29 Mayıs 2021

Başlatan bozadi, 04 Haziran 2021, 16:33:52

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Gaby, Ark, Possibility of Being, Chu, Scottie, Niall...

...ve Zoom aracılığıyla katılan 146 FOTCM üyesi: 3DStudent, 987baz, Abats, Adaryn, Aeneas, aimarok, alana, Alejo, Altair, aluminumfalcon, AnaHuit, anartist, AndrewMn, Andrian, anka, Annp, Ant22, Anthony, Approaching Infinity, Aragorn, Arwenn, Aya, Beorn, Bjorn, Bluefyre, Bo, Bobo08, Breton, cassandra, ClaudiaYG, Cleo, Coty, Chrissy, Dakota, dave_posse, Deckard, Dirgni, drazen, dugdeep, eboard10, Elohir, Erykah, fabric, France, Gandalf, Gawan, genero81, goyacobol, grini, Harmony99, Hello H2O, herondancer, Hesper, hesperides, hlat and wife, iamthatis, IrjO, itellsya, JeanneT, Jefferson, Jenn, Joan, Josi, Juba, kawika, Keyhole, KJN, Konstantin, korzik18, Kosma, l apprenti de forgeron, Lainey, latulipenoire, Laurs, Learner, Leighton, liam1303 + partner, Lilou, logos5x5, loreta, Luc, Lucius, Lys, Maat, Madara Horseman, Maiko, marek760, Mariama, Mark, martinsky, meg, Miguel Angel, Mike, Mikkael, Mililea, mimimari, MK Scarlett, mkrnhr, Mr.Cyan, Mrs. Peel, msante, Nathan, Navigator, Nicholas, nicklebleu + wife, Nienna, Obi, Ollie, Orangescorpion, Oxajil, Pashalis, Perlou, Placematt, primeaddict, Rabelais, Rashi, RedFox, Redrock12, Regulattor, rrraven, Ryan, rylek, Ryu, Saman, Sebbe, seek10, seeker2seer, Siberia, sid, Starshine, Stoneboss, sToRmR1dR, Temperance, thorbiorn, Timotheos, Turgon, Voyageur, Vulcan59, whitecoast, will01, WindmillKnight, Yas, Ysus, zar, Zim.

S: (L) Pekala. Sanırım herkesin yüzünü gördük. Chu benim için herkesi gösterdi. Herkes beni duyabiliyor mu? Duyabiliyorsanız elinizi sallayın. Sesim yeterince iyi geliyor mu? Tamam. Hepinizin bilmesini isterim ki bunu yapmaya 20 yıldır veya daha fazla direndim. Veya ne kadar zamandır bunu yapma imkanı vardıysa işte. Sebebini söyleyeyim: Kamera karşısında olmaktan hoşlanmıyorum. Hoşlanmamama rağmen yapmayı başarıyorum. Bu akşam biraz farklı olacak çünkü hem bunu yapmaktan hoşlanmıyorum hem de kamera karşısında hiç yapmak istemediğim birşeyi yapıyorum. Benim açımdan iki yönlü bir terslik. Herkes bunun hakkında birşeyler duydu, kısa gösterimlerini izledi ama bu akşam bunu herkes bakarken yapmaya çalışacağız. Sorularla dolu bir kağıdımız var. Kağıdım nerede? [Joe'dan kağıdı alıyor] Bunlar son defasından kalan sorular.

Bazı soruları inceledik ve sadece celseleri okuyarak cevaplanabilecek epeyce soru olduğu dikkatimi çekti. Mesele şu ki, son defasında soruları gözden geçirirken sayfanın arkasında sorular olduğunu bilmiyordum. Sayfayı çevirmedim. Ama bu akşam yemekte başka sorular olduğunu fark ettim. Bu soruların bazıları ilginç olacak, ancak celselerde açıkça cevaplanan birkaç soru da vardı. Örneğin: "Melekler hangi yoğunluktadır? Şeytanlar hangi yoğunluktadır?" Celseleri ve The Wave'i (Dalga) okuduysanız, bu soruların cevaplandığını bilirdiniz. O kişi bu gece burada bizimle mi? Ninas? Bu kişiyi görmüyorum. Her neyse, bir de Kasyopya'yla bağlantı kurmak isteyen tarot okuyucuları hakkında birşey var. Bunun cevabının "hayır" olduğunu biliyorsunuz. Ya da ayın evreleri ve K'larla temasa geçmekle ilgili birşey... Belli ki bu kişi ne Dalga'yı ne de celseleri okumamış. Sanırım çoğunuz bunu biliyorsunuz, bu yüzden bu konuda daha fazla birşey söylenmeyecek. Bir de şu soru vardı: "Daha hızlı 'astro' projeksiyon için Robert Monroe 'gateway hemi-sync' meditasyonlarını Eiriu Eolas nefes egzersizi programıyla birleştirmek faydalı olur mu?" Astro projeksiyon nedir bilmiyorum... Ancak aklıma plastik çimli futbol sahalarını geldi. Yine... Bu soruların hiçbirini sormayacağız. Sanırım Joe hangilerini sormamız gerektiğini biliyor, bu yüzden bu karışıklığı hallettikten sonra kağıdı ona geri vereceğim. Her neyse, hepiniz kamera önünde olmayı sevmediğimi ve bunu kamera önünde yapmak istemediğimi biliyorsunuz ama yine de yapacağız. Hepiniz bize karşı sabırlı olun. [Tablanın hazırlanması ve kanallama sürecine dair kısa açıklama] Tamam... Hepiniz buradayken çalışacağından bile emin değilim...

C: Merhaba

S: (L) Kimle birlikteyiz? Burada biraz enerji artışı var... Bunun eğlenceli olacağını görebiliyorum!

(Andromeda) Mevcut olanları gözden geçirdik mi?

(L) Oo, önce onu halledelim! [Mevcudun gözden geçirilmesi] Pekala, başlayabiliriz: Kimle birlikteyiz?

C: Kasyopyalı Kilinupiya. Herkese iyi akşamlar!!! Herkesin faydası için enerjileri birleştirmek iyi!

S: (L) Pekala, sorulara başlasak iyi olacak sanırım.

(Joe) Arky'nin birkaç sorusu var.

(L) Tatlım, soruların var mı?

(Ark) Benimkiler daha sonra.

(L) Neden senin sorularınla başlamıyoruz çünkü hep erteliyoruz seni?

(Ark) Aa... Benim sorularım çok ateşli.

(L) Çok ateşli demek! [kahkaha] Tamam Joe, başlayalım. Aklıma hiçbirşey gelmiyor...

C: Sahne korkusu!

S: (L) Evet, sahne korkum var.

(Joe) Aşılanan insanların kollarına mıknatısların yapıştığını gösteren videolar gerçek mi?

C: Bazıları. Bazı yerler ve belirli aşı serileri.

S: (Joe) Peki bu mıknatıslar neye çekiliyor?

C: Daha sonra kullanılacak.

S: (L) Ürkütücü! Ne için kullanılacak?? [kahkaha]

C: Yönlendirilen ışın uygulamaları.

S: (L) Bu da ürkütücü. Bu yönlendirilmiş ışın uygulamalarından herhangi biri zombi kıyameti senaryosunu kapsıyor mu?

C: Yakın

S: (L) Ooo, ürkütücü! [kahkaha]

(Joe) Bir önceki celsede bazı aşıların insanları kontrol etmek için kullanılacağını söylerken kast ettikleri şey bu muydu?

C: Evet

S: (Andromeda) Peki bu aşı serilerinin yüzde kaçı bu teknolojiye sahip?

(Joe) Veya kaç kişi?

(Andromeda) Evet, kaç kişi?

C: Yüzde 12.

S: (Joe) EPEYCE kişi yani.

(Niall) Sanırım hepsi Pfizer alanlar.

(L) Çok fazla kişi bu ama yine de...

(Gaby) Çoğunlukla Kuzey Amerika'da mı?

C: Evet

S: (L) Çünkü Gaby hastalarını test ediyor ve hiçbiri manyetikleşmeye dair herhangi bir kanıt göstermedi.

(Joe) Gaby bu kontrolü gizlice yaptı.

