Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Türkiye-Hollanda polemiğine Srebrenitsa da eklendi (15 Mart)

Başlatan bozadi, 16 Mart 2017, 13:19:52

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

15 Mart 2017

Türkiye-Hollanda polemiğine Srebrenitsa da eklendi


Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik krize, Bosna Savaşı sırasında Serebrenitsa'da yaşananlar da eklendi. Bosnalı güvenlik uzmanı Cevad Galiyaşeviç, "Srebrenitsa, ancak şahsi çıkarların lehine olduğu zamanlar hatırlanıyor" dedi.




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Ankara'da yaptığı konuşmada, 22 yıl önceki Srebrenitsa katliamı üzerinden Hollanda'yı eleştirdi.

ERDOĞAN: BİZ, HOLLANDA'YI SREBRENITSA KATLİAMINDAN TANIRIZ

Erdoğan, "Biz Hollanda'yı ve Hollandalıları Srebrenitsa katliamından tanırız. Onların cibilliyetinin, karakterinin ne kadar bozuk olduğunu 8 bin Boşnak'ı orada nasıl katlettiklerinden tanırız. Bunları iyi biliriz, kimse bize medeniyet dersi ve medenilik dersi vermesin. Bu milletin alnı aktır, ama onların alnı kapkaradır" diye konuştu.

GAJIC: SREBRENITSA, İZZETBEGOVİÇ İLE CLINTON ARASINDAKİ ANLAŞMANIN BİR PARÇASI

Bosna Hersek Federasyonu içinde yer alan Sırp Cumhuriyeti'nden siyaset uzmanı Igor Gajiç, Erdoğan'ın konuşmasını değerlendirdi. Bu tür açıklamaların, Birleşmiş Milletler'in, Srebrenitsa'daki rolüne farklı açıdan bakılmasını sağlayabileceğini söyleyen Gajiç, "Srebrenitsa olaylarının, (Bosnalı Müslümanların lideri Aliya) İzzetbegoviç ile o dönemin ABD Başkanı Bill Clinton arasında NATO'nun çatışmaya dâhil olabilmesi için 'ciddi bir suç' olması gerektiğine dair yaptıkları anlaşmanın parçası olduğu biliniyor" diye konuştu.

GALİYAŞEVİÇ: BM KORUMA GÜCÜ VE HOLLANDA TABURUNUN ROLÜ AYDINLATILMALI

Öte yandan Bosnalı güvenlik uzmanı Cevad Galiyaşeviç, Sputnik'e verdiği mülakatta, Srebrenitsa katliamının ayrıntıları ile ilgili soruşturmanın henüz tamamlanmadığını, bu nedenle Ankara'nın bu konuyu gündeme getirmesinin önemli olduğunu savundu.

Galiyaşeviç, Srebrenitsa olayı ile ilgili başta Fransız gizli servisinin, Birleşmiş Milletler Koruma Gücü'nün (UNPROFOR), (o dönemde Fransa Cumhurbaşkanı olan) Jacques Chirac'ın, Bill Clinton'un, Aliya İzzetbegoviç'in, Bosnalı Müslümanların o zamanki komutanı Naser Oriç'in ve Srebrenitsa'da konuşlanan Hollanda taburunun olayla olan ilişkisinin netleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Bosnalı uzman, "Bu, Srebrenitsa'da meydana gelen korkunç katliamı tartışmaya açma çabası değil, ancak bu suç sonuna kadar soruşturulmalı" dedi.

MUSTAFİC: SREBRENİTSA BÖLGESİNDEKİ ASKERİ SUÇLAR, ESKİ BOŞNAK KOMUTAN NASER ORİÇ'İN İŞİ

Söz konusu dönemde Srebrenitsa Belediye Başkanı olan Ibran Mustafic, '1990-196 Planlanan Kaos' adlı kitabında, Srebrenitsa bölgesindeki askeri suçların eski Boşnak komutan Naser Oriç'in komutası altındaki Bosna-Hersek ordusu tarafından işlendiğini anlatmıştı.

GALİYAŞEVİÇ: ERDOĞAN ÖNCE İZZETBEGOVİÇ HANEDANI ÜYELERİNİN SORUMLULUĞUNA BAKMALI

Galiyaşeviç ise, Srebrenitsa'daki suçların Sırplar tarafından işlendiğini ve bu konuyu tartışan herkesin kendi kendine yalan söylemiş olduğunu belirtti. Uzman,  Srebrenitsa'da olanlardan kısmen oradaki Hollanda taburunun da sorumlu olduğunu, ancak Hollandalı askerlerin 'zincirin en zayıf halkası' olduğunu aktardı.

