Suriye karşıtı propaganda için ayda 17 bin dolar (9 Aralık)

Başlatan bozadi, 10 Aralık 2016, 00:25:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

9 Aralık 2016

İngiltere destekli kuruluş gazetecilere Suriye karşıtı propaganda için ayda 17 bin dolar öneriyor


İngiltere destekli medya ofisinin, gazetecilere Suriye karşıtı propaganda üretmeleri karşılığında 17 bin dolar önerdiği ortaya çıktı.




Batı medyası tarafından sıklıkla referans olarak gösterilen Revolutionary Forces of Syria ("Devrimci Suriye Güçleri") isimli medya ofisinin, İngiltere hükümeti tarafından desteklendiği ve gazetecilere Suriye karşıtı propaganda yapmaları için 17 bin dolar önerdiği ortaya çıktı.

AlterNet tarafından yayımlanan maillere göre, "Türkiye'de bulunan Batılılar" tarafından işletilen RFS, Kasım ayında Beyaz Miğferler tarafından çekilen "Suriyeli sivil" videolarının nasıl çekildiğine dair ipuçları bulunan bir video yayımlayarak gündeme gelmişti.

PROPAGANDA KARŞILIĞINDA AYDA 17 BİN DOLAR

RFS söz konusu videoyu kısa sürede kaldırmış ve olayla ilgili "özür" yayımlamıştı.

Habere göre isminin verilmesini istemeyen bir Ortadoğu muhabiri, RFS için çalışan ABD'li bir eski meslektaşının "şu anda İstanbul'dayım İngiltere hükümeti için bir medya projesinde çalışıyorum" dediğini aktarırken, muhabire gönderilen iş teklifi mailinde, Suriye karşıtı propaganda üretilmesi karşılığında ayda 17 bin dolar teklif ediliyor.

Ortadoğu muhabiri, yapılan işi etik bulmadığını ve bu sebeple kabul etmediğini belirtirken, RFS konuyla ilgili açıklama yapmaktan kaçındı.

RFS'nin İngiltere tarafından finanse edilen tek propaganda kuruluşu olmadığı, İngiltere'nin İstanbul merkezli benzer kuruluşları milyonlarca dolar vererek desteklediği bildiriliyor.

The Guardian tarafından yakın zamanda yapılan bir haberde de, "muhalif yanlısı" bir propaganda kuruluşuna İngiltere tarafından 3 milyon dolar verildiği aktarılıyor.

Kaynak: Sol


bozadi

22 Kasım 2016

Kim bu Ak Miğferler


Suriye ve Rusya ordusu ne zaman bir mesafe alsalar, mutlaka ya bir Pazar yeri, ya da okul veya hastane bombalanıyor, Ak Miğferler yaralı ölü çocuk görüntülerini medyaya servis ediyor.




13 Kasım'da El Nusra'ya bağlı teröristler tarafından Halep'te düzenlenen kimyasal saldırıda Suriye ordusundan yaklaşık 30 asker zehirlendi.

Rusya Radyasyonel, Kimyasal ve Biyolojik Güvenlik Merkezi uzmanları tarafından saldırı alanından alınan numuneler, kullanılan maddenin klor gazı olduğunu gösterdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, numuneleri, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün Lahey'deki merkezine göndermeye hazır olduklarını söyledi.

Batı medyasından pek oralı olan olmadı.

Hatırlarsanız, 2013'te Şam'ın banliyösü Guta'da El Nusracılar yine kimyasal silah kullanıp yüzlerce çocuğu öldürmüş, Türk ve Batı basınıysa bunu Esad'ın üzerine yıkmıştı.

Neyse konuya dönersek, 19 Kasım'da ise bu defa batı basınında Rusların Halep'teki hastaneleri bombaladığı ve bebeklerin öldüğü haberleri yer aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby hastanelerin vurulduğuna dair delillerin güçlü olduğunu belirtti:

"Köklü ve meşru kuruluşlardan gelen güvenilir iddialar var, hastanelerin bombalandığını söylüyorlar. Hastaneler, hastalar söz konusu, tedavi olmaya çalışan insanlar bombalanıyor. Açıkçası bombayı kimin uçağının bıraktığı önemli değil, Suriye ya da Rus uçağı olabilir, ikisi birden de yapmış olabilir. Burada önemli olan bir an önce durdurulması gerektiği."

