Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Wilkerson: Suriye'de Kimyasal Silah İddiası İsrail Operasyonu Olabilir

Başlatan bozadi, 04 Mayıs 2013, 23:40:39

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

04.05.2013

Bush dönemi yetkilisi: "Suriye'de kimyasal silah iddialarının ardında bir İsrail operasyonu olabilir"





George W. Bush yönetimi döneminde Colin Powell'a bağlı olarak görev yapan genel kurmay başkanı Albay Lawrence Wilkerson son derece şaşırtıcı bir açıklama yaparak Suriye'de kullanıldığı iddia edilen kimyasal silahların aslında bir "İsrail operasyonu" olabileceğini söyledi.

Current TV'de (Şu anda El Cezire tarafından alınmış durumda) Cenk Uygur'la yaptığı röportajda, Wilkerson istihbarat topluluğu içindeki isimsiz bazı kaynaklardan aldığı bilgilere göre, Suriye hükümetinin kimyasal silah kullandığı iddialarının "son derece şüpheli" olduğunu söyledi.

Wilkerson "Bu iddialar bir İsrail operasyonuna dayalı olabilir" dedi.

Uygur İsrail'in neden böyle birşey yapmak isteyeceğini, amacının ne olabileceğini sorduğunda Wilkerson şu yanıtı verdi: "Tel Aviv'de şu anda jeo-politik olarak temelde ahmakça bir rejimin hüküm sürdüğünü düşünüyorum." Wilkerson Mart ayında İsrail'in Türkiye ile olan yeniden uzlaşma çabası sürecinde Gazze ablukasını kaldırmayı reddetmesiyle ilgili olarak da şu yorumda bulundu: "Öyle görünüyor ki Başkan Obama Netanyahu'yu arayıp 'Aç şu telefonu seni aptal. Ankara'yı ara ve kendi kendini içine soktuğun bu stratejik yalıtımdan kurtul' dedi. Yoksa Netanyahu asla Türkiye'den özür dilemezdi."

Wilkerson bölgede İsrail için son derece tehlikeli bir durum gelişmekte olduğu görüşünü ifade etti: "İsrail'in şu andaki durumuna bakın. 1948'den beri ne kadar tehlikeliyse, hala o kadar tehlikeli durumda. Lübnan giderek istikrarsızlaşıyor. Nasrallah ve Hizbullah giderek daha fazla siyasi güç sahibi oluyor. Suriye'yi çok şiddetli bir iç savaşın içine soktunuz. Irak Başbakanı Nuri el-Maliki İran'ı destekledi. Sünniler bunun farkına varıyor. Bunun üzerine Suudi Arabistan Irak'taki Sünnilere fon sağlıyor. Ürdün kralı açıkça 'Keşke kral olmasaydım' dedi. Mısır güvenilmez bir pozisyonda ve artık İsrail'in orada ihtiyaç duyduğu güvenliği sağlayamaz. Sonuç olarak İsrail şu anda çok ama çok tehlikeli bir durumda. Başkan bu durumu daha da berbat hale getirmemek için çok dikkatli olmak zorunda. Netanyahu neyle karşı karşıya olduğunun farkında değil. Umarım Başkan Obama ona jeostratejik gerçekliklerle ilgili bir ders vermiştir."

Bush yönetiminde önemli bir görev yapmış birinden bu cümleleri duymak çok dikkat çekici. Üstelik Wilkerson, Powell'ın 2003'te Birleşmiş Milletler önünde Irak savaşının gerekliliğini savunduğu konuşmasını kastederek "o olayda Amerikan halkına, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne söylenen yalana iştirak ettiğini" 2006 yılında itiraf etmiş bir isim.

Belki de Wilkerson artık savaş tamtamcılığı yapmanın faydasının son derece şüpheli olduğunu anlamış durumda.

Kaynak: endthelie.com

bozadi

İsrail'in Türkiye'den dilediği özrün mahiyeti açıktı zaten. İsrail'in bölgede kendisi için giderek daha tehlikeli hale gelen yalnızlığına bir son vermesi için, Obama'nın siparişi üzerine dilenmiş bir özürdü. Yani Türkiye'yi yanına almak için atılan bir adımdı. AKP'nin Suriye politikası ve dolaylı olarak İran politikası da İsrail'in çıkarlarıyla örtüşüyor. Suriye'deki terör güçlerine verilen destek ve İran aleyhine kurulan radar/füze sistemi, İsrail'e kabadayılık yapan AKP'nin aslında İsrail politikalarıyla garip şekilde örtüşen bir çizgide ilerlediğine işaret ediyor gibi görünüyor. AKP hırsıyla ve ABD/NATO desteğine (!) güvenerek kalkıştığı bu yanlıştan dönecek mi bakalım.

PKK'nın son süreçte attığı geri adımda, AKP hükümetinin TSK'yı belki de tarihinde ilk defa PKK'yla adam gibi savaştırmasının çok önemli bir rolü olduğuna inanıyorum ve AKP'yi bu hususta tebrik ediyorum. TSK PKK'yla danışıklı dövüşü bırakıp mücadele etmesi gerektiği gibi mücadele ettiğinde hızla önemli sonuçlar aldı son süreçte ve PKK geri adım atmak zorunda kaldı. Eğer Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Kürtlerin genelinin arzusu Türkiye'den toprak kopararak ayrı bir Kürt devletinin kurulması yönünde olsaydı, PKK o zaman gerçek bir halk hareketine dönüp o yönde bazı ilerlemeler kaydedebilirdi ama Kürtlerin çoğunluğu asla Türkiye'den toprak alarak ayrı bir devlet kurulmasını arzulamadılar. Hem de bunu arzulamaları ve bu arzuyu hayata geçirmeleri için kendilerine Türkiye Cumhuriyeti devleti ve ordusu üzerinden yapılan onca katliam ve işkenceye rağmen. PKK'nın bir istikbali olmayacak olmasının nedeni buydu. Buna rağmen kendi ülkemizin bir kısım vatanperverleri (!) AKP'nin son süreçte PKK'ya karşı etkin mücadelesi ve aldığı sonucu hazmedemeyip savaş çığlıkları atıyorlar, barış gönüllülerine saldırıyorlar. Solcu/sosyalist ve Atatürkçü geçinen bu güruh kan/intikam edebiyatı yapıp duruyor. Dökülen kanın durması onları o kadar korkutmuş. Körü körüne AKP düşmanlığına o kadar hipnotize edilmişler ki, halkın lehine olan şeyleri bile olduğundan farklı görmeye ve göstermeye, saldırmaya, yıkmaya, parçalamaya programlanmış birer savaş robotu gibi hareket ediyorlar/ettiriliyorlar. İzleyin, bakın, görün...