avatar_gerçek tosun paşa

Hamas İsrail'e Saldırdı: İsrail Savaş İlan ETTİ

Başlatan gerçek tosun paşa, 07 Ekim 2023, 18:52:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

Bu kadar gerçekten uzaklaşmak zor görülür
Sen bütün toplantılarını bu kadar tehlike mevcutken komutanlarını da yanına alıp ailenle olduğun evde ofisinde yap sonuç bu olur,

Bunların tek yaptıkları şey devletin parasını iç edip kendine karşı gelenlere eziyet etmek, öldürmek,nerede akıl nerede asalet nerede merhamet.

Tanrı beni korur dendi herhalde ,ritüellerin güç sarhoşluğunun beklenti ile arzulu düşünceyle bulaştığı vakit ne hale geldiğini anlayınız.

Diğer yandan İsrail ve yardakçısı emperyalist ülkeyi tasvip ettiğimizi söylemiyoruz yanlış anlaşılmasın bu işe kalkışanların sonuçta hüsrana uğrayacaklarına da katiyetle eminim ayrılığı ve vahşeti devreye alan her varlık ektiklerini biçecektir.

gerçek tosun paşa

#226
Sert bir Amerikan-İsrail saldırısının ardından, İran'ın kendi topraklarına bomba gönderen Körfez ülkelerine karşılık vererek saldırı başlatması ve bu ülkelerin de sert bir şekilde karşılık vermesi ilk etapta bana garip gelmişti. Durumda bir gariplik olduğunu sezsem de olayın tam akıbetini kavrayamıyorum. Çünkü İran'ın ciddi stratejik noktalarının vurulduğuna dair haberler dolaşıyordu ve Dubai başta olmak üzere çeşitli Körfez ülkelerinin önemli şehirlerinde çekilen net İran saldırısı görüntüleri mevcuttu. Yani karşılıklı saldırılar oldukça sert bir noktadan başladı.

Bunun sebebini araştırırken Twitter'da Iraklı askeri analist Süleyman el-Fahd'ın bir açıklamasına rastladım ve bu açıklamadaki bazı bilgileri kendi araştırmalarımla da büyük ölçüde doğruladım. Analist, Donald Trump ve Netanyahu'nun, Rus ve İranlı stratejistler tarafından kurulan bir tuzağa düştüğünü belirtiyor.


ABD ve İsrail'in, İran'ı haritadan silmek amacıyla tetikte bekleyen 800 uçaklık bir filonun en az 400'ü ile devasa bir saldırı başlattığı iddia edilmiş. 400 uçakla saldırı başlatıldığı bilgisini tam olarak doğrulayamasam da 800 uçağı bulabilecek bir filonun bölgede konuşlandırılabileceğine dair veriler doğru görünüyor. Ancak ABD ve İsrail, İran'ın sürpriz bir hamlesiyle karşılaşmış. İran bu saldırıya hazırlıklıymış; hava sahası hava savunma sistemleri ve elektronik harp cihazlarıyla donatılmış durumdaymış. Bu savunma, ABD ve İsrail uçaklarını İran hava sahası dışından rastgele saldırılar yapmaya zorlamış.

İran'ın Karşı Saldırısı ve Hedeflenen Üsler
Hava saldırısının püskürtülmesinden yalnızca bir saat sonra İran, ABD'nin daha önce hiç tanık olmadığı büyüklükte, eş zamanlı ve geniş çaplı bir karşı saldırı başlatmış. Bölgedeki ABD askeri üsleri ağır bombardıman altında kalmış. Wall Street Journal'a konuşan ABD'li bir yetkili, ordunun İran'ın kapasitesi karşısında şoka uğradığını belirtmiş. İran; Ürdün, Irak, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Kuveyt'teki tüm Amerikan üslerini hedef almış. Burası tüm dünya basınından ve sosyal medyada açıkça çıkan videolarla herkesin malumu.

İran'ın Körfez'deki ABD üslerini vurmaktaki asıl stratejik hedefi, Körfez ve İsrail'in kuzeyindeki Amerikan radarlarını kör etmekmiş ve bu hedefine de ulaşmış. Özellikle Katar'da bulunan, 5.000 kilometre menzilli balistik füzeleri takip etmek için kullanılan 1.1 milyar dolar değerindeki bölgenin en büyük radarı FP-132 tamamen imha edilmiş. Bu radar, geçtiğimiz Haziran ayındaki savaşta İsrail'e yönelen füzeleri durdurmak için kullanılmıştı. Radarın yok edilmesiyle İsrail ve ABD'ye ait uçak ve gemilerin korumasız, savunmasız bir durumda kaldığı belirtiliyor. İran bu radarın yok edildiğini duyurdu fakat ABD'den bir açıklama ve bilgi gelmedi. Radar sayesinde tüm uçak filoları, hava savunma sistemleri, balistik füzeler, uçak gemileri vs. birlikte senkron çalışıyor.

