Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kasyopya ve RA Celseleri Doğrulukları Hakkında Tartışma

Başlatan Thot, 20 Temmuz 2020, 17:15:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Thot

Merhaba, pek forumda takılmasamda uzun bir süredir forumu ziyaret ediyorum. Kanallamalar hakkında ve doğruluk oranları hakkında bir tartışma konusu açmak istedim.

Sözü fazla uzatmadan konuya gireyim: Kasyopya celselerinde ya da RA bilgilerinde verilen bilgilerin elle tutulabilir herhangi bir dayanağı var mıdır? Kanallamaları doğrulayabilecek ve kafamızda oluşan soru işaretlerini ve şüpheleri giderebilecek bu zamana kadar yaşanmış herhangi bir durum var mıdır?

Kısaca söylemek istediğim bilimsel olarak aktarılan bilgilerin tutarlı bilgiler olabileceğini gösteren herhangi bir delil, teyit ya da doğrulayıcı örnekler var mıdır?

Eğer sizin bildiğiniz ve benim gözden kaçırdığım doğrulayıcı nitelikte bir bilgi/olay vb. şeyler varsa bu başlık altında bilgilerimizi aktaralım lütfen.

Örneğin bu kanallamaları yapan insanların aktardıkları bilgiler yüzünden herhangi bir zor durumda kalma olayı ya da hayatlarının tehlikeye girmesi gibi yaşanmışlıklar var mıdır? Çünkü eğer bilgiler tutarlıysa bu doğal olarak kutuplaşmalara sebep olacaktır ve bu yüzden KH takımları tarafından kanallama sahiplerinin tehdit edilmeleri, rahatsızlık yaşamaları vb. gibi durumlar çok olası görülüyor.

Eğer bilinen ve ortada olan böyle örnekler varsa lütfen bu başlık altında toparlayalım. Ve konu amacı dışına çıkıp kırıcı olmamaya özen gösterelim lütfen. Teşekkürler.
 

fidelista

Bilimsel kanıt niteliğinde deliller zor ama spritüel konulara aşinaysanız bu konular bir anlamda inanıyorsanız bu bilgilerin bu konulardaki uçuk kaçık olmayan ayağı yere basan tutarlı bilgiler olduğunu görürsünüz.Yüzde yüz doğrumudur tabiki hayır,doğru nedir gerçek nedir ayrı bir tartışma konusu.Ayrıca ufoloji diye bir konu var burada somut verilerle hareket eden ince eleyen sık dokuyan kişiler var bir tanesi Farah Yurdözü hanımefendi bu araştırmacının Reptilian sürüngenimsilerin binlerce yıldır dünyada bulunduğu ve iinsanlığı sömürdüğü bilgileri ilkesel olarak Kasyopya ile örtüşüyor,Ra daha felsefik bir yaklaşım sergiliyor ve 30 yıldır bu konuları takip eden biri olarak söyleyebilirimki bu konudaki en iyi çalışma.Okuyacağınız bu konudaki kitaplarada canım cicim gibi edebiyat yapan yada somut ama absürdlük derecesinde tutarsız bilgilere sık rastlanıyor maalesef kimi sizi uzaylılar alıp kendi gezegeninen götürecek kimi siz yükseleceksiniz kimide tecavüzden zevk alın diyor (Grileri kaçırılmalrı öven kişilere) sonuçta; biraz sezgi bir paranoya biraz akıl mantık ve tecrübe ile yaklaşmak lazım zannımca.

Kasyopyalıların yıllarca İsa peygamberden,ayrıntılardan bahsedip 20 yılsonra yok böyle biri yaşamadı demelerini hala kabul edemediğimi itiraf etmeliyim ama bir tarafdan da öyle derin ve girilmrmiş açıklanmamış cesaret edilmemiş konuları anlatıyorlarki kopamıyorum.Değişik bir aşk bu.Şu sonuca varıyorum bu gezegende o kadar büyük bir körlük,yalan,esaret içinde yaşıyoruzki gerçeklerin kırıntısı bize yalan saçma akıl dışı geliyor

Bu soruyu kendinize ve bize sormakta haklısınız bn de kendime sormuyor değilim,asla sorgulamayı bırakmamak körü körüne şartsız kabul etmemek biraz inanaç ama akıl ve kanıtlarala desteklemek gerekiyor kendi içinde tutarlılığa bakmak gerekiyor.

Aoibheann

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Bilimsel kanıt niteliğinde deliller zor ama spritüel konulara aşinaysanız bu konular bir anlamda inanıyorsanız bu bilgilerin bu konulardaki uçuk kaçık olmayan ayağı yere basan tutarlı bilgiler olduğunu görürsünüz.Yüzde yüz doğrumudur tabiki hayır,doğru nedir gerçek nedir ayrı bir tartışma konusu.Ayrıca ufoloji diye bir konu var burada somut verilerle hareket eden ince eleyen sık dokuyan kişiler var bir tanesi Farah Yurdözü hanımefendi bu araştırmacının Reptilian sürüngenimsilerin binlerce yıldır dünyada bulunduğu ve iinsanlığı sömürdüğü bilgileri ilkesel olarak Kasyopya ile örtüşüyor,Ra daha felsefik bir yaklaşım sergiliyor ve 30 yıldır bu konuları takip eden biri olarak söyleyebilirimki bu konudaki en iyi çalışma.Okuyacağınız bu konudaki kitaplarada canım cicim gibi edebiyat yapan yada somut ama absürdlük derecesinde tutarsız bilgilere sık rastlanıyor maalesef kimi sizi uzaylılar alıp kendi gezegeninen götürecek kimi siz yükseleceksiniz kimide tecavüzden zevk alın diyor (Grileri kaçırılmalrı öven kişilere) sonuçta; biraz sezgi bir paranoya biraz akıl mantık ve tecrübe ile yaklaşmak lazım zannımca.

