Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

YeniŞafak'tan Ali Bayramoğlu: "Türkiye IŞİD'e Destek Verdi" (25 Eylül)

Başlatan bozadi, 25 Eylül 2014, 15:09:38

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

25 Eylül 2014

AKP IŞİD'e destek verdi




Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Bayramoğlu, "Türkiye PYD'yi PKK'yla eşdeğer tanımladı ve IŞİD, El Nusra gibi örgütlerle kah göz yumarak, kah destekleyerek PYD ve Kürt yapılanmasını dolaylı olarak yıpratmak ve temizlemek politikası güttü" diye yazdı.

Türkiye'nin Kürt takıntısından arınıp IŞİD'e karşı savaşan Peşmerge-PKK-PYD gibi Kürt güçlerine destek vermesi gerektiğine işaret eden Ali Bayramoğlu, yazısını şöyle noktaladı: "Türkiye'nin Kürt takıntısından arınması, çözüm paketine yeni unsurlar ekleyerek bu güçlere destek vermesi de hem Türkiye'yi hem bölgeyi rahatlatabilir."

Ali Bayramoğlu'nun 'Kürt kozu, demokrasi kozu ve tam zamanıdır' başlıklı bugünkü yazısı şöyle:

AKP'nin yayın organı Yeni Şafak gazetesinin yazarı Ali Bayramoğlu, AKP'nin Suriye'de IŞİD ve El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi'ne destek olduğunu yazdı.

Ali Bayramoğlu, bugünkü köşesinde AKP'nin dış politikadaki hatalarını yazdı.  Bayraoğlu, AKP'nin dış politikadaki hatasını ilk olarak şunları yazdı:

"Esad rejiminin kısa vadede yıkılacağı değerlendirmesi bunlardan birisiydi. Bu değerlendirme hatası Türkiye'yi ileri, riskli adımlar atmaya itti. Esad rejimine karşı mücadele eden muhaliflere, örneğin El Nusra ve IŞİD gibi örgütlere karşı tolerans bu adımların başında geliyordu."

Türkiye'nin Ortadoğu'daki Sünni hatta yer almasından çıkan yanlışlıkları sıralayan Bayramoğlu, "Türkiye şu ya da bu düzeyde, şu ya da bu şekilde IŞİD gibi örgütlerin bu bölgede yerel dinamikler, çatışmalar ve egemenlik kavgaları içerisine girerek kök salmalarına katkıda bulunmuş oldu." şeklinde yazdı.

 Bayramoğlu, yazısının devamında IŞİD ve El Nusra'ya AKP'nin verdiği destek için şöyle yazdı:

"Türkiye diğer hatayı, (bu kez doğrudan stratejik bir hata söz konusudur) Rojava politikasında yaptı. Suriye Kürtlerinin o bölgede özerk bir işleyiş kurmalarına karşı çıkarken, bu özerkliği taşıyan örgütü PYD'yi PKK'yla eşdeğer tanımladı ve IŞİD, El Nusra gibi örgütlerle kah göz yumarak, kah destekleyerek PYD ve Kürt yapılanmasını dolaylı olarak yıpratmak ve temizlemek politikası güttü."

Kaynak: odatv.com

bozadi

Ali Bayramoğlu İslamcı veya İslami kesim içinde yer alan yazarlar arasında en beğendiğim yazarlar arasında yer alıyor. AKP'yi desteklediğini biliyordum ama kesinlikle yobaz veya ruhunu şeytana satan bir tip olmadığını da biliyordum. Uzunca süredir takip etmiyordum ve nihayet bugün yukarıdaki habere denk geldim. YeniŞafak aslında daha önce de dinci kesimin ilerici bir yüzü olma yolunda ilerliyordu ama Tayyip'in son yıllardaki olağanüstü diktatörce baskıları sonucunda YeniŞafak da sıçtı resmen.

İslamcılık adına yapılan pek çok gericiliği ve yobazlığı çekincesizce eleştiren ve hatta Gezi eylemlerinin erdemlerini alkışlayan Kürşat Bumin geçen yıl kovuldu gazeteden.

Daha önce YeniŞafak gazetesinin son derece saygın başyazarı olan Ali Bayramoğlu da Tayyip'in diktatörleşen ve faşistleşen tavırlarını çekincesizce eleştirdiği için, gazeteden kovulamasa bile başyazarlık statüsünden kovuldu bildiğim kadarıyla.

AKP'nin IŞİD, El Nusra ve diğer Selefi/Vahabi terör örgütlerine verdiği desteği açıkça ifade ettiği için temelli kovulmaz inşallah.

AKP'yi ve Tayyip'i "körü körüne" destekleyerek vicdanlarını yerlerde sürüyen YeniŞafak yazarlarının ve yöneticilerinin de vicdanlarının yerlerde sürünen parçalarını toplayıp birleştirmelerini diliyorum. 

