Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

15 Ağustos 2009

Başlatan 4BH, 21 Ağustos 2009, 21:10:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

4BH

15 Ağustos 2009

Laura, Ark, A___, Joe, Don D, A__l, PL, Allen, C___, Scottie, G___

[Yavaş başlangıç...]

C: Merhaba N (uzun duraksama)

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?

(uzun duraksama)

C: Toruz (harfler çok yavaş geliyor).

S: (L) Nereden aktarım yapıyorsunuz? Oo şimdi anladım! Üzgünüm, tabla yanlış konumda. Herhangi birşey yapmak istememelerinin nedeni bu! (gülüşme - tabla konumunun ayarlanması)
C: B (uzun duraksama).

S: (L) Hayır, yine yanlış koydum! (gülüşme - tabla konumunun ayarlanması)
C: Sonunda!

S: (gülüşme) (L) Tamam, baştan başlayalım. Kiminle birlikteyiz?
C: Toruzna, Kasyopya.

S: (L) Tanrım, değişiklikleri sevmiyorlar! (gülüşme)
C: Uyumlanmışlığı zorlaştırıyor ve başka yerde harcanabilecek olan ekstra enerji gerektiriyor.

S: (L) Tamam. İnsanlar nefes ve meditasyon programı üzerinde çalışıyor. Bazıları fiziksel olarak sıradışı bazı deneyimler yaşıyor. Bazıları ise aşırı yorgunluk... İşte, her türlü şey oluyor. Sanırım bununla ilgili net bir sorumuz yok, çünkü bu aşağı yukarı beklediğimiz bir durum. Herkes birer birey ve programı uygulama biçimleri de kendi bilgi seviyelerine dayalı sanırım...
C: Programı doğrudan sen öğretirsen en iyisi olur. Ama bu kadar büyük bir ihtiyaç olması ve sistemin insanların fonlarını ve dolayısıyla seyahat etme ve senin harcadığın zamanı ve enerjiyi telafi etme yeteneklerini kısıtlaması koşulları altında, şimdiye kadar yapılan, yapılabilecek olanın en iyisiydi. Bazıları bu uygulama neticesinde yaratıcılıklarının ve daha doğrudan bağlantılar kurma yeteneklerinin geliştiğini görecek!

S: (L) "Zamanımı telafi etme yetenekleri" derken?
C: Daha önce enerjinin dengelenme gereksiniminden bahsetmiştik. Bu programı, bireylerin karşılama yeteneklerini göz önünde bulundurarak sunmanız doğru olur. Ama herkes hatırlamalı ki, isteyen HERKESE VERMEK BH'dir. Sen herkese TEKRAR TEKRAR verdin ve pek çokları hala bunun değerini anlamıyor veya tatmin edici bir telafide bulunmuyor. Programda zorluklar yaşayanların, verebileceklerinin tamamını vermediklerini farketmeleri mümkündür. Ve bu her zaman para anlamına gelmez. Adanma anlamına da gelebilir.

S: (L) Sorusu olan? (DD) Grup hala Pazartesi ve Perşembe'leri mi çalışma yapıyor? (L) Hm-hm. (Joe) Programı güzel bir paket halinde bir set olarak satışa sunacağız. Biliyorum konu sadece para değil ama, insanlar aldıkları birşeyin karşılığında doğrudan birşey verme fırsatı bulacak.
C: Hala hiçbir şey vermeden birşey elde edeceğini düşünenler kendilerini bloke olmuş halde bulacak.

S: (L) Ne gibi? "Bloke olmuş" derken neyi kastediyorsunuz?
C: İki ana biçimde olabilir: BH adayında, bir dengesizlik olduğunu bilen bilinçaltı süreci tarafından blokaj meydana getirilebilir. "Diğerleri" ise almak için doğru frekansta değiller. "Alma yeteneği" ve de kapasitesini hatırla.

