Akşener kefil oldu: Ablası CIA radyosunda (31.01.2021)

Başlatan bozadi, 31 Ocak 2021, 17:08:17

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

31 Ocak 2021

Akşener kefil oldu: Ablası CIA radyosunda


Aydınlık'ın İyi Parti kürsüsündeki kışkırtma konuşmasını manşete taşıması, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in açıklamaları, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i rahatsız etti.




İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in grup toplantısında kürsüye çıkardığı Nursiman Abdürreşid'in ablasının, ABD'de CIA'ya bağlı Radio Free Asia (RFA) çalışanı olduğu ortaya çıktı.

Komünizm Kurbanları Vakfı üyesi Adrian Zenz'in ortaya attığı, defalarca kez yalanlanmış iddiaları tekrarlayan Nursiman Abdurreşid'in ablası Nuriman Abdürreşid, ABD devletine bağlı faaliyet gösteriyor.

Nuriman Abdürreşid, kendi anlatımına göre, lisans eğitimini Urumçi'de, yüksek lisansını Pekin Merkezi Milletler Üniversitesi Çağatay dili ve edebiyatı bölümünde, doktorasını da Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü'nde folklor alanında tamamlamış.

Abdürreşid'in doktora yaptığı söz konusu Enstitü'de görev yapan Alimcan İnayet de Uygur kökenli bir akademisyen. İnayet, merkezi ABD'de olan Dünya Uygur Kongresi ve Türkiye'de Fetullahçı Gladyo ile bağları bilinen Doğu Türkistan Maarif Derneği gibi kuruluşların düzenlediği toplantıların baş konuklarından. İnayet, Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü'nün olanaklarını kullanarak Ege bölgesindeki ayrılıkçı Uygur faaliyetlerine kol kanat geriyor.



ABD'YE NASIL GİTTİ

Daha sonra ABD'ye giden Nursiman Abdürreşid, ABD hükümetine bağlı faaliyet gösteren Radio Free Asia (Özgür Asya Radyosu-RFA'da çalışmaya başladı. Sinciang Uygur Özerk Bölgesi'yle ilgili Çin karşıtı haberler yapan Abdürreşid, ABD dış politika çevrelerine yakınlığıyla bilinen Foreign Policy dergisinde yazdığı makalede, ailesinin kamplara götürüldüğünü iddia etti.

Nuriman Abdürreşid, Euronews Türkçe'de 20 Haziran 2020'de yer alan röportajında kardeşi Nursiman'ın iddialarını tekrarlıyor. Eğitim süreçlerini anlatıyor ama ABD'ye ne zaman ve nasıl gittiğiyle ilgili bilgi vermiyor.

Türkiye'de okuyan ya da yaşayan çok sayıda Uygur kökenli Çin vatandaşı var ve birçoğu da ayrılıkçı değil. Nuriman Abdürreşid "bilinmeyen bir el" tarafından keşfediliyor ve ABD'ye götürülüp CIA'nın Sinciang Özerk Bölgesi'ne yönelik yalan üretme faaliyetinde görev üstleniyor. Kardeşi ise Akşener'in koltuğunun altında, İyi Parti grup toplantısında kürsülere çıkarılıyor.

'CIA OBJESİ, FETÖ'CÜ YAPTILAR'

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Halk TV'de katıldığı programda Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i hedef aldı. Aydınlık'ın manşete taşıdığı, Perinçek'in Uygur yalanlarını deşifre ettiği açıklamaya tepki gösteren Akşener şunları söyledi:

"Şimdi Uygur kızımızı, ne Bahçeli ne sayın Erdoğan duymadı. Bu kızımız Müslüman, bu kızımız Türk. Bu kızımızın ailesi kamplarda. Bu kızımızın yaşıtları, Çinli erkekler tarafından tecavüze uğruyor. Bu kızımız üzerinden şu ortaya çıkıyor, Uygur Türkleri üzerinden sessiz kalan bir iktidar. Bu düğmeyi tutan ele baktığımız zaman aynı anda PKK'lı, aynı anda CIA objesi, aynı anda DAEŞ militanı, aynı anda FETÖ'cü yapan Jin-Ping Perinçek var. Böyle bir şey olabilir mi? Rabia'yı duyan, Filistin'i duyan Erdoğan, bu kızımızı duymuyor. Bu duruş, Milli Görüş geleneğinden gelen seçmenin vicdanını sızlatıyor."

UYGURLAR İLE İLGİLİ YALANLARIN PROPAGANDA ARACI

RFA, ABD'nin Asya ülkelerini karalamak için kurduğu ve yaptığı sahte haberlerle dikkat çekiyor. Uygurca dahil dokuz farklı dilde yayın yapan kuruluş, internet sitesinde kendini şöyle tanımlıyor:

"Radio Free Asia, tüm ABD hükümeti ve hükümet destekli, askeri olmayan, uluslararası yayınlardan sorumlu bağımsız, özerk bir kuruluş olan Birleşik Devletler Küresel Medya Ajansı'nın (USAGM) gözetimi altında faaliyet gösteriyor."

"Radio Free Asia, ABD Hükûmeti finansmanını alan uluslararası bir yayın kuruluşu. Özellikle Doğu Asya'da yaşayan okuyucular ve dinleyicilere yönelik haberler, bilgiler ve yorumlar yayınlar."

RFA, misyonunu da şu şekilde tanımlıyor: "Radio Free Asia, Asya'nın zayıf medya ortamlarının ve varsa ifade özgürlüğünün az olduğu diğer yerlerin yanı sıra Çin, Tibet, Kuzey Kore, Vietnam, Kamboçya, Laos ve Burma'ya, sansürsüz yerel haber ve bilgileri ulaştırmak için Kongre yetkisi altında faaliyet gösteriyor."

RFA'nın bağlı olduğu Birleşik Devletler Küresel Medya Ajansı'nı oluşturan aralarında RFA'nın de bulunduğu kuruluşlar şunlar:

1942'de kurulan Amerika'nın Sesi (VOA), Radio Free Europe/Radio Liberty (RFE/RL), Radyo ve TV Marti ile birlikte Küba Yayıncılığı Ofisi (OCB), Radio Free Asia (RFA) ve Ortadoğu Yayın Ağları (Alhurra TV ve Radio Sawa).

ABD, RFE/RL'yi İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1949 yılında, Doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği'ne karşı propaganda yürütmek üzere kurdu. ABD, RFE/RL'yi, CIA'nın ürettiği yalanları yayan bir platform olarak Soğuk Savaş boyunca kullandı ve günümüzde Avrupa'daki anti Amerikan cereyanlara karşı faaliyet gösteriyor. Kardeş kuruluşları doğrudan CIA tarafından yönetiliyor.

RFA'nın son dönemdeki merkezi görevi, Sinciang Uygur Özerk Bölgesi'ne yönelik sahte haberlerle Asya'da ve dünyada Çin karşıtı kamuoyu oluşturmak.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#1
3 Aralık 2020

CHP'den Uygur kışkırtıcılarına destek


CHP ABD temsilciliği Uygur kışkırtılarıyla beraber hareket etme kararı aldı.




CHP ABD Temsilcisi Yurter Özcan, Foreign Lobby'ye verdiği demeçte "Uygur Türkleri'nin seslerinin hem Türkiye'de, hem de ABD'de ki toplantılarımız sırasında duyulmasını sağlayacağız." dedi. Özcan, Uygurların, dini ve etnik bağları, Türkiye'nin Çin ile yakın ticari bağları sebebiyle Türklerin daha aktif bir rol oynayacağına da güvendiklerini söyledi. "Çin üzerinde daha olumlu bir etkiye sahip olmak için, lobi yapmak ve Çin ile ilişkilerini güçlendirmeye çalışmak açısından da Türkiye'ye önemli bir ortak olarak değer veriyorlar" dedi. "Türkiye'nin durumu ve Çin'de nasıl kötü muamele gördüklerini iletmek için bir kanal olarak hizmet edeceğini umuyorlar. Onlar adına sadece batılı müttefiklerimiz ile değil, Çin'e de lobi yapmamızı istiyorlar" dedi. Özcan hazırladığı Uygur raporunda Türk-Çin ticaret ilişkisine de karşı çıkarak ""Türkiye'nin Uygurlarla ilgili olarak Çin'e yönelik son sessizliğinin sebebinin Türkiye ekonomisinin, Çin'le olan ticaretine ve yatırımına giderek daha fazla bağımlı hale gelmesiyle açıklanabileceği ifade edildi. Son yıllarda Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin kapsamı, hızlı demiryolu hatları, köprüler ve nükleer santral yapımı gibi farklı yatırım projeleriyle genişledi" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#2
11 Ekim 2020

CIA yalanları CHP'nin raporunda


CHP bu kez de Uygur bölücülüğüne sahip çıktı. CHP ABD Temsilciliği hazırladığı raporda, ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA'nın uydurmalarını gündeme getirdi. Hükümet de 'Uygurlara zulme' sessiz kalmakla suçlandı




Türkiye ile Çin ilişkilerini ve Kuşak Yol İnsiyatifini hedef alan emperyalizm destekli Uygur bölücülüğüne şimdi de CHP sahip çıktı. CHP ABD Temsilciliği hazırladığı raporda, Uygur bölücülüğünün elebaşı Doğu Türkistan Kültür Yardımlaşma Derneği Başkanı Seyit Tümtürk'ün iddialarının ciddiye alınmamasını eleştirdi, Çin ile ilişkileri hedef aldı.

