Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Film Önerileriniz

Başlatan Pınar, 01 Nisan 2009, 05:26:21

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maiterya

#180
son günlerde izlediğim ve beğendiğim bir kaç film adı vereyim:Wood job,Kill the messenger,Lullaby ,İbni Sina  Hekim -El Mediko .
 

bozadi

#181
Öneriler için teşekkürler maiterya. Fırsat bulursam gözatacağım. Bu arada kasyopya forumda David Icke'la ilgili 30 küsür sayfalık bir tartışmayı inceliyorum ve notlar alıyorum. Bugünlerde yine yoğunluk artışım olduğu için biraz erteledim ama birkaç gün sonra kaldığım yerden incelemeye devam edip o tartışmalardan bazı alıntılar, özetlemeler yapmayı ve görüş paylaşmayı planlıyorum.

Tgur

#182
Bozadi beğendiğine sevindim ,ancak yasal bir sıkıntı var mı yok mu bilemedim ,ekşi sözlükte hakkında yazılanları okuyunca biraz tedirgin oldum, bir bakın ve aydınlatın bizleri ,selam ve sevgi..

bozadi

#183
Sitenin kendi açıklamalarında "Torrent" sistemini kullandıkları söyleniyor. Bildiğim kadarıyla Torrent, uygun bir program yoluyla birbirine bağlanan bilgisayarların birbirlerindeki dosyaları paylaşması sistemi. Yani internete bağlı kişiler çeşitli torrent programları yoluyla birbirleriyle bağlantı kuruyorlar ve sonra paylaşıma açılmış bir klasör içindeki dosyalarını karşılıklı olarak birbirleriyle paylaşabiliyorlar. Çok rağbet gören (belli başlı filmler, diziler, programlar) dosyalar, o ağa bağlı ne kadar çok sayıda kişinin paylaşım klasöründe mevcutsa, onun aktarımı o kadar kolay ve hızlı oluyor, çünkü Torrent programları aratılan veya listelenen dosyaları, birden fazla sayıda kişinin bilgisayarından aynı anda "çekip" talep eden kişinin bilgisayarına yönlendiriyor. Böylece herhangi belirli bir kişinin bilgisayarına veya o kişinin internet upload/download kapasitesine de (bantgenişliği) fazla yüklenilmemiş oluyor. Paylaşımların/aktarımların yükü çeşitli bilgisayarlarca paylaşılıp hafifletilmiş oluyor.

Torrent'in yasal olup olmadığı meselesi ciddi bazı tartışmalara neden oluyor çeşitli ülkelerde. Bazı ülkeler film, kitap, müzik gibi sanat eserlerinin şahsi kullanım amacıyla indirilmesini suç olarak görmezken, program/yazılım gibi unsurların indirilmesini suç olarak görüyor. Bazı ülkeler telif haklı herhangi birşeyin "indirilmesini" (download) suç kabul etmezken, "yüklenmesini" (upload) suç kabul ediyor. Bazı ülkeler telif hakkı olan herhangi birşeyin internet üzerinden herhangi bir şekilde paylaşılmasını suç kabul ediyor. Bildiğim kadarıyla Türkiye dahil çoğu ülke, yasadışı kabul edilmesine rağmen bu tür paylaşımları büyük ölçüde görmezden geliyor, üzerine gitmiyor. Yasal yaptırım sadece istisnai düzeyde. Karmaşık bir durum.

Evet, elbette, telif hakkı olan birşeyin çok geniş çaplı bir şekilde ücretsiz/serbest paylaşımı hem etik manada, hem de yasal olarak çok "hakkaniyetli" birşey değil belki ama devletlerin ve global veya ulusal telif hakkı sahibi şirketlerin kendilerinin ne kadar hakkaniyetli olduğu da bir tartışma konusu. Kapitalizmin acımasızlıkları tartışması var. Örneğin bir Microsoft meselesi var. Yani "Windows" diye tanımladığımız ve pek çoğumuzun kullanmakta olduğu bilgisayar işletim sistemlerinin sahibi olan şirket. Meşhur Bill Gates'in şirketi. Bu şirket "tekelcilik" konusunda dünya genelinde çok çeşitli şekillerde yasaları ihlal etmiştir ve hatta bu yüzden ciddi cezalar da almıştır. Buna rağmen var gücüyle piyasada kendi tekelini yaratmak için her tür gayrımeşru yola başvurmaktan geri kalmamıştır. Windows çeşitleri ücretlidir ama dünya genelinde korsan Windows kullanımı, yasal (yetkili bayisinden satın alınmış) windows kullanımdan kat kat fazladır. Ama garip bir şekilde, Windows'un dünya genelinde, işletim sistemleri konusunda elde ettiği egemenliği sağlayan başlıca faktörlerden biri de korsan kullanımının yaygınlığı olmuştur. Şirket korsan kullanımdan çok büyük bir "kar" elde etmiştir, çünkü korsan kullanımın yaygınlaşmasıyla birlikte Windows tüm dünyada neredeyse "işletim sistemi standardı" haline gelmiştir ve çeşitli bağımsız program üreticiler de programlarını daha çok Windows işletim sistemine göre üretmiş, ona göre satış sonrası hizmetler geliştirmişlerdir ve bir kısmı ücretsiz olan alternatif İşletim sistemleri bu meseleden çok zarar görmüşlerdir. Özellikle Linux gibi "açık kaynak kodlu" ve Windows'tan çok daha sağlam ve güvenli olan "ücretsiz" işletim sistemlerinin yaygınlaşması, Windows'un özellikle korsan yolla yaygınlaşması nedeniyle gölgede kalmıştır. Windows'un giderek tekelleşmesi nedeniyle, devlet kurumları, şirketler ve çeşitli başka kurumlar da Windows kullanmak zorunda hissetmiştir ve bu kurumların hemen hemen tamamı Windows'u yasal olarak satın almak zorunda olduğu için de Bill Gates dünyanın en zengin adamlarından biri haline gelmiştir. Halbuki tüm dünyadan gönüllü yazılım geliştiriciler tarafından "imece" usulü geliştirilen, ücretsiz olan ve Windows işletim sistemlerinden çok daha sağlam ve güvenli olan Linux gibi işletim sistemlerinin yaygınlaşması durumunda devletlerin ve resmi ve özel kurumların Windows'a harcayacağı para ceplerinde kalacaktı ve halkın vergileri "çarçur" edilmemiş olacaktı. Ama global bazı güçler korsan kullanımı da bizzat teşvik ederek bu tür imece usulü girişimlerin yaygınlaşmasını özellikle zorlaştırmaktadırlar.

