Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Çakralar ve Enerji Bedenimiz

Başlatan Pınar, 01 Nisan 2009, 05:02:56

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Pınar

Bilinçaltı bilinç kanalıyla enerji bedenini nasıl etkiler?

Yasalar malum, evrenin yasaları,

-Sevgi yasası:Olanı olduğu gibi ve tam olarak kabul etmek, kendisini gerçekleştirmesine izin vermek.

-Özgür İrade Yasası:Doğru ve yalnış yoktur, herşey özgür irade dahilinde derstir.Özgür irade yasası, dersleri dilediğince seçme hakkıdır.

-Vakum Yasası:Yaratma, yaratıcı olma, 3B yorumu ile istediğini hayatına çekebilme yetisi.

Fiziksel ve enerji bedenimiz de bu yasalar eşliğinde hareket ediyorlar.Her ne istenirse istensin(bizler her an yaratıyoruz, farkında olalım ya da olmayalım) önce bilinçaltındaki yani bedenimizdeki enerji tarafından algılanıyor ve sevgi yasası uyarınca kabul ediliyor.Enerji düzeyinde/yollarındaki tıkanıklıklar varsa, öncelikle bilinçaltı bunu çözümlemek üzere bilinci uyarıyor ve düşünce-enerji işbirliği ile sorunu çözecek olaylar kişinin hayatına çekilmeye başlıyorlar.Eğer kişi, bunu farkına varıp, bu enerji tıkanıklığına kabul vermez ise bu kez problem artıyor ve olaylar ikiye katlanıp geliyor.Ta ki, kişi tüm bunların farkına varıp, blokajı görüp, kabul edene kadar.Daha sonra, kişinin hayatına almak istediği her ne ise, bu önüne çıkıyor.Maddi ya da manevi farketmiyor.Tüm bu olaylar enerjisel bazda planlanıp, tezahür ediyorlar.Bizim için önemli olan kısım ise, sadece neyi nasıl istediğimizin farkında olmak, kabul etmek, özgür irademizi kullanmak.


Sevgiyle...
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#1
Kişisel gelişimde en çok atlanan kısım da burasıdır.Bir çok teknik mevcut, her şekilde temizlik yapılabilmektedir.Ancak, bilinçaltını uyaran bu temizlik ya da hatırlatma, bu temizliğin yapılabilmesi için gereken illüzyonu da beraberinde getiriyor.Burada golü yemek ya da yememek tamemen özgür irade dahilinde kişinin elindedir.:)

Kendi yapmış olduğum arınmamda, suratıma tokat gibi patlayan olayların varlığının bu arınma süreci olduğunun farkındayım ve arada dengeyi kaybetmeme yol açsalarda, onları sevgiyle kabullenmeyi ve bu tıkanıklığa sebep olan enerjileri salıvermeyi seçiyorum.

Bu üç yasanın hayatımızdaki yadsınamaz yeri çok önemli arkadaşlar. Bizler her an yaratıyorsak, neden daha iyiyi yaratmayalım?

Sevgiyle...
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

#2
Pınarcım,

Kişisel gelişimde kısa zamanda yarattığın bu açılım için seni tebrik ediyorum, tespitlerin harika vede öyledir:)))
 

Pınar

#3
Teşekkür ederim Gülaycım!:) Ancak kafamdaki tilkilerin, karmaşasını nasıl önleyeceğim hakkında beni bilgilenirmeseydin ben hala aynı noktada kıvranıyor olurdum.:)))O "püf" noktası konusunda benim farkındalığımı artırdığın için teşekkürler...:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

Rica ederim, karmik dostum:)))))

hahhahhaaaahahhh[;)]
 

Gülay

#5
Arkadaşlar

Enerji bedenlerimizin, ve çakralarımızın ve etkilerini yeniden hatırlatmayı hedefliyorum...

ETERİK BEDEN

Fiziksel bedenimizin 3 cm üzerinde yer alır, ve bedenimizi bir zırh gibi sarar, aynı zamanda bizi hastalıklardan koruyan bedenimizdir..
Eterik beden yaşam enerjisini solar pleksus(mide) çakrası yoluyla evrenden, kök çakra yoluyla da dünyadan alır...Bu iki enerji çakralar ve nadi'ler (süptil damar diyebiliriz) vasıtasıyla fizik bedene aktarılır, ve yaşam devam eder...
Eterik beden duygusal ve zihinsel bedenden kaynaklanan her türlü duyguya karşılık verir.
Ölümden 3-5 gün sonra bedeni terkeder.

DUYGUSAL BEDEN (ASTRAL BEDEN)

Hislerimizi, duygularımızi, karakter farklılıklarımızı içinde barındırır ve hertürlü anlık duyguyu çakralar ve gözenekler vasıtasıyla auraya yansıtır..
Her türlü negatif duygumuz bu beden vasıtasıyla dış dünyaya yansır ve titreşim yayar, yaydığımız titreşime uygun frekansta olanlar belirli bir zaman aralığından sonra realitemizde ortaya çıkar..
((Benzer benzeri çeker, çekim yasası))
En anlaşılmaz durum neyi nasıl yarattığımızdır, bunu şöyle daha net açıklayabilirim;
Duygusal bedenin zihinsel bedenle insan hayatını etkileyecek çok önemli bir etkileşimi vardır, çünkü zihinsel beden bilinçli, dışa dönük davranışlarımızı yönetir ve bilinçaltı duygularımız üzerinde etkisi yoktur..
Bu yüzden kişi bilinçli zihinsel yanıyla sevgi, başarı, zenginlik için çabalayıp durduğu halde bunları bir türlü elde edemiyorsa, aslında bilinç altı duygusal açıdan kıskançlık,hasetlik, veya özgüvende eksiklik gibi negatif blokajladan ötürü zihinsel isteklerini realitesinde yaratamıyordur...

Alt karın çakraları duygusal düşüncelerin, Solar pleksüs ise alt karındaki bu duyguların düşünceye geçirildiği merkezdir..

ZİHİNSEL BEDEN

Düşüncelerimizin, yorumlarımızın, akılcı ve sezgisel algılarımızın hepsini zihinsel beden oluşturur..
Dışardan beş duyu algımızla edindiğimiz bilgiler fizik beden ve duyularla eterik beden yoluyla Duygusal bedene iletilir..

Duygusal beden bu bilgileri duygulara çevirerek zihinsel bedene gönderirken bilgiyi kişinin kendi algısına göre çarpıtır, kişinin kendi algısına göre duygusal bedeniyle yorumladığı bilgi, zihinsel bedende düşünce ve davranış kalıplarına dönüşür...
Bu yanlı düşünce kalıplarını zihinsel beden tek gerçeklik kabul eder.((ego bilinç)) Geçmiş yaşamlarımızdan getirdiğimiz temizlenmemiş duygusal blokajlar zihinsel bedende bu şekilde kalıplar ve ön yargılar oluşturur..

Arkadaşlar enerji bedenlerimizle birlikte çakralarımız de yaratımlarımızda büyük rol oynamaktadır..
Bu yüzden hangi çakramızla hangi davranış ve düşünceleri deneyimlemekteyiz ve bu hayatımızda en çok hangi çakra düşünce ve davranış olarak realitelerimizi yaratmada bizi etkilemektedir,
bu konularda sizleri bilgilendirmeye devam edeceğim..

Sevgiyle kalın...
 
 
 

 
 
 

Tiversonus


Alemtac

#7
Çakralar

Yazan El Collie
Bu yazının İngilizce'si rahmetli El Collie'nin websitesinde bulunur. Çakralar hakkında çok şey yazılmıştır, ancak zaman zaman çakralar konusunda çeşitli kaynaklarda yanlış bilgiler verildiği için ve aşağıda çakralara addedilen özellikleri oldukça doğru bulduğumuz için yayınlamakta fayda gördük. Örneğin kök çakrasını cinsel çakra olarak nitelendirmek yaygın bir hattadır. Oysa bu özellik ikinci çakraya aittir. Diğer çakralara da gelince, özelliklerini edinilen ilk el deneyimlere oldukça sadıktır. Ancak, çakra uyarımlarda yaşanan rahatsızlıklar her zaman yaşanacaktır diye bir kural olmadığını da hatırlamak gerekir. Birçok çakra uyarımına nispeten çok daha hafif tepkiler eşlik etmiştir.   

Çeviren Kemal Menemencioğlu

© Copyright El Collie 2001

 


--------------------------------------------------------------------------------

Gece yarısı uyandım ve çakralarımın üzerinde parlak renkli mandalaların (uzak doğuda kullanılan dört yanı simetrik desenler) döndüğünü gördüm. Aylar sonra, beş yıllık bir Kundalini uyarımının içinde yaşayan bir arkadaşım bedeninin üzerinde renkli tekerlekler gördüğünü anlattı. Kalp çakrası uyarılan bir kadın göğsünde bir şeylerin döndüğünü hissettiğini söyledi. Irina Tweedle "Ateşin Kızı" (Daughter of Fire) eserinde ruhsal dönüşümünde aynı şekilde kalp çakrasının döndüğü duyumunu yaşadığını yazmıştı.  (Tekerlek veya çark anlamına gelen) Çakra, bedendeki enerji merkezlere verilen Sanskritçe terimdir. Yoga edebiyatına göre insan bedeninde 7 esas ve 43 tali çakra bulunmaktadır. Bütün çakraların döndüğü söylenmektedir, ama dönüş hızları bedendeki enerji miktarına (çakraların uyarıldığı derecesi) orantılıdır. Birçok kadim kültür bu enerji girdaplarına aşinadır, ancak önemli saydıkları çakraların sayısı konusunda farklı görüşler arz etmektedirler. Hopi Kızılderililer bedende 5 enerji merkezi tanımaktadır; Meksikalı Huiçol Kızılderililer bedenin çeşitli yerlerinden ışın veren enerji alanlarından söz ederler ve Kuna Kızılderililer çakra bölgelerinde sekiz ruhun mekan ettiğini inanırlar. Yogilerin ünlü "siddhi'leri" (ruhsal güçleri) uyarılmış çakraların sonucudur. Çakralar ve kundalini aslında yarılmaz bir bütünü tamamlarlar. Kundalini yükseldiğinde çakralar açılır. Eğer kundalini uyarılmamışsa bütün çakraları uyandırmak mümkün değildir. Kundalini'de olduğu gibi çakraların uyarılması veya delinmesi [Kundalini tarafından] uzun gelişimsel bir süreçtir. Dönüşümümüzün değişik evrelerinde belirli çakraların üzerinde çalışıldığını veya aniden açıldığını hissedebiliriz. Bazen aynı sürede birden fazla çakra temizlenebilir (Çoğu kez 6 ve 3, 7 ve 4 birlikte çift olarak açılırlar). Çakralar herhangi bir sıradan açılabilir. Çakralarım , birkaç ay dönüşümlü şuur halleri yaşadığım sürecimin erken evrelerinde dramatik değişimlerden geçti. Bazen elim otomatik olarak  (göğüsün ortasındaki [kalp]) 4. çakrama değerdi, sonrada 3. ve 6. çakrama enerji transfer ederdi. Bu olduğunda alnımda (6. çakra) veya güneş sinirağımda (3. çakra) enerji yoğunluğu hissederdim. Kısmi uyarımda sadece alt çakralar etkilenmiş olabilir, sonra da Kundalini tekrar yatışabilir. Tam bir Kundalini deneyiminde üst dört çakra da içerilir. Her çakra belirli bir şuur seviyesini idare eder. 1., 2. ve 3. çakralar dünyasal yaşamda gerekli normal işlevlerin bilincini yönetir. 3. çakranın üstündeki çakralar bizi giderek incelen şuur halleri ve algılama seviyelere açar. Çakralar konusunda çoğu öğreti aktif ve uyarılmış çakralar arasında belirli farklar kabul ederler. Aktif çakralar enerjinin düzenli bir şekilde toplandığı merkezlerdir. Herkesin çakarlarında faaliyet vardır ve her birey belirli çakralarda diğerlerine kıyasla daha çok enerji yönlendirir. Çok ihtiraslı birinde 2. çakra çok faaldir, rekabetçi birinin 3. çakrası faaldir ve entelektüellerin 6. çakrası faaldir. Temelde aktif yedi çakranın şuur seviyeleri şöyledir:                 

İHTİYAÇLAR - 1. çakra: (omurganın dibinde kök çakra) -- Fiziksel olarak hayatta kalma - yiyecek bulma, barınma, korunma, vs. Bu bedensel bilincin seviyesidir. Bu çakranın uyarım sırasında omurganın dibinde garip hisler olabilir. Kaşınma, karıncalanma veya daha güçlü titreşimler veya kuyruk sokumunda çarpma ve çatlamalar. İlk çakra açıldığında, şakti muhteşem bir şekilde yukarıya fırlayabilir. Bu omurgalarda sarsılmalar ve şiddetli ağrılara neden olabilir. Çakralar delinmeye başlandığında bölgelerinde yoğun ısı hissedilebilir. 

