Polis Psikopatlığına Hayır! (14.4.17)

Başlatan bozadi, 15 Nisan 2017, 19:16:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

14 Nisan 2017

'Dur' ihtarına uymayınca açılan ateş sonucu ölen iki gençle aynı araçta bulunan arkadaşları ifade verdi


İstanbul Gazi Mahallesi'nde dün akşam polisin "dur" ihtarına uymayıp kaçan araca ateş açılması üzerine iki genç öldü, ikisi de ağır yaralandı. Araçtan yara almadan kurtulan 17 yaşındaki B.K., ifadesinde, aracı kullanan Demirhan Erkul'un aniden gaza basıp uzaklaşması üzerine polisin arkalarından ateş ettiğini anlattı.




İstanbul Gazi Mahallesi'nde dün akşam polisin "dur" ihtarına uymayıp kaçan araca ateş açılması üzerine iki genç öldü, ikisi de ağır yaralandı. Araçtan yara almadan kurtulan 17 yaşındaki B.K., ifadesinde, ormanda alkol aldıktan sonra araçla dönerken polis tarafından durdurulduklarını, aracı kullanan Demirhan Erkul'un aniden gaza basıp uzaklaşması üzerine polisin arkalarından ateş ettiğini anlattı. Aracı kullanan genç ise ehliyeti olmadığından paniklediğini, bu nedenle kaçtığını söyledi.

Hürriyet'ten İsmail Saymaz'ın haberine göre, B.K., bu sabah Sultangazi Çocuk Büro Amirliği'nde alınan ifadesinde şöyle dedi:

"Saat 19.00'da arkadaşlarım Oğuzhan Erkul ve Ramazan Altürk ile birlikte Gazi mahallesi Mimar Sinan kent ormanına gitmiştik, alkol alacaktık. Ramazan ve Oğuzhan, ortak arkadaşımız olan Barış Kerem ve Demirhan Erkul'u çağırmışlardı. Beraber alkol aldıktan sonra 22.00 sıralarında Demirhan'ın kullandığı araca bindik. Demirhan'ın yanında ön koltukta ben, Oğuzhan arka sağ tarafta, Ramazan ortada, Barış ise solda oturuyorduk. Demirhan orman çıkışında polislerin olduğunu görünce birden yavaşladı. Biz kendisine, polislerin trafik polisi olmadığını, bir şey olmayacağını ve polisin yanında durmasını söyledik. Demirhan da 'tamam, duracağım' dedi."

POLİSLER ARACIN İÇİNİ GÖRMÜŞTÜ

"Sağlı sollu dokuz on polis vardı. Yanlarına yaklaştığımızda polisler bize durmamız için el işareti yaptı. Polislerin aracın içerisini daha iyi görebilmesi için camı açtım. Yaklaşık beş on saniye içeriyi gördüler. Demirhan durmayarak, bir anda gaza yüklenerek; manevra yapıp kaçmaya çalıştı. O esnada aracın, kaldırımın üzerine çıkıp geri inmesi üzerine başımı eğdim ve sonrasında yirmi beş otuz el silah sesi duydum. Arka taraftan, Ramazan, 'vuruldular, çabuk hastaneye sür' dedi Demirhan'a. O esnada başımı hiç kaldırmadım. Toplum Tıp Merkezi'ne vardığımızda Oğuzhan ve Ramazan'ı içeriye aldılar, Barış'ı ise Gazi Hastanesi'ne gönderdiler."

'EHLİYETİM YOKTU, PANİKLEDİM'

Demirhan Erkul ise ifadesinde, arkadaşlarının alkol aldığını ancak kendisinin içmediğini belirterek, şöyle devam etti:

"Saat 21.30'da kent ormanından ayrılırken zırhlı polis ekiplerini gördük. Ben önce yavaşladım. Durmak üzereyken 'Dur, niye durmuyorsun' şeklinde polislerin bağırmasını duyduktan sonra panikledim, korktum. Ehliyetim olmadığı için olay yerinden kaçtım. Ben kaçarken aracın arkasından ateş edildi. Aracın arka kısmında oturan Ramazan, Oğuzhan ve Barış yaralandı. Yanımda oturan B.K'yi yere doğru eğdigim için o yaralanmadı. Sonrasında ben oradan kaçtım ve arkadaşlarımı hastaneye götürdüm."