İnisiyatifi ele alan İran'ın, asıl saldırı paketini henüz devreye sokmadığı, şu aşamada daha düşük çaplı ve basit füzeler kullandığı ifade ediliyor. İran'ın elinde henüz kullanmadığı çok daha yıkıcı füzeler bulunduğu ve zamanı geldiğinde bunları da kullanacağına dair iddialar mevcut.

Olayın arka planında ise, Rusya tarafından kurgulandığı iddia edilen ve bölgedeki jeopolitik dengeleri altüst etmeyi amaçlayan bir ana plan olduğu söyleniyor. Trump'ın şokta olduğu, Amerikan ordusunun gururunun kırıldığı ve "stealth" (hayalet) uçaklarının İran radarları için kolay hedefler haline geldiği belirtiliyor. Kaybedilen radar, ordunun kısıtlanan hareket kabiliyeti ve beklenenden fazla verilen zayiatın ABD ve İsrail cephesinde büyük bir şok dalgası yarattığı iddia ediliyor. Böyle bir uçağın düşürüldüğü gerçekten doğru gibi görünüyor. İran bunu açıkladı fakat ABD'den açıklama yok. Bazı kayıplar normaldir tarzında genel bir açıklama yapıldı.

Bu hamlenin aynı zamanda caydırıcılık ve siyasi bir mesaj amacı taşıdığı da konuşuluyor. İşin içine Çin faktörü de giriyor; Çin'in, ABD'nin askeri varlıklarını izleyip İran'a anlık istihbarat sağlayarak savaşın bir parçası haline geldiği belirtiliyor. Çin'in bu durumu sadece bir İran saldırısı olarak değil, Pekin'i kuşatmaya ve İpek Yolu projesini engellemeye yönelik bir Amerikan hamlesi olarak gördüğü ifade ediliyor.


Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkelerinin hedef alınmasının ardındaki amaç ise oldukça stratejik. Dubai ve Abu Dabi gibi batılı yatırımcıların ilgisini çeken, büyüyen, çok uluslu küresel merkezlerin İran füzeleriyle sarsılması, bu şehirlerin "güvenli liman" imajını kaybetmesine ve gayrimenkul piyasalarının ciddi şekilde etkilenmesine yol açacaktır.

Dahası, bu şehirlerin Amerikan koruması altındayken bu denli yara alması, ABD'nin bölgedeki güvenilirliğini derinden sarsmıştır. Radarların kaybedilmesi sebebiyle ABD'nin Körfez'deki güçlerinin büyük bir kısmını İsrail'i korumak amacıyla İsrail'e yakın noktalara çektiği konuşuluyor. Bu durum, Amerika için hem büyük bir güven kaybı hem de ciddi bir itibar zedelenmesi anlamına geliyor. Aynı zamanda Putin'in yakın zamanda Ukrayna'ya geniş çaplı bir saldırı başlatacağına dair dedikodular da dönüyor; bunun eş zamanlı bir "karşı şok dalgası" olabileceği ifade ediliyor. Sonuç olarak, dünyanın jeopolitik haritasını derinden etkileyecek oldukça enteresan ve kritik gelişmelerin yaşanabileceği öngörülüyor.

Bu bilgilerin ya da çıkarımların doğruluğundan biraz bile emin olabilmemiz için sürece biraz daha uzun süre bakmak gerekli olacak diye düşünüyorum. İran'da bariz bir halk ayaklanması ve rejimin düşmesinin hedeflendiği açıkça ortada zaten söylendi bile. İran'ın bu saldırılarda hala yumuşama taraftarı olduğu açık. Boğazın kapanmasını ve mevcut ticarete zarar gelmemesini, saldırıların son bulmasını istiyorlar. Fakat kısa sürede son bulmayacağı da belli gibi.

İran'ın gerçek füze kapasitesini kullanmadığını farklı haberlerde ve açıklamalarda doğruladım, bu iddianın doğru olma ihtimali bir hayli yüksek gerçekten ellerinde şu ana kadar kullandıkların daha güçlü füzelerin olma ihtimali var ama şansını zorlayacak mı göreceğiz. Eğer Rusya bir süre sonra gerçekten Ukrayna cephesini zorlamaya başlarsa bu da önemli bir işaret olabilir.


