Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Uğur Kurt Cinayetinde Yeni Skandal (26 Eylül)

Başlatan bozadi, 27 Eylül 2015, 18:25:44

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

26 Eylül 2015

Uğur Kurt cinayetinde yeni skandal: Emniyet kamera kablosu kesmiş


Okmeydanı'nda cemevi bahçesinde beklerken polis kurşunuyla can veren Uğur Kurt'un ölümüyle ilgili davada, sanık polisin bulunduğu araçtaki kamera görüntülerinin karartıldığı anlaşılmıştı. Bunun üzerine mahkeme, araca ait kamera sistemini incelemek istedi. Ancak Emniyet'in cihazı, 'kablolarını keserek' gönderdiği ortaya çıktı.




Uğur Kurt adlı yurttaş, 22 Mayıs 2014'te, bir cenaze törenine katılmak için Okmeydanı Cemevi avlusunda beklerken, silahla boynundan vurularak can vermiş, Kurt'un hayatına mal olan kurşunun bir polisin silahından çıktığı belirlenmişti. Olayın ardından açılan davada, şüpheli polisin bulunduğu zırhlı araca ait kamera görüntülerinin, ateş açılmasından 15 dakika önce karardığı ve 10 dakika sonra geri geldiği anlaşıldı. Mahkeme bu durumu aydınlatmak için, araca ait kamera sisteminin sökülüp Adli Tıp'a gönderilmesini istedi. Fakat Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün kameranın bağlantı kablolarını keserek, cihazı yolladığı anlaşıldı. Kabloları kesik haldeki kamerada inceleme yapamadığı için, en sonunda zırhlı aracın kendisi de Adli Tıp'a yollandı.

İstanbul'da, geçen yıl 22 Mayıs'ta Okmeydanı Cemevi'nde cenaze bekleyen Uğur Kurt adlı yurttaş, polisin silahından çıkan kurşunla vurularak, can verdi. Ateş eden polisin de içinde bulunduğu "Shortland" adı verilen zırhlı araçtaki kamera kayıtları ise Kurt'un vurulmasından 15 dakika önce kararmış ve ekranda, 'ters 1 rakamı', 'kalp' ve 'yüz şekli' gibi karakterlerden oluşan 16 simge belirmişti. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Bilişim ve Teknoloji Suçları Şubesi'nce geçen yıl hazırlanan raporda, simgelerin "kameranın kendisinden mi geldiği yoksa kullanıcı tarafından mı yapıldığının" belirlenemediği anlatılmış ve DVR cihazı ile kamerayı kontrol eden ekipmanın incelenmesi gerektiği ifade edilmişti.

ARACIN TÜMÜ ADLİ TIP'A GİTTİ

Uğur Kurt davasının görüldüğü İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise geçen 20 Mart'taki duruşma sonrasında, "raporda eksik kalan hususta rapor düzenlenmesi ve buna göre görüntülerin kurtarılması mümkün ise bunun da tespiti ile CD ve DVD ortamına aktarılarak, mahkemeye gönderilmesi" yönünde karar kaldı. Mahkemece 9 Nisan'da Kağıthane Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan yazıda, "araçtaki kamera ve kamerayı kontrol eden elektronik/mekanik ekipmanlar sökülebiliyorsa ivedi şekilde getirilmesini" istedi. Kağıthane Emniyeti de aracın kamerasını, monitörünü ve keybordunu mahkemeye teslim etti. Ancak Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Bilişim ve Teknoloji Suçları Şubesi'nde 1 Temmuz'da yapılan incelemede, "klavyeyi çalıştıracak güç adaptörü ile sisteme bağlantısını sağlayacak kablosunun beraberinde bulunmadığı" anlaşıldı. "PTZ kamera bağlantı kablosunun, kameranın altındaki çıkış noktasına çok yakın bir yerden kesilmiş olduğu" belirtildi. Raporda, "Kameranın kesik olan kablosunun orijinal hali araştırılmış ancak kamerada kullanılabilecek sağlam herhangi bir kablo temin edilememiştir" denildi. Distribütor firmayla temas kurulduğu fakat teknik destek alınamadığı kaydedildi. Sonuçta, "Kameranın kabloları kesilmiş olarak gönderildiğinden laboratuvar ortamında araçtaki benzer şartlar oluşturulamamıştır" ifadesi kullanıldı. Kağıthane Emniyeti ise "Kablo bağlantılarını sökmedik" dese de kamera, monitör ve keybordla birlikte zırhlı aracın kendisi 3 Ağustos 'ta Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek, incelemeye alındı. Daha sonra da 7 Ağustos'ta Emniyet'e iade edildi.