ABD Parlamentosu'nun yasalar çıkartarak, Çinli yetkililerin mal varlıklarına el koyarak, CIA'nın taşeronu National Endowment For Democracy (NED)'in de her yıl yüzbinlerce dolar fonla desteklediği Uygur bölücülüğü Atlantik-Avrasya çekişmesinin ana unsurlarından oldu. Çin'in Uygurlar'a soykırım uyguladığı yalanları Türkiye'de de karşılık buluyor. Türkiye'de İyi Parti'nin hamiliğini üstlendiği Uygur bölücülüğüne TBMM'de oylarıyla destek veren CHP şimdi de "Doğu Türkistan – Uygur Türkleri / Tarih, Kimlik ve Siyaset" başlıklı rapor hazırladı. Raporda Türkiye'de on bini mülteci 45 bin Uygur'un yaşadığı bilgisi yer aldı.

TÜMTÜRK'ÜN GÖRÜŞLERİ RAPORDA

Raporda, Birleşmiş Milletler'in konu hakkında hazırladığı ve Çin'in her defasında yalanladığı raporlara atıflar yapıldı. Raporun referanslarından birisi de "Doğu Türkistan'ı hiç görmedim, hiç yaşamadım, zulme doğrudan tanık olmadım" diyen Seyit Tümtürk oldu. Tümtürk'ün ortaya attığı fikirlerin yanı sıra İHH'nın Mart 2010'da hazırladığı 'Hür Doğu Türkistan Sempozyumu' kitabında yer alan '5 Temmuz'un Ardından Doğu Türkistan' başlıklı makalesi de kaynak gösterildi.

Raporda NED'in her yıl yüzbinlerce dolar fonladığı, 2019 Demokrasi Ödülünü verdiği Dünya Uygur Kurultayı (DUK) da yer aldı. Soykırım iddialarının tekrarlandığı raporda Türkiye'nin bu iddiaların peşine takılmaması, Tümtürk'ün ve HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun ortaya attığı üzere 'iki ülke arasında gelişen ticarete' bağlandı:

"Türkiye'nin son dönemde Çin'e karşı Uygurlar konusundaki sessiz tavrı, Türkiye ekonomisinin gittikçe Çin ile ticarete ve Çin kaynaklı sıcak paraya bağımlı hale gelmiş olmasıyla açıklanabilir. Türkiye ve Çin, 2010'da yıllık ticaret hacmini 2015'e kadar 50 milyar dolara, 2020'ye kadarsa 100 milyar dolara çıkarmak amacıyla sekiz stratejik işbirliği anlaşması imzalamıştı. Ticaret Bakanlığı'na göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2001'de bir milyar 100 milyon dolarken bu miktar 2018'de 23 milyar 600 milyon dolara yükseldi."

CIA FONLARI GÖRMEZDEN GELİNDİ

Aydınlık, daha önce yaptığı haberlerde CIA'nın taşeronu NED'in bölücü Uygur hareketine 2014-2019 yıllarında 3.96 milyon dolar fon verdiğini yazmıştı. Bu bilgilerin yer almadığı raporda NED'den sadece şöyle bahsedildi:

"2004 yılında, Uygur Amerikan Derneği'nce Ulusal Demokrasi Fonu (National Endowment for Democracy) tarafından verilen bir hibeyle kurulan Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP) adındaki örgüt spesifik olarak Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki insan hakları ihlallerini tespit ve analiz etmekte ve düzenli olarak raporlamaktadır."

TERÖR SALDIRILARI AYAKLANMA OLDU

Raporda 1990'dan 2018'e kadar Çin'de gerçekleşen yüzlerce sivil, memur, Müslüman din görevlisinin katledildiği terör saldırıları da önemsenmedi. 5 Nisan 1990'da Baren'de, 5 Temmuz 2009'da Urumçi'de yaşanan terör saldırıları ayaklanma olarak nitelendirildi, Çin'in müdahelesi 'Uygurlar'a katliam' olarak gösterildi. Hatta terör saldırıları 'yerel bazlı ve birbiriyle ilişkisiz grupların işi' olarak nitelendirildi:

"2013 yılında Pekin'de, 2014 yılında Urumçi ve Kunming şehirlerinde yaşanan terör olayları pek çok kişinin ölmesine ve yaralanmasına neden olmuştur. Çin hükümeti olaylardan radikal İslamcı Doğu Türkistan İslami Hareketi'ni sorumlu tutmuştur ancak kimi uzmanlara göre bu terör saldırıları, tek ve iyi organize bir terör örgütünden ziyade yerel bazlı ve birbiriyle ilişkisiz grupların işidir. Türkistan İslam Partisi, 2014 Urumçi saldırılarını üstlenirken diğer saldırıları üstlenen bir örgüt olmamıştır."

İŞTE RAPORDA SAVUNULAN İDDİALAR

Çin'in daha önce defalarca kez yalanladığı olaylar raporda şu şekilde yer aldı:

  • Sincan bölgesine 1949 sonrası yoğun şekilde göç eden Çinliler demografik yapıyı ciddi şekilde değiştirmişlerdir. [/*]

  • Uygurlara ve Sincan'da yaşayan diğer etnik azınlıklara yönelik insan hakları ihlallerinin tespiti, bölgenin dış dünyaya oldukça kapalı olması, özgür bir medyanın olmaması gibi nedenlerle oldukça zordur. [/*]

  • 11 Eylül terör olayları sonrasında tüm dünyayı saran güvenlikleştirme (securitization) süreci, Çin hükümetinin de ülkede yaşayan Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıklar arasındaki radikal unsurların ülke güvenliği ve bütünlüğü için tehdit oluşturduğu argümanını meşrulaştıracağı bir zemin sağlamıştır. [/*]

  • Kalkınma öncelikli politikaların dahi bölgede Uygurlar ve etnik Çinliler arasındaki halihazırda var olan sosyo-ekonomik dengesizliği ve etnik hiyerarşiyi Çinliler lehine arttırması nedeniyle beklenen etkiyi yaratmadığı görülmektedir. [/*]

  • Sincan Uygur Özerk Bölgesinin başkenti olan Urumçi'de yaşanan olaylar 200'e yakın insanın ölümüne ve yüzlercesinin de yaralanmasına ve sonraki dönemde tutuklanma ve hapsine neden olmuştur. Dünya Uygur Kongresi (DUK), saldırılarda hayatını yitiren ve yaralanan kişilerin büyük çoğunluğunun Uygur olduğunu iddia etmektedir. DUK'a göre barışçıl başlayan protesto gösterileri, polisin ve etnik Çinlilerin müdahalesi sonucu oldukça kanlı bir biçimde sona ermiştir. [/*]

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#3
23 Ağustos 2020

Uygur bölücüsünden MHP'ye hakaret HDP'ye teşekkür


Uygur Amerikan Derneği Başkanı Kuzzat Altay, MHP Grup başkan vekili Erkan Akçay'ın 'Çin'e savaş mı açalım' açıklamasına 'yavş**lık, münafıklık' dedi. HDP'ye ise dua etti: İnşallah daha çok güçlenirsiniz




Uygur Amerikan Derneği Başkanı Kuzzat Altay, HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun kanalına çıktı. ABD'yi öven Altay, MHP Grup Başkan Vekili Erkan Akçay'ın "Çin'e savaş mı açalım" açıklamasına tepki gösterdi, "Yav**klık, münafıklık" dedi. HDP'ye teşekkür eden, Davutoğlu'nun "Uygurlar sınırdışı ediliyor" yalanına sarılan Altay'a, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nden yalanlama geldi.

'DOĞU TÜRKİSTAN TARİHİNE VAKIF DEĞİLİM'
"Fetullah Gülen'in takipçisiyim" sözleriyle bilinen, Rabia Kadir'in yeğeni Kuzzat Altay, daha önce FETÖ firarisi Erkam Tufan Aytav'ın Youtube kanalına da çıkmıştı. Türkiye'de ana akım medyanın Uygurları görmediğini iddia eden Altay, "Uygurlar'ın sesi Türkiye'de kısıtlanıyor" dedi. 2008'de Türkiye'den ABD'ye mülteci olarak gittiğini belirten Altay, Çin ve Uygurlar hakkında 'bilgisi olmadığını' şöyle itiraf etti: "Pek de Doğu Türkistan meselesinde siyasetle çok fazla bilgili bir insan değilim. Doğu Türkistan tarihine de çok vakıf değilim. Ama benim bildiğim kadarıyla 2016-17 yıllarında başladı, 2018'de tavan yaptı. Siyasi ve tarihi bilgilerim çok değil."

Daha önce, ABD'nin Uygur projelerinde görev alan Seyit Tümtürk de "Doğu Türkistan'da hiç yaşamadım. Zulmü görmedim" itirafında bulunmuştu.

Kuzzat Altay, MHP Grup başkanvekili Erkan Akçay'ın Meclis'te söylediği "Çin'e savaş mı açalım" sözlerine hakaretlerle tepki gösterdi. MHP'yi münafıklıkla, Türkleri satmakla itham eden Altay şunları söyledi:

"Çin'e karşı savaş mı açalım, bence çok seviyesiz çok yav**k bir açıklama olmuş. Orada midem bulandı. MHP Türkçülükle, Türklükle, Kurtlarla, işaretlerle parmak sallayarak oraya geliyor. Nerede bu Türklük? Ben Amerika'da çok sayıda yetkiliyle görüştüm, kimse bana Çin'e savaş mı açalım demedi. O çok aşağılık bir kelime. Çok yav**k bir açıklama olmuş. Bütün MHP tabanına söylüyorum. İki yüzlülük bu, münafıklık. Türkçülük satarak Meclis'te koltuk kapıyor, sonra Türkleri satıyor. Bizi satıyor."

