tekrarlanan rüyalar

Başlatan zna, 02 Ocak 2015, 22:09:02

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bigsenfoni

#15
Ra bilgileri

CELSE 95
2 Eylül 1982
RA: Dostlarım sizi, Tek Sonsuz Yaratan'ın sevgi ve ışığı ile selâmlarım.
Şimdi sizinle iletişim kuruyoruz.
SORU: Beşinci yoğunluk derecesi negatif varlığına ilişkin son durum
nedir?
RA: Bu varlık hizmetini ileri götürmek için değişik yollara başvurmaktadır.
Her biri etkili olan bu yollar, yine de, kendinizi başkalarına hizmete
adamanızı veya uyumlu ilişkilerinizi etkilememektedir. Varlık, eskisi kadar
sessiz olmamakla birlikte, bir miktar kutbiyet ve denge kaybına
uğramıştır.
SORU: Teşekkür ederim. Bana bir soru soruldu. Şimdi size iletiyorum.
Rüya katalizörünü (rüyaları) yorumlarken kullanabileceğimiz, bilinçaltına
ait evrensel bir dil var mıdır, yoksa her varlık kendi bilinçaltının kendine
özgü dilini kullanarak mı rüyalarını yorumlayabilir?
RA: Bütün akıl/beden/ruh bileşimlerinin ortak mirasından dolayı,
rüyaların ortak dili diyebileceğimiz bir dil vardır....

Kasyopya celseler (Bozadi Posted - 02/10/2007 :  20:26:52 )
19 Kasım 1994 F___, Laura, V___, T___ ve J___
S: (L) Merhaba.
C: Merhaba. Lütfen ritüel yapmayın. Enerji akışını zorlaştırıyor.
S: (L) Bu akşam kiminle birlikteyiz?
C: Zora.
S: (L) Ölmüş birinin ruhu musun?
C: Hayır.
S: (L) Neredensin?
C: Kasyopya.
S: (V) Bu akşam, psişik bir vampir olduğunu iddia eden J___ isimli genç bir adamla tanıştım. Bahsettiğim kişiyi tanıyor musunuz? Sohbet ettiğim kişiyi?
C: Hayır.
S: (V) Öğrenmek istediğim şey, kendisini yanlış mı tanıttığı?
C: Evet.
S: (V) Şeytani bir etki altında mı?
C: Hayır.
S: (V) Benimle oyun mu oynuyor?
C: Hayır.
S: (V) Sorunu nedir?
C: Hayali.
S: (V) Benimle tekrar konuşmak istiyor ve sanırım bunun nedeni şu ikisinden biri; ya enerjimi almak istiyor ya da yardım istiyor. Enerjimi mi almak istiyor?
C: Bir anlamda.
S: (V) Tavsiye anlamında benden yardım istiyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Onun zamanını mı harcamak istiyor?
C: Açık.
S: (V) Yani yapışık ruh etkisi altında değil, öyle mi? Buna inanmak zor. Yapışık ruhu var mı? (Ç.N: "Yapışık Ruh" veya "Ruh Yapışması" [Spirit Attachment] terimi, dünyadaki fizik bedensiz bazı varlıkların, bedenli varlıkların eterik/ruhsal bedenine çoğunlukla geçici olarak yerleşmesi anlamında kullanılıyor diye düşünüyorum.)
C: Çok olası.
S: (L) Terry bilinçaltında neden bu kadar derin kızgınlıkları olduğunu sormak istiyor.
C: Hayatıyla ilgili pek çok koşullardan dolayı kurban rolünü oynadı.
S: (L) Bu karmik mi?
C: Her zaman öyledir.
S: (L) Bize bu konuda ne yapılabileceği, bunun nasıl hafifletilebileceği konusunda bir ipucu verebilir misiniz?
C: Bu yönde zaten ilerleme kaydediyor.
S: (L) Süreci hızlandırabilecek birşey var mı?
C: Gerekli değil.
S: (T) Bu konuda yapabileceğim birşey var mı, yoksa kendi ilerleyişi içinde azalacak mı?
C: Doğru yoldasın, endişelenme.
S: (T) Hiç kaçırıldım mı?
C: Çocuklukta.
S: (L) Yetişkinliğinde hiç kaçırıldı mı?
C: Belki 3'üncü düzeyde.
S: (L) 3'üncü düzey nedir?
C: Kaçırılmanın türü.
S: (L) Kaç düzey ve türde kaçırılma var?
C: Altı.
S: (L) 3'üncü düzey nedir?
C: Bilincin "alfa" durumuna getirilmesi.
S: (T) Perde anılar mı yani? (Ç.N.: "Perde Anı" ya da "Perdeleyici Anı" [Screen Memory], bu cümledeki haliyle, negatif dünyadışılar tarafından kişinin belirli bir negatif etki altında tutulması sırasında o kişinin bu olayı olduğundan daha olumlu ve hatta tamamen olumlu birşey olarak algılamasını sağlamak üzere kişinin zihninde uyandırılan veya projekte edilen düşünce veya görüntüler. )
C: Yakın.
S: (T) Yani gerçekte olandan başka birşey görüyor oluyorum, öyle mi?
C: Evet ama çocukluktaki gibi fiziksel değil.
S: (V) Mağaralara mı götürüldü? Griler onu mağaralara mı götürdü?
C: Bu tuhaf bir soru.
S: (L) Fiziksel olarak kaç kez kaçırıldı?
C: 27.
S: (L) Peki alfa durumu yaratarak bilincine kaç kez müdahale ettiler?
C: 196.
S: (T) Bilincimi alfa durumuna sokmaları ben uykudayken mi oluyor?
C: Bazen.
S: (V) Bilgisayarının başındayken oldu mu hiç?
C: İş yerinde.
S: (T) Honeywell'de çalışırken mi?
C: Büyük beyaz binada.
S: (L) Büyük beyaz bina nerede? (T) Honeywell bina kompleksini söylüyorlar. (F) Hepsi beyaz mı? (T) Hepsi beyaz. (V) Honeywell şirketi Kertişlerin ajanları mı?
C: Hayır. ABD devletinin.
S: (T) Evet. Devletle anlaşmalı bir şirket. Peki yeni işimde hiç oldu mu?
C: Hayır.
S: (T) Bunun sebebi devlete bağlı bir şirket olmaması mı?
C: Kısmen.
S: (T) Diğer kısım neyle ilgili?
C: Son zamanlarda bilinç arttırıcı deneyimler yaşadın.
S: (T) Ve bu bilinç arttırıcı deneyimler zihnimle oynamalarını zorlaştırdı öyle mi?
C: Evet.
S: (T) Bu bilinç arttırıcı deneyim neydi?
C: Ruhunu arama dönemi.
S: (V) Ruhsal arayış çabaların mı oldu? (T) Hayır, tek söyleceğim şey 6-7 haftadır %100 depresyon içinde olduğumdur. (L) Terry'nin depresyonuna neden olan şey nedir?
C: DNA değişimi.
S: (T) DNA değişimine neden olan şey nedir?
C: 4'üncü yoğunluk seviyesi realitesine ilerleyiş.
S: (L) Bu her zaman ağrıya, acıya veya depresyona neden oluyor gibi görünüyor, neden?
C: Tüm 1'inci düzey değişimler bu etkiyi yapar.
S: (L) 1'inci düzey değişimler nedir?
C: Düzey tanımlaması, önemi vurgulamaya yönelik.
S: (L) 1'inci düzey en önemli olan mı?
C: Evet.
S: (L) Sayı yükseldikçe önem azalıyor yani?
C: Yakın.
S: (L) Jan'in sağ omzundaki ağrıya neden olan şey nedir, çünkü bu hepimizde de var gibi?
C: DNA değişimleri.
S: (L) Bu rahatsızlığı azaltmak için reiki kullanılabilir mi?
C: Gerekli değil ve tavsiye edilebilir de değil.
S: (L) Bu sıkıntıya katlanmamız mı gerekiyor?
C: Tüm "sıkıntıları" kısa bir süre sonra önemli yaşamsal değişiklikler takip edecektir.
S: (V) Benim bu sıkıntıyı yaşamıyor olmamın bir nedeni var mı?
C: Yaşayacaksın.
S: (T) Bu değişimi yaşadığıma göre artık kaçırılmayacak mıyım?
C: Açık.
S: (T) Tüm bu kaçırmaları aynı varlıklar mı yapıyor yoksa farklı gruplar mı var?
C: İki grup.
S: (T) Birincisi hangi grup?
C: Griler.
S: (T) Diğeri?
C: Kertenkeleler.
S: (T) Marissa Tower isimli kadın Kertişleri mi kanallıyor?
C: Evet.
S: (T) Kanalladığı bu Kertişlerin insanlara karşı niyetleri iyi mi?
C: Hayır.
S: (T) Onunla ilgili olumsuz eleştiride bulunduğumda kendimi bir tehlike altına mı soktum?
C: Bu noktada değil.
S: (T) Kertişleri kanallayan bu kadın hakkında söylemek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Kertenkelelerle fazla etkileşimi tavsiye etmiyoruz. "MUFON"daki bazı kişilere karşı dikkatli olmanız gerek.
S: (T) Devletin MUFON'u bir istihbarat toplama kuruluşu olarak kullandığı doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Bir rüya sırasında bilgi almıştım. O bilgi gerçek miydi, yoksa sadece bir rüya mıydı?
C: Bozuldu.
S: (T) Kim veya ne tarafından?
C: Çatışan enerjiler.
S: (L) Bu enerjilerin kaynakları nedir; bunlar Terry'nin içinde mi, yoksa dışında mı?
C: Her ikisi.
S: (T) Bu devam edecek mi?
C: Tekrarlanacak. Tekrarlanan rüya kalıplarını fark ettin mi?
S: (T) Rüyalarımın çoğunu hatırlamıyorum.
C: Melatonin dene; bütün antidepresanlardan uzak dur.
S: (L) Esrar da bir antidepresan mı?
C: Hayır.
S: (T) Rüyadaki bilgi sadece benim için değil, herkes için mi önemli?
C: Tüm bilgiler öyledir.
S: (T) Farklı insanlar farklı bilgi parçaları mı alıyor, yoksa bazı insanlar kaldırabilecekleri kadar bilgiyi alıp devam ettirilmesi için bu bilgiyi başkalarına mı aktarıyorlar?
C: Çok sayıda soru.
S: (T) Bu bilgiler birleştirilmesi için parçalar halinde farklı insanlara mı veriliyor?
C: Yakın.
S: (T) Yani benim aldığım bilgiler tek başına bir bütün değil, öyle mi?
C: Diğerleriyle bağlantı kurun. Bilgisayar ağını kullanın. Aralarında bağlantı kuran ve bu şekilde parçaları bir araya getirenler var.
S: (T) Bilgilere nasıl ulaşabilirim?
C: İste.
S: (L) Melatonin almaya mı başlasın?
C: Hayır. Bilgisayar ağını kullanarak diğerleriyle bağlantıya geçin.
S: (T) Bilgisayar ağını kullanarak nasıl bilgi alabileceğimi mi araştırayım?
C: Hayır. Sizin gibi diğerleriyle bağlantı kurun.
S: (L) Başkalarının benzer rüyalar görüp görmediğini mi soralım?
C: Diyalog kurun....

