Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Denizler Asılırken CHP Ne Yapıyordu? (7 Mayıs)

Başlatan bozadi, 07 Mayıs 2013, 18:55:50

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

07.05.2013

Denizler asılırken CHP ne yapıyordu?


Deniz Gezmiş'in idamı için el kaldıran CHP, her 6 Mayıs'ta Denizler'i anıyor.[/b]





6 Mayıs 1972 tarihinde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 41'inci ölüm yıl dönümlerinde Ankara'da mezarları başında düzenlenen törenle anıldı. Geçtiğimiz yıl mezarlarını ziyaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, bu yıl bir SMS mesajıyla Denizler'i andı.

KILIÇDAROĞLU DENİZ'İ ANDI
Bugün partisinin grup toplantısında bir kez daha Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını anan Kılıçdaroğlu, ''Dün 6 Mayıs'tı. 3 fidanımızı dar ağacına gönderdiğimiz tarih. Onlar sadece bağımsız Türkiye dediler. Bütün halkı kucakladılar. Halkın çıkarlarını sonuna kadar savundular. İdam sehpasına giderken kararlıydılar, ''Bağımsız Türkiye'' diye haykırdılar. 3 fidanımıza Allah'tan rahmet diliyorum.'' dedi.

CHP'LİLER DE İDAMA 'EVET' DEDİ
''Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.'' deyip CHP'lilere ve Kemal Kılıçdaroğlu'na tarihsel bir hatırlatma yapmakta yarar var. Günümüzde Deniz Gezmiş'in doğum günü / ölüm yıl dönümleri için düzenlenen etkinliklerin katılımcıları arasında çok sayıda CHP'li ve ulusalcı da var. Oysa Deniz Gezmiş'in idamına, dönemin CHP milletvekillerinin büyük kısmı evet demiş ya da çekimser kalarak gizliden gizliye bu idamları onaylamıştı.

273 KABUL 47 RET
1972 yılında Meclis'teki üye sayısı 450 idi ve oylamaya 323 milletvekili katılmıştı. 273 milletvekili Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edilmesine kabul oyu verirken 48 ret oyu çıkmış ve 2 de çekimser oy kullanılmıştı. Oylamaya katılmayan vekil sayısı ise 118 idi. Deniz'leri idamdan kurtarmak için sadece 30 oya ihtiyaç vardı. Ancak CHP'lilerin önemli bir kısmı Meclis'e bile gelmemişti.

144 VEKİLDEN İDAMA HAYIR DİYEN 47 CHP'Lİ
Meclis'teki oylamada 144 CHP'liden idamlara hayır diyenlerin sayısı 47 idi. O 48. ret oyu ise TİP'li Mehmet Ali Aybar'a aitti. Senato'da 34 üyesi bulunan CHP'den idamlara hayır diyenlerin sayısı ise 18 idi.  Üstelik idamlar sırasında 12 Mart ara rejim hükümetinin Başbakanı, eski CHP'li Nihat Erim'di.

SÜLEYMAN DEMİREL DE 'EVET' DEDİ
"Türk solu"nun akıl danıştığı'' isimlerden biri haline gelen Süleyman Demirel o gün ne mi yapıyordu. Gezmiş, Aslan ve İnan'ın idam oylamasına oy veren isimlerden biri de Isparta milletvekili ve Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'di.

Kaynak: ensonhaber.com

believer planet

#1
paylaşımların için çok teşekkür ederim bozadi ...
zevk ve ilgiyle okuyorum.
herşey mümkün

bozadi

#2
Desteğin için ben de sana teşekkür ederim believer planet. Hayatımız dediğimiz bu ortamdaki yaşam koşullarımızı ve irademizi kendi güdümleri altına almaya çalışan faşist güçlerin sinsi ve aşağılık faaliyetlerini ifşa etmekten mutluyum. Faşizmin, yani kötülüğün her zaman belirli bir ideolojiden, belirli bir partiden vs geldiğini iddia etmiyorum. Kendi ülkemiz bağlamında bu tür faaliyetlerin bir kısmı Türkçülük, Milliyetçilik veya Kemalizm gibi maskeler üzerinden dayatılabildiği gibi, İslamcılık yoluyla da dayatılabiliyor. Veya Hıristiyanlık, veya Materyalizm, vs. Ben temelde faşist zorbalığın, yani kötülüğün hangi ideoloji veya konu üzerinden dayatıldığı konusunda ayrım yapmıyorum. Tespit edebildiğim en sürekli, en organize, en bariz ama bir o kadar maskelenmeye çalışılan kötülükleri ifşa etmeyi seçiyorum.