GÖÇ İDARESİ'NDEN YALANLAMA
Altay, yayında, daha önce Ahmet Davutoğlu'nun ortaya attığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün yalanladığı 'Uygurlar'ın sınırdışı edildiği' yalanına da sarıldı: "Türkiye Çin için sorun teşkil eden isimleri, Pakistan üzerinden Çin'deki toplama kamplarına geri gönderiyor. Ahmet Davutoğlu geçenlerde bir konuşma yaptı, o adam arka cebinden konuşmaz. Eski başbakan olduğu için mutlaka bir bildiği vardır. Korkumdan dolayı şu an daha fazla konuşamıyorum. Çünkü Sayın Davutoğlu diyorsa, Türkiye'deki Uygurlar tehlikededir."

Altay'ın yalanlarına yanıt, yine Göçler İdaresi Genel Müdürlüğü'nden geldi: "Uygur kardeşlerimiz ile ilgili hiç bir gerçeklikle bağdaşmadığı daha önce defalarca açıklanmış olan bu tezviratları yakışıksız buluyoruz."

SEÇMENE DE AKIL VERDİ
Altay, Türkiye'de seçmenlere de akıl verdi. "Türkiye'de ufak da olsa demokrasi var" diyen Altay şu sözleri kullandı: "Zerre kadar vicdanı, imanı, aklı olanlara sesleniyorum. Milliyetçilik Türkçülük taslayarak, İslamı satarak bugünlere gelenlerin gerçek yüzünü görmesini isteyeceğim. Türkiye'de ufak da olsa demokrasi var. Ufak da olsa seçim olacak. İnsanların, benim Türk Müslüman akrabalarım tecavüze uğrarken, katledilirken, orada yavşak bir şekilde Çin'e karşı savaş mı açalım diyen insanlara oy vermesini istemem. Elinizi vicdanınıza koyun. Önce farkındalık oluşturalım."

HDP'YE: İNŞALLAH DAHA ÇOK GÜÇLENİRSİNİZ
Programın sonunda, HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'na teşekkür eden Altay, şu sözleri kullandı:

"Uygurlara ses verilmiyor. Bize böyle bir fırsat verdiğiniz için size teşekkür ederim. Size, sizi doğurup büyüten anne babanıza ve de size oy veren bütün herkese teşekkür ederim. Öyle bir helal oy vermiş ki. Her bir oy helali hoş olsun hocam. İnşallah çok daha güçlenmenizi isteriz.

"Çünkü hakkını veriyorsunuz işinizin. Size oy veren, size güvenen insanları kandırıp oylarını aldıktan sonra arkadan vurmuyorsunuz, satmıyorsunuz. Helal olsun. Teşekkür ederim."

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#4
19 Ekim 2020

Davutoğlu Uygur kışkırtıcılarıyla


Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Uygur kışkırtıcılarının toplantısına katıldı. Türkiye'nin Çin'le ilişkilerini hedef alan Davutoğlu TBMM'ye de bölücülüğü destekleyen ortak bildiri hazırlaması çağrısında bulundu.




Gelecek Partisi, Türkiye ile Çin ilişkilerini hedef alan, Uygur ayrılıkçı gruplarına destek vermeye devam ediyor. Son dönemde Türkiye'deki 50 bin Uygur'un sınırdışı edileceği yalanını savunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ayrılıkçı gruplarla bir araya geldi, 'bölünmeyin' telkininde bulundu. Davutoğlu TBMM'ye de bölücülüğü destekleyen ortak bildiri hazırlaması çağrısı yaptı.

"Doğu Türkistan Farkındalık Toplantısı"nda Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu da konuştu. Davutoğlu, Türkiye'nin Çin'den alınacak krediler nedeniyle Uygurlara sessiz kaldığını savundu. CIA'nın Çin'in Uygurlar'a soykırım uyguladığı iddialarını yineleyen Davutoğlu, Türkiye'nin meseleyi Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatları'na taşımasını istedi. 2009'da Türkiye'nin Çin'e tepki gösterdiğini, o dönem başbakan olan Tayyip Erdoğan'ın Çin'i soykırımla suçladığını hatırlatan Davutoğlu, "Şimdi sessiz. Olayları gözlemci olarak bile izlemekten kaçınıyor" dedi.

'TBMM ÖZEL OTURUMLA TOPLANMALI'
Davutoğlu şunları söyledi: "Ak Parti ve MHP'ye, mazlumların sesi olduğunu söyleyen Sayın Erdoğan'a ve 50 yıllık geleceğin sözcüsü olduğunu söyleyen Sayın Bahçeli'ye bir çift sözüm var. TBMM Doğu Türkistan özel oturumuyla toplanmalı ve bütün partilerin ortak imzasıyla bir bildiri kabul edilmelidir. Adında Türk olan TBMM'nin birinci ve asli görevi Uygur kardeşlerimize sahip çıkmak ve ortak bildiriyi derhal kabul etmektir. TBMM'nin sessiz kalması kabul edilemez."

TİCARİ İLİŞKİLERİ HEDEF ALDI
"Yüreğimi yakan bir acıdır oradan gelecek swap kredilerine ve küçük bir takım menfaatlere dört gözle bakıyorlar.

Şu da bilinsin ki onur sahibi milletler için onurları söz konusu olduğunda bunun hiçbir bedeli olamaz ve hassaten Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenler parayla değil yürekleriyle karar verirler.

BM nezdinde bu meselenin takipçisi ve sözcüsü olun. İslam İşbirliği Teşkilatı Türk Konseyi Ankara susarken BM İnsan Hakları Komitesi Cenevre'de 39 ülke bir ortak bildiriye imza attı.

Gözlerimiz Türkiye'yi aradı. Bir utanç vesikasıdır. Türkiye o bildiriye imza atacak cesareti yüreği göstermedi. Nedir korktukları? Burada söz konusu olan insan hakları."

PEKİN BÜYÜKELÇİSİNİ DE HEDEF ALDI
"Çin'deki büyükelçimiz de Pekin'de oturmamalı ve Urumçi'ye, Kaşgar'a, Hotan'a, Turfan'a, Yarkent'e gitmelidir. Ama kulağımıza gelen bilgiler Çin'deki büyükelçiliğimizin Çinlilere emlak satışıyla daha çok ilgilendiği yönünde. Bu utanç vesilesidir."

AYRILIKÇILARA TAVSİYELER
Davutoğlu konuşmasında ayrılıkçı gruplara da tavsiyelerde bulundu: "İnsan hakları ihlallerini birlikte savunun birlikte mücadele edin. Bölünmeyin. Aranızda iş bölümü yapın.

Bir grup Türkiye'deki bu bölgende mülteci olarak gelmiş kardeşlerimizin haklarını korusun bir kısmınız uluslar arası forumlarda bunları anlatsın. Bir kısmınız Çin nezdinde girişimlerde bulunmak üzere çalışmalar yapsın. En önemlisi de yeni nesilleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Uygur kardeşlerimiz bu ülkenin sahipleridir. Çocuklarınıza Kaşgar'ı anlatın, o diyarların kültürlerini öğretin.

Özellikle gençlerinizi uluslararası hukuk, uluslar arası siyaset alanında ekonomi alanında yetiştirin. Bir gün inşallah anayurtlarına dönme imkanlarına kavuşurlarsa oraya hizmet etsinler. Ümidinizi asla kaybetmeyin."

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#5
18 Şubat 2020

Uygur ayrılıkçısının FETÖ işbirliği


Rabia Kadir gibi o da ABD' de yaşıyor. 'Uyghur Entrepreneus Network'un kurucusu. O da Kadir gibi NED'den besleniyor. 2017'de ABD'de düzenlenen 'Muslim Life in USA' isimli programın konuşmacısıydı. Kendisini şöyle tanıttı: Ben Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketinin takipçisiyim.




Ayrılıkçıların 'Uygurların anası' dediği Dünya Uygur Kongresi Onursal Başkanı Rabia Kadir'in yeğeni Kuzzat Altay'ın, FETÖ liderinin takipçisi olduğu ortaya çıktı.

Kuzzat Altay da Rabia Kadir gibi ABD' de yaşıyor. Uyghur Entrepreneus Network (Uygur Girişimciler Ağı) kurucusu olan Altay, yine Rabia Kadir gibi National Endowment for Democracy (NED) ile bağlantılı. Kuzzat Altay'ın başkanlığının yürüttüğü Uygur Amerikan Derneği, her yıl NED'den yüz binlerce dolar fon alıyor.

Altay, Unitarian Universalist Congregation of Fairfax (Fairfax Evrenselci Uniteryan Topluluğu) isimli kuruluşun 4 Ocak 2017'de düzenlediği programda konuştu. ABD'de 'Muslim Life in USA' isimli programın dört konuşmacısından biri olan Altay, duyuru metninde kendisini şu sözlerle tanıttı:

"Sekiz yıl önce Çin'den mülteci olarak Amerika'ya geldim. Gerisi uzun hikaye, sunumumda ilişki kuracağım. Ben Müslümanım. Ben Fetullah Gülen ve Hizmet Hareketinin takipçisiyim. Şu anda McLean Virjinya'da bulunan bir IT eğitim ve danışmanlık firması Cybertek şirketinin kurucusu ve CEO'suyum."