Celsenin devamini okumanizi tavsiye ederim

http://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7&whichpage=1

Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#16
Bana çok iyi geldi bigsenfoni. Çok teşekkür ederim. Sevgili zna'nın da bu celse alıntısından ve diğer pek çok celseden (farkına bilinçli olarak varmayabilecek olsa da) yararlandığını ve yararlanabileceğini düşünüyorum.

bozadi

#17
zna arkadaşımızın gündeme getirdiği bu konu zincirleme reaksiyonla çeşitli hususları düşünmeye, hatırlamaya, sentezlemeye zorladı beni doğrusu. Yani, biz kimiz, bu forumda ne yapıyoruz, ne yapmaya çalışıyoruz konusunda.

Forumun temelindeki bilgi kaynakları ve bizlerin bu konuda yürüttüğü anlama, tartışma, önümüzü görme çabası bağlamında aklıma şunlar geliyor şu anda:

Ra'nın "gezgin" diye tanımladığı kavramı biliyorsunuz. K'lar da doğruluyor. Ple'ler (Marciniak'ın Pleiadeslileri) de buna benzer bir tanım kullanıyor (Işık Ailesi, program/düzen bozucular vs).

Egomun etkisiyle midir bilemiyorum, kendimi bir gezgin olarak görme eğiliminde oldum. Başka enkarnasyonlarımı hatırlamıyorum ama bu yaşamımda çocukluğumdan beri kendimi pek bu dünyaya, bu "hikayeye" ait hissetmemişimdir. Gerçek bir uyum sağlayamadım hiçbir zaman. Hep bir "yabancılık", dışarıdan gelmişlik hissi oldu. Ve çok zorlandım her zaman (bunun illa ki kendi karmik yüklerimle de bağlantısı vardır). Olumlu yönleri de olmadı değil elbette. Zaman zaman kafamı "dünya çölünden" çıkarıp her şeye, tüm sahneye çok dışarıdan ve yukarıdan bakabildiğim hissiyle kendimi aşkın ve çok huzurlu ve hakim hissettiğim durumlar da yaşadım ve yaşıyorum ama tam tersinin olduğu durumlar sayıca çok daha fazla olmuştur ve oluyor.

Bu forumda esas alınan kaynaklar ve buna dayalı olarak tartışılan çeşitli "sıra dışı" konular, insanların çoğunun ilgi ve hoşnutluk duyduğu konular değil. Bu nedenle, bu bilgileri ciddiyetle inceleyen, pek çok yönünü samimiyetle benimseyebilen, buna çekilen, bunlardan yararlanmaya çalışan kişilerin pek çoğunun da "gezgin" olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünürüm. Her şeyi gezgin olup olmamaya endekslediğimi sanmayın. Bunun bir yerde hiçbir öneminin olmadığını da kabul ederim. Önem verdiğim yönlerinden biri, bu nitelikte olan, yani muhtemelen gezgin olan, yani bu dünyaya güçlü BH niyetleriyle gelen ama işin doğası gereği frekanslarını epeyce düşürmek, hatta KH'leşmek zorunda kalan, bu nedenle bir karmaşaya ve zorluğa düşen, derindeki bir sezgiyle uyanmaya çalışan, bu süreçte pek çok negatif "müdahaleye" maruz kalan bireylerin bir dayanışma geliştirmesinin gerekliliğiyle ilgilidir. Ra'nın anlattığı gibi, gezginler dünya ile ilgilenen üst seviye negatif varlıkların hemen dikkatini çekiyor ve 4KH gezginlerle çokça "ilgileniyor".  Gezginler zaten genellikle aidiyet hissetmedikleri, bağlanamadıkları ve yürekten benimseyemedikleri bu koşullarda bir de kendilerine özel saldırılara sıkça maruz kalınca, hayatları ciddi çekilmezlikler içine girebiliyor. Üstüne üstlük, yine Ra'nın ifade ettiği gibi, gezginler gezgin olmayanlarla karşılaştırıldıklarında ciddi bazı savunma faktörlerinden mahrum kalıyorlar. Gezgin olmayan bireyler kendilerini koruma konusunda daha dikkatliler. Gezginlerde "herkesi kendi gibi bilme", kendini kolayca açma ve suistimallere çok daha fazla maruz kalma durumu çok yaygın bir sorun gibi görünüyor. Bu ve diğer faktörler, gezginlerin zaman zaman gezgin olmayanlardan çok daha berbat durumlara düşmesine, çok daha ciddi ızdıraplara ve bunalımlara maruz kalmasına neden olabiliyor.

Ama gezginler diğer insanların genellikle çok duyarlı olmadıkları üst seviye BH etkilerine de daha açıklar. O yüzden zaman zaman pek çok diğer insanın kolay kolay yaşayamayacağı üst seviye ilhamlar, yardımlar ve pozitif müdahaleler de görebiliyorlar. Buraya boşu boşuna gelmediler sonuçta. İşlerini yapabilmeleri için, bir parçası olarak buraya geldikleri üst seviye pozitif ekiplerin de takibindeler ve yardım alıyorlar bir şekilde. Ra "uyanamama", dünyanın "karmik döngüsüne" kapılma riskinden bahsediyor gezginlerle ilgili olarak. Yani epey riskli bir şey ve biraz da ilgi şahsın kendi şahsi özgür iradesini kullanma biçimi belirliyor gidişatın nasıl olacağını.

Güçlü BH eğilimleri elbette ki gezginlere özel bir şey değil. Ki gezginlerin o güdüleri ciddi şekilde kaybetme riski de var. Gezgin olmadığı halde BH güdülerini gezginlerden daha iyi koruyabilen, ona sarılabilen, ona güvenebilen ve ona dayanarak hayatını devam ettiren ve yükselten bireyler mutlaka var. Ve elbette ki onlar da BH motivasyonları ölçüsünde üst seviye BH güçleriyle bir şekilde etkileşiyorlar ve KH saldırılarını çekebiliyorlar. Benim varmak istediğim husus şu: Nihayette gezgin olup olmamanın bir önemi yok. KH'nin son derece egemen olduğu bu dünyevi yaşam koşullarında BH doğrultusunda işbirliği yapabilmek önemli olan. Yol alabilmek, fark yaratabilmek, çözüm yoluna girebilmek. Hem de hepimiz hala çeşitli KH frekansları, programlamaları, duyguları ve düşünceleri de taşımaya devam ederken.