Devletlerin ve global ve ulusal çeşitli kurum ve şirketlerin, çeşitli telif haklı unsurları adil, özgür, ucuz veya ücretsiz bir şekilde insanlara sunma konusundaki "sicilleri" çok karanlıktır. Tıpkı çeşitli başka insani hak ve imkanların eşit ve adil bir şekilde paylaşımındaki karanlık sicilleri gibi. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı biliyoruz. Tabi bu demek değil ki telif hakkı olan şeyleri geniş çaplı bir şekilde ücretsiz paylaşmakla ilgili hiçbir etik sorun olmasın. Öyle bir sorun var elbette ama konu göründüğü kadar basit bir konu değil. Vahşi kapitalizm meselesi var. Daha zengin olan azınlığı koruyan, daha fakir olan çoğunluğu ezen global sosyo-ekonomik-askeri-dini sistem (İlüminati) var. Gerçekten karmaşık bir konu. Tek tek örnekler bazında ele alıp neyin ne kadar etik olduğunu tartışmak gerek. Ve sanırım şunu da kabul etmeliyiz ki, hepimiz çeşitli şekillerde BH etiği dışında davranışlar sergiliyoruzdur. Çünkü halen KH varlıklarıyız, BH yönündeki kutbiyetimizin gelişim ivmesi daha yüksek olsa da. Ve içinde yaşadığımız sosyo-ekonomik sistemin kendisi, yaşanan çeşitli etik ihlallerinin koşullarını bizzat kendisi hazırlıyor. Durumu karmaşıklaştıran şeylerden biri de bu.

Dediğim gibi, tek tek olay örnekleri üzerinden birşeyin ne kadar etik olduğu ve olmadığını tartışmak daha kolay olacaktır ama özellikle yabancı film ve dizi sektöründe telif hakkı ihlali konusunda etik anlamda şahsen büyük bir sıkıntı duymadığımı belirtmek isterim. Sizlerin görüş ve önerilerini de duymak isterim.

Scyth

#184
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

believer planet

#185
Filmi izledim sycth
aynen dediğin gibi konsept #9786;
herşey mümkün

bozadi

#186
Yarın izlemeye çalışacağım bu filmi. Matrix'in yönetmenleri olan Wachowski'ler çekmiş yine sanırım ve İlüminati ve planlarına dair de birşeyler anlattığı söyleniyor bazı yorumlarda. Yarın izleyebilirsem görüşlerimi paylaşmak isterim. Bilgi ve yorumlar için teşekkürler arkadaşlar.

bozadi

#187
Beklentimin çok altındaydı açıkçası film. Belki de çok yüksek bir beklentiyle izledim. Ama Matrix'in yaptığı etkiye sahip değildi. Yeterince gerçekçilik ve bütünlük duygusu yok gibiydi bana göre. Matrix'in "yakaladığı" gibi yakalayamıyor. Görsellik bakımından zengindi ama çok fazla süre ayrılmış olan savaş/dövüş sahneleri aşırı derecede kaotik ve Hollywood'umsu gibiydi.