Kaynak: İleri Haber


bozadi

#1
Bu ülkenin şüphesiz polise ihtiyacı vardır ve polislerimiz şüphesiz ki kendi canlarını tehlikeye atarak pek çok psikopata, suçluya karşı halkı koruyor ama ne yazık ki teşiklatın içinde kendisi psikopatiye son derece eğilimli bireyler var ve bunlar suç önlemek yerine suç üretiyorlar, şeytana hizmet ediyorlar. Bu konuda daha fazla şey yapılması gerektiği apaçık ortada. İnsan öldürmek bu kadar ucuz olamaz, olmamalı.

bona fide

#2
sözde halkın güvenliğini sağlayacaklar arabanın tekerlerine ateş etseler olmaz değil mi 8-9 polis eğitim atışı yapar gibi gencecik çocukları öldürüyor bir insanı bir canı bu kadar kolay harcamak  vicdan yoksunu gözü dönmüş psikopatlık resmen. geceli gündüzlü ne emeklerle büyüyorlar bu ülkede şerefsizleri hırsızları katilleri koruyan güvenlik güçleri sadece ellerindeki silahın kabadayılığını yaparlar. maaşlarını yükselt tamam insanlık empati pedagoji iletişim sıfır. devlet demek resmi hırsızlık kurumu demek zaten. önce milleti birbirine düşürürlerki insanların polise askere ihtiyacı olduğu düşüncesi oluşsun. vergilerin hesabı sorulduğunda askere polise harcandı bahanesiyle insanlar o kadar duyarlı hale gelirki yetmez varını yoğunuda bağışlar. sonra bu devleti yönetenler ve diğer parti semirenleri semirdikçe daha çok olay çıkmasını sağlayıp kendilerini yediklerini çaldıklarını kamufle ederler bizde koyun sürüsü gibi nereye çekerlerse oraya gideriz.parayla satın alınırız birbirimizi gammazlarız hırısızı koruruz arka çıkarız oyun hep aynı lutfeder gibi maaşa zam dediklerinde minnet duyarız hakkımızın ne olduğunu dahi  bilmeyiz. devletin uzun emekler vererek var ettiği köleleriz. birisi çıksa hakkımızı yaşamımızı özgürlüğünüzü savunsa devletten önce linç ederiz.sadık halkız pardon köleleriz.gelmiş yada gelen hiçbir bürokrat bu düzenin bozulmasını halkın uyanmasını asla istemez. memnun değilsem şikayetçiysem bu ülkeden git derler. kıyısından köşesinden değil tam ortasından yaşıyoruz ve inanılmaz bir cehalet eğitimsizlik hakim. bu gün kıtlık olsa çok az insan unu ekmek yapar onu geçtim buğday ithal ediyoruz. tütün pamuk üretimi sıfırlandı neredeyse. tarım gdo fiyasko gençler açlıktan ölür yada birbirini yer öyle beceriksizlik ellerind etelefon ve görsele odaklı yaşam marka. ve bunun sebebi gençler değil yetişmekte olan nesil değil. sistem.
 

bozadi

#3
05 Mayıs 2017

"Bu gazetecilik değil; cinayeti meşrulaştırmak, ortak olmaktır!.."


HDP'li Beştaş'tan Habertürk'e tepki...




HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Şırnak'ın Silopi ilçesinde polis tankerinin evlerinde uyurken iki çocuğu ezerek öldürmesini "Panzer uykuda yakaladı" başlığıyla haberleştiren Habertürk'e tepki gösterdi.

Silopi'de 3 Mayıs'ta meydana gelen olayda Karşıyaka Mahallesi 715'inci sokakta zırhlı polis panzeri Mesut Yıldırım isimli vatandaşın evine girdi. Girdiği odanın karşı tarafına kadar giden polis panzeri, duvar ve kolonları yıkarken, içerde yatakta uyuyan 7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki Furkan kardeşlerin ezilerek ölümlerine neden oldu.

Habertürk, olayı bugün (5 Mayıs 2017) birinci sayfasında "Panzer uykuda yakaladı" başlığı ile verdi.

Haber başlığı sosyal medyada eleştirilirken HDP'li Beştaş da sert tepki gösterdi.

Beştaş, Twitter hesabından paylaştığı mesajda "Bu habercilik,gazetecilik değil. Cinayeti meşrulaştırmak, ortak olmaktır...." ifadelerini kullandı. Beştaş'ın mesajı şöyle:


 

Kaynak: T24


bozadi

#4
15 Haziran 2017

Özkeskin'i öldüren polisler 'Teslim ol' bile dememiş!


TAYAD üyesi İnanç Özkeskin'in düzenlenen baskında öldürülmesi üzerine Avukat Oya Aslan polislerin "teslim ol" çağrısı dahi yapmadan"Özkeskin'i infaz ettiğini açıkladı.




Birgün'de yer alan habere göre Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi İnanç Özkeskin'in polis baskınında öldürülmesine ilişkin konuşan Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Oya Aslan, evde çatışma çıkmadığını vurgulayarak, polislerin 'teslim ol' çağrısı bile yapmadan Özkeskin'i infaz ettiğini söyledi.