Ve bu işbirliğinin olabilmesi için de (bir başka başlıkta ele aldığımız "ağ çalışması" tanımında da geçtiği gibi) "aynı gerçekleri görebilmek" çok kritik öneme sahip. Aynı temel gerçekleri görebilen bireylerin gerçek ve verimli bir işbirliği yapabilme ihtimali çok daha yüksek. Ama ne tüm gezginlerin ve ne de gezgin olmayıp da ağırlıklı olarak BH yönünde kutuplaşan tüm bireylerin ilgi ve bilgi alanlarının aynı olması mümkün değil. Yani bu her bir gezgin için de ayrı ayrı geçerli, gezgin olmayan bireyler için de. Ama Kasyopya başta olmak üzere, bu forumda temel alınan bilgi kaynaklarının çizdiği gerçeklik tablosu, ortak bir gerçeklik keşfinde/algısında birleşme şansı doğuruyor. Gezgin olsun veya olmasın, içinde bulunduğumuz dönemin özellikleri, BH eğilimleri güçlü olan insanları uyanmaya, farkındalığını derinleştirmeye, genişletmeye zorluyor ve zorlayacak. Ama gerçek bir işbirliği yapabilmek için, yani gerçekten "bi şey yapabilmek" için hayatımızın bazı sahtelikleriyle (her ne kadar o sahtelikleri her gün yaşamaya veya içine girip çıkmaya devam etsek de) somut bir şekilde yüzleşebilmek gerekiyor.

Bu noktada gezginlerin gezgin olmayanlardan biraz daha avantajlı olabileceğini tahmin ediyorum. Yani kendini bu düzenden, bu hayat biçiminden yalıtabilmek, ona gerçekten dışarıdan bakabilmek konusunda. Olaylara "kutunun dışından" bakabilmek diye de tanımlanan şey. Bu gezginlere özel bir yetenek değil ama gezginler bu dünyaya, bu hayata, bu düzene aidiyet hissi konusunda zaten zayıf sayılırlar. Bu onların bir birey, bir varlık olarak da ille "zayıf" olmalarını gerektirmiyor elbette ama yaşadığımız hayatın sahteliğiyle yüzleşme konusunda önemli bir avantajları var gibi geliyor bana.

Gezginlerin şu dezavantajı dikkatimi çekiyor: zaten ait olmadıkları ve ait hissedemedikleri bir şeyin, bir düzenin, bir oyunun, bir hayatın içindeler. Ve burada olabilmek, bu oyuna girebilmek için bilgi ve farkındalıklarını ve BH kutbiyet düzeylerini epeyce düşürmüşler. Yine de diğerlerinden farklı bir nitelikleri olduğunu seziyorlar ve bu hem iyi, hem kötü bir anlama geliyor. Kendileriyle ilgili bir şüphe veya kompleks duygusu uyandırıyor belki, en azından hayatlarının başlarında ve ortalarında. Üstüne bir de diğer insanların çekmediği düzeyde saldırı çekiyorlar hem bu yoğunluktan, hem üst yoğunluklardan. Diğer insanlardan çok daha zor durumlara düşebiliyorlar. Diğer insanlarla, toplumla bir uyum ve sosyallik geliştirebilmek için de kendi değerlerinden, bilinçlerinden çeşitli tavizler vermek, olduklarından farklı görünmek ve davranmak zorunda kalabiliyorlar. Faydalı bir aidiyet bulmaya çalışıyorlar. Ama dünyada öyle bir kurum veya grup veya ideoloji bulmak pek mümkün değil.

İşte, içinde bulunduğumuz özel zamanların giderek tırmanan koşulları bağlamında, gezgin olalım veya olmayalım (ki bunun objektif bir ölçeği veya kriteri de yok), artık bir uyanışa geçme gereğini giderek daha fazla hisseden bireyler olarak nasıl işbirliği geliştirebileceğimizi belirlememiz gerekiyor.

Zaman zaman dile getirdiğim gibi, bu forumun kuruluşuna katalizör olan bilgi kaynakları hiçbir dini veya siyasi ideolojiyi savunmuyor. İnsanlar dini ve siyasi ideolojilerin örgütlenmesi bağlamında da zaman zaman önemli BH çıkışları sağlayabilirler, bu ihtimali göz ardı etmiyorum ve bu forumun mensubu ve "müdavimi" olan bireyler herhangi bir dini ve siyasi ideoloji bağlamında son derece etkin ve istekli de olabilirler, bu da beni üzmez kesinlikle. Hatta belirttiğim gibi, geliştirmeye çalıştığımız ağ çalışması bağlamında zaman zaman ideolojik hareketlerle bir düzeyde etkileşim ve işbirliği ihtimalini bile yabana atmıyorum. Ama nasıl Kasyopya bağlantısını kuran Laura ve ekibi hiçbir belirli ideolojinin taraftarı olmadan bağımsız bir hareket başlatabildilerse, aynı şeyi biz de yapabiliriz diye düşünüyorum. Laura ve ekibi dahil kimseye, gruba, dini veya siyasi ideolojiye bağımlı olmaksızın. Ama yapıcı işbirliğine açık bir şekilde.

Aynı gerçeği ve gerçekleri görebilmek önemli bu konuda. Dünyada ne oluyor? Neyin içindeyiz? Her gün içine girip çıktığımız bu düzende/oyunda ne yapıyoruz tam olarak? Kendimizi kandırıyor olabilir miyiz toplumsal bir hipnoz altında? Neye hizmet ediyoruz? Ne durumdayız? Gücümüzü gerçek bir pozitiflik, iyilik, doğruluk, adalet, sevgi doğrultusunda kullanabiliyor muyuz? İşbirliği yapabiliyor muyuz? Dünyada olan bitenlerle ilgili olarak, ne durumda olduğumuzla ilgili olarak kendimize ve birbirimize itiraf edemediğimiz ciddi bazı meseleler var mı acaba?

maiterya

#18
Ra nın verdiği bir gezgin rakamı vardı 1980 li yıllar için o orana göre nufusun %1 gezgin olması gerekiyor yani İstanbul için 100 bin gezgin ediyor,demek istediğim bu konulara takılmış bizlerin gezgin olma ihtimali gerçekten yüksek,bende kendimi hep yabancı hissettim ve gezgin olduğumu düşünüyorum,çocukluğum yıldızlara bakarak geçti,bir gün gördüğüm bir rüya üzerine gezgin olduğuma ikna oldum;rüyamda dünyadan gelen yardım çığlıklarına sınıfımdaki tüm örenciler teker teker karşılık verdi vebu gezegene gittiler en sonda bende(öğretmenlik yapıyordum) sanırım biraz karasızdım sonunda bu gezegene geldim,kendimi bir bataklığa saplanmış biçimde felç olmuş biçimde buldum,gündelik yaşamda hala bana bu et kemik beden tuhaf bir şeymiş gibi geliyor,gezginlerin yakınlarında genelde onlarla uğraşma eğiliminde birileride olabiliyor,akrabaları bile olabilir ve Bozadi kardeşin dediği gibi her zaman Kh güçlerinin hedefleri,eğer gezgin uyanmış ve Bh faaliyetleri ile ışık yaymaya bilinçli olarak odaklanmışsa onu saf dışı etmek için bir çok yöntem denediklerine şahit oldum ,ama güçlü bir koruma altında olduğumuzu düşünüyorum,bunu biz kendimiz titreşimimizle sağlıyoruz.Ben hep buradan kaçıp gitmek istedim lanet okudum ama herşeyi kabullanip yüzleşip bilinçli çabalar sergilememiz gerekiyor.
 

bozadi

#19
Bu konudaki görüşünü ve rüyanı paylaştığın için çok teşekkür ederim maiterya. Çok güzel gerçekten. Her ne kadar dünyaya geldikten sonra uğradığımız saldırılar ve içine düştüğümüz bazı durumlar trajik olabilse de :)

Dilerim ki yaşadığımız hayatın sahteliğiyle en güzel ve en yapıcı şekilde yüzleşip hem kendimize, hem birbirimize, hem de istekli olan diğerlerine yardımcı olabiliriz. Bu yıla güzel bir başlangıç yaptığımıza inanıyorum. Eminim önümüzdeki günlerde, haftalarda ve aylarda, çok daha somut şeyler yapabilecek duruma geleceğiz. Uyanacağız, korkularımızdan arınacağız. Etrafımızda koca bir dünya ve insanlık yıkılıyor bile olsa, biz korkularımızdan, endişelerimizden giderek arınıp ilahi bir güven ve sevinç duyacağız ve o dönüşümü anlamakta ve kaldırmakta zorlanan ama niyeti gerçekten iyi/yapıcı olanlara da en güzel şekilde yardım ve desteğimizi sunacağız. Bilgi koruyor gerçekten. Biz de gerçekliğin, gerçek ışığın, güvenin, sevginin bir kanalı olalım.