Kasyopyalıların yıllarca İsa peygamberden,ayrıntılardan bahsedip 20 yılsonra yok böyle biri yaşamadı demelerini hala kabul edemediğimi itiraf etmeliyim ama bir tarafdan da öyle derin ve girilmrmiş açıklanmamış cesaret edilmemiş konuları anlatıyorlarki kopamıyorum.Değişik bir aşk bu.Şu sonuca varıyorum bu gezegende o kadar büyük bir körlük,yalan,esaret içinde yaşıyoruzki gerçeklerin kırıntısı bize yalan saçma akıl dışı geliyor

Bu soruyu kendinize ve bize sormakta haklısınız bn de kendime sormuyor değilim,asla sorgulamayı bırakmamak körü körüne şartsız kabul etmemek biraz inanaç ama akıl ve kanıtlarala desteklemek gerekiyor kendi içinde tutarlılığa bakmak gerekiyor.

Seanslar medyum kişinin akıl suzgecinin saflık derecesine bağlı olarak doğru bilgi içerir. Yani her seansta kişisel veriler de dahil olur. Bunları elemek de bir süreç. İlk celselerde İsa'dan bahsederken "sizin 'İsa' dediğiniz varlık" diye geçer. Fakat tek tanrılı 'monoteist' dinlerde geçen 'İsa'nın aslında yaşamadığını söyler. Yani böyle bir varlık vardı ama orada anlatılan varlık değildi. Ben okudugumdan bu sonucu çıkardım. Bunun haricinde celselerde geçen bazı bilimsel görüşleri araştırdım ve tutarlı olduğunu gördüm. Zaten kendileri de diyor ki; 'sizin görüşünüzle 'gelecek' kavramı değişkendir. Bu yüzden kehanet verilerine fazla takilmiyorum ama hak vermeden de gecemiyorum. Mesela son verilerde 'hava olaylari' demişlerdi ve gerçekten de pek çok tuhaf hava olayı yaşandı hem ülkemizde hem dünyada. Yine de kasyopya savunuculugu yapmiyorum. Dediğim gibi kişisel verilerde bu seanslarda yönlendirici olmustur. Tek tek celse tarihlerine bakıp araştırmak lazım. Bu konuyu merak ediyorsanız eğer sizde yapabilirsiniz.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

gerçek tosun paşa

Yani bu forumda bu konular zaten tartışıldı. Ve Ra'nın da açıp kitaplarını okursanız, Kas. celselerini de düzenli takip ederseniz kimlerin başına neler gelmiş, kanıt var mı yok mu, ihtiyaç var mı, bu forum bu bahsi geçen konulara nasıl bakıyor görebilirsiniz.

Hem devamlı bir takipçi olduğunuzu söylüyor hem böylesine önemli bir içsel doğrulama ve mantık yürütme ihtiyacının karşılığını bu forumun insanlarına bırakıyorsunuz öyle mi? Yani biz yıllarımızı verip yaptığımız tespitlerle size bir kanıtlama çabasına gireceğiz siz de mantığınıza sığdırabilirseniz gönül vereceksiniz. Doğru mu anlıyorum?

Bir de konu dışına çıkılmamasını talep etmişsiniz. Biz sizi neyi ne kadar bildiğinizi nerden kestirebilir ve konu içinde tam ihtiyaçlarınıza yönelik cevaplar verebiliriz acaba? "Bilimsellik ve mantık sınırları" içinde pek tabii...


Bana biraz zorlama bir konu olmuş gibi geldi...

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Thot

Merhaba, pek forumda takılmasamda uzun bir süredir forumu ziyaret ediyorum. Kanallamalar hakkında ve doğruluk oranları hakkında bir tartışma konusu açmak istedim.

Sözü fazla uzatmadan konuya gireyim: Kasyopya celselerinde ya da RA bilgilerinde verilen bilgilerin elle tutulabilir herhangi bir dayanağı var mıdır? Kanallamaları doğrulayabilecek ve kafamızda oluşan soru işaretlerini ve şüpheleri giderebilecek bu zamana kadar yaşanmış herhangi bir durum var mıdır?

Kısaca söylemek istediğim bilimsel olarak aktarılan bilgilerin tutarlı bilgiler olabileceğini gösteren herhangi bir delil, teyit ya da doğrulayıcı örnekler var mıdır?

Eğer sizin bildiğiniz ve benim gözden kaçırdığım doğrulayıcı nitelikte bir bilgi/olay vb. şeyler varsa bu başlık altında bilgilerimizi aktaralım lütfen.

Örneğin bu kanallamaları yapan insanların aktardıkları bilgiler yüzünden herhangi bir zor durumda kalma olayı ya da hayatlarının tehlikeye girmesi gibi yaşanmışlıklar var mıdır? Çünkü eğer bilgiler tutarlıysa bu doğal olarak kutuplaşmalara sebep olacaktır ve bu yüzden KH takımları tarafından kanallama sahiplerinin tehdit edilmeleri, rahatsızlık yaşamaları vb. gibi durumlar çok olası görülüyor.