İstanbul Kadıköy'de önceki gün bir eve düzenlenen baskında öldürülen Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD) üyesi İnanç Özkeskin'in cenazesi Adli Tıp Kurumu morgundan polis ablukası altında dün alındı. Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu'nda otopsi işlemleri tamamlanan Özkeskin'in cenazesi ailesine verildi. Özkeskin'in naaşının bulunduğu cenaze aracı 3 zırhlı, 4 çevik kuvvet, 6 sivil polis aracı eşliğinde Adli Tıp Kurumu'ndan çıkarılarak Karacaahmet Mezarlığı'na götürüldü.

EVDE SİLAH DAHİ YOK

Emniyet, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nün düzenlediği İnanç Özkeskin'in öldürüldüğü operasyonda çatışma çıktığını ileri sürmüştü. Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Oya Aslan, evde çatışma çıkmadığının altını çizerek, polislerin 'teslim ol' çağrısı bile yapmadan Özkeskin'i infaz ettiğini söyledi. Arslan Özkeskin'in babasının da darp edildiğini belirterek "Özkeskin'in annesi kapı çaldığını duyuyor. İlk başta polis olduğunu anlamıyor, sonra arka arkaya kapı çalınca polis olduğunu anlıyor. Ardından da polis kapıyı kırıyor. Özkeskin'in annesi kapının yanında duruyormuş, onu da orada itmişler. Özkeskin'in hasta babasını da silahla darp etmişler. İnanç o sıra uyuyormuş, sese uyanmış. Sonrasında polisler İnanç'a doğru yönelmişler ve ne olduğunu anlayamadan silah sesi gelmiş. Evde silah bile yokmuş ve polisler teslim ol bile dememiş." dedi.

Aslan, Özkeskin'in öldürülmesinden sonra, evin hemen mühürlendiğine dikkat çekiyor. Ev mühürlendiği için Özkeskin'in alzheimer hastası babasının ilaçlarını alamadığına ifade eden Aslan, "Aile önce hastane, sonra da karakola gidiyor. Ev mühürlendiği için, otelde kalmak zorunda kalmışlar. Birçok ilaçları evde, ilaçların bir kısmının isimlerini bilmedikleri için alamıyorlar" diye konuştu. Aslan, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Mademki çatışma çıktı diye iddia ediyorlar, polis kamerasının görüntülerini yayınlasınlar. Görüntüleri yok etmeyeceklerse gerçekler çok açık."

Son iki yılda ev baskınlarında birçok kişi öldürüldü. Günay Özarslan, Dilek Doğan, Dilan Kortak, Yeliz Erbay ve Şirin Öter ile Sıla Abalay'ın hayatlarına ev baskınlarında polis tarafından son verilmişti.

ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

Halkın Hukuk Bürosu, Özkeskin'in polislerce öldürülmesine ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Müvekkilimizin katledildiğini öğrendikten hemen sonra katliamın yaşandığı eve gittiğimizde evin mühürlü olduğunu gördük. 'Deliller' toplandıktan saatler sonra 'olay yeri' neden kapalı olabilirdi? Elbette gerçekler açığa çıkmasın diye. Özkeskin, 80 yaşındaki annesi ve 91 yaşındaki alzheimer hastası babası ile birlikte yaşıyordu. Özkeskin, katledildiğinde bu 'hücre evi'nde yaşlı ve hasta anne babası da vardı, Ancak ne olursa olsun biz gerçeği, anlatmaktan ve adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz."

Kaynak: ABC Gazetesi

 

bozadi

#5
6 Temmuz 2017

Berkin davasında polis 'hatırlayamadı': Hastane tutanakları üç kez değiştirilmiş


Gezi Parkı eylemleri sırasında Okmeydanı'nda polisin attığı gaz fişeğiyle vurulup hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin bir polisin yargılandığı dava 16 Kasım tarihine ertelendi.




Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya HDP Milletvekili Garo Paylan, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ÖDP eş başkanlar kurulu üyesi Alper Taş, Taksim Dayanışması ve Gezi Şehitleri ve Gazileri Platformu üyeleri katıldı.

Taksim Dayanışması adına adliye önünde bir açıklama yapan Mücella Yapıcı, adalet arayışlarının devam ettiğini, Berkin davasının tüm Türkiye'nin davası olduğunu belirterek, çıkacak kararın önemli olduğunu söyledi.

Berkin Elvan'ın kaldırıldığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli olan polis memuru Bekir Artuğ tanık olarak dinlendi. Bekçi Celal Büyük yardıma çağırınca yanına gittiğini söyleyen Artuğ, 07:00 sularında Berkin'in yaralı halde özel bir araçla hastaneye getirildiğini kaydetti.

