Darbe girişiminde Erdoğan'ın uçağını Rus pilotlar mı korudu (20 Eylül)

Başlatan bozadi, 21 Eylül 2016, 17:25:35

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20 Eylül 2016

Hüseyin Vodinalı yazdı: Darbe girişiminde Erdoğan'ın uçağını Rus pilotlar mı korudu


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi Aleksandr Dugin, 14-15 Temmuz tarihleri arasında Ankara'daydı ve kritik görüşmeler yaptı.




Amerika ve Rusya, örtülü bir savaş halinde.

Ukrayna, Suriye, İran ve Türkiye üzerinden bu savaş devam ediyor.

Buraya özel bir bilgi için bir parantez açıp, savaşın aldığı boyutu aktarmak istiyorum.

15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi malumunuz cevaplanmayı bekleyen çok fazla soru barındırıyor.

Amerikancılar, bunun bir RTE tertibi olduğunu ileri sürüyor. Ki tamamen yalan bir propaganda bu.

Fetullah Gülen bile kendi yaptırdığı darbeyi, Erdoğan'a yıkma peşinde.

Bir de şöyle bir tez var.

Erdoğan darbeyi biliyordu, ona göre önlem aldı.

Hani MİT söylemedi enişte söyledi hikayesi.

Sonra bir de "Enişte" Rusya çıktı iddiaları var.

Bu noktada bir alıntı yapmak ihtiyacı duyuyorum.

Aşağıdaki yazı, 19 Temmuz 2016'da, yani darbe girişiminin hemen 4 gün sonrasında, kısa adı MINA olan Makedonya Uluslararası Haber Ajansı'nın internet sitesinde Gorazd Velkovski imzalı bir haber-analiz olarak yayımlandı.

"ABD YÖNETİMİNDEKİ DARBEDE ERDOĞAN HAYATINI MOSKOVA'YA BORÇLU" başlıklı yazı ilginç iddialar içeriyor.

Darbenin aslında Ağustos ayında planlandığı, Yunanistan'da organize edilmekte olan kriz ve darbe girişimi ile eş zamanlı olmasının hedeflendiği ileri sürülürken, ABD'ye bağımlı kukla hükümetler kurularak, Rusya ile ABD kontrolündeki Avrupa arasına yeni bir demir perde çekilmesinin amaçlandığı vurgulandı.

Yazı şöyle:

"DARBEYİ DUGİN Mİ HABER VERDİ?

ERDOĞAN'IN UÇAĞINI RUS JETLERİ VE S400 FÜZELERİ KORUDU İDDİASI


"Dünyada Türkiye'de darbenin olacağını bilmeyen tek bir ülke yoktu. (Belli ki o tankları Boğaz köprüsü üzerinde görüp de hayrete düşen Türkler hariç) Darbenin tarihi sürekli değiştirildi ve tam olarak bilinemedi. Ancak CNN'den Christian Amanpour sağolsun, darbeden iki gün önce Ankara ve İstanbul'da büro açınca herkes öğrenmiş oldu.

Pentagon'un CNN ile özel ilişkisi vardır. Genellikle de bir yerde darbe yapacakları zaman onlara da haber verirler. Ki CNN oraya gitsin ve kamuoyunun öğrenmesi gereken! bilgileri canlı yayında iletsin. Amanpour da bu işin üstadı olarak pek çok ülkeden kendini yasaklatmayı bilmiştir. Çünkü herkes bilir ki o bir ülkeye geldi mi orada kötü bir şeyler olacak demektir. Türkiye de bir istisna değildi.

Rusya, İran ve Suriye'nin Türkiye'de olacak ABD güdümlü darbeden haberi vardı. İşte bu yüzden Moskova, Putin'in danışmanlarından birini Ankara'ya göndermişti. Bu seyahat gizli tutuldu. Moskova, Tahran veya Şam'da kimsenin haberi yoktu, sadece Putin'in çelik çekirdek ekibinin bilgisi vardı.

Bu kişi Aleksander Dugin idi. Ankara'ya Türk yönetimini darbeye karşı uyarmaya gelmişti. Sadece uyarmaya da gelmedi, darbeye karışan isimlerin geniş bir listesini de beraberinde getirmişti!

(Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi Aleksandr Dugin, 14-15 Temmuz tarihleri arasında Ankara'daydı ve kritik görüşmeler yaptı. Dugin, bir de basın açıklaması yaptı. Ankara ile Moskova'nın stratejik ortaklığını derinleştirmesi gerektiğini söyleyen Dugin'e göre, Türkiye'nin Atatürk politikalarına geri dönmesi gerekiyor. Suriye'deki krize de değinen Dugin, "Suriye'nin toprak bütünlüğü, Türkiye ve Rusya'nın toprak bütünlüğü için önemlidir" dedi. Dugin en kritik görüşmeyi de Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu ile yaptı. ÇN.)

DARBE PLANLANANDAN BİR AY ERKEN BAŞLADI VE DARBECİLER DEŞİFRE OLDU

Türk Hükümeti, gelişmelerden kuşkulanarak, mahkemelere 2 bin TSK mensubunun tutuklanması için bir liste iletmişti. Ancak mahkemeler bunu yerine getirmedi, darbeye de karışan bazı hakimler bu listeyi darbecilere bildirdi. Bunun sonucu olarak da darbe aceleye getirildi ve öne çekildi.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜREN PİLOTLAR DA DARBEYE KARIŞTI

Moskova, aylar öncesinden Türk pilotların konuşma ve veri iletişimlerini takibe almıştı. Bunun nedeni ise Rus SU 24 Savaş uçağını kimin düşürdüğünü bulmaktı. Bu takibatta ortaya şu çıktı: Rus uçağını düşüren iki pilot da Amerikan yerleştirmesiydi ve Rusya ile Türkiye'nin arasını bozmak için bu eylemi kasıtlı olarak planlamıştı. ABD, İngiliz taktiği olan böl ve yönet politikası uyguluyordu. İncirlik Üssü'nde düzinelerce ABD yerleştirmesi (yani FETÖ ÇN.) havacı ve karacı subay vardı. Bunların tamamı şu anda tutuklandı.

Putin'in danışmanı Dugin, herhangi bir kuşku ve ilgiyi dağıtmak için ilginç bir rota çizdi Ankara'ya gelirken; Moskova'dan Astana'ya, oradan Tahran, Şam ve Lefkoşa üzerinden Ankara'ya uçtu ve burada Erdoğan'ın en güvendiği adamıyla buluştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek idi bu kişi.

Eski KGB usulü yüz yüze görüşmeler işe yaradı. Ruslar, geçen aylar içinde pek çok bilgiye ulaşmıştı ve darbenin ne zaman, kimler tarafından ve nasıl başlayacağını öğrenmişlerdi.

Erdoğan'ın yakın çevresinin Dugin'in gelişinden haberi de yoktu öncesinde. Rusya-Türkiye dostluk ilişkilerinin çıkarı için ve karşılıklı güvenin sağlanması amacıyla Erdoğan, Moskova tarafından resmen bilgilendirilmiş oldu bu şekilde.

Uyarı bir de tam zamanında yapılmış oldu. Bunun psikolojik etkisi de Türklerin, kimin gerçek dostları olduğunu görmeleriydi.