KUZZAT ALTAY'IN FETÖCÜ YÖNETİCİSİ

Kuzzat Altay'ın FETÖ ile ilişkisi sadece bu kadar değil. Virginya Fairfax merkezli Uygur Girişimciler Ağı'nın ve Altay'ın CEO'su olduğu Cybertek isimli şirketin yöneticileri arasında bir isim dikkat çekiyor: Tezcan İnanlar. Ağın Sivil katılım ve dış ilişkiler direktörlüğü görevini yürüten İnanlar, Cybertek'te de kurumsal sosyal sorumluluk müdürlüğü yapıyor. Washington'da yaşayan Tezcan İnanlar, FETÖ'nün ABD'deki çatı örgütlerinden Pacifica Instute (Pasifik Enstitüsü)'nde Şube Müdürlüğü, Kuzeybatı bölge müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevleri üstlendi. 2006 yılında katıldığı Enstitüde uluslararası düzeyde dinler arası diyalog toplantıları ve gezileri düzenledi, yeni şubeler açtı, Altay'ın konuşmacı olduğu Evrensel Uniteryan gibi yerel kiliselerle işbirlikleri yaptı. İnanlar, Linkedin hesabında verdiği bilgilere göre FETÖ'nün ABD'de düzenlediği Anadolu Kültür ve Yemek Festivallerinde de anahtar rol üstlendi.Konferans, seminer, kültürel etkinlikler adı altında çeşitli etkinlikler düzenleyen Pasifik Enstitüsünün üzerinde çalıştığı en önemli konu, dinler arası diyalog çalışmaları. Bu örgüt üzerinden Yahudi ve Hıristiyan gruplarla yakın ilişki geliştiren FETÖ mensuplarının, kilisede ve sinagoglarda iftar ve ziyaret programları düzenledikleri, enstitünün internet sitesinde yer alan görsellerden anlaşılıyor. Amerikan devleti tarafından da desteklenen Enstitüye 2016 yılında Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından 'yaptıkları inanılmaz işler sebebiyle' denilerek 'Toplum Liderliği Ödülü' (DCLA) verilmişti.




UYGUR GİRİŞİMCİLER AĞI

UygHur Entrepreneus Network (Uygur Girişimciler Ağı), ayrılıkçı Uygurların ABD'deki teşkilatlarından. Kuzzat Altay'ın kurucusu olduğu Ağ, NED'den para alan Uygur İnsan Hakları Projesi ve Uygur Amerikan Derneği, yakın çalışmalar yürütüyor. Eğitimler düzenleyen teşkilat, Siber Güvenlik Bilinci eğitimini, 7 Eylül 2019'da FBI'dan aldı. Ağ internet sitesinde vizyonunu şöyle açıklıyor: "Merkezimiz Fairfax, Virginia'nın kalbinde yer almaktadır. Amacımız Uygur bireylerinin kendi kendine yeterlilik kazanmalarına ve daha büyük topluluğa tam olarak katılmalarına yardımcı olmaktır"

PARA NED'DEN

Milyonlarca dolar fonla, kurduğu taşeron kuruluşlar aracılığıyla, dünyada etnik ve dini bölücülüğü destekleyen 'demokrasi ve özgürlük' maskeli NED'in son dönemde ilgilendiği ülkelerin başında Çin geliyor. NED, Çin'in içindeki etnik ve dini unsurları da verdiği milyonlarca dolarla besliyor. Kuzzat Altay'ın başkanı olduğu Uygur Amerikan Derneği (UAD) de bu teşkilatlardan biri. Hatta internet sitesinde yer alan bilgiye göre Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP), Uygur Amerikan Derneği (UAA) tarafından 2004 yılında, National Endowment for Democracy (NED)'in destek hibesiyle kurulmuştur. UAD ve bağlı kuruluş UHRP'nin, NED'den son beş yılda aldığı fonlar şöyle:

2015: 295 bin dolar

2016: 315 bin dolar

2017: 294 bin 698 dolar

2018: 320 bin dolar

2019: 315 bin dolar


Kaynak: Aydınlık


bozadi

#6
18 Eylül 2020

Uygur kışkırtıcısından FETÖ itirafı


Aydınlık'ın FETÖ bağlarını ortaya çıkardığı Kuzzat Altay telaşlandı. Gazetemize cevap veren Altay, FETÖ ilişkisini itiraf etti. Altay, sohbetlere katıldığını belirtti ve FETÖ'cülere sahip çıktı: ABD'de birçok mensuplarını tanıyorum. Onlardan iyilik gördüm. Bıçakla kesseniz onlara terörist demem.




Aydınlık'ın yaptığı haberlerde FETÖ ile ilişkilerini deşifre etmesi Uygur Amerikan Derneği Başkanı Kuzzat Altay'ı telaşlandırdı. Aydınlık'ın haberine sosyal medya hesabından paylaştığı videoda cevap veren Altay, "Birkaç sene sohbetlere gittiğim doğrudur" dedi. Altay, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e hakaret ettiği ve hedef gösterdiği videoda şunları söyledi:

FETÖ KURULUŞUNA YILLARCA GİTMİŞ
"2005'te Doğu Türkistan'dan ayrılmak zorunda kaldım. 2005'te Türkiye İstanbul'a gelebildim. Doğu Türkistan Vakfı sayesinde TÖMER'e yerleştim. Türkçe öğrendim. 2005-2008 arasında Çince Uygurca tercümanlık yaptım. Sonra 2008'de ABD'ye mülteci olarak geldim. Burada bir tane Emiti diye bakkal vardı. Orada bir abimiz vardı beni Türkçe biliyorum diye işe aldı. Sonra sohbete çağırdı. Birkaç sene sohbetlere gittiğim doğrudur. Bunu da inkar edecek değilim. Orada kötü bir şey konuşulmadı. Orada konuşulanlar 'Allah peygamber' oldu, 'iyi insan ol, namaz kıl' oldu.

'BURADAKİ BÜTÜN UYGURLAR GİTTİ'
"Burada tek ben değilim. Burada American Turkish Kardeşlik Derneği var Fairfax'te. Burada binlerce Uygur var. Burada Uygurlar'ın ne bir derneği ne bir yeri vardı. Biz Cuma namazlarımızı orada kılardık. Çocuklarımız hafta sonu okula oraya giderlerdi. Sonra bayram namazımızı orada kılar, iftarlara oraya giderdik. Yani normal herkesin Türkiye'de yaptığı bir şey. Bunu yapanlar içerisinde Türkiye'den bakanlar, askerler de vardı. Oralara gittik. Ama Türkiye'de bu olaylar olunca burada kötü bir şey olduğu için değil, sadece biz Uygur milleti olarak böyle işlere girecek kadar haddimiz değil yani. Bizim bu kadar gücümüz yok. Sadece Doğu Türkistan'daki kardeşlerimizi kurtarmak istiyoruz. Ne bu siyasi ticari çıkarın ya da kavganı parçası olmak istemiyoruz. Biz ne bir partiye ne bir tarikata ne bir dine bağlıyız. Ben burada sohbete gittiğimi inkar etmem. Amma şu an benim bu cemaatle alakam yok. Abdullah Öcalan'a gül vermiş bir insan nasıl da sokaklarda gözünüzün içine baka baka yürüyebiliyor ben bunu anlamıyorum."




'KAFAMA SIKSANIZ TERÖRİST DEMEM'
Altay'ın itirafları bununla sınırlı değil. Sosyal medyada FETÖ'cü sahte hesapların yoğun desteğini alan Altay, karşılık olarak FETÖ'cülere sahip çıktı. FETÖ'nün ABD'deki birçok mensubunu tanıdığını vurgulayan Altay, "Çoğu benden daha takva insanlar. Kafama sıksanız terörist demem" ifadelerini kullandı. Altay şunları yazdı:

"Bana 'FETÖ' diyorlar. Birçok insan duruşumu merak ediyor. Çin'den korkmamışım, kimden korkacağım? ABD'de birçok mensuplarını tanıyorum. Onlardan iyilik gördüm zerre kadar kötülük görmedim. Tanıdığım insanlara asla terörist demem. Allah katında yalan şahitlik etmem. Rüzgar tersine döndü diye bir ceket çıkarma rahatlığında bu insanlara saldıramam. Çocuklarımız gitti namaz kılmayı, Kuran okumayı öğrendi. Allah'ı, Efendimizi sevmeyi öğrendi. Terörist olduğunu bilsem önce yüzüne bir tükürür sonra FBI'a ihbar ederdim. Türkiye'deki o lanet olaydan sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin Uygurlara olan tutumunu, özellikle yüzbinlerce Uygur'un hayati meselesini göz önünde bulundurarak onlardan ayrıldım. O gün bugün görüşmüyorum. Türkiye cumhuriyeti Uygurlara ikamet ve vatandaşlık veriyor. Buna göz yummak, inkar etmek de nankörlüktür."

'CEMAATTEN AYRILDIM' DEDİ AMA...
Kuzzat Altay açıklamalarında 15 Temmuz darbe girişimi sonrası FETÖ'den ayrıldığını belirtse de bu gerçek değil. Altay, ABD'de Unitarian Universalist Congregation of Fairfax (Fairfax Evrenselci Uniteryan Topluluğu) isimli kuruluşun 4 Ocak 2017'de düzenlediği 'Muslim Life in USA' isimli programın duyuru metninde kendisini şu sözlerle tanıttı:

"Sekiz yıl önce Çin'den mülteci olarak Amerika'ya geldim. Ben Müslümanım. Ben Fetullah Gülen ve Hizmet Hareketinin takipçisiyim. Şu anda McLean Virjinya'da bulunan bir IT eğitim ve danışmanlık firması Cybertek şirketinin kurucusu ve CEO'suyum."