White Helmets, yani Ak Miğferler denen yardım kuruluşu bu bombardımanlara ait olduklarını ileri sürdükleri yaralı çocuk ve bebek görüntüleri paylaştı.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, hastane ve okulların bombalandığına dair iddiaların radikal Ak Miğferler örgütü tarafından ortaya atıldığını ve bunun Kirby'nin biyografisine kara bir leke olacak yazılacağını söyledi.

Gerçekten ortada garip bir durum vardı.

Suriye ve Rusya ordusu ne zaman bir mesafe alsalar, mutlaka ya bir Pazar yeri, ya da okul veya hastane bombalanıyor, Ak Miğferler yaralı ölü çocuk görüntülerini medyaya servis ediyor.

KİM BU AK MİĞFERLER


Bu Ak Miğferler, bu yılın Eylül ayı sonlarında İsveç'te verilen ve 'alternatif Nobel' olarak bilinen yılın "Right LivelihoodAward" (Doğru Yaşam Ödülü) adlı ödüle layık bulunmuştu. 3 milyon kronluk (1 milyon 33 bin TL) bu ödül, Ak Miğferler, Cumhuriyet gazetesi, Mısır'dan kadın hakları aktivistiMozn Hassan ve feminizm çalışmaları için Nazr ile Rus insan hakları savunucusu SvetlanaGannuşkina arasında paylaşılmıştı.

Ortada ilginç bir durum var.

Rusya, bunların El Kaide'nin Suriye'deki kolu El Nusra bağlantılı olduğunu ileri sürüyor.

Ama bu arkadaşlar, İsveç'ten ödül alıyor, hatta AKUT da bunların elemanlarına eğitim vermiş.

Bu noktada işin uzmanlarına başvuruyoruz ve Global Research isimli muhalif Kanada sitesinden BrandonTurbeville ile Tim Anderson'un yazılarına başvuruyoruz:

Ak Miğferler'in tarihi ve kuruluşu – Kurucular ve yöneticiler

Ak Miğferler, eski bir İngiliz subayı ve şimdi Blackwater-Academi ile birleşerek ConstellisHoldings'e dönüşmüş bir özel yüklenici kuruluş olan OliveGroup içindeki bir paralı asker olduğu kabul edilen,James Le Mesurier tarafından kuruldu. Her ne kadar Ak Miğferler yarım istekle finansman kaynağını saklamaya çalışsa da, kuruluş, Esad'a karşı Batı müdahalesini savunan savaş yanlısı bir PR firması olan PurposeInc. üzerinden George Soros'la bağlantılıdır. Purpose'un eş kurucusu, aynı zamanda Soros'un Açık Toplum Vakfı ile bağlantılı bir "demokrasi yanlısı" grup olan Avaaz'ın, SEIU'nun ve MoveOn.org'un da kurulmasına yardım etmiş olan Jeremy Heimans'tır.




Vanessa Beeley, örgütü ifşa ettiği makalesinde, bu kuruluşun tarihini ve finansmanını şu sözlerle özetlemektedir:

"Ak Miğferler Mart 2013'te İstanbul'da kuruldu ve başında, bir İngiliz "güvenlik" uzmanı ve "eski" istihbarat subayı olan James Le Mesurier bulunuyor. Bosna ve Kosova gibi en şüpheli NATO müdahalesi senaryolarından bazılarında ve Irak, Lübnan ve Filistin müdahalelerinde dikkat çekici bir sicili olan  Le Mesurier, İngilizlerin Sandhurst'te bulunan elit Kraliyet Askeri Akademisi'nde yetişmiş ve geçmişte Birleşmiş Milletler'de, Avrupa Birliği'nde ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nda yüksek görevlere getirilmiş bir isim."

AkMiğferler'in başlangıçtaki 300 bin dolarlık başlangıç yatırımı biraz puslu ve haberler çelişkili, fakat birbiri ardınca gelen bilgiler bizi İngiltere, ABD ve Suriye muhalefetinin [Suriye Ulusal Meclisi'nin] bununla bağlantılı olduğu sonucuna götürüyor. Ayrıca Türk afet kurtarma ekibi AKUT tarafından da lojistik destek sağlanmış.