Polisten 'tanıdık' ifade: Hatırlamıyorum

Artuğ, "Kendisini getiren şahıslar panik haldeydi. Hemşireler tedavisini yaptıktan sonra ameliyata alındı. Yaralı şahısları elbiseleri bu tür olaylarda nöbetçi memur tarafından alınır ilgili şahsa verilir. Olaylar çok olunca polis odasının kapısını kilitledik ve belirli noktalarda beklemeye başladık" diye konuştu.

Artuğ, Berkin'in eşyalarının tutanakla nöbetçi memura sormadan Çocuk Şube Müdürlüğü'ne verildiğini belirtti.

Çapraz sorguda Elvan ailesinin avukatlarından Can Atalay üst araması tutanaklarında, Berkin Elvan'ın üzerinde önce bir, sonra üç, daha sonra ise yedi adet torpil olduğunun yazıldığını söyleyerek tanık Bekir Artuğ'a tutanakların neden değiştirildiğini sordu.

Artuğ ise "Tutanağı ben yazmadım. Bilmiyorum. Toplam 11 adet torpil gördüm ama ben teslim etmedim" dedi.

Eşyaları kendisinin almadığını tekrarlayan Artuğ, kendisine yöneltilen soruları "Toplumsal olaylar yoğundu. Benim adım yorgunluktan veya uykusuzluktan verilmiş olabilir" diye yanıtlamaya başladı.

Baba Sami Elvan'dan polise: Ne gördüysen çocukların için söyle

Beyandan sonra konuşan baba Sami Elvan da, "Ben Bakır Altuğ'a 'Benim çocuğum için asla bir cümle bizden taraflı söyleme. Sen kendi çocukların için ne gördüysen biliyorsan onu söyle' dedim. Senin vicdanına bırakıyorum, çocuğumun cebinde kaç torpil vardı?" diye bir soru yöneltti.

Elvan "Cebinde torpil olduğuna inanmıyorum. Neden üç tutanak var? Torpil birdi, üçe çıktı, sonra da yediye çıktı. Bu tutanakları Hacı Bayramoğlu imzaladı. Bunlar benim çocuğumu bir şekilde terörize etmek ve bizi karalamak istiyorlar" dedi.

Tanık olarak dinlenen polis Bekir Artuğ ise "Sami Elvan iyi niyetli ama böyle bir konuşma yaptığımızı hatırlamıyorum" diyerek Elvan'ı yalanladı.

Artuğ'dan sonra avukat Oya Aslan söz aldı. Aslan, sanığın takma bıyık ve gözlük kullanarak kimliğini saklamaya çalıştığını ve sürekli yalan söylediğini savundu. Aslan, "Ayrıca dosyaya gelen son bilirkişi raporunda göz önüne alınarak sanığın tutuklanmasını talep ediyoruz" diye konuştu.

Mahkeme başkanına seslenen Aslan, "Milyonlar Berkin Elvan dosyasında sonuç bekliyor. Tutuklama kararı vermemeniz bunu bir siyasi kararla vermediğinizi ortaya koyacaktır. Dilerim böyle olmaz" dedi.

'Emniyet ve İçişleri Bakanlığı delil karartıyor'


 

Avukat Can Atalay da, "Ya 9. Birlik personelinin tümünü dinleyeceksiniz ya da bu sanığı tutuklayacaksınız. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü delil karartmaya devam ediyor. Geçtiğimiz duruşmada ders çıkaran bakanlık beyanda bulunan iki avukatın dosyaya gelmemesi sağladı. Bakanlık, Emniyet sistematik olarak delil karartıyor. İçişleri Bakanlığı'nın yazdığınız yazılara verdiği cevaplar okunmayacak derecede karışık bunun hiçbir açıklaması olamaz" dedi.

Mahkeme, sanığın tutuklanması yönündeki talebi reddederek davayı 16 Kasım tarihine erteledi.

Dışarıda aile ve avukatları kısa bir açıklama yaptı.

Baba Sami Elvan ve anne Gülsüm Elvan, adalet arayışlarının devam edeceğini ve sonun kadar bu davanın peşinden gideceklerini belirtirken, 301 işçinin maden faciasında kaybettiği Soma'da oğlunu kaybeden Gülsüm Çolak da son HSK kararnamesiyle Soma davasına bakan hakimlerin tayinlerinin davaya müdahale olduğunu ve kendilerini davadan uzaklaştırılmaya çalışıldığını ifade etti.

Çolak, 11 Temmuz'da görülecek Soma davasına katılım çağrısında bulundu.

Kaynak: Diken


bozadi

#6
6 Temmuz 2017

Hastane polisi: Berkin'in kıyafetlerinde torpil yoktu


Gezi protestoları sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle yaşamını yitiren Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşması yapılıyor. Hastane polisi ifadesinde 'Berkin'in üzerinde torpil yoktu' dedi. Bu açıklamaların ardından gözler "Elvan'ın üzerinde 11 adet 'patlayıcı torpil bulundu" ifadelerinin yer aldığı iddianameye çevrildi.