ARZULAR - 2. çakra: (göbek altında bulunur) Zevk arama ve acıdan kaçınma (içgüdüsel anlamda cinsellik bu seviyeden kaynaklanır). Bu duygular seviyesidir. 2. çakra uyarımı güçlü cinsel duygulara neden olabilir. Kıskançlık veya nefret gibi önemli negatif duygu patlamaları bu seviyede tetiklenebilir. Kurt, ayı, kaplan gibi vahşi kedi türleri gibi çeşitli hayvanlarla garip ödeşmeler oluşabilir. 2. çakra delindiğinde ani orgazm geçirdim. Bu da hoş bir sürprizdi. Ayrıca devasal bir kaplanın içgüdüleri ve davranışlarını üstüme aldığım geçici bir süreç yaşadım. Bu baş döndürücü ve ürkütücü bir deneyimdi.

GÜÇ- 3. çakra: (güneş sinirağında) Kişisel güç, erk  - ahlak, karar, başkalarına karşı benlik. 3. çakranın açılışı bir bir duygusal sarsıntıya yol açabilir. Çok acı verici bilinçaltı malzeme ortaya çıkabilir. Kusma, ishal, mide krampları, mide bulantısı ve diğer sindirim sorunları bu açılışa eşlik edebilir. 3. çakranın açılışında telepati, durugörü, duru-işitme ve astral varlıkları fark etme ortaya çıkabilir. Yeni uyarılmış bir 3. çakra kişiyi aşırı duyarlı ve psişik hassas yapabilir.   


BİRLİK - 4. çakra (kalp çakrası, göğüsün ortasında bulunur). İlişkiler, paylaşılan deneyimler, benliği aşmak. Bu şefkat seviyesidir. 4. çakra uyarıldığı zaman, göğüste ezici baskı hissedilir. Ben sanki göğsümde bir fil oturuyormuş gibi hissettim ve bu açılışla ilgili tipik solunum sorunları yaşadım. Kalpte ve göğüste titreşimler hissedilebilir. Kalp atışları düzensiz ve aşırı hızlı olduğu süreler yaşanabilir. Kalp krizini andıranlar dahil göğüste her türlü rahatsızlıklar yaşanabilir. Çelişkili olarak sevilenlerden mesafe hisleri 6. çakra açılışının erken evrelerini belirleyebilir. Psişik veya ruhsal şifa yapabilme gücü, psikokenetik güçler (cisimleri uzaktan hareket edebilme gücü) uyarılmış bir kalp çakradan meydana gelir. İstekleri yerine getirme ve yetiler geliştirme de bu çakra açıldığında artar.     

İFADE - 5. çakra (boğaz merkezi, yeri boğaz altı) İlham, iletişimle kendini ifade etme. Bu yaratıcılık seviyesidir. Bu çakranın açılışı çoğu zaman uzun sürür. Boğazlanma ve boğazda sıkışma hissedilebilir. Sanki boğazda bir tümör varmış gibi içsel bir basınç hissedilebilir. 5. çakram açıldığında aylardır sıvıdan başka bir şey yutamadım. 15 kilo kaybettim. Açılmış bir 5. çakra ani seslenmelere neden olabilir. Bunlar garip sesler olabilir, şarkı söylenebilir (bazen bilinmeyen dillerde) veya sanki kendinden gelemeyen kelimeler söylenebilir. Duru-işitme de gelişebilir, içsel sesler veya başkaların düşünceleri duyulabilir. Boğazda (veya alında veya kafa tepesinde) bir delik hissi de olabilir, havanın bu delikten geçtiği hissedilebilir. 

AYDINLANMA - 6 çakra (alnın ortasında üçüncü göz yeri) Soyut düşünce - entelektüel odaklanma. Bu bilgi seviyesidir. 6. çakra uyandığında özellikle gözlerin etrafında ve alında olmak üzere başta muazzam bir basınç hissedilir. Bunlar şiddetli baş ağrılara neden olabilir. Alın yamaçlarında çekilme ve titreşimler hissedilebilir. Gözler aniden şaşı konuma gelebilir veya başın içinde dönebilir. Gözler açık veya kapalıyken göz kamaştırıcı düş veya vizyonlar görülebilir, bazen devasal tek bir gözün dışa baktığı görülür. 6. çakra açıldığında ruhsal rehberler, ilahlar, koruyucu melek veya guru görülebilir. Bu açılışla astral seyahat ve beden dışı deneyimler ortaya çıkabilir.   

YÜKSELİŞ - 7 çakra (taç çakra, başın tepesinde bulunur) Huşu -- ruhsal odaklama. Bu ilahilik bilincidir. Taç çakra açıldığında başın üstünde karıncalanma, titreşim veya dolaşan enerjiler hissi vardır. Bazıları için kafatası ağarabilir, benim ve başkalarının deneyimlerinde kafatasın tepe kemikleri derinin altında ayrışır ve hareket eder. 7. çakra uyandığında çoğu zaman olağandışı deneyüstü deneyim yaşanır. Başın üstüne inen bilinç-üstü bir ışık yaşanabilir. 7. çakra delindiğinde sıkça samadhi (derin vecd hali) yaşanır.   

İlk üç şuur seviyesi ego bağımlı ve kişisel hayatta kalma ve tatminle ilgilidir. 4. kalp çakra seviyesinde gerçek anlamda başkalarına karşı duyarlı olma mümkün olur. Ressamlar, müzisyenler, konuşmacılar ve kaşifler çoğu kez 5. çakra seviyesinde faaldirler. Dahilik güçlü bir 6. çakra ile ilintilidir. Dindar insanlar ve ruhsal arayışta bulunanların genelde 7. çakraları faaldir. Uyarılmış çakralar daha karmaşıktır. uyarılmış bir 3. çakra güçlü bir duyarlılığa neden olur -- bu durumda başkaların fiziksel ve duygusal hallerini hissetme yetisini verir. Bu kişinin bir "psişik süngere" dönüştüğü civardaki bütün duyu ve duyguları algıladığı "sınırsız" bir haldır. Eğer kalp veya üst çakralar aynı zamanda uyarılmamışsa bu zorlanmaya neden olabilir. Kişi, bu fiziksel ve duygusal alıntıların kendine ait olmadığının farkında olmaz ve bu kafa karışıklığa ve uyuşmazlığa neden olabilir. Uyarılmış bir 3. çakra ayrıca kişiyi başkalarından gelen müdahalelere, kötü niyet ve maniplasyonlara açık tutabilir. Uyarılmış kişi bu tür kişilerin karşısında rahatsızlık hisseder, mide bulantıları veya ağrılar hissedebilir, hatta kusabilir. Bu mide rahatsızlıkları midede yumruk yeme hissiyle birlikte ayrıca güneş sinirağı civarında sıkışma ve basınç hisleriyle birlikte gelebilir. Bütün bunlar 3. çakrası açık olan kişi için karşısındaki kişinin onu aldattığı veya müdahale ettiği konusunda mükemmel bir barometre görevi görür. Bazen 3. çakra rahatsızlıkları belirli bir kişiden gelen etkiden ziyade kitlesel bir enerjiden kaynaklanmaktadır. Güçlü toplumsal çatışma ve uyuşmazlıklarda da güneş sinirağı bölgemde bulantı ve gerilim hissetmişimdir. Örneğin California'da Robert Anton Harris'in idamı ve Amerikan genel seçimden önceki haftalar. 3. çakrası uyarılmış bir kişi gücün istismar edilmesine tahammül etmeye göz alamaz. Ani ve şiddetli fiziksel tepkiye maruz kalmamak için çatışmadan kaçınamaz. Ayrıca 3. çakra uyarıldığı zaman insan kendini ortaya koymak için acımasız rekabete girmek artık geçerli bir yol olmaktan çıkar. Başkalarına yalan söylemek, aldatmak veya üzerinde hakimiyet kurmak fazla acı verici olmaktadır. 3. çakrası uyarılmış bir kişi egemenlik kurma hususunda çok kötü olabilir, ama iradesini iyi, en sağlıklı ve pozitif kullanmayı öğrenir. (Bu dersi öğrenemeyen kişiye kronik, şiddetli fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar şeklinde çok acı verici deneyimler verir.) Uyarılmış 3. çakra kendini korumak namına zarar vermemeyi öğretirken, uyarılmış kalp çakrası bizi kendiliğinden özgecilci, insancıl ve sevecen kılar. Bu hal 3. çakra özellikleri olan iyilikseverlik, dünyayı kurtarma veya Mesih kompleksi değildir. Bunun yerine diğer kişileri başka bir ben olarak görme hali ortaya çıkar.  Birine acı herkese acı verdiği, birine gelen yardım herkese geldiğini direkt olarak hissederiz. Kalp seviyesinde büyük bir alçakgönüllülükle beraber bütün varlıkların yüce değerini hissederiz 5. ve 7. çakra seviyelerinde varoluşun muhteşem ve göz kamaştırıcı boyutlarına açılmaktayız. Uyarılmış bir 5. çakra bizi spontane ve gerçek yaratıcı ifadeye açmaktadır; uyarılmış bir 6. çakra bizi bilgeliğe açar; uyarılmış bir 7. çakra hali olanla tam bir birlik sağlar (aydınlanma). (7. çakranın ötesinde de çakralar ve şuur seviyeleri vardır, ama bunlar, ancak bunlar uyarılmış Kundalini'den bağımsız çalışır.) Psişik yetiler bu seviyelerde ortaya çıkar. Ancak bu yetiler bu yüksek seviyelerde bulunan hazinelere kıyasla önemsizdir. Bu uyarılmış çakralar fiziksel ve zihnin ötesindeki idraklere, sonsuzluğa açılan kapılardır. İlk üç çakra esas olarak kişisel hususlarla ilgiliyken, 4. ve 7. çakralar kişilik ötesidir. Çakralar her zaman sırayla açılmazlar: 3. çakra 2. çakradan önce açılabilir, 6. çakra 4. çakradan önce açılabilir vs.  Ayrıca yaşam kalitesi veya farkındalık seviyesi her zaman çakranın yüksekliğiyle orantılı değildir. Başka bir deyişle, tamamen açılmış bir 7. çakra her zaman ruhsal bütünlük anlamına gelmez. Birçok öğretmene göre -- ve ben hemfikirim -- en önemli çakra 7. değil ama 4. 'dür. Eğer 4. çakra kapalı kalırsa, sistem her şey dengesiz olur. 4. (kalp) çakrası stratejik olarak çakra sütunun ortasındadır. O denge noktasıdır. Yüksek daha iyidir konusundaki lineer düşüncemiz burada geçerli değildir. 4. çakra dönme noktasıdır ve diğer noktalarla eşit mesafelidir. Bu açıdan kozmosta en güçlü ve etkili noktadır. Doğasına uygun olarak, bu nokta kendisini en yüksek mevkiiye konumlandırmaz. Gerçekten ve sembolik olarak mutevazi konumuyla yüceliğini saklamaktadır. 4. çakra yukarıdaki ince enerjiler ve aşağıdaki topraklanma enerjilerinin bağlanma noktasıdır. O cennet ve dünyanın bir araya geldiği noktadır. O, Aşk olarak bilinen diri cevherdir.           