Galiyaşeviç, "Bu sadece bazı küresel amaçları bulunan bir ticaret, Srebrenitsa, ancak şahsi çıkarların lehine olduğu zamanlar hatırlanıyor. Erdoğan her şeyden önce, dostları olan İzzetbegoviç hanedanı üyelerinin Srebrenitsa ile ilgili nasıl bir sorumluluk taşıdıkları sorusuna yanıt vermeli" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Sputnik


bozadi

Srebrenitsa katliamında Hollanda devletinin de belirli bir sorumluluğu olduğu, Boşnak katliamına bir ölçüde göz yumduğu anlaşılıyor ama yine de mesele göründüğü kadar basit değil haberden anlaşılabileceği gibi.

30 Ocak 2010 celsesindeki şu bilgiler ilginç yalnız:

Alıntı Yap(Belibaste) Coğrafi olarak psikopatların yüzdesini öğrenmek istiyoruz. Örneğin ABD'de, İsrail'de, Birleşik Krallık'ta vs. (L) Tek tek soralım. (Belibaste) ABD?
C: %23.

S: (Belibaste) Birleşik Krallık?
C: %14.

S: (L) Çünkü hepsi Amerika'ya gitti. (gülüşme) (Ailén) İsrail?
C: %42.

S: (Belibaste) Fransa?
C: 10.

S: (Burma Jones) Rusya?
C: 17.

S: (Belibaste) Etiyopya gibi fakir bir ülke?
C: 3.

S: (Joe) Amerika'da 75 milyon kişi ediyor. (Burma Jones) Çok psikopat varmış. (Ottershrew) En düşük olan ülke?
C: Samoa.

S: (Belibaste) Samoa'nın yüzdesi kaç?
C: 0.6

S: (Belibaste) Samoa'da oldukça güçlü bir etnik spesifiklik var. (L) Samoa hakkında hiçbir şey bilmiyorum. (Joe) Sanırım Maorilerle aynılar. (PoB) Yüzdesi İsrail'den daha büyük herhangi bir ülke var mı?
C: Şu anda yok.

S: (Burma Jones) İsrail şu anda en kötü olanı. (Belibaste) Geçmişte daha yüksek bir yüzdeye sahip olan bir ülke oldu mu?
C: Çukur/düşük rakımlı ülkeler. (ç.n.: Low Countries: Belçika, Hollanda, Lüksemburg)

S: (Andromeda) Peki İspanya?
C: 2.6

S: (Ailén) Çin?
C: 0.9

S: (Ailén) Çin'in nüfusu çok büyük... (Joe) Çukur ülkelerdeki oralardaki psikopatlar çukur ülkelerden ayrılıp İngiltere'ye mi gitti?
C: ABD'ye ve Güney Afrika'ya.

S: (Ailén) Peki Hollanda? (L) Çukur ülkelerden biri. (Ailén) Ama o geçmişteydi... (L) Ha, şimdiyi mi kastediyorsun?
C: Hala yüksek.

S: (L) Bir rakam verebilir misiniz?
C: 13.

Tabi bu arada Rusya'daki psikopat yüzdesi de gayet yüksek görünüyor ama bunun Putin Rusyasını temsil eden bir rakam olmadığından eminim kendi adıma. Bolşevik Katliamıyla yakından ilgili olduğunu sanıyorum.

bozadi

15 Mart 2017

İşte Hollanda'nın katliam tarihi[/size=6]
[/b]
Türk bakanlara yönelik ırkçı ve faşist uygulamalarıyla demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçecek olan
 Hollanda'nın geçmişi de katliamlarla dolu...
[/b]
Hollanda'nın faşist uygulamalarındaki gücü kendi geçmişlerinden aldığı ortaya çıktı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'yı Rotterdam'daki Türk Konsolosluğu'na girişine izin vermeyen ve sınır dışı eden Hollanda'nın tarihi de soykırım ve katliamlarla dolu. Bakan Kaya'ya destek için konsolusluğun önüne gelen Türk vatandaşlarına atlarla, itlerle saldıran Hollanda polisi kanlı geçmişlerine benzer özellikler taşıyor. İşte Hollanda'nın katliam tarihi...

HOLLANDA'NIN ÇİNLİ KATLİAMI

1740'da Hollandalı koloni askerleri, bugün Jakarta'da bulunan Batavia sahil kentinde 10-12 gün içinde 10 binden fazla yerli Çinliyi katletti.


