Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

7. yoğunluk ve diğer yoğunluklar

Başlatan Majisyen, 08 Şubat 2015, 14:13:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Majisyen

Merhaba.Hatırladığım kadarıyla celselerde 7. yoğunluk kendisinin farkında mı diye soruluyordu.Cevap olaraksa hem evet hem hayır deniliyordu.Bu bana biraz bir bilgisayar programı gibi geldi, işlev görüyor ama doğrudan bir farkındalığı yok gibi, aslında yaptığım bu benzetmede çok saçma bunun farkındayım.Hayır kısmı, egosunun olmamasını mı kastediyor acaba ve ego ortadan kalktığı zaman bireysel bilinç yok olup yerine kollektif bilinç mi geçiyor üst yoğunluk başkalarına hizmette?Bireysel bilinci sağlayan şey ego mu ya da başka bir şey mi?BH, gittikçe bireyselliği kaybedip varlıkla bütünleşerek yok olmak gibi paradoksal bir durum mudur?KH, bireysellik yönünde kutuplaşarak birlikten kendilerince \"özgür olma(yok olma)\" çabası mıdır?Biliyorum çok karıştı ve çok saçma geliyor ama bir iki gündür bunu düşünüyorum tam kafamda netleştiremedim.Sizlerin fikirlerini de öğrenmek isterim.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

maiterya

#1
İkilik bilincine sahip bizlerin 7. yoğunluğu zihinsel biçimde tam olarak anlamamızın pek mümkün olmadığını düşünüyorum bu zihinin çalışma prensibiyle kavranamaz,hem her şeyle bir olup hem de bireysel bilincimizin tamamaen yitrilmediği bir durum olduğu söyleniyor , buradaki bireysel bilinç ego değil bence,ruhsal benliğimizdir,ego alt boyutları deneyemleyebilmek için gelişmiş bir yarı sahte benlik,bir de asıl kaynaktan gelen ilahi çekirdek özümüz var esasen biz oyuz,ilahi saflığın olduğu kristalize halimiz,tüm bu deneyimler gereksiz safraların atılıp aşama aşama o saf hale daha yüksek farkındalığa tekrar ulaşmak bu ulaşılma durumnda oradan koptuğumuzdan daha bilinçli ve farkındalıklı bir halde geri dönüyoruz.  kh sevgi yi yoksayarak ,bh ise sevgi ve birliğe odaklanarak daha doğrudan aynı hedefe ulaşmaya çalışıyor.Bireyselleşmiş olmak denek kh demek analmına gelmez,hatta bireyselleşmeden tam anlmıyla bh de olunamaz düşüncesindeyim.(paradox gibi gözüksede)
 

Majisyen

Bir diger ilginc olan ?ey de Himmler, Göring gibi nazi komutanlarinin yenilen tarafta olmasna ragmen KH olarak 4. yogunluga yukselmis olmalari.Bu nasil mumkun olabiliyor? Onlarin ruhlari niye hitler gibi karmasa icine düsmuyor?
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Scyth

#3
Önceki deneyimler. Yükselişi tamamen tek bir hayata bağlama.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Majisyen

#4
Michael Newton yazdiklarinda, kotuluk yapanlarin öldukten sonra pişman olduklarini sonraki hayatlarinda bunu telafi edecek hayatlari sectiklerini soyluyordu.Ve ayni zamanda kotulukler karmik sekilde geri dönüyordu. Yine de Rasputin, Cengiz Han vs. bunu basariyor.Karmik sürec bunu neden etkilemiyor?
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

maiterya

#5
Alıntı YapBir diger ilginc olan şey de Himmler, Göring gibi nazi komutanlarinin yenilen tarafta olmasna ragmen KH olarak 4. yogunluga yukselmis olmalari.Bu nasil mumkun olabiliyor? Onlarin ruhlari niye hitler gibi karmasa icine düsmuyor?
Buna Ra bilgilerinde verilen cevap kutbiyet oranlarının Bh için % 51,kh için % 95 olması,yani kh olarak mezun olmak çok zor iş,hitler gibi bir insan kasabıda olsa kh konusunda yeterince yoğunlşamamış karmaşaya düşmüş anlamı çıkıyor,cengiz han,rasputin,tars bulba nın kh olarak mezun olabildiğini yazıyordu,cengiz hanın atlantisten kalma büyü konusndada usta olduklarını yazıyordu.Ra nın verdiği bu bilgiler gerçekten eşsiz.Dünyada negatif yaşasada içsel seçimi en derin manada kh olmayan insanlar var bunlar ölünce şok geçirip durumu düzltmeye çalışıyorlar,ama yolunda devam etmek isteyenlerin kh olarak yoluna dvam etmelerine izin veriliyor ,her şey seçim meslesi.
 

bozadi

#6
Güzel sorular Majisyen. maiterya ve Scyth arkadaşlarımızın açıklamalarını verimli buluyorum. Kendi bazı algı ve görüşlerimi de paylaşmak isterim.

