Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Hilma af Klint

Başlatan sirera, 04 Temmuz 2025, 01:02:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

İdegon Bir Arada isimli podcast te dinleyip haberdar olduğum Hilma af Klint' in resimlerini etkileyici buldum. Bu arada Laura nın eserleri etkileyici bulmadığını öğrendim.

Ressamın  birazcık araştırdığım hayatını forumda paylaşmak istedim.  Daha sonra bu araştırmaya devam edeceğimi düşünüyorum.
Sanırım telefonda yazdığımdan dolayı editörden resim ekleyemedim belki yarın düzenleyebilirim.



11 Mayıs – 27 Eylül 2025 arasında 46 botanik bitki eskizleri olan sergisi New York MoMA da sergilenmekte olan ressamın sanırım diğer resimlerinin de olduğu bir tanıtım 25 temmuzda imiş.
Bitkilerle ilgili olan eserlerinde "çiçeklerin ardında görünen ruhsal gerçekleri" keşfetmeyi amaçlamış.

1862 de İsveç' te doğmuş. Bitkilerle ilgili doğa gözlemleri yapıyormuş. Efsanevi botanik eskizleri var.


Kadınlar için hayat o zamanlarda da kolay değilmiş,  sanat eğitimi almaları için bile birtakım izinler gerekiyormuş.
Bir atölyesi bile olmuş sonra hayatını resim yaparak kazanmış.

Muhtemelen  ilk başlarda ressam, fotoğrafçı ve medyum Bertha Valerius'un çevresinde ilk seanslarına katılmış.
1891 de ruhsal varlıklardan ilk mesajlarını almış.
1896 da maneviyat konulu  Edelweiss Topluluğu'nun (Edelweissförbundet) bir üyesi olmuş.
Bir seans sırasında Sigrid Hedman, Cornelia Cederberg, Mathilda Nilsson, Anna Cassel ve Hilma af Klint'ten oluşan maneviyatçı grup The Five (De Fem) kurulur. (Beşler) Toplantıları metinler ve otomatik çizimlerle defterlere kaydedilmiş.

Soyut desenler, spiraller geometrik desenlerden oluşan soyut resimlere 1906 da başlıyor. Sonradan soyut sanat ismini alacak. Kandinsky'den önce. Ama kimse filminden önce ondan bahsetmemiş, günümüzde bile  resim camiasında soyut resmin ilk ressamı olarak adını anmıyor ne tuhaf.

Halina Dyrschka 2013 te filmi yapmaya başlamış 2019 da yayınlanmış. Filmi yapmaya başlamadan önce sergiyi geziyor ve herkesin sergiyi gezerken kalplerindeki öfkenin, agresifliğin kaybolduğunu fark ettiklerini söylüyor.

1920'lerde Steiner'in hareketin merkezi Goetheanum'u kurduğu İsviçre'nin Dornach kentinde uzun süreler geçirmiş.
Defterini Çiçekler, Yosunlar ve Liken ile Bilgi Ağacı serisini Dornach'taki Goetheanum'a bağışlamış.
Hilma af Klint, Tapınağın Resimlerini içeren Mavi Kitaplar da dahil olmak üzere birçok defteri X ile işaretleyerek, bunların ölümünden yirmi yıl sonrasına kadar açılmamasını istemiş.
Henüz 80 yaşında bile değilken bir tramvay kazası sonucu ölmüş. 1300 tablo ve 26.000'den fazla el yazısıyla yazılmış ve daktilo edilmiş sayfadan oluşan 124 defter bırakmış.

Şuradaki videoda filmi yapan Halina Dyrschka ile bir söyleşi var

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

gerçek tosun paşa

Paylaşım için teşekkürler sirera

bozadi

#2
https://www.youtube.com/watch?v=6NKij9uZU1I

Blavatsky'nin teozofi öğretisini takip eden birileriyle tanışmış ve oradan bir grup kadınla seanslar yapmaya başlamış sirera'nın da belirttiği gibi. Yüksek varlıklarla kurduğu temasa dayalı olarak, insanlara yeni bir hayat anlayışına yönelme ilhamını verecek resimler üretme şeklinde bir misyon benimsemiş.

Resimlere bugünün gözüyle bakıldığında çok çekici görünmeyebilir ama yapıldığı dönem için oldukça renkli, canlı ve sıradışı eserlermiş anladığım kadarıyla. "Olağanüstü" bir düzeyde olmamakla birlikte olumlu bir izlenim edindiğimi belirtmek isterim.

Yüksek ruhlardan resim/tablo ilhamı almak derken, youtube'da ölüme yakın deneyim hikayeleri yayınlayan kanallardan birinde, bir ÖYD deneyimi sonrası ressamlığa başlayan bir amcanın hikayesi geldi aklıma:

https://www.youtube.com/watch?v=set38sxzNHE

O da yaptığı tablolar aracılığıyla insanların frekanslarını yükseltmelerine yardımcı olma şeklinde bir misyon duygusu edinmiş. Etkilendiğim resimlerinden biri:



https://www.vinzenzhensle.de/#galerie

Qui-gon jinn

#3
Böyle ilham alan bir iki ressam daha vardı diye hatırlıyorum ama isimlerini çıkaramadım. Hatta bir tane de türk ressam vardı, zamanında "fenomen" derdisinde konu edilmişti...

Fenomen dergisi demişken, hem orada hem de daha eski "Bilinmeyen" dergisinde rahmetli Ata Nirun'un dergi kapaklarında ve iç sayfalar da en çok yer verdiği bir ressam vardı. Kendisinden daha öncede forumda söz etmiştim, adı "Bruce Pennington". Ata Nirun, kendisinin Nostardamus'un dörtlüklerini okuduktan sonra vizyonlar görmeye başladığını ve resimlerini bu vizyonlara dayanarak çizdiği söylüyordu. Bende çok severim resimlerini ve kehanetlerden etkilenip çizdiği için geleceğe dair bazı ipuçları bulmaya çalışırım resimlerinde, enteresan şeylerde yakaladığı mı düşünüyorum bazı bazı, özellikle de Dünyadışılar ve "istila" sembolizmi altında...

Velhasıl, kendisinin beni de en çok etkileyen resmi de şu aşağıdaki olmuştur, niye ise baktıkça geleceğe dair hep bir umut doğurmuştur içime... Neyse, Herkese Sevgiler ve umut dolu yarınlar olsun.


https://www.brucepennington.co.uk/