Şöyle bir linkte bahsettiğim açıklamayı buldum
https://www.songazeteci.com/gundem/trump-ve-netanyahu-rus-ve-iranli-stratejistlerin-kurdugu-o-tuzaga-dustu/5270

bozadi


bozadi

Bu arada Kuveyt'te "3" Amerikan savaş uçağının Kuveyt hava savunma sistemlerince "yanlışlıkla" vurulduğu yönünde bir açıklaması var ABD'nin. İran "biz vurduk" diyor, belki İran'ın açıklamasını hemen doğru kabul etmek de aceleci olur ama peşpeşe 3 Amerikan savaş uçağının birden "yanlışlıkla" vurulması kulağa pek gerçekçi gelmiyor. ABD'nin Kuveyt'teki askeri varlığı Körfez Savaşı'ndan beri devam ediyor, 10 binden fazla ABD askeri var üslerde. Ve hava savunma sistemleri de Amerikan Patriot. ABD'nin kendi savaş uçaklarını kendi savunma sistemleriyle vurması gibi birşey bu. Böyle bir aptallığı yapmasını beklemek mümkün ama o uçakların İran tarafından vurulduğunu örtbas etmek için yalan söylüyor olması daha muhtemel sanırım.

gerçek tosun paşa

İran tarafından çeşitli bölgelere saldırılar devam ediyor gibi görünüyor. Güney Kıbrıs'ta yer alan İngiliz üslerine saldırılar gerçekleşti. Bu İngiltere'nin daha önce asla karışmayacaklarını söylemelerine rağmen oradaki üssü ABD'ye saldırılar için kullandırtacaklarını açıklamalarından sonra gerçekleşti. Bunun gibi bazı noktalar daha var.

Bunların yanı sıra bazı iddialar gelmeye devam ediyor:

Alıntı Yapİsrail, sahte bayrak operasyonuyla Suudi Aramco'nun rafinerisine saldırdı — haber ajansı
Ajansın kaynaklarına göre, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Fujairah limanı, İsraillilerin bir sonraki hedeflerinden biri.
TAHRAN, 2 Mart. /TASS/. Tasnim haber ajansının bir kaynağa dayandırarak verdiği habere göre , İsrail, sahte bayrak operasyonuyla Ras Tanura'daki Saudi Aramco rafinerisine saldırdı .

Kaynak, "Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine bu sabah düzenlenen saldırı İsrailliler tarafından gerçekleştirildi ve sahte bayrak operasyonuna bir örnektir" dedi. Suudi Aramco'nun tesislerinin İran tarafından hiçbir zaman hedef alınmadığını da sözlerine ekledi.

"İstihbarat kaynaklarından aldığımız bilgilere göre, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Fujairah limanı da İsraillilerin sahte bayrak operasyonunun bir parçası olarak hedeflediği bir sonraki yerlerden biri," diye ekledi

Rus Haber Ajansı
https://tass.com/world/2095095

Görüldüğü gibi İsrail tarafından düzenlenen bazı saldırıların İran'a yıkılmaya çalışıldığı da söyleniyor. Gerçekten çok karışık bir akış ve bazı bilgi kirlilikklerinin olduğuna şüphe yok.

gerçek tosun paşa

İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail eksenindeki çatışmalar ve karşılıklı füze saldırıları tüm hızıyla devam ediyor.

Sürecin kısa sürede sona ereceğine dair hiçbir işaret bulunmuyor; bu noktada olayları sağlıklı yorumlayabilmek için sahadaki verileri mümkün olduğunca doğrulamak büyük önem taşıyor.

Son günlerde İran'ın füze sistemlerinden övgüyle bahseden bir kitle var; özellikle İsrail'e ve çevre bölgelere atılan "Fettah" isimli füzenin ciddi bir tahribat yarattığı görülüyor.

İran'ın bu füzeleri Çin'den aldığı teknoloji transferiyle, üzerinde ufak modifikasyonlar yaparak kendi üretim bantlarında ürettiğine dair güçlü bulgularım var. Eğer İran bu tarz füzeleri kendi başına üretebilme kapasitesine ulaştıysa, sahada kendilerine çok ciddi bir avantaj sağladıklarını söyleyebiliriz. Çünkü devamlı olarak bu füzelerin yenisini yerine koyabilmek oldukça önemli. Fakat bazı taraflı basında söylendiği gibi İran'ın devasa üretim kapasiteleriyle ve depolama kapasiteleriyle inanılmaz yeraltı üslerinde binlercesini üretip saklayabileceği fikri bana oldukça abartılı geliyor.