2013 yılında AkMiğferler'in kasalarına 13 milyon dolar daha girmiş ve meselenin ilginç hale gelmeye başladığı nokta tam da burası. İlk haberler, bu "bağışların" ABD, İngiltere ve SUK'tan geldiğini ve George Soros'la daha önce incelenmiş bağların olduğunu gösteriyor.

Ancak daha sonra yapılan araştırmalar, USAID'in Beyaz Miğferler örgütünde önemli bir pay sahibi olduğunu açığa çıkardı. 

Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) web sitesi, "çalışmamız, uzun vadeli ve hakkaniyetli ekonomik büyümeyi desteklemekte ve ABD'nin dış politika hedeflerini şunları desteklemek yoluyla ilerletmektedir: ekonomik büyüme; tarım ve ticaret; küresel sağlık; ve demokrasi, çatışma önleme ve insani destek" iddiasında bulunuyor.

USAID'in Temmuz 2015 tarihli bir rapor güncellemesinde, Ak Miğferler'e 16 milyon doları aşkın yardım yaptıkları açıkça kabul ediliyor.

Soros'a ve 16 milyon dolara ilave olarak, Ak Miğferler'in USAID üzerinden ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yaklaşık 23 milyon dolar aldığı biliniyor. Bu rakam, Dışişleri Bakanlığı ikinci sözcüsü Mark Toner tarafından, 27 Nisan 2016 tarihli bir bakanlık brifinginde teyit edildi.

Bu yüzden Ak Miğferler'in, kuruluşundan beri açıkça Suriye'ye dönük Batı müdahalesini, özel olarak da uçuşa yasak bölgeyi savunması şaşırtıcı değildir. Sonuç olarak kuruluş, ABD/Batı emperyalizminin tam finansmanlı bir koludur. Bu yüzden de grubun, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'daki patronlarıyla aynı arzuları açıkça dillendirmesini beklemek akla yatkındır.

AkMiğferler'in (Suriye Sivil Savunma olarak da geçiyor kimi yerde) başında bulunan Raid Salih, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Suriye'ye "uçuşa yasak bölge" uygulaması getirmesi için açıkça çağrıda bulunmuştu ki bu uygulama, bir örneği Libya'daki enkazda görülebileceği gibi, doğrudan savaşa varan türdendir. Gerçekten de böyle bir karar, Libya trajedisinin tekrarı olacaktır.

Salih, Ak Miğferler web sitesinde şunları ifade etti:

"Bazen klorinle de dolu olan varil bombaları, bugün Suriye'de en büyük sivil katilidir. Silahsız ve tarafsız kurtarma ekibi üyelerimiz en az 40,823 kişiyi Suriye'deki saldırılardan kurtardı, ancak ulaşamadığımız pek çok insan var. Enkazın altında kalmış ve sesini duymadığımız çocuklar var. Onlar için BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl dillendirdiği, varil bombalarının durdurulması talebinin takipçisi olmalı ve gerekirse bir 'uçuşa yasak bölge'yi hayata geçirmelidir."

Salih'in kendisi ilginç bir vaka. Ona ve örgütüne milyonlarca dolar akıtıp halkla ilişkiler malzemesi temin etmekten memnun olan Amerika Birleşik Devletleri göründüğü kadarıyla Salih'e, Amerikan topraklarına serbestçe girmesine izin verecek kadar güvenmiyor. Nisan 2016'da Salih, Washington, D.C'de yeni bir tipik sırt sıvazlama ödülü almaya koyulmuştu. Anca vizesi iptal edildi ve İstanbul'a dönmek zorunda kaldı.

New York Times gazetesi şunları yazmıştı:

Suriye'de bombalamalardan sonra hayatta kalanları arayan Batı destekli bir kurtarma örgütünün liderinin, insani yardımlara katkılarından ötürü bir ödül alacağı Amerika Birleşik Devletleri'ne girmesine izin verilmedi.




