SAHİP OLMA ZORUNLULUĞUNU BIRAKIN

Başlatan Alemtac, 24 Temmuz 2011, 14:53:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac


Tanri dedi ki:

Ihtiyac, ihtiyacinizin olmadigi bir kelimedir. Ihtiyac duymak kendinize hakaret etmeniz gibidir. Ihtiyac duydugunuzu hissettiginizde kendinizi muhtac hissedersiniz. Muhtaclik hissi icindeyken de kendinizi zayif bir pozisyona koyarsiniz. Size en cok fayda getiren mevhum \"ihtiyac duymak\" degildir aziz cocuklarim. Eger hayatta ki pozisyonunuz \"ihtiyac duymak\" uzerineyse bu pozisyonu degistirin. Size zemin olusturacak, kaynak olacak cok daha iyi yerler vardir hayatta. \"Ihtiyac duymak\" ise dayanak alacaginiz son zemindir.


Ihtiyac mevhumunu bir kez basinizdan attiginizda, bakisinizi degistirmis olacaginiz icin hayatinizin tum bir acilimi da degisecektir. Vakit gelmistir aziz cocuklarim. O Muhtac Sandalyesinden kalkin ve uzerinde \"Ben Her Seye Sahibim\" yazan sandalyeye oturun.
Ihtiyacinizin olmadigini hissetmeye gercekten ihtiyaciniz vardir sizin, burasi gayet aciktir. Istekleriniz ve arzulariniz vardir fakat ihtiyaciniz yoktur. Ihtiyac duymak sizi yanlis bir konuma sevkeder. Ters giden ve mutlu sonla bitmeyen bir masal gibidir bu.
Ihtiyac duymanin uzaginda olun. Ihtiyaciniz olan son sey ihtiyac duymaktir.


Ihtiyac duymakta ne kotuluk var diye sorabilirsiniz. Ondaki kotuluk sizi dilenci pozisyonuna sokmasidir. Kendinizi sevgiye ihtiyac duyan biri olarak goruyorsaniz mesela, sokaklardan kucuk sevgi kirintilari toplamaya yeltenebilirsiniz. Birisinden ya da muhtemelen herhangi birisinden gelelecek teslimata tabi oldugunuza inanabilirsiniz.


Kendini kim muhtac hissederse, -siz bile- bir alici haline gelir, tuketiciye donusur. Kendini muhtac hisseden bir kisi olarak tum iyi niyetinizle alirsiniz, mutlaka sahip olmaniz gerektigini hissettiginiz ve henuz almadiginiz o seyin size verilmesi icin yollar ararsiniz. Sevginin ne kadari sizin icin yeterli olacaktir? Sevginin ne kadarindan kendinizi mahrum hissediyorsunuz? Ne kadarina sahip olmaniz gerektigini dusunuyorsunuz? Bakis acinizi degistirin. Hayatinizi baska bir istikamete cevirin.


Disaridan gelen sevgiye zannettiginiz kadar tabi degilsiniz. Sevgiyi kendinizde bulmaya ihtiyaciniz var sizin. Sizi, Cennet\'teki ve Yeryuzu\'ndeki tum sevgiyle sevdigimi zaten biliyorsunuz. Benim sevgimle beslendiginizi hissedebildiginizde daha fazla sevgiye mazhar olursunuz. Kendinizi sevdiginizde umutsuz olmazsiniz aziz cocuklarim. Ihtiyaciniz oldugunu soylediginizde ise umutsuz oldugunuzu soylemis oluyorsunuz. Sevgi vermek konusunda bile umutsuz olmayin. Sevgi verin fakat umutsuz olmayin. Ihtiyac duymama noktasindan yola cikin.


Bir ise ihtiyacinizin oldugunu soyleyebilirsiniz. O halde gidin ve bir is bulun. Ihtiyac mevhumundan yola cikmadiginiz vakit, daha iyi bir isi daha kisa zamanda bulabilirsiniz. Onun yerine guvencten hareket edin. Ihtiyaclar icindeki muhtac birini kim ister? Siz veren olun. Bahsedecek bir seyleriniz vardir sizin.


Mesele su noktaya dayanmaktadir: Kendinizi degerli biri olarak goruyor musunuz? Eger oyleyse, bir tirtil gibi sagi solu eselemezsiniz. Para konusunda tirtillar gibi eselenmezsiniz. Sevgi konusunda tirtillar gibi eselenmezsiniz. Dikkat cekmek, ihtimam gormek icin eselenmezsiniz.