ALTAY'IN FETÖ'CÜ YÖNETİCİSİ
Başında Altay'ın olduğu Virginya Fairfax merkezli Uygur Girişimciler Ağı'nın ve Altay'ın CEO'su olduğu Cybertek isimli şirketin yöneticileri arasında FETÖ'cü bir isim dikkat çekiyor: Tezcan İnanlar. Ağın Sivil katılım ve dış ilişkiler direktörlüğü görevini yürüten İnanlar, Cybertek'te de kurumsal sosyal sorumluluk müdürlüğü yapıyor. Washington'da yaşayan Tezcan İnanlar, FETÖ'nün ABD'deki çatı örgütlerinden Pacifica Instute (Pasifik Enstitüsü)'nde Şube Müdürlüğü, Kuzeybatı bölge müdürlüğü ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevleri üstlendi.

FETÖ'NÜN ABD'DEKİ KURULUŞU: ATFA
Altay'ın bahsettiği Amerikan Türk Dostluk Derneği (ATFA - American Turkish Friendship Association) FETÖ'nün ABD'deki kuruluşlarından biri. Kuruluş hakkında medyada ABD'de FETÖ'ye ait vergiden muaf 150 kuruluş arasında yer aldığı haberleri çıktı. Washington yakınlarında Virginia eyalet sınırları içinde örgütlü ATFA hakkında Wikipedia'da dahi "Fetullah Gülen'i takip eden Gülen hareketinin üyeleri tarafından kurulan, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur" ifadeleri yer alıyor.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#7
10 Eylül 2020

Vatan Partisi: 'Uygur yalanlarınızla' Amerikancılığınızı örtemezsiniz!


Vatan Partisi, bazı medya organlarında 'Uygur yalanları' üzerinden kendilerine yapılan saldırılara yanıt verdi. Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada, 'Asya Çağı'nda Türkiye öncü konumuna yerleşmektedir. Durdurulamayacaktır' denildi.




Vatan Partisi'nin açıklaması şöyle:

Bugün Milli Gazete ve Medya Notu haber sitelerinde Vatan Partisi'ne ve Genel Başkanı Doğu Perinçek'e karşı Uygurlar üzerinden kışkırtıcı ve manipülasyon amaçlı haberler yayımlanmıştır. Haberlerde "Ankara Valiliği, Çin zulmünü dünyaya duyurmak isteyen Uygurlara izin vermedi. Vatan Partisi'ne yakınlığıyla bilinen TGB, Doğu Türkistanlıları hedef aldı" vb. ifadeler kullanılarak Türkiye'deki bazı kesimler yönlendirilmeye çalışılmıştır.

Çin'i protesto etmek için Ankara'ya giden bir gruba Ankara Valiliği'nin eylem izin vermemesine ilişkin yaptığı değerlendirmeler üzerine Türkiye Gençlik Birliği, başta yurtdışındaki FETÖ kaçakları ve PKK destekçileri ile İYİ Parti, Gelecek Partisi, Deva Partisi yöneticilerinin sosyal medya saldırısına uğramıştır.

ABD'NİN YALANLARIYLA 'UYGUR MÜCADELESİ'
Konuyu, Uygurların sözde Çin'de uğradıkları haksızlıkların giderilmesi gibi yansıtan bu çevrelerin, ABD'nin medyada dolaşıma soktuğu yalanlar üzerinden Türkiye-Çin ilişkilerini bozmak istedikleri açıktır. Türkiye ne zaman Çin'le ilişkilerini geliştirmeye dönük adımlar atsa, bu çevrelerin "Doğu Türkistan'da soydaşlarımızın uğradığı zulüm" diye tezvirat yaydıkları bilinmektedir. Yalanlar, artık hükümete yakın medyanın Çin'e yaptığı ziyaret programlarıyla, görüntülerle de apaçık ortadadır.

EN BÜYÜK SÖZCÜLERİ ABD'DEKİ FETÖ'CÜLER
ABD'den fonlanan ve silahlandırılan Doğu Türkistan İslam Hareketi'nin yanında FETÖ'ye bağlılık yemini eden ABD'deki sözde Uygur aktivistlerinin asıl niyetlerinin "Uygurların haklarını korumak" olmadığını biliyoruz.

ABD'nin son yıllarda küresel düzeyde başlattığı Çin karşıtı psikolojik savaşın Türkiye'deki cephesini İyi Parti, HDP, Gelecek Partisi, Deva Partisi ve Saadet Partisi açmıştır.

Tuttukları bu cephede, Türkiye-Çin ilişkilerine ne kadar çok darbe indirmeyi başarırlarsa ABD'nin gözüne o derece gireceklerini bilmektedirler.

PKK İLE BİRLİKTE 'SOYDAŞ MİLLİYETÇİLİĞİ'
Bunları milliyetçilik adına yaptıklarını iddia edenlerin, HDP-PKK ile hem Meclis'te hem de diğer siyasi ve sosyal platformlarda ortak "Uygur bildirileri, önerileri" sunmalarının çelişkisini kimse gizleyemez. Bu durumda "Kahrolsun zalim Çin" sloganı atanların dava arkadaşları da PKK – HDP'liler oluyor! İşte buradaki tuzağı gördüğü için Türkiye'yi yönetme sorumluluğu taşıyan AK Parti ve MHP, Meclis'te "Doğu Türkistan" araştırma önergelerine ret oyu verdi! Ayrıca Uygurların haklarının korunması ve ilerletilmesi de Türkiye – Çin ilişkilerinin geliştirilmesine bağlıdır.

ASYA'DAKİ DOSTLARIMIZLA ARAMIZI AÇMA PLANI
Özetle söylemek gerekir ki, ABD'nin hem dünyada hem de Batı Asya'da kaybettiği güç karşısında Asya Cephesinde mevzisini kuran Türkiye'nin, dostlarıyla arasını açma hesabı tutmayacaktır. İçimizdeki Amerikancı güçlerin bütün çabalarına rağmen Türkiye, Çin, Rusya, İran, Hindistan gibi Asya'daki kader ortaklarıyla, paylaşmacılık temelinde işbirlikleri geliştirecektir. Asya Çağı'nda Türkiye öncü konumuna yerleşmektedir. Durdurulamayacaktır!

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#8
11 Mayıs 2020

Seyit Tümtürk Uygur bölücülerine ABD'den silah istedi


Türkiye'deki Uygur ayrılıkçılarının öne çıkan isimlerinden Seyit Tümtürk, 'komünist diktatör' olarak nitelediği Çin'e karşı kullanmak üzere ABD'den silah istedi. Tümtürk 'YPG'ye silahlı yardım yapabilen ABD, Doğu Türkistanlılara niçin silahlı yardım yapmıyor' diye sitem etti.




Türkiye ile Çin'in arasını bozmaya çalışan, Uygur bölücülerinin Türkiye'deki elebaşı Seyit Tümtürk, katıldığı televizyon programında, ABD'den doğrudan silah yardımı istedi.

Gazeteci Ardan Zentürk'ün Youtube programına katılan Tümtürk, ABD'nin desteklerini yetersiz bulduğunu söyledi. Tümtürk ile Zentürk birlikte, Çin'in koronavirüsle mücadelesinde doğruları söylemediğini iddia ettiler, Çin karşıtlığında birleştiler. Programda ABD'nin kendilerini Çin'e karşı koz olarak kullandığını itiraf eden Tümtürk, Uygur bölücülerine silah yardımı yapılmasını istedi. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i de hedef alan Tümtürk şunları söyledi:

'ABD BİZİ KOZ OLARAK KULLANIYOR'
"Perinçek 'Uygurlar güllük gülistanlık yaşıyorlar, Seyit Tümtürk gibiler radikal, Amerikancı, CIA elemanı, Türkiye ile Çin'i karşı karşıya getiriyorlar' diye iftira atıyor. 2017'de benim, ailemin, dava arkadaşlarımın vizeleri ABD tarafından topyekun iptal edildi. ABD'nin Doğu Türkistan meselesinde samimi olduğunu söyleyemeyeceğim. ABD samimiyse dünyanın birçok bölgesindeki örgütlere, siyasi örgütlere ya da teröristlere bile silah yardım yapıyor. YPG'ye silahlı yardım yapabilen ABD, Doğu Türkistan'daki hak ve adalet arayışı içerisinde, 1.5 milyarlık, dünyaya bela olmuş bu komünist diktatörlere karşı var olma mücadelesi veren Doğu Türkistanlılara niçin silahlı yardım yapmıyor? Niçin bunları demokratik çerçevede BM'de gündeme getirip, uluslararası platformlarda hem siyasi hem ekonomik hem de askeri anlamda desteklemiyor? Demek ki burada Çin ile olan ilişkilerinde bir koz olarak bizi kullanıyor."

ZENTÜRK'TEN DURUMU KURTARMA ÇABASI
Tümtürk'ün silah talebi üzerine Ardan Zentürk araya girerek, Uygurların silah kullanmadan sivil bir hareket olarak daha seri sonuç alacağını savundu. Zentürk'ün müdahalesi üzerine Tümtürk şunları söyledi:

"Benim daha önceki açıklamalarım var. Doğu Türkistan demokratik çerçevede insanca yaşam haklarını elde etmek istiyor. Burada Doğu Türkistanlıların tercihte bulunma hakkı yok. Uluslararası zeminde bu mücadeleyi vermek... Ama Çin size bu zemini vermezse ve sizi topyekun yok edeceğim derse. Bir masum evcil kediyi köşeye sıkıştırırsanız tırmalar."

HÜKÜMET 'SOYKIRIM' İÇİN ÇİN'E CESARET VERİYORMUŞ!
Tümtürk, hükümetin Çin'in toprak bütünlüğünü destekleyen açıklamalarına da tepki gösterdi. Terör saldırıları düzenleyenlerle Kurtuluş Savaşı'nın öne çıkan isimlerini bir tutan Tümtürk şöyle devam etti:

"'Çin'in tek toprak bütünlüğünü destekliyoruz, Uygur ayrılıkçılarına karşıyız. Uygurlardan teröre bulaşan olursa onları cezalandırırız. Biz Çin'in dostuyuz.' Bu tür sözler Çin'i Doğu Türkistan'daki zulüm, insan hakları ihlalleri ve soykırımlarında cesaretlendirmektedir. Geçtiğimiz birkaç sene önce Başbakan düzeyinde Binali Yıldırım Bey'in ağzından çıkan 'Çin'in toprak bütünlüğünü en güçlü destekleyen ülke biziz ve Uygurlardan terörist çıkarsa bunları cezalandırırız' sözü..."

ABD DESTEĞİNİ İTİRAF ETMİŞTİ
Uygur bölücüleri, CIA'ya bağlı National Endowment For Democracy (Amerikan Demokrasi Derneği, NED)'nin himayesinde faaliyet yürütüyor. ABD Türkiye Büyükelçiliğinin yoğun ilgi gösterdiği, dernek merkezinde ziyaret ettiği Seyit Tümtürk, daha önceki açıklamalarında da ABD'den aldıkları destekleri itiraf etmişti. ABD'den para alan Uygur dernekleri olduğunu da söyleyen Tümtürk, 2019'da Euronews'e verdiği röportajda ABD ile ilgili şunları söylemişti: "Amerika, kendine rakip olarak gördüğü Çin'i dengelemek, dizginlemek ya da parçalamak için her türlü argümanı kullanabilir. Açık söylüyorum ben size: Eğer Çin, bu imha politikalarıyla Doğu Türkistan'ı topyekun imha edeceğim der ise denize düşen her şeye sarılır. Hayatta kalmak için her şeyi mubah görür. Birilerinin sahip çıkması lazım. Oradaki zulüm sonlandırılacaksa Çin'i mi tercih edeceğiz?"

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#9
17 Aralık 2020

Vatan Partisi: Mehmetçiğe kurşun sıkan Türkistan İslam Partisi'nin terör örgütü olduğunu gizleyemezsiniz!


Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in söylediği 'Doğu Türkistan İslami Partisi'i neyse PKK odur' sözlerinin bazı basın-yayın kuruluşları tarafından çarptırılması nedeniyle Vatan Partisi Basın Bürosu'ndan bir açıklama geldi.




Vatan Partisi Basın Bürosu'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Habertürk'te 15 Aralık 2020 günü, Kübra Par'ın sunduğu Açık ve Net programında, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, Türkiye'nin terör örgütü olarak tanıdığı Türkistan İslami Partisi (TİP) hakkındaki sözleri, bazı basın – yayın kuruluşlarınca çarpıtılmış; "Perinçek Uygur Türkleri İle PKK'yı bir tuttu" gibi uydurma başlıklar atılmıştır. Konuyla ilgili yanıt ve düzeltmemizi aşağıda bilgilerinize sunuyoruz. 

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, söz konusu programda gündeme gelen Uygur meselesiyle ilgili "PKK ne ise Türkistan İslam Partisi, diğer adıyla Doğu Türkistan İslam Hareketi de odur. ABD tarafından eğitilen, CIA tarafından fonlanan örgütler bunlar. PKK da Türkistan İslam Partisi de Fırat Kalkanı harekâtında Mehmetçiğe kurşun sıktılar. IŞİD içinde 10 bini militan, 20 bini de aileleri olmak üzere, 30 bin Uygurlu var. Suriye'nin kuzeyinde çatıştırılıyorlar. MHP'nin yöneticileri de bu tespiti yaptı. Milli Savunma Bakanlığında, Genelkurmay'da da bunun bilgileri var. İddia değil, gerçek. Bunlar Suriye'de Türk askerine kurşun sıkan adamlar" demiştir. Bunun üzerine, programın diğer konuğu Hilmi Daşdemir, Genel Başkanımızın sözlerini "Uygurların terörist olarak gösterilmeye çalışıldığı" şeklinde çarpıtmıştır. Doğu Perinçek ise Daşdemir'i düzelterek, "Uygur Türkleri değil Doğu Türkistan İslami Partisi neyse PKK odur diyorum. Tıpkı Kürtler ile PKK'yı bir tutmadığım gibi, Uygur Türkleri ile de Türkistan İslami Partisi'ni bir tutmuyorum" ifadelerini kullanmıştır.

Türkistan İslam Partisi'yle ilgili tartışma götürmeyecek gerçekleri bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz.

CIA'NIN ORTA ASYA'DAN SURİYE'YE MİLİTAN DEVŞİRDİĞİ ÖRGÜT
1997'de ABD tarafından Çin'e karşı kurulmuş bir örgüt olan Türkistan İslam Partisi (TİP), doğrudan CIA tarafından silahlandırılmakta ve fonlanmaktadır. Amerikan projeleri kapsamında, Çin'in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi ile Pakistan, Afganistan, ve Suriye'de terör faaliyeti yürütmektedir. TİP, CIA'nın Orta Asya'dan militan toplayıp, Suriye'ye ihraç ettiği yobaz terör gruplarının başına geliyor. Türkiye; Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Suriye ile birlikte TİP'i terör örgütü olarak tanımıştır (2017). Ayrıca TİP, Birleşmiş Milletler'in terör örgütleri listesine aldığı bir örgüttür. (1)

FIRAT KALKANI'NDA PKK İLE BİRLİKTE SALDIRDILAR
Suriye'de IŞİD saflarında çatışmaya başlayan TİP, sayıları 10 bini aşacak seviyeye ulaşmıştır. 2016 Ağustos'taki Fırat Kalkanı harekâtında, PKK ve IŞİD'le savaşan Türk Ordusu'nun karşısında yer almışlar ve Mehmetçiğe kurşun çıkmışlardır. Bu harekâtta 67 askerimiz şehit olmuştur.

ORTAK DEVRİYE SIRASINDA TÜRK ASKERİNİ ŞEHİT ETTİLER
Soçi mutabakatı kapsamında, Rus askerileriyle birlikte devriye gezen Türk askeri 27 Mayıs 2020'de yine TİP'in hedefi oldu. Türk askeri konvoyuna yönelik patlamada bir askerimiz şehit edildi. Rusya'nın Suriye'deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkanı Oleg Juravlyov, saldırının sorumlusunun TİP olduğunu açıkladı. (2) Örgüt, İdlib ve çevresini terörize eden HTŞ ile yakın işbirliği içinde.

KUŞAK YOL HATTINDA TERÖRÜ ARTIRMAK
ABD'nin stratejik hedeflerinden biri, Kuşak Yol Girişimi'nin en önemli kavşağı Uygur Özerk Bölgesi'ndeki ayrılıkçılığı ve terörü kışkırtmaktır. ABD'nin TİP'i beslemesinin nedeni budur. Çin hükümeti, TİP'in düzenlediği, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği bombalı saldırılardan sonra son yıllarda terör örgütüne ağır darbeler indirdi. Öte yandan CIA bir süre önce, Suriye'deki TİP teröristlerinin bir kısmını, yine Kuşak Yol Girişimi hattındaki Wakhan Koridoru'na (Afganistan, Pakistan, Tacikistan ve Çin arasında) taşıdı. Amaç, bu bölgeyi güvensiz hale getirmektir. Buna uygun olarak da ABD geçen Kasım'da, Türkistan İslam Partisi'ni terör örgütü listesinden çıkardı. Bu kararın, teröristlerin uluslararası hareketini ve finansman teminini kolaylaştırdığını biliyoruz.

TÜRKİYE VE ÇİN'İN ARASINI BOZMAYA ÇALIŞMAK
ABD'nin TİP'i ve diğer Uygur örgütlerini kullanarak, Türkiye-Çin dostluğunu bozmaya çalıştığı çok açık görülmektedir. Türkiye'deki sözde Uygur savunucuları da Amerikan kampanyasına hizmet etmektedir. TİP'le birlikle Suriye'de Türk ordusuna silah sıkan PKK'nın siyasi kolu HDP de Meclis'teki Uygur araştırma önergelerine, CHP ve İYİ Parti'yle birlikte evet oyu vermiştir. PKK – HDP'yle yan yana, CIA'nın "Uygur mevzisine" girenlerin milliyetçilik yaptığını kimse ileri süremez.

Sonuç olarak; Türkistan İslam Partisi adlı terör örgütünün, bırakalım Uygurları temsil etmesini, bu örgüt, hem Türkiye'nin hem de Uygurların düşmanıdır. Eğer samimi olarak Uygurların Çin'de huzur ve barış içinde yaşamasını istiyorsak, öncelikle CIA güdümlü ayrılıkçı hareketlere desteğin kesilmesi ve Uygur Türklerinin terör gruplarının kucağına itilmesine son verilmesi gerekir. CIA yalanlarının peşine takılarak Çin düşmanlığı yapmak, Uygurlara da Türk milletine de yapılan büyük bir kötülüktür. Uygurların haklarını korumak ve ilerletmek de Türkiye – Çin ilişkilerinin gelişmesine bağlıdır. Türkiye'nin de başı dik, birleşmiş ve müreffeh olması hedefinde, Çin ile ilişkilerimiz kritik önemdedir.

UCM 'UYGUR SOYKIRIMI' SUÇLAMASINA DAVA AÇMADI
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Çin'in Uygurların insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Çin yöneticilerinin cezalandırılması isteğiyle açılan davayı kabul etmediğini açıkladı.