Hileli fotoğraflar: Ak Miğferler ve propaganda aygıtı

Ak Miğferler, "uçuşa yasak bölge" çağrısı yapmaya ilave olarak, Suriye ordusunu gerçekte böyle bir durum olmadığında Suriye ordusunu sivil ölümlerinden sorumlu tutmak ve sivilleri kasten hedef almakla suçlamak için düzmece fotoğraflar yayınlayacak kadar ileri gitti. Ekim 2015'te kuruluş twitter hesabı üzerinden, Rusya'nın 30 Eylül'de IŞİD'e ve çeşitli terörist gruplara düzenlediği hava saldırıları sonrasını göstermek üzere resimler yayınladı. Paylaşımda, "Rusya'nın bugün Humus'taki saldırısı. 3 çocuk ve 1 @SyriaCivilDef gönüllüsü dahil 33 sivil öldü" ifadeleri okunuyordu.

Resim, bir "Sivil Savunma" gönüllüsünün taşıdığı, yaraları kanayan bir kız gösteriyor ve çocuğun çok sayıda başka siville birlikte yaralandığını iddia ediyordu.

Ancak Ak Miğferler'i üzecek şekilde Twitter kullanıcıları bu fotoğrafların düzmece olduğunu hemen ifşa etti, zira fotoğraflar gerçekte beş gün önce, 25 Eylül 2015 tarihinde çekilmişti."




Global Research sitesi olayı detaylı bir şekilde irdelemiş, Ak Miğferler denen bu örgütün ne menem bir şey olduğunu ortaya koymuş.

Bunlara ek olarak İngiliz hükümeti, '2012-2015 yıllarında Suriye'ye gönderilen insani olmayan yardımlar' konulu raporunda hükümetin Ak Miğferler Örgütü'ne 15 milyon sterlin, bazı medya kuruluşlarına ise 5.3 milyon sterlin aktarıldığı yazıyordu.

Raporda: "İngiltere tarafından finanse edilen projeler, Suriye genelinde bağımsız basın ağı kurulmasını amaçlıyor. Projeler kapsamında Facebook ve Twitter'da Suriye ordusunun Guta'daki kimyasal saldırıları hakkında mesajlar atılacak, yerel halk ve Ak Miğferler Örgütü'nden bilgi alınacak." ifadeleri yer alıyordu.

Alevi düşmanı radikal dincilerden oluşan bu Ak Miğferler'in kimin için çalıştığı ortada, NATO ve Batı Emperyalizmi'nin kirli işleri için uğraşıyorlar.

SELİN SAYEK BÖKE'NİN ŞİÖ YORUMU

Bir diğer Ak Miğfer ise Emperyalizm'in kadrolu tasfiye memuru Kemal Derviş'in yardımcılığından gelen CHP'li Selin Sayek Böke.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son dönemde dillendirdiği, NATO üyeliği ve AB adaylığından çıkıp Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliğine girme söyleminden fena halde rahatsız olmuş.

Bir soru üzerine aynen şunları söylemiş:

"AB'deki ekonomik entegrasyon ve ortağı olan ülkelerde yaratacağı kalkınma ve refah imkanı Şanghay denen yapıda yok. Bir kez daha gerçeğin ifade edilmediği, hamaset üzerine inşa edilmiş bir siyasetle karşı karşıyayız. Türkiye hayaller peşinde koşan değil, gerçeği inşa etmek isteyecek olan ve gerçeği inşa ederken de dünyayı doğru okuyan bir iktidara ihtiyaç duyuyor. Türkiye'nin yönü bellidir. Türkiye'yi kalkınmaya, refaha taşıyacak olan, bütün dünya ile iyi geçinebilen ama yüzünü asla Batı'dan geri çevirmeyen bir gelecektir. Buna ekonomik olarak ihtiyacımız var."

Tipik Batı bağımlısı Türk mütareke aydını var karşımızda.

Türkiye, ne zaman kalkındı?

1920 – 1938 arasında, önce karma ekonomi, ardından küresel kriz nedeniyle devletçi bir ekonomi.

O zaman kim vardı genç Türkiye Cumhuriyeti'nin yanında?

ABD ve Avrupa değil, Rusya yani o dönemki SSCB.

Türkiye, o dönem büyük kurucu ve kurtarıcı Atatürk ile mazlum milletlere önderlik etti. Milli demokratik bir devrim yaptı. Tüm bunları Rusya ile başardı.

Bunun için Mehmet Perinçek'in kitaplarını okumanızı özellikle tavsiye ederim.