KIZILDERİLİ KATLİAMI

Kuzey Amerika'daki ilk Hollanda kolonisi 1615'te Fort Nassau'da kuruldu. Hollandalılar ilk başta daha karlı olan kürk ticareti ile uğraştı. 1640'dan itibaren bölgede Hollandalı yerleşimcilerin sayısı arttıkça yerli katliamı da artmaya başladı. Hollandalı yerleşimciler kendilerine sığınmak isteyen yerleşimcileri katletti. 5-6 yaşındaki çocuklar anneleçrinin kucaklarından alınarak parçalandı. Bazıları alevlere bazıları ise nehirlere atıldı


ENDONEZYA KATLİAMI

9 Aralık 1947'de Hollanda sömürge birlikleri bugün Java adasında bulunan Rawagede köyünde silahsız 430'dan fazla kişiyi katletti.


HOLLANDA'NIN ORTAK OLDUĞU SOYKIRIM: SREBRENİTSA

Nisan 1992'de Bosna Hersek savaşı başladı. Sırplar Boşnakların elindeki bölgelere yönelik saldırıya geçti. BM Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşı Hollanda Barış gücü askerinin varlığı katliamı önlemedi. Sırp ordusu 6 Temmuz'da Srebrenitsa'ya girmesiyle iki gün içinde katliam başladı. 5 gün içinde 8 binden fazla Bosnalı Müslüman soykırıma uğradı.


HOLLANDA'NIN KÖLE TİCARETİ

Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, Madagaskar, Endonezya, Hindistan ve Sri Lankalı köleler çalıştırıldı. Bazı dönemlerde sömürgelerdeki bir Hollandalı'ya yaklaşık 200 köle düştüğü görüldü.

[/font=Georgia]
Kaynak: Takvim[/size=2]


bozadi

Bu bilgilerin genel doğruluğundan bir şüphe duymuyorum, Batı medenetinin son derece karanlık bir yüzü de var ve bu karanlık yüz tüm dünya insanlığına zulmetmekte olan İlüminati Konsorsiyumuyla da yakından bağlantılı. Ama bu durum bizim ülkemizi veya örneğin Müslüman devletleri de masum kılmıyor. Onlar kötü de biz sütten çıkmış ak kaşık değiliz. Ama buna rağmen, AKP'nin ABD başta olmak üzere Batı medeniyetinin karanlık yüzüne dikkat çekmesinin, tepki göstermesinin son derece değerli olduğuna, ülkemizdeki vicdani uyanışa ve bu doğrultuda farklı ideolojik kesimler arasındaki husumetlerin azalmasına, işbirliği ve dostluk eğilimine katkıda bulunabileceğine inanıyorum ve/veya ümit ediyorum. Evet, bu forumda sıkça ve son derece açık ve net bir şekilde eleştiri konusu yapıldığı gibi, AKP yönetiminin de son derece karanlık bir yüzü olduğundan şüphe duymuyorum ama CHP başta olmak üzere diğer belli başlı partiler için de aynı şey geçerli, hiçbiri tamamen masum değil ve aynı Batılı faşist güçlerle işbirlikleri oldu hepsinin. Ama bir şekilde AKP şu anda Batı Faşizmini açıkça eleştiri konusu yaparak çok doğru, çok iyi birşey yapıyor bence ve bunun desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

Suriye Savaşı yenilgisiyle birlikte Erdoğan'ın ABD'ye ve onun Avrupalı müttefiklerine karşı olağanüstü bir tepkisi oldu. Erdoğan ülkesinde gördüğü büyük desteğin de etkisiyle, ABD öncülüğündeki güçlerin isteklerine boyun eğmeye isteksizdi muhtemelen ve Suriye yenilgisiyle birlikte bu durum iyice belirginleşti ve ABD ekseninden Rusya eksenine doğru bir kayış başladı. Kasyopyalıların verdiği bilgilere de dayalı olarak ben bu politika değişiminin devrimsel derecede büyük ve sonsuz kıymetli olduğuna inanıyorum. Elbette bu durum AKP'nin yanlış politikalarını, bazı kötülüklerini "aklamıyor" ama yine de bu büyük politika değişikliği o kadar önemli dönüşümlere gebe ki, bu ülkedeki tüm kesimleri ortak bir amaç etrafında birleştirme potansiyeline sahip. Bu politikanın devam etmesi durumunda ve batının faşist yüzünün giderek çirkinleşmesi, saldırılarını artırması, daha doğrusu zaten var olan sömürü ve saldırıların iyice alenileşmesi durumunda, kendi aramızdaki kavgaları bırakıp ortak düşmana karşı hareket etme olanağı bulacağız bence veya en azından bunun ihtimalinin ciddiye alınmayı hak ettiğine inanıyorum.

