Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

7 Mayıs 2016

Başlatan bozadi, 10 Mayıs 2016, 02:29:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

blossom_bonnie

#60
Muhteşem bir haber sevgili Aden çok teşekkür ediyorum :) Ben çok yakınım oraya :)
Benim troid değerlerim normal ama bu şekilde etki göstermesi beklenir bir şey mi acaba? Eczacı size bununla ilgili bir uyarı yapmış mıydı?
Acaba miktarı az mı başlasak? Bende iyotlu kaya tuzları aldım, onları kullanacağım artık ama troid değerlerinizin yükselmesi kafamı karıştırdı. Bununla ilgili tavsiyesi olabilecek arkadaşlar vardır sanırım.
Tekrar çooook teşekkür ederim Aden :)

Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti

bozadi

#61
Sevgili Aden ve blossom bonnie. Deneyimlerinizi, sorularınızı, uyarılarınızı paylaştığınız için teşekkürler. Celselerde referansta bulunulan Dr. David Brownstein ile iyot konusunda yapılmış kısa ve önemli bilgiler içeren bir makalenin çevirisini paylaştım iyot başlığında, az önce. İyot alımında yaşanabilen TSH (Tiroit uyarıcı hormon) değeri yükselmesi konusunda da açıklama yapılmış ve genel olarak iyot konusunda önemli bazı bilgiler var.

blossom_bonnie

#62
Çoook teşekkürler Sevgili bozadi, ellerinize sağlık. Okumaya başlayacağım hemen.
Sevgiler [:)]
Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti

n/a

#63
blossom_bonnie önemli değil rica ederim ne demek.Sorduğunuz soruların cevabını bende bozadi'nin çevirisinde buldum.

Çeviri için çok teşekkürler bozadi çeviriyi okuduktan sonra kafam çok rahatladı.



Dr. Eric: İyot takviyesi aldığımda, birkaç ay sonra TSH (tiroit uyarıcı hormon) seviyem normal aralığın epeyce üzerine çıktı ama diğer tüm laboratuar sonuçlarım iyiydi ve kendimi iyi hissediyordum. Ve nihayetinde normal TSH oranıma döndüm ama eminim ki hipertiroidi ve Graves hastalığı olan pek çok kişi bu konuda endişelenecektir. Hipertiroidi olan bir kişi iyot aldığında ve TSH seviyesi normal aralığın üzerine çıktığında endişelenmesi gerekir mi?

Dr. Brownstein: TSH'nin yükselmesi iyot alımında gösterilen normal ve beklenen bir tepkidir çünkü TSH iyodun taşıyıcı molekülü olan NIS'yi uyarır. 6-12 hafta içinde hücrelerdeki iyot miktarı optimal seviyelere ulaşınca, TSH seviyeleri de düşer.

Özellikle bu kısım tam da bana uymakta lugolu kesmiştim ama tekrar başlamaya karar verdim.

Scyth
Kullanmaya devam ettikçe halsizlik ve uykulu olmak gibi yan etkileriyle karşılaşıcaksın. O yüzden dozajı sınırlı tut. Bir hastalığın yoksa günde bir kaç damla yeterli olacaktır.

ve

Tgur

İyot, troid bezimizin çıkarttığı troxın hormonunun ana maddesidir,
eğer dışarıdan alınan miktar fazla olursa bu organımız nasıl olsa dışarıdan bedene giriyor algılaması ile bu hormonu üretmekten vaz geçer ,iç salgı bezleri böyle çalışır çünkü,
İyot miktarının kesilmesi bu sefer hypotroidi dediğiniz guatr hastalığını ortaya çıkarır bu da halsizlik, kilo alınması, miskinlik gibi arazları ortaya döker,

dediklerine kulak verip lugolü birkaç damla kullanmaya karar verdim.

Verdiğiniz bu yararlı bilgilerden dolayı tüm arkadaşlara çok teşekkür ederim.


 

bozadi

#64
Makaledeki açıklamaların işine yaramasına sevindim Aden. Herkesin bünyesi çok kendine özel şartlar taşıyor olabilir. O yüzden dikkatli hareket etmekte fayda var elbette. Farkındalığımızı geliştirmek için ben kendi adıma müsait oldukça konunun belirsizliklerine ışık tutabilecek kaynaklardan alıntılar yapmaya çalışacağım.