Peki Türkiye ne zaman karşı devrim sarmalına girdi ve üretimden, bilimden ve planlı ekonomiden uzaklaştı?

NATO ve tüm diğer batılı kurumlara entegre olduğunda.

Kemal Derviş'i hatırlayın.

Batı kaynaklı ekonomik kriz sonrası kayyum olarak atandı ve tüm ulusal değerlerin tasfiyesine ön ayak oldu.

Bir ABD projesi olarak iktidara oturan AKP de doğrudan onun politikalarını uyguladı.

Bugün 400 milyar dolar borcumuz var.

45 kuruşluk dolar artışı bu borçta 165 milyar liralık bir yükselişe yol açtı.

Bugün Batı dediğimiz yer, PKK, FETÖ ve bilumum dinci terör örgütlerini destekler konumda.

Ortadoğu, Ege, Akdeniz ve Kıbrıs da dahil, tüm dış politika meselelerinde Türkiye'nin karşısında.

Tamam belki, Erdoğan'ın söylemleri kimse tarafından inandırıcı bulunmuyor olabilir ama bu, söylemin özü itibarıyla doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.

Türkiye Atlantik'te boğuluyor, Avrasya'da nefes alabiliyor.

Ak Miğferler ve tüm diğer Batı uşakları, Asya çağını ve bunun gereği olan, Çin'in 15 bin kilometrelik Asya Avrupa yatay çizgisini birleştirecek "Bir Kuşak Bir Yol" projesini engellemek üzerine dizayn edildi.

Kemal Derviş'in asistanı Böke de belli ki o cephede yer alıyor.

Hüseyin Vodinalı
 
Kaynak: odatv


bozadi

22 Kasım 2016

Bir yardım kuruluşu, Batı'dan aktarılan milyonlarca dolar ve cihatçılarla işbirliği


Suriye'de yıllardır devam eden savaşın en önemli ayaklarından birini yardım kuruluşları oluşturuyor. El Nusra ile bağlantısını gizleyemeyen bir 'yardım kuruluşu' olan Beyaz Miğferler, Batı hükümetlerinden neden milyonlarca dolar yardım alıyor?





ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, kısa süre önce yaptığı bir basın toplantısında Suriye'nin Halep kentinde 5 hastane ve 1 mobil kliniğin Rusya tarafından vurulduğunu iddia etti.

Russia Today (RT) muhabirinin, nerede ve hangi hastanelerin vurulduğu konusunda bilgi istemesi üzerine elinde somut bilgi olmadığı anlaşılan Kirby, RT ile diğer basın kuruluşlarını aynı kefeye koyamayacağını söyleyerek soruya yanıt vermeyi reddetti. Kirby'nin iddiaları hakkında açıklama yapan Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, hastane ve okulların bombalandığına dair iddiaların radikal Beyaz Miğferler örgütü tarafından ortaya atıldığını belirterek, bunun Kirby'nin biyografisine kara bir leke olarak yazılacağını söyledi.

'SAHTE KURTARMA VİDEOLARI'

Konaşenkov'un bahsettiği Beyaz Miğferler (White Helmets), adını Fetih el-Şam Cephesi olarak değiştiren, El Kaide'nin Suriye kolu El Nusra Cephesi'yle yaptığı işbirliğiyle biliniyor. Beyaz Miğferler'in insan kurtarma videolarının çoğunun sahte olduğu da bugüne kadar defalarca açığa çıktı. Örneğin dün yayımlanan görüntü, kuruluşun bu sahte videoları nasıl hazırladığını gözler önüne seriyor. Söz konusu videoda Beyaz Miğferler'den iki kişi, bir yaralıyı enkaz altından 'kurtarırken' görülüyor. Bir süre hiç hareket etmeyen bu iki kişi, başlama talimatının gelmesi ve eş zamanlı olarak duyulan çığlık sesleriyle 'göçük altında kalan sivili kurtarıyor.'




ABD VE İNGİLTERE'DEN MİLYONLARCA DOLAR

Batı hükümetleri tarafından fonlanan, spekülatör George Soros'la bağlantısı bulunan Beyaz Miğferler'in kurucusu ise eski İngiliz subayı James Le Mesurier. Beyaz Miğferler'in maddi kaynakları arasında, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a karşı Batı müdahalesini savunan ve spekülatör George Soros'la bağlantılı olan Purpose Inc. bulunuyor. Purpose'un kurucularından biri, yine Soros bağlantılı Avaaz'ın da kurulmasında rol üstlenen Jeremy Heimans.