Sahte Bayrak (False Flag) Operasyonları ve Türkiye'nin Duruşu
Geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin İranlılar tarafından vurulduğuna dair bilgiler paylaşmış ve bazı sahte bayrak operasyonlarının (false flag) kurgulandığından bahsetmiştim.

ABD ve İsrail kaynaklı bu operasyonların bizim için en çarpıcı örneği, Hatay'a düşen NATO Patriot hava savunma sistemi füzesi üzerinden görüldü.

Olay, "Türk hava sahasına giren bir İran füzesinin düşürülmesi" olarak lanse edilse de, asıl amacın NATO'nun en büyük ikinci ordusu olan Türkiye'yi kışkırtarak İran'a karşı bir batı cephesi açmasını sağlamak olduğu oldukça açık.

Harita üzerinden incelendiğinde füzenin aslında Güney Kıbrıs'a doğru ilerlediği, ancak kasıtlı olarak Türk hava sahasında vurularak bir kriz ortamı yaratılmak istendiği görülüyor.

Batı dünyasının bu hamlelerinden bir sonuç alması pek mümkün görünmüyor, zira Türk yetkililerin bu tuzağa düşmeyeceğinin altını çizmek gerekir.

Jeopolitik Kazananlar: Rusya ve Çin Stratejisi
Bölgedeki bu kaostan en kârlı çıkacak ülkenin tartışmasız Rusya olduğunu düşünüyorum. Daha önce paylaştığım Iraklı analistin yazısından yola çıkarak Rusya faktörünü detaylıca inceledim.

Artan petrol fiyatları kısa vadede ABD'ye fayda sağlıyor gibi görünse de, uzun vadede enflasyonu tetikleyerek yaklaşan seçimlerde Donald Trump hükümetine büyük bir eksi yazacaktır. Halkın tepkisini de çok çeker.

Enerji krizinden olumsuz etkilenecek olan Avrupa ülkeleri, alternatif arayışına girerek karaborsada yeniden Rusya'nın doğal gaz ve petrolüne mecbur kalacaktır.

Çin'in neden İran'a doğrudan destek vermediği konusu da tamamen stratejik bir temele dayanıyor.

ABD'nin Orta Doğu'da askeri personelini, gemi yakıtlarını ve mühimmatını tüketmesi, Pasifik'te Çin'e karşı daha hazırlıksız yakalanması anlamına geliyor.

ABD'nin Lojistik Çıkmazı ve Artan Baskılar
Emekli Amiral Cem Gürdeniz'in analizlerine göre, 7.000 personelin görev yaptığı büyük Amerikan uçak gemisinde lojistik desteği sürdürmek giderek zorlaşıyor.

Füzelerin en yakın ikmal noktasından getirilip konuşlandırılması 7-8 gün sürüyor; üstelik bu füzeler hem İsrail'i hem Amerikan üslerini hem de Körfez ülkelerini korumak için aynı anda kullanıldığından bu lojistik ağ sürdürülebilirliğini yitirmiş durumda.

Körfez ülkeleri, savaşın uzamaması ve bir an önce sona ermesi için Donald Trump'a çok ciddi baskı yapmaya başladı.

ABD içinde de özellikle Demokratlar, savaşın Senato onayı olmadan yürütüldüğü gerekçesiyle Donald Trump'ı köşeye sıkıştırıyor.

Amerikan halkının yaklaşık %70-80'i bu savaşı kesinlikle desteklemezken; çatışmayı sadece %20-25'lik Evangelist (Armageddon beklentisi içinde olan) kesimin küçük bir kısmı destekliyor.

Trump'ın Yanılgısı ve İran'ın Sürpriz Stratejisi
Donald Trump'ın, savaşın ilk günlerinde İsrail, Mossad ve CIA iş birliğiyle İranlı üst düzey yetkililerin hızla ortadan kaldırılmasının ardından savaşın çok çabuk biteceğini sandığını düşünüyorum. Burada büyük yanıldı. Savaşın başında CIA-MOSSAD iş birliğiyle yapılan üst düzey yetkililer kıyımından sonra her şeyin çok kolay olacağını ve halkın sokaklarda ABD bayrakları açarak koşuşturacağını düşündüler.

Venezuela'daki gibi bir lider değişimi bekleyen Trump, İran'da bir halk ayaklanmasının çıkmaması, rejimin düşmesi için medyanın kamuoyu oluşturamaması ve kimsenin yönetimi devralmak için öne çıkmaması nedeniyle şu an sürecin nasıl ilerleyeceğini bilemiyor. Çünkü cephelerde de ilerleyen süreç soru işaretlerini gidermiyor.

İran ise sanıldığı gibi sadece birkaç gemiye rastgele füze atmadı; çok akıllıca bir stratejiyle (bence burada da Rus etkisi var) savaşı tüm bölgeye yayarak Amerika'yı hazırlıksız yakaladı.

Önceki iddiaları doğrulayan şekilde, İran'ın ABD radarlarını ve askeri üslerini tek bir bölgede değil, birçok farklı noktada başarıyla vurduğu kesinleşti.

İran bu süreçte çok akılcı hamleler yapmış olsa da, bu savaştan yara almadan çıkması oldukça zor; ülkenin büyük bir yıkıma uğraması yüksek bir ihtimal olarak masada duruyor.

Diğer yandan ABD de bu süreçten istediği kârı elde edemeyecek; Netanyahu'nun yönlendirmesiyle hareket ederken arka planda maddi kayıpların ötesinde çok büyük itibar kayıpları yaşadı.

Körfez ülkelerinin, Orta Doğu'nun ve Batı'nın Amerika'ya bakış açısı hızla değişirken, Trump bu olumsuz tabloda adeta "parlayan bir Hollywood yıldızı" gibi dikkat çekiyor.

Tüm bu kaotik coğrafyada parlayan bir diğer değer ise adeta bir inci gibi duran Türkiye'dir.

Yaşanan gelişmeler, başta Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları olmak üzere bu ülke için emek verenlerin değerini her geçen gün çok daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Dileğim; ülkemizin ve insanlarımızın güven içinde yaşamaya devam etmesi ve İsrail'in bölgedeki sesinin en kısa sürede kesilmesidir.

sirera

Bilgilendirme ve yorumlar için teşekkürler.
Şu adreste, Twitter akışta yeni haberleri bakmayı sağlayan gerçek zamanlı bir haritalandırma var, ücretsiz erişilebilir yapılmış, sağolsunlar  iyi bir hizmet
https://xpatla.com/monitor
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sybleman

Teşekkürler sirera. Oldukça faydalı bir adresmiş. Kaydettim.

bozadi

Mete Yarar'ın yaptığı bir açıklama dikkatimi çekti. Geçen gün Türkiye'ye ikincisi düşen füzeler, İran'ın fırlattığı füzeler değil, İran'ın fırlattığı füzeleri düşürmek için Doğu Akdeniz'deki NATO/Amerikan gemilerinden fırlatılan füzelerin parçalarıymış (ayrılan yakıt modülü, enkaz vb).

Ve İran'ın fırlattığı o füzeler Türkiye'deki bir hedefe değil, İsrail veya Güney Kıbrıs'taki hedeflere doğru fırlatılırken Türkiye hava sahasından (veya hava sahasının daha üstünde, atmosfer tabakasından) geçerken NATO tarafından düşürülen veya imha edilen füzeler. Yani bizimkiler İran'a tepkilerini ve itirazlarını ifade ederken, "Sen benim toprağıma nasıl füze atarsın?" diye değil, "Sen benim hava sahamdan geçecek şekilde nasıl füze atarsın?" itirazlarıymış bunlar anladığım kadarıyla. Ve Türkiye hava sahasından veya atmosferinden geçerek İsrail'e veya Güney Kıbrıs'a doğru gittiği halde NATO'nun engelleyemediği (hedefine ulaşan) bir sürü başka füze var. Dolayısıyla bu durumda bizimkilerin, Türkiye üzerinde düşürülen füzeler için yaptığı itiraz ve tepki biraz komik kalıyor gibi geldi bana. Üstelik belki de gerçekten bizim kendi tepkimiz bile değil, NATO'nun sipariş ettiği tepkiler muhtemelen. Veya NATO'nun tepkisini çekmemek, NATO'ya ihanet ediyormuşuz gibi görünmemek için gösterilen tepkiler. İran'a kızıyormuş gibi yapıyoruz.


bozadi

Bence bizimkiler İran'ın İsrail ve ABD'ye yönelik bu karşı koyuş, meydan okuma ve saldırılarından bir yandan memnuniyet duyarken (özellikle Filistin zulmüne karşı), bir yandan da İran'ın forsunun ve özellikle "Şiilik davası" bağlamındaki siyasi gücünün artması ihtimali karşısında duyulan bir endişe de var gibi geliyor bana.