Celselerde sorulan şey, yanlış hatırlamıyorsam, "Tanrı'nın kendinin bilincinde olup olmadığı" şeklindeydi ve cevap olarak da "Evet ve hayır" şeklinde bir yanıt verilmişti. Tanrı aslında sadece 7. yoğunluk değil, tüm yoğunlukları kapsadığı için, Tanrı'nın kendinin farkında olduğu ve olmadığı yoğunluklardan bahsetmek mümkün olabilir. Bunu insanla ilgili kaba bir örnekle de basitleştirebiliriz. Biyolojik bedenimiz de varlığımızın (geçici) bir parçasıdır ama varlığımızın bilinçli olarak farkında değildir. Bilinçli veya farkındalıklı olan ruhtur. Ruhsal farkındalık seviyesi ne kadar yüksekse, kendinin farkındalığı da o kadar yüksek olur. Birinci yoğunlukta bilinç en düşük düzeydedir ve öz varlığın bilinçli farkındalığı söz konusu değildir. 2. yoğunlukta da kendinin bilinçli bir farkındalığı söz konusu değil benim anladığım kadarıyla. İstikrarlı bireysel bilincin doğumunu veya oluşumunu ifade eden 3. yoğunluktan itibaren öz varlıkla ilgili sezgiler ve özdeşleştirmeler başlar diye düşünüyorum, ki o da 3.  yoğunluğun ileri aşamalarında netleşir. Sonuç olarak Tanrı'nın (yani Varlığın) kendisinin en çok farkında olduğu seviye elbette 7. yoğunluktur. Yani Tanrı'nın aynı anda hem kendinin farkında olup hem de olmaması, varoluşla ilgili olarak bilgisayar programı gibi yapay bir durumun bir durumun bir yansıması değil, son derece doğal, iyi, güzel, adil bir şeyin neticesidir diye düşünüyorum.

Varoluşta bilinç seviyesi arttıkça ve özellikle de 7. seviyeye ulaşıldığında bireysel varlığın istemediği bir sona (bireysel anlamda dağılış, yok oluş) maruz kalıyormuş gibi görünmesi biraz aldatıcıdır (yanlış anlaşılabilecek birşeydir). Konunun 3. yoğunluk KH koşullarında ele alınması biraz zorlu ve karmaşık olabildiği için öyle bir algıya neden olunabilmektedir. Elbette eldeki kaynaklara ve bireysel algı ve sezgilerime dayanıdrarak paylaştığım yorumum itibariyle, bireysel varlık 7. yoğunluğa ulaştığında veya yaklaştığında tüm varlığın zaten "kendisi" olduğunu bilir. Öylesine bir "uyanış" veya "hatırlamadır" 7. yoğunluk. Biz konuyu ele alırken, 3'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde gerçekleşen aşamalı bilinç artışlarını tam olarak ele alamadan, bunların varlıkta meydana getirdiği gelişim ve dönüşümleri tam olarak hesaba katamadan, zihnimize son basamağa sıçrayarak bazı şeyleri anlamaya çalışıyoruz, ki bu da elbette bazı sorunlar meydana getiriyor. Konuyu daha anlaşılır hale getirmek için bir örneğe daha başvurmak istiyorum. Anne ve babalar çocuklarını kendi varlıkları olarak hissederler. 6. yoğunluk seviyesindeki yüksek benliğimizin bizi ne olarak gördüğünü düşünebiliyor musunuz? Artık görmekten de ziyade, mutlak bir bilinç söz konusudur. Oradaki varlık, 3. yoğunluktaki öğrencisinin sadece bir öğrenci değil, bizzat "kendi varlığı" olduğunu "bilir". Bu Ra'da belirtiliyordu. Ra ve Kasyopya bilgilerindeki 7. yoğunluk ve sonrasına ilişkin bilgilerde kısmi bazı farklılıklar (bir anlamda "çelişki" gibi görünen hususlar) mevcut. Bunları ayrıca ele almak daha faydalı olur.