ABD ve İngiliz hükümetleri, bu kuruluşa milyonlarca dolar para aktardıklarını kısa bir süre önce itiraf etmek durumunda kaldılar. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, 27 Nisan'da yaptığı basın toplantısında, Washington'ın örgüte 23 milyon dolar aktardığını kabul etti. İngiliz hükümetinin ise 2013 yılından bu yana desteklediği Beyaz Miğferler'e 2016 yılı Mart ayı sonuna dek kamuoyuna yansıdığı kadarıyla 18.7 milyon sterlinlik yardımda bulunduğu ortaya çıktı. Fransa da kuruluşa para aktaran ülkeler arasında.

'SİLAHLI GRUPLARI FİNANSE ETMEKTE KULLANILAN TABELA ÖRGÜT'

Suriye'de 5 yıldan bu yana süren savaşın en büyük parçalarından biri Batı, Türkiye ve Körfez destekli sivil toplum kuruluşları oldu.

Ortadoğu uzmanı Hasan Sivri'ye göre Beyaz Miğferler, Batı için özellikle Suriye'nin kuzeyindeki silahlı grupları finanse etmekte kullanılan tabela örgütlerden biri. Sivri "Nasıl ki Özgür Suriye Ordusu bu şekilde uzun bir süre diğer cihatçı radikalleri saklamak için kullanıldıysa, şu an Özgür Suriye Ordusu ömrünü tamamladıktan sonra bu tür sivil savunma gücü adı verdikleri grupları kullanıyorlar" diyor ve ekliyor: "Beyaz Miğferler, Batı'da ve Batı'nın ana akımın medyasında, son 6 yıldır olduğu gibi Suriye'ye karşı propagandada kullanılıyor ve aynı zamanda bir tabela örgütü. Özgür Suriye Ordusu'nun tamamlamış olduğu o görevi, sivil savunma gücü dedikleri bu Beyaz Miğferler ele geçirmiş."

'SAHAYA YANSIYAN YARDIM YOK'

Çeşitli Batı ülkelerinin para aktardığı grubun liderinin üst düzey görüşmeler yaptığını belirten Hasan Sivri, yapılan bağışların sivil savunma alanında sahaya yansımadığına dikkat çekiyor:

"Grubun lideri hem Fransa'da hem İngiltere'de üst düzey görüşmeler yapıyor ve büyük paralar aktarılıyor. Fakat para aktarılan bu örgütün, sahaya yardımları yansıttığını görmüyoruz. Ancak silahlı grupların bir şekilde finanse edildiğini ve savaşın sürdürüldüğünü görüyoruz. Zaten yıllardır bu silahlı grupları Suriye ordusuna karşı kullanarak kanlı savaşın daha da uzamasına neden olan emperyalist güçlerin, Batılı güçlerin sivil savunma gücünü ya da Suriye'deki herhangi bir sivil inisiyatifi finanse etmek gibi bir derdi olmadı açıkçası. Bunun etkilerini görürdük sahada."

CİHATÇILARIN ZOR GÜNLERİNDE ORTAYA ÇIKAN 'KAHRAMANLIKLAR'

'Yardım kuruluşu' adı altında faaliyet gösteren Beyaz Miğferler'in üyeleri, El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'ne mensup cihatçılarla birlikte ellerinde silahla kutlama yaparken, terör örgütünün infazını izleyip ardından öldürülen kişinin cesedini kaldırırken görüntülenmişlerdi. Kuruluşun en sık yaptığı işlerden biri ise özellikle cihatçıların, örneğin Rusya ya da Suriye'nin bombardımanları, askeri başarı elde ettikleri ve dolayısıyla cihatçı grupların zor durumda kaldıkları dönemlere sıklıkla denk gelen, sahte 'çocuk kurtarma' görüntüleri üretmeleri. Enkaz altından elinde en sevdiği oyuncağını tutarken çıkarılan ve hiçbir yara, beresi olmayan kız çocuğu videosu gibi sahte olduğuna dair bariz kanıtlar bulunan görüntüler hem Batı medyası hem de hükümetleri tarafından büyük bir propaganda malzemesi haline getiriliyor.