Eğer bilinen ve ortada olan böyle örnekler varsa lütfen bu başlık altında toparlayalım. Ve konu amacı dışına çıkıp kırıcı olmamaya özen gösterelim lütfen. Teşekkürler.
Sevgili Thot. Soruna veya sorularına cevap veren üç arkadaşın da açıklamalarına genel itibariyle katılıyorum. Ek olarak söylemek istediklerim:

Bu kaynaklar, ki özellikle Ra, Pleiades ("Pleiades Öğretileri 1" adlı kitap) ve Kasyopya bilgilerini kastediyorum, çok sayıda konuda bilgi veriyor. Bunları çok kaba bir şekilde de olsa metafizik ve fizik bilgiler şeklinde ikiye ayıracak olursak, metafizik bilgilerin kanıtı konusu pek basit bir husus değil bildiğin gibi, hele ki "pozitif bilim" denen materyalist bilim açısından. Ama örneğin spiritüalizmle ilgilenen ve yararlanan insanların çoğu "reenkarnasyon" olgusunun gerçekliğine inanır ve hatta bu konuda "kanıt" denebilecek pek çok şey de olmasına rağmen, bilim dünyasının materyalist eğilimli kısmı o iddiaları ve öne sürülen kanıtları adeta "yobaz bir şekilde" aşağılar.

Forumda en çok referansta bulunulan söz konusu kanal bilgilerinin verdiği bence en önemli bilgiler "kozmolojik" nitelikli bilgilerdir (örneğin yoğunluk, BH-KH yolları, BH-KH güçleri arasındaki etkileşim, öğreniş, herkesin tanrısal özü, varoluşun birliği, bütünlüğü) vs. Bu kaynakların verdiği kozmolojik bilgiler spiritüalizm ekolünde herkes tarafından kabul edilmeyebilecek olsa da bence bu kaynaklar spiritüalist bilgilerin "doruk noktasını" temsil ediyor. Yani bence insanlığa bu konularda verilmiş en sağlam bilgiler. Ve bu bilgiler çok bilimsel tartışma konusu olabilecek konular değil. Daha doğrusu "acaba bu bilgiler inanılır mı, inanılmaz mı, güvenilir mi, güvenilmez mi diye bilimselci bir açıdan yaklaşılabilecek şeyler değil. Bilimsel açıdan yaklaşılabilecek, sorgulanabilecek yönleri yok mu? Tabi ki var. Metafizikten ziyade bariz dünyevi veya fiziksel, bilimsel, tarihsel yönleri olan bilgilere bu açıdan yaklaşılıp sorgulamalar yapılabilir. Kısmen çok isabetli, kısmen az isabetli, kısmen şaşırtıcı doğrulukta, kısmen bariz yanlış şeyler bulunabilir.

Kasyopyalılar Ra bilgilerini ve Pleiades bilgilerini "değerli" bilgi kaynakları olarak vurguluyor ama Ra bilgilerinin %60 küsür, Pleiades bilgilerinin yaklaşık %70 ve Kasyopya bilgilerinin de yaklaşık %70 doğru bilgi içerdiğini söylüyor. Yani başrolünde kendilerinin olduğu bilgi kümesinde bile %30'luk bir sapma (yanlış bilgiler) olduğu söylediler bir ara. Bu yanlışlıkların kendilerinden (6. yoğunluk varlıklarından) kaynaklı olmadığını, alıcı tarafla ilgili çeşitli sorunlardan kaynaklı olduğunu söylüyorlar. İnanırsın veya inanmazsın. Şüphe payı bırakarak doğru varsayabilirsin veya varsaymayabilirsin. Sana kalmış. Benim bu bilgileri sevmemin, inanç göstermemin esas sebebi fiziksel kanıtı olabilecek, bilimsel açıdan sorgulanabilecek bilgiler değil, varoluşun temel nitelikleri hakkında verdikleri bilgiler, daha doğrusu bu yönde ortaya konan iddiaların benim aklıma, gönlüme, sezgime uyması, verdiği ilham vs.

gerçek tosun paşa adlı arkadaşımızın eleştirisi biraz sert gelmiş olabilir sana ama gayet isabetli bir yönü olduğunu düşünüyorum. Sen bu bilgileri bu şekilde sorgulama noktasına geldiysen, bu ciddiyeti gösteriyorsan gerçekten, önce o bilgileri elinden geldiğince dikkatli bir şekilde okuyup sana hitap edip etmediğine bakman gerekir. İlham veriyor mu, vermiyor mu? Özellikle manevi, varoluşsal, kozmolojik bilgileri kastediyorum. Varoluşun en temel nitelikleri, yoğunluk seviyeleri, BH-KH kavramı, tümsel sistemin devirdaimi, varoluşun birliği, bütünlüğü vs. Bu bilgiler sana çok hitap etmiyorsa, bilimsel açıdan sorgulanabilecek şeylerin doğruluğunun, yanlışlığının bir önemi olduğunu sanmıyorum.

Aynı şekilde, eğer sen bu sorgulamayı samimiyetle ve ciddiyetle yapıyorsan, şimdiye kadar bu bilgi kaynaklarından en azından bir tanesinin öne sürdüğü bilgilerden dikkatini çeken, fiziksel, tarihsel, dünyevi yönleri olan bazı hususları okumuş, sorgulamış olmalısın. "Kanıt var mı?" diye sormak yerine, kanıt olup olmadığı yönündeki kendi görüşlerini, örneklerini paylaşsan, bu daha samimi olurdu.

Yani bu bilgileri çok da ilgi duyup okumuş, değerlendirmiş gibi görünmüyorsun açıkçası. Belki yanılıyorum bunu söylerken. Öyleyse özür dilerim. Ama yeterince ilgi duyup okuyorsan, lütfen en çok ilgini çeken hususları, konuları, bunlara dair olumlu-olumsuz kendi görüşlerini, eleştirilerini paylaş ki, konuya, konulara, kaynaklara olan ilgi-alaka düzeyini az-çok anlayıp ona göre yaklaşabilelim. "Biz"li çoğul takı kullanarak söylemem çok doğru olmadı aslında. Herkesin farklı yaklaşımları da olacaktır ama pek çok ortak noktada önemli bazı uzlaşmalar da olduğunu tahmin ediyorum forum müdavimleri arasında.