Putin isteseydi, temsilcisini göndermez, darbeden 10 dakika önce haber verebilirdi, ya da hiç vermeyebilirdi ve Amerikalıların istediği sonucun ortaya çıkmasına göz yumabilirdi.


TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI ERDOĞAN'IN UÇAĞINI GÖRDÜ AMA...

24 saat boyunca hiçbir şey söylemeden bekleyip, tamamen propagandaya ağırlık veren Pentagon ve CIA kontrolündeki medya, darbenin başarısız olduğunu anlayınca, "Bunun Erdoğan tarafından başkanlığı garantiye almak için sahnelenen bir tiyatro olduğu" yalanını yaymaya başladı.

Bunun için de neden Erdoğan'ın uçağının darbeci pilotlarca vurulmadığı sorusu gündeme getirildi.

Öncelikle Erdoğan'ın uçağını vurması için gönderilen uçaklar ABD-NATO kontrolündeki İncirlik üssünden kalkmıştı. Erdoğan'ın uçağı gerçekten pek çok F-16 tarafından vurulmak için takibe alındı. Böylelikle Pennsylvania'daki uzun süreli CIA elemanı Fethullah Gülen, Türkiye'nin başına geçecekti.

DARBECİ UÇAKLAR RUSLAR TARAFINDAN RADARA KİLİTLENDİ

Ancak medyanın size söylemediği şey, Suriye'nin kuzeyindeki 7 Rus savaş uçağı ve 2 ayrı S400 füze sisteminin darbeci Türk jetlerine kilitlenmesiydi!

Ruslar, darbeci pilotları uyardı ve radarda yanlış! bir hareketleri görülürse doğrudan vurulacaklarını iletti.

İşte Türk F-16'ları bu yüzden Erdoğan'ın uçağını vuramadı, sadece takip edebildi.

Ankara Belediye Başkanı da televizyona çıkıp, bu darbenin arkasında Washington'un olduğunu, bunun bilgisini önceden aldığını (Dugin ile görüşmesi) ilan etti.

Gökçek, o gece 20 dakika içinde darbenin ABD işi olduğunu söyleyen yönetimdeki 3. Kişiydi.

Neden Erdoğan, generalleri, yargıçları görevden aldı? Darbeye karışanların tam listesini nasıl elde etti?

Hükümetin de kendine göre bir şüpheli listesi vardı ama asıl ve tam listeyi Moskova'dan aldılar.

İşte bu yüzden ABD'nin Ankara Büyükelçisi sürekli saklanıyor ve her şeyin üzerine bir örtü örtmeye çalışıyor. İlginç olan şu ki, pek çok darbeci general ABD'nin bu işteki rolüyle ilgili ayrıntılı bilgi veriyor. Washington'dan yapılan açıklamaların her zamanki gibi hiçbir iler tutar yanı yok. İncirlik Üssü'nden 42 helikopterin kayıp olmasının hiçbir açıklaması yok. Türk Hükümeti'ne bağlı güçler o yüzden üssü 2500 polisle kuşattı, tüm üssün elektriğini kesti. Bu, ABD'ye "Ne yaptığını biliyoruz" mesajıydı. Sonuçta, darbeciler ve tankları sokaklardaki silahsız halk tarafından alt edildi."

Şimdi tabii çok uçuk iddialar bunlar filan diye kimse çok da ciddiye almadı.

Fakat 15 Temmuz akşamı Ahlatlıbel Hava Radar Mevzi Komutanlığı'ndan gelen gayri resmi iddialar bunu doğrular nitelikte.

Radar üssündeki görevliler, 15 Temmuz cuma akşamı Karadeniz'de olağanüstü bir Rus hava filo hareketliliği gözlemliyor. Darbe girişimi henüz belli değilken, aralarında Rusya'nın Türkiye'ye bir müdahale olasılığı mı var şeklinde konuşuyorlar. Sonra darbe girişimi belli olduğunda olay anlaşılıyor filan ama, ertesi gün Rus uçaklarının radar izlerinin Balıkesir Bandırma'ya kadar geldiği ortaya çıkıyor.

Yani Rus savaş uçaklarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan uçağa koruma yaptığı iddiası (eğer bu Ahlatlıbel bilgisi doğruysa) doğru anlayacağınız.

Stratfor Cumhurbaşkanı'nın uçağının koordinatlarını yayınlarken, Ruslar bizzat korumaya girişmiş.

Askeri kaynaklardan gelen bir başka doğrulanmayı bekleyen bilgi de darbe öncesi yüz bin adet ceset torbası siparişi verildiği yönünde. Ankara'dan verilen sipariş darbeden hemen bir iki hafta önce olmuş. Yani darbecilerin niyeti bayağı bir kötüymüş.

ABD - RUSYA SAVAŞI SURİYE'DE ALEVLENİYOR

Rusya ile doğrudan savaştan kaçınan ABD, sürekli kaçak dövüşüyor.

Ateşkesi yalandan imzaladılar, Dışişleri destekliyor, Pentagon istemiyor ayağı çektiler.

Menbiç'te PKK içre kaçak üsler, IŞİD'e el altından kimyasal silah destekleri.

Son olarak Suriye ordusunu bombaladılar. 80 asker öldü.

Hem de tam IŞİD saldırırken.

Bunlar panik atakları ABD'nin. İsrail de Golan tarafından saldırıya geçti.

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye'nin bir anlaşmaya doğru gitmesi panikletti bunları.

Türkiye'deki başarısız darbe girişimi Suriye'de fatura olarak geri döndü Sam Amca'ya.

Benim naçizane tavsiyem hükümete, ABD'nin uzattığı ve uzatacağı havuçlara kanmaması olacak.

Çünkü ABD artık Türkiye'yi düşman sınıflamasına koymuş durumda, PKK'ya Amerikan bayrağı çektirecek kadar küstahlaştı.

FETÖ'yü de hayatta vermez, onları yetiştirene kadar ne paralar, emekler harcadı.

Türkiye'nin Avrasya cephesinde sağlam durmaktan başka çıkarı yok.

Bakın BM konvoyunu Rusya'nın vurduğunu, Halep'teki ateşkesi Suriye'nin bozduğunu ileri sürecek kadar cürretkar Washington'dakiler.

Sanırım ABD'deki seçimler çok kritik. Sürekli bazı eyaletlerde OHAL ilan ediliyor. Terör korkusu yaratılıyor. 11 Eylül 2001 Neo Con darbesinin devamı için Hillary Clinton gerekiyor.

Neo Con'ların, Irak ve Afganistan'dan IŞİD ve El Kaide'ye uzanan terör dalgası tüm dünyayı sardı, bunların gözü dönmüş durumda.

Çin ve Rusya'nın bu yaklaşan tehlikeye karşı özellikle Türkiye ve bölge ülkeleriyle işbirliği içinde olmaları yaşamsal önemde.

