Putin’in En Önemli Konuşması (6 Kasım)

Başlatan bozadi, 09 Kasım 2014, 00:22:39

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

6 Kasım 2014

Putin'in En Önemli Konuşması


Dünya ekonomi ve finans çevrelerinin önde gelen gazetesi Financial Times, Rusya Devlet Başkanı Putin'in 24 Ekim'de Soçi'de yaptığı konuşmayı son dönemin en önemli çıkışı olarak nitelendirdi





Financial Times, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Ekim 2014 Cuma günü Soçi'de Valdai Kulübü toplantısı çerçevesindeki konuşmasını son 15 yılın 'en Amerikan karşıtı' konuşma olarak nitelendirdi. Bunun yanında gazete Putin'in söz konusu konuşmasını 2007 yılında Münih'te gerçekleştirdiği konuşma ile birlikte Rusya Devlet Başkanı'nın kariyerindeki en önemli çıkışlardan biri olarak değerlendirdi. Vladimir Putin 2007 yılında Münih'te yaptığı konuşmada ABD'yi pek çok yönde sınırlarını aşmakla ve ayrıca Avrupa'da yeni ayrıştırıcı hatlar oluşturmakla suçlamıştı. Bazı siyaset bilimciler Putin'in konuşmasını ABD Devlet Başkanı'nın kısa bir süre önce Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaya cevap olarak gördüklerini ifade etti. Obama BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Rusya tehlikesini Ebola salgınından sonraki en büyük tehlike olarak nitelendirmişti.

Putin, Soçi'deki Uluslararası Tartışma Kulübü Valdai toplantısında yaptığı konuşmada ABD'nin uluslararası arenadaki siyasetini 'bir anda büyük bir zenginliğe, dünya liderliğine kavuşan' yeni türedi zenginlerin davranışına benzetmişti. Putin 'Soğuk Savaşta kendini muzaffer ilan eden' ABD'nin dünyadaki dengesizliği çok fazla artırdığını söyledi. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı konuşmasında ABD'nin dünyadaki özel konumuna karşı çıkarak 'tek yönlü buyurganlık ve kendi kalıplarını zorla kabul ettirmeye çalışmak ters bir sonuç verir' demişti.

ABD'nin refahı hayali

Putin, Soçi'de ana hatlarıyla şunları söylemişti: "ABD'nin refahı büyük ölçüde ona güvenen yatırımcıya, yabancı dolar milyarderlerine ve Amerikan tahvillerine bağlı. Bu güven açıkça sarsılmaktadır. Birçok ülke dolardan kaçarak, alternatif para birimleri arayışına girdi. Batı kendi eliyle oluşturduğu riskleri oradan kaldırmak için her seferinde daha fazla bedel ödüyor. Zamanında onlar Afganistan'da Sovyetler Birliği ile soğuk savaşta aşırı grupları desteklediler, bu gruplar El Kaide ve Taliban çıktı." Putin, son yaşanan gelişmelere baktığında, Batı'nın kendi yanlış politikasının bedelini ödediği izlenimine kapıldığı ifade etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a cevap

Rusya Devlet Başkanı Putin, Soçi'de ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Letonya'da "Rusya'nın Kırım'ı ilhakını kabul etmeyeceğiz" sözü ile Rusya'nın Suriye politikasına yönelik eleştirilerine de cevap vermişti. Putin, şunları kaydetmişti: "Suriye'de İslamcı isyancıları destekleyerek Türkiye'yi küresel terörizmin merkezi haline getirdi. Türkiye'deki rejim uluslararası güvenliğe tehdit haline gelmiş olup bölgesel istikrarı bozmaktadır. Rusya Federasyonu Erdoğan'ın intiharını önlemek için gerekli adımları atacaktır."

Kaynak: yenimesaj.com.tr

bozadi

#1
Putin'i şaşkınlık ve sevinç içinde izliyorum. Kariyerinin başlarında kendisi de son derece faşizan politikalar gütmüş olmakla birlikte, son yıllarda nasıl olduysa büyük ve umut verici bir demokrasi çiçeği gibi bereketli bir şekilde açıyor. Muhteşem bir dönüşüm. Yaşa Putin!

bozadi

#2
15 Kasım 2014

G-20'ye Rusya damgası: Putin terk etti


Avustralya'da devam eden G-20 Liderler Zirvesi'ne Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in erken ayrılma kararı damga vurdu.