blossom_bonnie

#65
Sevgili bozadi çok iyisiniz, iyot hakkında çevirdiğiniz makale neticesinde baya bilgilendim. Tekrar tekrar çok teşekkür ederim.
Ben aynı zamanda vücudunuzu alkali tutmaya özen göstermenizi tavsiye edeceğim ayrıca. Asidik bir vücutta da bir çok hastalık meydana geliyor. Hayatımıza yapay yollarla sokulan bir çok şey (fast food, gazlı içecekler, florür, tuzla oynanması, iklimi değiştirmek için spreyleme vs.) bizi maalesef zehirliyor. Ayrıca Tibetliler bağırsak detoksuna çok önem verirler. Mutlaka bağırsakların temizlenmesi lazım. Lobsang Rampa bütün hastalıkların bağırsaktan kaynaklandığını söyler. Aslında bu konuda anlatacak şeyler çok. Zaman oldukça sizlerle paylaşmayı çok isterim.
Herkese en derin sevgilerimle...
Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti

arinmak

#66
bagırsak konusu celselerde gecmişti. laura bagırsaktaki yararli ve zararli bakterileri aynı anda oldurup , kefir , probiyotik vs vs ... yararli bakteri vucuduna aliyordu.

ulkedeki probiyotiklerin bakteri miktarını yetersiz bulanlar var. daha yuksek miktarda olanlar ulkede satilmiyor.
dogal kefirde bulmak gerek.
 

blossom_bonnie

#67
Sevgili arinmak probiyotik bir tablet var adını unuttum. Belki öyle takviyeler yapılabilir. Bir de lavman kesin şart diye düşünüyorum.
Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti

arinmak

#68
lavman cok tehlikeli olduğunu düşünüyorum.  yararlı , zararlı ne varsa gidiyor. dengeyi sağlayamazsak , eskisinden daha kötü bir durumla karsilaşabiliriz. lahman yapmaktansa , lauranın yontemi daha mantıklı gibi duruyor.
 

bozadi

#69
Alıntı YapTiroidektomiden Sonra İyot

Soru
: Tiroidektomi olan kişilerin iyot alması gerekir mi?

Dr. Brownstein'ın Yanıtı: Pek çok hasta ve doktor iyodun yalnızca tiroit bezinin işlevi için gerekli olduğunu sanır ama bu düşünce kesinlikle yanlıştır.

İyot vücuttaki her hücre tarafından kullanılır. Adrenal bezler, yumurtalıklar, rahim ve memeler dahil tüm bezlerde biriktirilir. Vücutta en fazla iyot miktarı yağ hücrelerinde bulunur. Kaslar ve cilt de önemli miktarda iyot içerir. İyot seviyesi yeterli olmadığında hormon üretemezsiniz. Tiroidektomi olsanız bile, vücudunuzun kalanı iyoda ihtiyaç duyar ve onu kullanır.

http://www.newsmax.com/Health/Dr-Brownstein/article/2010/11/29/id/476610/
http://www.iodine-resource.com/thyroidectomy.html

bozadi

#70
bb, bağırsak temizliği konusuna celselerde de referansta bulunuldu diye hatırlıyorum ve ben de önemli olduğunu düşünüyorum ama şimdiye kadar üzerinde durmadım. Az önce Sott.net'e bir gözattığımda ilginç bir şekilde kahve lavmanı (coffee enema) diye bir konuyla karşılaştım, epeyce faydası vurgulanmış. Gerekirse bağırsak temizliği konusunda ayrı başlık açabiliriz.

Alkali beslenme konusunda, sott.net'te alıntılanmış İngilizce bir makalede alkali beslenmenin sadece böbrek işlevinde sorun olanlar için kritik öneme sahip olabileceği söylenmiş, asidik ağırlıklı beslenmenin hastalıklara davetiye çıkardığına dair bilimsel kanıtlar olmadığı iddia edilmiş. Bu konuda da pek bilgim olmadığı için alkali beslenme lehinde veya aleyhinde çok net bir görüşüm ve iddiam yok ama Laura ve ekibinin haber sitesi olan sott.net'te alkali-asidik meselesiyle ilgili tek makale bu olduğu için paylaşmak istedim.

Tesadüf eseri, o makalenin bir tür çevirisine denk geldim internette paleocafe.org diye Türkçe bir sitede. O sayfa şu anda yüklenmiyor. Google önbelliğinde o makalenin metin içeriği aşağıda. Orijinal makalenin biraz kısaltmış hali anladığım kadarıyla. Çevirmen biraz da "gevşek" bir dil kulannmış bazı noktalarda:

Alıntı Yap Alkali ya da pH Diyetleri

Çoğunuz "alkali diyeti"ni ya da "ph dieti"ni duymuşsunuzdur. Her ne kadar birkaç versiyonu olsa da ana mantığı şudur: "Gıdalar sindirildikten sonra geride bir nevi "kül" kalır ve bu kül asidik veya alkali olabilir. (alkali pH derecesi baz olan demektir)

Bu teoriye göre, asitliden ziyade alkali yiyecek yemeliyiz ki vücudumuzda alkali ağırlıklı kül oluşsun. Böylece de  hastalıklardan korunmuş olacağız çünkü asit yükü bizi kanserden osteoporoza kadar bir çok hastalığa açık kılar. Alkali ağırlıklı beslenildiğinden emin olmak için de idrarın ve tükürüğün pH test kağıtlarıyla sürekli ölçümlenmesi tavsiye edilir.