S: (L) Diğer bir deyişle, bir kişi örneğin program için bir milyon dolar ödeyebilir. Eğer milyarderlerse, bu onlar için bir kova sudaki bir damla gibi kalır. Ama eğer bunu kendilerine yönelik bir çıkar için, manipülatif bir şekilde yapıyorlarsa, ortada bir alışveriş olmasına rağmen aslında hiçbir şey alamayabilirler. Doğru mu?
C: Evet. "Dulun akçesi"ni hatırlayın.

S: (Joe) Dulun Akçesi mi? (L) İncil'deki bir hikaye. Küçük miktardaki bir parayla ilgili. Bilirsin, çok para veren zengin adam kurtuluşu satın alabileceğini sanıyor. Fakir dulun verdiği paraysa çok az ama elindekinin tamamı. Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Evet.

S: (L) Tamam. Forumdakilerden bir liste dolusu sorumuz var ve sanırım şimdi onlara geçmemiz gerekiyor...
C: Hayır, beklemesi gerekiyor. Dünya uzayda kaderine doğru hızla ilerliyor ve o sorulardan pek çoğu çok az öneme sahip. Ayrıca bizim sizinle olan etkileşimimizin amacı, diğerlerine aşağı yukarı önemsiz nitelikte mesajlar aktarmak değil. Ayrıca bu soruların pek çoğunun yanıtlanabilmesi için yine frekans konuları gündeme geliyor. Senin KİŞİSEL OLARAK, zihninde yanıtı arıyor olman gerekir. Kader yolun için önemli olması gerekir. Yoksa yanıt herhangi yaşlı "psişiğinkinden" daha az veya daha fazla doğru olmaz. Ve sen "herhangi yaşlı psişik" değilsin!

S: (gülüşme) (Joe) Soruları sevmen gerekiyor Laura. Sorulara ilgi duyuyor olman gerekir. (L) Ve önemli sorular olmaları gerekiyor, ama bu soruların hepsi ilgimi çeken sorulardı... Daha önce test amaçlı sorular hazırlama aşamasını geçmiştim ama neticede onlar benim ilgimi çeken sorulardı. Hepsinin bir nedeni vardı. (Joe) Demek şimdi önemli konuları düşünmemiz gerekiyor. (L) Şu anda benim için önemli olan, kafamdaki sorulara yanıt almak... Nefes programıyla ilgili bazı konular üzerinde durduk. İnsanların bazılarının sorun yaşamasının nedeni, ilgili faydaları elde etmek için orantılı bir enerji miktarı ortaya koymuyor olmaları olabilir. Belki de aynı frekansa veya doğru frekansta değiller. Ve bu frekans bloğunun nedeni adanmamış olmaları olabilir veya hala manipülasyon yapıyorlar. Veya bu insanlar BH adayı ama frekans kanalını henüz açmamış olabilirler. Bu konuların bireysel bazda ele alınması gerekir sanırım. Ama anladığım kadarıyla konunun aklımıza gelmeyen başka yönleri var.
C: Evet, var!!! Sürekli bilgi edinmeye yönelik orantılı bir çabanın bu uygulamaya eşlik etmesi GEREKTİĞİNİ söyledik.

S: (L) Konuları insanlar için özetlemek üzere öğretme videoları yapmayı planlıyordum. Yani bunları yapmamalı mıyım?
C: Oo hayır!!! Bunu yapmalısın ve ayrıca, o videoları konu kapsamı bakımından herşeyi kapsayacak şekilde yapmanı tavsiye ediyoruz.

S: (L) "Konu bakımından herşeyi kapsayıcı" derken neyi kastediyorsunuz?
C: Keşfettiklerini anlat ve yine bireyler kendi ödeme yeteneklerine göre, harcadığın enerjiyi telafi etsin.

S: (L) İlgili videoları yapma maliyetini karşılamadan insanlara video gönderemeyiz. Bu beni çok tuhaf bir duruma düşürür, çünkü...
C: Asla korkma. İnsanlar hızla bunun değişdokuş "frekansına" bağlı olduğunu keşfedecek.

