Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

28 Şubat 2026

Başlatan bozadi, 05 Mart 2026, 15:31:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 13:35:13 Merak ettiğim kasyopya celselerine bu chabad örgütü ile ilgili açıklama var mı.

Evet, bir kez geçmiş sanırım (13 Ocak 2024 celsesinden):

Alıntı yapılan: bozadi - 17 Ocak 2024, 11:53:04 S: (Joe) Güncel konulardan bahsetmişken, New York'taki Yahudilerin Chabad merkezinin altındaki tünellerde ne yaptıklarına dair resmi açıklama... Tek yaptıkları o muydu gerçekten? Yani yalnızca bir grup Yahudi gencin...

C: Hayır.

S: (Joe) Resmi açıklama, gençlerin altı aydır asıl merkez ile eski hamamlar arasında bir tünel kazmak istedikleri veya buna benzer birşey olduğu yönündeydi. Yani bu doğru değil. Neden kendi binalarının altına tünel açmışlar ki?

C: Kaçakçılık.

S: (Joe) İnsanların söylediği de bu!

(Niall) Aman Tanrım! İnsan organı ticareti mi?

(Joe) İnsan kaçakçılığı mı, organ kaçakçılığı mı?

C: Aklınıza ne gelirse ama özellikle çocuklar.


Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 13:35:13 Tucker Carlson, gizli siyon örgütü chabad hakkında konuşmuş:Trump, nedenyahu, Putin in bu örgüte üye olduğunu
Putin'in Chabad üyesi olduğunu Tucker Carlson iddia etmemiştir sanırım? Yapay zekaya sorduğumda QAnon gibi bazı komplo teorisi çevrelerinde böyle iddiaların öne sürüldüğünü söylüyor ama bu iddia kulağa pek gerçekçi gelmiyor. Putin'in Rusya'daki Chabad örgütü yetkilileriyle arayı sıcak tutmaya çalışmasını bu şekilde yorumlamak çok yanlış olur diye düşünüyorum. Ve aynı şekilde Rusya'daki Chabad'ın Putin'in uluslararası faaliyetlerini (örneğin Ukrayna savaşını) eleştirmekten özenle kaçınmasını da onların Putin'i gerçekten sevmesine bağlamak yanlış olur. Karşılıklı bir çıkar hesabı var. Putin İsrail'e karşı da aleni bir suçlama veya saldırı pozisyonu almaktan özenle kaçınıyor, hatta İsrail'le arayı sıcak tutmaya çalışmak anlamına gelen çeşitli tavırları oldu ama bunun aslında çok "gergin" olan ilişkileri alenen kötüleştirmemek için gösterilen diplomatik bir özen olduğu anlaşılıyor. Putin Rusya'sının faaliyetleri, doğrudan ABD'nin ve dolaylı olarak İsrail'in neredeyse tüm politikalarıyla taban tabana çatışmalı. Rusya'nın Filistin konusundaki tavrı açık, bu son savaşta İran'a istihbarat desteği verdiğine dair bir sürü açıklama yapıldı, hatta Trump bile bunu doğrulamış sanırım. ABD imparatorluğunun yıkılmasının belki 1 numaralı katalizörü olan Putin Rusya'sının "İsrail dostu" olduğunu söylemek mümkün değil gibi görünüyor.


Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 13:35:13 İsrail Mesih çağırmak için 1991 yılında nükleer kullanacağı sözünü vermiş.
Evet, bu iddiaya ben de rastladım. Hele ki İran savaşında işlerin hiç de istediği yönde gitmediğini gören Netanyahu ve ekibinin İran'a karşı nükleer silah kullanma ihtimali akla geliyor.


Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 13:35:13 Baran Aydın, Dugin karanlık aydınlanma ve thule nin devamı olan örgütün üyesi olduğuna dair belgeler ifşa etmiş.
Benim şimdiye kadar tanıdığım Dugin, o karanlık örgütlerin veya varsa devamlarının en büyük karşıtlarından biri. Yani Putin "vampirlerin maskeli balosu bitti" derken kime meydan okuduysa, Dugin de aynı karanlık güçlere açıkça karşı koyan, onları ifşa edip sertçe eleştiren bir düşünür. "Baran Aydın"ı ilk kez duyuyorum, bir programda Dugin'in geçmişte o karanlık yeraltı örgütlerinden birine üye olduğuna dair bir belge bulduğunu iddia ediyor sanırım. Ama bu iddia doğru olsa bile, Dugin'in o zamanlar ve özellikle de son dönemde o karanlık güçlerle işbirliği içinde olduğu anlamına gelmez bence. Hatta tam tersinin doğru olduğundan kendimce eminim ama yine de Baran Aydın'ın o iddiada bulunduğu programı ayrıntılı olarak izlemeye, değerlendirmeye çalışacağım ilk müsait vaktimde.

Sonuç olarak, Putin'in de, Dugin'in de, global şeytani güçlerin gizli bir dostu değil, alenen düşmanları olduğuna inanıyorum ve son yıllarda takip edebildiğim ilgili tüm gelişmeler bu görüşümü destekleyici nitelikteydi. Önyargı nedeniyle yanlış bir algıya kapılıyorsam, bundan bir an önce kurtulmayı dilerim ama şimdilik bu görüşümü değiştirmemi gerektirecek bir durum olduğunu sanmamakla birlikte, aksi yöndeki iddiaları incelemeye, değerlendirmeye kapalı değilim.

Alcyone

Yorumun için teşekkür ederim Bozadi.
Bunu bende diliyorum aksi taktirde dünya çok daha büyük bir karanlığa doğru gidecek. Yukarıda saydığım maddeler ve daha fazlası ile...
Dolores Cannon dünyaların ayrılması olayına benzer durum bu..

Baran Aydın, Dugin videosu
https://youtu.be/TjgbBDN66SI?si=CaeHiNiHtRuQAOKC



Chabad ve Tucker Carlson konuşması, aşağıdaki linkten görüntü olarak paylaşılmış.
Link: henrymakow.com

Yazıdan bir kaç kuple paylaşıyorum:
"Hegseth, İslam'ın en kutsal ikinci yeri olan Tapınak Dağı'na bir Yahudi tapınağı inşa etmekten bahsediyor.
ABD ordusu kıyamet kehanetlerini hayata geçiriyor.
Chabad, nükleer bir felaketin Yahudi tanrısı Şeytan'ı çağıracağına inanıyor. Bu da İsa'nın dönüşü olarak lanse ediliyor!"