Thot

Spritüel konulara fazlasıyla aşinayım dolayısıyla ezoterik konular söz konusu olunca benim açımdan herhangi bir sorun söz konusu olmuyor. Benim için sorunun başlangıç noktası ruhsal kanallamaların bilgiye açılan kişiler tarafından kabul edilmesi eşiğinde neden hiçbir net ve somut bir bütünsel bilginin elde edilememesi ile alakalı. Yani bu şekilde değerlendirirsek örneğin RA bilgilerinde kanallama yapan insanların uzun yıllar boyunca zaten bir dünya dışı uzaylı varlık teması için çok uzun bir süre kendilerini şartlandırarak grup meditasyonları yaptığı kendilerinin de kabul ettiği ve önsözlerinde paylaştığı bir gerçek ve kasyopya laura ve ekibi içinde aynı durum söz konusu.

Durum böyleyken ra temasının da ve kasyopyalıların da bir tür kendi şartlandırıldıkları hayal dünyalarının psikozunu yaşıyor olmaları ihtimali daha gerçekci değil mi? Uzun sorgulamalarım sonrası buna benzer bir durum ile karşı karşıya olduğumuzu düşünmeye başladım.

Çünkü RA ve KAS kaynakları ve benzerleri tamamıyla yaratıcılıkları çok yüksek insanların bazı akıl hastalıkları sonrası oluşturulmuş içerikler gibi. Neden mi bunu düşünüyorum? Çünkü hepsi birbirini kopya eden ve devam versiyonları gibi böyle olması kanallamayı doğrulamıyor aksine bilinçaltlarında bu bilgileri almış insanların daha da üzerine ekleyerek geliştirmeleri gibi. Diğer açıdan bakarsak özümsemeye çalıştığımız bilgiler fazlasıyla subjektif ve havada kalan ve net bir temele oturtulamayan içerikler.

Ufoloji söz konusu olunca, gece gece beni takip eden ben nereye gidersem o hizaya gelen ve benim koordinatlarımda sabit duran bir UFO görmüşlüğüm bile var benim. Hatta hatta vizyonik deneyimler bile söz konusu kendim için, ama bütün bunlara rağmen bunların gerçekliğinden şüphe ederek yan açıklamalar ve genellikle bilimsel değerlendirmeler oluşturmaya çalışıyorum kendimce. UFO görmek ya da uzaylı temasları bütün bunlar insanlığın ilk çağlarından en ilkel dönemlerinden beri kendi başına tamamen bir psikozun ve halüsinatik etkilerin bir ürünü olması olasılığı daha ağır basmıyor mu? Çünkü insan doğası buna doğası gereği fazlasıyla elverişli ve genlerimize kadar işlemiş bir atalarımızın sorunlu dnaları söz konusu.

Gelelim spritualizmde enerji konularına ve benim bu konudaki düşüncelerime, ruhsallığı derinden yaşayan enerjileri hissedebilen bir insanım. Kundalinim aktif ve düzenli olarak adeta yaşayarak çok derin bir algıyla omiriliklerimde bir nevi görerek kullanmaktayım. Bu açıdan spritualizm çok daha deneyimlenebilir geliyor bana. Çünkü ortak tekdüze bir kanıttan ziyade çok daha önemli bir kanıt gibi tamamen yaşanılan ve kişinin kendisinin kendi deneyimleriyle görebildiği ve herkesin kendi algılarıyla kendi kanıtlarını kendisine sunabildiği bir konu.

Son olarak bu yazdıklarım uzun sorgulamalarım sonucu hemen hemen yakın olduğum görüşler. RA ve KASYOPYA kaynaklarınının büyük bir bölümünü neredeyse tamamını okudum ve zaman zaman geriye dönerek tekrar bir inceleme yapıyorum. Buna rağmen halen bu kaynaklarda anlatıldığı gibi senaryoların olabileceği gibi ihtimaller bana çok fazla ütopik ve absürd(gerçek dışı) geliyor açıkcası. Bu yüzden bu konuyu açma ihtiyacı hissettim ve halen daha eğer bu kaynakların geçerli ve doğru olabileceği konusunda sizlerin yakalayabildiği ince bir nüans ve nokta var ise öğrenmek istiyorum. Burada benim kastettiğim doğruluk istatiksel bir gerçeklik değil, bahsettiğim şey bütün kanallamaların bir kanallamadan ziyade pekte sağlıklı olamayacak insanların beyinlerinin bir kurgusu olabileceği düşüncesi. Eğer durum buysa zaten bu noktada doğrulukları büyük bir muamma ve tartışılır bir konu haline geliyor.

Tekrar belirtme ihtiyacı hissediyorum, benim amacım kimseyi kırmak ya da inandığı değerlere laf söylemek değil. Sadece kanallamaları ve celseleri tamamen objektif bir şekilde sorgulamak ve saygılı bir şekilde en uç noktaları yakalayabilmek.

Ayrıca forumda celselerin doğruluğu hakkında düzgün bir tartışma ve bilgi alış verişi başlığı bulamadım. Daha çok birkaç tane  öz eleştirilerle alakalı başlıklar var.