Bugünkü köşe yazısının tam metnini aktaracağım buraya birazdan.

bozadi

25 Eylül 2014

Kürt kozu, demokrasi kozu ve tam zamanıdır


Yazar: Ali Bayramoğlu (YeniŞafak)




Dış politika 'çok aktörlü', bilinmeyen ve kestirilmez yönü çok, çıkar ve faydanın cirit attığı, güç faktörünün tayin edici olduğu bir alan. Stratejileri, iktidar ilişkilerini kaçınılmaz kılan bir iddia alanı, risk ve güvenlik alanı.

Bu alan, hataları, çelişkileri, çelişkili hamleleri kaçınılmaz kılar.

Türkiye'nin Ortadoğu politikasının doğruları, 'siyasetin erdemi' ve 'demokratik rasyonalite' gibi iddiaları yanında, bunlara oranla çelişkili ve sorunlu iki tutumu, iki hatası oldu.

Esad rejiminin kısa vadede yıkılacacağı değerlendirmesi bunlardan birisiydi.

Bu değerlendirme hatası Türkiye'yi ileri, riskli adımlar atmaya itti. Esad rejimine karşı mücadele eden muhaliflere, örneğin El Nusra ve IŞİD gibi örgütlere karşı tolerans bu adımların başında geliyordu. Esad rejimi dirençli çıktıkça bu örgütlele kurulan sorunlu ve yanlış ilişki daha sorunlu ve yanlış hale geliyordu.

Bu adımlar hem Türkiye'nin deklare ettiği prensiplerle çelişiyor, hem Türkiye'yi hakettiğinden öte bir imaja doğru sürüklüyordu. Şii hattı, o hattın arkasında duran Rusya, Çin karşısında Türkiye birkaç Körfez ülkesiyle birlikte, geri duran Batı da dikkate alınacak olursa, diğer hattın ön cephedeki gücü görüntüsü kazanıyordu. İhvan ve Hamas'a verdiği destek, Maliki karşısında aldığı haklı tavırla ortaya atılan Sünnicilik iddiası biraz da bu çerçevede pekişti.

Hatanın tek sonucu bu olmadı.

Türkiye şu ya da bu düzeyde, şu ya da bu şekilde IŞİD gibi örgütlerin bu bölgede yerel dinamikler, çatışmalar ve egemenlik kavgaları içerisine girerek kök salmalarına katkıda bulunmuş oldu.

Diğer hata da tam bu noktada ve bu sorumluluklarla karşımıza çıkar.

Türkiye diğer hatayı, (bu kez doğrudan stratejik bir hata söz konusudur) Rojava politikasında yaptı. Suriye Kürtlerinin o bölgede özerk bir işleyiş kurmalarına karşı çıkarken, bu özerkliği taşıyan örgütü PYD'yi PKK'yla eşdeğer tanımladı ve IŞİD, El Nusra gibi örgütlerle kah göz yumarak, kah destekleyerek PYD ve Kürt yapılanmasını dolaylı olarak yıpratmak ve temizlemek politikası güttü. Rojava'da pek çok katliam bu politikasının gölgesinde yaşandı. Başka bir ifadeyle dün Ezidilerin karşı karşıya kaldığı durum, bugün Kobene'de yaşananlar bu politikadan bağımsız değil.

İnsani ve ahlaki sonuç bu.

Hatanın siyasi ve stratejik faturası da kabarık. Türkiye'nin, Kürtlerin gücünün kırılmasına yönelik tutumu bugün 100.000 civarında göçmen ve IŞİD gibi bir komşu olarak Türkiye'ye geri dönüyor.

Ciddi bir çözüm süreci yürüten, Rojava'nın PKK'nın eylem sahası ve Türkiye'deki Kürtlerin bir parçası olduğunu bilmesi gereken Türkiye, bu bölgeyi doğal siyasi tampon olarak kullanmak, çözüm sürecine entegre etmek yerine tam tersi bir tutum izledi.

Oysa demokrasi şemsiyesini genişletmek Türk dış politikasının iddialarıyla daha uyumlu olurdu.

Bugün kritik bir an yaşıyoruz.

Türkiye IŞİD'in tehlikesini iyice soluyor. IŞİD'e karşı mücadelenin bir tür içinde olacak ve doğrudan askeri güç kullanmak istemiyor. Öte yandan bu örgütle çanhıraş bir savaş veren Peşmerge-PKK-PYD gibi Kürt güçleri var.

Bu bir koza çevrilebilmelidir.

Türkiye'nin Kürt takıntısından arınması, çözüm paketine yeni unsurlar ekleyerek bu güçlere destek vermesi de hem Türkiye'yi hem bölgeyi rahatlatabilir.

Görmek gerekir ki, bölge dinamikleri, IŞİD ve benzeri yapılar Kürt birliğine doğru kapı açıyorlar.

Mesele buna itiraz değildir, mesele oyunun içinde olmak ve demokratik ilkeler ve siyasi fayda arasında ilişki kurmaktır.



Kaynak: yenisafak.com.tr