S: (L) Değişdokuş frekansına bağlı olan nedir?
C: Paylaştığın bilginin hazmedilip hazmedilemediği. Doğal olarak öğrencinin sizin üretim maliyetinizi karşılaması gerekecektir. Bu yüzden biz bu ücretin minimum bir bağış olmasını öneriyoruz. Verebilenler daha fazla verebilir. Videoları satın alanlar bir ölçüde bir frekans uyumluluğunu göstermektedir. Bu başka bir konuyu gündeme getiriyor. "Geleneklerde" bir "efendinin" doğrudan öğretileri yoluyla avantajlar elde edildiğinden bahsedilir. BH ağında "efendiler" yoktur, "büyükler" (ç.n.: elders: yaşça ["bilgice"] daha büyükler) vardır. Şimdi, buradakilerden herhangi biri, Ark ve Laura ile doğrudan etkileşimin bir sonucu olarak bilgilerinde meydana gelen ilerlemelerin farkında mı?

S: (Joe) Evet... (Allen) Elbette...
C: Bunları sıralayabilir misiniz lütfen?

S: (Herkes soran yüzlerle birbirine bakıyor.)
C: Bu sorunun ciddi bir amacı var!

S: (L) Demek hiçbir faydası yokmuş, o halde çadırımızı toplayıp eve dönebiliriz! (Allen) "Bunları sıralayın lütfen" diyorlar. Spesifik bir şekilde. (Joe) Bu, altı yıllık bir etkileşim ve deneyimlerin sonucu olan birşey... Bunları hiç bir liste halinde sıralamayı düşünmemiştim, ama elbette ki bunun üzerinde düşünebilirim. (PL) Bana göre bu ayırt etme ile ilgili birşey. Yerinde öğrenme, yeni bir durumla karşılaşma, onu öğrenme, ağ çalışması yapma, her bakış açısını tartışma, veri toplama, karar verme süreci ki bu sabit bir formüle göre olmuyor... mesele sadece karar vermek değil, aceleye getirilmemesi gerekiyor, tartışılıp olgunlaştırılması gerekiyor... ve değişikliğe de açık olması gerekiyor. Biz de değişebiliyoruz. (L) Ve fikrini değiştirebiliyorsun. (Joe) Kesinlikle. Olaylara yaklaşımda herşeye açık olmak gerekiyor... denemek gerekiyor ve kendini herşeye açtığında, her birini denemen gerekiyor. Gerçek potansiyel gerçeklikmiş gibi bir denemek... Böylece aralarından en iyisini elde etme şansını arttırıyorsun veya birşey kendini belli ediyor. Bu aslında korkutucu birşey, çünkü çoğu insan sadece kesin yanıtlar istiyor. (L) Somut ve hızlı, siyah-beyaz yanıtlar istiyorlar. (Joe) Bunu kontrol etmek, bilmek istiyorlar... Asıl önemli olan sınırsız olasılıklara açık olmak. (PL) Sizden öğrenmekte olduğum ama henüz tam olarak öğrenemediğim diğer bir öğreti de, şimdiye kadar sevgi ve şefkat diye öğrendiğimiz şeyi bırakmak. Kastettiğim şey, sahte sevginin ötesine geçmek... Acıma örneğinde olduğu gibi tüm o sahte sevgi biçimlerini bırakmak ve gerçekte sevginin ne olduğunu öğrenmeye çalışmak. (C___) Benim buna ekleyeceğim şey, sürekli olarak kendinize ve diğerlerine sabrı öğretiyor olmanız. Gerçek empati... Ve empoze etmekten ziyade örnekleyerek öğretiş. İnsanların hatalar yapmasına ve bu hatalardan birşeyler öğrenmelerine izin vermek ve hata yaptığımızda kendimize karşı daha affedici olmak. Verdiğiniz aynalar çok, çok verici. Yaptığınız küçük yorumlarda bile her zaman bir ders var. (Joe) İnsanların kendi hatalarını yapmalarına ve çıldırmadan derslerini öğrenmelerine müsaade etmek. Birşeye duygusal bir bağımlılığı olan insanların, o şeyi kontrol etmeye çalışmadan, deneyimlemeleri gerekeni deneyimlemelerine müsaade etmek... (Scottie) Ark örneğin bana disiplinle ilgili bu kitabı okumamı söyledi veya Laura bana birşey söylüyor, ve elbette bazen bunu yapıyorum, bazen de yapmıyorum. Bir "efendi" durumunda ise, efendi "Bunu yap" der... Öğrendiğim onca şeyi listleyebilirim elbette, ama... Laura'yla oturduğumda bana anlattığı pek çok şey oldu. Neyi kastediyorum... Bilmiyorum... Ark'la beraberken gördüğün 50 milyon şeyi nasıl listeleyebilirsin, bilmiyorum... (G___) Benim aklımdaki şeylerden biri, sanal bir ağda açıklanması hiç kolay olmayan pek çok şeyin, burada kendi aramızda, etkileşimimizdeki canlı ağda öğreniliş biçimi... ve sanırım şimdi yapılması gereken şey, bu dinamikleri sanal ağda öğretme yeteneğimizi ortaya koymak.
C: Bunların ne kadarı uzaktan öğrenilebilir?