Kendinizi muhtac olarak gordugunuz muhletce boyle eselenen biri olacaksiniz. Kendinizi nasil goruyorsaniz oylesinizdir.


Iyisi mi kendinizi zengin bir insan olarak gorun. Sahip oldugunuz kutsamalari ve nimetleri hesaba katmaya bu yuzden IHTIYACINIZ vardir. Kendinizi talih sahibi olarak \"gormeye baslamayi\" isteyin. Kendinizi talihli olarak \"gormeye baslamayi\" isteyin. Talihlisiniz. Benim sozlerimi okuyorsunuz. Benim kalp atislarimi dinliyorsunuz. Tanri Varligisiniz. Babayim size. Anneyim size. Sizi kutsayan, size bahsedenim. Sizin Talihinizim.


Sahip oldugunuz kutsama ve nimetleri ezberinize alin, boylece onlari bir daha dusunmeniz gerekmez. Hersey sizin kendi gucunuz dahilindedir. Gucunuz sizin disinizda degildir. Sizin icinizde, sizinle birliktedir o.


Deyin ki, \"Tanrim, gercekten bu kadar basit olabilir mi?\"
Ben de yanit vereyim, \"Evet, olabilir.\" Diyeyim ki, \"Evet oyledir\". Kendinize nasil bakiyorsaniz oyle gorunursunuz.


Ihtiyac icinde olanlar kendilerini alcaltmaktadir. Bunu yapmaniz murad edilmez. Benim cocugumun kendini alcaltma geregi yoktur. Onun sadece kutsanmis oldugunu bilmesi gerekmektedir.





Ceviren: Engin Zeyno Vural


www.heavenletters.org


 

Scyth

#1
Kendini silik ve değersiz hissetmek bir kertiş telkiniydi. Kasyoplalır'ın buna benzer bir şey söylediğini hatırlıyorum. Bir iş görüşmesine gittiğimizde aynen böyle bir alçaltıcı hissiyat içinde oluruz; çünkü  bize para verecek olanların astıyızdır artık. Korku tohumlarını yeşertir, kalbimizde endişeleri besler. O zaman bizde etrafımızdaki insanlarla uyum ve barış içinde olmak yerine rekabet ve savaş poziyonu içinde oluruz. Tavşanın peşindeki tazılar; paranın peşindeki tanrılar oluruz. Burada sadece bir noktadan yola çıktık bir aşk ilişkiside buna benzerdir partnerini rakiplerinden koru ve mücadele et kıskan ve savaş. Bizler bu dünyada her şey için savaşmaya mecbur edilmiş varlıklarız; kılıçlarımız cüzdanımızdaki yada banka hesabımızdaki para miktarı, kalkanımız ise toplumsal düzende edindiğimiz statümüz yani kasttaki yerimizdir. Bu yazıyı okurken içimde doğan histen memnun oldum ve şapka çıkarıyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Alemtac

#2
Gecmisi Serbest Birakin

 

 

Tanri dedi ki:

Tum o derin karanlik sirlarinizi yakindan tanimak zorunda degilsiniz. Gecmisinizdeki tum o karanlik dehlizlerin analizini yapmak zorunda degilsiniz. Lakin dunya yine de mazinin cok kiymetli oldugu fikrine baglidir. Niyeti iyidir aslinda, maziyi desecek ve onu asacaktir, boylelikle de ileri gidebilecektir. Dunya elbetteki tahliller yapmayi, analiz etmeyi cok sever.

Sevgiye varmak icin diger tum duygulari incelemek gerektigini soyleyenler vardir. Fakat bu gercekten gerekli midir? Sevgiye ulasmak icin ofkeyi yasayip onu tahlil etmeniz mi gerekir? Ofke-ogrencisi olmak niye? Bir ayibi tahsil etmek niye? Ortaya boyle olumsuz bir sey koymak niye? Hosunuza gitmeyen diger tum hisleri basinizla selamlayin ve yolunuza devam edin siz. Yoldan gelip gecen insanlar gibidir onlar ve yoldan gecen herkesi durdurup onlarla sohbet etmeniz gerekmez. Nazik bir selam verip yolunuza devam edebilirsiniz.

