Türkmen Lider: IŞİD Irak'a Girdiğinde Erdoğan Neredeydi? (19 Ekim)

Başlatan bozadi, 19 Ekim 2016, 14:29:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

19 Ekim 2016

Türkmen liderden çok sert çıkış:
IŞİD Irak'a girdiğinde Erdoğan neredeydi?


Irak'ta kurulan Haşd el Şabi milislerinin Kerkük Türkmenleri'nin liderlerinden
Ebu Mustafa İmami'nin Musul ve Türkiye ile ilgili değerlendirmeleri yayınlandı.




İmami konuşmasında şunları söylüyor:

"Hükümet ile sorunlarımız var. IŞİD Irak'a girdiğinde Erdoğan neredeydi? Bu hükümet değil miydi ki, IŞİD beş yüz bin nüfuslu Telafer'e girdiğinde, Türkmen köylerini ele geçirdiklerinde bu hükümet tek bir kınama dahi yayınlamamıştı. O zaman neredeydiler? Niçin bu kadar beklediler? Telafer'de katledilenler Türkmen değil miydi?

Şimdi biz Kerkük Türkmenleri olarak bir birlik kurmuşuz gelip buna yardım etmeleri mi gerekir, yoksa karşısında olup Musul'u mu bahane etmeleri gerekir?

Artık Türkmen'in gücü var, tüm ülkeyi savunacağız. Bu bizim en doğal hakkımızdır. Biz o dönem bütün komşularımızdan yardım istedik. Tüm dünyaya yardım feryatları gönderdik. O gün ateşi söndürmeyenler bugün o ateşi Iraklıların söndürmeye başladığını görünce Türkiye şimdi mi sahip çıkacak bize? Onlar gerçekten Türkmenleri mi savunacak? Bu kardeşi savunmak değildir."



 
Kaynak: Cumhuriyet


bozadi

18 Ekim 2016

Bağdat'ta Türkiye'ye 'Musul' protestosu: 'Osmanlı işgali sona erdi'


Bağdat'ın Türkiye Büyükelçiliği önünde bir araya gelen binlerce Iraklı, Türkiye'nin önceki gece başlayan Musul operasyonunda yer alma ısrarını ve Başika'daki askeri varlığını protesto etti.




Irak'ın ikinci büyük kenti Musul'u elinden tutan IŞİD'in bölgeden çıkarılması için yerel güçler, Irak ordusu ve uluslararası koalisyondan oluşturulan ordu uzun süren bir hazırlık döneminin ardından önceki gece operasyona başlamıştı.

Irak ile Türkiye arasında Musul'daki operasyon konusunda hararetli bir tartışma sürerken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı Haydar el Abadi'nin Türk askerlerinin Musul'a giremeyeceğini söyleyip 'rest' çekmesine, "Ya nasıl girmeyeyim? 350 kilometre sınırım var benim. Alakası olmayanlar giriyor. Neymiş Bağdat onlara 'Gel' demiş. Arzu ederlerse Misak-ı Milli'yi okurlar. Operasyonda da, masada da olacağız" diyerek yanıt vermişti.

Şii liderin çağrısıyla toplandılar

Irak ordusunun büyük bölümünü oluşturan ve farklı birlik olarak Musul operasyonuna katılan Şiilerin lideri Mukteda es Sadr, daha önce Türkiye'nin Başika'daki varlığına atıfla "Erdoğan, kovulmadan önce askerini şerefiyle çıkarsın" demiş, geçen gün de Bağdat'taki Türkiye Büyükelçiliği önünde yandaşlarına toplanma çağrısı yapmıştı.

Çağrı üzerine elçilik önünde sabah saatlerinden itibaren binlerce kişi toplandı.

'İşgalci dışarı' sloganları

Protestocular, geniş güvenlik önleminin alındığı elçilik önüne arama yapıldıktan sonra alındı. Irak bayrakları ve Türkiye karşıtı dövizler taşıyan Iraklılar, Türk askerlerinin ülkeden çekilmesini talep ederken, "İşgalci dışarı" sloganları attı.

Erdoğan'ın çiziminin yer aldığı dövizlerde "Osmanlı işgali sona erdi" ifadeleri de yer aldı.

Kaynak: diken.com.tr


bozadi

Bana öyle geliyor ki, Erdoğan her ne kadar Gezi Olayları gibi büyük ve etkili muhalefet hareketlerinden ölümüne nefret etse de, bu tür büyük baskılar Erdoğan'ı uzunvadede bazı rota düzeltmeleri yapmaya sevk ediyor. Kendisine en muhalif olan kesimlerle ortak bir düşmana sahip olup olmadığına bakıyor örneğin.

Sol kesimde ABD liderliğindeki global ekonomik, siyasi ve askeri faşizme karşı muhalefet bir kimlik bilgisi.

CIA-merkezli Fethullah belası Erdoğan'ın ABD'ye karşı öfkelenmesine neden oluyor.

Bunun yanında, İslam dünyasında İran gibi bir örnek var. İslamcılığın ve Amerikan emperyalizmi karşıtlığının en güçlü şekilde birleştiği yer olan İran ABD'ye ve İsrail'e açıkça meydan okuyor ve İslam dünyasını bu temel konuda gaflet ve zillet uykusundan uyandırmak ve birleştirmek için elinden geleni yapıyor. İslam dünyasında İran'a karşı azımsanamayacak bir gizli hayranlık olduğundan şüphe edilmemeli bence.