Bu teoriyi parçalamadan önce, bazı konuları netleştirmek lazım:

Yediklerimizden arda asidik veya alkali kül kalır. Külün asidik mi alkali mi olduğu, içindekilerle anlaşılır. Fosfat ve sülfür gibi asit oluşturan bileşenler varsa asidik olur, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi bileşenler varsa alkali olur. Genel olarak hayvansal ürünler ve tahıllar asit oluştururken, meyve ve sebzeler alkali oluşturur. Saf yağlar, şeker ve nişastalar nötrdür çünkü protein, sülfür ya da mineral içermezler.

Yediklerimizin idrarımızın pH derecesini etkilediği de doğrudur. Eğer kahvaltıda yeşil bir smoothie içerseniz, yumurta ve sucuk yiyen birinden daha alkali olacaktır idrarınız.

Ayrıca idrarın pH'ını ölçmek çok kolay olduğundan, bu diyete göre gelişiminizi kanıtlarla takip etmek çok kolaydır. Ama sorun şudur ki, idrarın pH'ı tüm vücudun pH'ını yansıtmadığı gibi genel sağlığa dair de iyi bir gösterge değildir.

Yediklerimiz Kanımızın pH'ını Etkilemez

Alkali diyet savunucuları asidik diyetin zararlarını ortaya koyan birçok teori ortaya sürmüşlerdir. En büyük teori de yediklerimiz ile kanımızın pH'ını değiştirebileceğimiz ve asidik kanın hastalıklara yol açarken alkali kanın hastalıkları önlediği iddiasıdır. Hoş, yüksek miktarda sodyum bikarbonat (karbonat) tüketirseniz, geçici olarak kanınızın pH derecesini yükseltebilirsiniz ama bunu sindirim sistemini sıkıntıya sokmadan yapamazsınız. Öte yandan bazı hastalıklar esnasında gerçekten kan daha asidik olur ama o hastalıklar esnasında salata ya da köfte yemeniz sonucu değiştirmeyecektir. Yani ne yerseniz yiyin, idrarınızın pH'ı 7.4 civarında olacaktır.

Alkali diyetçilerin önemle üstünde durdukları bir nokta da kemik sağlığıdır. İddialarına göre kan pH'ını sabit tutabilmek için, vücut kemiklerden mineralleri çekerek beslenmeden kaynaklanan kandaki fazla asidi nötralize eder. Buna göre de asit açısından artıda olan beslenme ile demineralizasyon ve osteoporoz oluşur.

Kanın pH' değerini kemikler değil böbrekler ayarlar.

Alkali diyet savunucuları malesef böbreklerin kan pH'ının ayarlanmasında oynadığı hayati görevi tamamen ihmal eder. Oysa ki böbrekler "asit külü" ile başa çıkacak donanımdadır. Protein gibi asitli gıdalar yediğimizde, kandaki bikarbonat iyonları ile tepkimeye girer. Bu tepkimenin sonucunda carbon dioksit üretilir ki bu da akciğerlerle ve böbreklerin ürettikleri tuzlarla vücuttan atılır.  Atım işlemi esnasında böbrekler "yeni" bikarbonat iyonları üretir ve asidi dengelemek için kullanılan bikarbonatın yerine geçmek üzere kana salınır. Bu döngü sayesinde vücut kanın bikarbonat seviyesini dengede tutar ve kemiklerin olaya herhangi bir katkısına gerek kalmaz.

Ama diyelim ki böbreklerimiz görevini yapamıyor ya da günümüz beslenmesinin yükünü kaldıramıyor. Bu durumda da kemiklerin mineral kaynağı olarak kullanıldığını gösteren bir kanıt yoktur.

İlk bakışta, yüksek asitli diyetlerle beslenenlerin genellikle idrarında kalsiyum görüldüğü için kemik iddiası mantıklı gelir. Ama kalsiyum dengesine bakıldığında (yenilen ve tüketim farkı), asitli beslenmenin kalsiyum dengesine olumsuz etkisi olmadığı görülmektedir.

Bazı araştırmalarda da fazla asidi dengelemek için alınan potasyum tuzlarının kemik sağlığına iyi geldiği görülerek iddialar desteklenmiştir. Ama sorun şudur ki, bu sonuçlar desteğin alındığı ilk haftalarda olup, uzun vadede herhangi bir fayda yaratmamaktadır.