Kalbinizi mutlulukla doldurmayan hisleri incelemek niye? Goreli manada mukemmel oldugunuza yonelik bir iddiada degilsiniz. Gizli kalmis yonleriniz tabii ki vardir. Arabanizin benzin deposunu habire kontrol edebilirsiniz elbet, fakat asil mesele o depoyu doldurmaktir.

Aziz cocuklarim kendinize sevgi verin. Kendinizi didik didik tahlil etmek zorunda degilsiniz. Tamam, gucendiginiz seyler vardir. Bu hislerinizin dayanaginin ne oldugu veya ne denli anlasilir oldugu onemli degildir. Eger onlarla olan isinizi bitirmek istiyorsaniz bitirin isinizi. Bu hislerinize yonelik her bir ayrintiyi teskin etme mecburiyetiniz yoktur. Onlari asabilir, ardinizda birakabilirsiniz. Birisini affettiginizde o kisinin kabahatinin her bir unsurunu, her bir ayrintisini tahlil etmeniz gerekmez. Dolayisiyla kendinizi de bu sekilde affedin, bunu yapin.

Kendinizi kandirmanizi soylemiyorum size. Gecmisiniz nasil olursa olsun degistirebileceginizi soyluyorum size, gecmisinizle hangi hisler butunlesmis olursa olsun degistirebileceginizi soyluyorum. Seyahate cikacaginiz zaman orada giymek istediginiz giysilerinizi yaniniza alirsiniz. Size uymayan kiyafetlerinizi almazsiniz. Neler giydiginizi, onlara nasil sigdiginizi hatirlamak adina giymediginiz seyleri yaniniza almazsiniz. Artik giymek istemediginiz giysiler varsa onlari ardinizda birakin. O eski giysilerin tum ceplerini, gozlerini arastirmaniz gerekmez. Bunu niye yapasiniz ki? Pirlantalar yoktur o ceplerde.

Alfabeyi okuyabilmek icin ogrenmistiniz. Alfabeyi surekli olarak gozden gecirmeniz gerekmez artik. Kelimeleri hecelemeniz gerekmez. Ilkokul birinci sinifta okumayi ogrenmis oldugunuzu surekli teyit etmeniz gerekmez. Ilkokul birin kitaplarini okumaya devam etmeniz gerekmez. Gelismis kitaplari okuyabilmeniz icin kimsenin size izin vermesine ihtiyaciniz yoktur. Kendi izninizi kendiniz verirsiniz.

Sevgiye gelince, durum biraz daha farklidir; cunku Dunyaya sevgiyi tanimak icin gelmissinizdir. Sevgiyi unutmus olma haliniz sozkonusudur, dolayisiyla onu yeniden ogreniyorsunuzdur. Sevgiye giden basamaklari saymak zorunda degilsiniz. Sevmek kafidir ve istediginiz sey sevmektir. Aziz cocuklarim, didikleyip incelemeden disari cikarin copleri. Her bir kabugu, cekirdegi, paket kagidini yeniden gozden gecirmek niye?

Sevgiye donun sadece. Her seferinde sevgiye donun. Ona sahip olun. Sizindir sevgi. Her hatali adimi tekrar tekrar hatirlamanin geregi yoktur. Saptiginiz her bir donemeci gerisin geri takip ederek izini surmenin geregi yoktur. Bir sehre dogru yol aliyordunuz, yolunuzun uzerindeki diger sehirlerden gecmistiniz ve bazen de o sehirlerden birinde kaybolmustunuz; fakat su anda buradasiniz. Burada Benimle berabersiniz. Kizginliktan ve sucluluk duygusundan gecmistiniz; su anda ise sevgi bolgesinde, sevgi halindesiniz.

Nereye gitmek istiyorsaniz oraya gidin aziz cocuklarim ve orada olun. Daha dusuk nitelikli bir ruh hali icinde oldugunuz zamanlari dert etmeyin, uzerinde dusunmeyin.

Daha once bulundugunuz bir noktanin tirmiklarla kazircasina didik didik tahlilini yapmaniz gerekmiyor. Bu noktada yara bereler de mevcut olabilir. Fakat sizin mesguliyet alaniniz bunlar degildir. Sevgidir mesguliyetiniz.

Ceviren: Engin Zeyno Vural
www.heavenletters.org

 

 

Sevgi ve sifayla kalin,

Sifa Cemberi

http://lovepeaceandharmony.ning.com/profiles/blog/show?id=2209390%3ABlogPost%3A248158&xgs=1&xg_source=msg_share_post
 

zer-zivi

#3
Evet geçmiş geçmişte kalıyor,yaşanan  olayları hatırlayıp,sinirlenmek sadece  bize sıkıntı verir.