sebat1962

#20
Tekrarlanan rüyalarla ilgili benimde anlatmak istediklerim var.Sn. Bigsenfoni ve Sn. Bozadi, en sık gördüğüm ameliyat edilmek istendiğim rüyalardır.Büyük bir şırınga gösterip beynimden ve ciğerlerimden sıvı almak istediler.Farklı zamanlarda gördüğüm rüyalar da , ya dizimden, ya gerçek hayatımda da varolan troid sorunumdan, ya kadın hastalıklarından ameliyat olmam gerektiğini söylüyorlar ama ben her defasında kabul etmiyorum ya da uyanıyorum. Ama en garibi dün gece gördüğüm rüyaydı. Beyaz doktor önlüklü erkek ve bayan doktorlar daire şeklinde etrafımı çevirdi, hastane gibi ama değil beyaz ve geniş bir odada "kulağında platin var, kesinlikle ameliyat olman gerek"dediler.Eşimde de gerçek hayatta kulağında mantar çıkmıştı.Gülerek eşime sende mantar bende platin var diyorum.Üzerime üzerime gelen doktorların kuşatmasından kendimi kurtarmak istiyorum.Bu durum beni rahatsız ediyor.Neden tekrar tekrar bu tip rüyaları görüyorum merak ediyorum.Beni aydınlatırsanız sevinirim.
 

bigsenfoni

Bana bilinc altinin/ruhun korkulariyla yüzlesmesi gibi geldi...kücükken yüzmeyi ilk ögrendigim zamanlarda tekraralanan denize düsme ve denizin karanlik dibini gördügümde cok kortugum zamanlari hatirlatti, genelde  o karanliga bakardim  ve korkmus bir sekilde uyanirdim...Ta ki bir gün rüyamda yine yüzerken yine daldim ve o karannliga baktim cesaretimi topladim ve dibe daldi isin ilginc tarafi dibe  dogru yüzerken hala nefes aldigim farkettim ve bu bana daha  fazla cesadet verdi hem dibe dogru yüzüyordum hemde arkama bakip ne kadar mesafe dibe yüzdügümü hesaplamaya calisiyordum ve kendi kendime korkulacak bir sey yokmus diyordum ucurumdan asagi dogru yüzerken dibi görmeye basladim arkama baktigimda kilometrelerce  yüzdügümü farkettim  ve bir kac yüzmetre dibe yaklastigimda orada bazi insan yapimi sekillleri (kayadan yapilmis evler, büstler sanki antik bir sehir gibi)farkettim,onlari inceledim sanki ayri bir dünya vardi orada hatta baska varliklar ve deniz altina benzeyen ama degisik bir teknolojisi olan varliklar vardi...onlarla birseyler yaptim heyecanli birseyler  ama hatirlayamiyorum ne yaptigimi(aradan 25-30 yil gecti)bir kac sefer daha ayni rüyayi gördüm  ama yine daldim o karanlik derinlige ve  bazi maceralar yasadim.hatirimda kalan o cok heyecanli  maceralar yasadigim ve o ilginc deniz alti araclariydi....

sadede gelirsek... sonucta zamanla korkumu yendim ve bir daha tekraralanan kabus türü (derin karanlik) böyle rüyalari görmedim!macera rüyalarina dönüsmüstü...

Platin/implant konusuna gelirsek... forumu takip edip etmediginizi bilmiyorum ama bu konuda Ra bilgilerini,Pleiades ögretilerini ve kasyopya celselerini arastirmanizi tavsiye ederim...orada bu konular hakkinda bilgiler var.Bende hem sag ,hem sol kulagimda ön loplarimda,sinus boslugumda, sol beynim ve sol ön
lobunun arasinda ve beynimin ortalarinda (corpustalamud ve tamamus yakinlarin) da bir yerlerde,sag bacagimin kavalkemiginin icinde birde kulak sinir aginin beyne giden yoldaki bitisik ana sinir sistemi hattindaki kanalda var...Bunla sadece fark ettiklerim ve su anda hatirladiklarim...:-D

androidmiyim neyim...:-D


Haaa bide kök cakramin yaninda birtane var....:-D sibergenetik ve biogenetik disi robotlara atmalamam icin (yani tuzaga atmalamam icin...:-D acikliyacak olursam onlari yakinlarinda oldugum zaman onlarin yaydigi frekanslardan dolayi bu kök sakrasindaki planta aktive oluyor ve bununla beraber asiri bir yapay cinsel istek ve anlamsiz bir asik olma duygusu meydana geliyor.ister inanim ister inanmayin deliler gibi 14 senedir sevdigim bir bayan olamasina ragmen gectigimiz 10 yil icinde en az 30 kere bu yapay saplanti asik olma  hisleri duydum!!!ve sadece bir tanesinde kendime hakimolamadim ve basima gelmedik bela kalmadi!!!cok dikkatli olmam/olmamiz lazim...Konu  döndü dolasti nereye geldi..:-D


vardir bir hayir...


kalbiniz temiz, gözünüz acik olsun




DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#22
Merhaba sebat1962. Kendi tahminlerimi paylaşmak isterim ama sanki bu yorum kesin ve %100 doğru bir yorummuş gibi düşünme lütfen. Herkesin farklı yorumları olabilir ve bunların doğru olup olmadığına, hangisinin doğru olduğuna veya doğruya daha yakın olduğuna nihai olarak karar vermesi gereken sensin tabi ki. Fark etmişsindir, forumumuz dünyadışı pozitif ve negatif varlık realitelerini de konuları arasında kapsadığı için, benim aklıma ister istemez "ufolojik" bazı faktörler geliyor. Dediğim gibi, bunu çok ciddiye alma, sadece bir olasılık.

Dünyadışı negatif varlıklar tarafından "kaçırılma" diye tabir edilen olaylarda, ki hepimizin zaman zaman deneyimlediği birşey olduğu anlaşılıyor okuduğumuz kaynaklardan, söz konusu negatif varlıklar bize, varlığımıza, bedenimize çeşitli müdahalelerde bulunmaya, bizi çeşitli amaçlar için programlamaya çalışırlar.

Yaptıkları müdahalelerin çoğunu kaçırılma sonrasında hatırlamayabiliriz. Güçlü bir travma olarak bilinçalatına atmayı tercih edebiliriz. Bazen bu anılar biraz karışık bir şekilde rüyalara yansıyabilir. Ve ayrıca, söz konusu varlıklar bizlere müdahaleleri sırasında eğer ciddi bir direnç gösteriyorsak veya göstereceksek, zihin ekranımıza o deneyimi olduğundan daha farklı birşeymiş gibi algılamamızı sağlayacak görüntüler verebiliyorlar bazı durumlarda. Yani maruz kaldığımız travmayı veya ihlali olduğundan daha hafif birşey gibi veya hatta tamamen pozitif birşeymiş gibi algılamamıza neden olabiliyorlar bazen.

Beyne ve diğer organlara büyük bir şırınga sokulması, şimdiye kadar okuduğum çeşitli kaçırılma deneyimlerinde en az birkaç kere karşılaştığım bir betimlemeydi. Kaçırılmalarda söz konusu negatif varlıkların "tıbbi" müdahale gibi görünen faaliyetlerinin pek çok amacı olabiliyor. Bir kısmı gerçekten de beyne ve vücuda yapmak istedikleri çeşitli müdahaleler gereği. Ama bu "muayene odası ve tıbbi müdahale" mizanseninin kullanılma nedenlerinden birinin de bizden çok daha üstün olduklarını göstermenin bir yolu olduğu anlatılıyor bazı kaynaklarda. İnsanların denek hayvanlar üzerinde çeşitli amaçlarla yaptıkları tıbbi deney ve müdahaleler gibi bir çağrışım yapıyor. Ve süjenin durumu kabullenip direnç göstermemesine yönelik bir amacı var.

Eğer anlattığın rüyalarla ilgili olarak benim "kaçırılma deneyimi" tahminim doğruysa, söz konusu varlıkları birer "insan doktor" olarak görmüş olman, onların gerçek varlıklarını, yüzlerini görmek istememen nedeniyle zihninde kendi yaptığın bir "görüntü değişikliği" ve simgeleştirme olabileceği gibi, doğrudan ilgili varlıkların senin durumu kabullenmen için yaptıkları bir görüntü değişikliği de olabilir. Yani sana olduklarından farklı görünmek istemiş olabilirler.

Elimizdeki kaynaklara, bilgilere göre ve ufoloji alanındaki sayısız araştırmalara göre, kaçırılma olayları inanılamayacak kadar yaygın bir şekilde yaşanan ve yaşanmaya devam eden olaylardır.