Sonuç olarak bir bireysel varlık (BH olarak düşünelim) 5'ten 6'ya ve oradan 7'ye doğru ilerlerken, geride bıraktığı yoğunluk seviyesindeki varlıkların da kendi varlıkları olduğunu bilirler. Tüm yoğunluk seviyeleri kendilerinden önceki seviyeleri de kapsar. Dolayısıyla 7. yoğunluktaki deneyim diğer tüm yoğunluk seviyelerinin farkındalığını da içerir. Dolayısıyla, 7. yoğunlukta sadece 7. yoğunluğun değil, tüm yoğunluk seviyelerinin eşzamanlı farkındalığı söz konusudur. 6 ve 7. yoğunluklarda bireysel deneyimler bilinmez, anlaşılmaz, unutulur veya görmezden gelinir diye birşey yok. Sadece, 6'dan 7'ye uzanan süreçte birey (artık ona "birey" demek giderek olanak dışı olur aslında) bilincini tek bir (kendi) varlığında merkezlemez. Heryere yayılır, herşeyi kapsar. Tüm varlık birdir. 7. yoğunluk bunun tam farkındalığına erişilen seviyedir. Orada "bilmek" ile "olmak" %100 aynı şeydir. Ve bu da tek ve ayrı bir birey olmayı bırakmayı gerektirir doğal olarak, ki o noktaya gelinceye kadar geçilen yoğunluk seviyeleri zaten bunu yavaş yavaş sağlamıştır süreç içinde. Bu arada, 7. yoğunluk deneyiminin de bir "süreç" olduğu anlaşılıyor. Yani 6'dan 7'ye mezun olur olmaz "big bang" patlamasının meydana geldiğini sanmıyorum. O sürecin nasıl gerçekleştiğine dair de elimizdeki kaynaklarda sunulan bilgi ve ipuçlarını bir araya getirip fikir yürütmeye çalışabiliriz. Ama ne kadar ileri düzey varoluş seviyelerinden bahsediyorsak, konuya o kadar "genel" yaklaşmak durumunda olduğumuz açıktır. Aksi pek mümkün değildir çünkü. O deneyim orada olmadan kesin hatlarıyla ve ayrıntılarıyla bilinemez. Spekülasyonda bulunuyoruz yalnızca.

Benim şu an için konunun bu yönüyle ilgili söylemek istediğim son şey, tüm varlık hikayeniz boyunca, tüm enkarnasyonlarınız ve bu enkarnasyonunuz boyunca gördüğünüz, tattığınız, bildiğiniz tüm gerçek sevgilerin, sevinçlerin, bilgilerin kaynağının 7. yoğunluk diye ifade ettiğimiz şey olduğudur. Yani varlığın mutlak hali.

***

3. yoğunlukta KH yoluna adandığı bilinen ve aynı zamanda çok sayıda insanın ölüm emrini de vermiş olan (yani öldürmüş olan ve başka bireylere ve gruplara karşı çeşitli şiddetli KH eylemlerinde bulunmuş olan) bireylerin nasıl olup da 3. yoğunlukta ödenmesi gereken karmik bir yük/borç oluşturmadan 4. yoğunluğa mezun olabildikleri konusuna gelecek olursak...

Burada "yükseliş" konusu vardır. Varoluşsal sorgulamalar anlamında azımsanamayacak bir "samimiyet" söz konusudur. Çok sayıda başka insanı vahşice katletmiş olan Cengiz Han'ın çok ağır bir karma ile 3. yoğunluğu tekrarlama yerine varoluşun bir üst seviyesine, yani 4. yoğunluğa mezun olmuş olması gerçekten ilginç bir görünüm arz ediyor. Bence burada Cengiz Han'ın varoluşu anlama ve evrenin sonsuz zekasına erişme konusunda güçlü, samimi bir çaba harcadığı anlaşılıyor. Yani Hitler gibi bilincini bloke etmemiş, takıntıların kurbanı olmamış. Tembellik yapmamış. Samimiyetle varlığının özündeki kudrete ulaşmaya çalışmış, bilgiyi araştırmış ve yükselmiş. Tabi bunu BH değil KH yoluyla yaptığı için de KH'ye özgü olarak etrafındaki diğer herkesi kendine boyun eğdirme, köleleştirme, karşı geleni de imha etme yoluna gitmiş. Burada Evren'in samimi çabayı, çalışmayı, disiplini ödüllendirdiğini görüyoruz. Cengiz Han'ın içinde sonsuz kudretin ve zekanın bilgisine ulaşma ateşi yanıyordu. Bu ateş onu girişimlerinde başarılı kıldı ve yükseltti. Cengiz insanların genelinden o denli yüksek bir farkındalık seviyesine erişmişti ki, o farkındalığı var gücüyle artırma yolculuğunda kendine hizmet edecek olanları yaşatıp, etmeyecek olanları ortadan kaldırmaya girişmesi onun için son derece doğal ve gerekli birşeydi. Yani "o" öldürdüğü zaman sadece yapılması gerekli bir "temizlik" yapıyordu. Dünyaya "nizam" veriyordu. Onun "negatif" yolda sunduğu bilinç yükseltici etki, insanların genelinin negatif veya pozitif yöndeki ilerleme durumlarından çok daha yüksekti. Dolayısıyla o dünyaya bir iyilik yapıyordu yalnızca. Yalnızca köleleştirmiyor, aynı zamanda "öğretiyordu." Büyük bir öğretmendi. Okula da kendi uygun gördüğü gerekliliklere göre gibi nizam vermeye çalıştı.