RAFAEL SADİ'YE YANIT

Sayın Sadi'ye daha önce de belirtmiştim. Asla Yahudi düşmanı olmadım, aksine pek çok Yahudi arkadaşım oldu. İsrail'e de düşman değilim, pek çok kez gitmişliğim vardır. Ama İsrail'deki 20 yıla varan Ariel Şaron ve Binyamin Netanyahu yönetimleri gerçekten de faşizm örnekleri veriyor. ABD'deki NEO Con'lar ve Suudi Arabistan'daki çağ dışı rejimin de destekçisi olan bu yönetim, Yahudilerin o mazlum geçmişini ve dünyaya sundukları bilimsel ve sanatsal katkıya gölge düşürürcesine, acımasız ve kanlı bir anlayışa sahip. İsrail'in haritadan silinmesini savunmayan ama bölgesinde barış ve huzur içinde yaşaması için gereken adımları atmasını savunan birisi olarak yazdıklarımın arkasındayım. ABD'nin 38 milyar dolarlık askeri yardımı dünya barışını sabote eden, Neo Con faşizan bir anlayışın ürünüdür. Sayın Sadi'ye eleştiri ve habere katkıları için ayrıca teşekkür ederim.
 
Kaynak: Oda TV


Scyth

Türkiye 16 Temmuz'da Nato'dan ayrılmalıydı; bu adamları ülkede tutmaya devam ederek büyük risk alıyorlar.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

gerçek tosun paşa

teşekkürler bozadi

bozadi

3 Ekim 2016

Darbeden bir gün önce Türkiye'ye gelen kritik isim Türk istihbaratçılara bunu söyledi: "Sizin orduda bir hareketlilik var"


Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz, "Dugin, darbeden önce bizi ordunun içinde hareketlilik var diye uyarmıştı" dedi.




Rusya Dış Politika Danışmanı ve Rusya Federasyon Başkanı Vladimir Putin'in Özel Temsilcisi Aleksandr Dugin, Türk jetleri tarafından düşürülen SU-24 uçağının Erdoğan'ın emri ile düşürülmediğini daha Aralık 2015'te bildiklerini söyledi. 14 Temmuz'da Ankara'da olan ve o gün birçok kişiye ordunun içinde hareketlilik olduğunu söyleyen Dugin, 15 Temmuz günü saat 18'de Melih Gökçek ile yüz yüze görüştüğünü, darbenin gerçekleştiği dakikalarda ise uçakta beklediğini söyledi.

Rusya'ya ziyarette bulunan Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz ve Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Üyesi/Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in Danışmanı Ahmet Tunç ve beraberindeki heyet Moskova'da Rusya Dış Politika Danışmanı ve Rusya Federasyon Başkanı Vladimir Putin'in Özel Temsilcisi Aleksandr Dugin ile bir araya geldi.

Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz, uçak düşürme olayının bir provokatör eylem olduğunu, olaydan bir gün sonra bildiklerini ancak Ocak ayında kendilerine gelen Türk Hava Kuvvetleri'nden bir grubun sunduğu belgeler ile olaydan tam emin olduklarını söyledi. Bu belgeleri devletin önemli birimleri ile paylaştıklarını ve aynı zamanda Aleksandr Dugin'in de Türkiye ziyareti sırasında kendisine ilettiklerini ve Dugin'in de bunu Rusya yönetimi le paylaştığını söyledi.

"DUGİN, 15 TEMMUZ'DAN BİR GÜN ÖNCE TÜRKİYE'Yİ UYARDI"

"Sayın Dugin, darbeden önce bizi ordunun içinde hareketlilik var diye uyarmıştı" diyen Cengiz, uçak düşürme olayını ve darbe girişimini ve o gün Ankara'da misafirleri olan Aleksandr Dugin ile yaşadıklarını şöyle anlattı:

"25 Kasım'da bu işin içerisinde provokatör bir eylem olduğunu biliyorduk ancak belgeleyemiyorduk. Ocak ayında Türk Hava Kuvvetleri'nden bir gurup asker, bize bir dosya getirdi ve bu uçağı ordu içindeki bir cunta tarafından düşürüldüğünü iddia ediyorlardı; ellerinde de belgeler vardı, isim listesi vardı. FETÖ'cü asker listesi. Ama kanıtları yoktu. Tabi biz bu dosyayı aldık devletin önemli birimlerine illettik. Sonrasında Sayın Dugin, 2016 Mart ayı içerisinde Türkiye'deydi. O dönem her iki lider de yüksek perdeden konuşuyordu; yanlış yönlendirmeler neticesinde hem Sayın Putin hem de Sayın Cumhurbaşkanımız... Sayın Dugin'e uçağı FETÖ'cü askerler tarafından düşürüldüğünü illettik, kendisi de dönüşünde Sayın Putin'e bunu ilettiğini bizlere söyledi.

Yine Sayın Dugin'i 14 Temmuz'da Avrasya Yerel Yönetimler Birliği'nin özel davetlisi olarak Türkiye'ye davet ettik. Darbeden, yani ihanet gecesinden bir gün önce. 15 milletvekili ile Feyzullah Kıyıcı'nın ofisinde özel bir toplantı yaptık öğleden önce. Öğleden sonra da devletin istihbarat birimlerinin üst düzey yöneticileri ile de bir toplantı yapıldı. O zamanda Sayın Dugin, şunu diyordu, 'sizin ordunun içerisinde bir hareketlilik söz konusu' Türkiye'nin artık bir karar verme aşamasına geldiğini bir tercih yapmak zorunda olduğunu bunun üzerine gidilmesi gerektiğini söyledi böyle özel bir toplantıda. 14 Temmuz'da da bunu söyledi, 15 Temmuz günü de sabah özel görüşmeler ve öğleden sonra bir konferans verdi; orada da Sayın Dugin benzer açıklamalar yaptı. Akşam saat 18.00 gibi de Sayın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile de bir buçuk saatlik bir görüşmemiz oldu ve Sayın Dugin, Moskova'ya dönmek için çıktı. Zaten köprüde sanırım 20:30'da kapatılmıştı. Yani Sayın Dugin uçağa bindiğinde darbe başlamıştı."

"RUSYA, MART AYINDA UÇAK DÜŞÜRME KARARININ ERDOĞAN'A AİT OLMADIĞINI ÖĞRENDİ"

Olayın hemen ardından Aralık 2015'in başından itibaren üst düzey Türk askeri heyetlerin Rusya'ya geldiğini söyleyen Dugin ise, ilk olarak bunu onlardan duyduğunu ancak ellerinde kanıt olmadığını belirterek bu ziyaretin pek dillendirilmediğini söyledi. Dugin, şöyle devam etti:

"Askeri meslektaşlarımızın uçağın başka güçler tarafından vurulduğuna dair kanıtları yoktu. Türkiye İstihbarat Servisi'nin üst düzey yetkilileri, generalleri Erdoğan'ın uçağı vurma talimatını vermediğini söylediler ve stratejik teknolojik açıdan birçok argüman söylediler. O zaman bu olayın böyle olduğuna dair kanıtları yoktu. Ve bu insanların muhalif olmaları çok ilginçti. Onlardan bu tür argümanlarla destek açıklamaları dışında her şeyi beklerdik. Onların, bunun Rusya ve Türkiye'nin ilişkilerine ve Erdoğan'ın kendisine karşı bir provokasyon olduğunu kanıtlayan açıklamaları 10 kat daha güçlüydü. Düşünün, Erdoğan'ın tarafındakilerin onun suçsuz olduğunu söylemesi bir şey, karşı taraftan bunu söylemeleri başka bir şey ve onlar burada Erdoğan'ın kurban olduğunu kanıtlamaya çalıştılar. Bu çok önemli bir nokta.