S: (Joe) Hiç. (C___) Neredeyse hiç. (A___) Önemli olan etkileşim. (G___) Bunu tartışıyorduk zaten... (Joe) Doğrudan deneyimlere ihtiyacın oluyor. (Allen) Bu ev ile dünyadaki başka herhangi bir yer arasındaki en önemli farklardan biri, buradaki hiyerarşik-olmayan ilişkiler. Dışarıda ise, ne kadar iyi, ne kadar fedakar olursa olsun, burada var olmayan bir hiyerarşiyle karşılaşıyorsun... (Joe) Durumumuzla ilgili sorulabilecek diğer bir soru da, bir çocuğu bilgisayarın başına oturtup bilgisayar üzerinden ona birşeyler öğretmenin ne kadar mümkün olabileceği... Çünkü şu anda bununla uğraşıyoruz...
C: Bundan fazlası var: yine frekans konusu var. Aynı fırsatlarla karşılaşmış ama çok az şey öğrenmiş ya da hiçbir şey öğrenmemiş bireyleri düşünebiliyor musunuz? Bu neden olabilir?

S: ... (L) Aslında bu, bugün konuştuğumuz bir konuya benziyor. H___ ve yaptığı müzik... Duruma dışarıdan bakmayla ilgili pek çok fırsatı oldu ve bu ona sürekli hatırlatıldı ama o aynı kalıpları sürekli tekrarlayıp duruyor. I___ buradaydı. Ona nasıl duygularının tüm hayatını yönetmekte olduğunu tekrar tekrar göstermeye çalıştık ama o aynı tuzağa düşüp duruyor. Peki bunun nedeni nedir? (PL) Pek çok öğreti olmasına rağmen, eğer aynı frekansta değilsen, onu alacak kapasiteye sahip değilsin mi demek oluyor?
C: Yanıtın bir kısmı.

S: (A___l) Bir şey sorabilir miyim? İnsanların frekanslarını değiştirmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?
C: Öncelikle, istendiğinde vermeyi öğrenmeliler.

S: (L) Ama bu o kadar da basit birşey gibi görünmüyor. Yani, bunu yapabilmek için manipüle edilmeyi ve manipüle etmeyi bırakmayı öğrenmen gerekir... (Allen) Bu nefes programında verebileceklerinin hepsini verme fırsatına sahip olan insanlardan bahsediyorlar. Belki ancak o zaman daha fazla öğrenebilecekler. Eğer vermeye başlarlarsa, daha fazla öğrenecekler ve o zaman daha fazla yetenek elde edecekler...
C: Bingo! Ama bundan da fazlası, video yoluyla, neredeyse doğrudan frekans aktarımını deneyimleme fırsatına sahip olacaklar.