Hasan Sivri, Batı'nın bu tür sivil savunma güçlerini öne çıkardığı zamanlara denk gelen katliamlarda kuruluşun bir şekilde yer aldığına dikkat çekiyor ve 'direniş medyasının' Beyaz Miğferler'in cihatçılarla olan bağlarına ilişkin çok sayıda haber ve görüntü yayımladığını anımsatıyor. Sivri'nin aktardığı örneklerden biri, İdlib'in cihatçılar tarafından ele geçirildiği günlerden:

"Özellikle İdlib'in düşürüldüğü zamanlarda Nusra Cephesi'nin bayraklarını ellerine alarak İdlib'in kent merkezinde o bayrakları sallandırdıklarını gördük, sivil savunma gücü dedikleri Beyaz Migferler'in. Aynı zamanda bu tür önde görünen sivil savunma güçlerinin Batı'nın ana akım medyasında propaganda için kullanılan fotoğraflardaki insanların, bir diğer fotoğrafta ellerinde silah tuttuklarını ve savaştıklarını gördük."

ÇİN PROVOKASYONU VE YİNE BEYAZ MİĞFERLER

ABD ve İngiltere yönetimlerinin Beyaz Miğferler gibi bir kuruluşa neden milyonlarca dolar para ödediği sorusunun yanıtı yalnızca Suriye'yi değil, Çin'i de kapsıyor.  Asia Times'ta Eylül 2016'da yayımlanan bir haber bu açıdan oldukça çarpıcı. Habere göre Washington Suriye'de, Çin'e karşı saldırılar gerçekleştirmeyi planlayan örgütleri de silahlandırıyor ve destekliyor. Asia Times, Suriye'de bulunan Türkistan İslami Partisi üyesi Uygur bir cihatçının, Kırgızistan'daki Çin elçiliğine düzenlediği saldırının El Nusra Cephesi tarafından finanse edildiği ve Türkiye'de hazırlanıldığı bilgisi veriliyor.

Yani Suriye aynı zamanda Çin karşıtı örgütlerin de üssü haline getiriliyor. El Nusra'yla birlikte çalışan Beyaz Miğferler'in de videolarında Çin'i hedef aldığı belirtilen haberde, bu kuruluşa ait bir videoda "Esad, Rusya, İran, Çin, bunlar Allah'tan güçlü mü diye sorulduğu, ardından 2 Suriyeli askerin Türkistan İslami Partisi üyelerince infaz edildiği aktarılıyor.

Beyaz Miğferler, özellikle İdlib kentinde El Nusra cihatçılarıyla birlikte hareket ediyor. Nisan 2015'te Türkistan İslami Partisi, Ahrar'uş Şam, El Nusra Cephesi ve diğer ÖSO gruplarının katıldığı Fetih Ordusu'nun, İdlib'i aldığını hatırlatan Asian Times, kentin Türkistan İslami Partisi için bir üs haline geldiğini ve ABD'nin "ılımlı" cihatçılarla yaptığı işbirliği nedeniyle El Kaide kolu olan El Nusra'nın bombalanmasına karşı çıktığını ifade ediyor.

 
Kaynak: Sputnik


bozadi

18 Eylül 2016

YARDIM MASKELİ KATLİAM ÇETELERİ! BEYAZ MİĞFERLER!




Küresel çetenin savaş alanlarında SİVİL TOPLUM KURULUŞU / İNSANİ YARDIM vb. adıyla ortaya saldıkları bir çok terör kuruluşu olduğu artık biliniyor.

Son örneği Suriye'deki Beyaz Miğferler adlı kuruluş. (White Helmets) Aslında Suriye el Kaidesi ile yakından ilişkililer...Kendilerinin, mağdur halka yardım eli uzatan BAĞIMSIZ bir Sivil Savunma Teşkilatı olduğunu söylemekteler.. Reklamlarını Soros, Birleşmiş Milletler ve Batılı hükümetlere bağlı bir çok kuruluş yapıyor..