Bu konuyu ülke yönetimiyle görüştük, o zaman ilgili kanıt yoktu. Daha sonra ikinci kez Mart ayında Hasan Cengiz'in daveti üzerine gerçekleşti. İşte o zaman tamamen başka güçler Erdoğan'a yakın güçler Türk ordusunun içerisinde komplo kurulduğuna ilişkin kanıt sundular. Bunu da yönetimimize yavaş bir şekilde ilettiler. Böylelikle Mart ayında Rusya bunun Erdoğan'ın kararı olmadığını, aksine hem Türk yönetiminde ve Türk ordusunda hem Rusya'ya hem de Erdoğan'a karşı komplo elementi olduğunu biliyordu. Ve tabi ki kimin tarafından böyle bir komplo olduğunu, Rusya ve Türkiye'nin ilişkilerini bozmak kimin için önemli olduğunu anlamak çok kolay."

"DARBEYİ, ERDOĞAN'IN RUSYA TARAFINA DÖNMEYE BAŞLADIĞINI GÖRÜNCE YAPTILAR"

"Hatırladığınız kadarıyla kimse neden bunların yaşandığını anlamıyordu, çünkü daha önce çok iyi ilişkilere sahiptik. Bu yüzden bu olayların ardından, Türk ürünlerinin girişi yasaklandı. Hiç hoş olmayan ve bir hayli zor durumlar yaşandı. İşte bu zamanda Türkiye'yi çok iyi tanıyan az sayıdaki insanlar bu durumu değiştirmek için çabalamaya başladık. Neden? Çünkü biz bu kararın ne Erdoğan'ın ne de Türk askerlerinin kararı olamayacağını anlıyorduk. Bu yüzden burada başka bir karar vardı. Bu şekilde Hasan Cengiz, Türk Avrasyalılarıyla ve Kemalist askeriyle tanıştık. Özellikle Kemalist askerleri şu anda hiçbir şekilde kavga yoluna gidilmemesini söylediler, aksine her ne kadar karşı olsalar da Erdoğan'ın desteklenmesi gerektiğini söylediler. Çünkü Erdoğan haklı, şu anda o Türkiye'nin çıkarlarını koruyor. Ve bu şekilde ilişkileri ilerletmeye başladık. Detayları açıklayamam, daha bir sürü ciddi adımlar attık. Sonuçlarına dikkat çekmek gerek.

İlk olarak Erdoğan'ın özrü ki bu çok erkekçe bir hareketti. O kendisini kandırdıklarını itiraf etti ve darbe girişimi bunların boş sözler olmadığını kanıtladı. İlişkilerimizi bozmak isteyenler Erdoğan'ın Rusya tarafına dönmeye başladığını görünce insanların hayatını kaybettiği darbeyi düzenlediler. Daha sonra her şey anlaşılmaya başladı, Türk meslektaşlar FETÖ'nün ne olduğunu biliyorlar. Bu buz dağının sadece tepesi. Rusya ve Türkiye'nin ilişkilerini bozma çabası Fetullah Gülen'den de daha derinde yatıyor, burada başka güçler de var. Putin ve Erdoğan'ın tarihi görüşmesinin ardından yeni bir yola girdik. Türkiye bir kez daha Avrasya önceliğini gözden geçirmeli, Avrupa'da Türkleri beklemiyorlar sizde biliyorsunuz. Türkler için Avrupa kapalı iken Rusya açıktır.

Rusya ile Türkiye arasında güvenilir birliğin kurulması gerek. Rus ve Türk ailelerinin mutlu yaşaması ve hiçbir düşmanın bizim tarihi dostluğumuzu bozmaması için birlik olmamız gerek. Zamanında Ruslar ve Türkler çok karşı karşıya geldi ama şimdi birlik olursak her şeyi kolaylıkla, kan dökülmeden yönetebileceğimizin farkına vardık."

"İLİŞKİLERİN DÜZELMESİNDE SAYIN DUGİN, BİLGİ AKIŞINI SAĞLADI"

İlişkilerin düzeltilme sürecine de değinen Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz, darbe girişiminden hemen sonra Dugin'in tekrar misafirleri olduğunu anlatarak 9 Ağustos'ta St. Petersburg'da gerçekleşen tarihi Erdoğan-Putin görüşmesinin de Dugin'in nasıl bir rol üstlendiğini şu şekilde açıkladı:

"Darbe girişiminden 20 gün sonra Sayın Dugin, tekrar misafirimiz olarak geldi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek de onu misafir etti. Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile Cumhurbaşkanımızın danışmanı Burhan Kuzu ve diğer danışmanları ile Büyükşehir Belediye Başkanımız ile çeşitli temasları oldu. Önemli diplomasi girişimleri de yaptı. Niçin bunu yaptı, çünkü 9 Ağustos'ta Sayın Putin ve Erdoğan'ın bir görüşmesi vardı St. Petersburg'da. O görüşmenin olumlu seyretmesi için daha sıcak konuşmalar yaptı. O da olumlu bir sonuç oldu.

Özellikle Şubat ve Mart ayları içerisinde liderler yüksek perdeden konuştuğu için Sayın Dugin, Sayın Putin'e de Rus uçağını ordunun içinde cunta tarafından düşürüldüğünü kasıtlı bir şekilde düşürülmediği tezini savunuyordu. Biz de etkilendik tabi ve biz de aynı görüşteydik; Dolaysı ile Sayın Putin'e böyle olmadığına yönelik fikirler beyan ediyordu. Biz de kendi camiamızda benzer açıklamalar yapıyorduk. Bu uçak düşürmenin provokatör bir eylem olduğunu ve bir darbe girişimine zemin hazırlamak olduğu tezini savunuyorduk ve 15 Temmuz'da da haklı çıktık.

Tabi bu süreçte Sayın Dugin'in çok büyük katkısı oldu. Aslında Sayın Putin'in ve Sayın Cumhurbaşkanı'nın bir araya gelmesinde kahraman Sayın Aleksandr Dugin'dir. Onu rahatlıkla söyleyebilirim. Tabi Kazakistan'daki ve Azerbaycan'daki lobiler de bu barışma sürecinde katkısı olmuştur elbette; ama o hakkı teslim etmek lazım çünkü Şubat'ta, Mart'ta onlar yoktu. Ankara'da Avrasya Birliği Yönetimi vardı Rusya'da da Prof. Dr. Aleksander Dugin vardı. Çünkü o zamanlarda Türkiye'de Rusya'yı savunmak, Rusya'da Türkiye'yi savunmak ateşten bir gömlek gibiydi. Çünkü her iki ülke de de mahalle baskıları vardı. Biz o süreçleri yaşadık.

Sonuçta bugün buradayız ve barışın en büyük simgesi buradaki Türk-Rus birleşik aileleri ile birlikteyiz. Bu 24 Kasım'dan sonra en çok mağdur olanlar da Türk-Rus aileleridir. İlişkilerin düzelmesinde Sayın Dugin, bilgi akışını sağladı. Dostluk köprülerinin kurulmasında önemli bilgi akışı sağladı. Çok büyük görevler üstlendi. Uçak düşürülme olayının hemen sonrasında ve devamında defalarca Türkiye'ye gelip Rus yönetimi ile Ankara arasında bilgi akışı sağlayan kişi olan Dostluk köprülerinin kurulmasında önemli bilgi akışı sağladı. Çok büyük görevler üstlendi. Uçak düşürülme olayının hemen sonrasında ve devamında defalarca Türkiye'ye gelip Rus yönetimi ile Ankara arasında bilgi akışı sağlayan kişi olan Aleksandr Dugin gerçek kahraman."
 
Kaynak: Oda TV



bozadi

Numan Kurtulmuş Dugin'in bir gün önce gelip "orduda anormal hareketlilik olduğunu" haber verdiğini şu cümleyle inkar etmiş:

Alıntı Yap15 Temmuz'dan sonra çok sayıda şehir efsanesi üretildi. Bu söylediğiniz de herhalde onlardan birisidir

Bunu yalnızca Dugin'in kendisi söylemiyor, onun darbe öncesi ziyaret ettiği önemli isimlerden biri olan Avrasya Yerel Yönetimler Birliği Genel Başkanı Hasan Cengiz de doğruluyor.

Ayrıca, Kurtulmuş'un cümlesinin muğlaklığına dikkat edin. Kesin bir yalanlama yapmıyor. Tıpkı darbe girişiminden birkaç gün sonra Kremlin sözcüsü Peskov'un benzer bir tavrında olduğu gibi. Rusya bu konuda Türk yönetiminin gururunu incitmemeye çalıştı yalnızca. İşaretler fazlasıyla açık. Erdoğan'ın darbe girişimi sonrası görüştüğü ilk yabancı devlet lideriydi Putin. Hem de çok yakın geçmişteki onca olumsuzluğa ve restleşmeye rağmen!

bozadi

27 Eylül 2016

İvaşov: Türkiye, Rusya, Çin, İran ve Suriye ile yakınlaşıyor


Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kurucularından emekli Orgeneral Leonid Grigoryeviç İvaşov, "Türkiye; İran, Rusya ve Suriye ile yakınlaşıyor" dedi. İvaşov, Türkiye, Rusya, İran ve Çin'in Amerika'yı Ortadoğu'dan kovulacağını söyledi. Türkiye'nin geleceğinin Şanghay İşbirliği Örgütü'nde olduğunu söyleyen İvaşov, "Batı çöküyor, Doğu çağı başlıyor" dedi.




Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kurucularından emekli Orgeneral Leonid Grigoryeviç İvaşov, Suriye ve bölgedeki güç mücadelesi hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ulusal Kanal'a konuşan İvaşov, Fırat Kalkanı Harekâtı ile ilgili önemli tespitlerde bulundu.

Türkiye'nin Rusya, Çin, İran ve Suriye yakınlaştığını söyleyen emekli Orgeneral, Suriye'deki terörü Türkiye, Rusya ve Suriye birlikteliğinin bitireceğini vurguladı. İvaşov, yükselen Asya güçlerinin Amerika'yı Ortadoğu'dan kovacağını söyledi.

Türkiye dış politikasındaki değişime dikkat çeken İvaşov; "Türkiye, Rusya ve İran ile beraber olmazsa bölüneceğini anladı" dedi.

Türkiye'nin Batı sisteminde geleceği olmadığını ifade eden Rus general, Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne katılacağını söyledi.

Batı sisteminin bütün unsurlarıyla çökmekte olduğunu ifade eden İvaşov, BRİCS gibi kuruluşların önemine dikkat çekerek Doğu çağının başladığını söyledi.

İvaşov, aynı zamanda Rusya Savunma Bakanlığı Uluslararası Askeri İşbirliği Daire başkanlığı eski şefi. Şanghay İşbirliği Örgütü'nün kurucu üyelerinden olan İvaşov, Sovyetler Birliği Savunma Bakanı Dimitriy Ustinov'un yardımcılığını görevinde bulundu.



 
Kaynak: Ulusal Kanal


bozadi

3 Ekim 2016

Yandaş kanalı açanlar gözlerine inanamadı


AKP'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen A Haber'i dün gece açanlar gözlerine inanamadı...




AKP'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen A Haber'i dün gece açanlar gözlerine inanamadı.

Kanal, Venezuela'nın sosyalist lideri Hugo Chavez'in emperyalizme karşı nasıl direndiğini anlatan 2003 yapımı "Devrimden Canlı Yayın" belgeselini ekranların taşıdı.

ABD emperyalizme karşı sosyalist sistemin Chavez ile birlikte nasıl direndiğini anlatan belgesel, 1998 yılında Başkan seçilen Chavez'in Bolivarcı devrime karşı, 2002'deki darbe girişimine karşı, halkın devrime sahip çıkmasını anlatıyor.

Yandaş kanalın sosyalist değerleri savunan belgeseli sansürlemeden vermesi izleyenleri şaşırttı. İşte kanalın belgesel yayınından bir bölüm...



 
Kaynak: odatv.com


bozadi

1 Ekim 2016

Zaharova'dan ABD'ye 'tektonik kayma' uyarısı


Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD'nin Suriye hükümetine karşı doğrudan saldırganlığa geçmesinin Ortadoğu'da 'tektonik kaymalara' sebep olacağı uyarısında bulundu.




TV Tsentr'a yaptığı açıklamada Rusya ile ABD arasında varılan ateşkes anlaşmasını hatırlatan Zaharova, "Benim görevim, anlaşmaya bağlı kalmanın neden önemli olduğunu anlatmak. ABD'nin Şam ve Suriye ordusuna karşı doğrudan saldırganlığa geçmesi, sadece bu ülkenin topraklarında değil tüm bölgede korkunç, tektonik kaymaların oluşmasına sebep olur" dedi.

"(Suriye'de) rejimin değiştirilmesi siyasal bir boşluk oluşmasına neden olur ve bu boşluk da başa çıkılması mümkün olmayan ılımlılar (ki aslında bunlar hiçbir biçimde ılımlı değil, teröristler) tarafından doldurulur" diye devam eden Zaharova'ya göre, tüm bunlar da yeni bir Irak senaryosunun yaşanmasına neden olabilir: "Irak ordusunun IŞİD'in temeli olduğunu biliyoruz ve şu anda bölgede hem Rusya hem de koalisyonun mücadele ettiği her şey buradan geliyor."
 
Kaynak: tr.sputniknews.com


bozadi

4 Ekim 2016

Sabah: FETÖ, Gar katliamından bir gün önce mensuplarını ByLock ile uyardı


Sabah'ın 'FETÖ' itirafçısı olduğunu iddia ettiği bir cemaat mesubuna dayandırdığı iddiası




Sabah gazetesi, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'FETÖ' soruşturmasında gözaltına alınan 'Merve' kod adlı cemaat mensubunun etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde itirafçı olduğunu öne sürdü. İddiaya göre, kadın, 10 Ekim 2015'te IŞİD tarafından gerçekleştirilen 2'si çocuk 102 kişinin öldüğü, 391 kişinin yaralandığı Ankara Gar saldırısından bir gün önce haberlerinin olduğunu söyledi. Cep telefonunda yüklü olan ByLock programına örgüt yöneticilerinden gelen mesajla uyarıldıklarını anlattı.