Çakralar konusunda öneriler kitaplar:

"Çakra Teorileri" (Theories of the Chakras), yazan Hiroshi Motoyama (Theosophical Publishing House, 1981)

"Rüya Bedeni" (Dreambody), yazan Arnold Mindell (Sigo Press, 1982)

"Dönüşüm Enerjileri" (The Energies of Transformation), yazan Bonnie Greenwell (Shakti River Press, 1990)

"Sevinç Yolu" (Joy's Way), yazan W. Brugh Joy (J.P. Tarcher, Inc., 1979)

"Hayat Tekerlekleri" (Wheels of Life), yazan Anodea Judith (Llewellyn Publications, 1987)

 

Tiversonus

#8
Çakralar ( Pleiades Öğretileri )



* DNA'nız, çifte sarmaldan on iki sarmala evrimleşecek. Bu on iki sarmal, bedeninizin içindeki ve dışındaki enerji merkezleri ya da çakralara karşılık geliyor.

* Geleneksel olarak bu merkezlerin yedi tanesi bedende, beş tanesi de beden dışında
konumlanmıştır. Yaygın isimleri çakra merkezleridir ve bu zamanda güneş sisteminiz içinde
tanıdığınız on iki göksel cismin dönüşüyle bağlantı halindedir. Bu on iki göksel cisim bilgi ile
döner. Evrenin sonuna kadar giden çakra sistemleri ile birlikte döner. Bedeninizin içinde
dönen DNA ile birlikte hareket eder.

* Onuncu, on birinci ve on ikinci çakralarınız kendiliğinden açılmaya başladığında
yaşamlarınızda pek çok gezegen dışı enerji belirecek. Bu enerjiler, aranızda yüksek
frekansları yakalayabilenler arttıkça gezegen üzerinde etkisini gösterecek. Onuncu çakra
güneş sistemiyle, on birinci galaksi, on ikinci ise evrende bir yerle bağlantılıdır. Bu
frekansları aldıkça dünyanın büyük kısmını şoke edecek kadar şaşırtıcı bilgiyi gezegene
getireceksiniz.

* Davranışı yüceltmeyen tavrı, kendi cinsel kimliğinizi, yaşamlar boyu hayatı nasıl değerlendirdiğinizi ya da değerlendirmediğinizi kabul eder hale geldikçe bedeninizde timüs bezi yakınlarında, dört ve beşinci çakralar arasında yer alan bir çakra merkezi açılacak. Sinir sistemi olasılıkla buradan açılmaya ve bilgi akmaya başlayacak, buradan hareketle bedeniniz canlanacak ve koşulsuz sevgiye doğru ilerleyecek.

* On iki sarmallı DNA'nız yerine yerleştirildiğinde bu sarmallar on ikili çakra sistemine bağlanmaya başlayacak.

* On iki çakra, çevirebilecek durumda olmanızıngerektiği bilgiye doğru girdap merkezidir.

* Sizi bir dizi boyut ya da frekansa yükseltmek üzere yaratıcı tanrılar tarafından tasarlanmış
olan şimdiki evrimsel sistem, yedisi bedeninizin içinde, beşi dışında olmak üzere on iki çakra
merkezine karşılık gelen on iki sarmalın evrimine dayanır. Sistem bu şekilde devreye girer.
İnsan bedenindeki sarmallara ilişkin olarak en düşük frekanslı olan istasyonlara bile
ulaşılabilecek ortak bir frekans yakalanmalıdır.

* Bu iplikçikler şimdi yeniden sarmallar halinde bir araya gelmeye başlıyor. On ikili sarmallar haline gelene kadar üçlü gruplar halinde evrimleşecekler. Birçok ışık şifreli iplikçiğin oluşturduğu bu on iki sarmal beden içinde titreşmeye başladığında sarmalların her biri bir çakra merkezine karşılık gelecek.

* Birçok çakra merkezi ve oluşturabilecekleri olası sarmallar var. Şu anda, insanlığın kendisini yok etmeksizin başa çıkabileceği sarmal ve çakralara ilişkin ortak payda on ikidir. Böylece şu anda -daha önce belirttiğimiz gibi yedisi bedende, beşi beden dışında olmak üzere- on iki çakraya bağlanacak on iki sarmalın gelişimi üzerinde çalışıyoruz. Kendinize hissetme izni verdiğinizde fiziksel olarak dokunup yerini saptayabileceğiniz için bedendeki yedi çakrayla çalışmak fazla zor değildir. Bunların ilk üçü, hayatta kalma, cinsellik ve algısal hissetme çakralarıdır. Dördüncüsü, şefkat ve her şeye bağlı oluş merkezi olan kalp çakrasıdır. Beşincisi gırtlak çakrasıdır ve konuşmayla ilgilidir. Altıncısı üçüncü göz, vizyon gözüdür. Yedincisi taç çakradır, insanın kimliğinin fiziksel biçimin ötesine uzandığı bilgisine açılır. Bedenin dışındaki beş çakraya geçtiğinizde gerçekliğinden emin bile olmadığınız bir şeyde olup biteni anlamak için yeni yollar aramaya başlamak zorundasınızdır.





Ra Bilgileri / Çakralar

(1) Dünya'nın kırmızı-ışın bileşimi denen titreşimsel enerji bileşimine aittir. Bu enerjiyi anlamak ve kabul etmek temeli oluşturur.

(2)Tıkanabilecek ikinci enerji bileşimi turuncu-ışın bileşimi de denen duygusal ya da kişisel bileşimdir. Bu tıkanma kendini çoğunlukla kişisel gariplikler, yabansılıklar ya da benliğin utangaç bir biçimde anlaşılması ve kabul edilmesiyle ilgili olarak beliren sapmalar şeklinde gösterir.

(3)Üçüncü tıkanma sizin ego (benlik) adını verdiğiniz şeye çok benzer. Bu sarı-ışın ya da güneş sinirağı (karın boşluğu) merkezidir. Bu merkezdeki tıkanıklıklar çok kez insanın gücünü kullanma, güç kullanarak başkalarını yönetme ve ya¬
kınları ve ilişkide olduğu diğer insanlarla ilgili sosyal davranış bozuklukları şeklinde ortaya çıkar. Bu ilk üç enerji merkezinde ya da giriş kapılarında tıkanıklık olanlar, Birin Yasası'nı arayabilme yeteneği açısından sürekli zorluklarla karşılaşırlar.

(4)Kalp merkezi ya da yeşil-ışın merkezi, üçüncü yoğunluk derecesi varlıklarının sonsuz zekâya doğru atlama yapabilecekleri bir başlangıç noktasıdır. Bu bölgedeki tıkanıklıklar, evrensel sevgi ya da şefkat ve merhameti tezahür ettirme konusunda güçlükler olarak tezahür eder.

(5)Mavi-ışın enerji merkezi ise hem içeri hem de dışarı doğru enerji akımı olabilen ilk merkezdir. Bu bölgede tıkanıklık varsa, kişi kendi varlığının ruh/akıl bileşimini anlamakta ve kendisiyle ilgili böylesi anlayışları ifade etmekte güçlük çeker. Bu bölgede tıkanıklık yaşayan varlıklar başka varlıklardan gelecek iletişimi de kabul etmekte zorlanırlar.

(6)Bir sonraki merkez epifiz ya da çivit rengi-ışın merkezidir. Bu merkezi tıkalı olanlar, değersizlik şeklinde ortaya çıkan tezahürler yüzünden zeki enerji akımının azalmasıyla karşı karşıya kalırlar. Bu sizin söz ettiğiniz şeydir. Gördüğü nüz gibi akıl/beden/ruh bileşimine birçok noktadan enerji akışı olduğu için, yukarıda belirtilen ve sizin söz ettiğiniz bozukluk bu bozukluklardan sadece bir tanesidir. Çivit rengiışın dengelemesi, ruhsal bileşimle ilgili çalışmalar için çok önemlidir. Bu merkez, zeki enerjiden gelen en az saptırılmış sevgi/ışık akımını alan enerji merkezi olduğu için üçüncü yoğunluk derecesinden dördüncü yoğunluk derecesine doğru değişime uğramak için gerekli kendi akımını meydana getirir; aynı zamanda da sonsuz zekâya ulaştıracak kapıları açan anahtara sahip olabilme potansiyelini de kendinde taşır.

(7)Enerji akımının son merkezi ise bir varlığın akıl/beden/ ruh titreşimsel bileşiminin bir bütün olarak, tam ifade edilişinden ibarettir. Bu enerji düzeyinde artık "dengeli" ya da "dengesiz" tanımı bir anlam taşımaz, çünkü bu merkez kendi dengesini kurar. Buradaki sapma her ne olursa olsun, bu merkez diğer merkezler gibi işlem göremez, yönetilemez, dolayısıyla varlığın dengesinin gözden geçirilmesinde bir önem
taşımaz.


Alemtac

#9
Bedenin, girdap olarak Adlandırılan 7 ana enerji merkezi vardır. Sanskritçe'de çakra olarak adlandırılan bu enerji merkezleri, güçlü elektrik alanlarıdır, gözle görülemezler. Bu yedi güç istasyonunun her biri bedenimizde hormon salgılayan bezlere karşılık gelir. Bu bezlerin hormon üretimini uyarırlar. Başka bir deyişle, fizik bedenimizdeki ismi ile hormon salgılayan iç salgı bezleri enerji bedenimizdeki çakralara karşılık gelirler.

Dr. Alexis Carel'in sözleri şöyledir:

"İnsanın kişiliğinin, fiziksel varlığının ötesine gittiğine inanmak için bir çok neden vardır. Bedenin sınırlarının cildin yüzeyinde bitmediğine, anatomik çizgilerin bitiminin bir varsayım olduğuna ve herbirimizin kendi bedenimizden daha engin ve daha yaygın olduğumuz konusunda belirtiler vardır. İnsanın, kendi bedeninin sınırlarını her alanda aştığı açıktır."

Ana Çakra Merkezleri
1. Muladhara Çakra (Kök Çakrası): Kuyruksokumunda, üreme organları ve makat arasında bulunur (mul: kök; adhara:yer, mekan).
Etkilenen organlar: Cinsel Organlar, kan, kemik, hücreler vb.

Etkilenen salgı bezi: Böbreküstü bezleri (adrenalin)

Renk: Kırmızı, dört taç yapraklı çakra

-Kök Çakrası Açık ve Uyumlu Çalışanlar: Çevresinde uyumlu insanlardır. Kök çakra fiziksel bedenin enerji kaynağıdır. Maddi güven bulmak, aile kurarak soyu sürdürmek, cinselliği fiziksel olarak kullanıp çocuk sahibi olmak bu çakra ile ilgilidir. İç dengeyi sürdürmek için Kök Çakra, 7. Çakra Tepe Çıkra'sıyla uyumlu olmalıdır.

-Kök Çakrası Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Fiziksel olarak aşırı terleme ve öfke yapar. Vücut ağırlığında artma ve azalma görülür.




--------------------------------------------------------------------------------

2. Swadhistana Çakra: Göbeğin alt kısmındadır (swa: kendi; adhisthana: mekan)
Etkilenen organlar: Karaciğer, dalak, bağırsaklar, böbrekler, mesane, kan vb.

Etkilenen salgı bezi: Cinsel salgı bezleri

Renk: Turuncu, altı taç yapraklı çakra.

-Açık ve Uyumlu Çalışanlar: Heyecan duyma., isteme, aile kurma ve maddiyat bu sarka ile ilgilidir. Kendilerini iyi hisseder. Başkaları ile ilişkileri olumlu olur. Gerçek duygularını korkusuz ve abartısız ifade eder.

-Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Fiziki rahatsızlıklar, prostat iltihapları, cinsel sorunlar, rahim enfeksiyonları, böbrekler, dolaşım sistemi, lenfatik sistem, mesane taşları, sırt ağrıları, kas spazmları, üreme organları, anne sütü 2. çakranın etkisi altındadır. Kan hastalıklarına düzgün çalışmayan sakral çakra yol açar. Bu çakranın blokajı durumunda özgüven eksikliği ve duygusal olarak kişi kendisini patlamaya hazır hisseder. Bu çakrada enerji blokajları yada dengesizlikleri olduğunda zihinsel üretkenlik kısırlaşacaktır.




--------------------------------------------------------------------------------

3. Manipura Çakra (Göbek Çakrası): Göbeğin iki parmak üstündedir (mani: mücevher; pura: şehir).
Etkilenen organlar:Dalak, karaciğer, safra kesesi, sinir sistemi, Pankreas

Etkilenen salgı bezi: Pankreas

Renk: Sarı, on taç yapraklı çakra

-İyi Çalışanlar: Neşeli, dışa dönük, kendine saygılı, bağımsız hareket edebilme ve etkileyici kişilik özelliğine sahiptirler..

-Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Fiziksel rahatsızlık olarak kendini gösterdiği yerler: Sindirim problemleri, diabet, mide ülseri, sinir yorgunluğu, alerjiler, şeker hastalığı, karaciğer, pankreas, ince bağırsak sorunları. Psikolojik açıdan reddedilme korkusu, aşırı eleştirel tutum, kalabalıklar içinde bile yalnız hissetme yetenekleri bu çakradan gelir. Uyumsuz çalışmasında eleştiriye aşırı tepki verme, kontrol etme ihtiyacı, özgüven eksikliği görülür.




--------------------------------------------------------------------------------

4. Anahata Çakra (Kalp Çakrası): Gövdenin ortasında, kalp dolaylarındadır (an: hayır; ahat: vuruş).
Etkilenen organlar: Kalp, ciğerler, kan dolaşımı.

Etkilenen salgı bezi: Timüs bezi

Renk: Yeşil, on iki yapraklı çakra

-Kalp Çakrası İyi Çalışanlar: Çevresiyle empati kurabilen, arkadaş canlısı, şefkatli, başkalarını desteklemeye hevesli kimselerdir. Kalp çakrasının en belirgin özelliği direk duygularla ilgilidir. Sevgi çakrasıdır. Kalp, sevgi, aşk bu çakranın etkilediği alanlardır. Bu çakra aynı zamanda maddesel olanla, ruhani olan arasındaki köprü işlevini üstlenir. Kozmosta en güçlü ve en etkili nokta 4. noktadaki çarkadır (Kalp Çakrası). 4. çakra yukarıdaki ince enerjiler ile aşağıdaki topraklanma enerjilerinin bağlanma noktasıdır. Timüs bezi bu çakranın etkisindedir ve ürettiği hormon mutluluk hormonudur. Timüs uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır. Timüs bezi büyümeyi düzenler, bağışıklık sistemi hücrelerini üretir ve lenf sistemini kontrol eder. Kalp, sırtın üst kısmı, ciğerlerin alt kısmı, kan ve dolaşım sistemi fonksiyonları bu çakranın etkisindedir.

Kalp Çakrası Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Kalp çakrasının uyumsuz çalıştığı durumlarda vücudumuzda görülebilecek fiziki rahatsızlıklar; kısa ve sık nefesler, nefes alma güçlükleri, yüksek tansiyondur. Psikolojik açıdan ise; bağımlılık, evham, endişe, alınganlık, melankoli, yalnızlık korkusu, aldatılma korkusu yaşanabilir.



--------------------------------------------------------------------------------

5. Vishouddha Çakra (Boğaz Çakrası): boğazın ortasındadır (vi: ötede; shouddha: arındırılmış).
Etkilenen organlar: Ense, boğaz vb.

Etkilenen salgı bezi: Troid ve paratroid bezleri

Renk: Mavi, onaltı taç yapraklı çakra

-Boğaz Çakrası İyi Çalışanlar: Boğaz çakrasının uyumlu çalıştığı durumlarda; kuvvetli ilhamlara sahip sanatçılar, güzel sesli konuşmacılar, halkla ilişkiler ve reklamcılığa yatkınlık, yazarlığa ve sunuculuğa uygun olurlar. Tiroit bezi vücudun gelişiminde önemli rol oynar ve yiyeceklerin enerjiye dönüşüm hızını düzenler. İşitme duyusu bu çakra ile ilgilidir.

Boğaz Çakrası Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Vücudumuzda görülebilecek fiziki rahatsızlıklar; ses telleri, akciğerler, yemek borusu, ses sorunları, çatallı ve kısık ses, Tiroit rahatsızlıkları, boyun ağrıları ve problemleri, astım krizleri, guatr, hipertiroit, deri döküntüleri, kulak enfeksiyonları, boğaz ağrısı, ileri durumlarda da gırtlak kanseri. Psikolojik açıdan ise; kekemelik, yalan söyleme alışkanlığı, konuşma esnasında sesin zorlukla çıkması görülebilir veya utangaçlık gelişebilir.




--------------------------------------------------------------------------------

6. Anja Çakra (Alın Çakrası): Alnın gerisinde, iki kaşın ortasında, burun kökündedir (anja: kumanda eden).
Etkilenen organlar: Gözler, beyin

Etkilenen salgı bezi: Hipofiz bezi

Renk: İndigo (civit rengi); iki taç yapraklı çakra.


-Üçüncü Gözü İyi Çalışanlar: Doğaüstü yeteneklerin varlığını ve gelişimini temsil eder. Sezgiler ve özel hissi kabiliyetler bu merkezden etkilenir. Sezgilerimiz hayal gücümüz, durugörü için gerekli enerjiyi sağlar. Sezgisi güçlü olanlardır. Gözlerin görebildiğinin ötesini görür. Duygusal zekası çok kuvvetlidir. Telepatik yetenekleri çok gelişmiştir, bu yüzden yükselmiş varlıklarla bağlantı kurabilir ve onlardan ruhsal yardım alabilir.


Üçüncü Göz Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Üçüncü göz'ün dengesiz ve kötü çalışması halinde fiziki bedende migren, şiddetli baş ağrıları, körlük yada görme bozuklukları, sinirsel iltihaplar ve rahatsızlıklar, beyin kanamaları, beyin tümörleri, felç olabilir. Psikolojik olarak etkilediği yerler; bağnazlık ve aşırı tutuculuk, öğrenme duygusallıktan çok uzak katı ve mantıkçı tutum, yalnızlık duygusu. 3. Göz yetersiz çalıştığında kişi; maddesel olana aşırı bağımlıdır, ruhsal gelişme reddedilir, toplum kurallarına aşırı önem verir, unutkandır, öğrenme zorluğu yaşarlar. Düzenli çalışan 6. şakra, sezgi gücünü artırır, içten gelen sesler mesajlar haline gelir ve düşünceler gerçekleşmeye başlar.




--------------------------------------------------------------------------------

7. Sahasrara Çakra (Taç Çakrası): Kafatasının en üst noktasındadır (sahasra: bin; ra: taçyaprak).
Etkilenen organlar: Beyin, sinir sistemi

Etkilenen salgı bezi: Epifiz bezi

Renk: Mor; bin taç yapraklı çakra.

-Tepe Çakrası -Taç Çakra- İyi Çalışanlar: Kendi ruhsallığını açarak bilinç altına tam hakimiyet kurar. Bireysel egoyu bırakır ve evrensel egoyu kabullenerek her şeyle birlik olma duygusunu deneyimler. Bolluk ve sonsuz mutluluğun saf bilincinde yaşar. Diğer çakraların dengesiz yada yetersiz çalışması durumu Tepe Çakra için geçerli değildir. Aura bedenlerini evrene ve ilahi olana bağlayan gümüş kordon Taç Çakra'dan çıkar. Taç Çakra'nın tam kapasite çalışabilmesi için dünyayı ve onun maddi cazibelerini reddetmemiz gerekir. İlk üç çakra kişisel hususlarla ilgili iken (yani fizik bedenimizle) 4. ve 7. çakralar kişilik ötesidir. Tepe çakra yüksek bilincimizle bağlantılıdır. Evrensel enerjiyi aldığımız yer taç çarkadır ve bu çakra tamamen açıldığında diğer çakralardaki tüm tıkanıklıklar da çözülür. Sahip olduğumuz dinsel inançların gücü ve Yaradan'a teslimiyet bu çakra ile ilgilidir. Fizik bedenimizdeki karşılığı Epifiz bezidir (bu bezin işlevleri bilim adamlarınca bugün tam olarak açıklanamamaktadır) ancak bu bezin vücudun doğal dengesinin korunması konusunda çok önemli olduğu bilinmektedir.

Tepe Çakrası -Taç Çakra- Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Kişi paranoyaya yakın ölüm korkusu, ruhsallığı inkar etmeye ve kaçmaya eğilim gösterir. Manik defresif bir ruh halinde bulunabilir. Yıkıcı hisler, panik ve tükenmişlik duygusu, ait olamama hissi, depresyon ve migren görülür.  Uyumlu çalışan Tepe Çakrası ise evrenle olan uyumu sağlar, kişi kendi içinde bütünlüğe ulaşır, ruhsal aydınlanma yaşanır.

Yedinci çakra bedenin hiçbir bölümüyle bağlantılı değildir. Tepe çakrası her sorun çözmede daha fazla döner ve daha fazla açılır.

Kişinin herhangi bir çakrasında blokaj, travma yada tıkanıklıklar varsa bunların mutlaka temizlenmesi gerekir. Aksi halde ilgili çakranın etkilediği alanlarda fiziksel, duygusal, zihinsel yada ruhsal sorunlar yaşanır.
 

Alemtac

#10
ENERJİ DENGELEME TEKNİKLERİ       
 

Bugünün bilimi fiziksel – biyolojik sistemlerimizin kimyasal – elektriksel doğasını onayladı. Ancak, daha geniş bir idrak ile, biz karbon, kimyasallar ve elektriksel potansiyellerden daha fazla bir şeyleriz! Bizim doğamız ayrıca elektromanyetiktir. Elektromanyetizmi boyutlararası bir fenomen olarak biliyoruz.

 

BİZLER IŞIK VARLIKLARIZ!

 

Elektromanyetik varlıklar olarak, bizler hem görünür hem de görünmez ışığı içeren elektromanyetik spektrumun parçasıyız. "Kuantum fiziği" olarak adlandırılan bilim dalından, ışığın elektromanyetik alanın temeli olduğunu biliyoruz. Işık fotonu, bu alanın en küçük quanta'sıdır ve o aynı zamanda elektromanyetik alanın partikülleri arasındaki iletişimi sağlayan mesajcıdır. Bundan dolayı, bizim ışık varlıklar olduğumuz çok açıktır; karbon – kimyasal – elektriksel ve ışık varlıklar.

 

1800 lü yıllarda, hekimler şifa için elektrik enerjisini kullanarak deneyler yaptılar. Bu deneylerin sonuçları tatmin edici olmaktan uzaktı. Elektriği iletmek için kullanılan elektrotlar çoğu zaman deriyi yakıyordu. Elektrik yüklerinin yönlendirilmesi zor olduğu için, sağlıklı organlar etkileniyordu. Bu elektriksel işlemler uygun değildi, çünkü tekamül planında bu tip şifa için hazır değildik; bunun yerine varlığımızın kimyasal yönüne odaklanmaya devam etmeliydik.

 

Yol boyunca büyük ölçüde geliştik ve bedene birçok şekilde yardım etmek için ilaçlar geliştirdik. Şüphesiz,  bugün kullanımımıza hazır sayısız tıbbi mucizeler var. Ancak, tekamül eden varlıklar olarak, varlığımızın elektriksel doğasına doğru daha çok hareket ediyoruz, yaklaşıyoruz ve bu gelişimi yansıtan şifa kaynakları arıyoruz: homeopati, şifalı otlar, doğal ilaçlar, canlı titreşimsel özler ve hücresel yapıyı ve DNA'yı etkileyen yeni destekleyiciler.

 

Spiritüel – elektriksel doğamıza ulaşmak ve onu ifade etmek için daha büyük bir yetenek geliştiriyoruz. Varlığımızın kimyasal ve elektriksel yönlerini bütünlerken, bedenlerimizi iyileştirmek için elektriksel/enerji yöntemlerini kullanmayı öğreniyoruz. Doktorlar nörolojik dengesizlikleri ve diğer koşulları tedavi etmek için elektrik ve elektromanyetizm ile çalışmaya başlıyorlar. Ama şifa işleminde kendi rolümüzü anlama, bulmacanın güçlü bir parçası olarak kalıyor.

 

Modern fizik maddenin, atomaltı seviyede, madde ve enerji arasında inip çıktığı bir realitede olduğunu bize öğretti. Özünde, bilim şimdi her şeyin, her yerin farklı titreşimlerdeki enerji olduğunu kabul ediyor. İnsan bedeni farklı değildir, o da enerjidir. Son yirmi otuz yıldır, bilim bedenin enerjisini ölçmeye dahil oldu. Enerji merkezleri (veya çakra sistemi) gibi, bilinçliliğin ezoterik metaforları olarak düşünülen şeylerin çoğu şimdi modern bilimsel araştırıcılar tarafından bulunuyor ve haritalanıyor. Bilim, şimdi fiziksel bedeni kuşatan ve ona nüfuz eden çoğunlukla görünmez olan enerji bedenlerini veya alanlarını keşfediyor.

 

Realitenin bir sonraki daha yüksek seviyesinde organize olmuş alan, daima realitenin "akan" katmanı içindeki ifadesi için hizmet gören gerekli modelleri taşır. Buna bir örnek, fiziksel maddeyi göz önüne almaktır. Fiziksel madde, fiziksel parçacıkların organize olmuş bir ifadesidir.

 

Bu organizasyona elektromanyetik alan vasıtası ile rehberlik edilir. Elektromanyetik alan olmadan, plan veya mavikopya olmazdı ve sonuç olarak 3 boyutlu realitenin inşası mümkün olmazdı. Elektromanyetik alan içinde modelleri değiştirmek, fiziksel realitenin değiştirilmiş bir ifadesini yaratır.

 

Işığın ve elektromanyetik alanların 5 nci boyutun yansımaları ve titreşimleri olduğunu söyleyebiliriz. Işık ve elektromanyetik alanlar daha yüksek boyutsal bilginin şifrelerini taşırlar.

 

Işık ve elektromanyetik alanın her ikisi de, fiziksel realitedeki maddenin organizasyonunu ve ifadesini etkiler.

 

Işık kodlanmış modellenmiş yaşam enerjisinin aracı taşıyıcısıdır!

 

Bizim enerjilerimiz uzay – zamanın dışından kaynaklanır! Madde ışığın değişmiş ifadesidir ve ışık, uzay – zamanın dışında var olur.

 

Işık varoluştaki her bir parçacık ile sürekli iletişimdedir. Işık elektromanyetik alanın habercisidir. Işık bizden akmaya devam eder. Işık hücrelerimizin özü içinde ve DNA'dadır. DNA, bu ışık akışı ile uyumlanır ve düzeltilir!

 

İnsan bedeni DNA içinden fotonlar – biyofotonlar yayar. Elektromanyetik alan ne kadar fazla yüklü ise, bu bilgi değişimi o kadar aktif olur! Bu, bize genişleyen farkındalığımızı sağlayan bizim gelişen/tekamül eden elektromanyetik alan yapılarımızdan türetilen/çıkan bilgidir.

 

DNA sadece mavikopyaların taşıyıcısı değildir, ayrıca DNA ışık ve elektrik iletiminde önemli bir rol oynar. Elektrik iletimi direnç olmadan bağdaşık bir işlem olarak işlerken, bu süperiletkenlik olarak adlandırılır. DNA ışık enerjisinin süperiletkenidir!

 

Işık DNA sarmalı içinde bir enerji kaynağı olarak depolanır. Hücreler özel frekanstaki ışık emisyonları vasıtası ile iletişim kurar. Işık bilgi taşıyıcısıdır.

 

Biz ışık tarafından enerjilendiriliriz. Bu akışa engel olunmamalı! Bu akışın engellenmesi insan varlıklar olarak deneyimlediğimiz çoklu hastalıklar/rahatsızlıklar ile sonuçlanır. Birçok faktörlerin akışı engellemeye katkısı olabilir. Akışı düzeltmek sistemimiz içindeki doğal, normal, sağlıklı işlemleri restore eder ve bunları olanaklı kılar. Akışın artırılması içsel potansiyellerimizin gelişmesi ile sonuçlanır! İçsel sistemlerimiz direnç olmadan süperiletkenlik esası üzerinde işler.

 

Bu büyük şok ile, bilim dünyası titreşimsel tıp araştırmalarına büyük ölçüde girdi. Üniversiteler sesle, renkle ve enerji ile şifayı araştırmaya başladı.  Enerji araştırması manyetik alanlardan holistik şifacılara kadar her şeyi kapsıyor. Bu araştırma birçok şifacılarda, harmonikler prensibi nedeni ile enerjisel şifanın çalıştığı inancını üretti. Müzikte, bir piyanoda tek bir nota çalındığında, bu nota, onun altındaki ve üstündeki armonik oktavların notaları ile rezonansa girer. Başka deyişle, bir seviyedeki titreşimdeki bir değişim diğer seviyelerde de değişim yaratır.

 

Ezoterik bilim kişinin çeşitli enerji seviyelerini etkileyerek fiziksel seviyede değişim meydan geldiğini uzun zamandır kabul etmekte. Çoğu kişi bilimin bunu henüz yakaladığını hissediyor. Enerjisel seviyelerde çalışan EMF Dengeleme Tekniği®, Reiki, Reconnecting Healing™ vs gibi tedaviler, şifa verilen kişinin hem altındaki hem üstündeki seviyelerin çoğunda değişim yaratır. Bu, enerji türlerinin fiziksel bedenin ötesini iyileştirme yeteneğinin nedenidir.

 

Enerji Her Şeydir
 

Bedenimiz kendini iyileştirecek şekilde tasarlanmıştır. Bir bedenin sağlığını koruma ve hastalığı yenme yeteneği aslında doğanın en çok göze çarpan başarılarından biridir. Ama bizler, sistematik olarak bu doğal kapasiteye engel oluşturan bir dünyada yaşıyoruz ve eğer sağlığımızı gerçekten iyileştirmek istiyorsak bu konuya şuurlu bir şekilde yaklaşmamız gerekiyor.

 

Bizler gezegenimizin elektromanyetik, yerçekimsel ve nükleer alanları içinde dünyaya geldik. Güneşin hayat veren ışınları altında büyüdük. Enerji sistemlerimiz, örneğin bedenimizin enerji yolları olan meridyenlerimiz ve bedenimizin enerji merkezleri olan çakralarımız elektromanyetik enerji ve ışık yayarlar. Ölçmeyi başarabildiğimizden daha süptil olan enerjiler hem içimizde hem de etrafımızda bulunmaktadır.

 

Enerji aslında her şeydir. Madde de donmuş enerjidir. Muhtemelen, Einstein'ın da inandığı gibi, sadece tek bir enerji, "birleşik bir alan" var, ama öyleyse bunun sayısız yüzleri de olmalı.

 

Kendi kaynaklarında bu enerjiler birleşiktir (bütün haldedir). Başlangıçtan beri var olan bu enerjinin bütününden, varlığımızın içindeki tüm sonraki elektromanyetik potansiyelleri türetiriz. Canlı madde bedenler olarak, biz tüm varoluşun geri plandaki dokusu ile – hiperuzayın boşluğu, ayrıca Kozmik Kafes olarak bilinir – açık enerjisel alış verişteyiz.

 

Bir çok kültürde, fiziksel bedeni destekleyen, şekillendiren ve hareket ettiren bir süptil enerji matrisi vardır; buna Çin'de "ki" veya "çi", Hindistan'da veya Tibet'te "prana" Yahudi kabalistik geleneğinde "yesod", Japonya'da "ki", Sufilikte "Baraka" adı verilmektedir.

 

Yaşam gücü (Ki) bütün hayatı saran ve akan süptil bir enerjidir. Canlı varlıkları sağlıklı ve diri tutar. Eğer Ki yok edilir veya zayıflatılırsa, o varlık ölür. Ki'nin süptil enerji sistemindeki sağlıklı akışı olumsuz etkilenirse, hastalıklar ortaya çıkar. Bu enerji her yerde mevcuttur, yaşam tarzına ve desteklediği hayata göre çok geniş bir titreşimi vardır. Ki, maddesel ve ruhsal dünyada canlı veya cansız, var olan her şey için gerekli olan bir enerjidir. Ki'nin insanların aura ve çakralarında farklı titreşimleri vardır.

 

Kullanılan yöntem ne olursa olsun, bütün şifa yöntemleri negatif Ki'yi, kişinin bedeninden, oluşturmuş olduğu olumsuz düşünce ve duygularla birlikte uzaklaştırır.

 

CHİ (Kİ) REALİTEYİ DEĞİŞTİRİR

 

Örneğin, bir örnekte bir Qigong Üstadından birkaç kilometre uzaklıktaki bir lazer ışığını etkilemesi istendi. Onun etkisi ile, lazerin yoğunluğu yüzde on kadar dalgalandı.

 

Ellerden yayılan Ki ile diğer gösterilerde aşağıdakiler mümkün oldu:

 

·         Sıvı kristallerin moleküler kompozisyonunu değiştirir

·         Kristal bazlı saatin zamanını değiştirir

·         Çeşitli sıvı solüsyonlarının kimyasal kompozisyonlarını değiştirir

·         Kızıl ötesi/infrared bir hücredeki gazların kompozisyonunu değiştirir

·         DNA & RNA nın yapısını ve karakteristiklerini değiştirir

·         Suyun yapısını değiştirir

 

Qigong 'ta bilimsel araştırma üzerine bir makalesinde, Dr. Yan Xin, Ki ile ilgili aşağıdaki sonuçlara ulaştı:

 

·         Ki gözlenebilir ve ölçülebilir

·         Ki hem madde hem de enerjinin özelliklerini gösterir

·         Ki bilgi taşıyabilir

·         Ki insan düşüncesi ve duyguları tarafından etkilenebilir

 

Ki tüm canlı ve canlı – olmayan şeylerle ilgili olarak tanımlanır – yani her şey Ki'ye sahiptir. Ayrıca, Ki bizim dört temel kuvvetimiz ile ilgilidir – elektromanyetik, yerçekimsel, güç, ve zayıf nükleer kuvvetler. Ancak, Ki ayrıca bu dört temel kuvvet tarafından açıklanamayan enerjiler ve fenomen ile birleşiktir.

 
ENERJI ÇALIŞMASI RUHSAL BİR ÇALIŞMADIR
 

Hastalık ve şifa ruhun yolculuğunda ara istasyonlardır. Bununla beraber ruh, anlaşılması kolay bir kavram değildir ve geleneksel tıp, ruhla ilgili konuları kendi anlayışına sokmaya bile güçlükle yanaşmaktadır.

 

Ruh, varlığımızın en süptil enerjilerinin kaynağıdır. Yine de, bu süptil enerji, hücrelerimizden benlik anlayışımıza kadar hakkımızda her şeye form verir. Eğer ruh, genelde tanımlandığı gibi, her yana yayılmış, zeki yaratılış enerjisi ise, can da onun kişisel düzeydeki tezahürüdür. Ruh ve can, varoluşumuzun kavranılamaz, canlı sırlarıdır. Bununla beraber onları derin düşünme, şifa veya mistik deneyim yollarıyla doğrudan deneyimleyebiliriz.

 

Einstein, bilgelerin binlerce yıldır öğrettiklerini fizikle gösterdi: Maddi dünyamızdaki her şey – canlı ya da cansız – enerjiden meydana gelmiştir ve her şey enerji yayar... Ve sözlerini şöyle bitirdi : Evrenin sürekli gelişen, dinamik doğası ancak başka bir boyuttaki daha üstün bir rehber zekanın çalışması olarak anlaşılabilir.

 

Güneşten ve Dünyadan gelen enerjiler bedeninizdeki bütün hücrelere nüfuz eder ve bunlar enerji bedeninizi şekillendirirler. Bunun ardından enerji bedeniniz de başlı başına, kendi kendini düzenleyen bir evren, bedeniniz ve çevreniz üstünde etki yapabilecek bir güç haline gelir. Enerji bedeniniz, sürekli olarak etrafındaki enerjilerle karşılıklı etkileşim halindedir ve sizi ısıtmak için, serinletmek için, aktifleştirmek için, sakinleştirmek için, bir yenileme ve canlandırma döngüsü kurmak için enerjilerini hareket halinde tutar. Bu mükemmel simyada, enerjiler inşa olunur, depolanır, harcanır, dönüştürülür, uyumlandırılır ve dengelenir.

 

Enerji hekimliğinde de denge çok önemli bir kavramdır. Tüm sistemler enerjisel bir dengeye, içsel bir stabilite haline ve diğer enerjilerle uyum haline doğru hareket ederler. Aynı zamanda, harcanan her bir çaba ve çevreyle olan her etkileşim bu dengeyi bozacaktır. Bizler her zaman dengeye doğru hareket etmekle birlikte yaşarken ve büyürken onu sürekli bozarız.

 

Bedeninizin enerji sistemlerinden biri kronik olarak dengesini yitirdiğinde ya da birkaç sistem birbiriyle uyumlu çalışamaz hale geldiğinde bedeninizin işleyişi de bozulacaktır. Enerji bedeniniz her zaman, dengesini yenilemek için kendisine uygun olan enerjileri kendisine çekmektedir. Bedenimizin onu en iyi şekilde besleyen ve koruyan enerjisel dengelerini muhafaza etme konusunda belki de tüm geçmişinde ilk defa bu kadar zorlanmasının nedeni, son derece çeşitli psikolojik stresler yaşamamız, kirli hava solumamız, işlenmiş yiyecekler yememiz ve yapay elektromanyetik enerjiyle kuşatılmamız gibi modern hayatın bazı gerçekleri olabilmektedir.

 

SÜPTİL ENERJİLERİ ÖLÇMEK

 

Son yıllarda bilim adamları süptil enerji terimini, önceden tanımlanmamış olan ama çevrede ve bedende mevcut olup zeki olduğu da belli olan güçleri tanımlamak için kullanmaya başladılar. Dua edilen kişiye şifa ileten bir güç olan dua ve bir hastanın semptomlarını geçiren bir güç ileten bir şifacının elleri, aslında "süptil enerji" iletmekten başka bir şey yapmaz.

 

Elektromanyetik spektrumun dışında varolduğuna inanılan süptil enerjiler, yakın zamana kadar en duyarlı bilimsel araçları bile atlatan bir alanda iş görürler. Şimdiyse, en azından süptil enerjilerin daha yoğun elektromanyetik karşılığına hassas olan cihazlar mevcuttur. Örneğin ellere ve ayaklara bağlanan elektrotlar, her bir meridyenden ve onun beslediği iç organdan geçen enerji akışını ölçebilmektedir. İyon akışında veya çakralardan yayılan ışıklarda ölçülen değişiklikler, meditasyondan, akupunkturdan, ve enerji ile şifa tedavilerinden sonra meydana gelen enerjisel değişimlere tekabül ederler. Böyle cihazla hastalıkları bile önceden tahmin edebilirler. Örneğin, meridyen aktivitesindeki değişimler, saatler, günler ve bazen haftalar sonra meydana gelecek olan fiziksel değişimleri bile tahmin etmektedirler.

 

Bunların yanında düşünce de süptil enerji yayar. William Tiller ve meslektaşları Stanford Üniversitesi'nde elektron aktivitesini kaydeden bir gaz boşaltma jeneratörü ürettiler ve yalnızca zihinsel odaklanmayla insanların jeneratördeki elektron aktivitesini artırabildiğini gördüler. Princeton Üniversitesi Mühendislik Fak. kökenli olan bağımsız çalışmalar da düşüncelerin süptil enerjileri etkilediğini öne sürmektedir. Süptil enerjiler düşüncelerden ve niyetlerden etkilenir ve mekana bağlı değildirler.

 

Bilinçlilik elektromanyetik alanların saklı alanıyla etkileşir ve onu etkiler. Dr. Valerie Hunt insan enerji alanının uyarılara beyinden önce tepki verdiğini bulmuştur.

 

Bedeniniz son derece karmaşık, mükemmel bir biçimde eşgüdümlenmiş ve eşi benzeri olmayan çağıldayan bir enerji sistemleri kaynağıdır. Kendine özgü bir enerji taşıyan yalnızca insanlar değildir ; her hücre, her organ ve bedenin her sistemi de kendine özgü bir enerjiye sahiptir.

 

Hastalık, fiziksel semptomlar olarak tezahür etmeden önce enerjilerinizde ortaya çıkar.

 

Enerji bedeniniz fiziksel bedeninizin süptil bir suretidir ve maruz kaldığı çeşitli etkilere yanıt verme kapasitesi fiziksel bedeninizden daha yüksektir. Enerji beden fiziksel bedenin sağlığının bir kopyasını taşıdığı için enerji hekimliğinin odak noktasıdır. Enerji bedeninizi etkileyen tedaviler, tüm sisteminizde yankılanır.

 

Etrafımızdaki enerjiler içimizdeki enerjileri de etkiler.

 

İnsanların enerjilerinin başkalarına olan etkisi üzerinde bilimsel çalışmalar yapıldı. Bir insanın kalbinin ürettiği enerji, deriye bağlanan elektrotlar aracılığı ile bir elektrokardiyogram ile ölçüldüğünde görüldüğü gibi, bir başkasının kalp aktivitesi ve beyin dalgaları üzerinde etki sahibidir. İki insan fiziksel temas halindeyken etki en güçlü seviyesine varır ama insanlar birbirlerinden bir metre uzakta dururken etki yine görülebilir.

 

Etrafınızdaki enerjiler size yardımcı olabileceği gibi zarar da verebilir. Buna kanıt olarak hayvanların bulunduğu bir atmosferde şifanın daha kolay yapılması verilebilir. Diğer yandan yüksek yoğunluklu elektromanyetik alanlara fazla maruz kalmak Alzheimer hastalığında, depresyon, intihar, lösemi hastalıklarında ve kan, beyin, kolon, prostat, sinir sistemi, lenf sistemi, akciğer ve göğüs kanserlerinde artışa neden olmaktadır.

 

Enerjileriniz ritmik ve berrak olduğu zaman sağlığınızı desteklerler. Bir kişinin elektrokardiyogramındaki dalga modelleri ne kadar tutarlıysa sinir, hormon ve bağışıklık sisteminin fonksiyonları da o kadar verimlidir. Bir pilot çalışmada tutarlı bir elektrokardiyogram sinyali, büyüme hızı yavaşlatılmış olan kültür ortamındaki kanser hücreleriyle ve daha hızlı büyüme hızına sahip olan sağlıklı hücrelerle uyumlandırılmıştı. Şifa seansları sırasında şifacının ve hastanın beyin dalgaları da bir tutarlılık ve senkronizasyon durumuna girerek, tek bir enerji alanına dönüşür. Bu birlik halinin hastanın kanındaki hemoglobin seviyesini artırdığı, ağrının şiddetini azalttığı, endişe oranını düşürdüğü ve yaraları daha hızlı iyileştirdiği görülmüştür.

 

Öncelikle, insan enerji anatomisi kavramını anlamak önemlidir. Onun varlığı fiziğin elektromanyetik yasalarıyla anlaşılabilir. Fiziksel anatominin bir çok sistemden – kas, iskelet ve endokrin vs. – oluşması gibi, enerji anatomisinin de bir çok sistemden oluştuğunu şimdi biliyoruz. Bunlardan biri çakra sistemidir, eski spiritüel ve metafiziksel bilgilerden iyi tanınır. Zihinsel, eterik ve duygusal bedenler ayrıca insan enerji anatomisindeki sistemlerdir, çoğu modern spiritüel düşünürler tarafından dökümante edilmiştir.

 

KAYNAKLAR :

 

-                      Elegant Empowerment – Peggy Phoenix Dubro & David P. Lapierre ; Platinum Publishing House

-                      Enerjilerle Pratik Şifa – Donna Eden ; Kozmik Kitaplar

-                      Jeffry A. Martin – REİKİ Manuali

 

(ÇEVİRİ ; Saffet Güler)

 
KOŞULSUZ SEVGİ
 

Alemtac

#11
Bir ruh aynı anda tüm çakraların dersini birlikte öğrenir ve tüm çakra renkleri her ruhta vardır.

Çakra renkleri ruhun gelişimi ile doğrudan bağlantılıdır. Şöyleki, her bir çakra ile ilgili öğrenimini gerçekleştiren ruhun 1.cil auro rengi, o çakranın parlak hali olarak görülür. 2.cil renk ise öğrenmekte olduğu çakranın dersi ile geçmiş olduğu çakranın renk karışımıdır. Ör: Derslerden biri kök çakradan başlarsa, bu çakra ile ilgili dersi öğrenen ruhun auro rengi parlak kırmızı, ikinci çakra ile ilgili öğreneceği dersin rengi turuncu olsun diyelim, ikincil rengi bu iki rengin karışımı olan kahverengidir.

Bir ruh öğrenmiş olduğu derslerin tüm renklerini auro sında barındırır ancak kuvvetli olan en son geçmiş olduğu çakranın rengini 1.cil renk olarak taşır.

Tüm çakraları dengeli olan ruhun rengi beyazdır. Bu o ruhun tüm dersleri öğrendiği anlamına gelmez. Tüm dersleri öğrenmiş olan ruhun rengi altın sarısıdır.