Gezi eylemleri sırasında Okmeydanı'nda polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan ve 269 gün sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 14 yaşındaki Berkin Elvan'ın ölümüyle ilgili davanın ikinci oturumu bugün Çağlayan'daki İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gürülmeye başladı.

Mahkemede Berkin Elvan'ın kıyafetlerini hastanede aile ve avukatlarına teslim eden polis memuru ifadesinde torpil görmediğini söyledi. Berkin Elvan'ın hastaneye getirilmesinin ardından hazırlanan iddianamede 'Olayda hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın üzerinde 11 adet 'patlayıcı torpil' bulundu' ifadeleri yer almıştı.

'HASTANEYE GELDİĞİNDE KENDİNDE DEĞİLDİ, 10 DAKİKA İÇİNDE MÜDAHALE EDİLDİ'

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hasatanesi'nde o gün görev yapan polis memuru ifadesinde şunları söyledi:

"Taksiyle hastaneye getirildi. Hastane personelinden kimlik bilgilerini aldık. Geldiğinde kendinde değildi. Panik halde acil müdahale edildi, zaten on dakika içinde ameliyata alındı. Biz şahsa pek yaklaşmadık. Hemşireler şahsın üstünden çıkanları nöbetçi polise teslim edildi. Yakınları ve 3 avukat eşyaları almak istediler. Kıyafetlerini aileye ve avukata teslim ettik. Torpil vs ben görmedim ama hemşireler teslim etmiş olabilir."

Kaynak: Sputnik


bozadi

#7
15 Temmuz 2016'da faşist darbeye karşı direnirken hayatını kaybedenler ne kadar şehitse, Berkin Elvan ve diğer merhum Gezi Olayı kahramanları da o kadar şehittir.

bozadi

#8
11 Ağustos 2017

Tacize uğrayıp yardım isteyen kadınlara polis dayağı:
Size bu kılıkla az bile yapmışlar


İzmir'de, 19 ve 22 yaşındaki iki kadın motosikletli şahıslar tarafından taciz edildi.
 Kadınlar yolda gördükleri polislerden yardım istediler ama polis kadınları darp etti.




İzmir'de iki kadın kendilerini motosikletle taciz edenleri şikayet ettikleri polislerden dayak yedi. Polislerin kadınları dövdüğü anlar güvenlik kameralarına da yansırken, mağdur kadınlar hem polislerden hem de tacizcilerden şikayetçi oldu. Bunun üzerine polislerin de kadınlardan şikayetçi oldukları öğrenildi.

'DİREKT YERE YATIRIP HER YERİMİ TEKMELEDİ'

Habertürk'ten Yasemin Güneri'nin haberiyle duyulan olayın ardından Show TV'ye konuşan kadınlardan 19 yaşındaki Derya, Alsancak'ta 22 yaşındaki Seray adlı arkadaşıyla yürürken önce tacize, ardından da polis şiddetine uğradıklarını belirtti ve olayı şöyle anlattı: "Eve dönüyorduk zaten. Motosikletli iki genç, elle taciz ettiler beni. Polisleri gördük. Yardım istemek amacıyla yanlarına gittik. 'Plakayı alamadık, gördüyseniz yardımcı olabilir misiniz?' dedim. Direkt yere yatırdı zaten. Kırık ayağımın üzerine bastı. Tekmeledi her yerimi. Kalçamda morluk var."

'SİZE BU KILIKLA AZ BİLE YAPMIŞLAR'

Tacize uğrayan ve polis tarafından darp edilen kadının arkadaşı Seray ise polis memurunun "Size bu kılıkla az bile yapmışlar. Halinize bakın" dediğini söyledi. Derya da "Taciz edildim, üstüne yardım istediğim polis tarafından darp edildim. Şu saatten sonra nasıl güvenebilirim polislere, insanlara?" diye sordu.

Olayın ardından iki kadın hem tacizle suçladıkları motosikletli kişilerden hem de şiddet uyguladığı güvenlik kameralarına yansıyan polisten şikayetçi oldu. Polisin de kadınlardan şikayetçi olduğu öğrenildi.


 

Kaynak: Gazete Duvar


bozadi

#9
12 Ağustos 2017

İzmir'de tacize uğrayan kadını döven polise soruşturma açıldı


İzmir'de tacize uğrayan kadını darp ettiği anlar güvenlik kameralarına yansıyan polis hakkında soruşturma başlatıldı.