Bu kaçırma ve müdahaleleri çok çeşitli amaçlarla yapıyorlar. Genel olarak bireylerdeki BH (pozitif) eğilimlerini azaltmak, KH (negatif) eğilimlerini artırmak gibi bir amaçları var. Güçlü BH eğilimleri olan bireyleri kendini imha etmeye (şu veya bu şekilde intihara) programlamaya çalışabiliyorlar. Ayrıca özellikle Gri diye tanımlanan varlıkların kendi soylarındaki bir bozulma ve yok olma tehdidi nedeniyle insanlarla çeşitli genetik melezleme / üreme deneyleri yaptığı yaygın olarak bilinen bir durum ufolojide. Bu amaçla erkekleri de kadınları da çeşitli şekillerde kullanıyorlar.

Ne yazık ki insanlık olarak bu meseleyle ciddi bir şekilde yüzleşmek mümkün olamıyor.

Tahminime göre, bu tip "kaçırılma anısı" denebilecek rüyaların tekrarlanması, deneyimin veya travmanın güçlü etkisi nedeniyle yüzleşilmesi kolay olmamasından kaynaklanıyor bir anlamda. Bilinçalatından yavaş yavaş yüzeye çıkmasına izin veriyoruz. Anlamlandırmakta, ifade etmekte zorluk yaşıyoruz. Ama çok güçlü bir deneyim olduğu için, durumla yüzleşip bir şekilde onu kabullenmek için bir süre tekrarlı rüya kalıpları şeklinde hayatımızda etkisi olabiliyor.

Kulak, bu varlıkların vücudumuza koydukları bazı çiplerin başlıca yerleştirme alanlarından biri. Kulağın derinlikleri veya beynin çeşitli noktaları, söz konusu çiplerin en çok yerleştirildiği yerler arasında. Bu çipler takip ve zihin okuma cihazı olarak kullanılıyor temel olarak. Ama aynı zamanda çeşitli sinyaller yaymak suretiyle bazen algı ve düşünce sürecimize müdahalelerde de bulunuyorlar implant veya çip denen bu cihazlar yoluyla. 

Sakın ola bu tür deneyimlerin sadece senin başına geldiğini düşünme. Suçluluk psikolojisine kapılma. Tüm insanlığın problemi bu konu, sadece yüzleşmesi kolay değil ve konunun tartışılması ve yüzleşmeler engellenmeye çalışılıyor. Ve dahası, bu kaçırılma ve müdahale olaylarının "bizim iyiliğimize" olduğunu sanan ve savunanlar da var ki, o negatif uzaylılara mı, yoksa onların avukatlığına soyunan o kesimlere mi daha yanayım, bilemiyorum. Ne yazık ki ülkemizin başlıca UFO araştırma kurumu SİRİUS UFO'nun yöneticisi Haktan Akdoğan beyefendi de kaçırılma deneyimlerini pozitif bir haltmış gibi savunanlar arasında yer alıyor görebildiğim kadarıyla. Gerçekten çok büyük bir yalan, çok büyük bir dezenformasyon bu.

Söz konusu deneyimlerde "özgür iradeye saygı" unsurunun yerlerde süründüğüne dikkat etmek gerekiyor, ki sen de söz konusu tekrarlanan rüyalarına yansıyan anılarında, sana yapılmış veya yapılmaya çalışılmış olan şeylere olan direncinle ve gösterdiğin tepkilerle, söz konusu deneyimin pozitif bir deneyim olmadığını örneklendiriyorsun.

Sonuç olarak ben şöyle diyorum: Bir travma yaşadın muhtemelen. Bir kaçırılma ve çeşitli fiziksel, duygusal ve ruhsal müdahalelere maruz kaldın. Çeşitli şekillerde programlanmaya çalışıldın. Bu müdahale ve programaların ne kadar işe yarayacağı senin iradene bağlı biraz da. Ve müdahale ve programlamaların "içeriğinin" ne olduğunu da en iyi kendin bilebilirsin. Hayatında muhtemelen en çok sorun yaşadığın fiziksel, duygusal ve ruhsal alanlar veya durumlar olarak gösterir kendini.

Sorularına, eleştirilerine, açıklamalarına, görüşlerine göre durumu daha farklı veya daha derin şekillerde ele almaya çalışabiliriz. Çekinme lütfen. Çünkü bu deneyimleri anlamaya, yorumlamaya, bu konuda bir farkındalık geliştirmeye çalışıyoruz.

sebat1962

#23
Merhaba!Sn.Bigsenfoni ve Sn.Bozadi; bana sunduğunuz tahminlerinizi, merakla ve büyük bir iştahla okudum.Bilgiye aç, bilgiye susamış, öğrenmeye ve okumaya aşık birisiyim.Açıklamalarınızla beni aydınlatmaya çalıştığınız için size çok  teşekkür ediyorum.
Sn. Bigsenfoni, hissettiklerim ve rüyalarımda bana hissettirilen duygular; bilinçaltımın/ ruhumun korkularıyla yüzleşmesi olabilir, evet ama bir yere kadar.Derinlik korkusu, karanlık korkusu gibi kabus türü( derin karanlık) rüyaları kadar basit olduğunu sanmıyorum.Çünkü; bir müdahale eylemi gerçekleştirilmek isteniyor ve ben her defasında karşı koyuyorum, net bir ifadeyle redediyorum.Karabasan rüyaları gibi sınırlandırılmış, baskılanmaya çalışılan duygu kalabalığı değildi bana yaşatılan.Forumu takip etmeye çalışıyorum.Okumayı seviyorum.Ama her nedense Kasyopya Celseleri'ni ne zaman okumaya başlasam sonunu getiremiyorum.Sıkılıyorum.Sanki boğazım bir cenderede sıkıştırılıyormuş gibi bir duyguya kapılıp tükeniyorum.Ama "platin" meselesiyle ilgili bilgiler var dediğiniz için Sn.Bigsenfoni, ne kadar sıkılsam da okumaya çalışacağım.Teşekkür ederim."Platin" demişken, bütün vücudunuzun neredeyse yerleşik platin dünyası olmuş hali ile "Osaka Üniversitesi"'ne gitmemenizi tavsiye ederim. Prof.Dr.Hiroşi İşiguro'nun android robotu sizi baştan çıkarabilir.Bunu hiçbirimiz istemeyiz.Öyle değil mi?
Konu döndü dolaştı burada sonlandı.Sizin de dediğiniz gibi:
"vardır bir hayır.."
Sizden güzel bir söz, güzel bir dilek daha ekleyip, noktayı koymak isterim Sn.Bigsenfoni...
"Kalbiniz temiz, gözünüz açık olsun"
 

sebat1962

#24
Merhaba Sn.Bozadi,
Konuyu o kadar güzel irdelemişsiniz ki; size özel, size ayrı cevap vermek istedim.Tabiri caizse, satırlarınızdaki akıcı ve doyurucu anlatımınızla nefesimi tutarak sonuna kadar okumak beni hiç zorlamadı.Hakimiyet kurmadan ama ikna edici, baskılamadan yol gösterici yaklaşımınız, duygularımı okşadı.
Rüyalarıma gelirsek; ben de "ufolojk" faktörlerin söz konusu olduğu kanısındayım.Zira o tür konularda okuduklarım çoktur.
Pozitif bir insanım Sn.Bozadi.Çevremde de öyle tanınırım.Herkesle iyi geçinen, daima olayları pozitif bakış açısıyla değerlendiren iyimser kişilikliğimdir.Karamsarlığım, karanlık tarafım yoktur.Yüzümdeki ifade neyse, yüreğimdeki duygu da odur.Demem o ki;"güçlü  BH(POZİTİF)  eğilimleri olan bireyleri kendini imha etmek için programlamaya çalışıyorlar"açıklamanıza istinaden açıklama yapmak istedim. Bu fikrinizde haklılık payınız çok diye düşünüyorum.
Beynimden ve ciğerimden sıvı almak istediklerini söyledikleri rüyamda, şırınga çok büyüktü.Dişçi koltuğu benseri beyaz bir koltuğa uzanmamı isteyen beyaz önlüklü bayaninsan gibi görünüyor ama insan gibi davranmıyordu.Bekleme koltukları muayene koltuğunun yanındaydı ve umursamaz bir ifadeyle bekleyen 1 kişi vardı.Bana ne istediğini söylediğinde, elindeki şırıngaya bakıp çok büyük olduğunu düşündüm ve hemen "hayır istemiyorum" deyip ortamdan çıktım.Açık ve net olarak benden bir şey istenen ve kendimi net bir şekilde ifade edebildiğim  tek rüyamdı.
"Özgür iradeye saygı"'nın kalmadığının ben de farkındayım. Bu apaçık "ilahi güce" de müdahale demek.İnsanların çoğu, hiçbirinin farkında değil.Çünkü; okumuyorlar.Okuduklarına inanmıyorlar.Okuyana da inanmıyorlar.
Sizinle görüş alışverişinde bulunup, konuyu derinleştirmek , farkındalık geliştirmek pektabiki isterim.Donanımlı, bilgilerini damıtarak paylaşıma açan sizin gibi bir insana saygım sonsuzdur.Saygılarımla.
 

bozadi

#25
Yaptığım açıklamayı verimli bulmuş olmana sevindim sebat1962 ve nazik övgülerin için teşekkür ederim :)

Açıklamayı yaparken, ufolojiyle aranın olmaması durumunda yaptığım yorumdan olumsuz etkilenme ihtimalini düşünerek biraz endişelendim ama konuya yabancı olmadığını, bu nitelikte pek çok kaynak okuduğunu öğrenince bu konuda daha rahatım şimdi.