ABD destekli Uygur ayrılıkçıları tarafından Temmuz 2020'de Çin aleyhinde dava açılması isteğiyle UCM'ne içinde kanıtlar bulunduğunu ileri sürülen bir başvuru yapıldı. Suçlamada, "insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında bir milyondan fazla Uygurun 'yeniden eğitim kamplarında' tutulduğu ve kadınlara işkence, cinsel istismar ve zorla kısırlaştırma yapıldığı" ileri sürülüyordu.

UCM Başsavcısı Fatou Bensouda'nın ofisi, dava açılması isteğini, işlendiği ileri sürülen suçların UCM'yi tanımayan bir devlet olan Çin topraklarında işlenmesi ve yeterli sağlam kanıtlar olmadığı gerekçesiyle reddetti. UCM Başsavcılık Ofisi 15 Aralık 2020 tarihli yıllık raporunda "Mahkemenin bölgesel yargı yetkisini kullanmasına yönelik bu ön koşul, iddia edilen suçların çoğuyla ilgili olarak yerine getirilmiş görünmüyordu ve davanın devam etmesi için kesin bir dayanak yoktu" denildi.

Dosyada Uygurların Tacikistan ve Kamboçya'dan Çin'e zorla sınır dışı edildiğine dair iddialar da vardı ancak UCM Savcılığı, bunları takip etmek için de yeterli veri olmadığını açıkladı.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#10
3 Ocak 2021

Uygur ayrılıkçılarından iade kışkırtması: Kendimizi yakarız


Türkiye ve Çin arasında imzalanan Suçluların İadesi Anlaşması'nın Çin Ulusal Konseyi'nden geçmesinin ardından Uygur ayrılıkçıları harekete geçti. TBMM'ye gelmesi beklenen anlaşmayı engellemek için şimdiden kara propagandaya başlayan Seyit Tümtürk, 'Külliyede kendimizi yakarız' dedi.




Türkiye ve Çin arasında imzalanan suçluların sınır dışı edilmesi anlaşması iki ülkenin arasını bozmayı hedefleyen ayrılıkçıları kızdırdı. Avrupa Uygur Enstitüsü Başkanı Dilnur Reyhan, sosyal medyadan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TBMM'ye meydan okuma çağrısı yaparken, Seyit Tümtürk de "Yasa TBMM'de onaylanırsa siyaseten bu yükü kimse kaldıramaz" dedi, Uygurlar'ın kendini yakacağını iddia etti.

Türkiye ve Çin arasında 2017 yılında imzalanan "Suçluların İadesi Anlaşması" Çin Ulusal Konseyi tarafından oylanarak kabul edildi. Türkiye'de de anlaşma Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın onayı ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un imzasıyla TBMM'ye sunulmaya hazırlanıyor. Anlaşma Uygur ayrılıkçılarının tepkisine yol açtı. Anlaşmayla Uygurlar'ın Çin'e iade edileceği yalanını kullanarak kamuoyu yaratmaya çalışan isimler özellikle yabancı basın kuruluşlarına verdikleri demeçlerle dikkat çekiyor. Ayrılıkçıların Türkiye'deki elebaşı Doğu Türkistan Kültür Yardımlaşma Derneği Başkanı Seyit Tümtürk, Euronews'e konuştu. Türkiye'nin Rusya,İran ve Çin ile ilişkilerini geliştirmesine tepki gösteren Tümtürk, "Türkiye yönünü Çin'e ve Rusya'ya dönerse bu sefer kaybeden Batı olur, insan hakları olur, Doğu Türkistan olur ve adalet yerini bulamaz" diyerek Batı'ya çağrıda bulundu.

'TBMM'YE GELMESİNİ ENGELLEYECEĞİZ'
Yasanın TBMM'ye gelmesini engellemeye çalışacaklarını vurgulayan Tümtürk, yasa geçerse kimsenin bu yükü kaldıramayacağını iddia etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın böyle bir yanlışa imza atmayacağını biliyorum. Sayın İçişleri Bakanımızın bu konuda hassasiyet göstererek Türkiye'deki vatandaşlık almayan Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin bir an önce vatandaşlığa kavuşturulacağıyla ilgili samimiyetini, ilgisini biliyorum. Biz vatandaşlık almayan kardeşlerimizin vatandaşlığa geçirilerek, yasanın TBMM'ye gelmesini engelleyerek kendi sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Devletime Türk milletine güveniyorum. TBMM'ye Sayın Cumhurbaşkanımıza güveniyorum. İnşallah böyle bir olayla karşı karşıya gelmeyiz. Ama siyaset kurumu çok yuvarlaktır. Bu anlaşma sadece Doğu Türkistanlılar'ı içine alan bir anlaşma. Türkiye'nin Çin'den iade alacağı bir tek kişi bile yok. Belki birkaç tane FETÖ'cü olabilir. Onun dışında Çin'in amacı Doğu Türkistanlılar'ı Çin'e iade ederek onları en ağır şekilde cezalandırmak, işkenceyle katletmek. Çin'in bu amacına hiç kimsenin hizmet edeceğine inanmıyorum. Hiçkimse bu katliama ortak olarak Türk milletine cevap veremez, siyaseten bu yükü hiçkimse kaldıramaz. Bu Boraltan faciasından bin kat daha ağır bir facia olur."

'KÜLLİYEDE KENDİMİZİ YAKARIZ'
Tümtürk katıldığı başka bir yayında da tehdit ve kışkırtmalarda bulundu. Uygur Haber isimli hesabın twitterdan paylaştığı görüntülerde Tümtürk yasa geçerse yüzbinlerce Uygur'un kendisini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yakacağını söyledi. Yasanın TBMM'ye gelmeyeceği konusunda taahhüt veren Tümtürk'ün kışkırtması şu şekilde:

"Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi Allah'tan korkan ve Allah'a hesap vereceği hesap eden ve bu milletin aleyhine hiçbir şeye adım ve imza atmayacağına inandığımız bir siyasi liderin Doğu Türkistanlılar'ı içine alan bu anlaşmaya imza atmayacağını bırakın imza atmayı bu anlaşmanın TBMM gündemine dahi gelmeyeceğini ben şerefim ve namusum üzerine burada taahhüt ediyorum. Eğer bunun aksi olursa Türkiye'deki yüzbinlerce Doğu Türkistanlı biz Ankara'ya gideriz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kendimizi yakarız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliğimizi de atarız, 'Hepimizi Çin'e iade edin. Biz o iade edilen kardeşlerimizle şehit olmaya hazırız' deriz ve her şeyden vazgeçeriz. Bu böyle biline."

TÜRKİSTAN İSLAM PARTİSİ'Nİ KORUDU
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in terör örgütü Türkistan İslam Partisi hakkındaki açıklamalarını hedef alan Tümtürk, Türkistan İslam Partisi'nin terör örgütleri listesinden çıkartılmasını şu sözlerle savundu:

"ABD'nin geçtiğimiz ay Doğu Türkistan İslam Partisi'ni terör örgütleri listesinden çıkartması ve dünyanın özellikle batılı ülkelerin ABD'nin bu tavrını örnek alarak Doğu Türkistan İslam Partisi'ni terör listesinden çıkartmak girişiminin önüne geçerek Türkiye'de DTİP'nin terör listesinde kalması için bu yalan uydurdu diye tahmin ediyorum."

MEYDAN OKUMA ÇAĞRISI
Yasa Avrupa'daki Uygur ayrılıkçılarını da telaşlandırdı. Fransa'da yaşayan Avrupa Uygur Enstitüsü Başkanı Dilnur Reyhan, Independent Türkçe'ye yaptığı açıklamada 'Türklüğe ihanet' değerlendirmesinde bulundu. "Bu çok tehlikeli bir durum. 2 gündür bütün Türk halkını Türkiye parlamentosunu protesto etmesi ve tepki göstermesini istiyoruz. Bu Türk milletine, Türk kimliğine, Türk dünyasına ihanettir bu. Eğer Türk parlamentosu iadeleri yaparsa o zaman kendinizi Türk sanmayın" dedi. Reyhan sosyal medya hesaplarından da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TBMM'ye karşı meydan okuma çağrısı da yaptı. Cumhurbaşkanı ve TBMM'yi etiketleyen Reyhan şunları yazdı: "Bu utanç verici anlaşmayı iptal etmek için Tüm Türkleri resmi hesaplarında ve tüm sosyal medyada Türk Cumhurbaşkanı'na ve Türk Parlamentosuna meydan okumaya çağırıyorum."

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#11
Perinçek yöneticiliğindeki hareket, Global Faşistlerin ülkemizde tırmandırmaya çalıştıkları nifakları ve belli başlı "muhalefet" partilerinin bu nifaklara nasıl maşa olduklarını ifşa etmesi ve güçlü bir karşı koyuş sergilemesi bakımından ülkemiz için büyük bir şans, bir nimet bence; sevinç ve şükran duyuyorum.

bozadi

#12
08 Şubat 2021

Sözde 'Uygur' ayrılıkçılarına Amerikan parası belgelendi


ABD'nin Federal Bütçesi'nden tahsisat alan kurumlarından Ulusal Demokrasi Vakfı (National Endowment for Democracy-NED), 2004'ten bu yana Uygur ayrılıkçılarına 8 milyon 758 bin 300 dolar (65 milyon lira) verdi.