Alsancak'ta arkadaşıyla yürürken önce tacize, ardından polis şiddetine uğradığını belirten Derya adlı kadın olayı şöyle anlatmıştı: "Eve dönüyorduk zaten. Motosikletli iki genç, elle taciz ettiler beni. Polisleri gördük. Yardım istemek amacıyla yanlarına gittik. 'Plakayı alamadık, gördüyseniz yardımcı olabilir misiniz?' dedim. Direk yere yatırdı zaten. Kırık ayağımın üzerine bastı. Tekmeledi her yerimi. Kalçamda morluk var."

Polis tarafından darp edilen kadının arkadaşı ise polis memurunun "Size bu kılıkla az bile yapmışlar. Halinize bakın" dediğini öne sürmüştü.

Hürriyet'ten Banu Şen'e konuşan İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın konuyla ilgili şunları söyledi: "Olayı öğrenir öğrenmez personelimizin bir kusuru olup olmadığı ile ilgili araştırma başlattık. Polisin halkla ilişkilerine önem veren bir teşkilatız. Personelimizin bir hatası varsa mutlaka hukuki olarak gereği yapılacaktır. Olayın tüm yönleriyle soruşturulup gerçeğin ortaya çıkması için çalışılıyor. Soruşturma hemen başlatıldı."

Kaynak: Diken


bozadi

#10
12 Ağustos 2017

Polisin saldırısına uğrayan Gülsüm Elvan: 'Kolum kırıldı' dedim, ters kelepçeyi sökmediler


Kadıköy'de, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'ya destek eyleminde gözaltına alınırken kolu kırılan Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, "Kolum kırılmasına rağmen hastaneye kadar ters kelepçeyle götürüldüm" dedi.




Kadıköy'de, kanun hükmünde kararname (KHK) ile ihraç edilmeleri sonra açık grevine başlayan ve tutuklulukları devam eden akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'ya destek vermek için açıklama yapan gruba polisin müdahalesi ile gözaltına alınan Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan'ın kolu kırıldı. Elvan, "Kolum kırıldı dedim, ters kelepçeyi sökmediler. Cevapları 'Anahtarı bulamadık' oldu. Kolumun kırılmasına rağmen  hastaneye kadar ters kelepçeyle götürüldüm" dedi.

Evrensel'den Erdi Tütmez'in haberine göre, KHK ile işlerinden atıldıktan sonra açlık grevine başlayan ve ardından tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça'ya destek vermek için grevlerinin 156'ncı gününde Süreyya Operası önünde eylem düzenlendi. Polis eyleme saldırırken, eylemde aralarında Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan ve ablasının da olduğu 16 kişi gözaltına alındı. Saldırısı sırasında Gülsüm Elvan'ın kolu kırılırken, Elvan'ın kolundaki kırığın tedavisi için ameliyatın gerekli olup olmadığı Pazartesi günü netleşecek.

'KELEPÇEYİ YİNE DE AÇMADILAR'

Gülsüm Elvan, polisin kendilerine sert bir müdahalede bulunduğunu aktardı.

"Nasıl oldu anlamadık ve bir anda sert bir müdahale oldu" diyen Elvan, "Yanımda kızım ve kızımın hocası da vardı. Gazeteci arkadaşlarımızla sohbet ediyorduk. Ve bir anda müdahale başladı. Etrafımızı sardılar. Ben de saldırı üzerine 'Yapmayın, etmeyin.' diye bağırdım. Beni ve kızımı gözaltına aldılar. Ve ters kelepçe taktılar. Ben o an saldırı sırasında kolumun kırıldığını hissettim. Bunu söyledim ancak 'Anahtarı bulamadık' diyerek kelepçeyi çözmediler. Uzun süre böyle kaldım. Hastanede kelepçeyi çıkardılar" ifadelerini kullandı. 

Savcılık talimatıyla serbest bırakılan Elvan, son olarak şunları söyledi:

"Bu ülkede işkence var, zulüm var. Bütün dünya duysun, görsün bunu. Kolumun kırılması hiçbir şey değil. Bana öyle bir yürek yarası verdiler ki kolumun kırılması hiçbir şey. Bana kapanmayan bir yara verdiler."

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

#11
9 Ağustos 2017

İki çocuğu öldürdüğü iddia edilen polisler hakkında 2 yıl sonra soruşturma


"Tüm sorumluların adalet önüne çıkarılması ve cezasızlık yaşanmamasını talep ediyoruz"




Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Ağrı'nın Diyadin ilçesinde 2 yıl önce özel harekat polisleri tarafından öldürüldüğü öne sürülen 16 yaşındaki Orhan Aslan, 15 yaşındaki Muhammet Aydemir'le ilgili olarak soruşturma açılmasına karar verdi.