Sevgili sebat1962, hem içinde hem dışında pozitif bakış açısına sahip, BH eğilimleri güçlü bir birey olduğuna inanmakta zorluk çekmiyorum kesinlikle. 4KH diye de ifade edilen ve bizlerle "ilgilendikleri" anlatılan 4. seviye negatif varlıklar BH eğilimi güçlü bireyleri BH yolundan saptırmaya ve eğer saptıramıyorlarsa da bir şekilde cezalandırmaya, hayatını zorlaştırmaya ve oyunun dışına atmaya yani kendini bir şekilde imha etmeye veya etkisiz hale getirmeye zorluyorlar. Çünkü BH yoluna adanan bireyler onların insanlıkla ilgili planlarını ve çıkarlarını tehdit ediyor. 4KH güçleri insanlığın bir bütün olarak negatifliği (KH'yi) benimsemesini ve onların kontrol ve denetimi altına girmesini istiyor. Bunun için de insanlığın sevgiye, sevince, huzura inancını, adalete güvenini sürekli kırmaya çalışıyorlar. Ülkemizde, bölgemizde ve aslında tüm dünyada etrafımızı saran kirli savaş oyunlarının, katliamların, adaletsizliklerin, işkencelerin başlıca amacının insanları korkutmak, sindirmek, pozitiflikten, sevgiden, sevinçten, adaletten ümitlerini kesmek, kısaca insanları KH'leştirmek olduğu anlaşılıyor. Bizi kendilerine benzetmeye, asimile etmeye çalışıyorlar ve bunun için de hayat sahnemizi berbat hale getirmek için çok çaba harcıyorlar.

Kaçırılma denen olayların çoğunda, astral bedenimizi, yani ruhumuzun 3. yoğunluktaki uzantısını zorla gemilerine götürüp çeşitli müdahale ve programlama çabalarında bulunuyorlar. Ama bunu yapabiliyor olmaları bize her istediklerini yapabilecekleri anlamına gelmiyor. KH potansiyelimiz ne kadar yüksekse, yaptıkları müdahale ve programlamaların etkili olma şansı da o kadar yüksek. BH potansiyeli belirgin şekilde daha yüksek olan bireylerin bu müdahalelere direnç ve korunma şansı çok daha yüksek oluyor. Ama yine de bu deneyim travmatik, kafa karıştırıcı, sersemletici, mide bulandırıcı ve enerji kaybettirici olabilir.

Gönül isterdi ki böyle özgür irade ihlallerine maruz kalmayalım ama birer üyesi olduğumuz insanlığın genel olarak baskın olan KH frekansları hepimizi etkiliyor. Farkına vararak ve varmayarak hayatımızda o kadar çok KH frekansına, hem maddi hem manevi o kadar çok çeşitte zehirlere maruz kalıyoruz ki, hem fiziksel hem de ruhsal bünyemizde ister istemez epeyce negatif birikim meydana geliyor ve muhtemelen bazı pozitif direnç eşiklerimizin en düşük ve onlar açısından elverişli olduğu belirli bazı dönemlerde de söz konusu kaçırma ve müdahale gibi şeyleri yapabiliyorlar. Tıpkı içinde bulunduğumuz dünyadaki siyasi/dini/askeri egemen güçlerin insanlığa yaptığı korkunç negatif baskı ve işkenceleri yapmaya devam edebildikleri ve hatta giderek arttırabildikleri gibi.

Çok şükür ki, her ne kadar dünyada söz konusu KH güçleri giderek daha fazla egemen oluyor gibi görünseler de, büyük değişim-dönüşüm döngüsü yaklaştıkça iki taraf arasındaki mücadele de giderek gün yüzüne çıkacak. İnsanlığın ciddi bir bölümü şu an içinde bulundukları hipnotik etkilerden (dini, siyasi vs) kurtulacaklar ve gerçek mücadelenin ve savaşın neyle ne arasında olduğunu açıkça görecekler. Ve insanlığın pozitife meyleden kısmı kendi arasındaki işbirliği ve örgütlenmeyi giderek güçlendirmek suretiyle KH etkilerine ve müdahalelerine dirençlerini artırıp gezegendeki BH frekanslarını giderek artıracaklar.

Elimizdeki kaynaklar dünyanın ve insanlığın 4. yoğunluk bilinç seviyesine mezuniyet durumunda olduğunu söylüyor. Halbuki özellikle Ra bilgilerinde vurgulandığı gibi, insanlığın büyük çoğunluğu 4. yoğunluk seviyesine mezun olabilecek nitelikte değil. 3. sınıfta henüz almadıkları pek çok ders var. Yani 4. yoğunluk enerjileri gezegende yoğunlaştıkça, insanlığın büyük bir çoğunluğu sahneyi terk etmek zorunda olacak, çünkü gelişen frekansları kaldırabilecek durumda olmayacaklar. Artan ışık onlara fazla gelecek, gözlerini yakacak. Mevcut dünya nüfusunun çoğunluğunu oluşturan bu kitle bu sahneden ayrıldıkça, kalan nüfusun niteliği çok daha fazla kendini ifade şansı bulacak. Ve yine Ra'nın bizlere söylediğine göre, dünyada 4. yoğunluğa mezun olabilecek bireyler arasında pozitif eğilimli olanların sayısı, negatif eğilimli olanlardan kat kat fazla. Mevcut genel insanlık kitlesinin ortalama bilinç düzeyi düşük olduğundan ve büyük ölçüde egotik olduğundan, 4KH (Kertişler, Griler) ve 3KH (İlüminati) güçleri insanlığın geneli üzerinde çok büyük bir egemenlik sağladı ve "kurunun yanında yaşın da yanması" gibi durumlar da meydana gelebiliyor şu veya bu düzeyde.

Ne yazık ki önümüzdeki süreç hiç kolay geçmeyecek gibi görünüyor, çünkü 3KH ve 4KH insanlık üzerinde hala çok ciddi bir kontrol ve etki gücüne sahip ve bu "kaynağı" kaybetmek istemedikleri gibi kaynağı mutlak bir kontrol altına almayı planlıyorlar. Ve yaklaşan değişim dönüşüm sürecinin etkilerini hissettikçe de, K'ların deyişiyle "gözleri kararıyor", baskı ve saldırılarını artırıyorlar ve bizler de bunu etrafımızda olan bitenlerden gözlemleyebiliyoruz. Hem kendi ülkemizde, hem bölgemizde, hem de tüm dünyada. Doğadaki işaretler de artıyor, insanlık aleminde olan bitenlerdeki işaretler de.

Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgilerinde tüm bu süreçler konusunda çok etkili bazı bilgiler veriliyor. Kasyopya bilgileri Ra ve Pleiades bilgileri kadar akıcı değil. Çok hızlı konu değişimleri olabiliyor celsedeki sorulara göre. Ra ve Pleiades celseleri kitaplaştırılmadan önce bazı "editoryal" değişikliklere uğratılmışlar, metin daha akıcı, okunaklı ve derli toplu olsun diye. O yüzden onların okunması daha kolaydır. Ama Kasyopyalıların celselerde bilgi veriş tarzlarında da kendilerine özgü bazı güzellikleri, eşsizlikleri var. Herkesin tarzına uygun olmayabilir ama şahsen benim hayatımdaki en büyük dönüm noktası olmuştur ama genel olarak bu üç kaynağı birbirinden pek ayırmam. K'larda pozitif hususlarda olduğu gibi negatif bazı hususların da şok edici bir çıplaklıkla verilmesi nedeniyle, küçük çaplı şoklara ve rahatsızlıklara neden olabilen şeyler olabiliyor. Negatif / korkutucu hususlardan bazılarının "sapmış" bilgiler olduğu, yani özellikle de celse katılımcılarının kendi bazı ön yargılarının, KH frekanslarının (özellikle de 2002 yılına kadar celselerde mevcut olan "Frank" adlı KH eğilimleri giderek güçlenen şahsın mevcudiyetinden dolayı) ve katılımcıların genel olarak uğradıkları negatif baskı ve müdahalelerin sonucu olabileceği anlaşılıyor K'ların sonradan yaptığı açıklamalara bakılırsa.

Konuyu dağıtmışım.

Senin deneyiminle ilgili olarak, ben gördüğün tekrarlı rüyaların, bir tür kaçırılma deneyimine ait anıların bilinçaltından yansımaları olduğunu düşünüyorum. Bu deneyimi yaşamak, ilgili bireyin KH eğilimlerinin BH eğilimlilerden daha güçlü olduğu gibi bir anlama gelmiyor kesinlikle. Ve senin yaşadığın deneyimde sana yapmak istedikleri negatif müdahalelerin büyük ölçüde başarısız/etkisiz olmuş olması da gayet mümkündür. Örneğin Kasyopya bağlantısını yapan Laura'nın yaşadığı kaçırılma deneyimleriyle ilgili olarak K'lar "kapanma" yoluyla direnç gösterdiğini anlatıyordu bir celsede. Yani BH eğilimleri yeterince güçlü olan bir birey bile kaçırılma danen müdahalelere maruz kalmayı tamamen engelleyemese de, o deneyim sırasında gösterdiği direnç / içe kapanış gibi bazı yollarla o deneyimi 4KH varlıkları için büyük ölçüde verimsiz kılabiliyor ve hatta kaçırılmanın dolaylı bazı pozitif etkilerini de yaşaması mümkün olabiliyor. Çünkü kaçırılma sırasında geçici olarak 4. yoğunluk seviyesine geçiyoruz. Götürüldüğümüz ortam her ne kadar KH frekanslarının baskın olduğu bir yer olsa da, dolaylı bir şekilde de olsa 4. yoğunluk seviyesinin etkileri bizdeki bazı potansiyellerin uyanışına yardımcı olabilir. Ayrıca, 4KH varlıklarının bu müdahalelerine maruz kalmak ve bunun farkına varmak, onların gerçekliğine ve yaptıkları şeylere olan muhtemel inançsızlığımızı azaltma yoluyla da pozitif etki yapabilir. Yani olayın/durumun (KH realitesinin) ciddiyetini görmek, bizi kendi pozitif kudretimizi daha fazla ortaya çıkarmaya teşvik edebilir.

Senin özellikle de söz konusu deneyim sırasında sana yapılmaya çalışılan şeylerin pozitif nitelikli olmadığını, özgür iradenin ihlal edilmeye çalışıldığını fark edip güçlü bir direnç göstermiş olmanı dikkat çekici buluyorum.

Her zaman olduğu gibi, konunun sizi ilgilendiren herhangi bir yönünden devam ederek tartışmalarımızı sürdürmemizin faydalı olacağına inanıyorum.

sebat1962

#26
Merhaba Sn.Bozadi,
Açıklamaların nihayetinde kendimi rahatlamış ve aydınlanmış hissettim.Emeklerin için teşekkür ederim.
Son 1 yıldır kendimi pozitif yönde daha bir gelişmiş bulmamın sebebini; açıklamalarından edindiğim izlenimle netliğe kavuşturdum.Hislerimin kuvvetlenmesi, telepati duyumun yavaş yavaş da olsa artış göstermesi, sizinde açıkladığınız gibi travmatik de olsa yaşanılan deneyimlerden ortaya çıkan pozitif sonuçlar diye düşünüyorum.
Sn.Bozadi sakıncası yoksa sormak isterim,  sizin de yaşadığınız deneyimler oldu mu? Tekrarlanan rüyalar gördünüz mü? Görüyor musunuz?Sn.Bigsenfoni'nin bu tür deneyimleri olduğunu ve tecrübeli olduğunu forumda bir açıklamanızda okumuştum.Ya siz, siz neler yaşadınız.?Öğrenmek isterim.

İlgili ve yol gösterici tutumunuz için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.Sayenizde bilgi dağarcığımda ilerlemeye doğru yol alıyorum.Ve bu durum beni mutlu ediyor.Sizden gelecek olan bilgi akışını sabırsızlıkla bekliyorum.

Gününüzün ve yeni başlayan haftanın, yüreğiniz gibi aydınlık ve güzel olması, size iyi gelmesi dieğiyle.Saygılarımla.
 

bozadi

#27
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sebat1962

Son 1 yıldır kendimi pozitif yönde daha bir gelişmiş bulmamın sebebini; açıklamalarından edindiğim izlenimle netliğe kavuşturdum.Hislerimin kuvvetlenmesi, telepati duyumun yavaş yavaş da olsa artış göstermesi, sizinde açıkladığınız gibi travmatik de olsa yaşanılan deneyimlerden ortaya çıkan pozitif sonuçlar diye düşünüyorum.
Tekrarlanan rüya kalıpların ve pozitif bakışının gelişmesi, hislerinin kuvvetlenmesi, telepati duyunun gelişmesi son bir yıl içinde mi gerçekleşti? Bahsettiğin tekrarlanan rüya kalıbını ilk olarak bundan 1 yıl kadar önce mi görmeye başladın? Bir yanda olası kaçırılma deneyimi ile diğer yanda deneyimlediğin pozitif gelişmeler arasındaki etkileşim durumunu (birbiriyle bağlantısını) çözümleyebilmek adına soruyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen sebat1962

Sn.Bozadi sakıncası yoksa sormak isterim,  sizin de yaşadığınız deneyimler oldu mu? Tekrarlanan rüyalar gördünüz mü? Görüyor musunuz?Sn.Bigsenfoni'nin bu tür deneyimleri olduğunu ve tecrübeli olduğunu forumda bir açıklamanızda okumuştum.Ya siz, siz neler yaşadınız.?Öğrenmek isterim.
Deneyim derken, 4KH müdahaleleri, psişik saldırılar ve kaçırılma deneyimlerini kendimi bildim bileli yaşadığımı düşünüyorum. Ama hiçbir somut kaçırılma anım yok hatırlayabildiğim. Yani somut olarak bir 4KH varlığı gördüğümü veya bir gemiye götürüldüğümü veya bu tip varlıklar tarafından bir takım işlemlere maruz bırakılmaya çalışıldığıma dair hiçbir "resim/kayıt" yok aklımda. Ama hislerim bu varlıkların mevcudiyetinden ve sıkça müdahale girişimlerinde bulunduklarından emin olmamı sağlıyor. Yani bunların olduğundan ve olmaya devam ettiğinden şüphe duymuyorum. Muhtemel kaçırılma deneyimlerimi ya kendim bilinçaltıma gömüyorum ya da "onlar" bu etkileşimleri somut bir şekilde hatırlayamamam için etkili bazı yöntemler uyguluyorlar. Bunu fazla kafaya takmıyorum doğrusu. Sonuçta müdahaleler var ve bu müdahalelerin, psişik saldırıların yansımalarını, sonuçlarını görmemek mümkün değil. Bunalım hisleri, halsizlik, hayattan bir ölçüde "kopuş" durumu, inançsızlık, güvensizlik tırmanış gösterebiliyor şiddetli müdahalelerde. Ama herkeste her zaman aynı yansımalar, aynı sonuçlar olmayabilir.

Tekrarlanan rüyalar görmüyorum veya hatırlamıyorum. Maalesef uyandıktan sonra rüyalarımı hatırlama veya hatırlamaya çalışma konusunda çok duyarsızım. Uykudan uyanmaya yakın zamanlarda rüyalarımı daha bilinçli bir şekilde gözlemleyebildiğim, analiz edebildiğim oluyor ama tamamen uyanma sürecinde kolayca siliniyorlar bu anılar. Günün akışı içinde bazen bir çağrışım oluyor bir rüyanın bir parçasını hatırlamamı sağlayan. Ama bu farkındalık da kısa süre içinde dağılıyor. Duyarsızlığın, dikkatsizliğin ve stresin bu unutmalarda etkili olduğunu düşünüyorum.

Bundan birkaç yıl öncesine kadar zaman zaman "karabasan" deneyimlerim olurdu. O meşhur felç halini ve negatif bir gücün benimle uğraşmakta olduğunu çok iyi gözlemleyebiliyordum bu tür deneyimler sırasında. Ya da zaman zaman, gecenin bir yarısı yatağımda uyanırdım ve feci şekilde bir korku ve dehşet hali içinde olduğumu fark ederdim. Az öncesinde bir gücün bana kötü birşey yaptığını veya yapmaya çalıştığını hissederdim. Öyle ki, o gücün hala yakınlarımda olduğundan emin olurdum ve başımı sağa sola çevirip bakmaya bile korkardım. Başımı çevirdiğimde ille de bir varlığın yüzünü gözünü göreceğimi düşünmezdim. Ve zaten bu tür deneyimlerin bazılarında doğrulup etrafıma baktığımda birşey de görmemişimdir ama bunun hiçbir önemi yoktu zaten. İçinde bulunduğum travmatik hal, ille de bir varlığın bedenini görmemi gerektirmiyordu. Durum açıktı. Belki de bu deneyimlerin bazılarında, bir kaçırılma sonrasında astral bedenim yatağımdaki bedenime geri bırakılıyordu ve uyandığımda deneyimlediğim şey de "travma sonrası stres sendromu" denen şeydi.

Psişik saldırı veya müdahale denen şeylerse 7/24 devam ediyor neredeyse. Bir takım güçler kimyanızla ve duygularınızla oynuyor. Ama bunu her zaman bilinçli bir şekilde fark edemiyorsun. Yani etkilerine maruz kalıyorsun, moralin bozuluyor, bunalıyorsun, kendini yiyip duruyorsun, ama bunun bir "müdahale" olabileceğini akıl edemiyorsun her zaman. Tabi ki her negatif duygu ve düşüncemiz doğrudan bir saldırının sonucu değildir ama pek çoğunun öyle olduğundan eminim kendi adıma.

Beyin ve vücut kimyasına yapılan müdahaleler sonucu negatif bir duygu-düşünce bombardımanı altında ezildiğinde, suçluluk duygusunun da etkisiyle o negatif duygu ve düşünceleri "bunlar benim değil ki!" diye atamıyorsun, benimsiyorsun. Ve daha da fazla suçluluk duyuyorsun. Moralin giderek bozuluyor, enerjin düşüyor, halsizleşiyorsun. İçinde bulunduğun durum nedeniyle etrafındaki insanlarla iletişim ve etkileşimlerin de bundan feci şekilde etkileniyor. İnsanlar zaten birbirlerine olan muamelelerinden çok etkileniyorlar ve birbirinden olumsuz sinyaller alan insanlar yoluyla durum bazen bir "zincirleme reaksiyon" yoluyla büyük ve başarılı bir "vurguna" dönüşmüş oluyor KH güçleri açısından.

Bunu çok deneyimledim ve deneyimlemeye de devam ediyorum. Sadece artık zaman zaman "sürecin" farkına vardığımda, o an etkisi altında olduğum negatif duygu ve düşünce kalıplarını bir "balon" gibi patlatabildiğim zamanlar oluyor. Bazen o kadar kolay olmuyor, direnç ve mücadele göstermen gerekiyor. E günlük hayat dediğimiz "düzen" zaten insanların moralini bozacak pek çok baskı ve işkence koşulu içeriyor. Yani hem "içten" hem "dıştan" etrafımız epeyce sarılmış durumda çoğu zaman. Kısık ateşte canlı canlı pişiriliyoruz. Üstelik bazen ateş hiç kısık da olmuyor: cayır cayır yakıyo namussuzlar :) (3KH ve 4KH)

Neyin içinde, yani hangi koşullarda yaşadığımızın daha iyi farkında olduğumuzda, içsel kudretimizi ortaya çıkarmanın giderek kolaylaşacağına inanıyorum (stres ve mecburiyet yoluyla bile olsa).

Bazı şiddetli negatif koşullara o kadar alıştırılmışız ki, sorgulamıyoruz bile. Şu yaşadığımız hayat bize hizmet etmiyor. KH güçlerine hizmet ediyor büyük ölçüde. Durup "Bu hayatı yaşamaya neden devam edeyim ki?" diyemiyoruz. Yaşamaya devam etmemek derken, intihar etmekten bahsetmiyorum tabi ki. Ama hayat dediğimiz şeyin içeriğinin büyük ölçüde bizim aleyhimize tesis edilmiş koca bir sahtekarlık olduğuyla yüzleşmek gerekiyor. Hayatımıza tabi ki devam edeceğiz ama "uyanmamız" gerekiyor. Bu hayat bizim hayatımız değil. Birilerinin hayatına, çıkarlarına koşturan hizmetçileriz, figüranlarız büyük ölçüde. Esiriz adeta. Esaretin sürdürülmesini sağlayan başlıca koşullardan biri de özgür bir hayat yaşadığımızı sanıyor olmamız. Düzen giderek paramparça oldukça bu hipnozdan elbette uyanmamız icap edecek ama o zaman biraz geç kalma riski var. Yani uyanmak yerine şimdiye kadarki travmalarımızdan çok daha büyük bir travmanın içinde donup kalma riski var. O yüzden, fırtına gelmeden kendi isteğimiz ve irademizle uyanmamız gerekiyor. Bunu da en iyi birlikte, işbirliği ile, sorgulayarak, bilincimizi disipline etmeye gayret ederek yapabiliriz. Bilinç giderek uyandıkça, gerekli eylemler kendini açıkça gösterecek ve yapılacaklardır. Ve benim eylemden anladığım şey devlete veya birilerine saldırmak değil. En büyük eylem, kaba ve incelikli çeşitli derecelerde ve niteliklerde ne kadar çok negatif duygu ve düşünce kalıpları içinde yaşadığımız gerçeğine uyanmak, arınma gerekliliğini anlayıp bu konuda işbirliği sürecine girebilmektir. Şu anda ne kadar çok kendi aleyhimize yaşadığımızın farkına bile değiliz muhtemelen.

Sorduğun soruya yanıt olarak ilk aklıma gelenler bunlar sebat1962. Sıkça vaaz moduna geçtiğimi fark ediyorsundur. Sen söylediklerim arasında seni ilgilendiren kısımları esas alarak yorumlarını, açıklamalarını, sorularını, önerilerini paylaşmaya devam et lütfen. Yani karşılıklı olarak.

zna

#28
merhabalar nasılsınız arkadaşlar?
bayağıdır uğrayamıyorum. karışık kafa ile sınavlarıma girip bir hafta tatil yaptım ve o boşlukta sadece kardeşime kasyopya konusunu özetleyerek kendimi rahatlatmaya çalıştım ama olmadı.

tatile çıkmadan önce mesai arkadaşım acil bir işi için doğuya gitti. ancak hava şartlarından uçağı iptal oldu dönemedi. gidişim tehlikeye girmişti ancak bir şekilde izin alıp kaçtım. kaçtığımın ertesi günü arkadaşım kendi aracı ile daireye gelmeye çalışırken denizli açıklarında uyuyakalıp buzlu yolda kaza yaptı. çok şükür bir şey olmadı ancak bunun korkusu beni benden aldı
kök çakrasında kesinlikle bende de bir implant var. çalışmaktan sapıttı beni de saptırdı. başıma büyük dert aldım.
tayin dönemim yaklaşıyor. bulunduğum ilçeden artık kurtulmak istiyorum. yaşadığım yer datça'dan denizli'nin köyüne kaçmıştım sırf 4kh artık müdahale etmesin diye. ancak artık biliyorum ki nereye kaçarsam kaçayım onlar hep benimle. beynimin içinde. kurtulamıyorum.

kendimi sadece kendimin sevdiği, 11 senedir olduğu gibi hiç kimseden imdat isteyemeden (çünkü karşılıksız kalıyor)yalnız ve mutsuz bir dönemden geçiyorum. tapu müdürlüğünde çalışıyorum burda işler gerçekten çok yoğun karmaşık ve problemli. doktorum antidepresan dozunu arttırdı. mali kriz olağan hızıyla katlanarak artıyor. yine de umutsuzluğa kapılmak istemiyorum. ancak elimde değil.
beni öldürmeyen şey güçlendirir diyorum ancak 4kh sanırım bu gidişle canımı da alacak. buyursun yapacak bir şey yok.
hepinize sevgiler. sık sık girmeye çalışacağım
 

bozadi

#29
Merhaba zna. Hepimizin hayatında ciddi stresler var, bundan emin olabilirsin ama seninkiler özellikle yoğun olabilir elbette. "Hayır, öyle olamaz" demiyorum kesinlikle sevgili kardeşim.

Evet, hepimizde 4KH implantları (çipleri) bulunduğundan şüphe duymuyorum ama bunlar için üzülmeye gerek yok sanırım. Çünkü bunun birşeye faydası olmaz. Celselerde implantlar için "kullanılmazlarsa zararları da olmaz" gibisinden birşeyler söylenmişti. Yani 4KH tarafından beynimize ve vücudumuzun çeşitli başka yerlerine yerleştirilen ve bir kısmı bizim teknolojilerimizle (röntgen) tespit edilemeyen implantlar, üst seviye KH varlıklarının bize ürettirmeye çalıştıkları negatif enerjileri emme aygıtlarıdır. "Takip" için kullanılma fonksiyonları da var tabi. Ne kadar çok negatif duygu enerjisi üretirsek, implantlar da o kadar işlevsel olmuş oluyor. Pozitif duygu ve düşünceler egemen olduğunda implantlar da giderek işlevsizleşiyor.

4KH güçlerinden de, 3KH güçlerinden de kaçış yok gerçekten. Nereye gidersek gidelim, ne yaparsak yapalım, bu gezegen üzerindeki hayatımıza (enkarnasyonumuza) devam ettiğimiz sürece, bu gezegende mutlak egemenlik elde etmeye çalışan bu varlıkların etkileriyle, baskılarıyla, işkenceleriyle karşılaşmak kaçınılmaz görünüyor. Bizi asimile etmeye ve onlara hizmet / kölelik etmeye zorluyorlar.

Peki, diyeceksin, böylesine berbat bir bataklıkta ne işimiz var? Neden bütün bunları yaşamak zorundayız?