Avustralya'nın Brisbane kentinde yapılan G20 Liderler Zirvesi'nde gerginlik doruk noktasına ulaştı.

Batı ile Rusya arasındaki gerginliğin ikili temaslara da yansıması üzerine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in zirveden erken ayrılmaya karar verdiği açıklandı. Batı'nın, Ukrayna'nın doğusundaki Donbas bölgesindeki ayrılıkçılara destek verdiğini iddia ettiği Putin ile İngiltere Başbakanı David Cameron görüşmesinde yeni yaptırımlar gündeme geldi. Cameron'ın yanı sıra, ABD Başkanı Barack Obama ve Kanada Başbakanı Stephen Harper da Putin'i sert sözlerle eleştirdi.

Kaynak: internethaber.com

bozadi

#3
Putin faşizm köpeklerinin toplantılarından birine tavır koyuyor. Helal olsun!

bigsenfoni

#4
Putin'den sert ABD açıklaması


Avustralya'daki G20 zirvesinde 21 katılımcı ülke tarafından yalnızlığa itilen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, izolasyondan sorumlu tuttuğu Amerika'ya Moskova'dan seslenerek "ABD'nin boyunduruğu altına hiçbir zaman girmeyiz" dedi.

Moskova'ya dönüşünde "Birleşik Halk Cephesi" taraftarları forumuna katılan Putin, konuşmacılardan birinin "ABD bizi küçük düşürmek istiyor" sözleri üzerine "Hayır arkadaşım. Amerika bizi küçük düşürmek değil, bizi boyunduruğu altına almak istiyor. Kendi yarattıkları problemlerin faturasını bize ödetmek istiyor. Ancak tarihte kimse Rusya ile böyle bir şey yapamadı. Şimdi de yapamayacak" dedi.


ABD ile birlikte hareket eden ülkeleri de eleştiren Putin, "ABD'nin bir dizi müttefiki kendi milli çıkarlarını hiçe sayarak ABD'nin çıkarlarını savunan tavır takınıyor. Kendilerine zarar verdikleri gün gibi ortada olmasına rağmen. Bu davranışları neden yaptıkları ve perspektifte amaçları ne olduğunu çoğu kendileri bile bilmiyor" ifadesini de kullandı.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/27605322.asp?noMobile=true

Kalbiniz temiz, gözünüz acik olsun
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

beyrutkapı

#5
Ne kadar doğru teşhis. Çoğu neden abd çıkarlarına hizmet ettiğini bilmiyor. Üstelik kendi ülkesi zararına. Çünkü kontrol ediliyorlar. Ülkeleri yönetenlerin bu kadar cahil olduğunu düşünmek korkunç. Ama bu koşulsuz teslimiyeti de başka türlü açıklamak zor.
 

bozadi

#6
Var ol bingsenfoni. Ben de bunun son derece doğru teşhisler içeren harika bir haber olduğunu düşünüyorum. ABD'ye itaat veya onunla aktif işbirliği, en çok dikkat çekmeye çalıştığım turnusol kağıdı siyasetteki ahlak ve namus konusunda. ABD'ye itaat ve işbirliğinin özellikle İslamcı bir söylemle yapılması bence en büyük ahlaksızlık ve namussuzluktur ve Fethullah'ın da, Tayyip'in de bu konudaki sicili ortadadır. İşin garibi, bu ülkede Atatürkçüler'in de, örneğin CHP zihniyetinin de ABD'yle, İsrail'le, bu ülkelerin istihbarat kurumlarıyla, NATO'yla vs kurulagelmiş göbek bağlarına asla ciddi bir muhalefet göstermemiş olması gibi garip bir durum var. Yani ne kadar karşıt görüşte olurlarsa olsunlar (laikçilere karşı dinciler vs) herkesin ortaklaşa itaat ettiği şeytanların varlığı söz konusu. Ne kadar ilginç!

bozadi

#7
Birkaç Atatürkçü gencin ABD'li askerlerin başına çuval geçirme teşebbüsü, bu ülkedeki devlet ve ordu yapısının ve yine örneğin CHP'nin Ortadoğu'da ve dünya genelinde ABD devleti öncülüğündeki faşist faaliyetlere karşı "genel olarak itaatkar" olageldiği gerçeğini değiştirmez sanırım.