Yetmezmiş gibi, yüksek protein ve fosfat alımının asitler yüzünden kemiklere zararlı olduğu iddia edilse de, birçok çalışmada protein ve fosfatı arttırmanın kalsiyum metabolizmasını ve kemikleri olumlu etkilediği görülmüştür.

Sonuç

Yani ne teoride ne araştırmalarda malesef desteklenmemektir iddiaları.

Elbette alkali diyetine geçip sağlıklarında düzelme olanlar olacaktır ama bunun genelde pH ile pek de bir alakası yoktur.

Taze meyve-sebze tüketmenin kötü bir karar olduğunu kimse iddia edemez.

Alkali diyete geçiş yapanlar tahıl tüketimini oldukça azaltırlar. Dolayısıyla glutenin etkilerinden kurtulurlar ki tekrar saymayım ne kadar büyük bir kabus olduğunu.

Süt ürünleri de olduk.a azaltılır ki süt ürünlerine hassas birçok bünyede mucizeler yaratır.

Her ne kadar saf şeker asit oluşturmasa da, birçok kişi oluşturduğunu iddia eder ve alkali diyetler standart beslenmeye göre çok daha az şeker içerirler.

Yani uzuuuun lafın kısası, eğer böbreklerinizde ciddi bir problem yoksa, yediklerim asidik mi diye kaygılanmanıza hiç gerek yok.

arinmak

#71
evet celselerde geçmişti. laura kendine uyguladığı tedavi şeklini anlatiyordu. ozetle bağırsakta yararlı zararlı ne varsa olduruyordu. ( kullandığı ilaçları hatırlamıyorum). kefir , probiyotik ve hatırlamadığım bazı şeylerle , bağırsağa yararlı bakteriler alıyordu.

kahve lavmanı (coffee enema) musait bir zamanda çevirisi forumda yayinlarsan çok mutlu olurum.
endişe yaratan kısım ;  lavman demek , yararlı-zararlı ne varsa bağırsaktan çıkarmak demek. denge sağlanamazsa , eskisinden kötü bir bağırsağa sahip olma ihtimali var. lavmanda bağırsak bir anda temizleniyor. Laura bir anda yapmadı , belirli bir süre boyunca ; besin , ilaç , adını hatırlamadığım şeylerle yaptı.




Geçmişteki araştırmalarımdan hatırladığım , ülkede satılan en zengin probiyotikten , yurtdışında çok ama çok daha zengin probiyotikler var.

Doğal kefir , probiyotik ... tedaviyi destekleyici bazı şeyler mutlaka olmalı.
Doğal kefir ve zengin probiyotik mutlaka olmalı.

 
Adam hasta ,  doktor uzun sureli antibiyotik tedavisi uyguluyor. Bu yuzden bağırsak yararlı-zararlı dengesini kaybeden çok insan var. derdine çare bulamayınca doktorlar ibs deyip geçiyorlar.

ekleme ; doktor değilim , sağlık sektöründe çalışmıyorum. eksik veya yanlış bilme ihtimalimde var.
 

blossom_bonnie

#72
bozadi alkali beslenme yada vücudu alkali tutmanın bana göre en önemli yararı vücudu kanserden korumak. İdrar ph'i düşük olanların, kanser oluşumu riski artıyor. Doktor değilim ama bu tarz referansları Tibet tıbbı gibi yerlerden duyduğumu refere edebilirim.
arinmak lavman tabii ki sık yapılabilecek bir uygulama değil. Özellikle bahar döneminde yapılması tavsiye edilir. Lavman sonrası mineral probiyotik gibi bir çok destek yapılmasında fayda olacaktır. Ben Almanya 'dan aldığım bir tuz ile bunu yapmayı hedefliyorum. Rampa'yı okuduktan sonra bu aklıma yattı.
bozadi zamanlama harika. İyot tedavisinin yumurtalıklara faydalarını düşünüyordum bir kadın olarak. Küçük bir kistim var yumurtalıklarımda. Sanırım telapatik iletişim kurduk :)
En derin sevgilerimle.
Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti

bozadi

#73
arinmak, evet, uygun bir vaktimde sott'taki konuyla ilgili makalalerden birini çevirmek veya birkaçından alıntılar yapmak isterim.

blossom, Dr. Brownstein'dan son yaptığım alıntının işine yaramasına sevindim :)

blossom_bonnie

#74
Kesinlikle çok işe yaradı bozadi, çooook teşekkür ederim :) Zamanlama harika, sanırım doğru sinyalleri göndermişim :)
Cidden bu başıma çok gelir. Düşündüğüm biri akabinde arar. Hatta anneme çok akşam hangi yemeği yapacağı bilgisini göndermişimdir :) Bir ara vejeteryandım benden bıkmıştı sadece sebze yediğim için. Onu bu yolla ikna ediyordum ama haberi yoktu tabii :)
Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti