Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kaçırılmış olabilir miyim?

Başlatan Yula Sibylla, 18 Ocak 2024, 01:34:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Yula Sibylla

İlkin sıra dışı hiçbir şey yoktu. gün içinde ve o aralar gördüklerimle alakalı bir şeyler. O rüyaların sonrasında bir anda kendimi fiziksel bedenimin de o esnada bulunduğu yatağımda buldum. Uyur gibi yatıyordum(uyumuyordum), gözlerim kapalıydı. Sonra bir şey hissettim, kafamın içinden geliyordu bu his. aynı frekansın yükselmesi gibi yükselmeye devam etti. Meditasyon yapıyor olduğum düşüncesi vardı kafamın içinde, öyleyse bu da bir tür kundalini olmalı, diye düşündüm. Yükseliş, uyanış. Ancak sonra ses gittikçe yükseldi, garip bir şekilde çok sesliydi ve uçak motoru sesi olduğunu düşündürttü. Durum objektif olarak bir insan için ''rahatsız edici'' olmaya başladı ancak yaşadığım şeye karşı hissettiklerim tamamen nötrdü. Normalde duygulara kapılan biriyimdir. Ancak o an ''Benden özge ben'' hakim olmuştu bana sanki. Hiç korkmamış ya da heyecanlanmamıştım. Kelimelerle en yakın ifade edebileceğim şekli ''Yapamazsınız'' gibi olan bir şey ''düşündüm'' Bu düşünce cümleye dökülmüş bir şey değildi. Bir tür... ''enerji''nin yayılmasıyla ilgili bir şeydi .

 Bir süre sonra korkmaya başladım. Korkmaya başlayan ben olan bendim, şimdiden düşünüyorum da duruma sonradan ayıkıyor gibiydim. ''...'nin yeğeniyim'' gibi saçma sapan bir şey söyledim, işte ''Bu yüzden bana bir şey yapamazsınız'' manasında. Çok saçmaydı isim de, böyle bir şey demem de. Tamamen alakasız. Sonrasında o içimden kulağıma yayılan ses azaldı sanırım çok da hatırlayamıyorum ama.. Ben de aniden uyandım. Ve genel uyku süremden çok daha az bir miktar uyumuştum. Sonrasında oturup düşündüğümde kaçırılmış olabileceğime kanaat getirdim ancak rüyadayken kaçırılmaya dair hiçbir düşüncem yoktu. Bir şekilde farkındalığım olmuş gibiydi hem benden özge ben, hem de benim için. Benzer bir deneyim yaşayan ya da yorumlamak isteyen olursa şey teşekkür ederim şimdiden. :)

Tgur

Genelde bilinçli olduğunuz ve olanın farkında bir yaklaşımda olduğunuzdan "bilgi korur" genel mantığı ile bu bence kaçırılma değil,ruhunuzun yükselişi arzu eden taraflarınızla ilgili bir basit bir gösteri,doğru yoldasınız devam gibi..

gerçek tosun paşa

#2
Daha çok bilinçaltının zihne zorlamalar yaptığı bir çeşit rüya olması muhtemel geliyor bana.

gerçek tosun paşa

Bu arada sanırım bu kaçırılmaları 3 ana türe ayırmıştı Kas.lar. Yani fiziksel, yarı fiziksel ve ruhsal olarak özetlenebilir. Tabi nihai açıdan bakınca üst yoğunluklar için hepsi aynı şey gibi ama yine de bizim açımızdan bazı önemli farkları var.

Belki bir tür kaçırılma başlığı oluşturmalı ve forumda hepimizin görüş ve deneyimleriyle bunu geliştirmek iyi bir fikir olabilir. Elbette Kas. ve Ra celselerinden edindiğimiz net bilgileri maddeleştirip, konu başlıkları halinde anlaması kolay, özet niteliğinde bir sabit başlık oluşturabiliriz.

Fakat bilmiyorum ne zaman yaparız?  :P

bozadi

#4
Biraz benzer bir şekilde ben uçak motoru gibi değil de, kulak çınlaması sesinin veya frekansının kat kat yükseğini duyuyordum bir ara. Olağan, uyanık günlük hayat bilincinde çok nadiren, belki bir-iki defa yaşamışımdır, daha çok uykuda veya uykuyla uyanıklık arası bir durumda meydana geliyordu, birkaç ay aralıklı olarak devam etti. Bu deneyimlerde, belirttiğim ses veya frekans birkaç saniye içinde çok ama çok rahatsız edici derecede yükseldi. Sadece fiziksel bir deneyim değil, çok bariz bir şekilde psişik bir deneyimdi ve direnç gösterip göstermeyeceğimle veya ne ölçüde direnç göstereceğimle ilgili bir durum var gibi algıladım. Negatif olduğunu düşündüğüm o tırmanan frekansın tırmanmasına izin vermem veya kendimi o frekansa teslim etmem halinde sanki psişik savunmamı kaybedecekmişim gibi bir hisse kapıldım bu deneyimlerde. Çok güçlü bir noktaya doğru gidiyordu ama pozitif değildi, zaten benim isteğimle olan değil, dışarıdan zorla dayatılan birşeydi. "Korkarak teslim olmam" bekleniyordu muhtemelen. Sesi/frekansı durdurmam mümkün değildi, korkutucuydu ve bana şu veya bu ölçüde zarar verdiğine şüphe yoktu ama korku veya merakla kendimi onun akışına bırakmaya elimden geldiğince direnç gösterdim. Aynı gün birkaç defa tekrarlandığı da olmuştu sanırım ama genelikle birkaç günde bir yaşadım. Birkaç ay sonra da bitti, en azından bildiğim, hatırladığım kadarıyla.

Senin deneyiminle ne ölçüde benzer veya ortak yönleri var emin değilim ama bana bunu çağrıştırdı.

"Kaçırılmış olabilir miyim?" sorusunun cevabının çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Hepimiz onlarca defa kaçırılmışızdır ve kaçırılabiliriz. Kaçırılmak, üzerimizde (özellikle bilincimizdeki) diledikleri herşeyi yapabilecekleri, istedikleri her sonucu alabilecekleri anlamına gelmiyor kesinlikle. Yani kaçırılmaktan ziyade, yaptıkları veya yapmaya çalıştıkları negatif zihinsel (ve tabi aynı zamanda fiziksel) programlamaların ne ölçüde amacına ulaşacağı önemli, bu da bizim bilincimize, özgür irademize, seçimlerimize bağlı. Ve tabi toplumsal yaşamın dayattığı düşük frekanslar genellikle KH güçlerinin işini kolaylaştırıyor. Ama istedikleri her sonucu istedikleri ölçüde alamazlar diye düşünüyorum, BH eğilimlerimizin gücüne bağlı olarak.

KH'liğimizi azalttığımız ölçüde KH varlıklarının üzerimizdeki etki güçleri de o ölçüde azalıyor olacak. Negatif varlıklar bizdeki negatif potansiyeller sayesinde bilincimize erişme imkanına kavuşuyorlar.

bozadi

#5
Konuyla bağlantılı olarak şu hususu da önemli buluyorum: Direnç göstermek ve kabul etmek. "New Age" akımıyla ilgili en önemli zihinsel programlamalardan biri "kabul etmek" üzerine kurulu. Onu kabul et, bunu kabul et, herşeyi kabul et. Uzaylılar geldi, kabul et, kaçırdılar, kabul et, üzerinde türlü türlü işler, işkenceler yaptılar, kabul et, sevgiyle karşıla vs. "Her türlü direnci bırakma" mesajı. Bu anlayışta ciddi bir terslik olduğu ortada. Negatif varlıkların çıkarlarına uygun bir beyin yıkamaya benziyor. "Kabul etmek" kavramının önemli, faydalı yönleri olduğu gibi, "kabul etmemek, direnç göstermek" kavramının da önemli, faydalı, hatta hayati yönleri var. Yerine göre, durumuna göre.

Örneğin forumumuzda sık ve ateşli bir şekilde eleştirdiğim Erhan Kolbaşı gibiler, insanlığı kaçıran ve üzerlerinde türlü türlü karanlık işler çeviren varlık grupları bizden daha yüksek bir bilinç seviyesi boyutundan/yoğunluğundan oldukları için, onların her halükarda "pozitif" olduklarına ve onlardan gelen her türlü talebi ve muameleyi kabul etmemiz gerektiğine inandırmaya, ikna etmeye çalışıyor insanları. Bilinçli veya yarı-bilinçli bir şekilde negatif varlıkların amaçlarına hizmet etme durumu algılıyorum, Haktan Akdoğan, Erhan Kolbaşı ve benzerlerinin durumunda.

gerçek tosun paşa

#6
Bozadi bu frekans, çınlama ve kapıldığın his benim mantığımda "müdahele" olarak yer edinmiş.

Benzer deneyimlerden ve vakalardan araştırdığım kadarıyla "suni" girişler burada ipucu olabilir.
Bir takım sanal düşünce kalıpları, vizyonlar, belirli frekansta seslerle başlıyor bu işlem gibi algılıyorum.

Ben de evde eş zamanlı bir müdahale deneyimi yaşarken bunu fark etmiştim. Evdeki herkesi (biri köpek) aynı anda tesir altına alan bir deneyimdi. Benim de tam uykuya dalacağım sırada zihnime bazı yaşadığım anlardan sahneler gelmişti (birden bire) ve inanılmaz bir acıyla dolmuştum sanki beynimden aşağı kaynar sular dökülmüşçesine kahrolurken kendi kendime "hop bir dakika! ben neden bu kadar acı doluyorum bu çok saçma!" gibi bir düşünceyle kendimi o halden sıyırdığım anda sanki uykudan gözünü açamayan ben, laps diye fazlasıyla uyanık bir şekilde yerimden doğrulmuştum. İşin en ilginç tarafı ben uyandığımda evdeki herkes (köpek kişisi dahil) uykusunda çığlık atmaya çalışırcasına inliyordu.

O an beynime sanal bir anı yükleyerek tesir altına alınmaya çalışıldığımı fark etmiş ve kapının eşiğinde duran karanlığa doğru bazı imajinasyon teknikleri uygulayarak mücadele etmeye karar vermiştim. Bir süre sonra herkes kendiliğinden uyandı ve karabasan gibi kabuslar gördüklerini söylediler.

Gördükleri kabusta siyah akışkan örümcek gibi karanlık şekillerin bir saldırısına uğradıklarını ve en sonunda karanlık bir tünel/mağara gibi bir yerden kaçarak çıkmaz bir odaya sığındıklarını söylediler. Arkadaşım bu kabus sırasında sürekli gelip yardım edebilmem için bana ulaşmaya çalışıyormuş sonra benim geldiğimi fark etmiş. Ben yaklaştıkça kapıyı zorlayan siyah şekiller daha agresifleşmiş ve sonunda kapıyı kırarak siyah mürekkep gibi bişey fırlatarak onları kör etmiş. Yani yetişememişim. Ama o gözleri kör eden mürekkeple birlikte kabustan uyanmuşlar ve sonra bir süre konuşamamış, ses çıkaramamışlar. Ben o sırada içeriden böğürme tarzı sesler duyuyordum ve nefes alamadıklarının farkındaydım.

bozadi

#7
Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 18 Ocak 2024, 14:35:00 Bozadi bu frekans, çınlama ve kapıldığın his benim mantığımda "müdahele" olarak yer edinmiş.

Benzer deneyimlerden ve vakalardan araştırdığım kadarıyla "suni" girişler burada ipucu olabilir.
Bir takım sanal düşünce kalıpları, vizyonlar, belirli frekansta seslerle başlıyor bu işlem gibi algılıyorum.

Ben de evde eş zamanlı bir müdahale deneyimi yaşarken bunu fark etmiştim. Evdeki herkesi (biri köpek) aynı anda tesir altına alan bir deneyimdi. Benim de tam uykuya dalacağım sırada zihnime bazı yaşadığım anlardan sahneler gelmişti (birden bire) ve inanılmaz bir acıyla dolmuştum sanki beynimden aşağı kaynar sular dökülmüşçesine kahrolurken kendi kendime "hop bir dakika! ben neden bu kadar acı doluyorum bu çok saçma!" gibi bir düşünceyle kendimi o halden sıyırdığım anda sanki uykudan gözünü açamayan ben, laps diye fazlasıyla uyanık bir şekilde yerimden doğrulmuştum. İşin en ilginç tarafı ben uyandığımda evdeki herkes (köpek kişisi dahil) uykusunda çığlık atmaya çalışırcasına inliyordu.

O an beynime sanal bir anı yükleyerek tesir altına alınmaya çalışıldığımı fark etmiş ve kapının eşiğinde duran karanlığa doğru bazı imajinasyon teknikleri uygulayarak mücadele etmeye karar vermiştim. Bir süre sonra herkes kendiliğinden uyandı ve karabasan gibi kabuslar gördüklerini söylediler.

Gördükleri kabusta siyah akışkan örümcek gibi karanlık şekillerin bir saldırısına uğradıklarını ve en sonunda karanlık bir tünel/mağara gibi bir yerden kaçarak çıkmaz bir odaya sığındıklarını söylediler. Arkadaşım bu kabus sırasında sürekli gelip yardım edebilmem için bana ulaşmaya çalışıyormuş sonra benim geldiğimi fark etmiş. Ben yaklaştıkça kapıyı zorlayan siyah şekiller daha agresifleşmiş ve sonunda kapıyı kırarak siyah mürekkep gibi bişey fırlatarak onları kör etmiş. Yani yetişememişim. Ama o gözleri kör eden mürekkeple birlikte kabustan uyanmuşlar ve sonra bir süre konuşamamış, ses çıkaramamışlar. Ben o sırada içeriden böğürme tarzı sesler duyuyordum ve nefes alamadıklarının farkındaydım.
Çok ilginç ve forum konularımız açısından oldukça anlamlı bir deneyim gtp.

"Sahte anılar" konusu çok dikkat çekici çünkü celselerde de bu kavrama defalarca değinildi diye hatırlıyorum.

Dejavu dediğimiz negatif müdahalelerde de buna benzer şeyler olduğundan şüpheleniyorum. Ayrıca yine KH güçlerinin "geçmişi" değiştirmeye yönelik müdahaleleri de yine bununla yakından bağlantılı olabilir.  Farklı, daha negatif "zaman hatları"na geçirilmeye çalışılıyoruz sanki sürekli olarak.

Aslında sadece rüya veya rüyamsı bilinçte değil, uyanık bilinçte de buna benzer şeyler yaşıyor olabileceğimizi düşünüyorum.

Bazen olağan günlük hayat içinde bir işle ilgilenirken bir yandan da bir tür dalgınlık da diyebileceğimiz alternatif bir zihin modunda (veya belki tamamen buna odaklanarak) hayatımızın içindeki çeşitli olaylarla ilgili olasılı gelişmeler üzerinde düşünürüz ve bu olasılıklar bazen oldukça negatifleşir ve biraz da bizi "içine çekici" etkiler yapar. Sanki tamamen kendi düşüncelerimiz değil de, dayatılan düşünceler var gibidir ve bazen son derece olumsuz, karanlık yerlere doğru gider. Öyle ki, senin yaptığın betimlemelere benzer şekilde, artık sadece olumsuz bir olasılığı değil de mutlak ve çok şiddetli bir olumsuz gerçekliği yaşar halde bulduğum oluyor kendimi. Burada resmen bir "programlama" çabası döndüğünü hissedebiliyorum bazen. Sadece "karamsarlık" ile açıklanabilecek birşey değil kesinlikle ama tabi ki karamsarlık faktörü de var işin içinde ama o karamsarlık hali içinde düşündüğümüz negatif olasılıkları tüm güçleriyle zihnimizde mutlak gerçeklik haline getirmeye, bunu "kabul ettirmeye" çalışan müdahaleler algılıyorum. Durduğum yerde kendi kendimi bir kabusun, bir korku filminin içine sokar gibi. Ama bunun tamamen kendi zihnimin eseri olmadığını sezebiliyorum, birşey müdahale ediyor, çok karamsar bazı olasılıkları mutlak gerçeklik gibi bana dayatmaya, "kabul ettirmeye" çalışıyor. Karamsarken kötümser senaryoları kabullenmek daha mümkün hale geliyor. Birşey resmen tehdit ediyor, korku içinde tükenmemi istiyor. Aslında durup düşünce burada aynı zamanda "negatif enerjiyle beslenme" faktörü de var. Yani ilgili varlıklar hem o anda besleniyor benden, hem de gelecekte çok daha bol beslenebileceği durumun şartlarını, planlarını, senaryolarını hazırlıyor/dayatıyor.

Senin betimlediğin olay da müdahalenin daha doğrudan, daha çıplak gerçeklik hali gibi.

gerçek tosun paşa

Evet bozadi bu bahsettiğin "kabul ettirmeye çalışan müdahaleler" bana da çok tanıdık geliyor. Bazen içimdeki düşüncelerin bana ait olmadığını derinden hissediyorum fakat genelde karşı koymada başarılı olamıyorum. Karamsarlığa kapılmak, içine çekilmek, çaresizliği hissettmek daha kolay belki de ya da buna alıştırılmışız/alışmışız bilemiyorum.

Yukarıdaki deneyimi daha önce forumda anlatmış bile olabilirim. Eğer uyandığımda o eş zamanlı diye bahsettiğim fazlasıyla enteresan olayı deneyimlemeseydim muhtemelen "kabustur kabus..." diye geçiştirip üstünde bile durmayacaktım.

Fakat bu bir çeşit sanal giriş (sahte anılar) esnasında kendi hayatımla o verinin bana hissettikleri arasındaki bağlantıyı gerçekçi bulmamam anlık bir reaksiyon gösterebilmeme sebep oldu.

Burada yaşadığım bir kaçırılma öncesi miydi yoksa bir çeşit yoğunluklar arası enerji emilişine tanık olup ona mı karşı koymaya çalıştım emin değilim fakat herkesin aynı anda kabus görüyor olmasını açıklayamıyorum.

Benim imajinasyonla elimden geldiğince karşı koymaya karar vermemle arkadaşımın rüyasında benim yetişmeye çalışmam da enteresan bir benzerlik. Bu olaydan sonra uyku-uyanıklık arası doğrudan böylesine net bir deneyim yaşamadım "müdahale" olarak nitelendirebileceğim ama sahte anı girişleri olduğunu hatırlıyorum.

KH dünyasında yaşayan yavru KHlar olarak 3Y-4Y her türlü programlama altında olduğumuzdan en ufak bir şüphe duymuyorum. 3Y fazlasıyla sanal bir gerçekliğe benziyor.

bozadi

Evet, anlatmıştın Phoenix.

Alıntı yapılan: Phoenix - 28 Şubat 2024, 18:48:37 Tam o andan sonra baktığımda karşımda bir gri beni inceliyordu.
Karabasan olsun, farklı türde olsun, müdahale eden negatif (veya pozitif) varlıkların şeklini şemalini hiç görmedim veya hatırlamıyorum. Zaten özellikle karabasan tarzı şeylerden sonra etrafıma bakmaya bile korkuyor durumda oluyordum. Hatırladığım kadarıyla birkaç yıldır karabasan tarzı birşey yaşamadım, eğer anısı tamamen bilinçaltıma gömülmediyse. Ama çeşitli türde negatif müdahaleler olduğunu bir şekilde seziyorum. Tek güvendiğim şey pozitifliğimi giderek artırmak suretiyle negatif varlıkların etki ve kontrollerinden giderek uzaklaşağım şeklinde bir sezgi.