(Artemis) Evet, "Hey, nasıl hissediyorsun? Bu sana yapışıyor mu?" falan. [kahkaha]

(L) Koluna bir buzdolabı mıknatısı koyabilir miyim? [kahkaha] Pekala, sıradaki soru.

(Joe) COVID-19 aşılarıyla aşılanmış bazı kişiler aşılanmamış kişilere herhangi birşey bulaştırıyor mu?

C: Evet

S: (Joe) COVID mi bulaştırıyorlar?

C: Evet

S: (Joe) Başka birşey?

C: Pek değil.

S: (Joe) Olayı sürdürebilmelerinin yollarından biri bu.

(L) İnsanları aşılıyorlar ve sonra aşılanan insanlar virüsü yaydığı için daha fazla insana bulaşmaya devam ediyor.

C: Evet

S: (Joe) Devletlerin bunu yapmaktaki ve pandemiyi sürdürmekteki asıl amacının basitçe insanları kontrol etmek, insanları daha güçlü bir kontrol düzenine doğru sürüklemek olduğunu söylemek doğru olur mu?

C: Evet

S: (L) Bu da bahsettiğimiz diğer soruyu gündeme getiriyor: Son zamanlarda arkaplanda yürütülen UFO söylemleri.

(Joe) ABD ordusu tarafından UFO gözlemleri yapıldığına dair çok sayıda meşru görünen rapor var. Yakın gelecekte bu konuda resmi bir 'açıklama' olasılığı nedir?

C: Çok yakın değil ama yeterince yakın.

S: (L) Evet, yıllar önce ifşa hakkında söylediklerini hatırlayın. Önce Mars'ta hayat olduğu söylenecek, sonra yavaş yavaş ilerletecekler. Ve muhtemelen bunu zorladıklarını çünkü yakında bunun zaten ortaya çıkacağını ve gizleyemeyeceklerini söylediniz...

C: Evet

S: (L) Hımm.

(Niall) Azar azar ifşa.

(Chu) Zaten kimsenin umurunda değil. Gazetelerin birinci sayfasında var ve kimse fark etmiyor.

(L) İnsanlar... Beyinleri fena KIZARMIŞ! Eğer korkacak birşey varsa, lanet olası hava durumundan korkmalısınız! Hepimizi öldürecek olan bu. [kahkaha] Tamam.

(Joe) Havana Sendromu denen şeyin nedeni nedir?

C: Yönlendirilmiş ışın silahları.

S: (Joe) Bu insanlar üzerinde pratik mi yapılıyor yalnızca?

C: Aşağı yukarı. Ama sahte bayrak operasyonu olarak düşünün.

S: (L) Yani belli kişiler hedef alınmış gibi görünmesini sağlayacaklar, böylece suçlayacak belirli birileri olacak...

(Joe) Evet, çünkü resmi Batı söylemine göre bunu Rusya yapıyor.

(L) Oo, Rusya yaptı! Herşeyi Rusya yapıyor bu insanlara göre. Sıradaki?

(Joe) "Missing 411" kitabındaki vakalara benzer şekilde kaybolan ve genellikle su kütleleri içinde ölü bulunan kişilerin cesetlerinde GHB (gama-hidroksibütirik asit) tespit edildiğine dair kanıtlar var. İnsanlar çok küçük miktarlarda GHB üretiyor. Bu vakalarda bu maddeler vücuda dışarıdan mı sokuluyor yoksa içeriden ama dış etkiyle üretiliyor?

C: İç ve doğal üretim, ancak dış etki kaynaklı.

S: (L) Yani beyin kimyasını bir şekilde değiştirip bu kimyasalın üretimini hızlandıran bir yöntemleri var, ki bu temelde randevu tecavüzü türü bir kimyasal. Bu da daha önce bahsettiğimiz diğer şeyi gündeme getiriyor... Bugün sergilenmekte olan tüm teknoloji...

(Joe) Temelde UFO biliminin bir parçası.

(L) Evet. Yarattıkları etkiler, kaçırıldığını iddia edenlerin 25-30 yıl önce bahsettiği şeyler. Yani uzaylılar tarafından felç edilip üzerinde çalışma yapılması, karnına iğneler batırılması...

(Joe) Bir dehşet veya korku 'duvarı' hissetmek...

(L) Evet, insanlara uzaktan etki eden ışın silahları. Adeta 4Y teknolojisi 3Y'de konuşlandırılmış ve kullanılıyor. Sonraki soru?

(Joe) 14 ve 15 Temmuz 2019'da USS Kidd, USS Rafael Peralta ve USS Russel gemilerinin etrafını saran 'dronlar' neyin nesiydi? Onları kim yaptı ve neden oradaydılar? Bu bilgiler neden halka sızdırıldı?

C: Sahte bayrak.

S: (Joe) Yani bir başka...

(L) Yani ABD bunu kendi kendisine yapıyordu, sonra sanki başka biri yapmış gibi sızdırdı. ABD'nin bir başkasının böyle birşey yapmasına izin vermeyeceğini gayet iyi biliyoruz, ancak birilerini suçlayabilmek için yapmış gibi davrandılar. Hızı artırıyorlar...

(Joe) Yüksek teknoloji...

(L) Yüksek teknolojili sahte bayrak operasyonu.

(Joe) Egzotik silahlar, egzotik dronlar. Bunu kendi üzerlerinde kullanıyorlar ve ardından Rusya'nın fantastik silahlarıyla saldırdığını söyleyebilmek için bilgiyi yayınlıyorlar.

(Ark) Veya Çin.

(L) Sıradaki soru?

(Chu) Sohbettekilerin bazı soruları var...

(Madara Horseman) Titreşimsel NMR (nükleer manyetik rezonans) veya başka herhangi türdeki bir spektroskopi 1Y ve 2Y'nin ruh izlerini incelemek ve muhtemelen onlarla iletişim kurmak için iyi bir yol mu? Bu konuda herhangi bir ipucu?

C: Yakın bile değil. Ruh bilinçtir.

S: (L) Sanırım bu şu anlama geliyor: Eğer bu görüntüleme süreci yoluyla herhangi bir tepki görürsen, fiziksel bir eylem görüyor olursun ve bu eylemin fiziksel olarak mı yoksa bilinç yoluyla mı meydana getirildiğini anlayamazsın.

C: Evet

S: (Ark) Aura görüntüleme gibi değil.

(Meksikalılar) COVID-19 aşılarının metalik bir bileşeni varsa, aşı olduklarında insanların yüzde kaçı ölebilir?

(L) Nasıl yani?

(Joe) Zaten kaç kişinin öldüğüne dair verilerimiz var.

(L) Metalik bir bileşenin birini öldüreceğini varsayıyorsunuz. İlle öyle olmak zorunda değil. Sorunuzu farklı şekilde ifade edin.

(Joe) İnsanlar aşıdan ölüyor çünkü aşı onların bağışıklık sistemlerini mahvediyor.

(Chu) Meksikalılardan bir soru daha var, ama kopyalanması çok uzun... Okuyabilir misin? [Soru Zoom Chat'te görüntüleniyor]

(L) Bir dakika... Tamam: [Laura, Meksikalıların sorusunu okuyup yanıtlıyor ama karışık olduğu için yazıya dökülmesi zordu]

"Düşüşün ardından, Cennet durumunu yeniden sağlamak veya bir bakıma gerçekliği eski haline döndürmek için bazı çabalar oldu."

Bunu bir gerçeklik olarak biliyor muyuz? Bu da bir varsayım.

"Babil Kulesi var, [başka birşey]..."

Bunların gerçekliği daha önceki haline dönüştürmek için tasarlanıp tasarlanmadığını bilmiyoruz ama çok sayıda insanı kontrol etme girişimleri olduğundan şüpheleniyoruz. Yani, sorunuz hatalı.

"Laura'nın araştırmasından anladığımız kadarıyla yapılması gereken başlıca şey ruhsal birleşme, eşdoğrusallık, ortak ilkelere dair gerçek bir kavrayış, cinsel enerjinin doğru kullanımı ve ağ oluşturma bağlamında temiz bir duygusal merkezin doğru kullanımı. Aşk romanı projesinde yaptığımız şey de bunun bir parçası mı?"