S: (PL) Ses. (Allen) Ve yüz. (Joe) Zaten yaptığımız videoları mı kastediyorsunuz, yoksa diğer videolarla mı ilgili?
C: Henüz yapılmamış olan videolar. Bunlar her zaman plan dahilindeydi ama siz sadece "ouija" videosu üzerinde düşündünüz. Sizin üzerinizden öğretebileceğimiz çok daha önemli pek çok şey var!!!

S: (Ark) Psikoloji hakkında bir tür öğreti olabilir. Psikolojinin bir bilim olup olmadığını bile bilmiyor olmamıza rağmen, bu faydalı olurdu. Önemli bazı hususları vurgulamak için... Örneğin bugün narsist insanlar hakkında birşeyler okuyorduk. Kendi psikolojik çöplüğümüzü bile sevmemiz anlamında, herkes biraz narsist. Pek çok çöpümüz var ve bunu seviyoruz. Bu çöpten kurtulmaktan korkuyoruz çünkü bedenimizin içe çökeceğini sanıyoruz. Hiçbir şeyimiz kalmayacağını... Bu çöpü tutmaya devam ediyoruz, çünkü sahip olduğumuz tek şeyin bu olduğunu sanıyoruz. Ama hem aynı kalmayı isteyip hem de değişemeyiz. O yüzden bu çöpten kurtulmak gerekir.  Evrene sembolik bir bildirim olarak kendimizi pek çok şeyden bir anda mahrum etmeyi bırakmalıyız. (L) Eğer değişmek istiyorsan değişmen gerekir. (Ark) Ve çökmekten, bir hiç haline gelmekten korkmamak.
C: Sadece yazı yerine video yoluyla, bu çok daha etkili bir şekilde aktarılabilir. Videoda ruha ait birşey aktarılıyor. Şimdi, alamamış olanlar hakkında tekrar düşünün.

S: (L) Alma kapasitesi, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Alma kapasitesini belirleyen şey nedir?
C: Kısmen genetik, kısmen de çaba. Ark'ın narsizm ve buna eşlik eden "çöp" hakkında söylediği şey.

S: (L) Yani narsistler ilüzyonlar yaratıyor ve bu ilüzyonları insanlara projekte ediyor. Alma yeteneklerini durduran şeyin bir kısmı bu. Sürekli dışarı birşey projekte ediyorlar, bu yüzden de hiçbir şey alamıyorlar.
C: Evet.

S: (L) Burada uzun zaman geçiren ve hayatlarında herhangi önemli bir değişiklik yapamayan insanlar, bir alma yeteneksizliği sorunu yaşıyorlar çünkü temelde kendi etraflarına bir duvar örüyorlar ya da narsist bir balonun içinde yaşıyorlar, öyle mi?
C: Evet. Ve aynı şey uzaktan "anlayamayanlar" için de geçerli.

S: (L) Yani alanlar var, almayanlar var...
C: Kısmen. Eğer samimi arzu varsa, frekans titreşimine tekrar tekrar maruz kalmak değişiklikler meydana getirebilir. Ayrıca ruh replikasyonunu temsil eden bir dizi video, samimi bir şekilde istemekte olanlara yardımcı olabilir.

S: (Ark) Gurdjieff şok yöntemleri uygulamaya çalışmış. Doğru şok uygulamasının, kabuğun kırılmasına yardımcı olacağı fikri var. Ama görünüşe göre çok işe yaramamış. (A___l) İnsanların kabuğunu daha kalın hale getiriyor. (L) Şoklar bazı durumlarda faydalı, ama her durumda değil. (Joe) Dış duvarın sertliğine bağlı. (L) Evet. (Joe Laura'ya) Yani burada temel olarak, pek çok konuda senin tarafından sunulacak bir dizi videodan bahsediyoruz, değil mi?
C: Evet.

S: (Joe) Örneğin?
C: Baştan başlayıp "Başlangıçta..."dan bahsetmeye ne dersiniz?

S: (L) Ne derdim ki?? (Joe) "Başlangıçta söz vardı" mı? Ve söz bir kerede bir harf olarak aktarıldı! (gülüşme)
C: Sadece kameranın önünde otur ve en iyi yaptığın şeyi yap: noktaları birleştir. Ve bil ki, her zaman olduğu gibi, gelecekteki yüksek benliğinle olan bağlantın, patlayıcı sezgilerine yardımcı olacaktır.