Burada önemli dersler var. Ra'da vurgulanıyordu. Negatif yöndeki kutuplaşmak (ve yükselmek), hiçbir yönde kutuplaşmamaktan ve ilerlememekten daha iyidir. İster pozitif, ister negatif yönde olsun, varlıkların kendi özlerindeki sonsuz kudrete ve zekaya erişmeye çalışmak istemesi doğal, gerekli ve faydalı bir durumdur. İnsanlığın geneli ne pozitif, ne de negatif yönde güçlü bir kutuplaşma eğilimi göstermiyor ve bu en anormal ve sağlıksız durum. Varlıkların özlerindeki sonsuz zekaya ve güce ilgisini giderek yitirmesi, onların aslında atrofiye, dağılışa, yokoluşa kaymasına doğru gider.

Şiddetli KH eylemlerine girişen tüm bireylerin durumu tam olarak aynı değildir. Hitler bilgisini artırmayı tam olarak istemedi demek ki. Yükselmek için yeterince çalışmayı reddetti. Kolay yollara başvurdu. Takıntılar, saplantılar geliştirdi ve ilerlemek yerine olduğu yerde patinaj yapıp durdu. Tıpkı K'ların Kertişlerin durumuyla ilgili anlattığı şeyler gibi. 4'e mezun olan Cengiz ve diğerleri ise sırf oldukları yerde arzu ettikleri mutlak kontrole kısa ve kolay yollardan ulaşmaya yırtınmak yerine, bilginin peşine düştüler. Bilgileri arttıkça da hem varlıkları, hem de eylemleri belirli değişim dönüşümler geçirdi. Onların derdi belirli bir ortamı ele geçirip sonsuza kadar orada aynı koşullarda egemenlik sahibi olmak değildi. Onlar kendi içlerindeki sonsuz zekanın ve kudretin peşinde ilerlediler, yükseldiler. Ama bunu BH yönünde değil de KH yönünde yaptılar. Ama elbette ki KH kutbiyetini artırmak aynı zamanda kişiyi yok oluşa, yani %100 KH'ye yaklaştırır. İşte o zaman o bireyler 4. yoğunlukta bir seçim durumuyla karşılaşacaklardır. Ya Hitler'in 3. yoğunlukta yapmaya çalıştığı gibi, bulundukları ortamda arzu ettikleri koşulları yaratıp sonsuza kadar onun içinde kalmaya çalışmak, ya da varlıklarının özündeki sonsuz zeka ve gücün peşinden gitmeye, yükselmeye, öğrenmeye, değişmeye, dönüşmeye devam etmek. Ve KH varlıklarının bilgilerini artırma süreci onları giderek BH'ye yaklaştırıyor aslında. Hayatın en çok değer verdiği ve ödüllendirdiği şey, varlığın özündeki sonsuz zekaya duyulan ilgi ve ona doğru ilerleme motivasyonu. Tabi ki bunun BH yoluyla yapılması ile KH yoluyla yapılması arasında önemli bazı farklar var ama hiçbir yönde ilerlemeyenlerle karşılaştırıldığında KH kutbiyetinde yükselmek bile "nispeten" iyi birşey gibi görünüyor. 

Ra'da dünyada 3KH'den 4KH'ye mezun olan bireylerle ilgili şu bilgiler geçmiş :

Alıntı YapSORU: Bu varlıklar arasında, gezegenimiz tarihi boyunca tanınan, isimleri bilinenler varlıklar da var mı?

RA: Birkaç isim verebiliriz. Bir tanesi Taras Bulba, bir diğeri Cengiz Han, biri de Rasputin adıyla bilinmektedir.

SORU: Bunu nasıl başardılar? Bunu elde etmek için ne yaptılar?

RA: Bu varlıkların üçü de sonsuz zekânın girişine ulaşmak için insanın çeşitli merkezlerinin enerji akımının kullanılmasıyla ilgili Atlantisliler'e ait idrake -bellekleri yoluyla- ermişlerdi.

SORU: Bu yolla onlar bizim sihir(büyü) adını verdiğimiz şeyi mi yapıyorlardı? Onlar enkarne iken paranormal şeyler yapabiliyorlar mıydı?
RA: Evet. Adı geçen ilk iki varlık yeteneğinin pek azını bilinçli olarak kullanırdı. Bütün güçleriyle tek bir konuya eğilmişlerdi: Kendine hizmet... Bu giriş kapısına ulaşabilmek için kişisel çabalarını sonuna kadar zorlamışlardı. Üçüncü varlık ise bilinçli bir usta idi ve o da kendine hizmet için hiçbir çabadan kaçınmazdı.