Bazı insanlar çok sabit fikirlidir ve bu  değişmezliğindende pek övünürler. Böyle bir   arkadaşım var,bazen sanki kabuğunu  kırmak istercesine söylediklerime ilgiyle,sevgiyle yaklaşıyor ama bazende sabitliliğini  karşımda ukalalık yaparak övüyor. Bir insan hakkında ne iyi de ne kötü de diyorum. İyi dersin sonrada  kötü yanıyla karşılaştığında kırılır,kızar,öfkelenirsin. Kötü dersin  sonra o insanın çok iyi bir yanını görürsün utanırsın kendinden diyorum ama demekki onun kendi bilinci ve algısı o kadar kapalıki bir kulaktan giriyor bir kulaktan çıkıyor. Egosu öyle  kalın bir tabaka ki "Ben sevmediğim insanı sevmem,sevdiğim insandanda kolay kolay vazgeçmem" der bu kadar katı bir anlayış,üstelik bu egosal durumu bir meziyet gibi   söylüyor. Böyle davrandıkça etrafında insanlar çekiliyor,çünkü onun değer yargılarına uymak mecburiyetleri yok,onun kadar katı olmadıkları için iletişimlerini kesiyorlar.Üstelik  bir sohbette ona  fikrimi söyledim oda "Yok o insan bana bunu yapmaz, çünkü beni kaybeder." dedi ama zaman geçmeden vazgeçilebilinir olduğunu kendiside gördü. Hayatta hiç kimse vazgeçilmez değil,insan kızından,eşinden,anasından,babasından,kardeşlerinden hatta kendisinden vazgeçiyor,sendenmi vazgeçilmeyecek be arkadaş,seni vazgeçilmez yapan ne! Üstelik kendiside ufacık  şeyleri bahane ederek vazgeçmeyi biliyor :)

Bu arkadaşımın başka bir ortak arkadaşımızla araları açıldı ve ona çok kızgın,öfkeli,kin dolu. Olanları anlattı. Ona ikinizinde  haklılık yanları var dediğimde bana içten içe kırıldı,sinirlendi,sonra bu biraz öfkeli bir şekilde söylendi banada. Ne var altüst bir  şaka yapmış bu kadarda  katı   karşılamamalı ama  ona göre affedilmez.İşin ilginç yanı biri ne kadar  katıysa diğeri alabildiğine  esnek,tam zıtlıkların çekimini,itimini yaşıyorlar. Artık aralarına girmiyorum ve ikisiylede bir müddettir görüşmüyorum. Yoksa namlunun ucu  kazara bana dönüyor :)
 

zer-zivi

#4
Geçmişi bırakmaya dair güzel bir hikaye...

"İki Budist rahip yürüyorlarmış. Bir nehrin yanından geçerken, karşı kıyıda yardım isteyen bir kadın görmüşler. Budist rahiplerin kadınlarla konuşmaları, dokunmaları yasak. Rahiplerden biri nehri geçmiş, kadını kucaklamış, kıyıya taşımış. Kadın teşekkür etmiş, iki rahip yollarına devam etmişler. Bir kaç adım ilerledikten sonra diğer rahip dayanamayıp sormuş: "sen ne yaptın, bizim kadınlara dokunmamız yasak, sen aldın kadını karşı kıyıya taşıdın". Rahip cevap vermiş: "ben aldım, taşıdım, orda bıraktım ama, sen hala taşıyorsun!".
 

Alemtac

Isil Isilsiniz









Tanri dedi ki:



Hayalimdeki suretinize istinaden yasayin, cunku hayalimdeki suretiniz Hakikattir sizin.

Seceneginiz yoktur sevdiklerim; yahut da seceneginiz hakikati yansitmak veya doygunluktan uzak kalmaktir.




Benim Cocugum sizin dusunme egiliminde oldugunuz ya da oldugunuzu zannettiginiz gibi olamaz. Bundan daha buyuk bir yanilgiya kapilamazsiniz.


Hakikatinizi cok saglama aldim Ben. Benim suretimden yaratildiniz, bir resim olarak degil, bir hayal olarak degil, Benim Hakikatim olarak. Bu boyanip renklendirilmis bir imge degildi. Tamamiyle Benim bir yansimamdi. Taklit degildi. Abarti degildi. Birlestirilecek kesIk kesIk cizgiler yoktu.