Sabah'ta yer alan haber şöyle devam ediyor:

Kadın, örgüt ile lise yıllarında tanıştığını belirterek, "Daha sonra üniversite sınavını kazanıp Ankara'ya gittim. Ankara'da okurken cemaat evinde kalıyordum. 17/25 Aralık darbe girişimi başarısız olunca örgüt yöneticilerinden gelen talimatlar doğrultusunda ByLock programı kullanmaya başladık. Örgüt üyelerinin bu program üzerinden haberleşmeleri istendi. Ben de bana getirilen bu programı telefonuma yükledim, örgüt mensupları ile program üzerinden haberleştik" dedi.

Kadın, "Ankara Garı önünde düzenlenen terör saldırısından bir gün önce ByLock programı üzerinden 'Yarın terör saldırısı olacak. Sakın sokağa çıkmayın. Yakınlarınıza, akrabalarınızı ve arkadaşlarınızı da uyarın' şeklinde bilgi geldi. Ben de Ankara'da tanıdığım insanlara, yakınlarıma ve arkadaşlarıma haber verdim. Ben de o gün hiç dışarı çıkmadım. Ertesi gün Ankara Garı önünde terör saldırısı olduğunu televizyondan öğrendim. Onlarca insanın hayatını kaybettiğini görünce çok üzüldüm" dedi. FETÖ üyesi kadının telefonuna el konulurken, söz konusu ByLock mesajlarının tespit edilebilmesi için İzmir Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü inceleme başlattı. Türkiye tarihinin en kanlı eylemi olarak kayıtlara geçen olayda 3 saniye arayla iki kez patlama yaşanmıştı. Şu ana kadar olayla ilgili yapılan tüm soruşturmalarda DEAŞ örgütü üzerinde duruldu ve bunun üzerinden iddianameler hazırlandı. FETÖ'nün Ankara Garı saldırısıyla ilişkisinin savcılık tarafından kanıtlanması halinde saldırıyla ilgili davaların yönü değişecek.
 
Kaynak: T24


bozadi

7 Ekim 2016

Rusya'dan ABD'ye tehdit: S-300 ve S-400 hava savunma sistemleri sürpriz yapabilir


"Rus askerlerine karşı olası hataları önlemek için tüm tedbirleri aldık"




Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Suriye'de rejim güçlerinin kontrolündeki bölgelere yapılacak hava veya füze saldırılarının Rus askerleri için tehdit oluşturacağını belirterek "Amerikalı stratejistlere hatırlatmak isterim ki S-300 ve S-400'lerin etki alanı, tanımlanamayan nesneler için sürpriz oluşturabilir" dedi.

Yeni Şafak'ta yer alan habere göre, Konaşenkov, Moskova'da yaptığı açıklamada, bazı basın kuruluşlarında yer alan "ABD'nin Suriye'de rejim güçlerine karşı askeri operasyon yapabileceği" yönündeki haberleri değerlendirdi.

Suriye'de kurulu koordinasyon merkezindeki Rus subayların çoğunun sahada görev yaptığını ifade eden İgor Konaşenkov, "Bu nedenle Suriye hükümeti kontrolündeki bölgelere yapılacak hava veya füze saldırısı, Rus askerleri için açık bir tehdit oluşturur. ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Deyr ez-Zur şehrinde ordu birliklerini bombalamasının ardından, Rus askerlerine karşı olası hataları önlemek için tüm tedbirleri aldık" diye konuştu.

Konaşenkov, Amerikalı mevkidaşlarına bu tür planları hayata geçirmeden önce olası sonuçlarını iyi hesap etmelerini tavsiye ederek, "Amerikalı stratejistlere hatırlatmak isterim ki S-300 ve S-400 hava savunma sistemlerinin etki alanı, tanımlanamayan nesneler için sürpriz oluşturabilir. Sistemin, roketin menşeini belirlemek için vakti olmayacaktır" ifadelerini kullandı.
 
Kaynak: T24


bozadi

6 Ekim 2016

Ortalık iyice karışıyor: Rus savaş gemisi 'Miraj' Suriye yolcusu


Rusya'nın Karadeniz Filosu'na ait 'Miraj' isimli üçüncü geminin de Suriye'ye doğru yola çıktığı ve Akdeniz'deki daimi birliğe katılacağı açıklandı.Kaynak: Rus savaş gemisi 'Miraj' Suriye yolcusu




Rusya Karadeniz Filosu Sözcüsü Nikolay Voskresenskiy, Malahit kruz füzeleriyle donatılmış Miraj isimli savaş gemisinin bugün Sivastopol'den Akdeniz'e hareket ettiğini söyledi. Voskresenskiy, Miraj'ın Rusya Donanması'nın Akdeniz'deki daimi birliğine dahil edileceğini belirtti.

Rus yetkili, dünkü açıklamasında Karadeniz Filosu'na ait Kalibr füzeleriyle donatılmış 'Serpuhov' ve 'Zelyonıy Dol' adlı savaş gemilerinin Akdeniz'e gönderildiğini duyurmuştu.
 
Kaynak: ABNA24


bozadi

6 Ekim 2016

'ABD, Esad'ın Halep'i geri almasını engellemek için her şeyi yapmaya hazır'


ABD'nin, Halep'te 'ılımlı' muhalifleri radikallerden ayırma çabalarında başarısız olma sebebinin bölgede ılımlı bir güç bulunmaması olduğunu savunan Rus uzmanlar, Washington'ın Halep'in özgürleştirilmesini engellemek için her şeyi yaptığını söyledi.




Andrei Rezchikov ve Mikhail Moshkin, Rus internet gazetesi Vzgylad'daki değerlendirmelerinde Rusya'nın eski BM temsilcilerinden Sergey Ordzhonikidze'nin "Washington, Suriye ordusunun Rusya'nın desteğiyle Halep'i geri almasını istemiyor" şeklindeki açıklamalarını hatırlattı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra'ad Al Hussein'in, Halep'teki sorunun çözümü için BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin veto hakkını kısıtlamayı teklif etmesinin arkasında da ABD'nin olabileceğine belirten uzmanlar, amacın Rusya'nın veto hakkının kısıtlanması olduğunu ifade etti.

'WASHINGTON, ODAĞI HALEP'TEN İNSANİ YARDIMA KAYDIRDI'

New Eastern Outlook'taki yazısında ABD'nin kamuoyunun ilgisini  'ılımlı' muhaliflerin El Kaide uzantıları ve IŞİD'le işbirliği yaptığı gerçeğinden uzaklaştırmaya çalıştığını kaydeden Tony Cartalucci ise "Washington odağını Suriye'nin kuzeyindeki Halep kentinde güvenliği sağlayacak son operasyonlara değil, insani krizin çözümüne kaydırdı" dedi.

Suriye ordusu ve Rusya'nın da aralarında bulunduğu müttefikleri tarafından gerçekleştirilen operasyonun amacının ise kentteki son bölgeleri de hükümetin kontrolü altına almak olduğunu ifade eden uzman, "Halihazırda Halep'in 2 milyon sakininin büyük kısmı hükümet kontrolünde yaşıyor, teröristlerin tuttuğu bölgelerde kapalı kalanların sayısı 250.000'den az" ifadelerini kullandı.
 
Kaynak: Sputnik


bozadi

K'ların "Karanlık Vadiden geçeceksiniz" deyişi acaba ABD ve İsrail'in Suriye'de istediği sonucu elde edememiş olması ve Rusya karşısında "imajlarının zedelenmesi" nedeniyle büyük bir saldırıya kalkışacak olmaları mı? Üçüncü Dünya Savaşının kaçınılmaz hale gelmesi mi? Rusya sayesinde yeni bir dünya savaşının olmayacağına referansta bulunulmuştu ama bu yine de hiçbir büyük savaş veya savaşlar dizisi yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Zaten büyük savaşlar yaşanmakta ama bunun derecesi giderek artacak gibi görünüyor çünkü İlüminati Grubu'nun tahtı sarsılıyor giderek ve buna karşı "iş bitirici" hamlelere kalkışmaktan başka yol görmüyorlar muhtemelen. Gelişecek olan ara süreçte Türkiye giderek Rusya öncülüğündeki blokun bir parçası olma eğiliminde olacak gibi görünüyor ve bana sorarsanız bunda Erdoğan'ın büyük bir rolü olacak. Şu anda her ne kadar Erdoğan Rusya'nın planlarına çok ters hareket ediyormuş gibi görünse de, ABD ile Erdoğan AKP'si arasındaki iplerin giderek gerildiğine, hem Fethullah meselesi hem de Ortadoğu'daki çıkar çatışmaları nedeniyle ilişkilerin giderek bozulduğuna dikkat çekmek istiyorum.

Irak (Başika ve Musul) gibi ABD'nin ve AKP'nin gayet uyumlu hareket etmesinin (Şii düşmanlığı) beklenebileceği bir meselede bile ciddi bir gerilim  ve zıtlaşma söz konusu şu anda. Bunlar çok iyi işaretler aslında. Türkiye'deki çoğunluk sağcı/muhafazakar/dinci/milliyetçi taban öteden beri Rusya'ya karşı her zaman ABD'nin tarafında olmaya etkili bir şekilde programlanmıştır, hem de ABD'nin İslam coğrafyasında kesintisiz katliam ve işkencelerine rağmen. Ve nihayet Türkiye ABD'yle mesafesini artırıp Rusya'ya yaklaşma konusunda istikrarlı işaretler sergiliyor. Rusya öncülüğü faktörü aslında Sünni ve Alevi-Şii kesimlerin yaşadığı ezeli siyasi karşıtlık ve çatışmanın aşılmasına da katkıda bulunabilir. Örneğin belki de şu anda Rusya'nın yaptığı güçlü öncülüğü Rusya değil de İran yapıyor olsaydı, bizim devletimiz neredeyse kesin bir şekilde Sünni-Şii kompleksinin etkisiyle ABD'nin yanında yer alıp İran'a karşı mücadele etmekten başka seçenek görmeyecekti. Ama şemsiye devlet İran değil de Rusya olunca, o kompleksin aşılması ve hatta ezeli rekabetin bırakılıp samimi İslami kardeşlik dayanışmasının gelişmesi de daha mümkün hale gelir ve bunun zincirleme reaktif etkileri olur diğer çeşitli milletler arasında ve ABD-İsrail özelinde İlüminati Grubunun Ortadoğu'daki kadim şeytani egemenliği sonlandırılabilir. Aslında Müslüman toplumlar da kendi içlerinde ve aralarında çok masum değiller ama hepsini derinden etkileyen büyük bir musibete karşı işbirliği yapma gerekliliği onları arındırabilir.

bozadi

Son yıllarda İran bölgede gerçekten gücünü ve nüfuzunu epeyce artırdı ve artırmaya devam ediyor. Dünya da bu gelişmeyi açıkça gördü, takdir etti, ABD'nin baskısıyla çeşitli ülkelerin şimdiye kadar İran'a uygulamakta olduğu ambargolar yavaş yavaş kaldırılıyor. İran'ın hem askeri, hem siyasi, hem de dini gücü (Şii topluluklar arasında birleşme eğilimi ve Sünni yönetimlere Global Şeytanlar karşısında işbirliği ve dayanışma teklifleri) giderek artıyor.

Şimdi durup düşününce biraz gecikmeli olarak daha iyi anlıyorum ki "bizimkilerin" Yeni Osmanlıcılık söylemleri aslında Büyük Pers İmparatorluğunun devamı sayılabilecek İran'ın yeni atılımlarına bir tepki ve yanıt niteliğinde.

Erdoğan AKP'sinin ABD'yle çatışma eğilimini artırması bile bununla yakından bağlantılı aslında. İran'la olan örtülü ama şiddetli tarihsel siyasi ve dini rekabet tırmanıyor tekrar. İran Humeyni devriminden beri epeyce atılım yapmış ve ciddi sonuçlar almaya başlamış görünüyor. İşte anlıyorum ki Erdoğan'ın Osmancılılık söylemleri ve eylemleri İran'daki bu gelişmeye bir yanıt niteliğinde aslında ve bu örtülü egosal çatışma ilginç bir şekilde Erdoğan AKP'sinin sadece İran'a karşı değil ABD'ye karşı da giderek daha fazla "horozlanmasına" neden oluyor, iyi ki de oluyor. İran'ın böyle bir reaksiyona neden olması harika birşey, çünkü Türkiye'nin "izzeti nefsini", bağımsızlık ve egemenlik duygularını güçlendiriyor ve bu da ABD'nin bizim üzerimizdeki kontrolüne karşı bir farkındalık ve tepki artışına neden oluyor. Bu çok ama çok değerli birşey. Ve Erdoğan olmasaydı aynı şey bu kadar güçlü bir şekilde olmazdı bence. Erdoğan'ın "fazla zeki" olmaması (bence), bir bakıma egosal, ilkel ama güçlü denebilecek bir güdüyle hareket etmesi çok faydalı mevcut bağlamda. Biraz deli cesareti lazım çünkü ABD'nin bizim devletimiz üzerimizdeki bariz egemenliğine karşı gelmek için. Kılıçdaroğlu bence Erdoğan'dan çok daha zeki olmasına rağmen bunu yapamazdı örneğin. İlerleyen süreçte aynı büyük gerçekleri gördükçe işbirliği imkanları ve istekleri artar inşallah.

Global Şeytanlığa karşı örgütlenmekte olan blokta öncülüğün İran'da değil de Rusya'da olması, o blokta yer alacak veya alabilecek Müslüman devletlerin izzeti nefisleri açısından hayırlı bir durum sayılır çünkü Türkiye (Osmanlı!) öncülüğü olsa İran (Pers!) bozulacak, öbürü olsa diğeri bozulacak. Kuzeydeki Rusya'nın şemsiye pozisyonu (hem coğrafi, hem siyasi/askeri anlamda) bu anlamda aşırı şiddetli çekişme potansiyelini azaltıyor ve samimi işbirliği imkanını da artırabilir duruma göre.