S: (Ark) Bence faydalı olacak olan şey, tutarlı bir sistemin sunulması gibi birşey. Çünkü insanlar şunun hakkında biraz birşey biliyor, bunun hakkında biraz birşey biliyor... Bunların birleştirilmesi gerekiyor.
C: Tüm bunlar, planladığımız serinin bir parçası olacak.

S: (L) SİZİN planladığınız mı? Ben de bunu ben planlıyorum sanıyordum? (gülüşme)
C: Biz seniz ve tersi.

S: (A___l) Bir sorum var. Genetikten bahsettiler. İnsanların birşeyler almasını engelleyecek şekilde yapılmış genetik... Daha alıcı hale gelmek üzere, insanların bir şekilde genetiklerini değiştirmelerine yardımcı olması için yapabilecekleri birşey var mı?
C: Değiştiremezsiniz, ama eğer kullanılmıyorsa etkinleştirebilirsiniz.

S: (L) Diğer bir deyişle, pek çok insan genetiğinin önemli bir bölümünü kullanmıyor. (Allen) Ve kullanılmayan kısım etkinleştirilebilir. (A___l) Peki nasıl etkinleştirilebilir?
C: Çabanın önemli bir payı var. Ve çaba bilginin önünü açabilir. Bilgi ne yapar?

S: (Joe) Korur!
C: Örneğin beyin kimyasıyla ilgili son hususlar: bu kavrayış çaba ve bilgi artışı sayesinde geldi! Sonuç daha fazla DNA'nın etkinleşmesi olacak! Ağ çalışması ve deney yoluyla bilginin şimdi nasıl üssel olarak arttığına bakın!

S: (L) Tamam, başka birşey sormak isteyen? Ben yoruldum.
C: Pekala millet. Hoşçakalın.
 

bozadi

#1
arkadaşlar, her bir celseyi ayrı bir alt-başlık haline getirmemizin nedeni, ilgili celseyle ilgili yorum/tartışmaların aynı bölüm altında paylaşılabilmesidir.

Tgur

#2
Sevgili BH ,
Her türlü "celseyle ilgili yorum/tartışmaların" öncesinde ,
Gayret(=çaba) konusunda birer muhteşem sembol olduğunuzun farkında mısınız,

Sonsuz teşekkürler hepinize..

Alemtac

#3
Sevgili Tgur'a katılıyorum ve ayrıca örnek alınacak birer "BH" olduğunuzu da eklemek istedim.

Teşekkür ediyorum, sevgiler.
 

Tiversonus

#4
Bu celsede sözü geçen 'Narsizm' hakkında bilgi için bir site önermek istiyorum:
http://www.narsizm.com/entry.html


Narsizm Çağına Hoşgeldiniz...

Bu site içeriği ile çağımızın giderek en önemli sorunlarından birisi olan Narsizme yakından bakmayı amaçlamaktadır. Dünyaya hakim olan empreyal dönem-monarklar çağı büyük ölçüde kapandı.Aristokrasi ve ruhban sınıfının ayrıcalıklarına son verildi.Ancak modernizm ile birlikte, burjuva sınıfının ekonomik üretimi artırmak adına insanları "ekonomik-bilimsel-sanatsal vb" topluma fayda sağlayacak bütün bakımlardan birbirilerine rakip haline getirdiği bir döneme girildi.Büyük şeyleri başarmak için iddialı olmak "şart koşuldu".Tevazu tavsiye eden dinsel ve moral öğretilere ancak "boş zamanları değerlendirmek üzere okunan kimi kitaplarda" yer ayrılır oldu..Ne yazık,narsizm çağına girmiş bulunmaktayız.İddialı değilseniz hiç bir şeysiniz.Hatta bir anti-kapitalist; bir sosyalist öğretiyi savunabilmek bile bu günkü şartlarda "iddialı olmayı" gerektiriyor. ...