Kasyopyalıların vurguladığı gibi, bu dünya üzerinde, 3. yoğunluk seviyesinde KH yolunu güden "lider" kurum İlüminati adlı konsorsiyumdur ve Masonluk da İlüminati'nin kollarından biridir. Faaliyetleri incelendiği zaman gerçekten de son derece karanlık, ikiyüzlü, sinsi ve özgür iradeye aslında hiç saygı duymayan bir felsefeleri olduğu anlaşılıyor. Tabi Masonluk derece derece. Kendilerini kamufle edebilmek için, çekici / saptırıcı bir vitrin oluşturmak için alt seviyelerde pek çok iyi niyetli bireyi de bünyelerine katabiliyorlar. Bazı istisnai bireylerin Masonluğun en üst seviyelerinde pozitif eğilimlerle bulunabileceği veya pozitifliğe erebileceği yönünde bilgiler de verdi Kasyopyalılar. Ama bunlar sadece birer istisna. Kural ortada. Konuyu yeterince derinlemesine araştıran ve aklı ve vicdanı yerinde açık olan herkes Masonluğun ne kadar KH güdümlü olduğunu görebilir. İlüminati'nin ve Masonluğun piramit simgesinin ABD Dolarındaki mevcudiyetinin ne anlama geldiğini anlamak bu kadar zor olmamalı.

Bu karanlık güruhun efendilerinin kendi ülkemizin geçmişindeki ve bugünündeki en temel karanlık olayların ardındaki mevcudiyetini anlamak zor olmamalı. Karanlık güçlerin varlığını ve hayatımızdaki aktif mevcudiyetlerini görmemiz, bununla yüzleşmemiz gerekiyor. Bizi oyalamak, saptırmak için önümüze attıkları sahte tarafçıllıkları terk etmemiz gerekiyor, eğer amaç 3. yoğunluktaki kısırdöngülerden, işkencelerden kurtulmaksa. Herkes kötülüğün kendi benimsediği ve taraftarlığını yaptığı ideolojilere nasıl bulaştığını görmek, anlamak zorunda, eğer kısırdöngülerden kurtulmak istiyorlarsa. Dinciye bakıyorsun, kendi benimsediği belirli bir dini tek doğruluk/kurtuluş yolu olarak görüyor, başkalarını yanlış yolda olarak görüyor ve onları "düzeltmeye" kalkıyor. Ateiste, materyaliste bakıyorsun, ha keza. CHP'liye veya başka bir partiliye veya bakıyorsun yine kendi ideolojisini tek doğru, tek kurtuluş yolu olarak görüp zıt yönlü bir ideolojiyi yanlış ve suçlu olarak işaretlemeye kalkıyor. Yine aynı şeyi solculuk ve sağcılık için de söylemek mümkün en nihayetinde.

Açık vicdan açısından bakıldığında, tıpkı güneş gibi kanıta ihtiyaç duymayan bir yol olarak "iyiliğin", "sevginin" bu tür hiçbir ideolojisi yoktur. Her ideoloji, felsefesini ve eylemlerini koşulsuz kayıtsız iyilik ve sevgiye çevirebildiği ölçüde haktır, doğrudur. Hiçbir ideoloji iyiliğin ve sevginin mutlak bir temsilcisi veya yolu değildir. Hepsi sadece geçici birer şekilden ibarettir. İyiliğin, sevginin kendisi ise özde şekilsiz, bütüncüldür. Kendilerini temelde siyasi/dini vs ideolojileriyle tanımlayan ve özellikle de karşıt/alternatif ideolojilere karşı militanca muhalefet üzerinden var olmaya çalışan birey ve gruplar gerçek iyiliğe ve sevgiye son derece mesafelidir ve bu duruma "saptırılmaktadırlar" bana göre; nihai olarak bunu göreceklerdir, görmek isterlerse.

Bir Müslümanın bir Ateist karşısında hiçbir doğal/otomatik üstünlüğü, daha doğruluğu, daha iyiliği söz konusu değildir. Ahlaki olarak doğruluk-yanlışlık sadece ve sadece iyilik ve kötülüğe olan eğilimlerle anlaşılır uzunvadede. Ve iyilik de, kötülük de, nihai olarak tüm varlığın, tüm hayatın, tüm evrenin, yani "bütünün" benimsenip benimsenmediği, o bütüne, yani varlığa hizmetin ve onunla birliğin istenip istenmediğine bağlıdır. Bir insanın dünyevi ideolojik sıfatının ne olduğunun hiçbir nihai önemi yoktur. Ve 3. yoğunluğun kısırdöngülerinden kurtulmak için tüm ideolojilerin terk edilmesi gerekecektir en nihayetinde. İyilik ve kötülük dışında. Özetle tekrar belirtmek gerekirse, iyilik ve kötülük dediğimiz yollar, nihai olarak tek olan bütünlüğe, yani VARLIK'a karşı olan, ona hizmet ve onunla birliği isteme veya istememe tepkisidir. Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.

Varlık bize yardım etsin, yol göstersin.

bozadi

#3
Hiç birimiz hali hazırda mutlak İyi veya Kötü değiliz. Bir anda, kesin ve mutlak şekilde İyi olmamız gerektiği düşünülmemelidir kesinlikle. Çok zararlı bir yaklaşım olabilir. Hepimizin bilincinde pek çok KH etkileri/güdüleri o veya bu şekilde mevcuttur. Amaç bunların farkına varmak, hepimizin aynı durumda olduğunu anlamak, bir aile olduğumuzu anlamak ve "giderek" yani aşama aşama olacak şekilde, koşulsuz kayıtsız birbirimizin iyiliği için çalıştığımız bir duruma doğru ilerlemektir.