Bir yaşamda tüm çakralar ile ilgili dersleri almak imkansız değildir. Derslerini tamalamaya yakın olan ruh yeniden bedenliğinde başarmış olduğu çakra dersleri ile ilgili sınava tabii olur. Bu ruhlar zor koşulları olan ortamlarda bedenlenir.

Zor koşullar derken, sadece maddi veya sadece manevi imkansızlıklar olarak algılamamak gerekiyor gibi geliyor bana...
 

Alemtac

#12
Bir ruhun auro renginden gelişim seviyesini belirlemek mümkün değildir ve yargılamak olacağı için yapılmaması...Çünkü, ruhun ilk dersini hangi çakrada almaya başladığı ile son dersini nerede alacağını yine kendisi belirlediğinden, şu seviyede yada bu kadar yüksek bir ruh demek bir anlam ifade etmez.
 

Alemtac

#13
Vücudumuzda vorteks oluşumlu 12 merkez ve 8 özel meridyenle birlikte 20 meridyen saptanmış. Dünyamızda ise, 20 üçgen ve 12 beşgen enerji alanı belirlenmiş. Elbette, dünya da tıpkı insan Aura'sı gibi bir aura yayıyor.

Dünya'nın kendine özgü doğal bir gücü ve enerjisi bulunuyor. Dünya her şeyi ile yaşayan bir organizma gibi düşünülür ve havası, toprağı, mineralleri, suyu, canlıları ile bir bütün olarak görülürse, onun bioelektrik enerjisinin varlığı yadsınmaz.

İnsan bedenini saran sinir sisteminde akan enerji gibi, dünya yüzeyi altında da negatif ve pozitif radyasyon akımları var. Bunlar, yerin jeolojik yapısının elektriksel girdabından doğuyor ve enerji ağları olarak dünya'yı sarıyor. İşte bu; bir tür "Yaşam Gücü"dür.

Ve Vorteks (girdap) Dünyanın Ley Hatlarının yapısında da görülür.Ley, bir çift girdabın içsel oluşumuna sahiptir. Bu iki yönlü girdap yeryüzüne enerji verir ve aynı anda enerjinin özel bir niteliğini de ley hattından atmosfere yansır.

Çift girdaba gönderilen enerji farklı yoğunluklardadır; bir kısmı duygu, mantık, ruh ve bunun gibi insana özgü niteliklere karşılık gelir.Rüyalarımız bireysel ruh durumuna bağlı olabildiği gibi yaşanılan yerin potansiyel enerji akışının fizyolojik ve psikolojik olarak beyine ve vücuda etkisiyle de şekillenir...

Bazı insanlar uzun uçak yolculuklarından sonra rüyalarında geçmiş ve gelecekle ilgili spirutuel deneyimler yasamışlardır.... Bilmedikleri birşeyi bir anda bilmek,geçmişte yaşamış olan toplumların bireyleriyle ilişki kurmak yada gelecekle ilgili bir anda bilgi sahibi olmak gibi...

Her şeyin bir enerji akışı olduğu gibi Dünya'nın da belli yer ve bölgelerde akan ve kesişen enerjilerinin varlığı söylenmektedir... Bunlara LEY hatları yada Dünya'nın manyetik alan kuşak ve çizgileri denir...Bulunduğunuz ya da gittiğiniz yerle ilgili olarak akan taşınan enerji bir şekilde sizi etkiler.. Bu alanlarda yoğunlaşan enerjiler beyinsel ve ruhsal aktivitemizin ivmesini arttırır,veya azaltır.. Bu alanların bazı hastalıkların nedeni olduğu gibi rüyalarımızın da nedeni olduğu düşünülmektedir .


Vortekslere farklı birkaç uyaran neden olabilir. Genellikle vorteksler bir rüzgarın bir kanyon boyunca esip, bir dağın yamacına çarpıp dairesel bir devinim içinde dönmesiyle oluşur.

Bir hortum, oldukça yakıcı olabilecek demirlenmemiş bir vortekstir.

Vorteksler birçok nedenlerden dolayı oluşur.

Genel olarak anlaşılan neden ley hatlarının kesişmesidir. Bunların ayrıca tektonik stres noktalarında, yanardağlarda, sivri tepeli, kuleli ve piramit şeklindeki dağlarda ve kutsal geometri ile inşa edilen insan yapımı binaların etrafında gerçekleştiğini söylüyoruz.

Vorteksler büyük mineral yataklarında, bazalt yataklarında, granitik volkanik kayalarda, nehir akımlarında ve şelalelerde doğal olarak gerçekleşir.

Tüm bunların atomaltı plazma, yüklü iyonlar ve elektromanyetik alanlar yansıttığını görüyorsunuz. Bu doğal enerji yapıları doğal olarak döner ve böylece vorteks gerçekleşir.

Sizin perspektifinizden böyle görünmesine rağmen, vortekslerin portallar olmadıklarını ve portallara gelişmediklerini açığa kavuşturmalıyız, çünkü tüm portallar kendilerine bir vorteks çeker.

Vorteksler hem akash olarak adlandırılan adamantine özü hem de portallardan alınan yüksek boyutlu enerjiler için dağıtım makineleri olabilirler. Tüm vorteksler portallar barındırmazlar, ama tüm portallar bir vortekse sahiptir.

Vorteksler erkek yada dişi (yukarı, ya da aşağı doğru) olabilir ve saat yönünde, ya da saat yönünün tersine dönebilirler.

Doğal olarak oluşan ve insanın niyeti ile oluşturduğu vorteksler vardır.

Kendi çevrenizde kişisel vorteksinizi bile oluşturmanız mümkündür. Bir daire içinde dönerek kendi kişisel vorteksinizi yaratarak, aslında kendi enerjinizi köklendiriyor ve onu yerküre'nin enerjisi ile birleştiriyorsunuz.

Kişisel bir vorteks yaratmak kendinizi daha iyi ve daha köklenmiş hissetmenize yardımcı olabilecek bir devinim meditasyonudur.

Ortak vorteksler ise, Kristal Enerjiyi Yerküreye aktarıp köklendirmenin çok etkili bir yoludur.

Bir vorteks tüm boyutsal realitelerde aynı niteliklere sahip olan ve ayrıca bir boyutsal realiteden diğerine geçebilen bir enerji formudur.


Aslında bu girdap olgusu, yeryüzü ruhunun insan biçiminde ortaya çıkma arzusunun bir göstergesidir.

Yeryüzü ruhunun özü ya da şuuru, insanlarda doğrudan ortaya çıktığında mutluluk hissi uyandıran oldukça yüksek frekanslı bir enerji halinde varlığını belli eder.

Leylerin girdap benzeri yapısındaki devingenlik, yeryüzünün kendi biçimini korumak için kullandığı gücün, diğer bir deyişle, hedef veya arzunun bir sonucudur.

Ley hattının içerdiği çift girdap aynı zamanda enerjinin özel bir niteliğini de yansıtır. Peki Ley niye bir çift girdaba sahiptir ve bu özel nitelik nedir?

Bu iki soruyu yanıtlamak için yeryüzü ruhunun, hayli yoğun bir fiziksel yaşam biçimini almasındaki hedefi kavramak gerekir. Elbette ki bu hedef, insan biçimine girmedeki amaç ile benzerlikler taşımaktadır.

Yeryüzü ruhunun hedefi, zaman ve titreşimsel deneyim aracılığıyla yeryüzünü meydana getiren enerji alanlarına yeni bir enerji niteliği dağıtmaktır. İnsanoğlu, enerjinin bu yeni niteliğiyle "koşulsuz sevgi" olarak iki sözcükle özetlenebilecek bir biçimde tanışır.

Aslında insan deneyiminde koşulsuz sevgi adını verdiğimiz şey, gezegensel bir ruh ya da insana özgü çok boyutlu bir benlik veya ruh aracılığıyla yaşam ve yaşam gücü olarak bildiğimiz şeylerin ortaya çıkmasını sağlayan evrensel bir ilkedir.

Koşulsuz sevginin insan biçimini alırken sahip olduğu güç, yokluğu durumunda yaşamın kendisinin de; gelişim, değişim, ahenk ve hareketin de var olamayacağı devingen ve evrensel bir ateştir.

Yeryüzü ruhunun yaşam gücü ley hatları ve ley merkezleri aracılığıyla yansır.

Ley ağlarından yansıyan bu yaşam gücü olmasaydı mineral, bitki, hayvan veya insan gibi farklı doğal oluşumların hiçbirinde gelişme gerçekleşemezdi.

Birtakım Doğu öğretilerinde bu güce fohat ya da prana adı verilmektedir. Yeryüzünün, ley ağı sayesinde yansıyan yaşam gücü, aynı pranik alanın parçaları olmaları nedeniyle güneşinkiyle de sıkı sıkıya bağlıdır.

Bu nedenle güneş, yeryüzünün ley ağı ve yeryüzündeki doğal oluşumların hepsinin sahip olduğu sağlık ya da yaşam gücü arasında eşi görülmemiş yakın bir ilişki vardır.

Tarih boyunca insanların içgüdüsel, sezgisel ya da şuurlu bir biçimde yeryüzünün ley ağına ilgi göstermiş olmalarının nedeni de budur.

Böylelikle insanlar gerek fiziksel gerekse ruhsal sağlıklarını korumanın yanında, kendilerini çevreleyen doğal oluşumların gelişimini de sürdürmeyi ve zenginleştirmeyi başarmışlardır. Bu arada yeryüzü ile aralarındaki ilişkiyi de tanıma fırsatı bulmuşlardır.

 

Alemtac

#14
Vorteksler ve Ley ağını tam anlamıyla kavramak için göz önüne alınması gereken iki büyük etken daha vardır.

Her şeyden önce yeryüzü, kendisinden yayılan enerji ve etkinlik ile aynı oranda enerjiye sahip tek tip ve durağan bir enerji küresi değildir. Farklı etkinlik düzeyleri ile farklı enerji duyarlılık ve yayılım merkezlerine sahiptir.

İkincisi, yeryüzü ve güneş sistemi çok daha büyük bir galaksinin ve evrensel sistemin parçalarıdır ve bu sistem içerisinde yeryüzünün varlığı ve gelişimi için hayati önem taşıyan sıkı ve duyarlı enerji ilişkileri yer alır.

Dolayısıyla ley ağı sadece insan biçimindeki yeryüzü ruhunun enerjisini taşımakla kalmaz, aynı zamanda yeryüzünün ve üzerinde yaşayanların gelişimi için gerekli olan galaksiye ait diğer güçlerin de alıcılığı ve dağıtımı görevini üstlenir.

Galaksiye ait bu güçlerin en bilinenleri burçlar kuşağındaki takımyıldızlar ve güneş sisteminin diğer gezegenleriyle özdeşleşenlerdir;

daha az bilinen ancak aynı oranda önem taşıyan bir diğeri de Pleiades, Büyük Ayı ve Sirius gibi yıldızlarla olan ilişkilerdir.

Ancak gelen bu enerjilere duyarlılık ve tepki gösterenin yalnızca ley ağı olmadığını da eklemek gerekir; hem tekil hem çoğul yaşam biçimleri ve özellikle de insan yaşamı gelen bu enerjilere karşı aynı şekilde duyarlı ve tepkilidir.

Görüldüğü gibi ley ağı mineral, bitki, hayvan ve insan gibi oluşumların sahip olduğu güçle ortak çalışır.

Her bitkinin ya da her hayvanın sahip olduğu enerji de dolayısıyla hem yeryüzündeki bitkiler aleminin ya da insanlar aleminin tümünün, hem de bir bütün olarak yeryüzünün genel enerji sisteminde yer alır. Dolayısıyla parçalar ve bütün arasında hayati ve devingen bir bağımlılık vardır; bu bağımlılık koşulsuz sevgi adını verdiğimiz bu yeni enerji niteliğini taşıyan yeryüzü ruhunun, sistemin tümü aracılığıyla insan biçimini almasıyla kendini belli eder. Bu karşılıklı bağımlılık aynı zamanda galaksiyi ve evreni de birleştirir.