Dunya sizin degerinizi kucumsemektedir. Siz de kendi degerinizi kucumsuyorsunuz. Dogru olmayan seyler ogrenmissiniz. Kendi hakikatinize tamamen tezat seyler ogrenmissiniz. Zayif oldugunuzu, bozulmus oldugunuzu veya hic de iyi olmadiginizi ogrenmissiniz. Yanlislara inanmissiniz. Akilli olmadiginiza inanmissiniz. Iyi olmadiginiza, becerikli olmadiginiza inanmissiniz. Size empoze edilen tum yanlis imgelere inanmissiniz ve Tanrisal bir Varlik oldugunuz Hakikatine inanmiyorsunuz simdi. Dokuntu, supruntu bir seyler degilsiniz asla. Yitik degilsiniz. Degersiz degilsiniz. Size soylenilen ya da kendinize soylemeyi ogrendiginiz o seylerin hicbiri degilsiniz siz. Dimdik ayaga kalkin simdi.


Isil isilsiniz, isil isil apaydinliksiniz. Kim oldugunu unutmus olan Yeryuzundeki bir meleksiniz. Gercekte Kim oldugunuz hakikatinden uzaklasmistiniz simdi de kendi degerinize donmekte gonulsuzsunuz. Gercek degerinizi ciddiye almayi pek basaramiyorsunuz. Siz ki Benim Altin Mesajimsiniz, Altin olansiniz kendinizi kirli pasli tenekeler olarak goruyorsunuz. Kendi altininizi goremiyorsunuz. Bir an gorur gibi olsaniz bile bakislarinizi uzaklara ceviriyorsunuz.


Evet, sevgi yolundan ayrilmistiniz, kendinize sevgi duymayi birakmistiniz. Yanlis yapmis olabilirsiniz. En buyuk hatayi da Kendi Tanrisalliginiza deger vermeyerek yapmistiniz. Digerleri ve kendiniz icin soylediklerinize dikkat edin. Kendinize uyarlamak uzere yeni kelimeler ogrenin. Kendinize soylemeyi aliskanlik edindiginiz sozleri, taktiginiz isimleri unutun. Onlarin hicbiri degilsiniz.


Oz-deger yolundan ayrilmis olmaniz degerinizin azaldigi manasina gelmez. Gercek degerinizin aklinizdan ciktigi anlamina gelir bu. Akil, yolunu yine bulabilir. Kendinize ve baskalarina mal ettiginiz imgeleri tersine cevirebileceginiz anlamina gelir bu. Kendi benliginize mal ettiginiz negatifleri pozitife cevirebileceginiz ve ne olursa olsun bunu muhafaza edeceginiz anlamina gelir. Kulaginiza kendinizle ya da icinde yasadiginiz dunyayla ilgili olarak hangi soylentiler gelirse gelsin bunlara asla inanmayin. Bunlari himaye etmeyin. Eger illaki mecbursaniz o dikenlerin arasindan yuruyun ve kendi aydinliginiza cikin. Asil suretinizi, kendini ifsa etmekten hicbir sey alikoyamaz.


Kimi dinleyeceksiniz sevdiklerim, Beni mi gecmisteki dusunceleri mi? Beni dinlemenizi oneririm Ben, cunku Ben biliyorum ve sizin azami iyiliginizi yurekten gozetiyorum. Cehaletten hareket etmiyorum Ben, siz de oyle. Kendi benliginize ait yolun kenarinda ne kadar zamandir beklediginizin bir onemi yok, simdi size dusen ileri dogru adim atmak ve Benim sozunu ettigim bu realiteyi kendinize ilan etmektir.


Geldiginiz yer asalettir sizin. Gelebileceginiz bir baska yer yoktur. Ve simdi bugun, tam su an ise kendi asaletinize, Cennet\'ten yana dondugunuz andir. Asaletinize asina olacak sekilde yetistirilmediniz, bunu anliyorum, fakat artik biliyorsunuz ve artik bir baslangic yapiyorsunuz.



Ceviren: Engin Zeyno Vural

www.heavenletters.org





Sevgi ve sifayla kalin,

Sifa Cemberi

http://lovepeaceandharmony.ning.com/profiles/blog/show?id=2209390%3ABlogPost%3A248468&xgs=1&xg_source=msg_share_post