Ve tabi ki Rus faktörü var. ABD karşıtlığının yükselen en güçlü değeri belki de. Suriye'ye müdahale ettiği gibi ABD-İsrail ikilisinin "Arap Baharı" (!) rüyalarını sona erdirdi. Rusya'nın Türkiye'ye yaptığı siyasi-ekonomik-askeri yaptırımlar sonucu Erdoğan NATO'nun bu duruma karşı pek birşey yapamadığını görünce bu durum Erdoğan'ın moralini feci bozdu ve kıçını ABD'ye ve müttefiklerine yaslayarak bölgesinde Osmanlıcılık oynama hayallerini sona erdirdi. ABD ve müttefiklerinin askeri gücünün kesişimi olan NATO, Rusya'ya (ve müttefiklerine) saldırma cesaretini kendinde bulamıyordu.

Bu arada uzun zamandır gayet ABD-İsrail müttefiki gibi davranan Aliyev de Erdoğan'daki değişimden etkilenmiş gibi görünüyor, Rusya'ya giderek yaklaşıyor, İran'la ciddi sorunlara rağmen ilişkilerini geliştiriyor, Fethullah'ı kötülüyor ve ardında ABD desteği olduğunu bildiğini ifade ediyor.

Yedi düvele karşı savaş meydanında zafer kazanmış Atatürk gibi tanrısal bir milli örnek var. Erdoğan toplumun büyük bir bölümünde zihinlerdeki egemen Atatürk imajını yıkabilmek, bunun için ondan daha büyük bir zafer kazanmak istiyor.

Bütün bu faktörleri değerlendiren Erdoğan, idealini kurduğu yüceltici zaferin, ABD karşıtı cephede önemli ve hatta öncü bir rol oynamaktan geçtiğini seziyor belki de. Ama bunun çok hızlı ve kolay başarılabilecek birşey olmadığını da çok iyi bildiği için, kısa ve orta vadede, bir yandan kendini destekleyen temel toplum kesimlerinin beklentilerine uygun egotik faaliyetleri sürdürürken, bir yandan da ABD'yle mesafesini artırmaya ve uzun vadede başarılı olacağını tahmin ettiği ABD karşıtı cephede elde etmek istediği üstün konum için elini güçlendirebilecek şeylerin planlarını yapmaya ve girişimlerde bulunmaya devam ediyor. Kendisinin de şimdiye kadar elinden geldiğince yardımcı olduğu ABD-İsrail-Suud patentli cihatçı terörle boğuşan Suriye'nin ve Irak'ın egemenliğini ısrarla ihlal ediyor. Çok ilginç ve karmaşık bir durum. Irak devleti ve halkı her ne kadar Türkiye'ye bu konuda yaptıkları itirazda sonuna kadar haklı olsalar da, aynı tepkiyi bir bütün olarak en başta ABD'ye göstermeleri gerekiyor. O yönde güçlü sesler de var aslında toplumun çeşitli kesimlerinde ama henüz yeterince organize ve güçlü değil. Aslında bana öyle geliyor ki Erdoğan Irak halkının çok ihtiyaç duyduğu bir etki yapıyor şu anda. Onları uyandırıyor, seslerini yükseltmelerine yardımcı oluyor. Bu da onların uzun vadede ABD'ye karşı seslerini yükseltmelerine yardımcı oluyor ve olacak bana göre. Tam da bu nedenle ABD Türkiye'ye giderek daha fazla gıcık oluyor. Peki Erdoğan bunu yaparken "aman da Iraklı kardeşlerimin Amerikan işgaline karşı mücadelesine yardımcı olayım" diye mi yapıyor? Sanmıyorum. Sanki hayat Erdoğan'ı bu yönde kullanıyor gibi geliyor bana. Ama Erdoğan sonunda zaten bunu bilinçli bir şekilde de yapabileceği bir yöne doğru ilerlemekte olduğu için bu mümkün olabiliyor belki de.

Erdoğan'ın pek çok politikası ABD'nin politikalarıyla hala çok benzer, çok uyumlu. Peki nasıl oluyor da ABD ve İsrail Erdoğan'dan nefret ediyor ve onu indirmeye çalışıyorlar? Çünkü son derece benzer egosal ve emperyalist emeller peşinde olmalarına rağmen, Erdoğan onların gücünü mutlak olarak görmüyor ve dolayısıyla da onların her emrine itaat etmeyi, tamamen onların istediği gibi davranmayı kabullenemiyor. Erdoğan'ı tanrısallaştıran milyonlarca insan onun bu tutumuna çok yardımcı oluyor. Erdoğan kendini Allah gibi görüyor ve aslında bir şekilde bu doğru değil mi? Bu inanç, sezgi veya farkındalık, Erdoğan'ın İlüminati'ye boyun eğmemesine, onlarla çıkar çatışması yaşamasına neden oluyor. Erdoğan uzun süre ABD-İsrail köpeği gibi göründü (BOP eşbaşkanlığı vs) ama aslında değildi veya olmayacaktı. Kuzu kılığında kurtlar olabildiği gibi, kurt kılığında kuzular da olabiliyor. BH KH'yi kendi silahıyla vurabiliyor. Putin'in geçmişinde de faşizm olarak tanımlanacak ciddi karanlıklar var örneğin. Ama şimdi durum çok farklı. Erdoğan için de benzer bir sürecin (daha yavaş olmakla birlikte) gerçekleşiyor olabileceğini düşünüyorum.