 
Freud,içgüdüsel yaşamın iki büyük kuvvet tarafından yönetildiğini öngörmüştü.Bunlardan birisi cinsellik (eros) diğeri ise yıkım/ölüm içgüdüsü (thanatos) idi.Yüzlerce yıl ortalama insan bireyselliğinin toplumsallık (cemaat) içinde kaybolduğu ,nasıl cinsel faaliyette bulunacağının ve kime düşman olabileceğinin kesin bilgisi ile yaşadı.Kişinin kapı komşusu ile kıyasıya rekabet içine girmeyi henüz bilmediği günlerdi bunlar...Karısı ve çocukları ile sınırlı mal varlığına sahip olarak,ekmeğini veren ve hayatta kalmasını sağlayan tanrısına,peygamberine şükrederek ; topraklarına saldıran düşmanlara karşı feodal beyinin veya kralının yanında savaşa katılarak , ailesinin hayatını ve dinini savunarak  yaşamını sürdü.Kendisi için toplum tarafından biçilen giysiden başkasını giymedi,giymeyi aklına bile getirmedi.


Kapitalizmin gelişmesi ve orta sınıfın (burjuva) ekonomi alanında öne çıkması ile ruhban sınıfının ve aristokrasinin insanlara biçtiği giysi giderek dar gelmeye başladı.En üst ve en alttakileri belirleyen şey eskiden olduğu gibi bir kast sistemi değildi artık.Dinin dünya hayatı üzerindeki etkisi sınırlandı.Para, insanlara üst sınıflardan aşağıya doğru belirli kıstaslara göre pay edilen bir değer olmaktan çıktı,ekonomik değere sahip üretim yapabilen herkesin eline geçebilir hale geldi...Rekabet üretimin temel güdüleyicisi oldu.

Peki üretim artışı ve rekabet ne getirdi insanlığa?


Freud'un içgüdüsel yaşamın iki büyük kuvveti olarak gösterdiği cinsel ve agresif dürtülerin yaşantılanmasında ne gibi değişiklikler oldu?


Cinselliğin bir meta haline gelişi,ekonomik gücün cinselliği satın alabilmesi ve dini-feodal düzenin tasfiyesi ile cinsel faaliyetler üzerindeki baskıların gevşemesi cinsel dürtüleri serbest bıraktı.Cinsel yaşantının bir tür güç gösterisine dönüşmesi ve cinselliğin bir posaya dönüşmüş insan ruhundan çekip çıkarılarak "sek tüketilmesi" günümüz batı tarzı kapitalist uygarlığın genel eğilimlerindendir. O halde narsizmin karşımıza  "ekonomik güç" ve "kozmetik-estetik takviyeler" ile desteklenmiş cinsel bir çekicilik şeklinde karşımıza çıkması bizi şaşırtmamalı.Günümüzün narsist bireyi ,karşımıza "çocuklarına- ailesine-kadınına-erkeğine"  bağlı bir birey olarak çıkmayacaktır karşımıza.Aksine bu değerlerle alay edecek,bu değerlere bağlılığı   güçsüzlük ve zayıflığın alameti farikası olarak görecek ve aşağılayacaktır..Böyle bir birey için evlilik sahip olduğu "güç ve statü durumunun" bir göstergesi olarak fayda sağlıyorsa sürdürülebilirdir.


Freud'un diğer temel dürtüsü olan saldırganlık cephesinden baktığımızda ,kapitalizmin dinler- krallıklar ve sonra uluslar arasındaki savaşı sonunda yararsız bularak tasfiye ettiğini ; dürtü olarak varlığını sürdürmek zorunda olan saldırganlığı ise üretim ve tüketim mücadelesi içindeki rekabete kanalize ettiğini görüyoruz. Uygar ülkelerde doğrudan saldırganlık hukuk ve emniyet tedbirleri ile oldukça kısıtlanmıştır. "Tarihin sonu ve son insan" isimli sansasyonel kitabın yazarı Francis Fukayama , Hegel'in "efendi-köle diyalektiğinin" çağlar içinde yaptığı yolculuğu ve günümüzde dönüştüğü hali  başarıyla inceliyor..Fukuyama'ya göre savaşların azaldığı ve burjuva cumhuriyetlerinin kurulduğu modern zamanlarda, ülkeler arasındaki yarış "asker ve silahlanma" üzerinden değil daha çok "milli gelir ve kredibilite" üzerinden yürütülüyor. Geçmiş hükümdarlar ve soylular ise yerlerini büyük holdinglere  ve dolar milyoner-milyarderlerine bıraktılar.