Ağrı'nın Diyadin ilçesinde 12 Ağustos 2015 gecesi PKK üyeleri tarafından jandarma karakoluna düzenlenen saldırının ardından, ilçede düzenlenen operasyonda fırında çalışan 15 yaşındaki Muhammed Aydemir ve 16 yaşındaki Orhan Arslan öldürüldü. Valilikten yapılan açıklamada öldürülen çocuklar için "terörist" ifadesini kullanılırken, bir işyerinin güvenlik kamerası görüntülerinde çocukların fırın önünde birbirleriyle şakalaşırken son anları ortaya çıktı.

Valilik polisler hakkında soruşturma izni vermezken, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 15 yaşındaki Muhammed Aydemir ve 16 yaşındaki Orhan Arslan'ın öldürülmesiyle ilgili 2 yıl sonra soruşturma izin verdi. Uluslararası Af Örgütü "Diyadin Çocukları İçin Adalet" adıyla Orhan Arslan ile Muhammet Aydemir için dünya çapında kampanya başlatmıştı. Kampanya metninde, "Biz, Muhammet ve Orhan'ın öldürülmeleriyle ilgili tüm gerçeklerin açığa çıkarılması için her türlü adımın atılması, cezai soruşturmanın derhal, bağımsız ve tarafsız bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüm sorumluların adalet önüne çıkarılması ve cezasızlık yaşanmamasını talep ediyoruz" denilmişti.

Kaynak: T24


bozadi

#12
10 Ağustos 2017

Şemdinli'de köylülere işkence yapan 1 polis görevden uzaklaştırıldı


Altınsu köyünde, asker ve polisin katılımıyla başlatılan operasyonda köylüler gözaltına alınırken işkenceye maruz bırakılmıştı




Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı 5 Ağustos tarihindeki operasyon esnasında bölgede gözaltına alınan yurttaşların darp edilmeleri üzerine Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları başvurunun ardından başlatılan adli ve idari soruşturma sürüyor.

'KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ İLE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI'

Valiliğin söz konusu soruşturma kapsamında savcılığa müracaat eden yurttaşların teşhisi üzerine bir polis memurunu "kuvvetli suç şüphesi" nedeniyle görevinden uzaklaştırdığı öğrenildi.

AKP, Meclis'te gündeme gelen konu 'örgüt propagandası' yapıldığı iddiası ile yalanlanmıştı.

HDP HEYETİ KÖYÜ ZİYARET ETTİ

Öte yandan, HDP milletvekili Mizgin Irgat ve Nihat Akdoğan'ın aralarında bulunduğu heyet Altınsu köyünü ziyaret ederek izlenimlerini kamuoyu ile paylaşmıştı.

Mizgin Irgat, işkence izlerinin çok belirgin olduğunu ifade ederek, kadınların tacize uğradığını söylemişti:

"Bir çatışma bahane edilerek sabaha karşı bütün evlere rastgele giriliyor. Hortumla dövülenler, şiş saplananlar var. Medyada sadece 36 kişinin adı geçiyor ama 100'e yakın insan darp edilmiş. Güvenlik güçleri gittikleri her evde kadınları taciz etmişler. Ne bir gözaltı var ne bir soruşturma"

HDP'li Nihat Akdoğan ise Hakkari Valiliği'nin açıklamalarını yalanlamış, köydeki durumun basına yansıyan fotoğraflardan daha kötü olduğunu söylemişti:

Valilik köylülerin açıklamalarını yalanlamıştı. Ama 4üncü gün olmasına rağmen darp izleri taptazeydi. Gelsin görsünler bu izleri. Biz ziyaret ettiğimiz her evde sosyal medyadaki fotolarda gördüğümüz izlerin daha kötüsüne rastladık. 80 yaşındaki bir annenin koluna dipçikle vurulmuş. Genç arkadaşların sırtı o fotolarda gördüğümüzden çok daha kötü. Kadınlar yaşadıklarını anlatamadılar bile, öyle sinkaflı küfürler edilmiş. Fiziki şiddetin yanında ruhi şiddetin de uygulandığına müşahade ettik.

HAKKARİ VALİLİĞİ İŞKENCEYİ YALANLAMIŞTI

Hakkari Valiliği'nin açıklamasında, Şemdinli ilçesinde gözaltına alınan yurttaşlara işkence yapıldığı haberlerini yalanlanmış, güvenlik görevlilerine direnen kişilerin 'derdest' edilerek gözaltına alındığı iddia edilmişti.

