Meral Akşener'e tartışma yaratan başdanışman (1.11.17)

Başlatan bozadi, 02 Kasım 2017, 13:41:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

1 Kasım 2017

Meral Akşener'e tartışma yaratan başdanışman


Turuncu 'devrim'lerin finansörü NED'in desteklediği isim, Akşener'e başdanışman oldu!




Turuncu "devrim"lerin finansörü olan, kurucularından birinin "Bugün bizim açıkça yaptıklarımızı CIA yıllar önce gizlice yapıyordu" dediği National Endowment for Democracy (NED) adlı kuruluşun desteklediği Denge ve Denetleme Ağı'nın temsilcisi Selda Tandoğan, Meral Akşener'e "başdanışman" oldu.

Tüm dünyada "neo-con" kimliğiyle tanınan ve 1983'te kurulan NED adlı kuruluş, eski CIA ajanlarının çalıştığı ve özellikle Ortadoğu'ya Amerikan emperyalizminin çıkarları doğrultusunda şekil veren politikaların yaygınlaşmasını sağlamasıyla biliniyor. NED, Türkiye ve benzeri ülkelerdeki STK'lere finans desteği veriyor.

SoL'un haberine göre; NED'in desteklediği kuruluşlardan biri de Denge ve Denetleme Ağı. Ağın temsilcilerinden Selda Tandoğan'ın İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e "başdanışman" olması dikkat çekti.

2012'de destek verdiği mali kuruluşlar arasında Taraf gazetesinin de yer aldığı NED, Denge ve Denetleme Ağı'na da 700 bin dolar civarında finans sağlamıştı. İşte bu ağın etkili isimlerinden Selda Tandoğan'ın Akşener'e "başdanışman" olarak atanması, önümüzdeki günlerde hayli tartışılacak bir konu olarak görülüyor.

Gazeteci-yazar Fatma Sibel Yüksek, bu gelişmeyi Twitter hesabında duyurdu. Yüksek, paylaşımında "National Endowment For Democracy'den 700 bin $ destekli Denge ve Denetleme Ağı'nın etkin ismi Selda Tandoğan, Akşener'in 'Başdanışmanı' oldu" dedi.




UĞUR MUMCU NED'İ YAZMIŞTI

SSCB'nin çöküşünden önce çevre ülkelerdeki anti-komünist faaliyetleri finanse eden NED adlı kuruluşu, 26 Mart 1989'da Uğur Mumcu Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde şöyle anlatmıştı:

"National Endowment for Democracy (Ulusal Demokrasi Vakfı) adlı kuruluşun 1988 yılı raporunun 18. sayfasında 'American Friends of Turkey Foundation' Türkiye'nin Amerikalı Dostları Vakfı'nın Ankara'da Fero Forum' adlı dergiye 50 bin dolar para yardımı yaptığı yazılıyor. Aynı raporun 19. sayfasında da yine 'Fero Forum' dergisine aynı vakfın 11.766 dolar gönderdiği açıklanıyor. Türkiye'nin Amerikalı Dostlan Vakfı, 1988 yılı mayıs ayında Kahire'de Türk-Mısır ortak semineri düzenlemiş, yani Forum dergisi temsilcileri de bu seminere katılmışlar, 11.766 dolar bu yüzden yeni Forum dergisine ödenmiş. VBN/fFrum dergisinin sahibi Nilüfer Yalçın... Nilüfer Yalçın'ın eşi ünlü anti-komünistlerimizden Prof. Aydın Yalçın. CIA'nin Ankara'daki eski istasyon şefi Paul Henze, Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Osman Okyar ve daha birçok öğretim üyesi ve yazarın yorumları bu dergide yayımlanır. Derginin ana ideolojisi, anti-komünizm ve anti-sovyetizmdir."



Kaynak: ODATV


bozadi

Maalesef Akşener'in siyasi hareketinin milliliği ve bağımsızlığı hakkındaki şüpheler giderek artıyor.