Kurt Ailesi'nin avukatı Aslı Kazan Gilmore, zırhlı aracın ateş anını görüntüleyecek en uygun açıda konumlandığını, ne var ki kamera görüntüsünün 15 dakika önce kararıp 10 dakika sonra normale döndüğünü hatırlattı. Gilmore, Sezgin Korkmaz adlı şüpheli polisin babasının da aynı mesleği yaptığını, olay yerinde olduğunu ve aracın bulunduğu Kağıthane Emniyeti'nde görevli olduğunu kaydeden Gilmore, "Şimdi Emniyet'in sökmek yerine kabloları giriş noktasından kesmesi, şüphelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu bir kere daha gösterdi" dedi. Uğur Kurt Davası'nın bir sonraki duruşması, 1 Ekim'de görülecek.


Kaynak: radikal.com.tr

bozadi

#1
27 Eylül 2015

Uğur Kurt'u öldüren polis 'gaz silahı 20 kilo' dedi, 2 kilo çıktı


Okmeydanı'nda cenaze beklerken polis kurşunuyla ölen Uğur Kurt'un katil zanlısı polis, neden gaz silahı yerine gerçek silah kullandığı sorusu üzerine, boyalı gaz atan FN silahının 20 kilo olduğunu söylemişti. Ancak emniyet, mahkemenin sorusu üzerine bu silahların en fazla 2.3 kilo olduğunu bildirdi.




Okmeydanı cemevi avlusunda bir cenaze töreni için beklerken polis kurşunuyla can veren Uğur Kurt'un katil zanlısı olan polisin, elinde 'FN' adlı boyalı gaz silahı bulunduğu halde tabancasıyla ateş ettiği anlaşılmıştı. Şüpheli polis, FN'nin 20 kilogram ağırlığında olduğunu ve araçtan inerken bu yüzden kullanamadığını belirtince mahkeme , Emniyet'ten FN silahının özellik bilgilerini ve fotoğraflarını istedi. Emniyet'ten verilen yanıtta, dört tür FN silahının kullanıldığı belirtilirken, ağırlıklarının 1.41 ile 2.3 kilogram arasında değiştiği belirtildi. Aradaki uyumsuzluğa dikkat çeken mahkeme, "Polisin söz ettiği 20 kilogramlık silah hangisidir?" diye sordu.   

Okmeydanı'nda, 22 Mayıs 2014 tarihinde bir grup göstericiyi takip eden polis ekibinden Sezgin K., üzerlerine molotofkokteyli atılması üzerine silahını ateşlemiş, bu sırada cemevi avlusunda cenaze bekleyen belediye işçisi Uğur Kurt'un ölümüne neden olmuştu. Sezgin K., iki ay sonra alınan ifadesinde, saldırıda bulunulan zırhlı aracın içinde, elinde boyalı gaz silahı olan 'FN' olmasına rağmen tabancasıyla ateş ettiğini söylemişti. Böylelikle, cinayetten sonra hazırlanan Olay Yeri İnceleme Tutanağı'nda, Korkmaz'ın elinde 'FN' silahının bulunduğu bilgisinin gizlendiği de açığa çıkmıştı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen yargılama sırasında sanık polis Sezgin K., soru üzerine, 'FN' silahını "20 kilogram ağırlığında olduğu için" kullanmadığını söyledi. Sezgin K., "Bizim araçtaki FN silahı monteli değildi. O gün saldırıya maruz kaldığımız için silahı şoför ile yanındaki koltuk arasındaki boşluğa koymuşuk. Araç yandığı için onu alma imkanım olmadı" dedi.

Bunun üzerine mahkeme, İstanbul Emniyeti'ne yazı yazıp FN silahının özelliklerinin, fotoğraflı şekilde bildirilmesini istedi. Emniyet'ten gönderilen yanıtta, iki tip 'FN' savunma tüfeğinin kullanıldığı, ikinci tip silahın "A5", "LE 900" ve "BT Delta" diye üç ayrı türe ayrıldığı ifade edildi. Bunların ağırlıklarının ise 1.41 ile 2.3 kilogram arasında değiştiği belirtildi. Mahkeme tarafından yazılan ikinci yazıda, silahın 20 kilogram ağırlığında olması gerektiği belirtilerek, gönderilen resimlerdeki silahlardan hangisi olduğunu belirtilmesi talep edildi. Emniyet'ten henüz bir yanıt verilmedi. Davanın sonraki duruşması, 1 Ekim'de görülecek.


Kaynak: radikal.com.tr