Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

220 ton altın ABD'den Türkiye'ye getirildi (20.04.2018)

Başlatan bozadi, 30 Nisan 2018, 18:16:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20 Nisan 2018

220 ton altın ABD'den Türkiye'ye getirildi


Merkez Bankası, ABD Merkez Bankası nezdinde kendi mülkiyetinde olan altınların tamamını 2017'de Türkiye'ye getirdi. TCMB'nin Türkiye'deki ve Halk Bankası'nın yurt dışından sağladığı altınlarla birlikte BİST'te 220 ton altın saklanmaya başlandı. Ziraat ve Vakıfbank'ın da 95 ton altını getirme çalışmalarına hız verdiği belirtildi.




Yenişafak'tan Cahit Saraçoğlu'nun haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kur baskısından kurtulmak için dolara karşı altın kullanımı" çağrısı dikkatleri bankalara çevirdi.
Merkez Bankası (TCMB) 2017 yılı faaliyet raporunda, altın rezervlerine ilişkin önemli gelişmelerin olduğu belirlendi. Bu çerçevede Merkez Bankası, ABD Merkez Bankası (FED) nezdinde kendi mülkiyetinde olan altınların tamamını 2017 yılında Türkiye'ye getirdi.

2016 yılında FED hesaplarında yaklaşık 28.7 ton olarak görünen TCMB'ye ait altın miktarı 2017 yılı sonu itibariyle bakiye vermedi. Bu kapsamda BİST nezdinde ki altın rezervi bakiyesi 37.2 tona ulaştı. Halk Bankası da yurt dışında bulunan altınlarını Türkiye'ye getirerek, Borsa İstanbul A.Ş'ye (BİST) teslim etti. Getirilen altının miktarı 220 tonu buldu. Bunun 29 tonu Halk Bankası'na ait bulunuyor.

ZİRAAT VE VAKIFBANK DA HAREKETE GEÇTİ

Ziraat ve VakıfBank'ın da yurt dışındaki altınlarını ülkeye getirme çalışmalarını başlattığı öğrenildi. Ziraat Bankası'nın şu anda Londra'da 57 ton VakıfBank'ın ise Londra'da 38 ton olmak üzere toplam 95 ton kendi mülkiyeti altınları bulunuyor.

TCMB'nin brüt altın rezervleri, kendisine ait olan net altın rezervleri ile bankalara ait olan rezervlerin toplanmasından oluşuyor. Buna göre, 2017 yılı sonu itibariyle Merkez Bankası'nın 564 ton brüt altın rezervinin 200 tonu kendisine, 364 tonu bankalara ait. 2017 yılında üç önemli gelişme yaşandı. Bunlardan biri de TCMB'nin 116 ton olan kendisine ait altın rezervlerini yıllar sonra artırmaya başlaması oldu.

40 TON HURDA ALTIN

Altınların yurt dışından getirilip saklanmaya başlamasının yanı sıra 2017'de hurda altınla ilgili de çok önemli bir gelişme oldu. TCMB, BİST üzerinden hurdadan ve cevherden dönüştürülmüş altınları Türk Lirası karşılığı satın almaya başladı. Uzmanlar hurda ve cevherden üretilen altının yıllık 40 ton seviyesinde olduğuna dikkat çekiyor.

Bu çerçevede Merkez Bankası'nın yurt içinde cevherden üretilen altınların satın alınmasında ön alım hakkı tanınmıştı. BİST verilerine göre Türkiye'de yerleşik maden firmaları yıllık 24 ton altın üretimi yapıyor.

PARASAL KARŞILIĞI 25 MİLYAR DOLAR

Merkez Bankası'nın 2016 yılı sonunda 14 milyar dolar seviyesinde olan altın rezervleri, 2017 sonunda 23.5 milyar dolar seviyesine çıktı. TCMB'nin 30 Mart 2018 tarihli son yayımladığı verilere göre ise toplam altın rezervleri 25.3 milyar dolar seviyesine ulaştı.

Söz konusu bu gelişmeler Türkiye'nin, dünyada altın rezervi sıralamasında IMF rezervleri hariç olarak 10'uncu sıraya yükselmesini sağladı. Büyük ülkelerin birçoğunun rezervlerinin yüzde 70-80 civarını altın olarak tuttuğu biliniyor.

Kaynak: Sputnik


bozadi

Türkiye'nin bu kadar altınının şimdiye kadar ABD'nin elinde olduğunu bilmediğim gibi, ABD'nin aksi yöndeki telkinlerine rağmen Erdoğan'ın bu altınların Türkiye'ye geri getirilmesine karar verip bu kararı gerçekleştirdiğine dair haberlere de daha bugün rastladım! İlginç ve güzel bir gelişme gibi görünüyor.

bozadi

20 Nisan 2018

'Türkiye'nin altınlarını geri alması ABD'ye bir mesaj'


Rusya Çağdaş Gelişim Enstitüsü Finanslar ve Ekonomi Bölüm Başkanı Nikita Maslennikov, Türkiye'nin ABD Merkez Bankası nezdinde kendi mülkiyetinde olan altınların tamamını geri almasını değerlendirdi.




Russia Today (RT) televizyonuna konuşan Maslennikov, bu konuyla ilgili şu yorumda bulundu: "Sebebi hiç de ekonomiyle ilgili değil. Üstelik bu durum altın piyasasını hiçbir şekilde etkilemiyor. Belli ki sebep farklı. Bu, Türkiye'nin YPG'ye destek kaynaklı Beyaz Saray'a diplomatik bir mesaj. Zira Türkiye, ulusal güvenliğine doğrudan tehdit olarak gördüğü YPG'ye destek veren ABD'den gelecekte ne beklemesi gerektiğini bilmiyor ve böylelikle onları müzakere masasına oturtmak istiyor. Türkler, kendi duruşuna sahip olduğunu söylüyor ve bu duruşa saygı duymaya çağırıyor."

'ALTINLAR LİRAYA DESTEK OLARAK KULLANILABİLİR'

Türkiye'ye getirilen altınların liraya olası etkisini de değerlendiren Maslennikov, "Bu, bir nevi destek olarak kullanılabilir, çünkü bu yakınlarda liranın güçlü biçimde değer kaybettiğini gözlemledik. Bu zaman zaman oluyor zira eğer elde altın rezervi şeklinde bir garanti varsa bu halkı sakinleştirmeye yardımcı oluyor" dedi.

Kaynak: Sputnik


bozadi

20 Nisan 2018

'Türkiye, ABD'nin garantilerine inanmayı bıraktı
ve altınlarını geri aldı'


Türkiye'nin ABD'den altınlarını geri almasını değerlendiren Rus uzmanlar, Türkiye'nin giderek artan bağımsızlığı sergilediğini bu yüzden Batı'yı potansiyel baskı araçlarından yoksun bırakmak istediği görüşünde birleşti.




Rus ekonomi haberleri ajansı Prime'a konuşan Freedom Finance yatırım şirketinden Vadim Merkulov, ABD'nin Suriye politikasının Türkiye'yi bu adıma zorladığını belirterek, "Şimdi Türkiye, altınlarının büyük kısmını İsviçre'de tutacak. Bu adım, istikrarsız politik ilişkilerden kaynaklanıyor. Böylelikle Türkiye doğrudan ABD'yle cepheleşmeye giderse altın ve döviz rezervlerinin güvenliğini sağlamış olur. Bu karar yüzünden ABD kısmen kaybedecek çünkü Türkiye'ye baskı aracını kaybediyor" dedi.

'TÜRKİYE BAĞIMLILIKTAN UZAKLAŞIYOR'

Open Broker yatırım şirketi uzmanı Andrey Koçetkov da ABD müttefiklerinin altınlarını jeopolitik riskler yüzünden ABD'de tuttuğunu hatırlatarak, "Batı ile Sovyetler Birliği arasında savaş çıkarsa altın rezervlerinin düşmanın eline geçmesine karşı güvende olduğunu düşünüyorlardı. Ancak şimdi uluslararası politika gerçekleri değişiyor. Türkiye, Avrupa ve ABD'nin politikasına bağımlılığından giderek uzaklaştığını sergiliyor" yorumunda bulundu.

'WASHINGTON'A UYARI NİTELİĞİNDE'

Ankara'nın finanslar alanında da daha fazla bağımsızlık sağlamaya çalıştığını belirten Koçetkov, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Bu tedbirin doğrudan finansal sonuçları olmayacak ama bu tür eylemler, bağımsız finansal istikrar garantisi olarak ABD'ye güven derecesini azaltıyor. Washington, kendi çıkarlarını sağlamada çok fazla istisnaya izin vermeye başladı. Ulusal hesaplar donduruluyor, bankacılık servisiyle bağlantılar kesiliyor. Bu yüzden ülkelerin altın rezervlerini geri çekme eğilimi gözlemleniyor, altın sayesinde finansal sistemlerinin istikrarını artırmayı amaçlıyorlar. Türkiye oldukça etkileyici bir altın rezervine sahip, 2017 sonlarına doğru rezerv 525 tonu geçti. ABD'den geri alınan altınların önemli bir rolü yok ama yine de partnerleri arasında bile güven kaybeden Washington'a bir uyarı niteliğinde".

Kaynak: Sputnik


bozadi

24 Nisan 2018

'Türkiye'nin altınlarını geri alması, ABD tarafından yönetilen para sisteminin yaklaşan sonunun işareti'


Türkiye'nin ABD'deki altını geri almasını değerlendiren ABD'li uzman Claudio Grass, bu adımın kaçınılmaz küresel finansal çok kutupluluğun belirtisi olduğunu kaydetti.




Ludwig von Mises Enstitüsü Elçisi ve İsviçre Değerli Metaller Merkezi danışmanı Claudio Grass, Sputnik'e yaptığı açıklamada, Ankara'nın neden ABD'den altınlarını geri aldığı sorusuna yanıtladı.

'TEMEL SEBEP GÜLEN'İN ABD TARAFINDAN KORUNMASI'
Bu adımın birkaç nedeninin olduğunu düşündüğünü dile getiren Grass, bu konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Temel sebep, Fethullah Gülen'in halihazırda ABD hükümetinin koruması altında Pennsylvania'da yaşıyor olması. Gülen'in Türkiye'deki taraftarlarıyla birlikte onu devirmek istediğini ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardında durduğunu açıklayan (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan, bu yüzden artık Amerikalılara güvenmiyor. Diğer yandan Türk ekonomisinin de şimdi başı dertte ve Türk lirası uzun zamandır baskıya maruz kalıyor. Diğer yandan da Erdoğan ve Müslüman Kardeşler, Osmanlı İmparatorluğu'nun ikinci sürümü gibi bir şeyi kurma yönünde güçlü bir niyet var. O ayrıca altının, özellikle Müslüman dünyasındaki statüsü dikkate alınırsa gerçek para olduğunu anlıyor. Bu yüzden altın rezervlerini geri getirerek artık bir partner olarak ABD'ye güvenmediğini gösteriyor. Ayrıca Türkiye halen bir NATO müttefiki ve galiba Erdoğan kendi yolundan ilerlemek istiyor ve altın ona finansman ve uluslararası banka sisteminden geçmek zorunda olmayan dövizle ticaret fırsatını sağlıyor".

'EĞİLİM BİRKAÇ YIL ÖNCE BAŞLADI'

Türkiye'nin diğer ülkelere de örnek olması olasılığını da değerlendiren Grass, "Böyle bir şey görebileceğimizi düşünüyorum. Merkez bankalarının altın rezervlerini geri alması eğilimi aslında birkaç yıl önce başladı. Bu, ülkelerin, altın rezervlerini evinde tutmanın daha akıllıca olduğunu anladığını gösteriyor" dedi.

Altınların ABD'den çekilmesinin, çok kutuplu dünyaya geçişin göstergesi olduğunun altını çizen uzman, bu konuyla ilgili şu yorumda bulundu:

"İkinci Dünya Savaşı'nın ardından iktidara gelen Amerikan imparatorluğunda yaşıyorduk. Bu imparatorluğun son 60 yılda devasa küresel borcu birikti. ABD doları her zaman küresel dövizdi, bugün bile tüm merkez bankalarının rezervlerinin yüzde 60'ı dolar olarak tutuluyor. Aynı zamanda uluslararası ticarette dolar temel döviz. Ancak altın alımları, altınların ABD'den geri alınması, dağılmanın göstergesi. Tüm bunlar, tek kutuplu dünyadan yeniden çok kutupluya geçmekte olduğumuzun göstergesi

'TÜM İMPARATORLUKLAR, PARALARININ ZAYIFLAMASIYLA BATMIŞTIR'

Uzun vadeli borç döngüsünün sonunda bulunuyoruz. Her şey döngüsel. Havadan para bastık, yaklaşık 50 yıldır, Başkan Nixon'un altın standardından vazgeçtiği günden bu yana havadan bir şeyler ürettik. O günden bu yana dolar temel döviz. Ancak sonuna yaklaşıyoruz. Daha fazla borç toplayarak borç kriziyle mücadele edemeyiz. Son 10 yılda şahit olduğumuz tüm döviz savaşlarının, dünyanın değiştiğinin, bildiğimiz dünyanın parçalandığının göstergesi olduğunu düşünüyorum.

Eğer tarihe başvurursak tüm imparatorluklar bir süre sonra dağılmıştır. Aynı zamanda son bin yıldır tüm imparatorlukları birleştiren ortak özelliği, paralarını zayıflatarak, değersizleştirdikleri için dağılmaları. Aynı şeyi bugün de izlediğimizi düşünüyorum. 2008'de yaklaşık 140 trilyon dolarlık kredi açtık, bugün bu kredinin miktarı 230 trilyon dolar seviyesinde. Son 10 yıldır yaşadıklarımızın tarihte eşi benzeri yok. Bir gün borcumuzu geri vermek zorunda olacağız ve o gün yaklaşıyor."

Kaynak: Sputnik


bozadi

23 Nisan 2018

'Türkiye ABD'deki altınlarını, Zarrab davasının sonucunda gelebilecek bir yaptırıma karşı çekti'


GCM Menkul Kıymetler Araştırma Uzmanı Enver Erkan, Türkiye'nin 2017 yılında altınlarını FED'den çekmesini "stratejik bir hamle" diye nitelendirdi; iktisatçı- yazar Mustafa Sönmez "Bu kararda, Zarrab davasının sonucu olarak ABD'den gelebilecek yaptırım endişe yatıyor olmalı" dedi.




Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB), ABD Merkez Bankası (FED) nezdinde kendi mülkiyetinde olan altınların tamamını çektiği yönündeki haberleri, GCM Menkul Kıymetler Araştırma Uzmanı Enver Erkan ve iktisatçı- yazar Mustafa Sönmez, Sputnik'e değerlendirdi. Sönmez "Bu kararın arkasında, Zarrab davasının ve Suriye'de ABD ile karşı karşıya gelmenin sonucu olarak ABD'den gelebilecek yaptırım ve emrivakilere yönelik endişe yatıyor gibi görünüyor" dedi.

Ülkelerin merkez bankalarının, uluslararası piyasalar ve finans kurumlarında değerlendirmelerinin yaygın olduğuna işaret eden Sönmez "Sadece Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) değil bütün merkez bankalarının, aktiflerinde tuttukları altın rezervi ve tahvil gibi değerleri, uluslararası piyasalar veya finans kurumlarında değerlendirmeleri yaygın bir durumdur. Bunu iki nedenle yaparlar. Birinci sebep, yumurtaları farklı sepette tutmak; yani (bu değerlerin bir bölümünü) kendi ülkelerinde tutmak yerine daha güvenli olabilecek yerlere yatırmak istemeleri. İkincisi de, bu rezervleri bir takım başka uluslararası finans kurum, kuruluşlarında tutmaları sebebiyle bir gelir elde ediyor olmaları" diye konuştu.

Sönmez "TCMB de altın rezervlerinin bir kısmını FED, İngiltere Merkez Bankası ve Uluslararası Ödemeler Bankası gibi kurumlarda tutuyordu. Ancak Türkiye'nin FED'de tutulan 30 ton civarında altını 2017 yılında oradan çekerek iki farklı kuruma aktardığı anlaşıldı. Üstelik bu süreçte Amerika'dan sadece altın rezervleri değil tahvillerin de çekildiği öğrenilmiş; yani oradaki hesap boşaltılmış" dedi.

'TÜRKİYE'NİN HESAPLARI SIFIRLAMASI RADİKAL BİR KARAR'

Türkiye'nin böyle bir hamle yapmasının iki temel nedeni olduğunu savunan Sönmez, "Bunun akla gelen temel nedenlerinden birisi, Türkiye ve ABD'nin sürdürmekte olduğu şeker rengi ilişkileri. Bir yandan, Amerika'da Zarrab davasının açıklanması beklenen sonucu ve başta Halkbank olmak üzere Türk bankacılık sistemine gelebilecek cezalar; öte yandan da Ortadoğu'da ABD ile karşı karşıya gelişlerin bir sonucu olarak, buradan gelebilecek olası bir emrivakinin yarattığı endişe var" dedi.

Merkez Bankası'nın Mart ayında yayınlanan faaliyet raporunda görülen bu hamleyi 'radikal' diye nitelendiren Sönmez "Hükümetin, rejimin talimatıyla Amerika'da hesaplar sıfırlanmış görünüyor. Bu hamlenin tamamen politik kaygılar sebebiyle atıldığını düşünüyorum. Zira hamlenin, rezervlerin azaltılmasının da ötesinde hesap sıfırlama boyutunda olması radikal ve dikkat çekici. ABD'den gelebilecek bir yaptırımdan endişe edildiği ortada" diye ekledi.

'TÜRKİYE ÇEŞİTLİ ÜLKELERDEKİ ALTIN VARLIKLARINI 2002'DE TOPLAMAYA BAŞLADI'

Konuyu Sputnik'e değerlendiren bir diğer isim ise GCM Menkul Kıymetler Araştırma Uzmanı Enver Erkan oldu. Durumun Türkiye'ye özgü olmadığına işaret eden Erkan "Bu Türkiye'ye özgü bir durum değil. Zira İkinci Dünya Savaşı döneminde, Avrupa'da Hitler tehdit olduğu dönemde pek çok ülke, coğrafi konumları ve güvenlikleri sebebiyle altın varlıklarını Amerika'ya kaçırdı. Bu kapsamında Türkiye'nin altın varlıklarının da bir bölümü, New York Merkez Bankası'ndaydı. Ancak 2002'den bu yana Türkiye bu ülkelerdeki altın varlıklarını toplamaya başladı. Bunu diğer ülkeler de yapıyor, süreci Almanya tetiklemişti" dedi.

Altın rezervlerinin taşınmasının güvenlik sebebiyle uzun süreçleri oluşturduğuna değinen Erkan "Ancak bütün rezervuarı bir anda taşımak mümkün değil. Baktığınız zaman, 2016'dan 2017'ye 220 ton altın çekilmiş. Bunun nakliye zor ve güvenlik riski yüksek bir süreç. Altını taşıdığınız gemi batsa veya uçak düşse rezervin önemli bir bölümünü kaybetmiş olursunuz. Dolayısıyla bu taşıma kademe kademe yapılıyor" dedi.

'FED'DEN TÜM ALTINI ÇEKME HAMLESİ STRATEJİK BİR HAMLE'

Türkiye'nin altınlarını FED'den çekmesinin, güvenlik kaygılarının sonucu olabileceğine işaret eden Erkan "Yurt dışında tutulan altın rezervleri, güvenliği veya yerinde olup olmadığına ilişkin soru işaretleri sebebiyle tartışma konusu olabiliyor. Bu yüzden Türkiye, bu hamleyi güvenlik sebebiyle de atmış olabilir. Son dönemde ABD'yle Türkiye ilişkilerinin geldiği nokta bir güven bunalımı yaratmış ve Türkiye de bu sebepten tedbir için böyle bir adım atmış olabilir" diye konuştu.

FED'den çekilen altınların önemli bölümünün İngiltere Merkez Bankası ve Uluslararası Ödemeler Bankası'na aktarıldığını hatırlatan Erkan "Tabii, bu noktada İngiltere'nin de stratejik açıdan ne kadar güvenilir olduğu tartışılsa da ben Türkiye'nin bu adımının stratejik bir adım olduğu görüşündeyim" dedi ve şöyle devam etti:

"Bu noktada altınların büyük bir kısmının niçin İngiltere Merkez Bankası'nda tutulduğunun cevabının verilmesi lazım. Bu noktada da rezerv güvenliği öne çıkıyor; zira bu kurumlar dünyanın en güvenli altın kasaları olarak biliniyor. Buralardan SWAP yapılarak altın karşılığında döviz alınabiliyor. Altınların tamamının Türkiye'de tutulmasının, pratikte yastık altından bir farkı olmuyor."

Kaynak: Sputnik


bozadi

Altın rezervimizin büyük bir kısmı da İngiltere'deymiş bazı haberlere göre. Bir yandan savaş süreçlerinde güvenlik için bu tür altın emanetlerinin olduğu söylenirken, bazı kaynaklar dış borç / kredi batağında bu altınların teminat olarak verildiğini söylüyor. Bu altın mevzusunda epeyce alengirli işler dönüyor anlaşılan.


bozadi

Bir başka ilginç husus, dünyada en çok altın rezervine sahip ülkeler arasında Türkiye'nin ilk 10 veya 15 ülke içinde yer alması:

https://www.ntv.com.tr/galeri/ekonomi/en-cok-altina-sahip-20-ulke,sgQTgSil3EGW3bI017DGZA/GIom85EN3E-7VFPF_-r1JQ

Listede 1 numarada 8 bin küsür tonla ABD geliyor ama bir celsede konusu geçtiği gibi, ABD'nin rakamı oldukça şişirme sanırım. K'lar ABD'nin gerçek rezervinin 2300 ton olduğunu ve bunun aksine, resmi olarak 1800 ton altın sahibi gibi görünen Çin'in gerçek rakamının 3100 ton olduğunu söylemişlerdi. Listede bunun gibi yüksek veya düşük yansıtılan başka değerler de olabilir yani. (tabi celsede verilen bilginin doğru olduğunu varsayarsak)