Hatta belki en çok arzu ettikleri şey, İran ve İsrail'in karşılıklı olarak birbirinin işini bitirmesi veya en azından zayıflatması olabilir.

İran bu konu hakkında ne düşünüyor, ne planlıyor, bunu merak ediyorum. ABD ve İsrail İran'ın sandıkları kadar kolay bir lokma olmadığı acı gerçeğini tatmış gibi görünüyor. İran'a verilmekte olan büyük zararlara rağmen İran yönetimi de karşı tarafa verdiği zararı her geçen gün artırıyor. İsrail "Tahran'ı boşaltın" diye uyarırken İran da "Tel Aviv'i boşaltın" diye uyarıyor. Nitekim Tel Aviv'i terk edenlerin sayısında ciddi bir artış olduğuna dair haberler var. Üstelik İran bugünden itibaren İsrail'e yönelik füze saldırılarının hem kapsamını hem de gücünü (füzelerin savaş başlıkları en az 1 ton olacak şekilde) artıracağını söylemiş. Yani şu andan itibaren eğer ABD ve İsrail İran'a yönelik saldırılarını durdurmaz veya azaltmazsa, İran Tel Aviv'i haritadan silme işlemine başlayacak gibi görünüyor.

İsrail İran'ın bunu yapabilecek gücü olduğundan ve bunu gerçekten de yapacağından emin olduğu zaman bunu engellemek için İran'a kirli (nükleer) saldırılar yapabilir gibi geliyor bana (binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın sağlığının ciddi şekilde bozulmasına neden olabilecek şekilde).


gerçek tosun paşa


Tgur


Bence en gerçekçi bir yorum,
Alıntıyı sunuyorum,

*ABD, İran'ı bombalarken Çin neden susuyor?*

Çoğu kişi aynı soruyu  soruyor.

"Çin neden sessiz? Enerji ortağı bombalanıyor. Ticaret yolu yıkılıyor. Neden tepki vermiyor?"

Cevap o kadar basit ki çoğu analist kaçırıyor.

Düşmanın kendi kendini yok ederken araya girmezsin.

Anlatıyorum...

Herkes "ABD ve İsrail İran'ı vurdu" diyor.

Ama İran ne yaptı?

Lütfen dikkatli okuyun.

Birincisi: Hürmüz Boğazı.

Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor. Her gün milyonlarca varil. Dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birisi.

İran kapattı.

Donanmayla değil. Savaş gemisiyle değil. Ucuz drone'larla.

İran tek bir savaş gemisi kullanmadan dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birini kapattı. Körfez ülkeleri ekonomik olarak çok ağır yara aldı.

İkincisi: Körfez ülkelerini vurdu.

Kuveyt hedef alındı. Irak hedef alındı. Suudi Arabistan hedef alındı. BAE hedef alındı.

Rakamları açıklayayım.

Sadece BAE'ye: 189 balistik füze 941 drone saldırısı düzenlendi.

Bu ülkeler onlarca yıldır Amerika'dan silah aldı. Trilyonlarca dolar harcadı. Patriot sistemleri. THAAD sistemleri. "Dünyanın en gelişmiş hava savunması" dediler.

Ne oldu?

BAE savunma sistemi 189 balistik füzeden sadece 3'ünü düşürdü. 941 drone'dan sadece 121'ini engelledi.

Milyarlarca dolarlık savunma sistemi boş boş baktı.

35 bin dolarlık drone'lar şehrin ortasına düştü.

Ve tüm dünya asıl meseleyi gördü.

35 bin dolarlık drone'u düşürmek için 1.4 milyon dolarlık füze atıyorsun.

Bu rakamı tekrar okuyun. 35 bin dolara karşı 1.4 milyon dolar.

Bunu şöyle düşünün.

Evinize her gün taş atıyorlar. Her taş 1 lira. Siz her taşa 40 liralık mermi harcıyorsunuz. Ama evinizin bazı camlarına taş isabet ediyor. Bazı camları kırıyor. Televizyonunuzu parçalıyor.

Bu savaş sürdürülebilir değil. Ve İran bunu biliyor.

Herkes "Çin hiçbir şey yapmıyor" diyor.