Bu benim açımdan negatif anunnaki reptil soylara kapı açmak. Ki zaten bu 3d matriste çoğu beden işgal edilmiş. Konakçı hale gelmiş.

Alcyone

Unutmadan ekleyeyim. Bazı yabancı kaynaklara göre Qanon hareketi de fiyasko..

bozadi

#18
Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 22:32:05 Baran Aydın, Dugin videosu
https://youtu.be/TjgbBDN66SI?si=CaeHiNiHtRuQAOKC
Merakla izleyeceğim.


Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 22:32:05 Chabad ve Tucker Carlson konuşması, aşağıdaki linkten görüntü olarak paylaşılmış.
Link: henrymakow.com
Henry Makow'u sanırım ilk kez duyuyorum. Netanyahu ile birlikte Trump'ı ve hatta Putin'i de Chabad veya karanlık örgüt mensubu olarak ilan ediyor. Trump'ın şeytanlaştırılmasını kısmen anlarım, ki aslında onun ABD derin devletiyle olan çatışmasını görmemek zor ama ciddi çelişkileri var elbette. İş Putin'in şeytanlaştırılmasına geldiğinde, benim mevcut bakış açıma göre burada iki ihtimal var: Ya Putin'in kim olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını anlamıyordur, yanlış yorumluyordur, ya da (belki daha muhtemel olarak) kasıtlı dezenformasyon yaymaya çalışıyordur. Bu kadar eminim Putin hakkında. Benim şahsen bundan emin olmam %100 haklı olduğum anlamına gelmez elbette ama görüşüm bu. Yine de az çok ciddiye alınabilir bulduğum alternatif veya zıt görüşlere, iddialara kapalı değilim. Henry Makow'u da incelemeye çalışacağım.


Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 22:32:05 "Hegseth, İslam'ın en kutsal ikinci yeri olan Tapınak Dağı'na bir Yahudi tapınağı inşa etmekten bahsediyor.
ABD ordusu kıyamet kehanetlerini hayata geçiriyor.
Chabad, nükleer bir felaketin Yahudi tanrısı Şeytan'ı çağıracağına inanıyor. Bu da İsa'nın dönüşü olarak lanse ediliyor!"
Şahsen Trump'ın İsrail'den veya daha doğrusu şahin siyonistlerden, örneğin Netanyahu'dan "kurtulmak" istediğini düşünüyorum. "Keşke İran İsrail'i bitirse" veya "Birbirlerini bitirseler" diye dua ediyordur bence.



bozadi

Alıntı yapılan: Alcyone - 14 Mart 2026, 22:37:58 Unutmadan ekleyeyim. Bazı yabancı kaynaklara göre Qanon hareketi de fiyasko..
Evet, K'lar QAnon'un CIA bağlantılı bir dezenformasyon çabası olduğunu ima etmişti diye hatırlıyorum.

Alcyone

Makow u bilmiyorum paylaşılan sayfalarda ki adres buydu.

Ben Trump'ın da tehdit edildiğini ve baskılandığını düşünüyorum. İran'a savaş açma konusunda. Fakat arı kovanına çomak soktular.

Sosyal medyada Trump ı sürekli karalamak yönünde. Ki epstein dosyalarını ilk deşen engele takılan Trumptı. Zaman gösterecek gerçekleri.

bozadi

#21
Alıntı yapılan: bozadi - 14 Mart 2026, 23:19:13 Merakla izleyeceğim.
Baran Aydın'ın Cumhuriyet gazetesi youtube kanalında Ömer Can Talu ile yaptığı röportajı izledim. Az önce video altında yaptığım yorumda da belirttiğim gibi (eğer silinmezse), bu yapılanın Rusya'ya, Putin'e ve Dugin'e çok UCUZ bir şekilde "bok atmak"tan ibaret olduğunu düşünüyorum.

Bu Ömer Can Talu İslamcı veya İslami kökenli Hamza Yardımcıoğlu'nun ekürisi olan, değil mi? Zaman zaman Yardımcıoğlu'nun Rusya'yla ilgili tavrını anlamaya çalışıyorum ve şimdiye kadar çok ayrıntılı analiz edemesem de, şüpheci, hatta örtülü bir şekilde karalayıcı bir tavrı olduğu izlenimi edindim ve bu anlamda Yardımcıoğlu'nun yancısı olarak Talu'nun bu sefer Cumhuriyet ekranlarında Yardımcıoğlu'nun Rusya konusundaki tavrını destekleyici nitelikte bir yayına aracılık etmesi kendi içinde tutarlı görünüyor. Bir yandan İslamcı camiaya, bir yandan da Atatürkçü (her halükarda AKP/MHP karşıtı) camiaya Rusya/Putin karşıtı mesajlar gönderiyorlar gibi görünüyor bana. Tek işlerinin bu olduğunu iddia etmiyorum ve hiçbir pozitif erdemlerinin olmadığını da iddia etmiyorum ama Rusya/Putin konusundaki tavırlarını mide bulandırıcı bulduğumu belirtmem gerekiyor. Hamza Yardımcıoğlu gibi pek çok tabusal konuda oldukça özgün, cesur, bilinçli ve aydınlatıcı olabilen birinin, bazı konularda nasıl karanlıkta olduğunu ve hatta bir ölçüde karanlığa hizmet etmekte olduğunu görmek açısından ibretlik bir durum.

Yardımcıoğlu İslamcı veya İslami bir kökenden geliyor olmasına rağmen geleneksel pek çok İslami anlayıştan ciddi şekilde farklılaşan, hatta zıtlaşan bazı yorumları cesurca paylaşıyor, ülkenin ve dünyanın gidişatı hakkında bilgi ve öngörülerini paylaşıyor. Bu konularda takdir ettiğim yönleri var var ama İslamcı kesimde onu sempatik, hatta aydınlatıcı bulanların desteğini kaybetmemek için örneğin "reenkarnasyon"u kolayca reddediyor. Benim bu konuda dikkatimi asıl çeken şey reddetmesi değil, bu reddetmenin yapılış şekli. Onun bunu yapış şeklini incelediğimde objektif olmaya çalışmaktan ziyade "reenkarnasyonu kesinlikle kabul etmemeliyim" şeklinde bir ön kodlamaya (baştan verilmiş bir karara) uyduğunu algıladım, haklı veya haksız bir şekilde. Onlarca yıldır epeyce sayıda katılımcıyı kapsayan araştırmalar yoluyla elde edilmiş, reenkarnasyonu destekleyen, doğrulayan kanıtları ele almayı, incelemeyi reddediyor, bunun yerine marjinal, kıyı-köşe açıklamalara sığınıyor ("geçmiş yaşamlarını hatırladığını iddia edenler insanlığın ortak veri deposundan bilgi çekiyordur" gibi). Hamza'nın reenkarnasyonu daha objektif bir şekilde incelemeyi reddetmesi onu benim gözümde kötü veya değersiz kılmıyor ama "cesur, aydınlanmacı, put kırıcı" yönünün ima ettiği kadar güçlü olmadığı sonucuna varmama neden oluyor. Sırf İslamcı kesimden gördüğü besleyici desteği zayıflatmamak için, konunun aslını-esasını samimi bir şekilde araştırmayı, sorgulamayı reddederek bir çırpıda "reenkarnasyon yoktur" pankartı açıyor. Ama dediğim gibi, bu tek başına onu "kötü" veya "yanlış" kılacak birşey değil benim açımdan.

Ama gel gör ki Rusya konusundaki tavrı da reenkarnasyon meselesine çok benzer bir şekilde kalın bir önyargı katmanı altında kalıyor, benim haklı veya haksız olabilecek bakış açıma göre. Günümüz Rusya'sı konusundaki önyargısı, Rusya'nın/Sovyetlerin geçmişinin karanlık yönleriyle bir ölçüde destekleniyor tabi. Yani Rusya'nın bugünkü herhangi bir faaliyetini (Suriye'de, Afrika'da, Ukrayna'da vb.) Rusya'nın karanlık, emperyalist, sömürücü niteliğinin bir kanıtı olarak görmek ve göstermek nispeten kolay. Ama Rusya'nın, yani Putin Rusya'sının bu ve diğer pek çok ulusal ve uluslararası faaliyetleri biraz dikkatle, açık zihinle incelendiğinde, ABD ve müttefiklerinin, daha doğrusu İlüminati'nin global egemenliğini sarsıcı, yıkıcı nitelikte olduğu görülebilir. Desteklemek zorunda değilsiniz ama çok ucuz bir şekilde karalamak da pek etik olmuyor.

Yardımcıoğlu'nun Rusya konusundaki bu tavrı, Atatürkçü mahallede de bir ölçüde yankı buluyor ve AKP karşıtlığı bağlamında da İslamcı ve Atatürkçü mahalleler arasında bir tür işbirliği imkanı sunuyor. Atatürkçülerin bir kısmı açık ve net bir şekilde NATO'cu eğilimlere sahip bildiğiniz gibi. Atatürk'ün Batıcılığını (Batı'nın gelişmiş yönlerini örnek alma ihtiyacını) NATO'culukla eşanlamlı görmek tam bir akıl ve vicdan tutulması gibi görünüyor bana. NATO tam da Atatürk'ün savaş meydanında yendiği, Batı'nın karanlık yüzünün temsili. Atatürk savaşta bir anlamda bugünkü NATO güçlerini yenmişti ama Atatürk öldükten sonra bazı şeyler hızla değişti bildiğiniz gibi. ABD'nin giderek güçlenmesinin de etkisiyle, Kurtuluş Savaşı'nda bize şu veya bu ölçüde destek olan ve ortak düşmana karşı kazandığımız zaferden büyük bir sevinç duyan Rusya'ya düşmanlaştık (Osmanlı'nın Rusya'yla olan geçmişinin de etkisiyle), kendimizi NATO'nun kucağına attık. Ordumuz ve devletimiz giderek NATO güçlerinin komutasına girdi, ki bu güçler karakterlerinin en büyük özelliklerinden biri olan böl-yönet ideolojisine tabi olarak ülkedeki her türlü nifakı (Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt vs) var güçleriyle provoke edip onlarca yıl boyunca feci şekilde kanımızı, canımızı emdiler. PKK terörü de, FETÖ terörü de özde tamamen bu güçlerin ürünüdür.

Putin Rusya'sı hem PKK hem FETÖ terörünün bitirilmesinde doğrudan ve dolaylı çeşitli yollarla Türkiye'ye destek oldu, çünkü ABD ve müttefiklerinin bölgedeki tüm karanlık faaliyetlerine karşı koyan başlıca güç. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Erdoğan'ın ilk dış ziyaretini Rusya'ya yapması ve Putin'e "dostum" diye hitap etmesinin önemli bazı nedenleri olduğuna değinmiştik.

Aynı Putin Rusya'sının Suriye'ye şeytan gibi çöken ABD-İsrail güdümündeki sözde "cihatçı" sürüleriyle savaşmada Esad'a sunduğu destek hayati önemdeydi. Esad çeşitli sorunlu yanlarına rağmen, tam da ABD-İsrail'in Suriye ve Ortadoğu genelindeki planlarına var gücüyle karşı koyan ve Filistin davasını destekleyen bir yönetici olduğu için yok edilmek istenmişti, hatırlayabileceğiniz gibi. Tıpkı Kaddafi gibi.

Aynı Putin Rusya'sı ABD ve müttefiklerinin Afrika'daki sömürü çarklarına feci şekilde çomak soktu, bazı Afrika devletlerinin bağımsızlık ümitlerini yeşertti.

Rusya'daki Yahudi nüfus ve yine İsrail'deki Rusya kökenli kalabalık kitle ve global siyasetle ilgili çeşitli nedenlerle olumlu bir diplomatik çizgide kalmaya çalışmasına rağmen Filistin zulmü konusunda da İsrail'i asla desteklemedi, aksine BM'de İsrail'in savaş suçlarının sorgulanması ve engellenmeye çalışılması doğrultusunda öneriler verdi ve bu tür önerileri destekledi. Filistinli güçlerin en büyük destekçisi olan İran'la bazı sorunlara rağmen görmezden gelinemeyecek bir ittifak ilişkisi olduğunu da hatırlamak gerekiyor. ABD'nin can düşmanı (en azından ABD öyle görüyor) olan bir ülkenin İsrail'in (daha doğrusu siyonizmin) can dostu olması mümkün değil. Güneş balçıkla sıvanmaz.

Bugün ister İslamcı kesim içinde olsun, ister Atatürkçü kesim içinde olsun, NATO'culuğu (= Amerika müttefikliğini veya boyunduruğunu) desteklemek ve Rusya'nın ve Çin başta olmak üzere müttefiklerinin ABD/NATO karşıtı faaliyetlerini sömürücü emperyalizm olarak görmek, kasıtlılık düzeyi tartışılabilecek bir akli ve vicdani körlüktür.

Belli ki Yardımcıoğlu (Talu yoluyla) ile Baran Aydın'ı bir araya getiren başlıca hususlardan biri AKP karşıtlığı ve biraz da bu nedenle Rusya / Avrasyacılık karşıtlığı.

Putin'in ve danışmanlarından biri olarak gösterilen Dugin'in İlüminati unsurlarına karşı somut faaliyetlerini incelemek, onurlandırmak, desteklemek yerine, ucuz/sahte gerekçelerle karalamak, Baran Aydın'ın deyişiyle "karanlık aydınlanmacılığın" ta kendisi bence.

Tgur

#22
Evrenseli işlemeye doğru yol almış ve bu hususta bilgiler vermeyi kendine düstur edinmiş kişinin reenkarnasyonu kabul etmemesini karşılık ben de onun söylediklerini hiçbir kelimesini kabul etmem,

Reenkarnasyon gerçektir ,ispat kişilerin DNA dediğimiz hücre merkezinde olan en değerli konfigürasyonun içinde mevcuttur, neredeyse sonsuz dediğimiz insan ve ona kadar oluşmuş varlıklar macerasını içinde saklar,hatta ruhun diğer kayıtlarını da , bu yüzden KH uygulaması ona yapılmış ve bilindiği gibi çok geniş kabiliyetlere sahip olan ruh zaman ve mekan deneyimine mecbur bırakılmış kısaca KH gerçeği dünya insanına dayatılmıştır,

Mevlana'nın "taştım topraktım ot oldum böcek oldum sonunda insan" gerçeği boşuna söylenmemiştir insanın metemorfozik gelişimini çok basit bir ifadeyle sergilemiştir ve ben çok kullandım, hayvandan insan formuna geçen varlığın insan olarak çeşitli kaderi sistemlerle mükemmeliyeti ancak reenkarnasyonla sağlanır,

Gelelim NATO gerçeğine yaşım biraz uzun olduğu için yakın tarihte bulundum ve NATO'ya bağlı Türk ordusunda görev yaptım yardım altında verilen malzemenin yedek parçalarını USA dan mesela arızalanan bir karbüratör iğnesinin bir marş motoru fiyatına alındığını hatırlarım yani bizzat şahit olmuşumdur dolayısıyla ortada yardıma karşılık ülkenin sömürülmesi gerçeğini gördüm,

Menderes zamanında yapılan yardımın sadece karayollarında yapılma mecburiyeti demir ve deniz yollarına bir çivi dahi çakılamayacağı kıskacı ayrı bir konudur ülkemiz senelerce bu diğer çok değerli ulaşım araçlarına hiç bakamamıştır, uzun bir zaman müddetince uyanana kadar bol miktarda  petrol harcamıştır,

Anlatılacak başka şeyler de var ancak fazla uzatmayayım dolayısıyla Bozadi kibar ve ince bir insansın yaptığın yorumlar çok yerinde Zülfü yare dokunmama konusu da dahil,ama gerçekleri gözleriyle gören ve yaşayan insanlar da var.

Sevgi sana ve herkese..

bozadi

#23
Baran Aydın bu programda, Aleksandr Dugin'in Bizans'ı tekrar kurma amaçlı 600 küsür yıllık gizli bir örgüte 2023 yılında üye yapıldığını gösteren resmi belgeyi (!) bulmuş ve ifşa ediyor:


Belgenin 2 orijinal kopyası olduğunu, bir tanesinin Dugin'de olduğunu, üstteki resimde gösterdiği diğer orijinali ise "birisinden ödünç aldığını" (!?) ve başının derde girmemesi için geri vereceğini söylüyor.

İşin en ilginç yanlarından biri şu: Bizansı yeniden kurmayı amaçlayan 600 küsür yıllık "Konstantin" diye bir tarikatın varlığına dair boşverin herhangi bir kanıtı, Baran Aydın ve benzer bir-iki yerli komplo teorisyeni dışında böyle bir tarikatın varlığını "iddia veya ima eden" bir kaynak bile yok. Türkiye'de değil, dünyada yok (en azından açık web kaynaklarında).

Bu arkadaş böylesine sansasyonel bir amaca sahip, böylesine kadim ve böylesine gizli kalmayı başarmış bir tarikatın sadece varlığını ortaya çıkarmakla kalmıyor, bu tarikatın 2023 yılında Dugin'i bünyesine katması vesilesiyle hazırladığı orijinal belgeyi de bulmuş, ekranda hışır hışır sallıyor.

Baran Aydın ayrıca Dugin'in kızının 2022'de bir terör saldırısında ölmesi hakkında şu enteresan iddiada bulunuyor:

Alıntı YapBir yakınını kaybetmesi lazım buralara üye olunması için. Yani davanın uğruna en sevdiğin kişiler olabilir, onları vermen lazım.

"Dugin Rusya merkezli 'Yeni Bizans İmparatorluğu' idealini savunuyor" dese, çok sorun değil, hatta gayet ciddiye alınabilir bir iddia olabilir ama "tarikat", "belge" ve "kurban" unsurları tamamen Baran Aydın'ın "yaratıcı hayal gücünün" ürünleri gibi göründü bana. Sen böyle süper gizli bir tarikatın varlığını ortaya çıkaracaksın, Dugin'in 2023 yılında bu tarikata üye yapılmasını gösteren orijinal belgeyi bulup ekrandan bayrak gibi sallayacaksın ve dünyanın bundan haberi olmayacak, öyle mi?! Belge tarikattan gizlice mi alındı yoksa tarikatta sağlam bir bağlantısı mı var, hiç anlatmıyo hınzır 😁

bozadi

#24


Ekşi Sözlük'ten:



bozadi

#25
"Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti" adlı kitabı da ucubeliklerle dolu bir tartışma konusu. Tıpkı 600 küsür yıllık süper gizli Konstantin Tarikatı gibi, "Atatürk'ün Gizlenen Vasiyeti" diye bir vasiyetin varlığı da feci şekilde şüpheli, hatta tamamen uydurma görünüyor. Baran Aydın insanların milliyetçi duygularını suistimal etmek için spekülatif, sansasyonel ve provokatif söylemlere çekincesizce başvurarak "piyasada" varlık/güç kazanmaya çalışıyor gibi. Bu süper gizli vasiyetin güya "ileride hilafetin tekrar kurulması ihtimaliyle/ihtiyacıyla" ilgili olması, Baran Aydın'ın iktidar tabanından bile takipçi toplamasını sağlama potansiyeline sahip muhtemelen 😁

https://www.malumatfurus.org/ataturkun-vefatindan-50-yil-sonra-acilmak-uzere-hazirladigi-gizli-vasiyet-iddiasi-ve-kose-yazarlarimiz/

Alcyone

Yorum için teşekkürler Bozadi.

Chabad hakkında bunu buldum:

Radikal Siyonist tarikat Chabad, ABD'den Ukrayna'ya taşınmayı hedefliyor; zira tarikat bu ülkeyi zaten sömürmüş durumda.
Ukrayna'da "Tepede Şehir" kurmak istiyorlar ve olası bir felakete karşı önlem olarak yerel halkı yok etmeyi planlıyorlar...
6 Mayıs 2014'te Dnipropetrovsk belediye başkan yardımcısı B. Filatov , "Yahudi Kiev" projesiyle büyük yankı uyandıracak bir duyuru yaptı:
Ülkemin ölümünü içtenlikle arzulayanlarla, onları öldürmeye neden hazır olduğumuzu gerçekten anlamayan büyüleyici Rus aptallarla, insan diyemeyeceğimiz aşağılık Rus gazetecilerle ne yapacağız?
Bütün bu kötülük ordusuyla mı?
Yarın yeni bir gün ve güneş doğacak. Ama tüm bu kötülük ne yapacak?
Yeni bir ülke kurmalıyız - "Tepedeki Şehir", Yeni Siyon. Vaat Edilmiş Topraklar. Ukraynalı oligark I. Kolomoyski, astı aracılığıyla kendisinin ve Dnepropetrovsk Chabad'ın nihai hedefini dile getirdi:
Ukrayna'da yeni bir devlet, vaat edilmiş topraklar , yeni Siyon kurmak.
Tanrı yeni bir vaat edilmiş toprak mı vaat etti? O toprak zaten mevcut - İsrail'de.
Başka bir Vaat Edilmiş Toprak olamaz, ancak Dnepropetrovsk Chabad ve Donetsk ve Lugansk'taki faşist cezalandırma operasyonunu finanse eden ve yöneten (Ukrayna güvenlik teşkilatı SBU'nun başı Nalyvaichenko değil) Kolomoyski, Ukrayna'yı bir vaat edilmiş toprak haline getirmeye çalışıyor.
Dahası, Kırım'da özerklik referandumunun yapıldığı Purim'de (16 Mart 2014; Ukrayna Chabad'ını olabildiğince hedef almak için seçilen tarih), Dnepropetrovsk Hahamı Shmuel Kaminetski şunları söyledi:
Ukraynalılarla 1000 yıldır birlikte yaşıyoruz. Ukrayna bizim toprağımız.
Bugün, binlerce yıldır Purim'de yaptığımız gibi, Ester kitabını okuyacağız. Bugünkü okuma özellikle önemli. Bugün, Ukraynalılarla ortak düşmanımız olan yeni bir Aman çok yakınımızda.
Aman'ın adı geçtiğinde, 1000 yıllık birliktelik şakası gölgede kalıyor.
Bu yeni Aman kim ?
Genel anlamda, Chabad-Lubavitch'in Ukrayna'daki yeni Siyon'unu engelleyenler Rusya ve Ruslar, daha özel olarak da Başkan Vladimir Putin'dir . Kırım'ın kaybedilmesi, Kolomoyski ve New York'taki en büyük ve en etkili Chabad topluluğunun önderliğindeki ABD'li destekçilerinin planlarına darbe vurdu.
Daha da acı verici olan ise Donetsk ve Lugansk cumhuriyetlerinin, daha sonra da tüm Güney-Doğu Ukrayna'nın ayrılması sürecidir.
Dayanıksız yeni Kudüs, inşaatçılar işe başlar başlamaz yıkılmaya başladı, çünkü yalan söylediler, ihanet ettiler, sıradan Ukraynalıları 21. yüzyılda eşi benzeri görülmemiş bir zulümle kurban ettiler ve bu durum birçok insanı şok etti.
Yeni Hazarya'nın kurucuları, Rusya ve Ruslara, Putin ve ekibine karşı tüm nefretlerini kustular ve yeni Rusya Devlet Başkanı'nı Aman olarak adlandırarak, onun vatanseverliğini ve Kolomoyski ile Ukrayna'daki Chabad'ın planlarındaki büyük tehlikeyi anladığını vurguladılar. Ancak Kolomoyski'nin Kiev devriminin kök nedenlerini kavramak için daha da önemlisi, Kaminetski'nin Ukrayna topraklarındaki bin yıllık ortak tarihe atıfta bulunmasıdır. Haham, Kiev Rus'unun ve halkının tarihini bilmiyor . O, Hazar İmparatorluğu'ndan bahsediyor.
Dokuzuncu yüzyılda Hazarlar, Astrahan ve Hazar Denizi'nden Dinyeper'e kadar uzanan, Kırım'ı da kapsayan geniş bir alanı işgal etmişlerdir; kuzeyde ise Białowieża Ormanı'nın (bugünkü Polonya-Belarus sınır bölgesi) adını aldığı Beyaz Kule karakolu bulunmaktadır.

Hazar Yahudileri, Hazarya'nın yenilgisinden sonra 10. yüzyılda Beyaz Kule bölgesine kaçtılar. Ve şimdi Hazarların yeniden canlanmasından bahsediyoruz; merkezleri Dnepropetrovsk'a ve görünüşe göre "tepedeki şehir"e - yeni Kudüs'e - katkıda bulunan Ukrayna'ya kaymış durumda. Bu, Chabad-Lubavitch'in New York'tan Dnepropetrovsk'a taşınacağı anlamına gelir ki bu da tarihin doğal akışını ihlal eder; çünkü üçüncü tapınağın, dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler tarafından büyük bir heyecanla beklenen kralın tahtı için Kudüs'te, İsrail Devleti'nde yeniden inşa edilmesi gerekmektedir.
Ancak Lubavitch mensuplarının tarihsel bakış açısına dair kendi görüşleri vardır; zira 1994 yılında New York'ta vefat eden Chabad-Lubavitch'in son Rebbesi Menachem Mendel Schneerson, ölülerden dirilecek olan Mesih olarak kabul edilmektedir.
Dnepropetrovsk'ta, Chabad "Menora" merkezinde, Schneersona'nın tahtına oturması için bir tapınak inşa edildi; bu merkez, bu türden Avrupa'nın en büyük kompleksidir.
Bu nedenle, Lubavitcherler artık Mesih'in İsrail'de değil, Ukrayna topraklarında, Hazarya'yı yeniden yaratarak, yeni bir tarihi vatan kurmayı bekliyorlar; çünkü İsrail'i hatırlamıyorlar ve görünüşe göre gerçek Vaat Edilmiş Topraklarla hiçbir ilgileri olsun istemiyorlar.
Rus Doğa Bilimleri Akademisi üyesi L.N. Gumilev, dikkat çekici eseri "Zigzag Tarih"te Ukrayna'daki mevcut olayları çok doğru bir şekilde öngörüyor.

9. yüzyıldaki Hazar darbesinin başlangıcında, Hagan'ın (prens, kral) ikinci adamı, Yahudiliğe geçen Dağıstanlı savaş ağası Bulan'ın oğlu Obadiah adlı bir Yahudiydi.
Gumilev, daha sonra gerçekleşen darbeyi şu şekilde anlattı:
Darbe girişiminin nedenleri dini olmaktan çok siyasiydi, ancak gerçeği gizlemek için kurguyla örtülmüştü.
Aynı durum Ukrayna'da da gözlemleniyor: 22 Şubat 2014'teki Maidan zaferi, Cumhurbaşkanı Yanukoviç ve onun yozlaşmış çetesine karşı halkın öfkesini şekillendirenlerin işine yaradı.
Maidan savunucularının kanını dökerken Ukrayna halkını isyana, polise ve "Berkut" Özel Kuvvetlerine karşı harekete geçmeye çağıranların hepsi, fetih hakkıyla iktidara geldiler.
Hepsi Chabad Lubavitch'e mensup ve bu nedenle ABD ve AB'de büyük destek görüyorlar. Chabad, Ukrayna'daki devrimi kazandı, ancak amacı yeni hükümetin derinliklerinde gizliydi. Sadece Kırım'daki yıldırım operasyonu sayesinde Ukrayna halkının kaderini önemseyenler için bu durum netleşti.
Amaç, Schneerson'un tahtta olduğu bir Hazarya'yı Ukrayna'da yeniden yaratmaktır.
Obadiah zekiydi ve Yahudi diasporasıyla bağlantıları vardı.
" İsrail'in bilge adamları " için Hazar'a "gümüş ve altın" esirgemedi. Siyasi çalkantılar para ve örgütlenme gerektirir.

Obadiah hangi çevrelerle iletişim kuracağını biliyordu. Darbe, Hazarlara veya Hazar Yahudilerine değil, davet edilen Yahudilere ve dünya çapındaki Yahudiliğe fayda sağladı. Darbeyi organize edenler onlardı ve temel ilkeye sadık kaldılar: tüm kamu görevleri Yahudilerin elinde olmalı.
Obadiah, Arapçada malik (kral) anlamına gelen Bey unvanını aldı ; yani, gözaltında tutulan ve yılda bir kez halkın önüne çıkarılan nominal Han'ın (Kağan) hükümetinin başına geçti.
Şüphesiz ki Kolomoysky, Kiev hükümetini yönetirken ve onları Chabad'ın, özellikle de Obama yönetimi üzerinde büyük etkisi olan New York kanadının emirlerine uymaya zorlarken, yeni Hazar kralı unvanını sahipleniyor.
Turchynov, Yatsenyuk, Avakov ve Nalyvaichenko, Kolomoysky için sadece kolektif bir "nominal Kağan" oluşturuyor; Kolomoysky ise rolleri dağıtıyor ve temsilcilerini kamu görevlerine atıyor. Chabad Lubavitch'in parası ve siyasi etkisi, Maidan devrimine ve ABD'nin çöküşünden sonra ve Ortadoğu'daki yaklaşan savaştan önce, zengin Yahudiler için Ukrayna'nın dönüştürülmesinin planlanmasına, yerleşmek için beklenen yeni bir Hazarya'ya yardımcı oldu.

Ancak sıradan Yahudi toplulukları (Chabad dışındakiler), uluslararası politikanın bu komşu canavarıyla kaybediyor, çünkü işleri kaçınılmaz olarak IMF ve ECB'nin Ukrayna ekonomisindeki etki dağılımını yeniden düzenlemeyi amaçlayan "profesyonel" eylemleri nedeniyle kötüye gidecek.

Chabad'ın uzun süredir üyesi olan oligarklar, devrime para ve nüfuz yatırdıkları için bundan fayda görecekler.
820'lerde, küçük bir toprak kaybıyla yeni bir Hazar düzeni zafer kazandı. Hristiyan Ortodoks bir varlık olan Kırım Gotya, Hazarlardan ayrılarak Bizans İmparatorluğu'na katıldı.
Kırım'ın Rusya'ya yakın zamanda katılması, yarımadanın Ukrayna'daki ve tüm Ukrayna halkı üzerindeki muazzam etkisinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Kırım, Karadeniz bölgesi ve Orta Doğu'da jeostratejik açıdan en önemli bölgedir.

Washington ve Dnepropetrovsk'taki neo-Hazar örgütleyicileri bunu çok iyi biliyor, ancak Putin daha hızlı davrandı ve Kolomoyski cuntasının ve Chabad patronlarının hiçbir şansını bırakmadı. Hem Ukrayna hem de ABD Kırım'ın kaybını kabul etmek zorunda kaldı, ancak iki "bağımsızlık" ideolojisi arasında gergin bir çatışma yaşandı.

Rusya ve Ruslara karşı tutum, on milyonlarca Ukraynalı için bir sınav haline geldi.
Kendilerini Rus olarak görenler, Kiev cuntasının amacını kavradılar ve ona karşı birleştiler. Kendilerini Rusya'dan ve Ruslardan nefret eden "sıradan" Ukraynalılar olarak görenler ise, kendi çıkarlarına aykırı olarak cuntanın faşizmini savundular ve Hazarya'nın yeniden canlanmasına razı olan rehineler olarak kaldılar.
Bu çatışmadan bir iç savaş çıktı.

Obadiah'ın darbesi, Türk hanedanlığıyla iyi geçinen Hazar Hanlığı'ndaki tüm etnik grupların aşiret aristokrasisini hedef aldı.
Macarların isyancı tarafta, paralı Peçeneklerin ise Yahudi tarafında savaştığı bir iç savaş patlak verdi. Babil Talmud'una göre, bir Yahudiye zarar veren gayrimüslim, Tanrı'ya zarar vermiş sayılır ve bu da ölüm cezasını hak eder; bu nedenle savaş acımasızdı. Antik çağda düşman tarafındaki herkesin yok edilmesi kuraldı. Obadiah da buna uydu.

Kiev cuntası, Batı Ukrayna bölgelerinden askeri birlikler ve Dnepropetrovsk'tan bir taarruz tugayı Güneydoğu Ukrayna'ya gönderdi.
Ukraynalılara ateş açma emri verildiğinde birliklere güvenmeyen Kolomoyski, arka cepheye Chabad üyesi Yarosh'un sağ sektör haydutlarını ve kendi taarruz birliklerini yerleştirdi; her iki birlik de hatırı sayılır miktarda para karşılığında kiralanmıştı.

Tüm bu cezalandırıcı askeri harekat Kolomoyski tarafından değil, Ukraynalılarla kendi paralarıyla savaşan Yatsenyuk'un astı tarafından finanse edildi.

Bu tür bir ihanet, Ukrayna vatandaşlarının tek bir şey istemesine rağmen, yani ulusal karşıtı cuntadan, Chabad oligarklarının diktalarından, para için yaşlıları, gençleri, kadınları ve çocukları öldüren sarhoş devrimcilerden özgürlük istemelerine rağmen, ifade özgürlüğünü katı bir şekilde bastıran Chabad ruhuna özgüdür.
Çabad'ın nefret propagandasıyla beslenen bu kana susamış insanlık dışı yaratıklar, 2 Mayıs'ta Odessa'da korkunç bir trajediye yol açtı.
Odessa'daki Sendikalar Evi'nde yüzden fazla kişi diri diri yakıldı ve kurşuna dizildi. Soğukkanlı haydutlar kurbanların başına napalm döküp ateşe verdiler ve ardından koridorlarda koşan canlı meşaleleri filme aldılar - Kolomoyski faşizminin son sözü.
Bundan sonra Ukrayna sonsuza dek değişti.
O andan itibaren, cellatların sevincini paylaşanlar artık özgür bir ülkenin vatandaşı değil, Chabad'ın kölesi olmuşlardır.
Başlangıcı ve sonu kesin olarak belirlenemeyen bu savaştan sonra Hazarya görünümünü değiştirdi.
Bütünleşik bir sistemden, yabancı kan ve dine sahip yönetici sınıfın egemenliği altındaki doğal olmayan, biçimsiz bir tebaa yığınına dönüştü. Bu feodalizm değil, çünkü etno-sosyal bir kimeranın sınıflandırılması mümkün değil. Nitekim, 2 Mayıs 2014'ten sonra Ukrayna, Kiev'deki halk karşıtı hükümet altında bile olsa, önceki devlet yapısını kaybetti. Chabad, Odessa soykırımını kendi sunağına getirdi , tıpkı 9 Mayıs 2014'te Zafer Günü'nü kutlayan sivillere ateş etmeyi reddettikleri için Mariupol polis memurlarının öldürülmesi gibi.
Sonunda "Ukrayna" adı ve Ukrayna kültürü yok edildi ve "Nenko" nüfusunun zorla Ukraynalılaştırılmasından doğan korkunç faşizmin sembolü haline geldi.
Donetsk ve Lugansk'ın bağımsızlığına ilişkin referandumların sonuçlarının birçok analisti şaşırtmasının ardından, ayrılıkçı federasyonun (Novorossiya, Yeni Rusya) milislerinin Kolomoyski fırtına birliklerini tamamen yok etmeye başlaması hiç de şaşırtıcı değil.
Ukrayna'da milyonlarca vatandaşın desteklediği özgürlük mücadelesi, artık Donbass sınırlarının ötesine, batıya, Kiev'e doğru yayılacak. Bunu fark eden Kolomoyski, Ukrayna'nın stratejik petrol rezervlerini pompalamaya ve AB'ye satmaya başladı.
IMF kredisinin ilk dilimi Rus doğalgazını ödemek için kullanılmadı (Kiev cuntasının Rus düşmanı söylemlerine göre bu imkansızdı), bunun yerine Dinyepropetrovsk Chabad'ın üst kademesi ve Ukraynalı oligarklar arasında paylaştırıldı.
Şekilsiz Ukrayna çöküyor, kaderini Yeni Rusya'nın ve onun sadık destekçilerinin ve savunucularının ellerine bırakıyor.
Böylece, Ukrayna'da Hazarya'yı yeniden canlandırma girişimleri tamamen başarısız oldu. Eski hayata dönüşün mümkün olmayacağı açıkça ortaya çıktı. Kiev cuntası, Yanukoviç gibi Batı'ya kaçmadan önce titriyor.
Kiev'deki Chabad Yahudileri, Kolomoyski cuntasını korumak için değil, çıkış koridorları oluşturmak ve birikimlerini ihraç etmek için zaman kazanmak amacıyla öz savunma birlikleri kuruyorlar.
Faşist haydutlar, bağımsız Donbass'a karşı cezalandırma kampanyasına devam ediyor, Kiev askerlerini arkadan vuruyor ve yaralıları öldürüyor, ancak bu öfke bir hafta öncesine göre o kadar tehlikeli değil.

Geri dönüş yolu açıldı ve özgür cumhuriyetlerin milisleri, Yeni Rusya'nın özgür halkının faşist hainlerinin ve zalimlerinin yuvasını nihayet yok etmek için haklı olarak Kiev ve Dnepropetrovsk'a yürüyüş planlıyor. Odessa kurbanlarının hatırası, milis alaylarının Donbass sınırlarında durmasına izin vermeyecek, aksine onları "asla unutmayan, asla affetmeyen"lerin giderek artan bir sayısıyla birlikte ileriye taşıyacak.
Chabad'ın ve Kolomoyski'nin düşüşü yaklaşıyor. Peki sonra ne olacak?
Dnepropetrovsk ve Kiev faşizmine karşı galip gelenler hangi koşullar altında yeni bir devlet kuracaklar? Bu temel soru bugün çözülmeli, aksi takdirde bir rejim diğeriyle değiştirilecektir.
Novorossiya ekonomisi neye dayanmalıdır?
Ülkenin muazzam ulusal varlıklarının, topraklarının ve doğal kaynaklarının asıl sahibi kim olacak?
Dolayısıyla, mülkiyet ve emek kolektivizasyonu açısından batı bölgelerinin doğu bölgelerinden önemli ölçüde farklılık gösterdiğini dikkate almak gerekir.
Bu nedenle, stratejik işletmelerin halkın, yani devletin mülkiyeti haline gelmesi ilkesini geliştirmek gereklidir. Toprak mülkiyeti, aracı olmayan, inşaat ve tarımda efendi olmak isteyenlere kalıcı olarak devredilir.

Doğal kaynaklar özel ellere, yabancı imtiyazlara veya kartellere devredilemez, ulusal varlık olmalıdır.

Siyasi sistem değiştirilmelidir:
Parti listelerinden, ilçe, şehir ve bölgelerdeki seçimlere, Yeni Rusya nüfusunun tüm kesimlerini temsil eden organ olan Yüksek Konsey'e kadar.
Bu ve daha birçok sorunun derhal ele alınması gerekiyor ki, tüm Ukrayna ulusu Yeni Rusya'nın nihai hedeflerini anlasın. Hazar karşıtı halk devriminin lideri bu hedefleri ilan etmelidir!
İpatyev K.F. (emekli GRU Binbaşı)
Orijinal: https://politikus.info/articles/20077-habad-pytaetsya-vystroit-novuyu-hazariyu-na-ukraine.html

Ümran

K lar, Türkiye'nin etkili bir firlatma sistemi olmadığını söyledi. Ama bir çok fırlatma sistemi geliştirildiği ve bazılarının da test aşamasında olduğu haberlerde bildiriliyor. Bu tr haberleri yalan mı o zaman?

gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: Ümran - 22 Mart 2026, 13:48:57 K lar, Türkiye'nin etkili bir firlatma sistemi olmadığını söyledi. Ama bir çok fırlatma sistemi geliştirildiği ve bazılarının da test aşamasında olduğu haberlerde bildiriliyor. Bu tr haberleri yalan mı o zaman?

Etkiliden kasıt tam olarak ne bilmiyoruz. Binlerce kilometre gidebilen ve kıtalararası balistik füze denen sistemler var. Eğer kastedilen bunlarsa ki bence öyle zaten şu an için böyle bir iddiada değil Türkiye. Sanırım ki uzak değiller ama yaklaşsalar da basın servis edilmez. Mevcut füzelerin bile net menzili söylenmiyor.

bozadi

#29
Alıntı yapılan: Ümran - 22 Mart 2026, 13:48:57 K lar, Türkiye'nin etkili bir firlatma sistemi olmadığını söyledi. Ama bir çok fırlatma sistemi geliştirildiği ve bazılarının da test aşamasında olduğu haberlerde bildiriliyor.
Celsede "fırlatma sistemi" derken, bu ifadeden hemen önce geçen "nükleer" terimiyle birlikte düşünmek gerekir bunu. Türkiye kendi füzelerini geliştiriyor ama bunlar "konvansiyonel" (yani "nükleer olmayan") füzeler. YZ (yapay zeka) araçları yardımıyla edindiğim bilgiler:

Türkiye NPT (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması) imzacısı, yani nükleer silah/füze geliştirmeyeceğine söz vermiş ülkelerden biri.

Türkiye kendi (konvansiyonel) füzelerini ve bunların fırlatıcılarını geliştiriyor ve mevcut fırlatıcılar teorik olarak nükleer füzeleri fırlatmak için de kullanılabilir ama yine de bunun için bazı ayarlamalar, adaptasyonlar ve testler gerekiyor. Türkiye'nin kendi nükleer füzeleri olmadığı ve geliştirmeye yetkisi de olmadığı için, bu tür füzeler için fırlatıcılar geliştirmesi, adapte etmesi ve test etmesi de mümkün değil teorik olarak.


Alıntı yapılan: Ümran - 22 Mart 2026, 13:48:57 Bu tr haberleri yalan mı o zaman?
Sevgili Ümran, celsede Türkiye ile ilgili verilen bilginin/haberin yalan olmasını "arzu" ediyormuşsun gibi bir hisse kapıldım nedense. Kasyopya celselerinin çoğunu henüz okumadığını söylemiştin daha önce. Seni sevindirebilecek bir bilgi vereyim, ileri celselerin birinde K'lar, celselerdeki bilgilerin doğruluk oranının %70 civarında olduğunu, yani yaklaşık %30'luk bir sapma olduğunu söylemişti. Takip eden yıllarda yayınlanan celselerle bu oran arttı mı, azaldı mı bilmiyorum. K'lar kendilerinin yanlış bilgi vermediğini, bu sapmaların alıcı ekipteki önyargı ve negatif varlıkların psişik müdahaleleri gibi nedenlerle meydana geldiğini söylüyor veya ima ediyor anladığım kadarıyla. Sonuçta, K'ların açıklamasını doğru kabul edecek olursak, celselerdeki bilgilerin neredeyse 3'te 1'lik kısmının yanlış olduğunu varsayabiliriz. O yanlış bilgi veya açıklamaların hangileri olduğunu tek tek bilmiyoruz ama K'lar bu konuda bir ipucu olarak, sapmış bilgilerin çoğunlukla "korkutma taktikleri ve kehanetler" ile ilgili olduğunu söylemişti sanırım.

Bu arada, sevgili Ümran, daha önce celselerde reenkarnasyon hakkında neler söylendiğini sormuştun ve bu konuda bazı açıklamalar sunmuştuk, ayrıca ben senin bu konudaki görüşünün ne olduğunu sormuştum ve gtp arkadaşımız da senden bir ricada bulunmuştu (ilgilendiğin, beğendiğin kaynaklar, foruma nasıl rastladığın vs) ama senden yanıt alamadık. Daha önce sorduğun soruya verilen cevapları ve sana sorulan soruları gördün mü?