SORU: Bu üç varlık şimdi nerede bulunuyor?

RA: Bu varlıklar şimdi dördüncü boyutta bulunuyorlar. Bundan dolayı uzay/zaman sürekliliği sizinkiyle tutmaz. Her birinin uzay/zaman yeri
(koordinatları) yaklaşık olarak saptansa bile bir anlam ifade etmez. Bunların her biri Bir'in Yasası'nın idrakinin -kendine hizmet yoluylaarayışına tahsis edilmiş bir dördüncü yoğunluk gezegeni seçti. Bir tanesi sizin Orion grubu diye bildiğiniz grupta, biri sizin Cassiopea grubu(Koltuk Takımyıldızı) diye bildiğiniz grupta, biri de Güney İstavrozu grubunda. Bu yer saptamaları tatmin edici değil ama, bu idraki size iletebilmek için gerekli olan geometrik hesapları ifade edecek sözcük hazinesine sahip değiliz.

SORU: Orion grubuna giden kimdir?

RA: Cengiz Han adıyla tanınan.

SORU: Orada şu anda ne yapıyor? Görevi ya da işi nedir?

RA: Bu varlık Yaratan'a kendi yoluyla hizmet ediyor.

SORU: Bu hizmeti nasıl yaptığını bize tam olarak anlatmanız mümkün mü?

RA: Bu soruya yanıt vermemiz mümkün. Ancak elimize geçen her fırsatta bütün varlıkların Yaratan'a hizmet ettikleri anlayışını
vurguluyoruz. Cengiz Han diye bildiğiniz varlık şu anda hafif bir fizik bedende enkarne olmuştur. Görevi, sizin haçlılar adını verebileceğiniz varlıklara düşünce kontrolu bilgilerini kazandırmaktır.

Ra bilgilerinin orijinalinde, Cengiz Han'la ilgili olarak yukarıdaki son cümleden sonra "Shipping Clerk" gibi bir tanımlama da geçiyor. Yani Cengiz Han için "Sizin 'Sevk Memuru' diyebileceğiniz bir görevde bulunuyor" demiş Ra. Yani dünyanın 3KH ortamında neredeyse "İlah" durumuna gelen Cengiz, 4KH'ye mezun olduktan sonra bir "memur" durumuna düşmüş! Çünkü 4KH'nin kendi ilahları var ve Cengiz yeni girdiği o seviyenin ilahı olabilecek durumunda değil! Bu da KH yolunun olumsuz sonuçlarından biri ve bunun da bir çeşit karma olduğu düşünülebilir. Güce dayanarak tüm dünya insanlığını köleleştirmeye girişti, büyük bir başarı elde etti ama 4KH'ye mezun olduğu zaman, içine girdiği bu yeni ortamdaki Güç Sahiplerinin kölelerinden biri oldu aslında. Ettiğini buldu. Bulunduğu durumdan hızla yükselir mi, Kertişler gibi takıntılar geliştirip yok oluşa doğru mu kayar, yoksa bilginin izinde yükselmeye devam eder mi, bilemiyoruz.

Yukarıdaki Ra alıntısında dikkat çekici şeylerden biri de Kasyopya (Kraliçe veya Koltuk Takımyıldızı) adının geçmiş olması. 4KH'ye mezun olanlardan biri bizim gökyüzünde Kasyopya takımyıldızı olarak gördüğümüz hizadaki bir gezegene (veya başka bir yaşam alanına) gitmiş. Bunu Kasyopya takımyıldızının ve Kasyopyalıların "negatifliğinin" bir kanıtı veya işareti olarak görenler oldu geçmişteki tartışmalarda. Kendi tercihleri, kendi yorumları. Bir bölgede negatif eğilimli varlıkların egemen olduğu gezezegenlerin bulunması, pozitif eğilimli varlıkların bulunduğu gezegenler olmasını engellemez. Kasyopyalıların kendisi de Kasyopya bölgesindeki bazı negatif varlıklara atıfta bulunmuştu bir celsede. Aynı Kasyopyalılar Orion bölgesindeki 4. yoğunluk varlıklar arasındaki pozitiflik ve negatiflik oranının yarı yarıya olduğunu da söylemişti. Yani Orion bölgesindeki varlıkların yarısı KH varlıklarıyken, yarısı BH varlıkları. Yani buna göre Orion sadece KH ile özdeşleşen bir yer değil. Aynı şekilde Kasyopya (Kraliçe) takımyıldızı da öyle.

Majisyen

#7
Evet böyle oranlar verilmişti Ra bilgilerinde.Peki bu oranlar kişinin yaptığı eylemlerin oranı mı yoksa ruhsal motivasyonun oranı mı?Mesela birisi kendine hizmette bilinçli bir şekilde tüm hırsıyla ilerlemeye çalışıyorsa fakat eline dünya yaşamında gerekli fiziki imkanlar geçmiyorsa bu kişi karmaşaya mı düşecektir ölümden sonra ya da başka nasıl bir akıbete düşecektir?Aynı şeyi BH yönüyle de merak ediyorum?
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Majisyen

#8
Fakat Cengiz Han'ın sıradan bir memur olduğunu düşünmüyorum.Köle olabilir fakat anladığım kadarıyla onun da emrinde birçok köle 4KH varlığı var.Düşünce kontrolü üzerine eğitimler veriyor galiba astlarına kendisine daha iyi hizmet etsinler diye.Bu 4KHda düşünce kontrolü eğitimi demişken şöyle bir şey olabilir mi acaba; hiyerarşide üstte bulunanlar astlarının düşüncelerini kontrol edebiliyor.Yani Cengiz kendi astlarının düşüncelerini onu da onun üstleri kontrol ediyor ve bu kontrol sebebiyle de KH varlıkları KHda saplanıp kalıyorlar.Belki de bu da 4KH mekanizmalarından biridir.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Fakat Cengiz Han'ın sıradan bir memur olduğunu düşünmüyorum.Köle olabilir fakat anladığım kadarıyla onun da emrinde birçok köle 4KH varlığı var.Düşünce kontrolü üzerine eğitimler veriyor galiba astlarına kendisine daha iyi hizmet etsinler diye.Bu 4KHda düşünce kontrolü eğitimi demişken şöyle bir şey olabilir mi acaba; hiyerarşide üstte bulunanlar astlarının düşüncelerini kontrol edebiliyor.Yani Cengiz kendi astlarının düşüncelerini onu da onun üstleri kontrol ediyor ve bu kontrol sebebiyle de KH varlıkları KHda saplanıp kalıyorlar.Belki de bu da 4KH mekanizmalarından biridir.
Evet evet. "Cengiz Han köle oldu" derken, "köle sahibi köle" olduğu anlaşılıyor Ra'nın anlattıklarından. Ama köle sahibi olması onun da bir köle olduğu gerçeğini değiştirmiyor. 4KH'de herkes kendinden daha bilgili, daha güçlü olan birinin kölesidir. Ama şikayet etmiyorlar. Doğal bir durum olarak görüyorlar bunu. Emir komuta zincirinin neredeyse mutlak olduğu anlaşılıyor. Çok katı, çok kesin bir hiyerarşik düzen var. BH'de de hiyerarşi var illa ki, ama katı bir emir-komuta zinciri (askeri nitelikte katı bir ast-üst ilişkisi) değil pek muhtemel olarak.

Cengiz'in eğitimini verdiği "düşünce kontrolü" derslerinin insanlara yönelik olduğunu tahmin ediyorum. "Haçlılar" (Crusaders) denen güçlerin çoğu muhtemelen Kertişlerdir veya Kertişlerin bir bölümü. Ve/veya onların güdümündeki Griler. Hedef alınan insanların zihinlerinin nasıl kontrol edileceğine dair bilgiler olduğunu tahmin ediyorum. Ama belirttiğin gibi, herkesin kendi astlarına uyguladığı veya uygulaması gereken bir zihin kontrolünden de bahsediliyor olabilir.

Majisyen

#10
Arkadaşlar verdiğiniz yanıtlar ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.Bu yanıtlar benim için çok önemliydi.Geçen gün kendi kendime içimden "özgür irademi gerçeği öğrenme doğrultusunda kullanıyorum" dedim.Bununla birlikte bilinçaltımdan pek çok düşünce çıktı ve ve zihinsel olarak bunlarla boğuşmaya başladım, 4KHyı fazla hafife almış olmalıyım.Ertesi gün bir alışveriş merkezine gittik ve korkarım ki o sırada programlandım(bu tarz toplu mekanlar bunun için daha müsait oluyor galiba).Zihnimde korkunç derecede pis KH düşünceleri ortaya çıktı(bu birkaç ay öncesinde de ortaya çıkmıştı, fakat birkaç saat içerisinde başarıyla savuşturmuştum.)Bu düşünceler öylesine pislikti ki bir kez daha insan olarak ne kadar KH eğilimli olduğumu anladım.Üst yoğunluklara BH yoluyla yükselmenin bireyselliği, özgür iradeyi yok eden bir şey olduğu düşüncesi beni pençesine almak için çok kuvvetli bir girişimde bulundu, bu zihinsel saldırı BH yok oluş KH özgürlük demektir diye bastırmaya başladı.Hatta korkarım bir ara %95 oranında KH frekansına bile çekilmiş olabilirim.Belki de bu süreçte bir çip takııldı(banyodayken hapşırdım ve burnumdan kan gelmeye başladı).Bu zihinsel/psişik saldırı birkaç gündür sürüyor ve sizlerin de yardımıyla(verdiğiniz yanıtlarla) yavaş yavaş geri püskürtüyorum.Galiba çok daha fazla öğreneceğim şey var."Bilgi, korur" lafı fazlasıyla doğru.Tavsiyeleriniz varsa sonuna kadar açığım.Bu arada dostumuz zna için de sabır ve kolaylık diliyorum.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

maiterya

#11
ilaveten Ra bilgilerinde Kh varlığının 7. yoğunluğa kh olarak geçemeyeceği için 6.seviyenin ortalarında ani bir hareketle bh tarafına geçiş yaptığı bilgisi vardı bu durumu çok ilginç vede anlamlı buluyorum.Tüm varoluşun ekseni denebilecek bir seçimden bahsediyor ra  bu seçim bk yada kh seçimi bunu biliyoruz ama merak ettiğim konu sıradan insanlar vede birazda olsa farkındlık sahibi bizlerde bu seçim gerçeklişmiş durumdamı yoksa seçimi tam anlamıyla yaptığımız anda kendimizi 4bh olarakmı bulacağız ? Bizim tüm uğaşılarımız seçim olayı temelindemi oluyor yoksa seçimi yaptık ama yoğunlaşmamızmı gerekiyor.?
 

Majisyen

#12
Galiba secimden sonra bilgimiz yavas yavas artmaya basliyor.Bilgi olarak kritik sınırlar gecildikce yeni saldirilar ve yardimlar geliyor.Gittikce daha genis bir perspektiften görmeye basliyoruz gercekligi.Secimden sonra yogunlasmak sürecin dogal parcasi oluyor bence, hayat akışı bu dogrultuda ilerlemeye basliyor.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#13
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Majisyen

Arkadaşlar verdiğiniz yanıtlar ve desteğiniz için çok teşekkür ederim.Bu yanıtlar benim için çok önemliydi.Geçen gün kendi kendime içimden "özgür irademi gerçeği öğrenme doğrultusunda kullanıyorum" dedim.Bununla birlikte bilinçaltımdan pek çok düşünce çıktı ve ve zihinsel olarak bunlarla boğuşmaya başladım, 4KHyı fazla hafife almış olmalıyım.Ertesi gün bir alışveriş merkezine gittik ve korkarım ki o sırada programlandım(bu tarz toplu mekanlar bunun için daha müsait oluyor galiba).Zihnimde korkunç derecede pis KH düşünceleri ortaya çıktı(bu birkaç ay öncesinde de ortaya çıkmıştı, fakat birkaç saat içerisinde başarıyla savuşturmuştum.)Bu düşünceler öylesine pislikti ki bir kez daha insan olarak ne kadar KH eğilimli olduğumu anladım.Üst yoğunluklara BH yoluyla yükselmenin bireyselliği, özgür iradeyi yok eden bir şey olduğu düşüncesi beni pençesine almak için çok kuvvetli bir girişimde bulundu, bu zihinsel saldırı BH yok oluş KH özgürlük demektir diye bastırmaya başladı.Hatta korkarım bir ara %95 oranında KH frekansına bile çekilmiş olabilirim.Belki de bu süreçte bir çip takııldı(banyodayken hapşırdım ve burnumdan kan gelmeye başladı).Bu zihinsel/psişik saldırı birkaç gündür sürüyor ve sizlerin de yardımıyla(verdiğiniz yanıtlarla) yavaş yavaş geri püskürtüyorum.Galiba çok daha fazla öğreneceğim şey var."Bilgi, korur" lafı fazlasıyla doğru.Tavsiyeleriniz varsa sonuna kadar açığım.Bu arada dostumuz zna için de sabır ve kolaylık diliyorum.

Yaşadığın şiddetli olumsuz deneyimin etkilerini sabırla atlatabilmeni umuyorum sevgili Majisyen.

Anlattığın şey, kendi yaşadığım çok şiddetli (muhtemelen en şiddetli olanıydı) bir benzer deneyimi hatırlattı bana. Belki de 10 yıl kadar oldu. Varoluşun anlamsızlığına dair çok derin hisler duyuyordum. Bunun belirli bir sebebi olduğunu sanmıyorum. Sadece söz konusu korkuyla veya o an gerçeklik gibi görünen şeyle yüzleşmek zorunda kaldım. Bir olay yaşadığımı hatırlamıyorum. Ve o günlerde bahsettiğim düşünce ve hisleri ara ara deneyimliyordum ama bir gece epeyce su yüzüne çıktı diyebilirim. Varoluş korkunç derecede anlamsız göründü. Hiçbir olumluluğun, hiçbir güzelliğin, hiçbir adaletin, hiçbir sevginin kapatamayacağı, gizleyemeyeceği çıplak ve korkunç bir gerçekle yüzleşmem gerekiyordu sanki. "Varoluşun veya Varlığın korkunç gerçeğiyle." Yani en azından o sırada varoluş bana öyle görünüyordu. Herşey o kadar anlamsız, o kadar berbat, o kadar tarifsiz derecede kötüydü ki... Üstelik, bu kötülük, bu kabus, karşıtı olan, zıddı olan birşey gibi görünmüyordu. Ebedi çıplak gerçeklik gibi görünüyordu. Kendimi güzel, iyi, adil, sevecen şeyler düşünmeye, karşılaştırma yapmaya zorladım ama hayır, hepsi gerçeklikten kaçış gibi görünüyordu. Tüm varoluş tarifsiz bir kabustu. Asla uyanılamayacak olan bir kabus. Gerçeğin ta kendisi olan ebedi, ezeli işkence.