Umarım fazla sorgulamaktan dolayı ben yanılıyorumdur ve bazı forum üyeleri beni aradığım somut ve boşlukları doldurabilen benim kaçırdığım kısımları vurgulayarak bilgilendirebilirler.
 

Tgur

Thot, bizim de kastımız kimseyi kırmak değil evvela bunu bilincimize yerleştirmeliyiz, tavrımız ifademiz biraz sert olsa da konumuz dostlarla sandalcı kavgalarından çok ortada anlaşılmaz gibi duran gerçeğin omurgasındaki bozuklukları  tespit edip sakin bir bilinçle bir yerlere gelmeye çalışmaktır ,

Bu nedenle halen çalışma yaptığım bir yazıdan aktarım sunuyorum,konunun başlığı "simyacılar"

Simyacıların faaliyetleri uzun ömürler sağlıyor mu anlayamadık ,ama biraz karmaşık gelen izahlarla simya ile uğraşmanın maddenin dönüşüme uğrama faaliyetleri ile insanları sadece maddeye bağlı halde tutan ,maddenin önemini ortaya çıkaran ve bütün evreni maddeye bağlı bir anlayışla kabul etme anlayışına sürükleyen bir durumu ortaya çıkarıyor adeta sabitliyor,

Mevcut bilim dallarımızın ortaya çıkardıklarına bakalım bu anlayışı sürükleyen bir özellikltedir ,madde dışı olan manevi şeyler tamamen ütyopik veya hasta bilinçlerin ortaya döktüğü şeylerdir ,onları baskılamak daha çok bu umumi stresi azaltmak için bir çok ilaç firması anormal çalışmalar içinde ,kısaca anti depresan kullanmak alışkanlık haline geldi ,buna sebep nedir ,

Mevcut bilim dallarımızın kısıtlı konular içinde kalıp, olası gelişmeleri bulunulan kalıplara uymuyorsa şiddetle reddetmek üzerine kuruludur,

Bunu aşmaya çalışan bilinçler dahi değil de deli damgası vurulacaklardır bu gözle faullü kabul edilirler, aynen Galileo nun dünya yuvarlaktır demesine itiraz gibi..

Buna bir misal olarak DNA mızın yüzde doksansekiz onda sekizini kullanamadığımız sadece bir onda ikisini kullandığımız gerçeği ortada durduğu halde DNA daki bu kullanılmayan "İntron" bölgeler için "çöp DNA" derler ve araştırma dışında tutarlar ,bunu yeni yeni araştırmaya çalışan çeşitli yeni olgulara anahtar bulan genetikçiler bu kafayı savunanlar için delidirler ,üzerinde durmazlar,

Ve biz de "yaratıcı bizdedir" bu yolla anlayın kısıtlandırıldık ve uğraştığımız bilgiler bunu anlatıyor dersek bizde tımarhaneliğiz..

Bu misali uğraştığımız anlamaya çalıştığımız sipirütüel konuları inceleyenleri aynı kefeye koyup ortaya dökülen ve üzerinde çeşitli dostlar tarafından tartışılan konuları rüyalarla vizyonlarla karşılaşılan paranormal hallerle ortaklaşan bütünlük kollektif hallerini ve gelinilen toplam gerçeklikleri o köhnemiş dünya bilim cetveli ile ölçmeye çalışanlar için söylüyorum,



bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Thot

RA ve KASYOPYA kaynaklarınının büyük bir bölümünü neredeyse tamamını okudum ve zaman zaman geriye dönerek tekrar bir inceleme yapıyorum. Buna rağmen halen bu kaynaklarda anlatıldığı gibi senaryoların olabileceği gibi ihtimaller bana çok fazla ütopik ve absürd (gerçek dışı) geliyor açıkcası.
Bu forumda ele alınan ve genel itibariyle de benimsenen bilgilerin en önemli yönü "bilimsel kanıtlanabilirlik" ile ilgili değildir, bu bir "gönül" meselesidir özü itibariyle. Hadi K'yı geçelim; eğer örneğin Ra Bilgileri gibi bir kaynağı okuyup da bu kaynağın, bu bilgilerin hastalıklı bir zihin yapısının ürünü olduğu sonucuna varıyorsan, seninle burada bu meseleleri, bu meselelerin bilimsel bir makullüğü olup olmadığını tartışmanın hiçbir manası olmaz. Bu tür konuları görüştüğün, konuştuğun kişilerle olan diyaloglarında bu kaynakların bahsi geçerse, aşağılayıp geçiver, ne olacak? Hastalık olarak gördüğün şeyin hastalık olmadığını sana kanıtlamamıza ihtiyaç duymana neden olan şey nedir?

Tgur

Hep böyle olur  KH, bir dostun zihninden masumane bilgiyle uğraşanların yoluna bir taş koyar ortalığı karıştırır,kimseyi suçlamıyorum bu tip davranışlarla çok karşılaştım ,herkesi çok sevdiğimi ve tenzih ettiğimi yine bildiriyorum,

Çok takdir ettiğim Bozadi dostun bu işin sadece gönül işidir sözüne itiraz edeceğim,

Yaptığımız tartışmalar ve şahit olduğumuz celse içindekiler tamamen bilim yoluyla izah edilebilinir özelliktedir,bahsettiğimiz bilim bağnazlık yolunda takılı kalmışların bilimi değil, zira şu andaki gelinen bilimsel gerçekler tamamen üste çıkmış yol almakta,

İzahlarımız veya izahların geneli evvela doğa gerçekleri ile ilgili ,DNA strüktürü,kök hücreler,klonlomalar,organ nakilleri tüp bebekte gelinen son noktalar,sinir hücrelerinin özellikleri ,hücre genel yapısı velhasıl biolojinin gelmiş olduğu parlak noktalar ,

Diğer yandan konuların izahındaki doneler ,kuantum fiziği,nükleer fizik,görecelilik teorisi ,atom altı incelemesi ,birleşik alan teorisi,ve ilh. sürer gider ve hepsi de köhnemiş yok olmaya doğru giden eski fizik biliminin dışındadır,

Uzatmıyacağım şu en son yazımda bile yapay zeka ve biolojik sensörlerden bahsettik ,düşüncenin madde üzerindeki etkisi ile bir insanın kollarında iplerle oynatılan bir kukla değil tamamen bilinciyle yaratımda bulunan bir varlık olduğunu söylemeye çalıştık.


Thot

@bozadi

Benim bakış açımda da zamanımın büyük bir çoğunluğunu eskiden uzun bir süre ra temasında anlatılanların doğru olabileceğini düşünerek geçirdim. Fakat son zamanlarda özellikle son bir yıldır aradığım ama bulamadığım nesnel ve somut bazı ufak ipuçları var. Eğer bu ufak ipuçlarını bulabilir ve kafamda anlamlandırabilirsem ra veya kasyopya temaslarına daha gerçekci bakabileceğim. Sizlerin bu konu hakkında fikirlerinizi merak etme sebebim de yalnızca bundan ibaret.

Eğer kanallamalarda anlatılanlar doğruysa bu muhalif grupları doğal olarak tahrik edecektir. Ama ben internet üzerinde en azından görünür ve açık web üzerinde herhangi bir kendine hizmet oluşumu veya portalı forumu vb. şeyler bulamıyorum. Örneğin zeta, orion, kertiş vb. bir oluşum yok bildiğim kadarıyla. Deep web de böyle yapılanmalar varsa da bilgilendirilmek isterim. Çünkü karşıt bir yapılanma kh grubu platformları doğal olarak celselerde anlatılan çoğu şeyi doğrular nitelikte olacaktır. Karşıt yapılanma derken masonluk vb. şeyleri kastetmiyorum çünkü masonlar yalnızca kamil insan olma yolunda ezoterik öğretilere bağlı bir yapılanma. Masonluğun kertişlerin ya da kh gruplarının takımında olabileceğine dair somut deliller mevcut değil çünkü.

Umarım yine de ben yanılıyorumdur ve deep webde zeta, orion, kh grupları celseleri bile yapılıyordur ki tam olarak neyle karşı karşıya olduğumuzu bilelim.
 

Thot

@Tgur benim kh olduğumu nereden çıkardın? Ben yalnızca kh ya da bh bunların tamamen gerçek bir yol olup olamayacağını sorguluyorum. Yazdığın bilgilere katılıyorum ama yine de ortada kanallamaların doğruluğu yönünde net bir gösterge göremiyorum. Bana kh yakıştırması yaptığın için de üzüldüm sadece.
 

Gaia

Aynaya baktığımızda gerçeği gördüğümüzü sanarız ancak gördüğümüz gerçeğin yansımasıdır. Kimse gerçek görüntünü sana veya bir başkasına gösteremez. Fiziksel alem maddeden oluşmuştur. Maddenin köküne indiğin zaman atom altında gördüğün şey maddenin aslında bir projeksiyon olduğudur. Senin algın onu gerçek kılıyor. Verdiğin değer, yüklediğin anlam gibi şeyler maddenin ölçülebilirliğini arttıran şeyler. Bugün kendi boyumun kaç cm olduğunu bilmem bana yaşamım hakkında geniş bir perspektif vermez. Sadece boyumun kaç cm olduğunu bilmiş olurum.

Celseleri kanıtlama düşüncesini Lauralarda geçmişte verdikleri konferanslarda anlattılar. Youtubede bunlar yüklü bir şekilde kanallarında duruyor. Gerçekleşen kehanetlerden ve verilen bilgilerin doğru olduğuna dair delillerden yola çıkarak bunu anlattılar. Geçmişte izlemiştim, şimdi detaylarını anımsamıyorum. Dilersen izleyebilirsin. Orada bunun bir deney olarak başladığını, benzer şüphelere onlarında sahip olduğu gibi şeyleri aktarıyorlardı hatırımda kalanıyla. Hatta konferans sırasında katılımcılara küçük bir deney bile yapmışlardı. Ben bu aktarımı samimi bulmuştum.

Onun dışında okuduğum bir çok öğretide benzer tekrar eden döngüsel kalıplara rastlayıp durdum. Bir insanın kendi içindeki hakikati ona öğretmek yerine onu manipule edip belli kalıplar üzerinden düşünmesine neden olacak propaganda tipi şeylerdi. Kasyopya ve ra gibi aktarımlarsa bu öğretilerin içine düştüğü sujelerin çıkarlarının ve gizli niyetlerinin alttan alta itelendiği bir öğreti olmadı. Çünkü öğrenmeye ve farkındalığı arttırmaya yönelik bireysel tavsiyelerde bulunan bir öğreti, insanın daha fazla zeki olmasına ve sonsuz zeka dediğimiz her şeyle bir olan o en uç seviyedeki ermişliğe ulaştırmayı amaçlayan bir öğreti, felsefe beni nasıl manipulasyon altında tutup kandırabilir ki? Temel mantık kurallarıyla düşününce bile senin özgürlüğüne saygı duyan bir aktarıcının seni kandırabilme olasılığı bana tuhaf geliyor.

Gelmeye çalıştığım şey tüm bunlar bir hikaye ise bile ki bunu sanmıyorum, ne kaybederim ki? Bir dünya şey öğrendim, öğreniyorum ve öğrenmeye devam  edeceğim. İki kehanet gerçekleşmedi diye tüm öğretiyi çöpe atmak anlamsız. Kehanet mekaniklerinin nasıl çalıştığını bile tam olarak kavrayamıyoruz, gerçekleşmeyeceğini nereden biliyoruz? Zamanın ötesinde, zamansız bir yoğunluktan tüm olasılıkları gören bir bakış açısı, senin özgür iradene saygı duyan bir bakış açısı kehanetleri gerçekleşsin diye müdahale etmezlerki. İnsanın seçimleri vardır, seçer ve yaşamına yön verir. Bugün bir kelebeğin uçuşunun bile dünyada bir etkiye sahip olduğunu anlayabiliyoruz. Mikro ölçüde de olsa etki etkidir. Seçimler değişir bu da geleceği, olacakları gibi şeyleri etkiyebilir.

Her şeyden önce bu celselerin bana ilham verip vermediğine bakıyorum. Okuduğum metaryalden keyif almıyorsam okumayı neden sürdüreyim? Bu konuda bozadiye katılıyorum. Gönül işinden kastınında bu olduğuna eminim. Bugün mesele okunulan bilginin geliş biçimi değildir, ne anlattığıdır ve kişinin bundan ne anladığıdır! Ben buna bakarım.

Şüphe güzel bir şeydir, insanı gerçeğe götürür. Umarım sizde aradığınız gerçeği bulabilirsiniz. Konu halkındaki derin şüphelerinizi daha spesifik şekilde örnekler üzerinden anlayabileceğimiz bir şekilde aktarırsanız site sakinleri size daha net cevaplar verebilecektir. Mesela size göre Laura ne yapmaya çalışıyor? Size göre celselerin anlatmaya çalıştığı şeyler nedir? Bizim bilmediğimiz ve sizin bildiğiniz şey nedir? Biz neyi göremiyoruz da siz bunu görüyorsunuz? Gibi. İyi günler.

gerçek tosun paşa

Sevgili Thot, öncelikle insan olarak yaşamak bir KH canlısı olmanın gereğidir. Celseleri düzenli takip eden herkes bu argümanı ve dualitenin teorik olarak temel ele alınış şeklini bilir. Yoksa seni suçlamak ne Tgur'un ne bozadi'nin yapmak isteyeceği şeyler kesinlikle değildir. Bu arkadaşlarımızın niyetinden şahsen ben şüphe duymam.

Anlamlandırma isteğin ve ardından gösterdiğin çabayı takdir ediyorum fakat bu konu ciddi manada birinin kafana sokabileceği şeyler değil. Kelimelerle betimlemesi çok kolay bile olsa anlaması (farkındalığın bilinçte kozmik bir karşılık bulması) çok zor bir mesele.

Senin bahsettiğin "RA ve KASYOPYA kaynaklarınının büyük bir bölümünü neredeyse tamamını okudum ve zaman zaman geriye dönerek tekrar bir inceleme yapıyorum. Buna rağmen halen bu kaynaklarda anlatıldığı gibi senaryoların olabileceği gibi ihtimaller bana çok fazla ütopik ve absürd (gerçek dışı) geliyor açıkcası." cümlenle açıkladığın bu konunun nedenselliğini neden-sonuç ilişkisi kurarak bir süredir anlamaya çalışıyorum. Evet bir takım yetki ve karar sahibi insanların maddi-manevi değerler üzerine bu kadar yozlaşıp göz göre göre insanlığın, toplumun kötülüğü için (kendi çıkarları bazında uğraşması) fikri kabul edemeyeceğin kadar saçma geliyor çünkü korkuyor olman muhtemel. Seni suçlamıyorum hepimiz işi olanın işini yaptığın ve "hiç bir sorun" olmadığına fazlasıyla inandırıldık.

Ben senin tam tersin olarak inanılmaz mantıklı buluyorum. Açıkçası kendimi inanma konusunda "koşullu olarak şartlıyor muyum?" diye çok fazla test ettim. Bir inanma ihtiyacının bilincimdeki bir eksikliği bu bahsi geçen materyallerle kapatmaya çalışıp çalışmadığını anlamak için çok düşündüm.

Şahsi fikrimce bu celselerde geçen konular gerçeğin yanında zayıf kalır. Kas.lar çok kibar ve nazik anlatıyor sadece grubun eğilimli olduğu noktalara değiniyorlar. (çoğu zaman)

Bu celselerde bahsi geçen sana absürd ve fazla ütopik gelen konuların bir çoğu dezanformasyona uğramış, çarpıtılmış şeyleri çözümleyecek refkleksi henüz geliştirememenden kaynaklı olabilir. Ayrıca bunların peşine delice düşüyorum. Her ihtimali kas.ların tavsiye ettiği gibi ele alıyorum. Bizden saklanan çok şey var. Algılayamadığımız çok şey var. Bunlar sana absürd geliyorsa ilüzyondan çıkmaktan hala çok uzaktasın. Ben araştırdıkça seninkinin tam tersi bir reflekse sahip oldum.

Kendi fikrini oluşturup beyan edebilen 10 tane insanı belirli bir alanda yönetebilir misin? Hadi biraz hayal et...

Bu dünyada 7 milyar insan var. Ve şu küresel düzene, ihtiyaçlara, olumsuz şeylere ve olumlu şeylere bir bak. Kavramsal zıtlıklar üzerine düşün. Kelime anlamlarından yola çık ve karşıdan bir bakmayı dene, subjektif değil.

Sence gerçekten çok  mu absürd o celseler?

fidelista

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Thot

@bozadi

Benim bakış açımda da zamanımın büyük bir çoğunluğunu eskiden uzun bir süre ra temasında anlatılanların doğru olabileceğini düşünerek geçirdim. Fakat son zamanlarda özellikle son bir yıldır aradığım ama bulamadığım nesnel ve somut bazı ufak ipuçları var. Eğer bu ufak ipuçlarını bulabilir ve kafamda anlamlandırabilirsem ra veya kasyopya temaslarına daha gerçekci bakabileceğim. Sizlerin bu konu hakkında fikirlerinizi merak etme sebebim de yalnızca bundan ibaret.

Eğer kanallamalarda anlatılanlar doğruysa bu muhalif grupları doğal olarak tahrik edecektir. Ama ben internet üzerinde en azından görünür ve açık web üzerinde herhangi bir kendine hizmet oluşumu veya portalı forumu vb. şeyler bulamıyorum. Örneğin zeta, orion, kertiş vb. bir oluşum yok bildiğim kadarıyla. Deep web de böyle yapılanmalar varsa da bilgilendirilmek isterim. Çünkü karşıt bir yapılanma kh grubu platformları doğal olarak celselerde anlatılan çoğu şeyi doğrular nitelikte olacaktır. Karşıt yapılanma derken masonluk vb. şeyleri kastetmiyorum çünkü masonlar yalnızca kamil insan olma yolunda ezoterik öğretilere bağlı bir yapılanma. Masonluğun kertişlerin ya da kh gruplarının takımında olabileceğine dair somut deliller mevcut değil çünkü.

Umarım yine de ben yanılıyorumdur ve deep webde zeta, orion, kh grupları celseleri bile yapılıyordur ki tam olarak neyle karşı karşıya olduğumuzu bilelim.

Karşıt yönde gruplar ve hizmet odakları o kadar çokki;büyü ve satanizm üzerine bir arama yapın demon çağırmalar vs,tr.de Bülent Kısa vardı ayrıca tümgezegen ve medya holywood zaten onlara çalışıyorlar,para piyasaları ndan tutunda masonik örgütlere kadar her yerde organizeler sadece kendilerinii gizliyor yada farklı tanımlıyorlar zaten onların doğasında hile yani takiyye esastır.

Thot

Benimle aynı görüşlerde olan ve çok uzun bir süre laura ve ekibinin yapılanmasının içinde bulunmuş kişilerin yıllar yıllar önce gruptan ayrıldıklarını ve lauranın cidden bir psikoz hastası olduğunu ve bazı para kaçırma, dolandırıcılık işleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu hatta abd ye giderse hukuksal açıdan zorda kalabileceği ve birçok sıkı takipçisinin beynini yıkadığı için mal ve mülklerini ellerinden aldığı gibi bilgilere eriştim.

Ayrıca benimde söylediğim gibi kasyopya celselerinin kendilerinden çok daha önce yayınlanmış çok sayıda vahiy bilgileri gibi oluşumların ortak bir araklaması gibi olduğunun açıkça ortada olduğunu ve tabladan tamamen hastalıklı bir yalanlar silsilesinin insanlara empoze ettirildiği ve bu sayede arayışta ve boşlukta olan insanların psikolojik olarak bu yalanlardan çok kötü etkilendiği, paranoyalar ve depresyon gibi sonuçlarla mücadeleler veren boşlukta olan takipçilerin büyük bir tuzağa düşürüldüğü ve asıl amacında lauraya büyük bir para trafiğinin sağlanması olduğu kısaca araştırmalarım sonucu öğrendiğim ve hatta gerçekten tamamen katıldığım bir özet.

Sonuçta herkes istediği şeylere inanmakta özgürdür ama new age öğretilerinin her zaman var olan ve birbirlerinin devamı niteliğindeki içeriklerin bir harmanlaması olan kasyopya celselerinin belki de görmek istemeyeceğimiz ya da kabul etmekte bazılarımızın zorlanacağı yönleri de var ne yazık ki. sonuçta bu platformda yıllardır kasyopya celseleri takip ediliyor ve paylaşılıyor, bunun arayışta olan bir bilinçaltını ne hale getirebileceğini bir düşünün. Ortaya pekte sağlıklı bir sonuç çıkmayacağı aşikar.

Uzun lafın kısası laura adlı tabladan vahiy alan insanın artık sorgulamalarım ve araştırmalarım sonrası benim gözümde uzaylılardan vahiy alan bilgi kitabını oluşturan vedia bülent çorak adlı hastalıklı olduğu ortada olan insandan hiçbir farkı yok cidden. Bir fark var belki o da yukarıda anlattığım para trafiği, dolandırıcılıklar, grup üyelerine yalanlar ve daha neler neler.

Tekrar belirteyim belki konu içinde çok defa ifade ettim ama inandığınız değerlere belki balyoz etkisi gibi gelebilir yazdıklarım ya da altı üstü sizin için sadece ben yanılıyorumdur. Sonuçta sorgulamak özgürleştirir ve ortada olan bilginin günyüzüne çıkmasını sağlar ve tabiki burada karar sorgulayanın sorgulayabilme kapasitesi ve amacının sonucunda neleri zihninde netleştirebildiğidir. Şimdilik bunları paylaşmam gerektiğini düşündüm. Hepinize sevgiler.

Daha derin araştırmak isteyenler için bazı videolar ve arşiv kayıtları:

https://youtu.be/-Qt_Ya7AZjA

http://web.archive.org/web/20041127020415/http://www.survivingthefall.net/

http://web.archive.org/web/20041128071202/http://www.survivingthefall.net/cassiopaeans_information.html