Açıklamada haberlerin tamamen asılsız olduğu iddia edilirken 'terör örgütü propagandası yapma maksadı taşıdığı' savunulmuştu:

"Güvenlik güçlerimiz tarafından İlimiz Şemdinli İlçesi Altınsu Mahallesinde 05.08.2017 günü icra edilen operasyon esnasında açılan ateş sonucu 1 Polis Memurumuz Şehit olmuş, bunun üzerine ateşin geldiği değerlendirilen bölgelerde bulunan şüpheli şahıslar hukuka uygun olarak gözaltına alınmışlar, ancak bu esnada güvenlik güçlerimize direnen şahıslar da yetkiler dahilinde zor kullanılarak derdest edilmişlerdir. Daha sonra gözaltına alınırken darp edildikleri iddiası ile Savcılık Makamına müracaat eden 10 vatandaşımızın işlemleri devam etmekte olup, bunlar arasında kadın bulunmamaktadır. Ayrıca kusuru olan personel tespit edilirse haklarında gerekli idari tahkikat da yapılacaktır. Bunun dışında bazı haber ajanslarında ve sosyal medyada Güvenlik Güçlerinin vatandaşlarımıza işkence yaptığı yönündeki haberler tamamen asılsızdır ve terör örgütünün propagandasını yapma maksadını taşımaktadır."

NE OLMUŞTU?

Hakkari Şemdinli'nin Şapatan köyüne polis ve askerler tarafından baskın düzenlendi. Köylülerin meydanda işkenceden geçirildiği işkencenin Emniyette de sürdüğü iddia edilmişti.

Dihaber, işkencenin fotoğraflarını yayımlamıştı.

Vücutlarında işkence izi görülen köylüler, yaşadıklarını şöyle anlatmıştı:

 "Gece saatlerinde evlere baskın yapan asker ve polisler 100'ü aşkın insanı köy meydanına toplayarak, işkenceden geçirdi. Aralarında kadın ve çocuklar da vardı. Hiçbir gerekçe göstermeden kapıları kırıp halkı yere yatırdılar. Yere yatırılanların üzerlerinde tepindiler. Tekme, tokat, yumruk, silah dipçiği dahil birçok şeyle vurdular. Meydan dayağından sonra 36 kişiyi gerekçesiz gözaltına aldılar. İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülene kadar da darbedildik."

Kaynak: Demokrat Haber


bozadi

#13
13 Ağustos 2017

Kadınlar İzmir'de Derya ve Seray'ın saldırıya uğradığı yerde
 eylemde olacak


Kadınlar İzmir'de tacizi ve tacizcileri meşrulaştıranlara karşı ÖSYM önünde buluşacak.




Kadınlar İzmir'de tacize maruz kaldıktan sonra yardım istedikleri polis tarafından darp edilen Derya ve Seray için 14 Ağustos Pazartesi 19.00'da İzmir Kıbrıs Şehitleri ÖSYM önünde eylemde olacak.

Son dönemlerde kadınların yaşam tarzlarına yönelik saldırıların artmasına karşı 29 Temmuz'da İstanbul'da buluşarak "Kıyafetime karışma" diyen kadınlar İstanbul'un ardından İzmir, Ankara ve Konya'da eylem gerçekleştirmişti. Kıyafetime karışma diyen kadınlar şimdi de geçtiğimiz gece tacize uğradıktan sonra polisin "Size bu kılıkla az bile yapmışlar" diyerek darp ettiği Derya ve Seray için ÖSYM önünde buluşacak.

Kıyafetime karışma diyen kadınlar " 'Az bile yapmış' diyenlere diyecek çok şeyimiz var" çağrısıyla eylem duyurusu yaptı.

Kaynak: Yarın Haber


bona fide

#14
aceleyle polis üniforması giydirip göreve başlatılırken bu insan nüsvettelerine görevinin -vatandaşın emniyetini can güvenliğini sağlamak- ne olduğunu söylenmemiş muhtemelen ciddiyim ömrü hayatımda 20 polis tanıdıysam bunun 4 tanesi iyi çıkmıştır. daha doğrusu empati yapabileni diyeceğim. ki farzı misal hükümet değişti polislerdeki bu kafa -belindeki silaha elindeki yetkiye güvenen saygısız art niyetli pislikler- asla değişmez. ancak tenhada elinde silahla sıkıştırdığında -eşit konumda- olduğunda bu tipler bir anda süt dökmüş kediye döner. partici yanlı taraflı polis ancak bu ülkede değişmeden varlığını sürdürüyor. eğitim kalitemiz polislerden belli. saygılı olanları tenzih ederim. bu gün kızım müziik fesativalindeydi onu almaya gittiğimde beni beklerken ekip arabasının yanında durmuş dediği şu arabadaki polislerin hepsi içiyordu şikayet edelim mi. hemen korkak tavuk gibi delimisin dedim.karşılığında kodeste yiyeceğimiz dayakla kalırız. yahu trafik ihlali hız ve risk durumlarında 155 aradığımızda tüm operatörler dolu mesajı düşüyor neyse iyi geceler.