Fethullahçı darbe sonrasında çok kısa süreli de olsa, iktidar ve muhalefet arasında pahabiçilmez bir ortak duruş sergilenmişti. Şu anda dikkatinizi çekiyorsa, ABD ve müttefiklerinin Erdoğan'a olan nefretleri yüzünden yaptıkları çirkefliklere Kılıçdaroğlu ve Baykal gibi en muhalif isimler bile büyük bir tepki gösterdiler ve o ülkelerdeki konuşmalarını iptal ettiler. Tabi ki bu durum tek başına ille de çok büyük bir anlama gelmek zorunda değil ama yukarıda açıkladığım nedenlerle çok kıymetli bir potansiyel taşıdığına inanıyorum.

Bu ülkede Erdoğan AKP'sine en büyük muhalefeti sergileyen Atatürkçü kesimin, ayrıca onları temsil eden Atatürkçü parti olan CHP'nin ve Atatürkçü ordu TSK'nın geçmişinde de aynı global faşist güçlere boyun eğme ve işbirliği yapma eğilimleri oldu. Bu eleştirim doğrudan Atatürkçü halk tabanından ziyade bu hareketi kontrol altında tutmaya çalışan CHP ve TSK kurumlarının tepesindeki global elitlere ilişkindir ama sonuçta Atatürkçü kesim kendilerini yönetenlerin Atatürk'ün gerçek mirasından ne kadar uzaklaştırıldıklarını yeterince sorgulayamadılar, hesap soramadılar çünkü onlar da diğer toplum kesimleriyle aşağı yukarı aynı baskı ve terör koşulları altında tutuldular. Sonuç olarak hiçbir kesim tamamen masum değil. O yüzden Erdoğan AKP'sine karşı körü körüne karalama girişiminin sağlıklı bir yaklaşım olduğunu sanmıyorum. En azından, bu karalamayı yapanlar kendi ait oldukları veya benimsedikleri, destekledikleri ideolojilerin aynı global şeytanlarla olan işbirliği konusunda özeleştiri yapabiliyorlarsa ne ala, ama kendilerini her bakımdan temiz ve haklı, başka bir ideolojiyi ise tamamen kirli ve suçlu görme eğiliminde olanların durumunun sağlıklı bir durum olduğunu sanmıyorum.

AKP'nin bariz bir şekilde yanlış olan her türlü politikası eleştiri ve karşı koyuş sebebi olmaya devam etmelidir elbette. Gerekli olan, hak olan muhalefet  "Allah'ına kadar" sürdürülmelidir ve ben AKP'nin geçmişinde pek çok ciddi suçlar olduğundan da şüphe duymuyorum ama son dönemde olaylar o kadar farklı boyutlara kaydı ki (ABD ve müttefiklerine meydan okuma, Rusya ve müttefikleriyle yakınlaşma), bu devrimsel değişime duyarsız kalınmaması gerektiğine inanıyorum. Bu politika değişiminin Erdoğan'ın basit bir dikkat dağıtma çabası veya referanduma/seçime yönelik ucuz şovlar olduğu iddia edilebilir ama özellikle Suriye yenilgisi ve Fethullahçı darbe girişiminden beri aşağı yukarı istikrarlı bir şekilde bu süreç tırmanıyor ve olayın şakasının kalmadığı bir düzeye ulaşıyor. Hangi sebeple olursa olsun, bu dava bu ülkenin en hak davasıdır, tıpkı Kurtuluş Savaşımızda olduğu gibi bu ülke insanını birleştirebilecek bir potansiyele sahiptir ve bu fırsata körlük taslanamaz. Normalde Erdoğan'ın ait olduğu, içinden geldiği İslami muhafazakar ideolojiyi benimsemiş olan çevreler ABD'yle zıtlaşıp Rusya'ya yaklaşma politikasını KESİNLİKLE benimsemeyecek olan bir kitledir, bu işlerden anlayan herkes bunun böyle olduğunu bilir. Yani Erdoğan öncülüğünde gerçekleşen bu politika değişikliği resmen canlı canlı şahit etmekte olduğumuz büyük bir devrimdir veya devrim potansiyelidir. O yüzden de ciddiye alınmayı hak ediyor bence.