Amerika Birleşik Devletleri'nin Federal Bütçesi'nden tahsisat alan kurumlardan biri olan National Endowment for Democracy NED (Ulusal Demokrasi Vakfı), Uygur ayrılıkçılara merkezi bütçeden 2004'ten bu yana 8 milyon 758 bin 300 dolar verdiklerini açıkladı. Türk lirası karşılığı bugünkü kur üzerinden yaklaşık 65 milyon lira. NED'in sadece 2019 yılında Uygur ayrılıkçı örgütlere verdiği bağışın tutarı 960 bin dolar. Türk parası karşılığı yaklaşık 7 milyon TL.

PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR

NED'in Uygur Programı Yöneticisi ve Çin Masası sorumlusu Ekrem Kerem, ABD Kongresi'nden Çin'e karşı Uygur İnsan Hakları Yasası çıkarmasının kendi başarıları olduğunu duyurdu. Nasreddin Hoca'nın ünlü fıkrasında olduğu gibi. Parayı veren ABD, Kongre'ye Çin'i mahkum eden yasayı çıkarttırmış.

NED'in sitesinde yapılan açıklamada, 2020 yılında ABD Kongresi'nde kabul edilen Uygur İnsan Hakları Politikası Yasası'nın, NED'in hibe verdiği kuruluşların çalışmaları üzerine inşa edildiği belirtildi. ABD yönetimi bu yasayı dayanak yaparak Çin'e yaptırım kararları aldı.

NED'in web sitesinde "Uygur İnsan Hakları Yasası, NED'in hibeleriyle desteklenen çalışmaların sonucudur" başlıklı açıklamada Ekrem Kerem'in sözleri aynen şöyle:

"NED'in desteğinin bir sonucu olarak, Uygur hakları savunma grupları yıllar içinde hem kurumsal hem de profesyonel olarak büyüdü. NED'in desteklediği gruplar, Uygurların sesini Birleşmiş Milletler, Avrupa Parlamentosu ve Beyaz Saray da dahil olmak üzere en yüksek uluslararası seviyelere çıkararak, çeşitli uluslararası, bölgesel ve ulusal ortamlarda Çin'in yanlış anlatılarına karşı Uygur davasını tanıtmada kritik roller oynadılar. Doğu Türkistan'daki zulmü belgeleyen, ilgili kararların, yaptırımların ve Çin Komünist Partisi'ni sorumlu tutmak için harekete geçme çağrılarının başlatılması konusunda bilgi ve ilham veren ilk elden, olgusal kaynaklar sağladılar. "

LİSTESİNİ YAYINLADILAR

Açıklamada NED'in fonladığı Uygur teşkilatları da belirtildi. İşte NED'in açıkladığı fon alan ayrılıkçı Uygur teşkilatları:

Dünya Uygur Kongresi (DUK): NED'in 2019 Demokrasi Ödülü'nü alan DUK, Çin karşıtı kampanyalarda öncü rol oynamaktadır. BM ve diğer uluslararası platformlarda diğer uluslararası STK'larla koalisyonlar kurarlar, diasporadaki Uygur toplumuna hizmet ederler ve genç Uygur aktivistlerini eğitirler. Toplama kampları iddialarından ilk kez DUK'un çabaları sonucunda, BM'de bahsedildi ve AP, Uygurların toplu olarak gözaltına alınmasına ilişkin acil bir kararı kabul etti. Son zamanlarda 'Uygur Hakları Avukatlar' çalışmasını başlattı. Genel Başkanı Dolkun İsa'dır.

Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP): UHRP, DUK'a bağlı faaliyet gösteren kuruluşlardan biri. Uygur Amerikan Derneği (UAD) tarafından 2004 yılında, NED'in destek hibesiyle kuruldu. Şu anki başkanı Nury Turkel, 2020 yılında, ABD Meclis Başkanı Nancy Pelosi tarafından ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu'na komisyon üyesi olarak atandı. Türkel, ABD'de eğitim görmüş ilk Uygur avukat ve ABD'de siyasi bir pozisyona atanan ilk Uygurdur. Türkel, TIME dergisi tarafından Eylül 2020'de dünyanın en etkili 100 kişisi arasında gösterildi. 1999'dan 2009'a kadar Radyo Özgür Asya'nın Uygur Servisi'nde Kıdemli Editör olarak görev yapmış olan İcra Direktörü Ömer Kanat da aynı zamanda DUK Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürütüyor.

Uygurlar için Kampanya – Uygur Hareketi (CFU): DUK'a bağlı faaliyet gösteren kuruluşlardan olan CFU'nun kurucusu Rushan Abbas, politika yapıcılara, Uygur insan hakları durumu hakkında sık sık bilgi vermiş ve ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde ve ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde ifade vermiştir. Senatör Marco Rubio, Şubat 2020'de Birleşik Devletler'e ilk Uygur konuğu olarak Bayan Abbas'ı getirdi. Abbas, Kasım ayında Türkiye'ye gelerek Gelecek Partisi, İyi Parti, Deva Partisi ve Saadet Partisi yöneticileriyle görüştü.

Uygur Geçici Adalet Veritabanı Projesi (UTJD): Adalet ve hesap verebilirliği korumak için Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerinin belgelerini, analizlerini ve anlamlı analizlerini sunar.

2019 YILINDA PARA ALAN KURUM VE PROJELER

Proje: Uygur İnsan Hakları Savunuculuğu ve Sosyal Yardım.

Kurum: UHRP.

Miktar: 315 bin dolar.

Gerekçe, Uygur insan hakları konusunda farkındalık yaratmak ve savunuculuk yapmak. Kuruluş, Çin ve yurtdışındaki Uygurları etkileyen insan hakları ihlalleri hakkında araştırma yapacak, belgeleyecek ve bağımsız ve doğru bilgiler sağlayacak. Ayrıca Çin vatandaşlarına erişim sağlayacak, Sincan / Doğu Türkistan'da devam eden insani kriz hakkında farkındalık yaratmak için diğer sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapacak ve ulusal ve uluslararası savunuculuk yapacak.

Proje: Sanatsal Etkileşim Yoluyla Uygur İnsan Haklarını Savunmak.

Kurum: UHRP.

Miktar: 55 bin dolar.

Uluslararası toplumda Uygur insan hakları krizine ilişkin farkındalığı artırmak, Uygur ve insan hakları savunuculuk gruplarına politika yapıcıları dahil etmek için yeni bir araç sağlamak. Proje, destekçileri eğitecek ve harekete geçirecek, Uygur ve insan hakları örgütlerinin sosyal yardım ve savunuculuk çabalarını güçlendirmeye yardımcı olacak, Çin'in Uygur halkına yönelik baskıcı politikalarının kapsamlı ve etkileşimli bir incelemesini üretecek.

Proje: Uygur İnsan Haklarını Savunmak ve Duyurmak.

Kurum: Dünya Uygur Kongresi.

Miktar: 380 bin dolar.

Uygur insan hakları konusunda farkındalık ve destek sağlamak. Örgüt, Uygur meselelerinde uluslararası ve bölgesel savunuculuk yapacak: Uygur gençleri için savunuculuk ve kapasite eğitimi düzenlemek; Doğu Türkistan'da devam eden insan hakları ihlallerini izlemek, belgelemek ve vurgulamak; toplama kampları üzerine uluslararası bir konferans düzenlemek ve Uygur diasporasına destek ve koordinasyon sağlamak.

Proje: Doğu Türkistan'daki İnsan Hakları İhlallerinin Belgelenmesi.

Kurum: UHRP.

Miktar: 90 bin dolar.

Adalet ve hesap verebilirliği desteklemek için Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerini belgelemek ve kamuya anlamlı bir analiz yapmak. Örgüt, çevrimiçi ve çevrimdışı yöntemlerle bilgi toplayarak, Uygurların ve diğer Türki Müslümanların gözaltı kamplarında devam eden zorla kaybedilmesi ve gözaltına alınmasıyla ilgili bir veri tabanını genişletecek ve koruyacak, iki ara rapor ve istismar eğilimlerini ve modellerini analiz eden yıllık bir rapor yayınlayacak ve bunları dağıtacaktır. Raporlar, uluslararası savunuculuk için bir kaynak görevi görecek.

Proje: Uygur Haklarını Savunma, Toplumsal Katılım için Kadınları ve Gençleri Güçlendirme.

Kurum: UHRP.

Miktar: 120 bin dolar.

Uygur diasporasından kadınları ve gençleri insan haklarını korumak için savunuculuğa katılmaları için güçlendirmek. Örgüt, Uygur kadınlarını ve gençlerini savunuculuk becerileri ve sivil katılım konusunda eğitecek ve savunuculuk kampanyaları ve diğer kuruluşlarla işbirliği yoluyla daha fazla katılımı teşvik edecek. Organizasyon ayrıca, sosyal yardım çabaları aracılığıyla daha geniş bir uluslararası kitle arasında Uygur krizi hakkında farkındalığı artıracak.

Kaynak: Aydınlık


gerçek tosun paşa

#13
Orta Asya da etkin Çin ve Rus iş birliği izlerine ABD göz yumamaz. Ardından gelen Türk etkisi de artık ciddi alınmayacak seviyeyi geçiyor. Sadece Uygur meselesinde değil FETÖ'nün çok fazla asya ülkesinde etkisi var. Bu coğrafyanın hareketliliği orta doğunun popülerliğini oldukça kıracaktır.

Ben ABD'nin söz konusu bölgede başarısızlığa uğrama ihtimalinin doğrudan Türkiye ve Rusya'nın atacağı adımlarla gelebileceğini ön görüyorum. Hükümet bu konuda oldukça etkili ön görülere ve çalışmalara sahip fakat sahada ne kadar etki edeceğini anlamamız çok uzun sürmeyecektir.

Ayrıca Rusya'nın bu bölgeye çok fazla önem vermek zorunda olduğu ayrı bir gerçek.