Dikkatinizi çekmiştir, Kasyopyalılar hem Türkiye'ye hem de İran'a dair olumlu referansta bulundular. Erdoğan'la ilgili çok şaşırtıcı ve aslında gayet pozitif olduğu sonucu çıkarılabilecek bir yorumda bulunurken, son celselerden birinde Zerdüşt'e yaptıkları ilginç vurgu aslında İran'ın mevcut yükselişiyle yakından bağlantılı bana sorarsanız. K'lar yakın zamana kadar ne Türkiye, ne de İran'la ilgili "derin" yorum yapmamışlardı. Son zamanlarda ise başta Rusya olmak üzere Türkiye ve İran'a pozitif göndermeler var ve bunun yukarıda bahsettiğim hususlarla yakından bağlantılı olduğunu sanıyorum. K'lar ABD-İsrail ikilisinin Ortadoğu'daki nihai amacının Filistin'in ele geçirilmesi olduğunu söylemişlerdi ama İran'ın Ortadoğu'da Global Şeytanlara karşı oynadığı güçlü role pek referansta bulunmamışlardı ve bu durum biraz garibime gitmişti açıkçası. Nihayet Zerdüştlükle ilgili dikkat çekici vurguları ve araştırma önerileri yoluyla o göndermeyi biraz dolaylı olarak da olsa yapmış oldular gibi geliyor bana.

Sünniler de Şiiler de meşhur tarihsel çekişme süreçlerinde Hristiyanların egemenliğini birbirlerine tercih edebilecek durumda olmuşlar anladığım kadarıyla ("Hristiyanlar onlardan iyidir" gibisinden). Bu biraz da Bizans'taki "Kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim" söylemini çağrıştırıyor. Mevcut konjonktürde Rusya'nın öncülüğü bu konuda bir "rahatlama" sağlıyor diye düşünüyorum. Kendi aralarındaki yarışta İran Türkiye karşısında biraz önde görünüyor aslında ama açıkçası ben İran'ın bölgede mutlak siyasi/askeri/dini egemenliğine de sıcak gözle bakmam, çünkü hiçbir belirli ideolojinin egemenliğine sıcak bakmam. Ne Alevilik, Sünnilik, ne Şiilik, ne de başka bir dini veya siyasi ideoloji; sadece "insanlığa" ihtiyacımız var en nihayetinde. Bu ideolojiler de bu açık ve basit ihtiyacın karşılanmasını kolaylaştırdıkları ölçüde faydalı, zorlaştırdıkları ölçüde zararlıdırlar. K'ların Zerdüştlüğe yaptığı referansın nedenlerinden biri de bu olsa gerek; Zerdüşt'ün insanlara anlatmaya çalıştığı meşhur İyilik-Kötülük düalitesi nedeniyle. İşin özü bu. Bu demek değil ki Zerdüştlük ideolojisini benimseyelim. İsteyen istediği ideolojiyi benimsesin ama her türlü ideolojiden veya kesimden tüm insanlar arasında insani bir ilişki, yardımlaşma, dayanışma olabilmesi için hiçbir ideolojinin herkes üzerinde egemen olma hırsına, yani egoya yenik düşmemesi gerekir. Nitekim, Rusya'nın Hıristiyanlığının veya başka bir ideolojisinin de başkaları üzerinde egemen kılınmaya çalışılması çok yanlış, zararlı olur. Rusya öyle birşeye kalkışırsa yanlış yapar veya İran Şiilik ideolojisini herkes üzerinde egemenleştirmeye çalışırsa yanlış yapar, Türkiye Sünnilik ideolojisini başkaları üzerinde egemenleştirmeye çalışırsa yanlış yapar. Kendi şahsi çıkarlarını gidip başkalarına dayatmak ve onlara zorla boyun eğdirmeye ve sömürmeye çalışmak Global Şeytanların yani kısaca Kötülüğün karakteridir. İslam'da tasavvuf böyle bir kötülüğün potansiyel panzehiridir bence. Gidip başkalarını zorla veya baskıyla asimile etmeye ve sömürmeye çalışmak yerine doygunluğu, bütünlüğü, sevgiyi, kudreti, güzelliği kendinde bulmak ve yaşamak ve o ışığı görüp ilgi duyanlara, gelenlere onu anlatmak, paylaşmaktır. Ülkemizde dindarlık adı altında epeyce yobazlık sergilenegelmiş olsa da, belki de pek çok başka İslam ülkesinde kolay bulunamayacak gerçek tasavvufi eğilimler de mevcuttur ve bence bizim ülkemizin diğer İslam ülkelerine bir üstünlüğü varsa, bu konudadır, Mevlana'dadır, Yunus'tadır, Pir Sultan Abdal'dadır, diğer pek çok benzer örneklerdedir. Yani İnanç ile Sevginin birleştiği yerdedir ve eminim ki eninde sonunda ülkemizde gönüllerin rızasıyla egemen olması gereken şey de budur.

bozadi

7 Ekim 2016

ABD Genelkurmay Başkanı'na 'FETÖ'den suç duyurusu; dava açılabilir


Avukat, şüpheliler hakkında kovuşturma başlatılmasını istedi




Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe veren Avukat Mert Eryılmaz, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Voltel'dan 'darbeye destek oldukları' iddiasıyla şikayetçi oldu. Şikayet dilekçesinde 15 Temmuz akşamı Malatya'ya inen 8 kargo uçağının içinden TSK envanterinde olmayan bombalar çıktığını ve bu uçakların İncirlik Üssü'nden sevk edildiğini belirten Eryılmaz, "İncirlik 10. Tanker Üs Komutanı Bekir Ercan Van darbe girişimi başarısız olunca ABD'den sığınma hakkı istemiştir" dedi.

Hürriyet'ten Damla Güler'in haberine göre; Avukat Eryılmaz dilekçesinde, İncirlik Üssü'nde görevli Uzman Çavuş Muhammet Emrah Kuzu'nun ifadesine de yer verdiği dilekçesinde; "15 Temmuz'da mesaisinin ardından Tuğgeneral Bekir Ercan Van'ın kendisini arayarak göreve çağırdığını, saat08.00'da komutanla araca binerek üs içinde Amerikalılara ait bir binanın önüne gittiklerini, Van'ın içeri girerek 15-20 dakika içeride kaldığını beyan ediyor" ifadelerini kullandı. 15 Temmuz'un bir işgal hareketi olduğunu belirten Eryılmaz, "Bu hareketin İncirlikten yönetildiğini, Fethullahçı hain subayların üste görevli ABD silahlı kuvvetleri mensuplarıyla birlikte hareket ettiklerini, işgal hareketinin ABD'den yönetildiğini" savundu. Dilekçenin sonuç bölümünde söz konusu askerlerin Fetullahçı Silahlı Terör Örgütünü desteklediğini ve uluslararası sözleşmeleri de ihlal ettiğini iddia eden avukat İncirlik Üssü'nün tedbiren kapatılmasını ve şüpheliler haklarında kovuşturma başlatılmasını istedi.

Bakırköy Başsavcılığı "yetkisizlik" kararı verdi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Mert Eryılmaz'ın şikayeti ile 2016/70087 numarası verereksoruşturma başlattı. Ancak darbe soruşturmalarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tek elden yürüttüğü için yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

Yetkisizlik kararında ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Voltel'dan şüpheli olarak yer aldı. Karardaki suçlama ise "terör örgütü propagandası yapmak" olarak yazıldı.

Dosya gönderildi

Şimdi gelen dosyaya yeni bir soruşturma numarası veren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun ne yapacağı merak ediliyor.

Kaynak: T24