Partinin kuruluş bildirgesinde "NATO'ya ve ABD'ye bağlılıkla" ilgili beyanlar ciddi bir eleştiri konusu olmuştu. Ne yazık ki üstteki haber de bu yönde şüphe uyandırıcı bir işaret gibi görünüyor.

gerçek tosun paşa

Şeytan her yerde mübarekler...

macka

Haber için teşekkürler
Benim de bugün ilgimi çekti bu haber, tam bağımsız bir muhalefet hayal gibi görünüyor, gezi gibi bir dalga! haricinde çözüm zor.
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

ogeday

#4
Bende bu NATO bagliligi meselesini en basta karsisina fazla dusman almama olarak yorumluyordum ama bu NED olayi kabul edilemez.Seytanla yataga girmeden iktidar olamayiz anlayisi cok yanlis.Tabi SoL gazetesi ne kadar guvenilir ve milli,kim finanse ediyor onuda arastirmak lazim.Rahmetli Atilla ilhan in dedigi gibi yesili takip etmek lazim.
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Bende bu NATO bagliligi meselesini en basta karsisina fazla dusman almama olarak yorumluyordum ama bu NED olayi kabul edilemez.Seytanla yataga girmeden iktidar olamayiz anlayisi cok yanlis.Tabi SoL gazetesi ne kadar guvenilir ve milli,kim finanse ediyor onuda arastirmak lazim.Rahmetli Atilla ilhan in dedigi gibi yesili takip etmek lazim.
Üstteki haberi soL gazetesi değil, odatv yayınlamış. Hiç ayrıntılı bir araştırma yapmamış olsam da, şimdiye kadar takip ettiğim yayın politikası itibariyle soL gazetesini gayet meşru ve değerli bulduğumu belirtmek isterim. Elbette eleştirilmesi gereken bir sürü özelliği olabilir, bunlar da gündeme gelmeli ama "dışarıdan" veya karanlık güçlerce yönetilen bir yayın organı veya hareket olduğu yönünde herhangi bir somut işaret veya beyana rastladıysan, paylaşmanı özellikle rica ederim. İfşa edilmesi gereken ne varsa anlayalım, bilelim ve ifşa edelim. Olumlu veya olumsuz.

ogeday

"SoL'un haberine göre; NED'in desteklediği kuruluşlardan biri" haberi SoL haber yapiyor.ODA Tv boyle bir haber oldugu bilgisini veriyor sadece.SoL haberin mesrulugu konusunda herangi bir yorum yapma geregi duymuyorum.Bu konuda senin onceki yazilarini okudugum icin goruslerini biliyorum.Ayni fikirde olmamiz mumkun degil.Zaten boyle bi zorunlulugumuzda yok.
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

"SoL'un haberine göre; NED'in desteklediği kuruluşlardan biri" haberi SoL haber yapiyor.ODA Tv boyle bir haber oldugu bilgisini veriyor sadece.SoL haberin mesrulugu konusunda herangi bir yorum yapma geregi duymuyorum.Bu konuda senin onceki yazilarini okudugum icin goruslerini biliyorum.Ayni fikirde olmamiz mumkun degil.Zaten boyle bi zorunlulugumuzda yok.
Evet, haklısın, öyleymiş. Kontrol ettiğim kadarıyla haber odatv'den birkaç saat önce soL'da yayınlanmış gerçekten verilen tarih/saat bilgilerine göre.

Haber önemli, değerli bir haber gibi görünüyor.

Bu gazeteyi "en değerli haber kaynağı veya siyasi hareket organı" olarak görüyor değilim ve aslında pek çok diğer solcu yayın organı gibi "fazla ideolojik" bulduğumu, yani her zaman değilse bile azımsanamayacak bir sıklıkta ideolojik önyargı ve körlük etkisi altında kaldıklarını düşündüğümü belirtmeliyim ama yine de faydasının zararından kesinlkle fazla olduğuna inanıyorum. Eğer sen bu gazetenin veya grubun dış / negatif eğilimli bir güç tarafından negatif/yıkıcı amaçlarla kullanılmakta olduğuna dair az çok somut bir bilgiye veya iddiaya rastlarsan, lütfen paylaş.


ogeday

 

Gavroche

Konu ile biraz alakalı, İyi partiden takipçisi olduğum eski SAT komandosu Ali Türkşen'in bir köşe yazısı var, Nihat Genç ile aralarında geçen bir tartışmaya ithafen şöyle bir köşe yazısı paylaşmış, okumanızı tavsiye ederim.

http://odatv.com/yazar/ali-turksen/nihat-abiye-yanitimdir-3010171200.html

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Gavroche

Konu ile biraz alakalı, İyi partiden takipçisi olduğum eski SAT komandosu Ali Türkşen'in bir köşe yazısı var, Nihat Genç ile aralarında geçen bir tartışmaya ithafen şöyle bir köşe yazısı paylaşmış, okumanızı tavsiye ederim.

http://odatv.com/yazar/ali-turksen/nihat-abiye-yanitimdir-3010171200.html
Paylaşım için teşekkürler. Ali Türkşen'i ilk defa okuyorum. Nihat Genç'in ilgili yazısını okumadım ama Türkşen'in cevap yazısı bu konuda yeterince fikir veriyor gibi görünüyor.

Türkşen "NATO" eleştirilerine açıklayıcı yanıt vermemiş,  "NATO'ya bağlılık, FETÖ'ye bağlılıktır diye algılıyorsan, senin bileceğin iş." şeklinde tek cümleyle geçiştirmiş. FETÖ ile NATO arasında doğrudan bir ilişki olup olmamasının bence pek bir önemi yok. NATO'nun ne olduğu bir sır veya gizem değil. Faşist ABD devleti ve müttefiklerinin silahlı yaptırım gücü. Türkşen'in asker kökenli olması da NATO konusunda sivri bir beyanda bulunmaktan caydırıyor olabilir onu ama belki de NATO'ya zaten negatif bir gözle bakmıyor da olabilir, bilmiyorum, tanımıyorum kendisini henüz. Ama kendi görüşümü açıkça paylaşayım: TSK'nın NATO/ABD/İsrail'le öteden beri devam eden "göbek bağı" ilişkisi, bu ülke ve millet açısından "utanç verici"dir ve Atatürk'e düpedüz ihanettir ve hem TSK hem de CHP bu ihanet suçuna ortak olmuştur. Erdoğan AKP'si de yakın zamana kadar aynı suçu paylaştı ama nasıl olduysa bir süredir bu konuda devrimsel denebilecek bazı değişimler oluyor ve devletimiz/ordumuz bu faşist global güçlerle arasındaki "aşırı yakınlığı" sorguluyor ve karşı yönde bazı ataklar yapıyor. Erdoğan AKP'sinin bu konuda paha biçilmez bir tutumu olduğunu düşünüyorum ve bu konudaki cesaretin gerçekten özellikle de Erdoğan'dan kaynaklı bir durum olduğunu düşünüyorum. Erdoğan'ın bu cesareti gösteriyor olmasından büyük bir mutluluk duyuyorum. Elbette işin "siyasi çıkarlarla" yakından bağlantılı yönleri var ama meselenin tamamen bundan ibaret olduğunu düşünmüyorum. Bir "erdem" yönü de olduğuna inanıyorum. Erdoğan AKP'sinin tek derdi siyasi ve ekonomik çıkar olsaydı, o zaman ABD'nin, İsrail'in, NATO'nun güdümünden hiç çıkmaması gerekirdi, tıpkı şimdiye kadar TSK'nın ve CHP'nin (ve diğer belli başlı bazı partilerin) yaptığı gibi. Ülkenin ekonomisi zaten hassas durumunda, AKP bunun üstüne bir de ABD'yi ve müttefiklerini karşısına almak anlamına gelen şeyler yapınca, Putin'in stratejisti Dugin'in uyardığı gibi, bu durum ülke ekonomisi açısından çok daha zorlu bir sürecin başlangıcına işaret ediyor zaten.

Ve Erdoğan AKP'sinin şu anda izlemekte olduğu bu rota, her ne kadar halay misali "iki ileri bir geri" olsa da, yine de bir şekilde ilerliyor, devam ediyor, yani nispeten istikrar gösteriyor ve ilginç bir şekilde tam da bu rota, ülkedeki farklı kesimleri birleşmeye zorlayacak bir rotadır. Yani birbirine ölümüne muhalefet eden kesimleri bile birleştirebilecek bir yol. Ve TSK'nın ve CHP'nin geçmişteki suçlarını hafifletme ve giderme fırsatı da doğabilir bu şekilde. Erdoğan AKP'sinin bu inisiyatifi olmasa, CHP'nin ve TSK'nın global faşistlere gerçek bir direnç göstereceği yok bence, çünkü öteden beri o karanlık güçlerle aynı yatakta bulundular. AKP de uzunca süre aynı yataktaydı ama çok şükür artık yavaş da olsa önemli ve hatta paha biçilmez bir değişim var bu konuda. Suriye Savaşı'nın bu politika değişiminde çok önemli bir etkisi olduğuna inanıyorum.

Meral Akşener'i şimdiye kadar (ve halen) kötü niyetli biri olarak görmedim, hatta AKP ve MHP tarafından gördüğü aşırı baskılara, adeta işkencelere rağmen haklı mücadelesini sürdürmüş olmasını çok takdir ettim. Ama İyi Parti Türkiye'nin dertlerini görüp de bu dertlere derman olmaya yönelik güçlü bir duygu, söylem ve eylem partisi olarak kurulmuşa benzemiyor, dar kapsamlı/amaçlı denebilecek konjonktürel koşulların yarattığı bir partiye benziyor şu anda. MHP'de bir iç bölünme ve çatışma oldu, Bahçeli'yi destekleyen grup AKP'ye yakın durmayı seçerken, AKP'ye açıktan muhalif olan kabaca diğer yarısı ise hem Erdoğan'a, hem de Bahçeli'ye  düşman oldu adeta. Ama "taban" anlamında İyi Parti'yi MHP'den ayırmak pek kolay değil. Ezici çoğunluğu kısa süre öncesine kadar MHP tabanıydı. Yani, gerçekçi olmamız gerekirse, İyi Parti MHP'den bölünmüş bir parti adeta. Parti adının doğruydan Kayı Boyu'na referansta bulunuyor olması da parti tabanının "muhafazakar milliyetçi" kökenini vurguluyor. Ama elbette, MHP yönetimine muhalefeten doğmuş olmasının ötesinde, İyi Parti'nin kendine has ilginç bazı özellikleri de var. Tabanını genişletmek için farklı kesimlere de hitap etmeye çalışıyor. Samimi olmak gerekirse, son yıllarda AKP karşısında birleşerek güçlenme eğilimi gösteren farklı muhalif kesimlerin bu konudaki başarılarının artış göstermesi ve AKP'yi giderek sıkıştırıyor olması da İyi Parti kuruculularının bu partiyi kurarken dikkate aldıkları başlıca olgulardan biriydi bence. Daha da samimi ve gerçekçi olmak gerekirse, bence, İyi Parti Erdoğan AKP'sinin MHP'den aldığı hayati derecede kritik desteği zayıflatarak Erdoğan'ın ayağını kaydırmak üzere kurulmuş bir parti aynı zamanda. Tabanı genişleterek farklı muhalif kesimleri bünyesinde birleştirmeye yönelik eğilimin başlıca dayanağı da bu değil mi?

Evet, belki Erdoğan AKP'si pek çok bakımdan "ayağı kaydırılması gereken" bir parti/şahıs olabilir veya öyle görünmüş olabilir ama ne kadar ilginçtir ki, İyi Parti'nin kuruluşu tam da Erdoğan AKP'sinin global faşist güçlere karşı söyleminin ve eyleminin güçlenmeye başladığı bir dönemde kuruldu ve yine ne kadar ilginçtir ki, İyi Parti tam da o global faşistlerin maşası olan güçlere adeta "selam çakarak" kuruldu, hem de güya Türk Milliyetçisi ve aynı zamanda Atatürkçü olduğunu iddia/ima ettiği halde! Bu hiç hoş bir rastlantı olmadı. Akşener'i pek tanımıyorum ama meşru bir isim olabileceğini varsaysak bile, global güçlerin onu Erdoğan'a karşı kullanma çabasına farkına varmadan veya yarı bilinçli olarak hizmet etme durumuna düşürülmüş olabilir gibi geliyor bana.