Netflix bunlardan biri. 40 bin hayat kurtaran Beyaz Miğferleri öve öve bitiremiyor. İzleyeceğiniz birkaç dakikalık videoda masum insanları nasıl kurşuna dizdiklerini ve El Kaide, Nusra çeteleriyle nasıl işbirliği yaptıklarına ilişkin görselleri izleyebilirsiniz.

Beyaz Miğferlerin lideri görünürde Raed Saleh.. Ama kurucusu İngiliz istihbaratından emekli asker James Lemessurie.

Beyaz Miğferler, Suriye'de IŞİD Nusra ve benzerlerinin işgalindeki bölgelerde 'çalışıyor'. Röportajlarında ele geçirdikleri Suriye ordusundan erleri nasıl öldürüp çöpe attıkları anlatılıyor. Esad'ı destekledikleri için kurşuna dizdikleri kişilerin videoları da mevcut. Böyle bir YARDIM derneği bu.. ve 'BAĞIMSIZ'!! Sadece ABD'den 23 milyon dolar, İngiltere'den 17 milyon dolar ve Hollanda'dan 4 milyon dolar fon almış..

Geçenlerde ABD Dışişleri Bakanlığı, basın toplantısında Beyaz Miğferlerle ilgili bir soru üzerine sözcü Mark Toner bazı açıklamalar yaptı...

Meraklısı, bu videoyu mutlaka izlemeli !




Örgütün lideri Raed Saleh'e Amerika'ya giriş izni verilmiyor. Ama bu 'BAĞIMSIZ' örgüt ABD, İngiltere ve Hollanda hükümetleri tarafından verilen milyonlarca dolar fonla Suriye'de yayılıyor. Gazeteci, ABD Dışişleri sözcüsüne bu çelişkinin sebebini soruyor. Cevap belirsiz.. "Örgütü 23 milyon dolarlık bir fonla destekliyoruz ama içindeki bazı kişiler bize güvenlik tehdidi oluşturabilir..." gibi akıl almaz cevaplar veriyor. Bazen bu gibi karmaşık durumlarda kalabildiklerini söylüyor.. Örgütü övdükçe övüyor .. Sonuna kadar destekliyoruz, diyor. Ama örgütün sahnedeki lideri güvenlik gerekçesiyle ABD'ye giremiyor.. BU ve benzer CIA, MI6 destekli katliam çeteleri Suriye'de cirit atıyor!

Ve NETFLİX gibi yayın organları, CNN, CBS gibi ana medya, onlarca büyük gazete ve Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumları Beyaz Miğferleri sonuna kadar destekliyor.. Bu medyalardan haber alanlar katilleri yardım melekleri , destekleyenleri 'demokrat yardımsever' ülkeler zannetmeye devam ediyor.. Daha fazla bilgi için Vanessa Beeley raporunu okuyun.
 
Kaynak: Banu Avar


bozadi

İtiraflar, ifşalar...



bozadi


bozadi

ABD ve İsrail, kendilerine köpeklik yapmayı reddettiği için Esad'ı indirmeye karar verince, uzmanlık alanları gereği cani cihatçı sürüleri kiralayıp çok sayıda Suriyeli güvenlik gücü mensubunu katlettirerek (Cisr eş Şuğur katliamı) "muhalefet hareketi" diye propagandaya başladılar. Böyle başladı kanlı Suriye savaşı. Çoğunluğu Sünni olan halkı ve ordusu tarafından sevilen ve desteklenen Esad'ın Aleviliğinden ve Solculuğundan dolayı ondan nefret eden bir takım sözde Müslümanlar da Global Şeytanların başlattıkları bu vahşi operasyondan memnun oldular. Batının Faşistleri ve onlara bu şeytani operasyonda doğrudan ve dolaylı yollarla köpeklik eden herkes Suriye'de dökülen her damla kandan sorumludur.

Çok şükür ki, müttefik güçlerin ve özellikle Rusya'nın paha biçilmez yardımı sayesinde Suriye Savaşı "cihat piyonlarının" ardındaki global ve bölgesel şeytanların yenilgisiyle sonuçlanmaya hızla yaklaşıyor. Bütün dünya insanlığının geleceğini çok derinden etkileyen çok büyük bir zafer bu Global Şeytanlara ve onların bölgesel hizmetkarlarına karşı.