan olmasına bir şekilde engel olmaya çalışmaktır, bu olabilir mi?


Öncelikle, bu fikri eski dostların sabahleyin okuduğun yazılarından ilham alarak, düşündüğümü ve yazdığımı söylemeliyim ve büyük bir keyifle okudum sabah yazıları...


Ve zihinsel jimnastik yapalım, bir farkındalık yakalayabilmek için, olur ya da olmaz ama deneyelim:


7. Bilinç Yoğunluğu: Tek Bir kimlik var. Büyük patlama öncesi...Tek'lik katı...Bir şey uyumlu ve sapmasız olmalı ki Tek Parça olsun diye düşünürüm. Zaten Tek kimlik var ise, başka da bir kimlik yok ise her şey muazzam uyum, ahenk, huzur, huşu, vecd ne bileyim anlayamayacağımız şekilde uyumludur.

Not: Biz 3. bilinç yoğunluğundayız, ancak buranın kavramları ile bir çok genel kavrama çabasında olabiliriz ancak...Ve kaynaklar: Ra Bilgileri ve Kasyopya Celseleri...Kimse kabul etmek zorunda değil ama bir bakış için, yazıyorum ve katkılarınız olursa bence besleyici olur.

Soru: Niye parçalanma oldu?
Cevap:Bilmiyoruz!
Cevap2: 3 ten 4,5,6,7 yi biliyorum demek zaten yanlış. Örneğin küçük çocukluğumdaki bir doğrumu şimdiki an daki kişi gidip ona söylese; o çocuk(ben) anlamaz, bu normal zaten..
Cevap3: Kendini seyretmek, kudretini görmek, canı sıkılmak..v.b. hepsi bir çıkarsama

Sonuç: Tam bilmeyeceğimiz sebepler ile ya da tahmini sebepler ile Varoluş/Yaratılı/Patlama oldu.

Tiversonus

#4
7. Bilinçten Aşağıya İnelim:

İlk Durak 6. Bilinç Yoğunluğu


...Özellikleri Neler:

1. Kutupluluk Var: Ra ve Kasyopya ya göre yansıma ya da bir şekilde KH ve BH den oluşuyor. Yani anlayamayacağımız şekilde, yansıma olarak 6KH var...

Soru: Niye var ki?
Cevap: Bilmiyoruz?(3. yoğunluktan)

Soru: Bu 6 nereden geldi ya da oluştu?
Cevap: 7 den başka nereden olacak!

Soru: O zaman, 6KH ve 6BH aşağı doğru Teklikten ayrılsalar da aynı ailenin üyesiler ama farklılar mı?
Cevap: Evet.


Özelliği: Buradaki Ruhlar ya da bir kısım Ruh Yüksek Benlik dediğimiz 6. Yoğunluk Ruhun parçasılar!


Soru: Niye hepsi değil de bir kısmı?
Cevap: Bilmiyorum, ama o zaman şu söylenebilir mi?


Söylenecek Söz: Bir Vucuttaki kalp hücresinin ya da göz hücresinin ya da deri hücresinin yapısı gibi bu 6. Yoğunlukta KODLANMIŞ RUHLARA? Bu söylenebilir mi?


Ve soru şu: Bir varlığa "benim gibi ol demek" şimdi buralarda; bir kalp hücresinin deri hücresine "benim gibi ol" demesi ve böylece Yaratan Olmasının Önüne geçmeye çalışmak olmaz mı?


İnanın üzerinde düşünüyorum, yani bir anlama çabam var yoksa biliyorum demek değil, sadece birlikte üzerinde düşünelim diye yazıyorum...

Ve ilginç bir şey de şu; aşağıya doğru, 5. yoğunluk (bir geri dönüşüm, mola yeri gibi) burada da KH ve BH var diyor kaynaklar.

Kaynaklar: Kasyopya ve Ra bilgileri.


Ve 4. Yoğunluk: Burada da KH ve BH var deniliyor.

Ve 3 hepsi KH

Ve 2 ve 1. Yoğunluk: Bir şey söylenemiyor, neden? Ruh bilinci yok. Ama herşeye rağmen herşey 7'den doğuyor.

İlginç değil mi?

Tiversonus

#5
Aslında şemayı düşündüğümüzde bir çok ilginç benzeşim deçıkıyor.

Örneğin "gelecekteki kendileri ile" kavramı daha açık bir anlam kazanıyor. Yani tekamül bir "gelecekten hareket" yani bir şekilde "kader" gibi bir şey oluyor.


Ve her bilinç biriminin Sonsuz İradesi olsa idi: Diğerini kendine benzetecek ve bir "Vucut" ortaya çıkmayabilecekti. Bakınız dalak, kalp ya da karadelik, Güneş, gezegen v.b.

Demek ki; kısmi/kısıtlı bir irade olmasının bir değeri var. Diğer hücrelerin tekrar baştaki Vucut'a dönmeleri ki farklılık ta tıpkı insan organ hücrelerindeki farklılık gibi, bir düzeni de yani Vucutu da oluşturuyor. En azından sesli düşünüyorum...

Tiversonus

#6
Ve zor bir soru olarak kendime şunu soruyorum: Hayyam'ın dediği gibi "yeniden kurulup yıkılan" yani tekrar Bir'leşme  ve Büyük Patlama ile oyun yeniden başladığında; bir önceki Büyük Kalp Atışı öncesinde bir kalp hücresi olma kodalnamış Ruh kaderine gider ken, bir sonraki oyunda başka bir hücreye mi kodlanmış oluyor? Ya da Varoluşun Dualitik yapısı bir kalıp şeklinde olupta isteyen özgür iradesi ve çabası ile kutubun bir tarafına mı giriyor. Yani kalıp var ve girip çıkan Ruhlar mı var?

Üzerine düşünülecek sorular bunlar!

Tiversonus

#7
"Kader iki-yönlü yazılabilir" deniliyor ise; evet kader "iki yönlü" ise; yani tekrar yazılabilir ise; bence ortada muazzam dengeyi (KH ve BH dengesini) kurmuş bir KALIP var. Ruhlar cuzi/kısmi iradeleri ile ancak kendileri için bu muazzam dengeyi hedef almış kalıplarda yerlerini seçerler (iki yönlü): KH veya BH olarak...

Tiversonus

#8
Evet, galiba bir bakış ile BH de "patalojik", elinde değil galiba...

Burada "7 Bilya ve 7 YUVA" benzetmesini ele aldığımızda elbette Ruh'un yukarı çıkışı olduğu kadar aşağıya inişi yani parçalanarak tekrar 1. bilinç yoğunluğundan Büyük Döngüye başlaması sözkonusu gözüküyor. Belki buna "Ruhun Cehennemi" de diyebiliriz, simgesel olarak.


Başka bir nokta ise; tüm bu yoğunluk ve dengeli durumda bir "bölge" nin çok negatif olabileceği. Yani Evren'sel Temelde bir dengenin sözkonusu olabileceği ama bölgesel (Dünya ve İnsanlık) ya da Gübneş sisteminde olamayabileceği. Homojen olmasada toplamda bir denge var gözüküyor. Dünya da öyle değil mi? Bir şekilde bir çok Evrenden ve galaksilerden yardım için gelen BH Ruhlarının fazlalaığını da buna bağlıyabiliriz. Bir Vucutta bir yer kanser olmuş ise, vucudun diğer sağlıklı hücreleri müthiş seferber olabilirler...Gurdjieff sanırım "galaksinin sibiryası" kavramını kullanmıştı... Seferber olanların sayısı bir şeyi gösteriyor olabilir. Bu ise müthiş bir aydınlanma isteği taşıyan Ruh için, bütünleşme isteği olan Ruh için, müthiş bir fırsat demek olabilir. Kısaca benim görüşüme göre Hasat az olabilir ama Hasatı BH kanadında yapmak isteyenler içinde müthiş bir seferberlik var gözüküyor. Elbette Kadim Yasa, Özgür İrde devrede!

Tiversonus

#9
Ruh Ölümü var mı? Ya da Ruh ölümsüzmü? Gerçekten bilmiyorum. Bu çok tartışmalı bir konu kanımca...Ancak, kaynak kitaplardan Ra Bilgileri'nda şu veri var: Kantek/Maldek gezegenin parçalanmasına neden olan bazı yöneticiler, Dünya gezegeninde 2. yoğunluk bedenlerinde derslerine devam ettikleri gibi bir bilgi vardır. Yani kendi özgür seçimleri ile...Kasyopya kanalı ise "Ruh bölünmesi/parçalanması" kavramından bahsederler...Mevlana'nın eserlerinde ise "kaya ve toz olarak kalacak" türünden vurgular vardır...Özet olarak Herşey bilinçtir ve Tanrı toplam bilinçtir...

Yolcu

#10
Kantek/Maldek gezegenin  parçalanması bir şekilde bing/bang. Ama  zamansız bir  bing/bang olsada yaşanması olası durumlardan biri. Bing/bang Bir'likten  sonsuz çoğalmaya ve  sonsuz çoğunluktan Bir'liğe  dönüşse, dönüş yolculuğunda dönüşünü  engelleyen durumlar  yeniden  sonsuz çoğalmaya(patlamaya) yol açıyor olmalı. Bir'liğe yolculuk biraz daha gecikmiş/uzamış oluyor. Ruh'un ölebileceğine inanmıyorum, ruh ancak  bir noktada temelinde bir  eksiklik yada uyumsuzluk yada önemli derecede bir sapma söz konusuysa kendisini oluşturan  pek çok parçaya tekrar bölerek (Tanrının kendisini sonsuzluğa bölmesi gibi) Tek'liğe dönüş yolculuğuna sapmasız  devam etmek için sil baştan başlar. En kötü ihtimal birinci ve ikinci yoğunluğa geri döneriz buda Cennetten düşüş olmalı.
 

Tiversonus

#11
Evet, her cümlenize genel olarak katılıyorum, belki şu tartışılabilinir; Cennetten Düşüş 4,5,6,7. yoğunluktan düşüş olabilir (mi?) ki deneyim için irade ile de karar verdiğimiz bir ayrışma da olabiliyor. Ama 3. yoğunluktan 2. bilince ya da 1. bilince düşüş Cennetten düşüş sayılmayabilir. Neyse sonuçta bir "düşüş" oluyor yine de.

Kalpsiz/Vicdansız/"Ruhsuz"/Empatisiz kelimeleri bence benzer anlamlarda. Zira Kasyopya kanalı bu ruhsuz kelimesini hep "tırnak" içinde kullanıyor, bu ilginç bir atıf bence: Yani halk diliyle "vicdansız" anlıyorum ya da anlaşılmalı. Zira tüm verilen bilgilere (yoğunluklar ve kavramlar) açısından: Tanrı gücü tüm yoğunluklara nufuz eder ve sadece 7. Yoğunlukta birleşiktir derler. Kısaca bir bir "nispileme"...Zaten kavramları şu: Ruh parçalanması...Parçalanma eşit değildir ölüm. Ama "ölümden beter" şeylerde olabiliyor günlük "yaşamda" [:)]

Yolcu

#12
Ama "ölümden beter" şeylerde olabiliyor günlük "yaşamda"  evet  doğru en nihayetinde ölümden beter durumlar olsada  yüzleşmek de durumu tersine  dönüştürebilir. Cesur olmak lazım ,) Bölünmek acı verdiği içindir ki cennetten düşmeyi, Bir'liğe doğru tamamlanmak; cehennemden cennete yolculuğu temsil ediyor şahsi  fikrim. İnsanı Bir'lik mutlu edebilir, parçalanmışlıksa azap verir.
 

Tiversonus

#13
Evet şu söylenebilir; "iktidar ve muhalefet birleşmeli, tüm partiler tek parti olmalı" partinin ismini de Sevgi partisi koymalı..Söylemek istediğim şu, doğru ama nasıl? Dha da önemlisi; kutupluluk hayatın motorudur; öğrenme dersleri için Yüksk Boyutlardan planlanmıştır. Ayrılıklarda da bir "hayır" olabilir. Öğrenme dersleri için potansiyel yaratıyor olabilir. İşte dualite Evren'i ve hepsine Tanrı gücü nufuz etmiş. Bence Ra bilgileri ve Kasyopya değerli anlatımlara sahipler bu dualite (KH ve BH hareket tarzları konusunda), bence Yüksek Yoğunlukların işine fazla karışmayalım Evren'e güvenelim ve kutbumuza doğru ivmelenelim ve yanlış/doğru yok. Her şey Ruh'un öğrenebilmesi için kurulmuş bir muazzam dengeli sistem...Ve şu söz de çok güzel: "Arslan'ın iradesine sahip olan farenin kaderini yaşamaz"...

Zamanla başlıklarda fikirlerinizi yazdıkça birbirimizi daha iyi anlayabileceğimi umuyorum, lakin ben epeydir yazıyorum ancak yeni bir üyenin ne düşündüğünü ya da ne yaptığını bilmiyorum. Bu da yanlış anlaşılmalara neden olabiliyor sanıyorum.

Kasyopya kanalının verileri çok kıymetli bana göre; orada verilenleri yapıp gerisini Evren'e bırakmayı kendime uygun buluyorum.

Yolcu

#14
"Arslan'ın iradesine sahip olan farenin kaderini yaşamaz"

Bunu  biraz değiştirecek olursak; "Tanrının iradesine, zekasına ve sevgisine sahip olan kulun kaderini yaşamaz"

Evrene ve  işleyişine güvenmek imanın kendisidir. Korku ve endişelerden arınmışlık, yaşanan en vahim durumlarda bile duygu ve düşüncede evren yasalarına uyumlu olmak, güvenmek iman etmektir.

"Zamanla başlıklarda fikirlerinizi yazdıkça birbirimizi daha iyi anlayabileceğimi umuyorum, lakin ben epeydir yazıyorum ancak yeni bir üyenin ne düşündüğünü ya da ne yaptığını bilmiyorum. Bu da yanlış anlaşılmalara neden olabiliyor sanıyorum." Buna hiç gerek yok, hepimiz Bir isek  birbirimize benzeriz; biraz farklı yanlar taşısakda. Çünkü  yaradılışın özü ve yasalarını hepimiz  içsel olarak aynı  biçimde taşırız. Sadece az yada  çok sapmalar fark yaratıyor o kadar.