Belli aralıklarla dizilmiş olan taş yapıların ya da dikili taşların bulunduğu bölgelerde yaşayanlar (ikamet edenler) ile bu bölgelerden geçen bazı insanlarda bir takım halüsinasyonlar görme, psişik yeteneklerinin ortaya çıkması..., pisikoki...netik fenomenlerinin görülmesinin yanında ışık toplarının, çeşitli renkler saçan parlak ışık kürelerinin (disklerin) yani Ufo'ların görüldüğü de bilinmektedir.

Gerçekten de Ufo raporları incelendiğinde, bu fenomenlerin çok büyük sıklıkla bu hatlar boyunca görülmesi, birçoklarını dünya dışı uzaylı varlıkların bu enerji hatlarından yararlandıkları şeklinde bir yoruma götürmüştür.

Oysa gerçekte bu alanların beyinde vehim gücünü artırması ve cinlerin de bu artan vehim gücü dolayısıyla beyni çeşitli yönlerde çok daha rahat irrite etmesi, bu türden çeşitli metafiziksel fenomenler ile vizyon-algı tipi olayların oluşumuna neden olmuş ve olmaktadır.

Benzer olayların dünyanın çeşitli yerlerinde düzenli ya da düzensiz fark etmez, çok güçlü (E-M) alanlar üzerinden geçen pilotlar tarafından da deneyimlendikleri bir sır değildir.Örnek olarak; üzerinde uçtukları yerin gerçekte buzulla kaplı olmasına karşın, geçmiş dönemlerindeki haliyle uçsuz bucaksız yemyeşil orman arazileri ve içlerinde de eski çağlara ait soyu tükenmiş hayvanların bulunduğunu, okyanus üzerinde olmalarına karşın, ormanlarla kaplı kara parçası üzerinde uçtuklarını algılamaları, herhangi bir yerleşim bölgesinden geçerken o yerin onlarca yıl önceki halini görmelerini...vb verebiliriz.

Ayrıca, bu fenomenleri deneyimleyenlerin ne görüp yaşadıklarını bilecek kadar askeri ve sivil havacılığın gözbebeği olan deneyimli pilotlar olduğunu ve bu gördükleri şeylerin o anda radarlarla izlenip konuşmalarının kaydedildiğini ve bu esnada araçtaki pusulaların da ani ve hızlı değişim gösterdiğini de belirtmekte yarar var (Bermuda Şeytan Üçgeni, dünya üzerinde tespit edilmiş manyetik alan düzensizliğinin en yoğun olduğu on iki bölgeden biridir).

Ancak, yukarıdaki nedenlerden ötürü bunlar, kara ve denizde de yaşanılan benzerlerindeki gibi gerçekte bir zaman kayması sonucu algılanan şeyler değildir. Geçmişe ait olan görüntülerin tamamiyle doğru olarak tespit edilmesinin sistemi ise, Cinlerin yapıları dolayısıyla geçmişe ait bütün bilgilere sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu bilgilere geçmişe ait tüm oluşların (E-M) dalga olarak atmosfer içinde kayıtlı olduğu Akaşaları okuyarak vakıf olmaktadırlar.

Cinlerin geleceğe ait olan bilgileri öğrenme oranlarının %5-10' u geçmemesi ve insanlara geleceğe dönük yaşattıkları halisünasyonların da hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz geniş zaman dilimlerini içermesi, haliyle gerçeği yansıtmamaktadır.

Negatif ley hatları insanlarda duygusal karışıklığa, negatif düşünce bozukluğuna, sıkıntı, bunalma, o yerden uzaklaşma isteğine yol açtığı gibi, ciddi fiziksel, ölümcül hastalıklara ve hatta kansere bile sebep olmaktadır. Pozitif ley hatları ise bir önce bahsettiklerimizin tam tersini oluşturmakta, mesela daha önce büyümeyen ağaçlar, bitkiler... güçlenip hızlı bir şekilde olgunlaşmakta hayvanlar ise çok daha sağlıklı ve hızlı üremektedirler.

Dolayısıyla, eğer pozitif radyasyon alanında ev ve işyeri kurulmuşsa yaşam huzurlu, verimli ve bereketli olurken, negatif durumda ise hastalıklar, sıkıntı, işlerin ters gitmesi... gibi etkiler oluşur.

Bununla birlikte nedenine bir sonraki konuda değineceğimiz, çok sert ve güçlü pozitif (E-M) enerjilerin bulunduğu bölgelerde de despotizm, savaşlar, gerilimler, çatışmalar, kargaşalar... ve bu nedenden kaynaklanan açlık, sefalet de görülebilmektedir.

Bölgesel güçlü enerji alanlarının sebebi ise, ley hatlarının yanı sıra, nasıl ki çekirdekteki genel akıntılar dünyanın küresel manyetik alanını (Van Allen kuşağını) oluşturuyorsa daha küçük çaplı çeşitli lokal girdaplar ve akıntı hareketleri de yerel aşırı manyetik alanların oluşmasını sağlar.

Bunun yanında, toprak altındaki su hareketlerinin, manyetik özelliğe sahip demir, nikel, kobalt... gibi maden yataklarının ve o bölge ya da yakın çevresinde bulunan fay hareketlenmelerinin yol açtığı toprak sürtünmelerinden kaynaklanan elektriklenme de yine bu yerel, bölgesel statik (durgun) ya da periyodik hareketli (osilasyonik) (E-M) alanların oluşumunu meydana getiren faktörlerdir.

Bu konuda araştırmacı Phill Collahan, geliştirdiği bir alet yardımıyla jeo-manyetizmanın neden olduğu manyetik alanları topraktan aldığı numuneleri ölçerek neden bazı bölgelerdeki gerilimin ve savaşların çok aşırı olduğu sorusuna Belfast, Bosna ve Orta Doğu'dan aldığı örnekleri, başka bölgelerden aldıklarıyla kıyaslayarak cevaplandırdı, yani güçlü manyetik alanlar...

Dolayısıyla, Jeo-manyetik alanlar bir gün çevrim ya da daha farklı sebeplerden ötürü başka bölgelere kaydığı zaman, manyetik kaos o yerlere de sıçrayarak bu bölgelerde de çeşitli sosyal kaosların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Peygamberlerin çoğunun Orta Doğu'da ortaya çıkması ve belli dağlara çıkmaları da oldukça düşündürücüdür.

Yine bu konuyla ilgili olarak; adamın biri Hz. Muhammed (sav)' e gelerek malca zengin, çoluk çocuk sahibi ve huzurlu iken yeni almış olduğu evde yaşamaya başladıktan çok kısa bir süre sonra işlerin ters gittiğini, mallarının ve sayılarının azaldığını, huzurunun (neşesinin) kalmadığını bildirerek yardım ister.

Resulullah da evi kötü addederek hemen orayı terk etmesini ve başka yere yerleşmesini söyler. Adam da hemen denileni yapar ve bu olumsuz gidişten hemen kurtulur. İşin gerçeği ise elbette ki, Hz Muhammed (sav)'in de bilmesine rağmen, o dönemde bahsedemeyeceği ley hatlarıdır. Yoksa işin iç yüzünü bilmeyenlerin düşündüğü gibi, bazı nesnelerin ya da evlerin... kendisinden kaynaklanan uğursuzluk (lanet) benzeri tanımlamalarla bir ilgisi yoktur (çünkü uğursuzluk, lanet diye bir kavramın varlığı söz konusu değildir).

Bizim direkt algılayamadığımız ses, koku ve çeşitli frekanslardaki enerji dalgalarını algılayabilen hayvanların da ley hatlarından yayılan radyasyonların kendileri için ne kadar faydalı olduğunu tespit edebildikleri ve yaşamlarını bu akım kanallarına göre yönlendirdikleri bilinmektedir.

Bu sebepten evinizde bir kedi besliyorsanız, kediniz evinizin neresinde daha fazla kalıyorsa, yatıyor-uyuyorsa oraları sizin de mesken tutmanız, oralarda oturmanız, yatmanız her zaman sizin açınızdan da faydalı olacaktır.

Bununla ilgili olarak, Resulullah Medine' ye geldiğinde herkes ona kendi evini açar, açtıkları yerin kendisinin olmasını teklif ederler, buna karşın, Hz Muhammed (sav) bunu kabul etmeyerek yer seçim işini devesine bırakır.

Deve ise, serbest bırakılır bırakılmaz belli bir mesafe gittikten sonra bir sahabenin evinde durur. Ve Resulullah orada kalmaya karar verir. Herkes bu olayı normal olarak, sosyolojik açıdan Hz Muhammed (sav)' in kimseyi kırıp gücendirmemek için yaptığını düşünür.

Oysa işin gerçeği, pozitif enerji titreşimlerini en iyi algılayabilen hayvanların başında gelen devenin o bölgede en yüksek pozitif akımını bulması için bırakılmış olmasıdır.

Psişik enerjiler manyetik etki doğurabilir; elektromanyetik etkiler ise, psişik etkilenme doğurabilir. Negatif ley hatlarına baktığımızda; savaş, toplu kıyım olaylarının, bu enerjiyi biriktirebildiği, akış dengesini bozabildiği görülüyor

Migren, kanser ve alkolizme neden olabilen gizemli enerjiyi iyileştirebilmek için, Radyestezi uzmanları, toprağa bakırla kaplı ince teller ve kazıklar monte ederek atmosferden elektrik çekmeyi ve toprağa akan yeni enerjinin, eskiyi değiştirebilmesini hedeflemişler. Ancak, her zaman bu yollarla sağaltılamayan güçlü kara akım hatları da vardır. Dünyanın bu doğal gücü, bazen gizli amaçlarla kullanılmaya çalışılmıştır.

Biçim enerjisi

Belirli bir geometriye göre inşa edilen yapılar bazı enerjileri odaklaştırmakta kullanılabilir. Dikili taşlar, menhirler, piramitler hep bu enerjileri toplamak için yapılmıştır. Belli düzende sıralanmış mimari yapıtlarla farklı frekansta enerji üretmek, atmosferin elektriğini toplayabilmek de mümkündür. Bu, bir tür biçim enerjisi oluşumudur. Dikili taşların çoğu, akımın yoğun olduğu yerleri belirtmekte kullanılmıştır. Enerjiyi en fazla toplayabilen tek biçim ise, Piramidal formdur.

Kabe-i Muazzama ve beyaz akım

Eski kutsal merkezler pozitif akım hatları üzerindedir ve bu yapıtlar, iyi enerjiyi sürekli aktarabilir.

Mekke'de bulunan Kabe ve Arafat Dağı'nın altı, gerçekte tüm beyaz akım hatlarının kesiştiği ve enerji santraline benzer biçimde yayınlandığı en önemli merkezlerdir.

Dolayısıyla Mekke'de yer alan bu güçlü akım, yalnızca almaya hazır olana yani özde ve gerçek anlamda Hac yapan insanlara ayrıcalık tanımaktadır.

Böylece farkındalıkları bu kutsal faaliyetle açılabilir, beyaz akımla senkronize olarak pozitif enerji yayınlamaları da süreklilik kazanabilir.

Pozitif enerjinin daha çok üretilmesine, birlik bilinciyle hareket etmeye ve doğanın korunabilmesine ihtiyacımız var.

Kara akım hatlarının artmaması ve doğanın dengesinin bozulmaması dileği ile.

Hülya Tokdemir Reis'in paylaşımından alınmıştır