Hayatımda ilk defa bir duygu, bir düşünce, bir his, bir algı veya bir farkındalık adeta benim fiziksel, duygusal, ruhsal tüm varlığımı ezip yok edebilecek gibi görünüyordu. O kadar kaldırılmaz birşeydi ki, hayatım boyunca asla bilinçli olarak intiharı düşünmediğim halde o anda o berbatlığa bir son vermek için elim pencerenin kulbuna gitti. Açıp kendimi iki kat aşağı atmalıydım ki bu tarifsiz işkence bitsindi. Ama berbatlık o kadar berbattı ki, intihar etmek bile fazla anlamlı bir eylemdi. Gerçek o derecede anlamsız ve tarifsiz decede berbattı ki, intihar hiçbir şeyi değiştirmezdi ve gerçek anlamda bir çözüm değildi ve çözüm diye birşey yoktu.

Aslında o günlerdeki o negatif algılarımın tavan yaptığı o deneyim sırasında da kısmen negatif varlıkların bana kendi şiddetli KH düşüncelerini projekte ediyor olabileceği olasılığını zayıf bir şekilde de olsa zihnimden geçirdiğimi hatırlıyorum. Belki de Ra, Pleiades ve Kasyopya bilgilerinin yaşamımda önemli bir yer edinmesinin kaderselleştiği günlerdi. Belki de Kertişler veya başka KH unsurları çok büyük bir vuruş, altın vuruş yapmaya çalıştılar. Çok etkili oldular ama yine de uzun sürmedi. O en şiddetli deneyimden önceki ve sonraki bazı günlerde de aynı çok yoğun negatifliği duyumsamaya, inanmaya yaklaştım ama zamanla geçti. Tabi şu anda "negatif" diye etiketliyorum ama o deneyimi yaşarken bir "kutup" gibi değildi o deneyim. Ebedi ve ezeli realite gibiydi. Realite/gerçeklik demek bile o deneyime bir şekil ve anlam vermeye doğru kayıyor. O kadar şekilsiz, o kadar anlamsızdı. Ve şimdi bu tanımlamaları yaparken, "karadeliklere" çekilip cehennemi ve yokoluşu yaşayan maksimum KH varlıklarının yaşadığı deneyim bu olsa gerek diye düşünüyorum. En azından bir "önizlemesi".

Belki de bilinçaltımda biriken KH katmanlarının bir temizlenmesi sırasında yaşamıştım o deneyimi. Bir çeşit ruhsal kusmaydı ve gerekliydi. Belki sadece bu enkarnasyonumda, belki de enkarnasyonlar boyunca bilinçaltımda biriken negatifliklerle yoğun bir yüzleşme gibiydi. Gündelik yaşamdaki sevgisizliklerin, nefretlerin, aldatmaların, adaletsizliklerin, işkencelerin neden olduğu ve yüzleşilmeyen, çözümlenmeyen, bilinçalatına atılan yüzlerce, binlerce, milyonlarca deneyimin yarattığı katmanlardı ve zehirliydi.

Sevgili Majisyen, anlattığın şey bana bunları hatırlattı. Bir şekilde benzer birşey yaşamış olabileceğini düşünüyorum.

Majisyen

#14
Ah bakın yazdikca neler neler cikiyor ortaya.Dedigin altın vuruşu bu yaz kasyopya celselerini ögrenmeme çok az bir zaman kala yemek üzereydim.Yillardir intihara yönlendirilmiştim.Birkac kez direkten döndüm diyebilirim, ama en koyu ızdırabı bu yaz celselerle karşılaşmadan önce yaşadm diyebilirim.Cok kesin bir karar vermem gerekiyordu hayatimla ilgili ve belki de üst yogunluklardan BH beni kanalladı ve bir karar verdim.Birkac gün sonra Eckhart Tolle, ra ve kasyopya okumaya basladim.Sonra sana o ilk emaili attim ve buraya beni uye yaptin.Belki de bu bir kaderdi ve gerceklesti.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.