(L) Sanırım orada birbirine ait olmayan şeyleri birbirine karıştırdınız. Babil Kulesi ve 4Y BH durumuna geri dönmeye çalışmak ya da her neyse... o konu eşdoğrusallık olarak ruhsal birleşme konusuyla karışmış. Kitlelerin ruhsal olarak birleştirilmesi mutlaka olumlu birşey olmak zorunda değil. Negatif birşey olabilir. Sorunun diğer kısmını ayırıp aşk romanı projesinin bunun bir parçası olup olmadığına gelince, ANKET NE DİYOR?!

C: Evet

S: (L) Tanrım, bunu anlamak çok zor olmamalı!

(Seek10) Hindistan'da COVID aşısı ölümlerinden kaynaklanan kara mantar ölümleri ne kadar yaygın?

(L) Kara mantar ölümlerinin COVID aşılarından kaynaklandığını biliyor muyuz? Kara mantar ölümleri COVID aşılarından mı kaynaklanıyor?

C: Hayır

S: (Joe) Hindistan'da kara mantar gibi bir sürü şey ortaya çıkıyor... İnsanları, temelde virüsün bir parçası olan güçlü bir aşıyla toplu olarak aşıladığında, aniden birçok kişinin bağışıklık sistemini baskılamış oluyorsun.

(L) Olan bu mu? COVID aşısı bağışıklık sistemini bozuyor ve böylece insanlar diğer istilacı patojenlere karşı savunmasız hale mi getiriliyor?

C: Evet

S: (L) Pekala.

[Zoom mikrofon bağlantısı kopup duruyor... Teknik sorunları çözmek için ara]

(L) Herkes bizi duyabiliyor mu?

(Chu) Tamam, Meksikalılardan yeniden ifade edilmiş soru: "COVID-19 aşısını aldıktan sonra insanların yüzde kaçı ölebilir?"

C: Hesaplamak imkansız; çok fazla değişken.

S: (Joe) Possibility of Being'in şimdi dediği gibi, COVID aşısı olan insanların %100'ü ölecek, eninde sonunda. [kahkaha]

(L) Evet, nihayetinde! Mesele şu ki, burada özgür iradenin de önemli bir bileşen olduğunu düşünüyorum. Aşı yaptıranlar herhangi bir koruyucu önlem alacaklar mı almayacaklar mı? Onları diğer insanlardan daha güçlü veya daha zayıf yapan belirli genetik faktörlere sahipler mi, değiller mi? Önceden mevcut sağlık sorunları var mı, yok mu? Hastalanırlarsa kendilerine bakacaklar mı, bakmayacaklar mı? Demek istediğim, her bir kişi için o kadar çok faktör var ki, bu noktada bile herhangi bir yüzde alabileceğimizi sanmıyorum.

(Ark) Üstelik çok fazla faktör olduğu için ölümleri SADECE aşıya bağlamak kolay değil.

(L) Evet, onların yaptıklarının tersini yapmak istemezsiniz. Onlar tüm ölümleri COVID'e bağlıyor ve siz de tüm ölümleri COVID aşısına bağlamaya çalışıyorsunuz. Aynı madalyonun iki yüzü. Vakalar hakkında konuşalım. Olgulara bakalım. Alışkanlığa dayalı tepkilere girmeyelim.

(Chu) Sıradaki soru: "Önümüzdeki 24 ay içinde ekonomide büyük çöküş görme ihtimalimiz yüzdesi kaç?"

C: Yüksek!

S: (L) Yeterince yüksek. Evet, bugün gazetemizde haberleri vardı zaten: Temmuz ayından itibaren tüm fiyatlar artacak, ithal ürünlere vergiler, küçük işletmeler çok zorlanacak. Ve bunun olacağını çok iyi biliyorlar! Lobaczewski diyor ki psikopatlar yönetimdeyken aptalca kararlar alır ve daha fazla aptalca kararlar alan aptal insanları yönetime getirir. Olayları derinlemesine düşünmezler. Yaptıklarının neticelerini HİÇ düşünmezler. Tek başına bu bile bugün yapılan şeylerin aptallığını açıklayabilir. Ama bunu yapmaları halinde aslında altın yumurtlayan tavuğu öldüreceklerini, kendi ayaklarına sıkacaklarını, pire için yorgan yakacaklarını vs. söyleyen mantıklı iki veya üç danışmanları vardır mutlaka. Benzetmeleri karıştırdığım için kusura bakmayın ama yaptıkları şey bu!

(Joe) Bu oluyor ve o danışmanlar işten atılıyor.

(L) Lobaczewski patrokratik bir ülkenin neler yaşayacağını anlatıyor... Herşey yokuş aşağı gidiyor. Gerekli malzemeler yok, tuvalet kağıdı için uzun kuyruklar, bunun gibi bir sürü şey var. Üstelik bu sadece buzdağının görünen kısmı olabilir.

(Joe) Geçtiğimiz birkaç celsenin bir noktasında COVID, kapanmalar vs. hakkında soru sorduk. K'lar her zamanki gibi, malum güçlerin şanslarını fazla zorlayacağını ve herşeyin çökeceğini söylediler. Çökecek olan 'herşeye' ekonomi de dahil mi, en azından kısmen?

C: Evet

S: (Joe) Yeni virüs varyantlarından bahsederek kapanmaları, seyahat kısıtlamalarını, komşuya sarılma yasaklarını falan sürdürecekler mi...?

C: Evet

S: (L) Size söylüyorum millet: Durum gerçekten iç karartıcı. Mesele şu ki, bu durumların hepsinin kehanetini 25 yıl önce aldık. Bunun geleceğini biliyorduk; sadece nasıl olduğunu bilmiyorduk.

(Andromeda) Bunun gerçekten olduğunu görmek gerçeküstü.

(L) Acayiplikler Dünyası.

(Joe) Bu noktada, sadece olmasını bekliyoruz çünkü bu rotada devam ederlerse nereye gideceğini görebiliriz.

(L) Şu anda bunun ortasındayız. Tamam, şimdi gerekirse bu konuya dönmek üzere bir dakika ara verelim. Artık herkesin bu celselerin nasıl yapıldığı hakkında iyi bir fikri var mı? Evet mi? Hepsi bu kadar. Daha uzun veya daha kısa sürebilir, konu acı verici, sefil veya yürek parçalayıcı olabilir. Ayrıca bunu biraz komik hale getirmeye çalışıyoruz çünkü kabul edelim, ürkütücü! (Birçok konunun ürkütücü olduğu anlamında.)

(Ark) Cevaplar genellikle daha uzun oluyor.

(L) Uzun cevaplar gerektiren sorular sormadık.

(Joe) Ark'ın o tür bazı soruları var!

(L) Aa, evet, bunun geleceğini biliyordum. Sorularını daha önce sormanı söylemiştim, tatlım! Tamam, o zaman Ark'ın sorularını soracağız.

(Ark) Sorularım daha iyimser olacak. Artık kuantum bilgisayarların yapıldığı bir çağdayız ve bunlar çok yakında süpermarketlerde satışa çıkacak. Kuantum bilgisayarları kullanarak herkes herhangi bir kodu kırabilecek. Bu yakında gelecek deniyor, doğru mu?

C: O noktaya yaklaşacak.

S: (Ark) Ama asıl sormak istediğim bu değil. Kuantum bilgisayarların ardındaki teoriyi yıllar önce geliştirdim. Şimdi kuantum bilgisayarları test ediyorlar. Son zamanlarda kuantum bilgisayarların kıyaslamaları hakkında bir yayın vardı. IBM ve diğerlerinden 21 kuantum bilgisayarı test etmişler. Kuantum fraktalları kitabına konan programlarımdan birini kullanmışlar. Kodlarım artık kuantum bilgisayarlarda çalışıyor. Yani artık soyut birşey değil, kıyaslamalar için kullanılıyor. Şimdi, bilmek istediğim şey... Bu kuantum teorisi artık gerçek, orası kesin. Yakında süpermarketlerde olacak ama kimse kuantum teorisini anlamıyor. Benim bir teorim var ama gerçekten anlamıyorum. Einstein böyle bir teori istiyordu. Kuantum teorisini anlamada BAŞARISIZ OLDUM; bunun için ne gerekiyor? Kuantum bilgisayarların nasıl çalıştırılacağını biliyorum ama kuantum teorisini anlamıyorum. Anlamak için ne gerekiyor? Einstein'ın istediği şekilde?