Hanedan temsilcileri olarak gösterilen "gençlerin" kendileri de, rolleri de vasat gibiydi. İnsanlığın köleliği, büyük güçlerin egosal çıkarları için kitleleri ve gezegenleri vicdansızca sömürmesi temaları isabetli ama yeterince güzel, gerçekçi, vurucu işlenememiş sanki. Konu çok fazla dünyadışında tutulmuş. Esas kızın rolünün hikayesinde ciddi bir belirsizlik veya anormallik veya yapaylık vardı. Yani daha önce "anne" diye geçen bir kadının reenkarnasyonu. Ve dünyanın "sahibi", "majesteleri". Bir şahsa dünyanın sahipliği ve kraliçesi rolünün verilip o kadar yüceltilmesi egotik gibiydi. Filmden beklenebileek "devrim duygusu" ve "kitle hareketi" unsuru fazlasıyla eksikti. Esas oğlanın oyunculuğunu beğendim ama ona yazılan rol de yine vasat Hollywood aksiyon filmi kahramanlığıyla sınırlı gibiydi. Sanki filmin senaryosu aşırı derecede aceleye getirilmiş ve müthiş konu başlıkları heba edilmiş.

"Kertiş" ve "Gri" kavramları fena değil gibiydi. Özellikle de "kaçırma girişimi" sahnesi etkileyiciydi bence ama Grilerin sille-tokat mahalle kavgasına girer gibi tasvir edilmesi yine Hollywood'umsu bir bir ucuza kaçışı andırıyor.

Okuduğum bazı kaynaklardan bildiğim kadarıyla Kertiş hiyerarşisinde en üst seviyeyi temsil eden "kanatlı" (soylu) kertiş unsurunun insanların hizmetçisi olması konusu K'ların verdiği bir bilgiyle uyuşuyor gibi. Orion hümanoit varlıklarının köleleri ve hatta "evcil hayvanları" olarak tanımlanmışlardı bir keresinde.

Kendi içinde epeyce emek harcanmış iyi bir film gibi düşünülebilecek olsa da, Matrix'i çekmiş Wachowski'lerin bir filmi olması açısından son derece hayalkırıklığı yaratıcı oldu bende. Larry Wachowski'nin ameliyatla cinsiyet değiştirip Lana Wachowski olmasıyla bir bağlantısı var mı acaba bunun, merak ediyorum.

maiterya

#188
Filme 6 puan veriyorum daha fazla etmez.Konusu farklı ama kayıp kız filmini izleyin.
 

believer planet

#189
kayıp kız dediğin" gone girl" dimi maiterya ?

dur açıldı izleyeyim bari :)
herşey mümkün

bozadi

#190
Bence de Kayıp Kız (Gone Girl) filmi "Jupiter Ascending"den çok daha gerçekçi, çok daha samimi; çok daha iyi. Öneri için teşekkürler. Wachowski'ler sanki Matrix'le yaptıkları iyiliğin bedelini ödemek anlamına gelen bir kötülük yapmışlar. Birilerini kızdırmışlardı ve şimdi onların gönlünü aldılar sanki.

bigsenfoni

#191
Kayip kiz filmi pisikopatlarin ne yapabileceklerine cok iyi bir örnek.Güzel bir filmdi tesekkürler arkadaslar...
Bir filmde ben tavsiye ediyorum.Ne kadar animasyon filmi olsada  hikayesi cok etkileyici...

Filmin ismi ''hayat kitabi''link acildiktan 10 saniye falan bekleyin film aciliyor.

http://my.mail.ru/mail/vizyonfilmizle/video/_myvideo/7868.html

Kalbiniz temiz gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#192
12 Eylül'le ilgili çeşitli film çalışmaları var sanırım. Geçenlerde bir tanesini tesadüf eseri izledim.




Eve Dönüş hiç fena değil bana göre. Çeşitli ünlü isimler var. Sıradan bir insanın bakış açısıyla, 12 Eylül darbesinin ne olduğuyla ilgili olarak bence etkili bir perspektif sunmuş.





believer planet

#193


trailer : https://www.youtube.com/watch?v=qiSAbAuLhqs

imdb : http://www.imdb.com/title/tt0443272/



LİNCOLN ( 2012)

YÖNETMEN : steven spilberg

Film, Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. Başkanı olan ve kuzey eyaletlerinde 1861-1865 yılları arasında yaşanan iç savaşa öncülük eden Lincoln'un son dönemlerine ışık tutuyor. İç Savaş'ın hararetli günleri geride kalınca, Abraham Lincoln ile kabinesi arasında fikir ayrılıkları da su yüzüne çıkacaktır. En ciddi görüş ayrılığı ise kölelik konusunda yaşanacaktır...
Senaryosunu Pulitzer Ödüllü tarihçi Doris Kearns Goodwin'in çok satan kitabından ödüllü senarist Tony Kushner'in (Münih (Munich)) uyarladığı yapımın baş rolünde Daniel Day-Lewis yer alırken, yönetmen koltuğundaysa Steven Spielberg oturuyor.

herşey mümkün

Elza Ojalvo

#194
ölüler ve diriler
zombilerin bilinçli yani yaşayan hallerine geri dönmelerinin şansı var mı?
peki ya yaşayanların zombileri gözden çıkarması mı gerekli
sevgi özveri ve çaba, ölülere yaşam gücü verir mi?

http://www.imdb.com/title/tt1588173/


B1RL1K