gerçek tosun paşa

Bana göre geçmişle bugünün arasında bağlantı kurmaya çalışarak muhabbetini yapmak saçma bu içeriklerin çok kayda değer bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Hollanda ne toprak ne millet bütünlüğüyle bahsi geçen olayların yaşandığı zamanla aynı değildir. Avrupa nın en çok değişmiş ülkelerinden biridir. Bunları referandum öncesi her zaman olan efelenmeler ve oy çabasından öte gidemeyecek hareketler olarak değerlendiriyorum. Hollanda bu konuda bir fırsat oldu yani. Hollanda nın yaptığı katliamlar sırasında önce kendimize bakalım Türkiye ya da Osmanlı ne yapıyordu o zaman? Birde Türk olup orada yaşayan insanları ne kadar tanıyorsunuz bu soru önemli.

Bizim kadar yozlaşmış başka bir Avrupa toplumu olduğunu da zannetmiyorum. Yolsuzluk, ikiyüzlülük, adaletsizlik ve boş konuşma katsayılarımıza tüm avrupanın toplansa ulaşabileceğini de zannetmiyorum. Söylediğin gibi ülkemiz toplumunun birlikte olabileceği bir fırsat karşımızda olabilir ama kim neden bunu kan enseye ulaşmadan değerlendirsin ki? Ben birlik olma konusunda büyük başarılar elde edilebileceğini sanmıyorum zira toplum içi bu kadar yüksek bir sosyal- kültürel uçurum harika bir beyin yıkama çalışması yapılmadan kapanmaz. Türk insanının en temelde ilgilendiği şey paradır. Milli ya da dini değerler de değildir. Ben bu birlik olma sürecinde senin kadar emin ve güven duygusuna sahip değilim.

Bir adam çıkar baştan Hollanda şöyle şu böyle diye eleştirse anlarım da Hollandayı eleştirenlerin Avrupanın kucağına oturmayı göze alan kesim olduğunu hemen unutmaya gerek yok. Daha dündü yahu :)

Tekrar ediyorum bizim kepazeliğimize tüm Avrupa bir olsa zor ulaşır belki ulaşamaz ben asla bu konuda samimiyet ve vatan sevgisine inanamam ve Bozadi asla senin kadar anlayışlı olamam.

bigsenfoni

Güzel bir paylasim tesekkürler bozadi [:)] Uzun zamandir Almanya öyle bir Erdoğan karalama ve düsman gösterme calismas varki artik insanlarin ondan nefret ettiklerini söylediklerini duyuyorum.İşin ilginc yani Erdoğan takimida artik düsman olarak Almanya ve Hollanda'yida göstermeye basladi.İki tarafin da politik stratejisine bakarmisiniz!Ve nasil birbirlerini beslediklerini görebiliyormusunuz!Sanki bir canavarin 3 basi var ve yedikleri ayni mideye gidiyor.Nefret,düşmanlik,korku,negatif enerji...sürüngen beyin!


Besle canavari oysun kalbini...
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

gerçek tosun paşa

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bigsenfoni

Güzel bir paylasim tesekkürler bozadi [:)] Uzun zamandir Almanya öyle bir Erdoğan karalama ve düsman gösterme calismas varki artik insanlarin ondan nefret ettiklerini söylediklerini duyuyorum.İşin ilginc yani Erdoğan takimida artik düsman olarak Almanya ve Hollanda'yida göstermeye basladi.İki tarafin da politik stratejisine bakarmisiniz!Ve nasil birbirlerini beslediklerini görebiliyormusunuz!Sanki bir canavarin 3 basi var ve yedikleri ayni mideye gidiyor.Nefret,düşmanlik,korku,negatif enerji...sürüngen beyin!


Besle canavari oysun kalbini...

Almanya hakkında değişik umutlarım vardı sanki Almanya ve Türkiye oldukça yakınlaşacak gibi gelmişti bana :) Şuanda herkesin birbirini yemesinden bahşedişin güzeldi bigsenfoni. Kırılma anı tahmin ettiğimizden hızlı gerçekleşicek diye düşünüyorum artık. Erdoğana karşı düşmanlık seviyesi batı da giderek artacaktır. Bu nerden bakılırsa bakılsın gerilimi arttıracak bir etmen olacaktır. Batının sadece düşmanlık tohumları ekmekle kalmayıp yine derin çapta gizli operasyonlarla kırılma anını tetiklemeye çalışacakları kesin. Bence Türkiye'nin hızlanması gereken bazı adımları da var. Umarım yanılırım ve insanların birbirini anlayıp birlik olabilecekleri bir ortama vesile olur bu durum.