C: Bilinç etkileşiminin formüle edilmesi gerekiyor. Doğru yoldasın. İşe geri dön!!

S: (Ark) Bilinç dediniz... Birkaç dakika önce bilincin ruhla ilgili olduğu hatırlatıldı. Ve şimdi bilinç kuantum teorisi ile ilişkili. Yani her şeyin merkezinde bilinç var. Bilinç tam olarak nerede?

C: Nerede değil ki?

S: (Ark) Bilinci tanımlamak için ne tür bir matematik gerekiyor?

C: Cebir.

S: (Ark) Bilinç bilgiyle ilgili. Birşeyler olduğunda bilgi kaydediliyor. Bilgiler nereye kaydediliyor?

C: Bilinç tarafından kaydediliyor. [kahkaha] Kaydedilen bilgi, zamana eşittir.

S: (Ark) Kuantum teorisi, zaman döngüleriyle mi ilgili? Zaman döngüleri var ve hem de çok? Kafamın içinde...

C: Evet

S: (Ark) Oo... Bu iyi! Ben tamamım. Anlamıyorum, ama cebir anladığım birşey. [kahkaha]

C: Tamam, çalış!

S: (Joe) Kaydedilen bilgi zamana eşitse ve zaman sadece bizim için mevcutsa, bu daha yüksek seviyelerde bilginin kaydedildiği anlamına mı geliyor?

C: Hayır

S: (Joe) Sadece...

(L) Sanırım diğer yoğunluklarda zamanın farklı olduğunu söylediler.

(Joe) Zaman bizim için bir ilüzyon dediler.

(L) Bizim algıladığımız şekliyle.

(Ark) O-o-o! İkinci zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?

C: Evet

S: (Ark) Üçüncü zaman boyutuna ihtiyacımız var mı?

C: Hayır

S: (Ark) Aha! BU bir bilgi!

(Pierre) Kaydettin mi?

(Ark) Pekala. Benim işim tamam.

(Pierre) Önceki celselerden birinde Rockefeller'lar için sağlıkla, ekonomiyle ve sosyal olarak "üçlü kötü bir günden" bahsettiler. K'lar soruda da FRT olduğunu söyledi. Sorum şu: Mevcut jeomanyetik değişiklikler bu insanların (örneğin Rockefeller gibilerin) bilgi alanıyla bağlantı kurma şeklini etkileyecek mi?

C: Evet!!

S: (Ark) Bir katılımcımız daha var. [Kedi Pikabu giriyor!]

(Pierre) Tamam. DNA'nın, proteinlerin vb. rezonansa girdiği arka plandaki elektromanyetik alan... Bu alan Schumann rezonansı mı?

C: Hayır

S: (Chu) Sohbette yine bir sürü soru var. Ve Pikabu da aramıza katıldı.

(L) Pikabu'mu görmek ister misiniz?

[Pikabu Ark'la birlikte kameraya poz veriyor]

(Ark) Miyav!

(L) Tamam, soruları göreyim. [Soruları bulmak için sohbette geziniyor...] "Dünyadaki hava durumunu düşünecek olursak, bir sonraki buzul çağına girmek üzere miyiz?"

C: Eşikte.

S: (L) "Yeni dünyanın ne zaman tezahür edecek?" Bence zaten ediyor.

(Chu) Tamam, ilerliyoruz... Bakalım...

(L) "K'ların nötrino titreşimleri hakkındaki açıklamaları ışığında NMR ve diğer spektroskopi türleri..." Tamam, evet. Halen fiziksel alemde.

(L) "Saman nezlesi aşıdan mı kaynaklanıyor?" Hayır tabi ki değil. Saman nezlesi aşılardan çok önce ortaya çıktı.

(L) "Fustel tarafından tanımlanan Roma öncesi ata ve ateş kültünün Kuzey Amerika'da yeniden canlanması gibi görünen bir eğilim var." Buna mutlaka katıldığımı söyleyemem. Bununla ilgili yazını okudum iamthatis ve bu konuda bir yanıt yazmam uzun zaman alacaktı. Gidip Fustel kitabını incelemem, metinde ve pek çok kaynakta aramalara başlamam gerekecekti (ve beynim başka şeylere odaklı durumda). Durumun ille de bu olduğunu sanmıyorum. Bir ata ve ateş kültünün ille de kötü birşey olduğundan emin değilim. Sanırım nasıl olduğuna bağlı... Bana bu adamı bulun. Onunla konuşurken onu görmek istiyorum. [Teknik meseleler...] Tamam, işte orada... Tamam, bunun kötü birşey olduğu görüşüne mutlaka katıldığımı söyleyemem. Ve mantıklı görünse de analizinde gözden kaçırdığın birşey var bence. Mesajını okudum ve söylediklerinin kulağa doğru geldiğini düşündüm ama Fustel'in bahsettiği şeyin tam olarak bu olmayabileceğine dair derin bir içsel tepkim oldu. Demek istediğim; üst boyut varlıklarını, K'ları veya kendi atalarımıza saygı duyma veya onları onurlandırma konusunu düşündüğümüzde şunu göz önünde bulundurmak gerekir ki, bahsettiğimiz bu şeyler eski Hristiyanların yaptığı birçok şeyden biriydi. İnsanlar ölen sevdikleri için endişe duyuyordu. Pavlus bu konuyla birkaç kez değindi. Ateş kültüyle ilgili ilginç olan şey (Zerdüştlük hakkında ne kadar şey okudun bilmiyorum ama) Zerdüşt'ün fikirleri ile bazı antik Roma ateş kültü fikirleri arasında pek çok benzerlik var. Ayrıca Fustel'in konunun bütününe hakim olmadığını da unutma, çünkü bu konuyu Zerdüşt konusuyla vs. ilişkilendirmedi. Sanıyorum ki Zerdüştler için genel fikir ateşin... Şey, bazıları. Bunun tüm Zerdüştler için doğru olduğuna kalıbımı basamam. Ama ateşin kendisi bir tanrıydı. Hint-Avrupalıların Agni dediği şey veya her neyse. İnsanlar ile diğer tanrılar arasında bir tür arabulucuydu. Ateş kurban etini yaktı, yani onu tüketebilecekleri birşeye dönüştürdü. Buradaki fikir, tanrıların güçlendirilmemeleri, beslenmemeleri veya insanlarla etkileşime girmemeleri halinde varoluşu veya dünyanın düzenini sürdüremeyecekleriydi. Bu doğru olabilir. 4. yoğunluğun insanlardan enerji tükettiğini biliyoruz. Yani tanrıların var olması için insanların var olmasının gerekli olup olmadığı (ki burada 'tanrılar' kavramını genel anlamda kullanıyorum) veya insanların var olması için tanrıların var olmasının gerekli olup olmadığı... Bunlar biraz belirsiz. Böyle şeylere çıkarımlar yoluyla yaklaşıyoruz. Kuzey Amerika'da bir atalar kültünün yeniden canlandığına dair kanıt var mı bilmiyorum. Çoğunun fazlasıyla materyalist olduğunu düşünüyorum. Bence onların tanrısı materyalizm. Ve atalarını düşünmeye başlamaları muhtemelen iyi birşey olurdu. Bu bazen onları korkutup iyi davranışlara sevkedebilir. Pekala iamthatis, artık kırmızı koltukta değilsin. [kahkaha] Sanırım bu konuda biraz daha netlik kazanmak için bu şeyleri biraz daha araştırman gerekiyor.

(L) Tamam, bakalım... Sırada Madara Horseman var. Nötrino konusuyla ilgileniyorsun ve sonra "dönüşler, yönelim ve deneyimlerin kodlanması" konularını da eklemişsin. Pekala, durum öyle olabilir...

(Madara Horseman) Olay şu ki, geçmişte, nötrinoların ve salınımlarının (ve sanırım yönelim ya da bunun gibi birşeyin) ruha kodlanmış deneyimlerle ve anılarla ilgisi olduğundan bahsettikleri bir celse vardı. Bu yüzden sordum. Tabi ki bu sadece fiziksel tezahür ama bazı hayvanların veya 1Y veya 2Y varlıklarının sinir sistemlerindeki parçacıklar veya parçaları incelemenin mümkün olup olmadığını merak ediyordum. Bir ipucu olabileceğini düşündüm...

(L) Bekle!

C: Nötrinoları nasıl inceleyeceksin?

S: (Madara Horseman) Aa, evet, bu gerçekten iyi bir soru. Japonya gibi ülkelerde nötrinoları iş üstünde yakalama imkanı için kurulmuş yerlerde bile bunu yapmak çok zor. Evet, bu gerçekten iyi bir soru. Bunu yapmanın daha kolay başka olası yollarını sormamın nedeni buydu. Bir şekilde farklı canlıların hafıza sistemlerini veya arayüzü ve fiziksel organlarını incelemeye çalışmak. Sanırım bu konuda birkaç mesaj yazmıştım. Buna dayanarak merak ettiğim şey, şurada burada bazı değişiklikler yapıp bunları inceleyerek ruh ve bilinçlilik ile sinir sisteminin fiziksel parçaları arasındaki arayüzü tam olarak bulup bulamayacağımızdı. Ark'ın bilinçle ilgili sorduğu şeyle bağlantılı olarak. Yani merak ettiğim şey, arayüzleri incelememizin mümkün olup olmadığı.

(L) Peki, tamam...

(Ark) Bir yorumum var. Neden tespit edilmesi kolay fotonlar yerine nötrinoları seçtiğini bilmek istiyorum.

(Madara Horseman) Bir celsede nötrinoların ruhla, anılarla vb. ilgili olduğunu söylemişlerdi. Bu konuda yanılıyor olabilirim elbette.

(L) Evet, o celseyi yeniden okumamız gerekecek.

(Ark) Tatlım, K'lara soru: Nötrinolar kütlesiz mi yoksa kütleleri var mı?

C: Minimum kütle.

S: (Ark) Aa! Yani kütleleri var.

(L) İlginç bir mesele. Bence birkaç farklı açıdan yaklaşmamız gereken bir şey bu. Bir tür cihaz kullanarak bilinci incelemek... Zaten belirli türde taramalar yapıp bazı olup bitenleri görebiliyorsun, bir faaliyet olduğunu biliyorsun, ama bu bahsedilenin KOLAYCA mümkün olduğundan emin değilim. Sanırım böyle birşeyi yapmak epeyce uğraştırıcı oluyr. Tamam, sonraki soru:

(Ryan) Kristaller varlığımızın belirli bir çakra yönünü mü veya genel olarak tüm çakraları mı bağlamamıza yardımcı olur?

(L) Peki, kristallerin çakraları bağlamaya yardımcı olduğunu nereden biliyorsun? Bence buradaki fikir, insanların çakralarını birbirlerininkine bağlamalarına yardımcı olmak. Yani tek bir bireyin kendi içinde değil, her ne kadar onun da faydası olabilecek olsa da. Çakralarını düzenlemek için kendi üzerinde çalışmalısın. Bunu yapabildiysen, diğer insanlarla bağlantı kurma imkanı oluyor. Sıradaki:

S: "Eğer geçmişte yerçekimi farklıydıysa (daha az idiyse) nasıl değişti ve yakında tekrar olacak mı?"

(L) Transkriptlerde yok mu bu? Sanırım bunu konuşmuştuk.

(Pierre) Roma İmparatorluğu.

(L) Evet, zaten soruldu ve transkriptlerde var.

(Joe) Devler falan.

(L) Tamam, devam et (çevrimiçi yorumları okuyor)... Biri kediciği beğendi. Kediciği herkes beğeniyor! Yellowstone sorusu... 2010'daki Yellowstone sorusu neydi? Hatırlayan var mı?

(Joe) Genellikle "Ne zaman patlayacak?" şeklindeydi.

(L) Son zamanlarda bununla ilgili birşeyler okudum, sanırım faaliyet halinde. Bakın ne diyeceğim, siz ABD'deki tüm insanlar, eğer o şey patlarsa mahvolursunuz. [kahkaha]

(Niall) Şimdi soru şu: "Ne zaman patlayacak ve magmanın yüzde kaçı dışarı çıkacak?" [kahkaha]

(L) Ne?!

(Niall) Devam sorusuydu bu.

(L) Haznedeki magmanın yüzde kaçı...

(Joe) Bilinemez!

(Chu) Pekala, sıradaki...

S: "Grubumuzun üzerinde odaklanmamız gereken temel zayıflığı nedir? Daha doğrusu, geleceğimizi iyileştirmek için üzerinde odaklanmamız gereken, grubun temel güçlü ve zayıf yönü?"

(L) Pekala, orada bir sorununuz var; birşey istiyorsunuz... birşeye sahip olmak istiyorsunuz.

(Chu) Yine de zayıflık meselesini sormak istiyor muyuz?

(L) Grubun temel zayıflığı nedir?

C: Gerçek eşdoğrusallık eksikliği.

S: (L) Biliyorsunuz, eşdoğrusallık konusunda, dönüp Gurdjieff'in daireler hakkında yazdıklarını tekrar okuyun. Herkes neden bahsettiğimi biliyor mu? Dış daire, mezoterik daire vs. Belki biri bu bahsettiğim konuyu bu toplantının tartışıldığı başlıkta paylaşır ve bunun hakkında biraz konuşuruz. Eşdoğrusallık konusu pek çok şekilde tezahür ediyor. Gerçek eşdoğrusallık noktasına ulaşmanın çok arzu edilen birşey olduğu açık. Ve bu o kadar kolay değil! ÇOK fazla tartışma, konuşma, etkileşim gerektirir. Oo, birşey söylemek istiyorlar... Üzgünüm, sözüm kesiliyor:

C: Şarkı söylemenin biraz yardımı olur. Ayrıca doğru bakış açısıyla yapılan okuma çalışmaları.

S: (L) Evet. Bizim okuma alıştırmamız çok ilginç çünkü şu anda bu konuyla ilgilenen ve bundan kavranması gerekeni gerçekten kavrayabilen epeyce insan var. Ama kavranması gerekeni kavrayamayanlar da var. Nedenini bilmiyorum; belki çok fazla entellektüelleştirme olabilir. Uygun perspektife sahip oldukları bir yerde değiller. Herneyse... Biliyorsunuz millet, yoruluyorum.

(Chu) Belki az önce gördüğümüz son soru?

S: "Bilincin evrensel bilgi alanında depolanması, bilginin suda depolanması gibi mi? Evren bilincin içinde bulunduğu ortam anlamında bir bilgi alanı mı?

(L) Bilgi alanı... Bilincin içinde bulunduğu ortam...

C: Tam tersi.

S: (Chu) Diğer türlü.

(L) Yani bilinç, bilginin içinde bulunduğu ortam.

S: "O halde bilinci tanımlamak için uygun cebir türü nedir?"

(L) Tatlım?

(Ark) Evet... Bu soruyla ilgileniyorum. [kahkaha]

(L) Oo! [kahkaha] Cevabı yok ama ilgileniyor.

C: Kesinlikle karmaşık!

S: (L) Clifford Cebiri mi?

C: Yakın

S: (Ark) Tamam.

(L) Pekala, son soru:

S: (L) Biri grup için bir mesaj istiyor. Yani sormamız gereken ama sormadığımız birşey var mı ya da bilmemiz gereken ve bize söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı? Sorulduğunu farz edin ve bize ipucu verin lütfen!

C: Yine, işler biraz kızışabilir ve birçok kişide nahoş ürpermeler meydana getirebilir. Umutsuzluğa ve dehşete kapılmayın. Çalışmaya ve ağınızı ve bağlantılarınızı oluşturmaya devam edin. Daha önce de söylediğimiz gibi, tüm bunlar büyük değişimler yaklaşırken meydana gelen endişenin kanıtıdır. Bu geçecek. İnancınız ve sevginiz olsun. Hoşçakalın.

CELSE SONU

(L) En son birşey olacağını söylediklerinde COVID oldu! [kahkaha] Şimdi ne olacağını bilmiyorum, ama... Önümüzdeki aylarda ya da bir-iki yılda aklını koruyamayacağını hisseden kimse var mı burada? Kendimizi kaybetmemeliyiz. Başka ne seçeneğimiz var ki? Sokağa çıkıp çığlık mı atalım, kendimizi bir kamyonun önüne mi atalım? Çok fazla seçenek yok. Kabul edelim: Zombi kıyameti geliyor.

(Andromeda) Durumu usulca kabullenin!

(L) Evet. Zombi Kıyameti kahve kupanızı alın. Sakin Kal ve Zombileri Öldür! Bilmiyorum, o kadar çılgınca ki artık gerçeği söylemek için dışarı çıkmak bile istemiyorum. Hiçbir yere gitmek istemiyorum, markete gitmek istemiyorum, maske takan insanları görmek istemiyorum. Dünyama ne yaptıklarına bakın! Ve bu beni gerçekten sinirlendiriyor. Umarım hepinizi de kızdırır. Kızdırırsa, o zaman belki tüm dayanışma ağınızla birlikte orada tutunmak için gücünüz olur. Her birinizi burada görmek isterim gerçekten, büyük bir grup olarak. Çok güzel olurdu. Bütün o güzel yüzlere bakıyorum... Chu herkesi görebileyim diye ekranı kaydırıyor.

(Chu) Fransız grubundaki bazı kişiler, haberlerin onlara gitgide daha fazla ulaştığını söylüyordu.

(L) Küçük okuma projemiz için TANRI'ya şükretme noktasına geldi olay. Bu olmasaydı tamamen delirirdim, yemin ederim. Haberleri biraz okuyabiliyorum, biraz Facebook veya MeWe'de paylaşım yapabiliyorum ama artık Twitter'a bile bakmıyorum. Twitter kaotik bir dövüş alanı. Unut gitsin. Bu noktada kimsenin gerçekten çok fazla şey yapmasında bir anlam görmüyorum. Koroya vaaz veriyoruz ya da baskı altına alınıyoruz. Facebook'taki mesajlarımın silindiğini görmekten ya da bir tür 'tartışmalı içerik' uyarısı görmekten vs. gerçekten bıktım. Midemi bulandırıyor. Sansürlenmek istemiyorum. O yüzden artık pek uğraşmıyorum. Çoğu zaman hava durumu haberlerini yayınlıyorum. Hava durumuyla ilgili bazı şeyler koyacağım. Hava durumunu inkar edemez ya da tartışmalı içerik diye uyarmazlar.

(Artemis) Henüz!

(L) Ve gerçek şu ki hava her şeyden daha önemli. Hava bizi öldürecek. Geçen gün Çin'de bir tür maratonda dondurucu soğuk, şiddetli rüzgar ve dolu vs. nedeniyle ölen onca insanı gördünüz mü?

(Pierre) Eksi 25 derece!

(L) 21 koşucu... Hava sıcaklığı -25 dereceye düşmüş! Bunu herkes duydu mu? Sıcaklık beklenmedik bir şekilde düşüp 21 kişiyi öldürmüş!!

(Joe) Birkaç gün süren 100 km'lik bir maraton koşuyorlarmış.

(Scottie) Ve birkaç kişiyi mağaraya götürüp kurtaran bir çoban vardı, ama doğa şartlarına yakalanan diğerleri öylece öldü. Akıl alır gibi değil.

(L) Neyse millet, bu çılgınlığın da ötesinde. Hepiniz biliyorsunuz, biliyorum. Grubumuzun üyesi olmayan ve bunu bilen başka insanlar da var, ama sanırım çok değiller. Yapılması gerektiğini bildiğim tek şey, kendinizi mümkün olan en iyi şekilde duygusal olarak istikrarlı bir durumda tutmak ve diğerleriyle etkileşimde kalmaya devam etmek; forum, sorular, tartışmalar vb. Yıllar önce ilk celselerin sahne arkasında olan şeylerden biri, gerçekliğin her yönüyle ilgili sonsuz, SONSUZ küçük tartışmalardı. Florida'daki evimde buluşan küçük grubumuzda benim ve diğerlerinin düşündüğü herşey. Bir noktada, K'lara tüm bu sonsuz tartışmaların bir faydası olup olmayacağını sordum. Ve evet dediler, bundan emin olabilirsin! Ağ oluşturmanın özü budur. Bir ağ içinde bir tartışmaya girdiğinizde, diğer insanların söylediklerine açık olmalısınız. Birşeyi zaten bildiğiniz varsayımıyla ağa giremezsiniz. Düşünme şeklinizin mutlaka doğru ya da nesnel olduğunu varsayamazsınız. Yıllar önce objektif olamayacağımı biliyordum çünkü her şeyi berbat etmeye devam ediyordum. Bunu anlamam biraz zaman aldı ama sonunda anladım. Hayatınızda her türlü sorununuz varsa yeteri kadar konuşmuyor, yeterince paylaşmıyor ve yeterince SAMİMİ bir şekilde paylaşmıyorsunuz demektir. Biriyle sorunlarınız hakkında konuşacaksanız ve onlara yalan söylerseniz, size nasıl yardımcı olacaklar? Ya birşeyi atlıyorsanız? Söyleyebileceğim tek şey şu ki bunu aşmamız gerekiyor çünkü bununla başa çıkmanın başka bir yolunu göremiyorum ve bu son derece tatsız. Castaneda'nın iz sürme ve ufak tiranlar hakkında konuştuğu "İçten Gelen Ateş" kitabını yeniden okumanın kimseye zararı olmaz muhtemelen. En çok aklımda kalan kısmı; adamı ayarlıyor ve sonunda kendini atla birlikte ahırda buluyor ve at onun peşinden gidiyor. Bu şeyin izini sürmenin yollarını bulmamız gerekiyor. O dünya ve ortam, iz sürme sanatını öğrenmek için HARİKA bir fırsat sunuyor. Belki de forumda bu konuyla ilgili bir başlık açıp orada tartışmamız gerekiyor. Bununla nasıl baş ediyoruz? Nasıl hayatta kalıyoruz? Tüm bu süreç sonucunda harika bir şekilde ilham bulan herhangi biri var mı? Sonunda anlıyor musunuz? Tüm mesele iş, çalışmak. Sonunda bir celseye katılmış olmaktan mutlu mu herkes?

(Joe) Süper mutlu! Çok heyecanlı! Ve sanırım tekrar yapmak istiyorsunuz?

(L) İstiyorsanız elinizi kaldırın! Herkes bu konuda heyecanlı görünüyor.

(Chu) Sohbet son sürat: Evet! Evet! Evet!

(Andromeda) Güzel sorular düşünmek için biraz zamanınız var.

(L) Evet ve artık soruları nasıl ifade edeceğiniz hakkında bir fikriniz var. Size nasıl yapılacağını göstermeye çalışmak için bu kötü ifade edilmiş olanlardan bazılarını inceledim. Açık bir soru olmalı, samimi bir soru ve kendi kendinize cevaplayamayacağınız bir soru. Tamamen tembellikten ibaret olan çok şey var. Kendiniz cevaplayabileceğiniz sorular sormayın! Biraz araştırma yapın! Yapabileceğiniz tüm araştırmaları yaptıktan sonra ve hala hiçbir ipucunuz yoksa, bana yazın ve hakkında konuşalım.

(Joe) Sorunuzun mantıklı ve faydalı olması gerekiyor.

(L) Evet, faydalılık her zaman önemli. Kaçınız kitabımı okudu? Elinizi kaldırın.

(Joe) 600 sayfanın tamamı mı? Mümkün değil!! Biraz zaman verin.

(L) O kitabın her FOTCM üyesinin kitaplığında olması gerektiğini bilmenizi istiyorum.

(Chu) Aldılar!

(L) Yani herkes kitaplığında bulundurmalı. FOTCM grubuna Paleohristiyanlık deniyor çünkü ilk günlerde bu konuda bazı fikirlerimiz vardı. Sonra tabi ki paleohristiyanlığın tam olarak ne olduğunu bulmaya karar verdim... [gülüşmeler] Tersten gittim.

(Joe) Ve şimdi bunun üzerine kitap yazdın.

(L) Ve artık dininizin ne anlattığını biliyorsunuz. Gerçekten sevindirici olan şey, K'ların verdiği bazı ipuçlarının ve sezgimin doğru çıkmasıydı. Pavlus'u doğru anladığınızda, ki onun mektuplarını ve Markos'un incilini karşılaştırmalı okuyarak anlayabilirsiniz, K'ların anlattıklarına gerçekten çok benzediğini görüyorsunuz. K'ların ilk (esas) günah olduğunu söylediği şey neydi, açgözlülük mü? Pavlus'un söylediği şey de aşağı yukarı aynı.

(Joe) Bağlanma.

(L) Bağlanma. Ayrılma. Bu yüzden, sizin için hazırladığım şekilde okuduğunuzda, bunun K'ların söyledikleriyle ne kadar ilişkili olduğunu düşünün. Kitaba çok ezoterik birşey koymadım çünkü K'lar veya genel ezoterik konular hakkında hiçbirşey bilmeyen genel bir kitleye yönelik çoğunlukla. Sıradan insanlar için yazılmış akademik bir kitap; hiçbir tuhaflığı yok, anladınız mı? Ama kitabı okurken, Pavlus'un teolojisinde K'ların pek çok kavramının rol oynadığını göreceksiniz. Rafınızda bulunması gereken bir kitap çünkü internet kesilirse veya bir EMP etkisiyle Kindle'ınız yanarsa, üzülürsünüz!! [kahkaha] Bir tür biyografi gibi olacak olan Sezar kitabını hazırlıyorum; sanırım son bir küçük kitap yapacağım. Harrison ve ben bu kitap için bir miktar metin hazırladık; herşeyin nasıl birbirine geçtiğini gösterecek: K'lar, Pavlus, Sezar, hepsi. Ama o sadece grup içi okuma için olacak. Yeni kitabım ve Sezar üzerine olan kitap genel kitleye hitap edecek, herkes okuyabilsin diye.

(Chu) Ve hlat'ın geçen gün forumda yayınladığı gibi, kitabın aslında diğer insanlara ne yaptığımızı, nasıl yaşadığımızı ve diğer şeyleri açıklamaya yardımcı oluyor. Burada test etmek için birkaç fırsatımız oldu. K'lardan bahsettiğinde, insanlar senin deli olduğunu düşünüyor. Ama Pavlus'tan bahsedersen, herhangi bir Hristiyansın. Ve bu şekilde iletebileceğiniz birçok şey var. Sadece kendi bilgimiz için değil, aynı zamanda iyi fikirleri yaymak için.

(L) Pavlus'u seviyorum. Biliyor musunuz? Onu gerçekten seviyorum. Sezar'ı da seviyorum. 1500-2000 yıl önce yaşamış gerçekten müthiş insanlar. Gerçekten harika fikirler getirdiler ve o zamandan beri daha iyisi gelmedi. K'lar bile o şekilde konuşuyor.

(Chu) Bunun küçük bir kitap olacağına inanmıyorlar. [kahkaha]

(L) Kes şunu! [kahkaha] Kes şunu!

(Joe) Kapı tamponu.

(L) Daha fazla kısaltamazdım! Üzgünüm!

(Joe) Hayır, bir sonrakini kastediyorlar.

(Chu) Sezar hakkında olanı.

(L) Hm, tamam... Göreceğiz. Neredeyse 70 yaşındayım! Hepinizin benimle ilgilenmesi gerekiyor ki, elden ayaktan düşmeden önce bu kitapları yazabileyim. Beni çalışır durumda tutalım ki bunu yapabileyim. Hala söyleyecek çok şeyim var. [kahkaha] Gerçekten! Bu yüzden iyi geceler diyeceğiz. İyi geceler demek hiç hoşuma gitmiyor çünkü yüzlerinize bakmayı seviyorum. Keşke herkes buraya gelebilse. Ve belki de gelecekle ilgili görselleştirmemize veya şekillendirmemize ekleyebileceğimiz birşeydir bu... Böylece sonunda hep birlikte olabiliriz. Pekala çocuklar, gerçekten yorgunum ve geç oluyor. Ve kedimizi beslemek zorundayız çünkü zayıf düşmesini istemiyoruz! [Hoşçakalınlar]

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/threads/session-29-may-2021.50565/

Qui-gon jinn

#1
Çeviri için teşekkürler Bozadi, lakin itiraf etmeliyim ki, son zamanlar da inanılmaz bir sıkılganlık hissediyorum içimde, hiçbir heyecan duyamıyorum. Eskiden pür dikkat okurken, şimdi bla bla bla şeklinde geliyor bu söylenenler ki, çoğu yeri hızlıca üstünden atlayarak okudum maalesef. Bilmiyorum neden böyle oldu ama herşeye bakıp, takip etsem de hiçbiri umrumda değilmiş gibi geliyor artık. Herhangi bir şey yapmak gelmiyor içimden. Yazmakta gelmiyor ki, zaten ciddi, uzun uzun açıklamalar doğurmasın diye, görülebileceği gibi çoğunlukla işi dalgaya vurup şaçma denilebilecek şeyler yazıp bundan kaçınmaya çalışıyorum. Dediğim gibi neden böyle oldu, oluyorum bilmiyorum ama maalesef an itibari ile kardeşim "içimden gelmiyor" işte, ne diyeyim başka...

Neyse, yine hayırlısı artık diyelim. Herkese başarılar diliyorum.

bozadi

#2
Qui, ben de sana ve bu başlık altında çeviri için teşekkür etmek isteyebilecek herkese şimdiden "ben de sizlere teşekkür ediyorum" demiş olayım (tek tek diyemeyebilirim).

Son zamanlardaki sıkılganlığının celselerin niteliğiyle ilgili kısmını özellikle anlayabilirim çünkü bu konuda serzenişte bulunuluyor bir süredir. Eminim bu sadece Türkiye'de bu celseleri takip edenlerin hissettiği birşey değildir, tüm dünyadaki takipçiler için de aşağı-yukarı geçerlidir. Eski celseler gibi "deli-dolu" değil pek son yıllardaki celselerin çoğu. Ama bunun nedenleri de açıklanıyor zaten celselerde. Biraz kaçınılmaz, doğal bir durum diye düşünüyorum. Celselerde "fazlasıyla" bilgi verildi şimdiye kadar ve halen de veriliyor. Celselerdeki bilgi yükü eskisi kadar olmasa da, başlıca güncel gelişmelerle ilgili az-çok fikir verecek kadar şey söylenmesi (öncesinde ekibin konuları araştırması vs) çok değerli bence. Ayrıca özellikle dünyadaki genel olumsuz gelişmelerdeki artışın giderek şiddetlenmesine rağmen neden korkuya kapılmaya, ümidi kaybetmeye gerek olmadığı konusunda verilen mesajları paha biçilmez buluyorum. Bu anlamda, devam eden celselerin değerinde bir azalma söz konusu değil benim açımdan.

Sıkılmanın diğer olası nedenlerini çok tartışmaya açmak istemiyorsun sanırım. Yine de tartışmak, bu konuda duygularını, düşüncelerini biraz daha açıp görüş almak istersen, duygularını, düşüncelerini elimden geldiğince anlamaya çalışıp memnuniyetle görüş bildiriminde bulunurum :)

bozadi

#3
Bu arada celsede (daha doğrusu çeviride) anlam belirsizliği veya yanlışlar bulunabilir. Özellikle çeviriden kaynaklanmış olabilecek sorunlar için, kafanızı karıştıran kısımları belirtirseniz inceleyip netleştirme yapmaya çalışabilirim.

Castaneda'nın "İçten Gelen Ateş" kitabını (serinin en önemli kitaplarından biri olduğu izlenimime rağmen) ya hiç okumadığım ya da atlaya atlaya okuduğum için, celsede o kitapla ilgili geçen hikayeyi son derece belirsiz veya yanlış aktarmış olabilirim.

Bunun gibi, ilgili konuya hakimiyet eksikliği nedeniyle eksik/yanlış çevirmiş olabileceğim durumlar olabilir. Özellikle dikkatinizi çeken, netleştirmek istediğiniz kısımlar olursa belirtin lütfen.

Qui-gon jinn

#4
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Sıkılmanın diğer olası nedenlerini çok tartışmaya açmak istemiyorsun sanırım. Yine de tartışmak, bu konuda duygularını, düşüncelerini biraz daha açıp görüş almak istersen, duygularını, düşüncelerini elimden geldiğince anlamaya çalışıp memnuniyetle görüş bildiriminde bulunurum :)


İyi niyetlerin için teşekkürler kardeşim. Evet bu sıkılganlığım sadece celselerle sınırlı değil, maalesef son zamanlarda neredeyse herşeye karşı bu durum böyle. Paylaşmak isterdim ama birincisi dediğim gibi sebebini çok bilmiyorum, ikincisi biliyor olduklarımı da ne yazık ki şu sıralar anlatmak içimden gelmiyor. Bakalım zamanla değişir belki, lakin ben, en azından bir süre için, sadece izleyici modunda takılmak istiyorum, çok fazla içine girme isteğim yok.Hayırlısı artık, tekrar teşekkürler...

Dionysos

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Castaneda'nın "İçten Gelen Ateş" kitabını (serinin en önemli kitaplarından biri olduğu izlenimime rağmen) ya hiç okumadığım ya da atlaya atlaya okuduğum için, celsede o kitapla ilgili geçen hikayeyi son derece belirsiz veya yanlış aktarmış olabilirim.



Bu kitabın (tamamını okumadım) Serinin ikinci kitabı. İlk kitabı edinip merakla onu da aldım. Karmaşıklaştı. Baştan bir bölüm okuyup sanırım bıraktım ama belirtilen hikayeyi okudum. En az oraya kadar okudum. "Ufak tiranlar" .Bunun internetten bulup bir kaç forumda da sundum. Burada bahsedip bahsetmediğimi bilmiyorum ama beni etkileyen değindiğim bir hikaye. Bir bakıp kopyasını bulabilirsem paylaşayım. İntikam hikayesidir. Tam Türkçesi, meali-özü şu. "İntikam soğuk yenen bir yemek"
Tabi kitap bunu intikam değil doğal bir iyilik/adalet sağlama ya da belli ölçüde bir güç kazanınca bununla geçmişin bir sorununu çözümleme ,bu anlamda belki başkalarına yardım etme, bir tiranı (zorbayı) yoketme aradan çıkarma olarak sunuyor.

Seriyi bugün düşününce?
10 kitap! Zeden o kadar çok? bir pazarlama gibi düşünüyorum

O kitaptan aklımda kalan bir sekans daha var ve başka hiç bir şey yok. Kurumuş kurutulmuş geyik eti yiyip gece ya da gündüz açık toprak ya da kuyu gibi bir toprakta Castaneda yı zaman geçirmeye zorluyordu sanırım Don Huan

Bir de o kitabı okuduktan sonra kargaların geçişini işaret sanıyordum uzun bir süre.

İki koca kitaptan aklımda kalan her şey bu.

Çeviri için çok teşekkürler

Bu celsede içerik haricinde içerik ne olursa olsun (ne var ne yok önemli değil) 140 zoom katılımcısı olmasını başlı başına çok önemli ve özel ve anlamlı buluyorum
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#6
"Umutsuzluğa ve dehşete kapılmayın."
Çalışmaya ve ağınızı ve bağlantılarınızı oluşturmaya devam edin.
Daha önce de söylediğimiz gibi, tüm bunlar büyük değişimler yaklaşırken meydana gelen endişenin kanıtıdır.
Bu geçecek.
İnancınız ve sevginiz olsun.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Scyth

#7
Çeviri için teşekkürler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#8
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Dionysos

"Umutsuzluğa ve dehşete kapılmayın."
Çalışmaya ve ağınızı ve bağlantılarınızı oluşturmaya devam edin.
Daha önce de söylediğimiz gibi, tüm bunlar büyük değişimler yaklaşırken meydana gelen endişenin kanıtıdır.
Bu geçecek.
İnancınız ve sevginiz olsun.
Bu benim için de celsenin en önemli mesajı diyebilirim :)

Bu arada "tüm bunlar büyük değişimler yaklaşırken meydana gelen endişenin kanıtıdır" ifadesindeki "endişe" sözcüğünden kastedilen şey egemen KH güçlerinin duyduğu endişe sanırım. Değişim yaklaştıkça endişeleri artıyor ve daha abartılı şekillerde kontrolü sağlamaya çalışıyorlar. Daha önce de benzer bir şekilde Kertişlerin dünyadaki artan baskısı hakkında "Değişim yaklaştıkça gözleri kararıyor" ifadesini kullanmışlardı. Yani kontrolü kaybedeceklerini hissettikleri için sinirleniyorlar ve aceleci ve agresif tepkiler gösteriyorlar. Bu hem Kertişler hem de onların dünyadaki işbirlikçileri için geçerli gibi görünüyor.

bozadi

#9
Aşı olanların (sanırım özel olarak mRNA aşısı kastediliyor) korona hastalığı yaydığı fikri, Dionysos'un geçen gün bir diğer celse başlığı altında gündeme getirdiği videoda bahsedilen, mRNA aşılarında kullanılan virüse ait diken veya başak proteininin ("spike protein") insan bağışıklık sistemine zarar vermesi hususuyla doğrudan bağlantılı sanırım.

bozadi

#10
mRNA aşılarında doğrudan diken proteini olmadığı, vücudun bu proteini üretmesine yönelik komutlar olduğu şeklinde açıklamalar var.

gerçek tosun paşa

#11
Bozadi eline sağlık teşekkür ederim.

Zoom kaydı FOTCM (Laura nın özel oluşumu - KOZMİK ZİHİN KARDEŞLİĞİ) üyelerine açıktır. ZOOM katılımcıları da FOTCM üyesidir. Kaydın dışarıya sızdırılması şu an için yasak. İleride belki bazı kısımları yayına açılır.

ogeday

#12
Teşekkürler bozadi.Şunu belirtmeliyim ki abd de yaşanacak olanlar aslında sadece covid etkisi ile ilgili değil,bir döngünün tamamlanması söz konusu ve bu 2023 te tamamlandığında birleşik devletler artık birleşik olmayacak.Her imparatorluk gibi dağılacak,Biden bu yıl görev süresini tamamlamadan ya hayata veda edecek yada istifa etmek zorunda kalacak.Trump yeniden iktidara gelecek ama ikiye bölünen amerikanın bir kutbunda yer alacak.Buna güney konfedersayonu diyebiliriz
 

Tgur

#13
Teşekkürler Bozadi.

ogenezis

#14
Çeviri için teşekkürler bozadi. Ne kadar güzel dolu dolu bir celse,tamda soracaklarimi karşılıyor.Laura ve ekibinede teşekkür ediyorum bizleri aydınlattığı ve bilgilendirdigi için.covid ve hayatı yaşam ve uluslari degistirecegi hakkında bursuru varsayımlar var...sanırım toplu olarak katılım harika oldu.muhtesem bir beyin fırtınası olmuştur vee kasyopyalilarla..katilamasakta çok mutluluk verici birsey...
Hastalık beden için var..aşılar beden için var..oysa ulaşmak istedikleri toplu olarak bilinci kontrol edebilmek,ruhu ele geçirebilmek...ruhu bedene bağlı olduğundan bedenide yok edemiyorlar..şaşırmış durumdalar...insan en çabuk frekanslar düştüğünde kontrol edilebilir..baskı,umutsuzluk,kırgınlık,hissizlik,bıkkınlık bunların hepsi frekans düşürür ve toplu kontrolü sağlar.. birde maskeler.gun boyu karbondioksit solumak..yarı bilinçli yapar ..
Duygusal olarak güçlü olmamız gerekiyor..herkesin farklı sorunları var.ama ne yapalım geldik bir kere bu dünyaya bir şekilde hayata tutunmak gerekiyor..kestiler hiçbir zaman dünyanın hakimi olamayacaklar vede isbirlikcileri bunu biliyorlar....
Hayatın zorlukları ve karmaşasından inat bol kahkahalı umut ve sevgi neşe dolu günler diliyorum..