macka

#8
Tüm dünyanın aslında tek devlet olduğu,hatta sovyetlerin kuruluşunda bile malum güçlerin girişimi olduğu düşüncesi vardı,görünüşe göre Putin artık kontrolden çıkmış gibi konuşuyor.Öte yandan tüm dünyadaki muhalefet partileri,bizde Chp,Mhp vs. gerçek toplumsal uyanışın önünde ,onu belirli bir seviyede tutan, adeta amiyane tabirle toplumun gazını almak için, işgören unsurlar.Zaten iyiniyetli olduğunu düşündüğüm Ecevit gibi romantik,bağımsızlık yanlısı biri es kaza başa gelirse ekonomik kriz vs yaratılıp indiriliyor.
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen macka

Tüm dünyanın aslında tek devlet olduğu,hatta sovyetlerin kuruluşunda bile malum güçlerin girişimi olduğu düşüncesi vardı,görünüşe göre Putin artık kontrolden çıkmış gibi konuşuyor.
Evet, Kasyopya celselerinde de tüm dünya devletlerinin bir şekilde ve büyük ölçüde İlüminati kontrolü altında olduğu söyleniyordu. Putin de sisteme uyarak bugünlere gelebildi sanırım. Şu anda geçirdiği dönüşüm bu şekilde pozitif olarak devam ederse, BH güçleri açısından güzel bir manevra olmuş olacak.

Alıntı YapÖte yandan tüm dünyadaki muhalefet partileri,bizde Chp,Mhp vs. gerçek toplumsal uyanışın önünde ,onu belirli bir seviyede tutan, adeta amiyane tabirle toplumun gazını almak için, işgören unsurlar.
Kesinlikle. Bu muhalefet partileri iktidardaki faşizan ekibe küfretmekle "iyi" olunmuş olduğunu ima ediyorlar. Halbuki nihayette yaptıkları şey milletin gazını alıp yerine geri oturtmaktan başka birşey değil. O iktidardan daha iyi oldukları son derece şüpheli. Eğer gerçekten iyi, gerçekten samimi olsalardı, ülkenin iddia ettikleri kadar kötü, batmış, felaket bir durumda olduğunu düşünmeleri durumunda ideolojik saplantılarını bir kenara koyup insanca işbirliği yapmaları gerekirdi. Hani nasıl gerçek bir afetten sonra, bir depremden sonra insanlar tüm ideolojik saplantılarını askıya alıp insancıl bir şekilde işbirliği yaparlar, işte öyle. Haksızlığa, yanlışlığa, felakete karşı gerçek / insancıl bir şekilde muhalefet yaptığını iddia edenler öyle bir işbirliğine soğuk kaldıkları ve kendi ideolojilerini dayattıkları sürece asla gerçekten samimi ve insancıl olamayacak, düzenin çarklarına büyük ölçüde hizmet etmeye devam edeceklerdir. Milletin gazını alarak gerçek bir organize halk muhalefetinin ortaya çıkmasını engelliyorlar işlevsel olarak. En az faşist iktidarınn kendisi kadar berbat bir faaliyet.

Alıntı YapZaten iyiniyetli olduğunu düşündüğüm Ecevit gibi romantik,bağımsızlık yanlısı biri es kaza başa gelirse ekonomik kriz vs yaratılıp indiriliyor.
Ben de Ecevet'in gerçek/insancıl bir demokratlık eğilimi olduğunu düşünürüm ama hiçbir şey değilse bile, KH güçlerinin faaliyetleri ve şeytanlık düzeyleri konusunda bilgisi son derece yetersizdi diye tahmin ediyorum. Örneğin Fethullah'la girdiği pozitif diyalog hayra alamet değildi. Derin devlet faşizmi unsurlarının ağızlarından salyalar saçarak Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en kan dondurucu şeytani şovlarından birini yaptığı Maraş Katliamı sırasında CHP'li bir Başbakandı. Niyeyse CHP'nin Alevi katliamlarına karşı örtülü bir itirazsızlığı ve daha gerçekçi olmak gerekirse bir "sempatisi" var. Ecevit gibi birinin Başbakanlığında bile devlet o tarifsiz katliamın gerçekleşmesini kendi elleriyle sağlamış gibiydi. Ecevit sandığından ne kadar daha büyük ölçüde bir kukla durumunda olduğuyla yüzleşmek zorunda kalmıştır sanırım.

bozadi

#10
30 Kasım 2014

Vladimir Putin bugün Türkiye'ye geliyor


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin onuruna akşam yemeği verecek




Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyinin 5. Toplantısı'na katılmak için bugün Türkiye'ye gelecek.

Beraberindeki heyetle öğle saatlerinde Ankara'ya resmi ziyaret gerçekleştirecek Putin, Anıtkabir'i ziyaret edecek.

Anadolu Ajansı'ndan Ferhat Demircan'ın haberine göre, Putin için Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda karşılama töreni düzenlenecek. Törenin ardından, Putin ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan baş başa görüşecek.

Daha sonra, Erdoğan ile Putin'in eş başkanlığında, Türkiye Cumhuriyeti-Rusya Federasyonu Üst Düzey İşbirliği Konseyinin (ÜDİK) 5. Toplantısı gerçekleştirilecek.

İki ülkeden ilgili bakanların da katılacağı ÜDİK toplantısında, Türkiye-Rusya arasındaki ikili ilişkiler kapsamlı şekilde ele alınacak, ayrıca iki ülkeyi ilgilendiren temel bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin onuruna akşam yemeği verecek.

Kaynak: t24.com.tr

bozadi

#11
Erdoğan Putin'e ne gözle bakıyor acaba? Son aylardaki veya hatta yıllardaki şok edici manevralarından ve başarılarından, bağımsızlığından ve gücünden dolayı ona karşı bir imrenme veya kıskançlık duyduğundan eminim kendi adıma.

Erdoğan hayatında kaç defa büyük dönüşüm (satış) gerçekleştirdi bilmiyorum ama bildiğim kadarıyla en büyük satışlarından birini Milli Görüşe yaptı. ABD'den icazet alıp AKP'yi kurma sürecinde yani. Erdoğan'ın kariyer basamaklarını tırmanma süreci bir tür satışlar süreci aslında. Gelin görün ki, Putin de son dönemde ciddi bir değişim dönüşüm geçiriyor gibi görünüyor. Yükselmesinde ona yardımcı olan karanlık güçleri ne ölçüde sattı bilmiyorum ama en azından Putin'in dönüşmekte olduğu şey yüreklere su serpen cinsten, çünkü dünyanın ağası olan faşolara meydan okuyor resmen. Bunun vicdanlı insanlık kitlesi için olağanüstü pozitif bir dengeleyici etkisi olduğundan şüphe duymuyorum kendi adıma. Putin bölgesinde ve dünyada hedeflediği güç noktalarına ulaştıktan sonra kendisi de tekrar faşizme kayar mı, kaymaz mı bilinmez ama şu andaki durum son derece iyi duygular, ümitler uyandırıyor bence.

Kendimce emin olduğum şeylerden biri de, ele aldığımı bazı kaynaklarda geçtiği şekliyle Putin'in "ruhlu", Tayyip'in "ruhsuz" bir birey olduğudur. Tayyip gerçek bir şahıs değil. İçindeki çeşitli şahısçıkları idare eden, hayvani denebilecek çıkar güdüleriyle hesap kitap yapıp hareket eden bir ego yalnızca. Ama bulunduğu konum itibariyle yaşadığı deneyimlerin derinliği, bu enkarnasyonunda bir kişilik ve ruh geliştirmede epeyce yol katetmesini sağlayabilir. Ruh geliştirmede ise kutbiyet seçimini de mümkün olduğunca netleştirmesi gerekiyor. Tayyip birer yol olarak kutbiyetlerin anlamını henüz yeterince bilmiyor pek muhtemel olarak çünkü vicdani potansiyeli gerçek manada uyanmış ve bir seçim yapmış değil. Ama şimdiye kadar çıkarları peşindeki ilerleyişi onu KH kutbiyeti doğrultusunda epeyce ivmelendirdi. Ve bu yükseliş, onun zaman zaman durup nereye gittiğini de değerlendirme gücü ve teşviki sunabilir. Özellikle de en çok ABD'nin faaliyetlerinde zuhur eden İlüminati'nin düşündüğü kadar mutlak bir hakimiyete sahip olmadığını anlamış olmalı Suriye sürecinde. Putin öncülüğünde giderek daha organize olan birkaç Doğu Bloku ülkesinin İlüminati'ye karşı bir platform geliştirmekte olduğunu görüyor. İlüminati'ye güvenerek var gücüyle yatırım yaptığı El Kaide / Nusra / IŞİD güçlerinin neredeyse dünyadaki faşist güç odaklarından beslenmesine rağmen Suriye ve Irak'ta amaçlanan şeye ulaşılmasının sanıldığı kadar kolay ve hatta mümkün olmadığının ortaya çıkması üzerine, Tayyip'in kafası ciddi bir şekilde karışmış olmalı. Herşeyi doğru yapmıştı ve arkasında adeta "Dünyanın Allah'ı" (Şeytan/İlüminati) vardı. Doğru ata ve hatta var olan belki de tek ata oynadığından bu kadar eminken Suriye'de başarısız olmak nasıl açıklanabilirdi? Harika denebilecek bir şekilde ilerleyen Arap Baharı süreci nasıl olur da Suriye gibi çocuk oyuncağı gibi görünen bir ülkede duvara toslardı? Hem de on binlerce terörist Suriye yönetimini yıkmak için bölgede organize edilmişken, tüm dünyaya kesilmiş kellelerle dehşet saçarlarken ve gerekli her türlü destek verilmeye devam ederken? Dünyanın hakimi nasıl başarısız olabilirdi?

İlüminati Tayyip'in henüz çiğ bir ruh olduğunu, istikrarlı olmadığını, sürprizler yapabileceğini biliyor. Özellikle Suriye rezaletinden sonra egemenlere çok kızgın olduğunu da biliyorlar. Henüz o egemenlerin kucağından inecek düzeyde bir alternatif bilmiyor elbette ama belki de önümüzdeki günlerde öyle bir alternatifin olasılıklarını değerlendirmeyi gözardı etmeyecek. Özellikle Putin öncülüğündeki Doğu Bloku yükselmeye devam ederken, bunu gözardı edemez. Tayyip muhtemelen bir anda Doğu Bloku destekçisi olmayacak. Ama önümüzdeki günlerde dünyanın mutlak egemeni olarak gördüğü güçlerin gücünün sanıldığı kadar sarsılmaz ve yenilmez olmadığını giderek daha iyi anlayacak. Peki gerçekten öyle olursa ne yapacak? Tayyip satma ve taraf değiştirme konusunda hiçbir çekincesi olmayan biri. Yeter ki geçeceği taraftaki başarısından emin olsun. Batı Bloğu ile Doğu Bloğu arasında henüz yeterince görünür hale gelmemiş olan mücadele hayatımızda somutlaştıkça, Tayyip İlüminati'ye daha sadık hale mi gelecek? Yoksa onları satacak mı? Yoksa iki tarafı da alenen desteklemediği bir alternatif mi bulmaya çalışacak?

Tayyip ABD'yi, İlüminati'yi, Şeytan'ı karşısına alsa ne kadar güzel olurdu! Doğu Blokuyla işbirliğini ciddi ciddi düşünse ve bu konuda bazı deneme adımları atsa ne kadar güzel olurdu! İmkansız gibi görünüyor ama eğer komşumuz Putin yükselmeye, yücelmeye devam ederse, bir ihtimal Tayyip'in Şeytan'ı da satması olağanüstü güzel birşey olurdu. Evet, Tayyip her türlü şeytanlığı, satıcılığı çekincesizce yapageldi. Henüz pozitif veya negatif bir vicdan oluşmadığı için, onun çevresinde neden olduğu ölümler ve yıkımlar için duyacağı vicdani sıkıntı, bir vahşi hayvanın bir başka hayvanı öldürdüğü için duyacağı sıkıntıdan çok fazla olamaz. Olağan birşey yani bu onun için. Ne çok yükseltici, ne çok alçaltıcı. Bir güç yettirme ve egemenlik mücadelesi bu onun için. Tayyip'in nasıl bir kaderi var bilmiyorum ama şimdiye kadar çıkarları için yaptığı onca satış ve dönmedolaplıktan sonra, Putin'in açmakta olduğu yolun ışığını görüp, güvenip Şeytan'ı da satarsa, bu Türkiye'nin başına gelip gelebilecek en güzel şey olur önümüzdeki süreçte.

Ama ABD'ye, şeytana itaat ettiği ve çıkarları için onunla işbirliği yaptığı sürece, ona kızmak, ondan tiksinmek, ona lanet etmek dünyanın en doğal, en meşru, en doğru şeylerinden biri olmaya devam edecek.