Görünen odur ki, artık biriken saldırganlık büyük ölçüde ekonomik rekabet üzerinden boşaltılmaktadır. Kapitalist toplum tüketme arzusuna sahip bireyler yaratmaktadır. Bir bireyin tüketim kabiliyeti göreli olarak diğerinden az veya çok olabilir.Bu kabiliyetten duyulan övünç ve statü farkının yarattığı kibir-küçümseme ile karışık haz duygusu saldırgan duyguların açıkça boşalmasına işaret etmektedir.Bu hal açıkça "büyük ve lüks bir evin" sadece bir ev ,kocaman bir jipin ise diğer taşıt araçları gibi  bir taşıt olmadığını, bunların aslında "fallik-intruzif" -rekabet ettiği diğerlerine adeta "saldıran bir nesne" olduğunu göstermektedir.


Marksist ideolojinin kapitalizmi eleştiri konusu olan "artı değer sömürüsü" denilen sonucunda sömürülen maddi açıdan haksızlığa uğratılmakta ve sınıfsal olarak da ezilmektedir.Bu tabirler,bir sınıfa (işçi) diğer bir sınıf (burjuva) tarafından şiddet ve eziyet uygulandığının saptandığını göstermektedir.Marksizm ruhsal değil ekonomik bir öğreti olduğundan saldırganlığın kendisinden çok maddi-konfor ile ilgili sonuçları ile ilgilenir.Ancak psikanaliz ortaya çıkan olumsuz sonuçların ekonomi ve konfor ile sınırlı olmadığını ortaya koyar.Bu mücadelenin içinde maddi refahın azalmasının yanı sıra ruhen çöküntüye yol açan psikolojik savaşlar da geçmektedir. .Üstelik bu saldırı sınırları belirgin biçimde birbirinden ayrılmış sınıflar arasında gerçekleşmez günümüzde.Burjuva sınıfının içinde de kıyasıya bir tüketim , tüketimin belirlediği statü yarışı ve bu yarış üzerinden saldırganlık boşaltımı söz konusudur.


İşte doyumun ve doyumsuzluğun başlıca kaynağı budur .Ekonomik seviye "statü endişesi" üzerinden saldırganlık dürtülerinin boşalmasında bir sübap görevi görmektedir.Bireylerin ruhsal olarak güçlü olabilmesi ancak diğerlerine üstün olabilmesi ile mümkündür.Bu gün diğer insanları,hatta iş arkadaşlarını,diğer aile üyelerini ezebilmek yüksek sesle söz konusu edilemese bile içten içe yaşanan en büyük arzu olabilmektedir.


Tek ve eşsiz olmayı başarmak , bir rüyaya sonuna kadar  inanarak gerçekleştirmek ,başarının zirvesindeyken görkemin ışığıyla gözleri alınan insanlar tarafından çılgınca alkışlanmak, kimsenin karşısında duramayacağı kadar güçlü olmak,size yakın olabilmek için kadın ve erkeklerin sıraya girmesi...vb .İşte günümüzün medyasında,edebiyatında,internet ortamında ,sinemasında ve sokağında sözü geçen -kışkırtılan hayaller ,fanteziler bunlardır.

 
O halde sadede gelelim...

Bu çağda iddialı değilseniz hiçbir şeysiniz. ..

O halde dost acı söyler ; "narsizm çağına hoş geldiniz!.."[/font=Times New Roman]

Hazırlayan: Dr. Can Güngen