Yanlış.

İran'ın füzeleri Amerikan GPS'i yerine Çin uydularıyla hedef buluyor. Körfez ülkelerindeki kritik hedefler ABD üsleri, veri merkezleri, üretim tesisleri hepsi Çin uydusu ile bulunuyor.

Savaştan önce ne oldu?

Rusya, Çin ve İran Hürmüz Boğazı'nda ortak deniz tatbikatı yaptı.

Çin ringe çıkmadı. Ama rakibi antrenmanda kendisi hazırladı.

Navigasyonu verdi. Teknolojiyi sağladı. Tatbikatla koordinasyonu yaptı.

Sonra kenara çekildi ve izlemeye başladı.

Şimdi Körfez ülkelerinin gözünden bakın.

Onlarca yıldır Amerika'dan silah aldın. Trilyonlarca dolar harcadın. "Güvendesiniz" dediler.

İran 35 bin dolarlık drone'larla havalimanını vurdu. Otelini vurdu. Limanını vurdu.

Ve sonra Amerika sana dönüp ne dedi?

"ABD tahvili almaya devam edin."

Sonuç?

Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar masaya oturdu. ABD ile imzaladıkları kontrat maddelerini inceliyorlar. Yatırım taahhütlerini iptal etmeyi tartışıyorlar. Mevcut varlıklarını satmayı değerlendiriyorlar.

Bu ülkeler birkaç ay önce ABD'ye 2 trilyon doların üzerinde yatırım taahhüdü vermişti.

Şimdi çıkışı tartışıyorlar.

Bunu Çin yapmadı. ABD kendi elleriyle yaptı.

ABD müttefiklerinin tamamını sadece kendi çıkarları için savaşın içerisine soktu. Sattığı silahlar müttefiklerini koruyamadı. Sonra aynı müttefiklere "bize yatırım yapın" dedi.

Matematik artık çalışmıyor. Matematik çalışmayı bırakınca sadakat de kaybolur.

Herkes Amerika'ya bakarken Çin son 10 yılda sessizce neler yaptı?

2023'te Suudi Arabistan Çin'e yuan ile petrol satmaya başladı. Bu tek başına bir ay boyunca manşet olmalıydı. Olmadı.

BRICS genişledi. Suudi Arabistan, BAE ve İran 3 enerji devi aynı blokta toplandı.

Çin SWIFT'e alternatif olarak CIPS'i kurdu. Batı dışı ülkeler artık dolar kullanmadan ticaret yapabiliyor.

Bu hamlelerin hepsi İran'a tek bir bomba düşmeden önce yapıldı.

En sessiz ama en yıkıcı hamlelerden birisi.

Çin kesintisiz şekilde ABD tahvili satıyor.

Çin'in ABD tahvil stoğu zirvede 1.3 trilyon dolardı. Kasım 2025 itibarıyla 682 milyar dolara düştü. 2008'den bu yana en düşük seviye.

Peki o parayla ne alıyor?

Altın.

Şimdi Çin'in asıl hamlesine gelelim.

Afrika. Dünyanın en genç kıtası. 2050'de nüfusu 2.5 milyar olacağı tahmin ediliyor.

Çin 20 yıl önce anladı: Kim Afrika'nın altyapısını inşa ederse 21. yüzyılın sahibi olur.

ABD ne yaptı?

Irak ve Afganistan'da 4 trilyon dolar harcadı. Yıktı. Bombaladı. Sonra çekildi. Geriye kaos bıraktı.

Aynı dönemde Çin ne yaptı?

49 Afrika ülkesine 182 milyar dolar altyapı yatırımı yaptı.

-Kenya'da demiryolu inşa etti.
-Etiyopya'da baraj kurdu.
-Cibuti'de liman açtı.
-Nijerya'da 20 milyar dolarlık petrol ve gaz tesisi kuruyor.
-Kongo'da 10 milyar dolarlık hidroelektrik santral inşa ediyor.
-Namibya'da Afrika'nın en büyük güneş enerjisi santralini kurdu.
-Ruanda'da teknoloji merkezi açtı.
-Kıta genelinde Huawei altyapısıyla telekomünikasyon ağı ördü.

2025'te Afrika-Çin ticaret hacmi 348 milyar dolara ulaştı.

Bunu nasıl yaptı?

Tek kurşun atmadan. Tek rejim değiştirmeden. Tek yaptırım uygulamadan. Tek demokrasi dersi vermeden.