bigsenfoni

Bence yapmamiz gereken birlik olup,ic ve diş savunmamizi güclendirmek,ic ve dis savunma reflexlerini akillica kullanmak(enerjiyi boşa harcamamak yani,yapilan ic ve dis fiziksel ve psikolojik saldirilar zaten enerjinin harcanmasi ve akabinde zayif düsürülerek boyunduruk altina almak)Diş ve ic istihbarat sisteminin hizli ve güvenilir güclendirilip güvenilir bir hale getirilmesi ki her zaman biradim önde olunsun!(mesela benim vücuduma bir yabaci element girdiği zaman vücudum bana en yakin zamanda o elente karsi uyariyor hatta onu bana visyon seklinde gezinirken gösterdiği zaman olmustur.Bu hizli bir istihbarattir!)Eğitimi güclendirmek,ekonomik dengeyi dis güclerin elinden almak(burgerking,starbaks,medyamark,mekdanet...ato/feto ajan yuvalari!hatt ve hatta programlama yerleri/güc merkezleri...bir sürü dolusu kurtcuk!)yerli ürünlere teşfik edici yaptirimlar uygulama(kalite,fiyat,yenilikler..)ve dünya pazarina acilmak ve pazardaki imaji yükseltmek,din ve devlet işlerini kariştirmadan akilli ve güvenilir(namuslu,serefli,dürüst,vicranli..)devlet adami/yöneticiler yetiştirmek,sosyal alanda reformlar düzenleyip ülkeyi yasanabilir güvenli bir vatana cevirmek,(düsünce özgürlügü,kanuni korunma/insan haklari,sağlikli yasam...)Psisik ve psikolojik ordunun kurulmasi,(ic ve diş tehtitler icin)Enerji alanlarinda yeni arayislar ve dis yardimlara gebe kalmamak/kendine yetebilmek(elektrik,yakit,yeme/icme...)Azgin kapitalistleri dizginlemek!ve biraz daha birseyler [:D]

Bunlari yapmaya calisirken en son söyledim yapilanma ve onun dis akranlari tarafindan durdurulmadiysan.İlknönce yapilanmanin köklenmesini sağlayacak yada stabil olmasini saglayacak korunma mekanizmasi gelistirilmesi gerekli ancak bunlarda yapilanma olusturulurken görülebilir.

Zamanla sistem oturmaya basladigi zamanda sistemin kalesi güclendirilebilir ve gelistirilebilir...Artik cağ neyi gektiriyorsa!

Güclüden yana olmak deyil güclü olmak!İşte bütün mesele burda.

Muhtac olduğun kudret damarlarindaki Asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kamâl Atatürk


Anadoluda konumu gereği insanlik tarihi boyunca cok seyler gördü gecirdi.Bunun genetik aktarim bilgisini düşüne biliyormusunuz!?Afrika'lisi,Avrupa'lisi,Asya'lisi genetik havuzu ve bilgisini düşünebiliyormusunuz!?Türkiye sanki kücük bir dünya gibi üc yani denizlerle kapli Ve dünyanin bütün genetik havuzunun bilgisini  barindiriyor ve yapilan her müdehale bütün dünyayi etkileye biliyor.Bence Atatürk boşu bosuna Yurtta sulh,Cihanda sulh demedi!Oda bazi seylerin farkinda idi.Örnek olarak 100 maymun deneyini hatirlayan vardir.Yada şöyle anlayayim belirli irklarin belirli bir titresimsel frekansi var bitki,agac türleri gibi,yapilan herhangi bir sey ayni türleri/enerjileri etkiliyor.İster Dünyasal, isterse boyutlar arasi olsun.

Ve Türkiye'ye yapilan herhangi bir saldirinin dalgasi bütün dünyayi etkiliyor.Ve Türkiye en büyük güc merkezlerinden birisi,savaslarin nedenide bu olsa gerek!

Hatta yanliş hatirlamiyorsam 10-15 sene önce İQ su 200 üzerinde olan (zannedersem Dünyanin en akilli kadinydi)bir Rus yada Bulgar bir kadin bir konfereansinda Türkiyenin Dünyanin kalbi (kalp sakrasi)olduğunu söylemisti!Ve bence uzun zamandir karanlik enerjiler onu sarmiş ve her türlü tacizi,saldiriyi,pisliği...yapiyor!
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.