ABD 4 trilyon dolarla yıktı. Çin 182 milyar dolarla inşa etti.

Daha azıyla daha fazlasını kazandı.

Şimdi kendinize sorun: 2040'da 2.5 milyar Afrikalı hangi ülkenin telefonunu kullanacak? Hangi ülkenin ağında internet kullanacak? Hangi ülkenin demiryolunda taşımacılık yapacak?

Cevabı Çin verdi. Altyapıyı kuran kuralı koyar.

Napolyon demiş ki: "Düşmanın hata yaparken asla araya girme."

Xi Jinping bunu 50 yıllık bir doktrine çevirdi.

Çin savaşmıyor. İnşa ediyor.
Çin tehdit etmiyor. Kontrat imzalıyor.
Çin bağırmıyor. Susuyor.

Ve her geçen gün Amerika'nın kendi elleriyle yıktığı ittifakları sessizce devralıyor. Avrupa Çin'e yönelmeye başladı. Körfez ülkeleri Çin'e yönelmeye başladı. NATO içerisinde çatlak oluşmaya başladı.

Amerika her savaşla trilyonlar harcıyor. Cephaneliğini tüketiyor. Enerji piyasalarını karıştırıyor. Sattığı silahların işe yaramadığını kanıtlıyor. Körfez ortaklarını kaybediyor. Tüm Dünya'yı Pekin'in 20 yılda kurduğu sisteme doğru itiyor.

Herkes soruyor: "Çin neden sessiz?"

Çünkü sessizlik stratejinin ta kendisi.

Ve şu an süreç Pekin'in beklediğinden bile hızlı işliyor.

*ALINTIDIR.

bozadi

Alıntı yapılan: Tgur - 12 Mart 2026, 11:35:06 Çin savaşmıyor. İnşa ediyor.
Çin tehdit etmiyor. Kontrat imzalıyor.
Çin bağırmıyor. Susuyor.

Ve her geçen gün Amerika'nın kendi elleriyle yıktığı ittifakları sessizce devralıyor. Avrupa Çin'e yönelmeye başladı. Körfez ülkeleri Çin'e yönelmeye başladı. NATO içerisinde çatlak oluşmaya başladı.

Amerika her savaşla trilyonlar harcıyor. Cephaneliğini tüketiyor. Enerji piyasalarını karıştırıyor. Sattığı silahların işe yaramadığını kanıtlıyor. Körfez ortaklarını kaybediyor. Tüm Dünya'yı Pekin'in 20 yılda kurduğu sisteme doğru itiyor.

Herkes soruyor: "Çin neden sessiz?"

Çünkü sessizlik stratejinin ta kendisi.

Ve şu an süreç Pekin'in beklediğinden bile hızlı işliyor.
Güzel açıklanmış.

gerçek tosun paşa

#238
Tabii Çin'de içerde büyük sıkıntılar yaşıyor. Askeri operasyon tecrübesi bulunmuyor. Batılıların karşısında nasıl durabilirler bilmiyorlar. İnanılmaz rüşvet ve yolsuzlukluk sıkandalları patladı. Neredeyse tüm üst düzey kurmaylar ordudan şutlandı. Onların da büyük sıkıntıları var.

bozadi

Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 12 Mart 2026, 13:28:31 Tabii Çin'de içerde büyük sıkıntılar yaşıyor. Askeri operasyon tecrübesi bulunmuyor. Batılıların karşısında nasıl durabilirler bilmiyorlar. İnanılmaz rüşvet ve yolsuzlukluk sıkandalları patladı. Neredeyse üst düzey kurmaylar ordudan şutlandı. Onların da büyük sıkıntıları var.
Evet, şüphesiz Çin'in de çeşitli ciddi sorunları var ama ABD ve müttefikleri kadar değil sanırım 😁

Alıntı yapılan: (Alada) Çin çok büyük ama büyüklüğüne göre çok sessiz...

C: Durgun sular derin ve güçlü akar. ABD ve müttefikleri sert ve acılı bir uyanış yaşamak üzere.

S: (Perceval) Yaptıkları şeyler boş tehditlerden ibaret... Yani tehdit savurdukları insanlar gerçekten bir tehdit altında değil çünkü tehdidin boş olduğunu biliyorlar. İstedikleri zaman ABD imparatorluğunun ayaklarının altındaki halıyı çekebileceklerini biliyorlar. ABD Çin'e çok bağımlı hale geldi.

Alıntı yapılan: C: Derin devlet Putin'i hesaba katmadı.